Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Ocak 09, 2009, 01:41:07 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Muharrem ve Asure  (Okunma Sayısı 1549 defa)
müteallim
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4561



WWW
« : Ocak 26, 2007, 12:14:37 ÖÖ »

Muhterem Mü’minler!
   Hutbemiz Âşûrâ günü hakkındadır.
   Malum olduğu üzere “Âşûrâ”  Muharrem-i şerifin onuncu gününe isim olarak verilmiştir.  “Aşûrâ, Âşûr, Âşûrâ’ gibi telaffuzları da mevcuttur.
Zaman, Cenab-ı Hakkın halkettiği mahlukâttandır. Cenab-ı Hakk indinde bu itibarla bütün zamanlar müsavidir. Zamana kıymet veren şey, içinde vuku’ bulan Tecelliyât-ı İlâhidir. Bu sebeple Muharrem-i Şerif ve bilhassa âşûrâ günü, müslümanlar tarafından oruçlar, namazlar ve nafile ibadetler ile en güzel şekilde ihya edilmesi icabeden günlerdendir.  
Fakih Ebulleys es-Semerkandî (rh) hazretlerinin beyanına göre, Âşûrâ Gününde vâki’ olduğu rivâyet edilen hâdiseler şunlardır:
-Hz.Âdem(a.s.)’ın halk edilmesi, Cennet’e girmesi ve Cennet’ten çıktıktan sonra tevbesinin kabûlü,
-Hz.İbrâhim(a.s.)’ın velâdeti, Halîlüllah pâyesine ermesi, Nemrut’un ateşinden kurtulması,
-Hz.İdris(a.s.)’ın semâya ref’ olunması ve Hz.Eyyûb(a.s.)’ın hastalıklardan kurtulması,
-Yûnus (a.s)’ın balığın karnından kurtulması, Süleyman (a.s)’a saltanat verilmesi,
-Hz.Îsâ(a.s.)’ın velâdeti ve kendisine suikast hazırlayan Yahûdîlerin elinden kurtarılıp, semaya yükseltilmesi
-Hz.Mûsâ(a.s.) ve ümmetinin Fir’avn’ın zulmünden kurtuluşları ve Fir’av’nın suda boğulması,
-Hz.Nuh(a.s.)’ın, gemisinin Cûdi dağına oturması ve karaya ayak basması,
-Hz. Hüseyin (ra) Efendimizin Şehid edilmesi gibi hadiseler Âşûrâ Gününde vâki olmuştur.
-Kıyametin kopması da yine aşura günü olacaktır.
Peygamber Efendimiz (SAV), Medine-i Münevvereyi teşriflerinde, âşûrâ’ günü yahudilerin oruç tuttuklarını görünce, bunun ne orucu olduğunu sordular. Onlar da; “Bu gün hayırlı bir gündür. Bu gün ’ın İsrailoğulları’nı düşmanlardan kurtardığı, Hz. Mûsa’nın da şükür için Oruç tuttuğu gündür.”, dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: “Ben Musa’ya sizden daha yakının” dedi ve Aşura günü orucunu tuttu, ashabına da tutmalarını emretti.  Ashâb-ı Kiram:”Ey Allâh’ın Rasûlü, o(Âşûrâ) Yahûdi ve Nasrânî’lerin büyük saydıkları bir gündür.” dediklerinde, Peygamber Efendimiz: “Gelecek sene olduğunda -inşaAllah- dokuzuncu günü (ile birlikte) oruç tutarız.”, buyurdular. Ertesi sene(nin Muharrem ayı) gelmeden önce Rasûlüllâh vefat etti.”
Muhterem Mü’minler!
Âşûrâ gününde yapılması tavsiye edilen  bir takım vazifeler mevcuttur. Bunlar:
*Âşûrâ gününde, dokuzuncu günle beraber veya bu mümkün olmamış ise on birinci günle beraber oruç tutulur. Rasülüllah (sav) Efendimiz bu orucun faziletini beyan babında şöyle buyurmuşlardır: “Âşûrâ gününün orucu -Allâh’a karşı hüsn-ü zannım odur ki- bir önceki senede işlenen hatayı örter.”  
 *O gün, eve ufak-tefek erzak alınırsa, bir sene boyunca evde bereket olur. Peygamber Efendimiz “Kim âile efrâdına Âşûrâ gününün nafakasını geniş tutarsa, da ona senenin geri kalan günlerinde  genişlik verir.” , buyurmuşlardır.
 *En az On müslümana birer selam veya bir müslümana 10 selam verilir. Fakir-fukara sevindirilir. Hadis-i Şerifte: “... Aşûrâ günü bir mümine iftar verene, Cenab-ı Hak ümmet-i Muhammed’in hepsine iftar ettirmiş gibi sevap yazar, Aşura günü bir yetimin başını okşayana ü Teala o yetimin başındaki kıllar kadar Cennette derece verir.  
O gün gusledenler bir sene ufak-tefek hastalık görmezler.
Bu günde kılınması tavsiye olunan namazlar da mevcuttur. Aşura gününün gecesinde bir tesbih namazı, o gece teheccüd vaktinde 4 rekat namaz, aşura gününe mahsus olmak üzere kuşluk vakti 2 rekat namaz, öğle ile ikindi arasında 4 rekat namaz kılınır. Bu namazların kılınış usulleri teferruatıyla dua kitaplarında ve takvim yapraklarında mevcuttur. Yine bu günde 10 defa şu dua okunur:  “...........................................................................”
Moderatöre Bildir   Logged

