İmam-ı Gazali’yi
suçlayanlar art niyetli
Müslümanlar niçin geri kaldı, tartışmasını
fırsat bilenler, geri kalmanın suçlusu olarak,
İslamiyeti ve büyük İslam âlimi İmam-ı Gazali
hazretleri gibi bazı İslam büyüklerini
göstermeye çalışmaktadır. İmamı Gazali, Farabi,
İbni Sina gibi felsefecilerin fikirleri ile
mücadele edip yok ettiği için İslam âleminin bu
hale düştüğünü iddia etmektedirler.
Halbuki Gazali, dini inançlarımızı temelinden
sarsan bu felsefecilerle mücadele yapmamış
olsaydı, İslam âlemi bugünkü inanç boşluğuna
11.yüzyılda daha o zaman düşmüş olacaktı. Bunun
için her Müslümanın bu büyük imama “teşekkür
borcu” vardır. Bizdeki sözde ilim adamları,
peşin fikirli Gazali düşmanları böyle söylerken
insaf ehli yabancı tarihçiler ise suçun
Gazali’de olmadığını yazmaktadırlar.
Mesela, meşhur tarihçi Fernand Braude,
Gazali’nin sorumlu tutulması fiikrine katılmaz.
Bunun insafsızlık olacağını kaydeder. Batı,
yüzyıllarca karanlık çağları yaşarken, İslamın
ilimde, medeniyette bir altın çağ yaşadığını
anlatır. Misal olarak da Endülüs’te Halife II.
Hakem’in kitaplığında 400 bin yazma eser varken,
komşusu Fransız Kralı V. Charles’in
kütüphanesinde sadece 900 adet kitap bulunduğunu
belirtir .(Medeniyetlerin Tarihi)
Tarih boyunca, iman ve fen ilmi atbaşı olduğu
sürece devletler başarılı olmuş, halk rahat ve
huzur içinde yaşamıştır. Mesela, İspanya’daki
Endülüs Emevi Devleti’nde bu dengenin sağlandığı
zamanlarda medeniyette zirveye çıkmışlar; ne
zaman ki, iman felsefecilerin etkisiyle zafiyete
uğramış ardından da çöküş hızlanmış; Osmanlı’da
ise teknolojide Batı’ya ayak uydurulamayanca
gerileme başlamıştır.
Endülüs ilim ve fen merkeziyken, islâm ahlâkını,
Allahü teâlânın emirlerini bıraktıklarından,
hattâ Ehl-i sünnet itikâdını bozarak, İslâmiyeti
içerden yıkmak alçaklığı başladığından, Pirene
dağlarını aşamadılar. İspanyollar, 1492 de,
Gırnata şehrini de alıp müslümanları kılınçtan
geçirdiler. Böylece, Allahü teâlânın emirlerine
uymamanın cezasını buldular. İspanya fâcisı
olmasaydı, felsefeci İbnürrüşdün ve İbni Hazmın
bozuk fikrleri, belki din ve iman hâlini alıp
dünyâya yayılacak, bugünkü hazîn levha, yüzlerce
sene önce meydana çıkacaktı.
Osmanlı’dan önce, İslam aleminin gerilemesinin
sebebini de, yabancı tarihçiler şöyle açıklar:
Fernand Braudel'e göre, Haçlı seferleri, iç
savaşlar, Moğol istilası, Müslümanların
Akdenizden kopup karalara kapanması, İslamı zora
sokmuş ve dünya ekonomisindeki değişmeler gibi
son derece karmaşık, sosyal, ekonomik ve siyasi
sebepler İslam dünyasının geri kalmasına yol
açmıştır. Osmanlıların yükselişi bu gerilemeyi
bir ölçüde telafi etmiştir ama istenilen netice
tam sağlanamamıştır, yükseliş devam
ettirilememiştir.
Çünkü, Osmanlı İmparatorluğu, 16. yüzyılda
zirvedeydi. Böyle çok iyi bir durumda olduğumuz
bir devrede, Avrupa çok zor durumdaydı. Şartlar
Avrupa’yı artık zorlamaya başlamıştı. Bir çıkış
yolu aramaya mecbur etti. Bu arayışlarla Amerika
keşfedildi, 15. Asırda, 16. Asır ve 17. Asrın
başlarına doğru Amerika’dan, özellikle Güney
Amerika’dan büyük bir servet Avrupa’ya akmaya
başladı. Altın, gümüş ve birçok kıymetli taşlar
geliyor; hak hukuk tanımadan kaçırılan bu
maddelerle Avrupa zenginleşiyordu.
Bu zenginlik, fiyatların yükselmesine sebep
oldu. Osmanlı ülkesinden de mal kaçmaya başladı.
Çünkü, mal daima, nerede daha iyi fiyat bulursa,
oraya gider. Sadece bununla kalmadılar.
Hindistan, Uzakdoğu, Avustralya’da da koloniler
kurdular.
Batı, biriken sermayeyi sanayi devriminde
kullandı.Sanayi devrimi tabiatıyla Avrupa’yı
değiştirdi. İleriye götürdü. Bizde, ise bu devir
Osmanlı’nın gerilemesinin hızlandığı bir
devredir. Ekonomik olarak o yarışa giremedik.
Aynı şeyleri yapamadık, aynı şekilde gelişmemizi
sürdüremedik.. Avrupa’nın artan zenginliği bize
menfi tesir etti. Ekonomimizi sıkıntıya soktu.
Sonunda İslam âlemini temsil eden Osmanlının
ekonomisini çökertti.
Özetlemek gerekirse; İslam âleminin
iman-teknoloji dengesini zaman zaman
sağlayamaması, Hıristiyan âleminin blok halinde
Müslümanların üzerine saldırması; haçlı
seferleri tertiplemesi ve iç karışıklıklar
çıkartması, Osmalının sahip olduğu cağrafyanın
yapısı, Batı’nın çaresizlikten dolayı açık
denizlere açılması, gasbettiği mallar ile
zenginleşerek bunu sanayileşmede kullanması,
Osmanlı’nın zirvede bulunması sebebiyle
rehavete, gevşekliğe kapılıp Bat’ının
ilerlemesine karşılık yeni açılımlar
getirememesi gibi sebepler müslümanları bugünkü
hale getirmiştir. Suç müslümanlıkta değil;
Müslümanlardadır.
Bugün yapılacak olan; şunu bunu suçlamak değil
bundan sonra ne yapılabilir, bunun hesabını iyi
yapmaktır.
|