Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Ocak 07, 2009, 10:54:30 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Savulun! Recep İvedik Nesli Geliyor!  (Okunma Sayısı 552 defa)
turab
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 632


Kefâ bil-mevt vaizan


« : Haziran 30, 2008, 09:29:27 ÖÖ »


Bu nesil başka nesil! En çok sevdiği şeyler kahkaha, imaj ve para. Ota-bota gülmek, üzerinde markalarla görünmek ve kısa yoldan köşeyi dönmek!

 

Aman, hayat nedir, hayatın anlamı nerededir, insanın bu kâinattaki yeri nedir vs. gibi ciddi sorular sormayın onlara. Çünkü, onlar için hayat nihayetinde "koca bir eğlence merkezi!" Hayatın anlamı, "gülmek, eğlenmek ve (güya) mutlu olmak."

 

Ciddiyet ve düşünme gerektiren şeylerden fersah fersah kaçan bir nesil, Recep İvedik nesli. Emek, gayret, çaba ve alınteri de onların uzağında. En çok sevdikleri şey, cep telefonları, bilgisayarları ve bir de oyunları. Yaşları nedir diye sorarsanız, alt ve üst sınır da alabildiğine geniş. 5-6 Yaşından 40 küsur yaşına kadar uzanabiliyor.

 

İzlenme rekoru kıran mâlûm filmden kâm alanlara, bu filmi "accaaayip komik" bulanlara, "gülmekten yarıldık!" diyenlere bakın. İşte o zaman, Recep İvedik neslinin üyelerini kolayca tanıyabilirsiniz. En çok büyük şehirlerde yaşarlar, ama küçük şehirlere de yayılma potansiyelleri son derece yüksek.

 

Bu neslin simgesi ise aslında hayalî Recep İvedik karakteri değil, Acun. Vakt-i zamanında, üniversite gençleri arasında yapılan bir araştırmada, gençlerin örnek aldığı kişiler sorulmuştu da, büyük çoğunluk aynı ismi söylemişti: Acun!

 

Bir kere, Acun kısa yoldan, bir TV programıyla şöhret olabilmişti. Sonra, iyi para kazanıyordu. Dünyanın dört bir yanını gezebiliyordu. Dahası, en azından o sıralar, işi-gücü plajlarda gezip güzel kızlarla yarenlik etmekti. Ve gençler koro halinde bağırmıştı sanki: "Biz de Acun gibi olmak istiyoruz!"

 

Anlayacağınız, İvedik nesli de firar etmek istiyor: sorumluluklarından, emekten, kanaatle yaşamaktan, aklından ve hatta kalbinden, hasılı hayatın gerçeklerinden firar etmek istiyor. Acun'un hangi zor şartları yaşadıktan, dişiyle-tırnağıyla çabaladıktan sonra, özendikleri o konuma geldiğini ve sonra firar etmekten vazgeçtiğini görmek istemiyorlar.
Hadi, bir anketi daha zikredelim. Hani bir süre önce üniversite gençliği arasında yapılan bir ankette sormuşlardı: aşk mı, para mı? Ankete katılanların yüzde yüze yakını (% 90'dan fazlası) "Aşk senin olsun, bana para gerek para!" dememiş miydi? O günlerden sonra, kız öğrencilerime hayattaki ideallerini sorduğumda, "Okulumu bitirmek, sonra da zengin bir koca bulup evlenmek!" cevabını alınca şaşırmıyorum.

 

Bir de, çok daha yeni bir araştırmadan ilginç bilgiler ister misiniz? İstanbul'da yaşayan gençlere sormuşlar: "Hayatta kaybetmekten en çok korktuğunuz şey nedir?" El-cevap: "Cep telefonumu!" (% 90). Hayır, komedi filminden bir sahne değil bu cevap, İvedik neslinin ete-kemiğe bürünmüş, ağlanası halde hayatımızda arz-ı endam etmesi sadece. Kaybetmekten en çok korktukları ikinci şey, bilgisayarları (% 68)! Peki ya sevdikleri, aileleri? Elbette onları da kaybetmekten korkuyorlar, canım! Ama üçüncü sırada (%53). Sosyologların ve sosyal mühendislerin kulağı çınlasın!

 

Örnekleri çoğaltmak mümkün, ama sanırım tablo çok iç açıcı değil. Ne hayatın, ne ölümün, ne sonsuz hayatın hesaba katıldığı, ahlâkî endişelerin çok gerilerde kaldığı tuhaf bir gençlik geliyor, ve hatta gelmiş durumda, kısacası. Oysa...