1430 hicri yilbasiniz ve muharremi serifiniz mübarek olsun
müteallim
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4561



WWW
« Yanıtla #1 : Aralık 26, 2007, 12:05:13 ÖÖ »

   Muhterem Mü’minler!
   Hutbemiz, MUHARREM-İ ŞERÎF AYI VE ÂŞÛRÂ GÜNÜ’NÜN FAZİLETİ  hakkındadır.
   Hicrî ayların ilki olan Muharrem-i Şerîf ayı; içinde zuhûra gelen ulvî hâdiseler, vukû bulan ilâhî tecellîler ve islâmî bir tarih başlangıcı kabul edilmesi bakımından Müslümanlar arasında büyük bir ehemmiyet arzeder. Hicretin on altı veya onyedinci yılında toplanan İslâm şurâsında ileri sürülen muhtelif fikirler arasında Hz. Ali (k.v.)’nin nokta-i nazarı kabûl edilip, ilk İslâm muhacirlerinin Muharrem ayında hicret etmeleri sebebiyle bu ay tarih başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Ayrıca; Muharrem ayının İslâmiyetten öncesine uzanan bir şöhreti ve kıymeti de vardır. Denilebilir ki Muharrem ayı, bütün beşeriyet tarihinde yeri bulunan bir aydır.     
   Muharrem-i Şerîf ayının onuncu gününe yani mîlâdî 24 Mart Pazar  gününe isâbet eden Âşûrâ günü de, yine dinimizce büyük ehemmiyet arz etmekte ve birçok ilâhî tecelliye zarf olmuş bulunmaktadır. Fakih Ebulleys es-Semerkandî (rh) hazretlerinin beyanına göre Âşûrâ Gününde vâki’ olduğu rivâyet edilen hadiseleri zikredecek olursak;
-Hz.Âdem(a.s.)’ın halk edilmesi, Cennet’e girmesi ve Cennet’ten çıktıktan sonra tevbesinin kabûlü,
-Hz.İbrâhim(a.s.)’ın velâdeti, Halîlüllah pâyesine ermesi, Nemrut’un ateşinden kurtulması,
-Hz.İdris(a.s.)’ın semâya ref’ olunması ve Hz.Eyyûb(a.s.)’ın hastalıklardan kurtulması,
-Hz.Nuh(a.s.)’ın, gemisinin Cûdi dağına oturması ve karaya ayak basması,
-Hz.Îsâ(a.s.)’ın velâdeti ve kendisine suikast hazırlayan Yahûdîlerin elinden kurtarılıp semaya yükseltilmesi ve
-Hz.Mûsâ(a.s.) ve ümmetinin Fir’avn’ın zulmünden kurtuluşları ve Fir’av’nın suda boğulması gibi hadiseler Âşûrâ Gününde vâki olmuştur.
   Muhterem Mü’minler!
   Muharrem-i Şerîf ayı geldiğinde mü’minlerin birbirlerinin yeni hicrî senelerini tebrîk etmeleri ve yeni senenin kendileri ve tüm İslâm âlemi ve İslami Hizmetlerimiz hakkında hayırlı olması için  Cenâb-ı Hak’ka duâ ve ilticâ etmeleri icâb eder. Ayrıca bu günlerde, fakirlere-yoksullara yardımda bulunmak, kimsesizleri ve hastaları ziyaret etmek de güzel görülmüştür. Büyük dostları tarafından beyan edilen, bu aya ve Aşûrâ gününe mahsus bir takım ibâdetler de mevcuttur. Şöyle ki; Bu ayın ilk on gününde kılınması ehemmiyetle tavsiye olunan altı rek’at namaz vardır ki niyeti ve kılınış şekli duâ kitaplarında ve takvim yapraklarında beyan edilmektedir.
   Âşûrâ Günü’nün bu müstesna kıymeti sebebiyle Rasûlüllâh Efendimiz bu günde oruç tutar ve eshâbınada tavsiye ederlerdi. Bir Hadîs-i Şeriflerinde Rasûlüllâh Efendimiz meâlen: “Ramazan’dan sonra oruçların en faziletlisi, şehrullah olan Muharrem (ayında tutulan)dır. Farzlardan sonra namaz(lar)ın en faziletlisi gece namazıdır.” buyurmaktadırlar.
   Abdullah ibn-i Abbas(r.a.) naklediyor: “ “Rasülüllah(s.a.v.)Efendimiz Âşûrâ günü oruç tuttu ve o günün orucunu tutmayı bizede emretti. Ashâb: “Ey Allâh’ın Rasûlü, o(Âşûrâ) Yahûdi ve Nasrânî’lerin büyük saydıkları bir gün değilmidir?” dediler. Rasûl-ü Ekrem Efendimiz: “Gelecek sene olduğunda -inşaAllah- dokuzuncu günü (ile birlikte) oruç tutarız.” buyurdular. Ertesi sene(nin Muharrem ayı) gelmeden önce Rasûlüllâh Efendimiz vefat etti.”” İşte bu sebebledirki, Âşûrâ gününü tek başına değil, dokuzuncu günle beraber veya bu mümkün olmamış ise on birinci günle beraber tutulması tavsiye olunmaktadır.
   Rasûlüllâh Efendimiz(s.a.v.) Ramazan orucundan sonra en fazla Âşûrâ orucuna ehemmiyet verirdi. Nâfile olarak yapılan ibadetlerin sevabı, on mislidir. Nafile olmasına rağmen Âşûrâ orucunun müstesnâ bir durumu vardır.  Peygamber(s.a.v.)Efendimiz bir Hadîs-i Şeriflerinde bu hususu şöyle izah buyurmaktadırlar: “Âşûrâ gününün orucu -Allâh’a karşı hüsn-ü zannım odur ki- bir önceki sene(de işlenen hata) yı örter.” Yine bu ay içinde; Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri peş peşe oruç tutulursa 900 senelik nafile oruç sevâbı verileceği müjdelenmektedir. Âşûrâ gününde her mü’minin on kişiye birer selâm veya bir kişiye on selâm vermesi tavsiye edilmektedir. Bu günde gusül abdesti alan kimsenin sene boyunca ufak tefek hastalıklardan berî olacağı ve o gün çoluk ve çocuğunun nafakasını geniş tutması halinde ecir ve berekete vesîle olacağı beyan edilmektedir. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) bir Hadîs-i Şeriflerinde meâlen: “Kim âile efrâdına Âşûrâ günü(nün nafakasını) geniş tutarsa ’da ona senenin tamamında genişlik verir.” buyurmaktadırlar.
   Muhterem Mü’minler!
İslam şuuruna mâlik bulunan her mü’min, yukarıda da izah etmeye çalıştığımız hususlar müvâcehesinde  bu günlere îcâb eden itinayı göstermeli ve sünnet müessesesini ayakta tutmaya çalışarak Mevlâmız’ın rızâsına nâil olabilmenin gayreti içersinde olmalıdır.






