1 - Soru: "Tahiyye"
selamlamak manasına gelmektedir. Namazların
oturuşlarında okunan tehiyyat da bu manaya mı
gelmektedir?
Cevap: Tahiyyat, asıl itibariyle selamlamalar
manasına gelmektedir. Burada "her türlü kavli
ibadetler" dille yapılan her türlü ibadet kast
olunmaktadır. Peygamber Efendimiz(sav), Rabbani
bir ilhamla bunları okuduğunda, Cenab-ı Hak, bu
selama mukabele buyurup "Esselamü aleyke
eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh"
cümlesiyle mukabele lütfunda bulunmuştur. Bunun
üzerine Peygamber Efendimiz(sav) de "Esselamü
aleyna ve ala ibadillahissalihin" diye
Rabbimizin selamına mukabele etmiştir.
2 - Soru: Bu tahiyyat diğer mezheplerde de aynen
okunmakta mıdır?
Cevap: Hanefi mezhebinde olanların okuduğu bu
tahiyyat, ashabtan Abdullah bin Mes'ud (ra)'dan
rivayet olunan tahiyyat olup Hanbeli mezhebinde
çok küçük bir farkla aynen okunmaktadır. Şöyle
ki: "Eşhedü en-lailahe illallah" ya da "Vahdehü
la şerike leh" kelimelerini ziyade etmekte ve
sonunda salevat okunmaktadır.
Maliki mezhebi mensuplarının okudukları tahiyyat
ise şöyledir: "Ettehiyyatü lillahi, ezzekiyyatü
lillahi, ettayyibatü esselevatü lillahi.
Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi
ve berekatüh. Esselamü aleyna ve ala
ibadillahissalihin, eşhede en lailahe illallahü
vahdehu la şerika lehü ve eşhedü enne Muhammed
Abdühü ve Resulüh."
Şafii mezhebi mensuplarının okudukları tahiyyat
da şöyledir: "Ettehiyyatü, el-mübarekatü,
essalevatü, ettayyibatü lillahi, Esselamü aleyke
eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh.
Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin.
Eşhedü en-lailahe illallah ve eşhedü enne
seyidena Muhammeden Resulullah. "Şafii
mezhebinde olanların okuduğu bu tahiyyat,
ashabtan Ebu Musa ve İbni Abbas (r.a.e.)
hazeratının rivayet ettikleri tahiyyat
olmaktadır. (el-Fıkıh ala mezahib'l-erbea c. l,
s. 165-166)
3 - Soru: Ka'de-i ahirede farz olan oturmak
mıdır, yoksa tahiyyat okumak mıdır?
Cevap: Tahiyyat okumak farz değil vacibtir.
Oturmak farzdır ve bunda ulemanın icmai vaki
olmuştur. Ancak bu oturmanın miktarında değişik
beyanlar varsa da biz Hanefilere göre "tahiyyat
okuyacak kadar" oturulması gerekmektedir. Bir
insan, namazın secdelerinden birini unuttuğunu
ka'de-i ahireyi yaptıktan sonra hatırlasa, bu
secdeyi ifa eder ve ka'deyi tekrar yapar ve
sonunda sehiv secdesi gerekir. Kade-i ahire,
rükünleri nihayete erdirmek için meşru
olduğundan en sonunda ifa edilmesi
gerekmektedir.
4 - Soru: Bir kimse kade-i ahirede teşehhüd
okuyacak kadar otursa ve fakat Ettehiyyatü'yü
okumadan selam verse nasıl hareket etmesi
gerekir?
Cevap: Önce tahiyyatı okuması, daha sonra selam
verip, sehiv secdesi yapması gerekir.
5 - Soru: Bir kimse, tahiyyatı secdede okuyup
sonra kalkıp otursa ve selam verse ne lazım
gelir?
Cevap: Teşehhüdü mahallinden başka bir yerde
okuduğu için namazın sonunda sehiv secdesi
yapması gerekir.
6 - Soru: Sünnet'i istihfaf ile (hafife alarak)
terk etmenin sonucu nedir?
Cevap: İstihfaf, izaha muhtaç bulunan bir
kelimedir. Bir kimsenin istihfafı o sünnetin
şariin nazarında ihtimam olunmayan bir şey
olduğu zaman ile olursa "günah" olur. Şayet bu
hafife alma şarii istihfaf olursa küfürdür. (Ni-metü'l-İslam,
s. 153)
7 - Soru: Teşehhüdde parmak kaldırmak hakkında
bilgi verir misiniz?
Cevap: Bu, namazın sünnetlerindendir. Sağ elin
baş parmağı ile orta parmağı halka haline
getirilerek "La ilahe" derken şehadet parmağını
kaldırır, "İllallah"ta indirir. (Nimetü'l-İslam,
l. ks, s. 167-168)
8 - Behce Fetvalarından: "Tahiyyatta (otururken)
özrü bulunmadığı halde sağ ayağını dikmemek,
sünneti terketmek olur" (H.Ec. 1/11)
9 - Soru: Bir kimse sünnet-i müekkede veya farz
namazların birinci teşehhüdünde "Allahümme salli
ve barik"i okumuş olsa ne yapmalıdır, namaz
sahih midir?
Cevap: Farz olan namazda kıyamı geciktirdiği
için (sünnet-i müekkede ise farz olan kıraati
geciktirmiş olacağı için) sehiv secdesi yapması
gerekir. Böyle bir hal namazı bozmayacağından
ibadet sahihtir
|