İZZETBEGOVİÇ’İN DİN
ANLAYIŞI
Vefatının ardından Aliya İzzetbegoviç için
günlerce yazıldı. “Kör ölünce badem gözlü olur”
ata sözünün ne kadar doğru, isabetli olduğuna
bir kere daha şahit oldum. Ayrıca Ehli sünnetin
ne kadar garip kaldığını gördüm. Herkes
Begoviç’i övme yarışına girdi. Reformistlerin,
yenilikçilerin övmelerini anlıyorum. Tabii ki
kendi görüşlerinde, düşüncelerinde olan
Begoviç’i övecekler. İşin garibi dinde reforma
karşı olan kimseler de bu yarışa katıldı. Bu
adam kimdi, neler yaptı, neler yapmak istedi?
Sorularının cevabı araştırılmadan yazıldı,
çizildi...
Haydi size göre bazı övülecek tarafları vardı
diyelim; “Ancak..” kelimesi ile başlayıp,
Begoviç’in, reformist fikirlerine, dinin akla,
zamana göre yorumlanması düşüncelerine
katılmıyorum, denilemez miydi? Önce, “Merd-i
kıpti... “ deyimini hatırlatarak hayranları
Aliya İzzetbegoviç için ne demişler ona bir
bakalım:
“Begoviç, Muhammed İkbal hayranıydı. Pakistan
İslam Cumhuriyeti'nin kurulması genç Begoviç'i
çok heyecanlandırmıştı; bu önemli hadiseden
sonra Mevdudi'nin kitaplarıyla tanışmış, ondan
çok etkilenmişti. Begoviç'i derinden etkileyen
bir başka isim Muhammed Hamidullah'tır.”
Begoviç, yukarıda ismi geçen, çok etkilendiği
reforcular gibi kendi aklına göre bir İslamı
savunuyordu. Bunun için İslamın zamanımıza göre
yeniden yorumlanması, reforma tabi tutulmasında
örnek alınacak kitaplar, şahsiyetler arasında
Begoviç’in kitapları da bulunuyor. Yandaşlarının
bununla ilgili tespitleri:
“Aliya İzzetbegoviç’in ‘Doğu-Batı Arasında
İslam’ adlı eseri , Muhammed İkbal’in İslam
Düşüncesinin Yeniden İnşaası, Mevdudi’nin, Ali
Şeriati’nin bütün eserleri bu bağlamda
anılabilir.”
“İzzetbegoviç, ‘Doğu ile Batı Arasındaki İslam’
isimli kitabında, kendine mahsus düşünceler
ortaya atan ve İslam düşüncesini çağdaş döneme
taşıyan bir ‘feylesof’ tur. Örneğin, İslam ile
demokrasinin bağdaşabilirliğinin en önemli ip
uçları o kitapta mevcuttur. İslam pratiği ile
Anglo-Sakson düşünce kalıbı arasındaki çarpıcı
benzerlikler, sadece o kitapta ortaya
konmuştur.”
“İzzetbegoviç’in İslam düşüncesine katkısı ile
Prof. Fazlurrahman’ın düşünceleri arasında
önemli yakınlıklar bulunuyor.” “Pakistanlı
Muhammed İkbal Doğu İslamının, İzzetbegoviç Batı
İslamının simgesidir"
"Begoviç, Batı ile Doğu dünyalarının kesişme
çizgisinde yaşayan ve her ikisine de aidiyet
hisseden, Müslüman bir entelektüeldi,
filozoftu... "Doğu ile Batı Arasında İslam" onun
temel konusuydu. Eserlerinde Kuran, İncil ve
Tevrat'tan ayetler, Aristo, İbn Rüşd, Milton,
Marcel Proust ve totalitarizmin büyük
eleştirmeni George Orwell'e kadar çok zengin
kaynaklar görürsünüz.”
Bozacının şahidi şıracıdır, derler ya. Bütün bu
övgülerden sonra, Begoviç’in nasıl biri olduğu
anlaşıldı herhalde. Burada dikkatinizi bir
hususa çekmek istiyorum. Begoviç’in hayranlık
duyduğu, rehber edindiği Fazlurrahman, Muhammed
İkbal, Mevdudi, Hamidullah gibi kimseler;
Batı’nın yetiştirdiği dolayısıyla, Batılı gibi
düşünen, İslama müsteşrik gözü ile bakan,
Batı’nın yönlendirdiği dolayısıyla onların
menfaatleri doğrusunda çalışan reformcu
kimselerdir. Begoviç de bu ekiptendi.
Batı, bu tür adamları önce meşhur eder,
kahramanlaştırır. Sonra da sinsi emellerine
ulaşmada bunları vasıta yapar. Maksatları,
İslamda yenilik, Modernlik adı altında dini
bozmak ve siyasi amaçlarına bunları alet etmek.
Ayrıca, Bosna- Hersek’te 250 bin Müslüman
katledildi. Şimdi Müslümanlar Bosna’da
öncekinden daha iyi bir durumda mıdırlar? Ne
gezer. Hem 250 bin kişi gitti, hem de önceki
ağırlığı kalmadı. O zaman bu nasıl kahramanlık,
nasıl “Bilge Krallık!”
|