“BİZ HIRİSTAYAN OLDUK
HABERİNİZ OLSUN!”
Almanya’dan yaşlı bir teyze aramıştı. Ağlamaktan
konuşamıyordu. Kendine gelmesi için telefonda
bekledim. Biraz rahatladıktan sonra anlatmaya
başladı. Evladım yirmi senedir, Almanya’dayız.
Karı-koca gece gündüz çalışarak çocuklarımızın
iyi bir öğrenim görmesini sağladık. Oğlum 27,
kızım 25 yaşında okullarını bitirdiler. İşe
başladılar. Keyfimize diyecek yoktu artık. Yirmi
sene çok sıkıntı çekmiştik fakat sonunda
çocuklarımızın geleceğini sağlama almıştık.
Mutluyduk.
Fakat bu mutluluğumuz uzun sürmedi, ancak bir
sene sürdü. Bir haftadır gözümü kırpmadım, iki
gözüm iki çeşme, durmadan ağlıyorum. Çünkü,
geçen hafta işten dönen çocuklarım, “Biz
Hıristyan olduk” haberiniz olsun dediler. Biz
şiddetli tepki gösterince de evi terk ettiler.
Şimdi misyonerlerin kaldığı bir evde kalıyorlar.
Bu olay bizi yıktı. Ne olur bize yardımcı ol,
çocuklarımı nasıl dinimize döndürebilirim?”
Bir kaç ay sonra Türkiye’ye geldiklerinde
ziyaretime de geldiler. Uzun uzun konuştuk.
Kendilerine sordum, “Bu güne kadar
çocuklarınıza, dinimizi hiç anlattınız mı ve
dinimizi anlatan kitap okuttunuz mu?” Şöyle
cevap verdiler: “ Biz kafaları karışmasın diye,
hiç dinden bahsetmedik, dersleri aksamasın bir
an önce okullarını bitirip iyi bir işleri olsun
düşündük!”
Bu olay zannetmeyin ki tek, başka yok.
Almanya’da yaşayan Türkler arasında buna benzer
yüzlerle olay var. Şu cehalete bakın. Neymiş
efendim, kafaları karışırmış, şimdiye kadar
İslamiyet kimin kafasını karıştırmış, İslamiyeti
yaşadığı için kim okuyamamış. Aksine bu
yaşlarda, Kur’an-ı kerimi ve din bilgilerini
öğretmek çocuğun zihnini açar, hafızasını
kuvvetlendirir. Üstelik bu çocukların babaları
öğretmen. Eğitim psikolojisi okumuş bir kimse.
Çocuğumuza bu yaşlarda, kendi kültürümüzü,
dinimizi öğretmediğimiz zaman bir daha
öğretemeyeceğimizi nasıl bilmez! Akılları
karışmasın diye diye gençleri bu hale getirdik.
Kendilerine dedim, çocuklarınız müslüman iken
Hıristiyan olmuş değiller. Zaten onlar Müslüman
değillerdi. Çünkü, akıl baliğ olmuş bir gençler,
dinimizin bildirdiği zaruri temel iman, itikat
bilgilerini bilmezlerse, bu şekilde inanmazlarsa
Müslüman olamazlar, mürted olurlar.
Zaten İslamiyeti bilen kimse din değiştirmez.
Bugüne kadar, Müslüman iken Hıristiyan olan
görülmemiştir. Dinsiz iken Hıristiyan olan
olmuştur fakat, Müslüman iken Hıristiyan olana
İslam tarihinde hiç rastlanmamıştır.
Almanya’dan söz açılınca aklıma geldi. Bir
gazetemiz çok güzel bir bayram ilavesi verdi
Almanya’da. Bu konulara onlar da değinmişler.
Almanya’daki üçüncü kuşak gençlerimizin hali
şöyle anlatılıyordu bu ilavede:
“Hem de Ramazan ayında özellikle hafta
sonlarında erkek ve kızlardan oluşan beş bin
Türk genci, Almanya'da Türklerin yoğun olarak
yaşadığı bir şehir kulübünde kucak kucağa
yarıçıplak vaziyette sabahlara kadar dans edip
eğleniyorlar. İçkinin su gibi tüketildiği,
çılgınca dans edilen diskotek sadece Türk
gençlerinin devam ettiği bir yer.. Bunu
öğrenince "başkalarının bizi asimile etmesine
lüzum yok ki. Biz kendi kendimizi eritiyoruz.
Hem de 'bira kültürü' içinde. Bazıları da,
sahurda eğlencelerini keserek oruca niyet
ediyorlar.
Bazıları bunda ne var, bak oruç tutan da var
diyebilir. Kazın ayağı öyle değil. Bu zamanla
anlaşılacak ama, artık iş işten geçmiş, atı alan
Üsküdar'ı geçmiş olacak. Belki bu durumu,
genelleştirmek yanlış olabilir. Ancak gözle
görülemeyen virüs vücuda girdiğinde milyarlarca
hatta trilyonlarca sağlam hücre ona karşı
koyamıyor. Bir ay, bir sene veya on senede
kocaman vücudu eritip tüketiyor. Tıpkı sepetteki
çürük bir elmanın diğerlerini de çürüttüğü
gibi.”
Almanya böyle de, Türkiye sütten çıkmış ak kaşık
mı ?
|