 

***

 

Kalabalıklarda kakara-kikiri yaşayıp kuytu yalnızlıklarda ağlayan, ölüm gerçeğini yakınında hissedip sevdiklerinin ölümüyle parça parça eksilen, keyif ve zevk peşinde koşarken hayatın görünüşte tatlı ama aslında acı yüzünü yalayıp ağzı yanan ve üstelik doyamayan yine aynı: İvedik neslinin üyeleri....

 

Gençlik kesinlikle elde durmayan, gelip gidecek birşey. Yaşlılık ve ölüm de bizim için. Hayat olanca hoyratlığıyla meydan okuyor, ölüm bütün sertliğiyle bir duvar gibi toslamamızı bekliyor. Mezar ağzını açmış bize bakıyor...

 

Eğer meşru sınırlar içinde kalmazsak, hayatı ciddiye almazsak gençliğimizi kaybettiğimiz gibi, o gençlik hem dünyada, hem mezarda, hem de öteki dünyada elemler ve sıkıntı kaynağı olmaya aday bizim için.

 

Nimet şükür istiyor. Gençlik nimetinin şükrü de, onu, artık çoktan unutturulan iffet ve namus ölçüleriyle yaşayabilmek ve sonsuz gençliğe vesile eyleyebilmek. Yaratılmışlığımızı, Yaratıcımızı, sonsuz hayatı unutarak sırf zahirî heveslerle yaşamaya çalışmak nafile bir çaba. Zira, hiçbir şey düşünmeden ân'ı yaşayabilmek sadece hayvanlara özgü.

 

Biz insanız! Ân'ımızı hem geçmişimizle hem de geleceğimizle birlikte yaşıyoruz. Bizi insan kılan akıl ve fikrimiz bizi geçmiş ve gelecekle bağlıyor. Geçmişin lezzetleri yokluklarıyla bugünümüze elemler taşıyor; geleceğe ilişkin korkularımız ve endişelerimiz şu ân'ımızın keyfini paramparça edebiliyor. Hiç düşünmeden yaşamayı ne kadar istersek isteyelim; böyle bir şey mümkün değil!

 

Başka hiçbir şeyi "kafaya takmadan" sadece bugünü yaşama iddiası, dışı tatlı içi acı mı acı bir aldatmaca. Zehirli bir bal. Dildeki lezzeti arttırmak için o baldan yenen her kaşık, nasıl karın ağrılarıyla kıvrandırıyorsa; kendimizi hazır ân'da, bugünde saklamaya çalıştıkça, geçmişin hüzünleri, elimizden kayıp giden sevdiklerimiz, geleceğin kaygıları ruhumuzu kat kat büyük acılarla kıvrandırıyor. Elimizde ne zevk, ne keyif ne de kahkahalar kalıyor.

 

Hayattan firar edemiyoruz, ölümden kaçamıyoruz, kendimizden ve temel acılarımızdan saklanamıyoruz. Hayvan gibi de yaşayamıyoruz.

 

İvedikler, bir serçe kuşu kadar bile lezzet alamaz hayattan. Çünkü, inanmadığı ya da inancını hayatına yansıtmamaya inat ettiği için bütün geçmiş zamanlar, gözünde ölmüş, yok olmuş haldedir. Aklı geçmişten ve gelecekten zifiri karanlıklar taşıyabilir dünyasına ancak. Yokluk düşüncesi sonsuz ayrılıkları haber verir. Sonsuz ayrılıklar sonsuzca daha bu dünyadayken yakar kavurur gönülleri ve ruhları.

 

Hayatı hayatlandırabilmek; geçmişi, geleceği ve bugünü aydınlatabilmek ancak Yaratıcı'yla bağ kurabilmekle mümkün. Gerçek zevk de bu bağ sayesinde; mutluluklar da, kavuşmalar da.

 

Hayatın lezzetini ve zevkini isteyenlerin önünde, hayatını ve gençliğini (yeniden) inanarak hayatlandırmaktan ve aydınlatmaktan başka yol yoktur.

 

Çünkü, hayat böyledir!

 

İvediklerin zannettiği gibi değil


Murat Çiftkaya
Moderatöre Bildir   Logged

Fukara kalbine her kim dokuna;Dokuna sînesi okuna...
Gül_Sultan
popüler yazar
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1720



« Yanıtla #1 : Haziran 30, 2008, 01:07:26 ÖS »

Bu güzel yazıyı bizimle paylaştıgınız için teşekkür ederim kardeşim.
Moderatöre Bildir   Logged

Meded ey kafile salar-ı Rüsul huz biyedî
Sensin ey Nûr-u kerem cümlemizin mu'temedi..
İntisâbım sanadır..işte dilimde senedi:
Lailahe illâllah Muhammedün Resûlullah.
turab
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 632


Kefâ bil-mevt vaizan


« Yanıtla #2 : Haziran 30, 2008, 01:35:34 ÖS »

Bu güzel yazıyı bizimle paylaştıgınız için teşekkür ederim kardeşim.

Ben teşekkür ederim kardeşim.Bu arada tekrar hoşgeldiniz.

4 ay önce,ilk üye olduğumda forumun aktiflerinden bir tanesi de sizdiniz yanılmıyorsam.

Sonra çoğu kardeşim gibi siz de görünmez oldunuz.

Görmek ne güzel.Umarım diğer üyeleri de tekrardan görmek nasip olur.

Sadakat.Net'in 3-4 yıl öncesinin muhabbetine bakıyorum da...

Şuan o muhabbet yok sanırım :(
Moderatöre Bildir   Logged

Fukara kalbine her kim dokuna;Dokuna sînesi okuna...
Gül_Sultan
popüler yazar
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1720



« Yanıtla #3 : Haziran 30, 2008, 01:54:22 ÖS »

Tekrar hoşbulduk kardeşim. Yalnız dönem dönem yine olacak sadakatte bulunamam, bunlar artık haftalık periyotlar şeklinde mi olur, yoksa aylık periyolat şeklinde mi olur onu bilemem. Şehir dışına seyahatler, ziyaretler oluyor. Derslere çalışmak içinde bazen bilerek uzun zaman girmedigim oldu fakat hep aklımdaydınız. Gülen

Dört yıl önceki muhabbetten her nekadar haberdar olmasamda, özlem duydugunuza göre güzel muhabbetlermiş. İnşaAllah tekrar başlar o güzel muhabbetler.
Moderatöre Bildir   Logged

Meded ey kafile salar-ı Rüsul huz biyedî
Sensin ey Nûr-u kerem cümlemizin mu'temedi..
İntisâbım sanadır..işte dilimde senedi:
Lailahe illâllah Muhammedün Resûlullah.
turab
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 632


Kefâ bil-mevt vaizan


« Yanıtla #4 : Haziran 30, 2008, 02:11:12 ÖS »

Dört yıl önceki muhabbetten her nekadar haberdar olmasamda, özlem duydugunuza göre güzel muhabbetlermiş. İnşaAllah tekrar başlar o güzel muhabbetler.

Ne yazık ki ben de yoktum Gülen

Yalnızca 4 aydır buralardayım...

Arşivi biraz karıştırınca çok şey kaçırdığımı düşünmeye başladım :(

Arayı fazla açmayın,özletmeyin kendinizi Gülen

Moderatöre Bildir   Logged

Fukara kalbine her kim dokuna;Dokuna sînesi okuna...
duha
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4427


TiLkİdE KuYrUk BiTmEz DuHa da OyUn BiTmEz ; )


« Yanıtla #5 : Temmuz 01, 2008, 10:02:21 ÖS »

Bu güzel yazıyı bizimle paylaştıgınız için teşekkür ederim kardeşim.
Moderatöre Bildir   Logged

Ayaklarımın altında kumlar çıtırdıyor,Başımda büyük dalgaların sarhoşluğu
Denizin mavisinde sonsuzluğu görüyorum
HaYaTı Düşünüyorum...

/^^/^^/^^/



HerŞeYi BiLmeNe GeReK YoK,HaddiNi BiL YeTeR.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Adsl2 Türkiye'ye Geliyor BİLGİSAYAR VE İNTERNET enfa 3 834 Son Mesaj Ekim 16, 2008, 01:05:04 ÖÖ
Gönderen: ay-yüzlüm
Osmanlı tokatı nerden geliyor? TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZ fatihan 15 2004 Son Mesaj Eylül 12, 2008, 04:58:55 ÖS
Gönderen: Leyya
Üç aylar! Recep ayı ve Regaip gecesi MÜBAREK GÜN VE GECELER osmanli 11 2267 Son Mesaj Haziran 27, 2008, 10:26:29 ÖS
Gönderen: Mahi
Recep Kelimesi Üzerine İLMİ SARF MÜZAKERELERİ fatihan 6 824 Son Mesaj Şubat 26, 2008, 11:19:45 ÖS
Gönderen: ankebut-57
"Şiiiişşt" Kelimesi Nerden Geliyor? MİZAH KÖŞEMİZ Pırıltı 4 408 Son Mesaj Şubat 29, 2008, 11:12:55 ÖS
Gönderen: Uludag
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


Sadakat İslami Forumları 2004-2008
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM