YENİ İSLAMCILIK PROJESİ
Kanal 7’de, Türkiye’deki Müslümanların durumu
tartışılıyordu. Aralarında ilahiyatçıların da
bulunduğu birçok konuşmacı, Müslümanların
bugünkü, dağınıklılığını, sıkıntılarını ve
bunların sebeplerini konuşuyordu. Başka bir
ifade ile suçlu aranıyordu Müslümanların bugünkü
iç açıcı olmayan hallerine.
Ben kendi kendime, “ Suçu niçin şurada burada
arıyorsunuz, dini kendi kafalarına göre
yorumlayan, refomcu ilahiyatçılar değil mi?”
diye söylenirken, ilahiyatçı Prof. Hayri
Kırbaşoğlu söz alarak, katili bulmuş bir komiser
edasıyla, kendine göre birçok safsata
gerekçeleri de sıralayıp, “ Bütün bu
olumsuzlukların müsebbibi, ilmihal kitaplarıdır”
demez mi?
Yine kendi kendime, “Pes! Doğrusu” dedim. Hani
derler ya, “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır!”
aynen öyle! Çok şükür başka bir ilahiyatçı söz
alarak beni biraz olsun ferahlattı. Şükürler
olsun ki, az da olsa insaf ehli ilahiyatçılar da
varmış, dedim. Bu ilahiyatçı Prof. dedi ki:
“ Biraz insaflı olalım, Allahtan korkalım, eğer
bugün öyle veya böyle memleketimizde Müslümanlık
varsa, bu ilmihaller sayesindedir. Bir “Mızraklı
ilmihal’in yaptığı hizmeti nasıl inkar
edebiliriz. Halkımızın sahip olduğu din
bilgilerinin esas kaynağı, “Mızraklı
ilmihal’dir. Bugün halkımız islamiyeti
yaşıyorsa, bu beğenmediğiniz ilmihaller
sayesindedir. İlmihal kitaplarını şekilcilikle
suçlamak, bu kitaplarda, ahlâk bilgisi, hikmet,
şuur yok demek yanlış olur. İlmihal’lerin konusu
zaten şekildir; yani namaz nasıl kılınır, abdest
nasıl alınır... bunları anlatmak. Bir kitap
konusu gereği anlattıkları ile nasıl
suçlanabilir. Sonra din kitapları sadece
ilmihallerden ibaret de değil ki. Ahlak
kitapları, hikmet kitapları da var. Bunların
hepsini ihtiva eden kitaplar da var. İsteyen
bunları da alıp okuyabilir. Bunu engelleyen mi
var?”
Eski ve günümüz ilmihallerine karşı çıkan
ilahiyatçı Prof, kendisinin yeni bir ilmihal
kitabı yazacağını söyleyince, bir başka
konuşmacı hoşuma giden, yüzde yüz gerçeği
yansıtan çok güzel bir söz söyledi: “ Zahmet
etmeyin hocam, yazacağınız ilmihali hiç kimse
okumaz. Niçin diyecek olursanız, sebebini de
hemen söyleyeyim: Dini bir kitabın okunması
için, yazanın, ihlaslı olması, ilmi ile amil
olması, yani İslamiyeti yaşaması, takva sahibi
olması lazımdır. Bugün bu vasıflarda din adamı
kalmadı. Eski kitapların çok okunmasının hikmeti
de burada zaten. Çünkü, onlar gerçekten takva
sahibi samimi insanlardı. Söylediklerini,
yazdıklarını eksiksiz olarak yaşayan kimselerdi.
Sadece Allah rızası için yazıyor ve
konuşuyorlardı. Bugünkü din adamları için bu
söylenebilir mi?”
İlmihal, özellikle Mızraklı ilmihal düşmanlığı
yeni değil. Fakat son yıllara kadar, bu
düşmanlığı dinsizler, ateistler yürütüyordu.
Mesela, Nazım Hikmet’in Mızraklı ilmihal
düşmanlığını hedef alan bir şiiri vardır. İşin
düşündürücü, ürkütücü yönü, ilahiyatçıların da
bu kampanyaya katılmaları. Nazım Hikmet’in
düşmanlığını anlıyorum; düşüncesi gereği dini
ortadan kaldırmak istiyor. Zira kendisi
inançsızdı. Peki, ya İlahiyatçılar ne yapmak
istiyor acaba? İster istemez insanın aklına
geliyor, yoksa bazı ilahiyatçıların da nihai
hedefleri dini ortadan kaldırmak mıdır?
Bu konularda kafa yoran bir yazarın şu tespiti
de bu şüpheyi doğrulamaktadır:
“Yeni İslâmcılık projesi, daha önce dinle ilgisi
olmayan elitler, aydınlar tarafından
yürütülüyordu. Bundan netice alınamayınca yeni
proje yürürlüğe konuldu. Bu yeni projeye göre,
“Yeni İslam” başka bir ifadeyle dinsizleştirme,
İslâmcı elitler ve aydın din adamları(!) eliyle
yürütülecek. İslâmı Protestanlaştırma Projesi
ile de buna destek verilecek. Veya, İslamı
protestanlaştırma projesine dönüştürülecek.”
Dış güçlerin özellikle de, İngilizlerin ve
“Vatikan”ın yönlendirdiği bu projeyi önlemenin
yolu, asırlardır olduğu gibi, dinimizi ilmihal,
fıkıh kitaplarından öğrenmekten geçer.(Tam
İlmihal Seadet-i Ebediyye ve 2. Kısımda
“Mızraklı İlmihal” olan İslam Ahlâkı kitapları
fıkıh bilgilerini, İslâm ahlâkını, hikmet ve
İslâmi şuuru çok güzel bir şekilde
bildirmektedir. Sinsi oyunlara gelmemek için,
bunlar mutlaka dikkatlice okunmalıdır.)
|