                              

















Moderatöre Bildir   Logged

1430 hicri yilbasiniz ve muharremi serifiniz mübarek olsun
müteallim
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4561



WWW
« Yanıtla #2 : Aralık 26, 2007, 12:07:05 ÖÖ »

Muhterem Mü’minler!
   Hutbemiz, Hicrî ayların ilki olan MUHARREM-İ ŞERÎF AYI hakkındadır.
   
Muharrem-i Şerîf ayı; içinde zuhûra gelen ulvî hâdiseler, vukû bulan ilâhî tecellîler ve islâmî bir tarih başlangıcı kabul edilmesi bakımından Müslümanlar arasında büyük bir ehemmiyet arzeder. Hicretin on altı veya onyedinci yılında toplanan İslâm şurâsında ileri sürülen muhtelif fikirler arasında Hz. Ali (k.v.) Efendimiz’in nokta-i nazarı kabûl edilip, ilk İslâm muhacirlerinin Muharrem ayında hicret etmeleri sebebiyle bu ay tarih başlangıcı olarak kabul edildi. Hatta; Muharrem ayının İslâmiyetten öncesine uzanan bir şöhreti ve kıymeti de vardır. Denilebilir ki Muharrem ayı, bütün beşeriyet tarihinde yeri bulunan bir aydır.
   Muhterem Mü’minler!
   Muharrem-i Şerîf ayı geldiğinde mü’minlerin birbirlerinin hicrî sene başısını tebrîk etmeleri ve yeni senenin kendileri ve tüm İslâm âlemi hakkında hayırlı olması için  Cenâb-ı Hak’ka duâ ve ilticâ etmeleri icâb eder. Ayrıca bu günlerde, fakirlere-yoksullara yardımda bulunmak, kimsesizleri ve hastaları ziyaret etmek de güzel görülmüştür ve çokca ecir ve mükâfâtının olduğu beyan edilmiştir.
Büyük dostları ve Piranımız tarafından tavsiye edilen, bu aya mahsus bir takım ibâdetler ve vazifeler mevcuttur:
Şöyle ki; Evvela içerisinde bulunduğumuz seneyi uğurlama babında Zilhicce ayının son gecesi mümkünse bir tesbih namazı kılınması ve Hatm_i Enbiya yapılması ve yine son gece akşam ile yatsı arasında 10 rek’at namaz kılınması ehemmiyetle tavsiye olunmuştur. Zilhiccenin son günü aynı zamanda senenin son günüdür. Bu günde oruçlu bulunmak lazımdır.
Muharrem ayının ilk gecesi akşam ile yatsı arasında rızası için iki rek’at namaz kılınır. Muharrem ayının birinci günü her birinde besmele çekerek, bir defada 1000 ihlas-ı şerif okuyanları, Cenab-ı Hakk lütfuyla, keremiyle huzuruna bu alemden kul borcu ile götürmeyecektir. Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tutmak ve 10. gün aşure pişirmek faziletli ibadetlerdendir. Bunu yerine getirenlerin, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimiz’le cennete girecekleri ümit edilir. Bu on günlük orucu tutamayanlar, mümkünse 8, 9 ve 10. günleri oruç tutmalıdırlar. Rasülüllah Efendimiz 9. gün seferde bulunuyorlardı; o bakımdan yalnız 10. günü oruç tutmuşlar ve “sağ olursak gelecek sene 9. günü de tutarız” buyurmuşlardır. Bu ay içerisinde; Perşembe, Cuma, cumartesi günleri peşpeşe oruç tutulursa 900 senelik nafile oruç sevabı verilir.
Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız, tavsiye olunan ibadetlerin keyfiyyeti dua kitaplarında ve takvim yapraklarında teferruatlıca izah edilmektedir.
   Muhterem Mü’minler!
İslam şuuruna mâlik bulunan her mü’min, yukarıda da izah etmeye çalıştığımız hususlar müvâcehesinde  bu günlere îcâb eden itinayı göstermeli ve sünnet müessesesini ayakta tutmaya çalışarak Mevlâmız’ın rızâsına nâil olabilmenin gayreti içersinde olmalıdır. Rasulüllah Efendimiz (sav) Hz. Buyuruyorlar ki: “Ramazandan sonra oruçların en faziletlisi Muharrem ayında tutulandır. Farzlardan sonra namazların en faziletlisi gece namazıdır.”
Moderatöre Bildir   Logged

1430 hicri yilbasiniz ve muharremi serifiniz mübarek olsun
müteallim
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4561



WWW
« Yanıtla #3 : Aralık 26, 2007, 12:10:17 ÖÖ »

Muhterem Müslümanlar!
   Hutbemiz, Hicrî ayların ilki olan MUHARREM-İ ŞERÎF AYI VE ÂŞÛRÂ GÜNÜ’NÜN FAZİLETİ hakkındadır.
   Muharrem-i Şerîf ayı; içinde zuhûra gelen ulvî hâdiseler, vukû bulan ilâhî tecellîler ve islâmî bir tarih başlangıcı kabul edilmesi bakımından Müslümanlar arasında büyük bir ehemmiyet taşır. Hicretin on altı veya onyedinci yılında toplanan İslâm şurâsında ileri sürülen muhtelif fikirler arasında Hz. Ali (k.v.)’nin nokta-i nazarı kabûl edilip, ilk İslâm muhacirlerinin Muharrem ayında hicret etmeleri sebebiyle bu ay tarih başlangıcı olarak kabul edildi. Hatta; Muharrem ayının İslâmiyetten öncesine uzanan bir şöhreti ve kıymeti vardır. Denilebilir ki Muharrem ayı, bütün beşeriyet tarihinde yeri bulunan bir aydır.     
   Muharrem-i Şerîf ayının onuncu gününe yani mîlâdî 6 Mayıs Çarşamba  gününe isâbet eden Âşûrâ günü, dinimizce büyük ehemmiyet arz etmekte ve birçok ilahi tecelliye zarf olmuş bulunmaktadır. Fakih Ebulleys es-Semerkandî (rh) hazretlerinin beyanına göre Âşûrâ Gününde vaki’ olduğu rivayet edilen hadiseleri zikredecek olursak;
-Hz.Âdem(a.s.)’ın halk edilmesi, Cennet’e girmesi ve Cennet’ten çıktıktan sonra tevbesinin kabûlü,
-Hz.İbrahim(a.s.)’ın velâdeti, Halîlüllah pâyesine ermesi, Nemrut’un ateşinden kurtulması,
-Hz.İdris(a.s.)’ın semâya ref’ olunması ve Hz.Eyyûb(a.s.)’ın hastalıklardan kurtulması,
-Hz.Nuh(a.s.)’ın, gemisinin Cûdi dağına oturması ve karaya ayak basması,
-Hz.Îsâ(a.s.)’ın velâdeti ve kendisine suikast hazırlayan Yahûdîlerin elinden kurtarılıp semaya yükseltilmesi ve
-Hz.Mûsâ(a.s.) ve ümmetinin Fir’avn’ın zulmünden kurtuluşları ve Fir’av’nın suda boğulması gibi hadiseler Âşûrâ Gününde vâki olmuştur.
   Muhterem Mü’minler!
   Muharrem-i Şerîf ayı geldiğinde mü’minlerin birbirlerinin hicrî sene başısını tebrîk etmeleri ve yeni senenin kendileri ve tüm İslâm âlemi hakkında hayırlı olması için  Cenâb-ı Hak’ka duâ ve ilticâ etmeleri icâb eder. Ayrıca bu günlerde, fakirlere-yoksullara yardımda bulunmak, kimsesizleri ve hastaları ziyaret etmek de güzel görülmüştür. Büyük dostları tarafından beyan edilen bu aya ve Aşûrâ gününe mahsus bir takım ibâdetler de mevcuttur. Şöyle ki; Bu ayın ilk on gününde kılınması ehemmiyetle tavsiye olunan altı rek’at namaz vardır ki niyeti ve kılınış şekli duâ kitaplarında ve takvim yapraklarında beyan edilmektedir.
   Âşûrâ Günü’nün bu müstesna kıymeti sebebiyle Rasûlüllâh Efendimiz bu günde oruç tutar ve eshâbınada tavsiye ederlerdi. Bir Hadîs-i Şeriflerinde Rasûlüllâh Efendimiz meâlen:”Ramazan’dan sonra oruçların en faziletlisi, şehrullah olan Muharrem (ayında tutulan)dır. Farzlardan sonra namaz(lar)ın en faziletlisi gece namazıdır.” buyurmaktadırlar.
