MİSYONERLERİN SİNSİ OYUNLARI
Bütün İslam ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde
de “misyonerlik” faaliyetleri son zamanlarda
yoğun bir şekilde sürmektedir. Büyük
şehirlerimizde apartman dairelerini “gizli
klise” lere dönüştürme planları işin vehametini
göstermiştir. Çok şükür ki, Devletimiz, bu gayri
meşru “gizli kilise” faaliyetine el koyup, yakın
takibe aldı.
Bu faaliyet esnasında, memleketimizde ve diğer
Müslüman ülkelerde her türlü melanet işlenmekte;
cahil insanları tuzaklarına düşürebilmek için
akıl almaz vaatlerde bulunmaktadırlar. Türk
devletlerinde, Komünizm zulmü sebebiyle
İslamiyetten uzaklaştırılmış sadece “Müslüman”
olduğunu bilen, dinle ilgili hiçbir şey
bilmeyen, geçim sıkıntısı ile kıvranan binlerce
insan 40-50 dolar maaşla Hıristiyan
yapılmaktadır.
Tarih boyunca doğru şeyler kendiliğinden, meşru
bir şekilde, bozuk inançlar ise gizlilik içinde
çeşitli örgütler tarafından cahil, çaresiz
insanlar aldatılarak, istismar edilerek
yayılmıştır.
Müslümanlar hiçbir zaman, hiçbir kimseyi, hiçbir
milleti dolaylı veya doğrudan Müslüman olmaya
zorlamamışlardır. İslamiyeti anlatmışlar,
kendileri de İslamiyeti yaşayarak örnek
olmuşlar, insanları inançlarında serbest
bırakmışlardır. Çünkü, dinimizde zorlama,
aldatma yoktur.
Hıristiyanlar ise tam tersine, önce savaşla,
zorla, zulüm ile hile ile sinsice bozuk
inançlarını yaymaya çalışmışlardır. Bu sebeple
Haçlı Seferleri tertip edildi. Asırlarca süren
kanlı savaşlar oldu. Bu savaşlarda
Hıristiyanlar, gayelerine erişemedikleri gibi
Müslümanların ilerlemesine de mâni olamadılar.
Kaba kuvvetle bir yere varamayacaklarını anlayan
Batı, bu yolla Hıristiyanlaştıramayacağını
anlayınca taktik değiştirdi. Papa ve Hıristiyan
hükümdârlar bu işi barış yoluyla ve tatlılıkla,
aldatarak, kandırarak sinsice yapmağa karar
verdiler. İşte, bugünkü Hıristiyan
misyonerliğinin kökü bu düşünceden
kaynaklanıyor.
Misyonerler gayelerine erişmek için her türlü
vasıtayı mubah gören bir zihniyete sâhiptirler.
Bu yüzden, Afrika ve Asya milletlerini yıllar
boyunca sömüren müstemlekecilerin ve
emperyalistlerin en büyük yardımcıları
Hıristiyan papazları olmuştur. Yerli halkı kendi
dinlerine sokabilmek için, kanlı ve vahşi
müstevlî ordularından meded ummuşlar ve bu
uğurda en gayri insânî usullere başvurmaktan
çekinmemişlerdir.
Misyonerler, girdikleri memlekette sadece kendi
dinlerini yaymakla meşgul olmadılar. Çünkü
biliyorlar ki, mahallî kültürleri yıkmadıkça,
hiçbir yerli, Hıristiyanlığı kabul etmez. Onun
için misyonerler evvelâ oradaki milleti meydana
getiren maddî ve manevî kıymetler manzumesini
soysuzlaştırmakla işe başlarlar.
Tahrip ettikleri millî duyguların enkazı üzerine
kendi inançlarının binasını yükselteceklerini
düşündüler. Ellerinde bütün imkânlarını bu yolda
kullandılar. Ayrıca, milletleri sömürerek,
politik ve ticârî hayatlarına hâkim olma yoluna
girdiler.
İngiliz misyonerlerinden birisine ihtiyar bir
Afrikalının verdiği şu cevap bu durumu çok açık
ifâde etmektedir: “Siz buraya geldiğinizde bizim
toprağımız vardı. Şimdi sizin toprağınız, bizim
de “Kutsal kitab”ımız var!”
Maalesef yıllardır yapılan zehirli
propagandalar, vaadler sebebiyle Afrika’da, son
zamanlarda da Türk devletlerinde Hıristiyanlık
hızla yayılmaktadır. İslamiyet için canını bile
vermekten çekinmeyen şehidlerin, âlimlerin,
evliyaların çocukları artık boyunlarında
–bazıları süs için de olsa- haç taşımaktadırlar.
Bizim çocuklarımız, halkımız böyle olmaz
demeyelim; onların babalarının, çocuklarının bu
hale düşecekleri hiç akıllarına gelir mi idi?
Gün bugündür; geç kalmadan gereken tedbirleri
hemen almak zorundayız. Bunun için, dinimizi
iyice öğrenmek, yaşamak ve gençlerimize onların
anlayacağı lisan ile öğretmek mecburiyetindeyiz.
Hiçbir kap boş kalmaz. Biz doldurmazsak birileri
muhakkak doldurur!
|