VIII. Bölüm
DİNLERARASI DİYALOG ZEMİNİNİN OLUŞTURULMASI
DİNDE REFORM
Dinlerarası diyalog ve Dinlerin birleştirilmesi
fikri hemen oluşmadı. İki asırlık aşamalı
faaliyetler sonucunda ancak gelinebildi. Önce
alimler ve temel fıkıh kitapları devre dışı
bırakıldı. Arkasından dinde reform faaliyetleri
yapıldı. Bunun için İslam aleminde ısrarla şu
görüş öne sürüldü: “İslamiyet çağın şartlarına
artık uymamaktadır. Zamanımıza göre, dînimizde
de yenilikler, değişiklikler yapılmalıdır..”
Reformcular, “reform” kelimesine karşı halkta
bir tepki oluştuğunu bildikleri için bu kelimeyi
ağızlarına almıyorlar. Yeri geldiğinde, “Biz
reforma karşıyız, İslamiyetin reforma ihtiyacı
yoktur. Biz dini aslına döndürmek istiyoruz”
diyorlar. Fakat yaptıkları, savundukları dinde
reformun ta kendisidir. Reform kelimesinin
yerine, modernlik, modernize, Müslümanlara yeni
elbise, çağa göre.. gibi kelimeler
kullanıyorlar. Maksatları, refom demeden reformu
yerleştirmek.
Bu, açıkca ifade edilmese de dolaylı olarak
İslamiyette Reform yapılmasını istemektir.
Reform bozulmuş dini yenileme, eski haline
getirme demektir. İslamiyet, Hıristiyanlık gibi
bozulmadı ki reform yapılarak eski haline
getirilsin!..
Müslümanlarda, birkaç yüz seneden beri bir
duraklama, hatta gerileme olduğu meydandadır. Bu
gerilemeyi bakarak, islâmiyetin bozulduğunu
söylemek, çok haksız ve pek yanlıştır. Geri
kalmanın sebebi, Müslümanların dine
sarılmamaları, dinin emirlerini yerine
getirmekte gevşek davranmalarıdır. İslâm dinine,
başka dinlerde olduğu gibi, hurâfeler
karışmamıştır. Cahillerin yanlış inanışları ve
konuşmaları olabilir. Fakat bunlar, islâmın
temel kitaplarında bildirilenleri değiştirmez.
Bu temel kitaplar, Resûlullahın sözlerini ve
Eshâb-ı kirâmdan gelen haberleri
bildirmektedirler. Hepsi, büyük âlimler
tarafından yazılmışlardır. Bütün islâm
âlimlerince sözbirliği ile beğenilmiştir.
Asırlar boyunca, hiçbirinde hiçbir değişiklik
olmamıştır. Cahillerin sözlerinin ve
kitaplarının ve dergilerinin hatalı olması,
islâm dininin temel kitaplarına kusur ve leke
kondurmaya sebep olamaz.
Dinin emir ve yasaklarını, her asrın modasına,
gidişine göre değiştirmeye kalkışmak, mesela,
namazı üç vakte indirmek, ibadetin Türkçe
yapılmasını istemek, Haccın her mevsimde
yapılmasını savunmak, Kurban kesmeyip parasını
vermek, kadınların başını örtmeleri dini bir
emir değil Anadolu kadınının adetidir demek gibi
şeyler her zaman için yeni bir din yapmak demek
olur. Böyle değişiklikleri, Kur'an-ı kerime ve
hadis-i şeriflere dayanarak, bunlara uydurarak
yapmaya kalkışmak, Kur'an-ı kerimi ve hadis-i
şerifleri bilmemenin, islâmiyeti anlamamanın bir
alâmetidir.
İslâmın emirlerinin, yasaklarının zamana göre
değişeceğini sanmak, islâm dininin hakikatine
inanmamak olur. İslâm dini ilim üzerine
kurulmuştur. Her bakımdan, selim olan akıllara
uygundur. Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde
açıkça bildirilmemiş olan şeylerde, akla ve ilme
uygun yeni emirler çıkarmak, yani kıyâs ve
ictihâd yapmak islâmiyetin ana kaynaklarından
biri ise de, bunu mezhep sahibi müctehid alimler
zaten yapmışlar, eksik bir şey bırakmamışlardır.
Dinimiz dört ana direk üzerine bina edilmiştir.
Edille-i şeriyye denilen bu dört direk; Kur'an-ı
kerim, hadis-i şerifler, icma ve kıyastır.
Burada esas kaynak, Kur’an-ı kerim ve hadis-i
şerifler ise de, bunların doğru
anlaşılabilmeleri diğer ikisi sayesinde
olmaktadır.
İslâmın bu ana bilgilerini, temel kitaplarını
değiştirmeye, zamana uydurmaya kalkışmak,
islâmiyeti değiştirmek, bozmak olur. Müslüman
demek, bu ana bilgilere inanan, saygı gösteren,
bunları bozmaya kalkışmamaya söz veren kimse
demektir.
Reform yapmak istiyenler, önlerinde en büyük
engel olarak mezhepleri, âlimleri gördükleri
için, bunları kötüleyerek devre dışı bırakmak
istiyorlar, kendilerini onların yerine geçirmek
istiyorlar. İmam-ı azam olmak istiyorlar.
İslâmiyetin temel bilgilerini toplamış, dünyaya
yaymış olan islâm âlimlerini ve topladıkları
islâm ilimlerini ayaklar altına alıyorlar.
Dinde reform istiyenler, temel kitaplara
dokunmayıp, yalnız cahil halk arasına yerleşmiş
olan hurâfeleri yok etmeyi düşünüyorlarsa, buna
birşey denemez. İslâmiyete hizmet etmiş olurlar.
Fakat, böyle iyi düşündüklerine inanabilmemiz
için, önce kendileri İslamiyeti eksiksiz olarak
yaşayarak hakîkî ve samîmî müslüman olduklarını
isbât etmeleri gerekir.
İslâm çağa uymuyor diye reform yapmak
istiyenler, bilerek veya bilmiyerek İslamın
yıkılmasına yardım etmektediler. Reform yapmak
istiyenlerin ortak özelliği, dinimizin temel
fıkıh kitaplarını kabul etmemek, doğrudan
Kur’an-ı kerimden hüküm çıkarılmasını
savunmaktır.
Halbuki, İslamiyetin bozulmadan bugüne gelmesini
sağlayan temel fıkh kitaplarımızdır. Bundan
sonra da bozulmadan devamı bu fıkıh kitaplarına
ve alimlere tabi olmaya bağlıdır!..
|