   Abdullah ibn-i Abbas(r.a.) naklediyor:””Rasülüllah(s.a.v.)Efendimiz Âşûrâ günü oruç tuttu ve o günün orucunu tutmayı bizede emretti. Ashâb:”Ey Allâh’ın Rasûlü, o(Âşûrâ) Yahûdi ve Nasrânî’lerin büyük saydıkları bir gündür.” dediler. Rasûl-ü Ekrem Efendimiz: “Gelecek sene olduğunda -inşaAllah- dokuzuncu günü (ile birlikte) oruç tutarız.” buyurdular. Ertesi sene(nin Muharrem ayı) gelmeden önce Rasûlüllâh vefat etti.”” İşte bu sebebledirki, Âşûrâ gününü tek başına değil, dokuzuncu günle beraber veya bu mümkün olmamış ise on birinci günle beraber tutulması tavsiye olunmaktadır.
   Rasûlüllâh Efendimiz(s.a.v.) Ramazan orucundan sonra en fazla Âşûrâ orucuna ehemmiyet verirdi. Nâfile olarak yapılan ibadetlerin sevabı, on mislidir. Nafile olmasına rağmen Âşûrâ orucunun müstesnâ bir durumu vardır.  Peygamber(s.a.v.)Efendimiz bir Hadîs-i Şeriflerinde bu hususu şöyle izah buyurmaktadırlar:”Âşûrâ gününün orucu -Allâh’a karşı hüsn-ü zannım odur ki- bir önceki sene(de işlenen hata) yı örter.” Yine bu ay içinde; Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri peş peşe oruç tutulursa 900 senelik nafile oruç sevâbı verilir.  Âşûrâ gününde her mü’minin on kişiye birer selâm veya bir kişiye on selâm vermesi tavsiye edilmektedir. Bu günde gusül abdesti alan kimsenin sene boyunca ufak tefek hastalıklardan berî olacağı ve o gün çoluk ve çocuğunun nafakasını geniş tutması halinde ecir ve berekete vesîle olacağı beyan edilmektedir. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) bir Hadîs-i Şeriflerinde meâlen: “Kim âile efrâdına Âşûrâ günü(nün nafakasını) geniş tutarsa ’da ona senenin tamamında genişlik verir.” buyurmaktadırlar.
   Muhterem Mü’minler!
İslam şuuruna mâlik bulunan her mü’min, yukarıda da izah etmeye çalıştığımız hususlar müvâcehesinde  bu günlere îcâb eden itinayı göstermeli ve sünnet müessesesini ayakta tutmaya çalışarak Mevlâmız’ın rızâsına nâil olabilmenin gayreti içersinde olmalıdır.
Moderatöre Bildir   Logged

1430 hicri yilbasiniz ve muharremi serifiniz mübarek olsun
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Hicri Yeni Yılımız ve Muharrem-i Serif MÜBAREK GÜN VE GECELER müteallim 25 4276 Son Mesaj Ocak 25, 2007, 10:57:21 ÖÖ
Gönderen: muhacir
Muharrem ayi ve asure CUMA SOHBET, HUTBE VE VAAZ ARŞİVİ müteallim 4 1969 Son Mesaj Ocak 08, 2008, 12:57:26 ÖÖ
Gönderen: müteallim
ASURE GÜNÜ İSLAMİ SORULARINIZ VE CEVAPLARI isparta 32 2 424 Son Mesaj Şubat 05, 2006, 11:47:57 ÖS
Gönderen: müteallim
Muharrem ayi MÜBAREK GÜN VE GECELER Oruc_Reis 0 694 Son Mesaj Temmuz 03, 2007, 05:43:37 ÖS
Gönderen: Oruc_Reis
asure gunu MÜBAREK GÜN VE GECELER Oruc_Reis 3 1117 Son Mesaj Aralık 25, 2008, 08:26:07 ÖÖ
Gönderen: günbatımı
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


Sadakat İslami Forumları 2004-2008
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM