Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Ocak 07, 2009, 07:46:21 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: İmam-ı Rabbani H.Z  (Okunma Sayısı 4391 defa)
antepli
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 590



« : Haziran 15, 2005, 01:51:52 ÖS »

İmam-ı Rabbanî hazretleri buyurduki;

Cennet ile Cehennem'den başka ebedî bir yer yoktur. Cennet'e girmek için îmân ve dînin emirlerine uymak lâzımdır.

Dünyâyı maksad edinmemeli. Dünyâ, nefsin arzularına yardımcıdır. Dünyâ ve âhiret bir arada olmaz. Dünyâya düşkün olmak, günahların başıdır. Dünyâya düşkün olanlar âhirette zarar görür. Dünyâya düşkün olmamanın ilâcı, İslâmiyete uymaktır.

Bu zamanda dünyâyı terk etmek çok zordur. Dünyâyı terk lâzımdır. Hakîkaten terk edemeyen, hükmen terk etmelidir ki, âhirette kurtulabilsin. Hükmen terk etmek de büyük nîmettir. Bu da, yemekte, içmekte, giyinmekte, meskende, dînin hudûdundan dışarıya taşmamakla olur.

Dünyâyı terk etmek iki türlüdür; birincisi, mübahların, zarûret mikdârından fazlasını terktir. Bu çok iyidir. İkincisi, haramları ve şüphelileri terkedip yalnız mübahları kullanmaktır. Bu zamanda bu da iyidir.

Tesbih okumak (sübhânellah demek), tövbenin anahtarı ve hattâ özüdür.

Vakit çok kıymetlidir. Kıymetli şeyler için kullanmak lâzımdır. İşlerin en kıymetlisi sâhibine hizmet etmektir. Yâni ü teâlâya ibâdet ve tâat etmektir.

Gençlik zamânında dînin emirlerine uymak, dünyâ ve âhiret nîmetlerinin en üstünüdür.

Annenin yavrusuna faydası olmadığı (annenin yavrusundan kaçacağı) kıyâmet günü için, hazırlık yapmayana yazıklar olsun!

Âyet-i kerîmede meâlen; "Vallâhu basîrun= onların ne yaptıklarını görmektedir" buyruldu. ü teâlâ her şeyi gördüğü hâlde, (insanlar) çirkin işleri yaparlar. Aşağı bir kimsenin bile bu işleri gördüğünü bilseler, vaz geçerler yapmazlar. Bunlar ya Hak teâlânın görmesine inanmıyorlar, yâhud onun görmesine kıymet vermiyorlar. Îmânı olana her ikisi de yakışmaz.

Velîlerin hiçbiri, peygamber mertebesine varamaz.

Velîlerin hiçbiri, Sahâbî mertebesine çıkamaz.

İhlâs ile yapılan küçük bir iş, senelerce yapılan ibâdetler gibi kazanç (sevap) hâsıl eder.

Her ibâdeti seve seve yapmalı. Kul hakkına dokunmamağa, hakkı olanlara hakkını ödemeğe titizlikle çalışmalıdır..

Dünyânın vefâsızlıkta eşi yoktur, dünyâyı isteyenler de alçaklıkta ve bahillikte (cimrilikte) meşhûrdur. Azîz ömrünü, bu vefâsızın ve değersizin peşinde harcayanlara yazıklar ve korkular olsun.

Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, İslâmiyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olunuz.

İnsanlar riyâzet deyince, açlık çekmeği ve oruç tutmağı anladılar. Hâlbuki, dînimizin emrettiği kadar yimek için dikkat etmek, binlerce sene nâfile oruç tutmaktan daha faydalıdır.
 

 

evliyalar ansiklopedisi
Moderatöre Bildir   Logged

İnsan uykudadır,ancak öldüğünde uyanır...
zeyl
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 210



« Yanıtla #1 : Haziran 15, 2005, 06:04:42 ÖS »

razı olsun antepli kardeşim. Mevlam tatbik edebilmeyi nasip eylesin inşaAllah...
Moderatöre Bildir   Logged

İnsan bu, işte bir yaprak misali..
O yana bu yana savrulur durur..
Toprağın altında olur visâli..
Son perde mührünü topraklar vurur !


abdulbatin
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 22



« Yanıtla #2 : Haziran 15, 2005, 07:13:58 ÖS »

(cc) razı olsun.
Moderatöre Bildir   Logged

izi bize bırakma yarabbi.
antepli
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 590



« Yanıtla #3 : Haziran 16, 2005, 02:52:17 ÖS »

RABBIM,cümlemizden razı olsun kardeşlerim
Moderatöre Bildir   Logged

İnsan uykudadır,ancak öldüğünde uyanır...
antepli
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 590



« Yanıtla #4 : Aralık 19, 2005, 12:07:02 ÖS »

İmam-ı Rabbanî hazretleri buyurduki;

Cennet ile Cehennem'den başka ebedî bir yer yoktur. Cennet'e girmek için îmân ve dînin emirlerine uymak lâzımdır.

Dünyâyı maksad edinmemeli. Dünyâ, nefsin arzularına yardımcıdır. Dünyâ ve âhiret bir arada olmaz. Dünyâya düşkün olmak, günahların başıdır. Dünyâya düşkün olanlar âhirette zarar görür. Dünyâya düşkün olmamanın ilâcı, İslâmiyete uymaktır.

Bu zamanda dünyâyı terk etmek çok zordur. Dünyâyı terk lâzımdır. Hakîkaten terk edemeyen, hükmen terk etmelidir ki, âhirette kurtulabilsin. Hükmen terk etmek de büyük nîmettir. Bu da, yemekte, içmekte, giyinmekte, meskende, dînin hudûdundan dışarıya taşmamakla olur.

Dünyâyı terk etmek iki türlüdür; birincisi, mübahların, zarûret mikdârından fazlasını terktir. Bu çok iyidir. İkincisi, haramları ve şüphelileri terkedip yalnız mübahları kullanmaktır. Bu zamanda bu da iyidir.

Tesbih okumak (sübhânellah demek), tövbenin anahtarı ve hattâ özüdür.

Vakit çok kıymetlidir. Kıymetli şeyler için kullanmak lâzımdır. İşlerin en kıymetlisi sâhibine hizmet etmektir. Yâni ü teâlâya ibâdet ve tâat etmektir.

Gençlik zamânında dînin emirlerine uymak, dünyâ ve âhiret nîmetlerinin en üstünüdür.

Annenin yavrusuna faydası olmadığı (annenin yavrusundan kaçacağı) kıyâmet günü için, hazırlık yapmayana yazıklar olsun!

Âyet-i kerîmede meâlen; "Vallâhu basîrun= onların ne yaptıklarını görmektedir" buyruldu. ü teâlâ her şeyi gördüğü hâlde, (insanlar) çirkin işleri yaparlar. Aşağı bir kimsenin bile bu işleri gördüğünü bilseler, vaz geçerler yapmazlar. Bunlar ya Hak teâlânın görmesine inanmıyorlar, yâhud onun görmesine kıymet vermiyorlar. Îmânı olana her ikisi de yakışmaz.

Velîlerin hiçbiri, peygamber mertebesine varamaz.

Velîlerin hiçbiri, Sahâbî mertebesine çıkamaz.

İhlâs ile yapılan küçük bir iş, senelerce yapılan ibâdetler gibi kazanç (sevap) hâsıl eder.

Her ibâdeti seve seve yapmalı. Kul hakkına dokunmamağa, hakkı olanlara hakkını ödemeğe titizlikle çalışmalıdır..

Dünyânın vefâsızlıkta eşi yoktur, dünyâyı isteyenler de alçaklıkta ve bahillikte (cimrilikte) meşhûrdur. Azîz ömrünü, bu vefâsızın ve değersizin peşinde harcayanlara yazıklar ve korkular olsun.

Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, İslâmiyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olunuz.

İnsanlar riyâzet deyince, açlık çekmeği ve oruç tutmağı anladılar. Hâlbuki, dînimizin emrettiği kadar yimek için dikkat etmek, binlerce sene nâfile oruç tutmaktan daha faydalıdır.




evliyalar ansiklopedisi
Moderatöre Bildir   Logged

İnsan uykudadır,ancak öldüğünde uyanır...
Mustafax67
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 492



« Yanıtla #5 : Aralık 19, 2005, 03:32:32 ÖS »

:x
Moderatöre Bildir   Logged

DININ diregi NAMAZ dir!!!!!
osmanli
Moderatör
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3196



WWW
« Yanıtla #6 : Aralık 20, 2005, 11:18:00 ÖS »

Alıntı

Vakit çok kıymetlidir. Kıymetli şeyler için kullanmak lâzımdır. İşlerin en kıymetlisi sâhibine hizmet etmektir. Yâni ü teâlâya ibâdet ve tâat etmektir

 :x
Moderatöre Bildir   Logged

İsra
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4195



« Yanıtla #7 : Aralık 26, 2005, 01:28:28 ÖS »

Allahrazı olsun :x  :x
Moderatöre Bildir   Logged

osmanli
Moderatör
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3196



WWW
« Yanıtla #8 : Aralık 26, 2005, 07:09:39 ÖS »

Alıntı

Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, İslâmiyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olunuz

 :x
Moderatöre Bildir   Logged

ushtun09
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7

Avatar Yok


« Yanıtla #9 : Aralık 28, 2005, 03:32:55 ÖS »

Alıntı

Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, İslâmiyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olunuz

ama dünya öyle bir hale gelmiş ki. bırakın dünyayı %99 müslümanız diye bildiğimiz ülkemiz öyle bir hale gelmiş ki, imanımızı muhafaza eden kalelerimiz bir bir yıkılmış, yerlerine gayet mâlâyânî şeyler konulmuş.

bu buhranlı ortamdan sıyrılıp, rızası için, dinimizi tam anlamıyla yaşamamız için üzerimize farz olan ilimleri öğrenmeli.
hatta bu ilimleri öğrenme yolunda ayaklı ansiklopedilere yapışıp peşlerini bırakmamalı.

sonumuzu hayr eylesin
Moderatöre Bildir   Logged

ak'tan korkan, halktan korkmamalı. İşini düzgün yapanın, içi de düzgün olur
osmanli
Moderatör
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3196



WWW
« Yanıtla #10 : Aralık 28, 2005, 10:00:16 ÖS »

ushtun09 kardesim karamsar olmayin gayret edenin daima yanindadir
bizler yurt disinda nelerle karsilasiyoruz ama Allaha pirana havele ediyoruz
sabir herzaman iyidir önümüze devamli cikiyor vataninizda aynisini yapamiyorsunuz burda niye yapiyorsunuz karsimiza kale duvari gibi cikiyorlar Allahin izniyle piranin hikmetiyle oluyor  sabir dua :kirp:
Moderatöre Bildir   Logged

ABDULLAH LFC
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 240



« Yanıtla #11 : Ocak 03, 2006, 10:24:24 ÖS »

antepli kardeşim teşekkür ederiz....devamını bekleriz...




" imam-ı rabbanî yolundayız. onun evlatlarıyız. mesleğimiz, ehli sünnet yolu ve onu ihyadır."

      www.ihya.org
Moderatöre Bildir   Logged
ASUDE
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 958



« Yanıtla #12 : Ocak 04, 2006, 07:20:51 ÖS »

Alıntı sahibi: "ABDULLAH LFC"
antepli kardeşim teşekkür ederiz....devamını bekleriz...




" imam-ı rabbanî yolundayız. onun evlatlarıyız. mesleğimiz, ehli sünnet yolu ve onu ihyadır."

      www.ihya.org








 :x  :x  :x  :x
Moderatöre Bildir   Logged

<<<Ya Gel Artık Güldür Benim Yüzümü
Yada Bakma SEVİYORUM Der Gibi...>>>
ABDULLAH LFC
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 240



« Yanıtla #13 : Mayıs 13, 2006, 04:06:45 ÖS »

İMAM-I RABBANÎ MÜCEDDİD-İ ELF-İ SÂNÎ AHMED FARÛKÎ SERHENDÎ (K.S.)
--------------------------------------------------------------------------------
Silsile-i Nakşibendiyye-i aliyyenin 23. halkasıdır. Hicrî 971. senesi âşurâ günü Hindistan’ın Serhend şehrinde dünyaya geldi. 1034 safer ayının 29. Salı günü Serhend’de vefat etti. İsmi Ahmed’dir. İmam-ı Rabbanî ismiyle meşhurdur. Unvanı, kendisine tarafından ilim ve hikmet verilmiş olduğundan “Müceddid-i Elf-i Sânî“, Hazreti Ömer’in soyundan olduğu için “Farukî" , Serhend şehrinde dünyaya geldiği için “ Serhendî “ dir.

İmam-ı Rabbanî hazretleri ilk tahsilini babasından yapmış, küçük yaşda Kur’an-ı Kerimi ezberlemiştir. Babasının vefatından sonra Muhammet Bâkî- Billah (k.s.) hazretlerine talebe oldu, ona intisab etti ve icâzet aldıktan sonra memleketine dönerek ilim öğretmeye ve irşâda başladı.

Eski ümmetler zamanında, her bin senede yeni bir din getiren Resuller gönderilirdi. Her yüz senede bir nebî gelir, din sahibi peygamberin dinini değiştirmez, kuvvetlendirirdi. Hadis-i şerifte bu ümmete ise her yüzyıl başında İslam dinini kuvvetlendiren bir alim geleceği haber verilmektedir. Peygamber efendimiz (s.a.v.)’den sonra peygamber gelmeyeceğine göre kendisinden bin sene sonra İslam dinini her bakımdan ihya edecek, dine sokulan bid’atleri temizleyecek, tam vâris, âlim ve ârif bir zatın olması lâzımdı. Hadis-i Şerifler bunu bildirmektedir. Bu mühim hizmeti İmam-ı Rabbanî Hazretleri yapmıştır. Bütün İslam âlimleri bunda ittifak etmişlerdir. Sapıkların iftirâsı üzerine sultan, İmam-ı Rabbanî Hazretlerinin hapsedilmesini emretti. İmam-ı Rabbanî Hazretleri üç yıl kadar mahpus kaldı. Sonra Sultan yaptığı hatayı anladı ve onu hapisten çıkardı. İhsan ve ikramda bulundu.

İmam-ı Rabbanî Hazretleri kendisinden önce yaşamış velilerin sekr (manevi boşluk) halindeyken söyledikleri sözleri gayet açık bir şekilde îzâh etmiş, bu büyüklerin yanlış anlaşılmasına mâni olmuştur. Fasîh ifâdeleri ve vecîz sözleriyle bazı evliyanın kâfî şekilde anlamak ve anlatmaktan aciz kaldığı yüksek tasavvufî hakikatleri açıklamıştır. Sorulan suallere verdiği cevaplarla tasavvufta iyi anlaşılmayan husus bırakmamış, böylece Müslümanları kandıran ve şaşırtan cahillerle, dünya düşkünü bozuk tarîkat taklitçilerinin maskelerini indirmiştir.

Zamanın alimleri İmam-ı Rabbanî Hazretlerine “sıla” ismiyle hitap ettiler. Sıla birleştirici demektir. Çünkü o,tasavvufun dinden ayrı bir şey olmadığını isbât etmiştir.

İmam-ı Rabbanî Hazretlerinin en mühim eseri Mektûbâtıdır.

--------------------------------------------------------------------------------
fazilet takviminden (10.12.2005)
............................................................................
“İmâm-ı Rabbânî yolundayız. Onun evlatlarıyız. Mesleğimiz, Ehl-i Sünnet yolu ve onu ihyâdır”
Moderatöre Bildir   Logged
osmanli
Moderatör
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3196



WWW
« Yanıtla #14 : Mayıs 14, 2006, 01:26:14 ÖÖ »

Alıntı

Zamanın alimleri İmam-ı Rabbanî Hazretlerine “sıla” ismiyle hitap ettiler. Sıla birleştirici demektir. Çünkü o,tasavvufun dinden ayrı bir şey olmadığını isbât etmiştir.

 :x
Moderatöre Bildir   Logged

şüheda
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 19



« Yanıtla #15 : Mayıs 14, 2006, 11:00:07 ÖS »

NE BÜYÜK BİR ZAATTIR....MEKTUBATIDA BU ÜMMET İÇİN EN BÜYÜK VESİKA........ ŞEFAATINA NAİL EYLESİN.....
Moderatöre Bildir   Logged

Söz kalpten çıkarsa kalbe kadar gider, dilden çıkarsa kulağı aşamaz."
osmanli
Moderatör
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3196



WWW
« Yanıtla #16 : Ekim 20, 2006, 07:10:06 ÖÖ »

• Edebi gözetmek zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen hakka kavuşamaz.
• Ehlinin (ailesinin) gönlünü almak için günâh işlemek ahmaklıktır.
• Kalbin tasfiyesi (temizlenmesi); İslâmiyet’e uymakla, sünnetlere yapışmakla, bid’atlardan ve nefse tatlı gelen şeylerden kaçınmakla olur. Zikri ve rehberi (doğru yolu gösteren âlimi) sevmek bunu kolaylaştırır.
• Malı zarardan korumanın ilacı zekât vermektir.
• Mekrûhtan sakınmak ve bir edebi gözetmek, zikirden, fikirden ve murakabeden daha fâidelidir.
• Mubâhları gelişigüzel kullanan, şüpheli şeyleri yapmaya başlar. Şüpheli şeyleri yapmak da harama yol açar.
• Nefse günahlardan kaçınmak, ibâdet yapmaktan daha güç gelir. Onun için günahtan kaçınmak daha sevâbtır.
• Ölmek felâket değildir. Öldükten sonra başına gelecekleri bilmemek felâkettir. Dua ve istiğfar etmekle ve onlar (ana baba) için sadaka vermekle imdatlarına yetişmek lâzımdır.
• Mâlâyâni (boş şeyler) ile vakit geçirmek Allâhü Teâlâ’dan uzaklaşmaya işarettir.
• Bir farzı vaktinde yapmak, bin sene nâfile ibâdet yapmaktan daha faidelidir.
• Gafletin ilacı; gönlünü Allâhü Teâlâ’ya vermiş olanların sohbetidir.
• Bu zamanda dünyâyı terk etmek çok zordur. Dünyâyı terk lâzımdır. Hakikâten terk edemeyen, hükmen terk etmelidir ki, âhirette kurtulabilsin. Hükmen terk etmek de    büyük nimettir. Bu da yemekte, içmekte, giyinmekte, meskende, dinin hududundan dışarıya taşmamakla olur.
• Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, İslâmî ilimleri öğreniniz ve bu ilimlere uygun olarak yaşayınız. Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyunla ve eğlenceyle geçirmemek için uyanık olunuz.
• Vakit çok kıymetlidir, kıymetli şeyler için kullanmak lâzımdır. İşlerin en kıymetlisi, sâhibine hizmet etmek, yani Allâhü Teâlâ’ya ibâdet ve itâat etmekle vakitleri geçirmek lâzımdır. (M.Ş.3)
Moderatöre Bildir   Logged

Ahi
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1106


Bugün Allah (c.c) için ne yaptın?


« Yanıtla #17 : Ekim 21, 2006, 12:15:39 ÖS »

Eline sağlık güzel paylaşım için
Moderatöre Bildir   Logged

Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras ve ilim gibi şeref olmaz.
Hz. Ali (r.a)
duha
Moderatör
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 4427


TiLkİdE KuYrUk BiTmEz DuHa da OyUn BiTmEz ; )


« Yanıtla #18 : Ekim 22, 2006, 05:54:07 ÖÖ »

Alıntı

Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, İslâmî ilimleri öğreniniz ve bu ilimlere uygun olarak yaşayınız. Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyunla ve eğlenceyle geçirmemek için uyanık olunuz.
• Vakit çok kıymetlidir, kıymetli şeyler için kullanmak lâzımdır. İşlerin en kıymetlisi, sâhibine hizmet etmek, yani Allâhü Teâlâ’ya ibâdet ve itâat etmekle vakitleri geçirmek lâzımdır. (M.Ş.3)



razı olsun.
Moderatöre Bildir   Logged

Ayaklarımın altında kumlar çıtırdıyor,Başımda büyük dalgaların sarhoşluğu
Denizin mavisinde sonsuzluğu görüyorum
HaYaTı Düşünüyorum...

/^^/^^/^^/



HerŞeYi BiLmeNe GeReK YoK,HaddiNi BiL YeTeR.
-SüHaN-
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 31


razıyım Allah'ım


WWW
« Yanıtla #19 : Mayıs 25, 2007, 04:16:37 ÖS »

Bugün mübarek müceddidin, "müceddidi elf-i sani’nin doğum yıldönümü…Yaşamında da yaşamından sonra da nice gönüllerin uyanışına vesile olan mübarek üstazı tanımak,hatırlamak adına değerli bir paylaşım olmuş.. razı olsun..Rabbim evlatları arasına dahil eylesin.Himmetlerinden mahrum eylemesin..
Moderatöre Bildir   Logged

''Rabbim..
Tut kalplerimizden!
Gönülleri evirip çeviren , halden hale koyan Rabbim
N'olur tut kalplerimizden
Tut ki yoksa gene düşeriz biz...''
-SüHaN-
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 31


razıyım Allah'ım


WWW
« Yanıtla #20 : Mayıs 25, 2007, 04:22:25 ÖS »

Rabbim himmetlerinden mahrum eylemesin.. razı olsun kardeşim..

''Dünyâ hayâtı pek kısadır. Bunu en lüzumlu şeyde kullanmak gerekir. Bu en lüzûmlu şey de, kalbini toparlamış olanların yanında bulunmaktır. Hiçbir şey sohbet gibi faydalı olmaz.''
Moderatöre Bildir   Logged

''Rabbim..
Tut kalplerimizden!
Gönülleri evirip çeviren , halden hale koyan Rabbim
N'olur tut kalplerimizden
Tut ki yoksa gene düşeriz biz...''
fatihan
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4466



« Yanıtla #21 : Mayıs 25, 2007, 04:24:28 ÖS »

Alıntı

Rabbim evlatları arasına dahil eylesin.Himmetlerinden mahrum eylemesin..

amin
Moderatöre Bildir   Logged

Mektubat Dersleri için Tıkla>>>    
Evlilik Rehberiniz
www.evlilikmektebi.com
-SüHaN-
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 31


razıyım Allah'ım


WWW
« Yanıtla #22 : Mayıs 25, 2007, 04:28:43 ÖS »

''Bu zamanda dünyâyı terk etmek çok zordur. Dünyâyı terk lâzımdır. Hakikâten terk edemeyen, hükmen terk etmelidir ki, âhirette kurtulabilsin. Hükmen terk etmek de büyük nimettir. Bu da yemekte, içmekte, giyinmekte, meskende, dinin hududundan dışarıya taşmamakla olur. ''

Rabbim şiar edinenlerden eylesin.. razı olsun..
Moderatöre Bildir   Logged

''Rabbim..
Tut kalplerimizden!
Gönülleri evirip çeviren , halden hale koyan Rabbim
N'olur tut kalplerimizden
Tut ki yoksa gene düşeriz biz...''
fatihan
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4466



« Yanıtla #23 : Mayıs 25, 2007, 04:34:40 ÖS »

Alıntı

Rabbim şiar edinenlerden eylesin..


Amin.
Moderatöre Bildir   Logged

Mektubat Dersleri için Tıkla>>>    
Evlilik Rehberiniz
www.evlilikmektebi.com
enfa
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1336



« Yanıtla #24 : Mayıs 25, 2007, 04:35:19 ÖS »

amin
Moderatöre Bildir   Logged


Kimseye bâkî değildir mülk-ü devlet, sîm-ü zer
Bir harap olmuş gönül tâmir etmektir hüner..
Ahi
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1106


Bugün Allah (c.c) için ne yaptın?


« Yanıtla #25 : Mayıs 25, 2007, 06:14:49 ÖS »

Amin.
Moderatöre Bildir   Logged

Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras ve ilim gibi şeref olmaz.
Hz. Ali (r.a)
Ber-ceste
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 755



« Yanıtla #26 : Kasım 11, 2007, 06:38:08 ÖS »

İmamı Rabbani Hazretlerinin (k.s.) Şemaili


İmamı Rabbani Hazretlerinin (k.s.) onyedi sene sohbetinde ve hizmetinde bulunan ve talebelerinin meşhurlarından olan Bedreddin Serhendi, Hadarat-ül Kuds kitabında, İmamı Rabbani Hazretlerinin (k.s.) şeklini, suretini, mübarek yüzünü şöyle tarif etmiştir.

-"Onun mübarek hilyesini şöyle beyan edelim ki, sevenleri ve yolunda bulunanlar, onun mübarek yüzünü ve sohbetlerini düşünerek feyz alsınlar. Beyaza yakın buğday tenli ve açık alınlı idi. Alnında ve mübarek yüzünde öyle bir nur parlardı ki, ona bakacak takat kalmaz¬dı.

Bir talebesi de; " Ne zaman mübarek yüzüne baksam, alnında ve yanaklarında "" yazılı görürdüm" demiştir.

Kaşlarının arası açık idi. Kaşları yay gibi olup, uzun, siyah ve ince idi. Gözleri irice olup, siyahı tam siyah, beyazı tam beyaz idi. Mübarek burnunun ortası yük¬sekçe olup, ince idi. Dudakları kırmızı ve ince idi. Dişleri sık, birbiri¬ne bitişik olup, inci gibi parlar idi. Sakalları sık, heybetli ve yuvarlak olup, yanaklarına taşmazdı. Uzun boylu ve ince yapılı idi. Yani şiş¬man değildi. Sıcakta da olsa teri hep misk gibi kokardı. Yüzünün gü¬zelliği Yusuf aleyhisselamın güzelliğini andırırdı. Vecaheti (heybeti), vakarı Halilürrahman İbrahim aleyhisselamın heybetini andırırdı. Onu gören gayr-i ihtiyari, Yusuf aleyhisselamın güzelliğini bildiren;

"Böyle insan olmaz, bu ancak üstün bir melektir" (Yusuf-31) me¬alindeki ayet-i kerimeyi hatırlardı ve "SübhanAllah bu ü Tealanın veli kuludur" derdi ve;

"Görüldüklerinde ü TeaIayı hatırlanır" hadıs-i şerifini hatırlardı. Ondan her an ve her saat harikalar zuhur ederdi.


Altun Silsile-  Silsileyi Saadatı Nakşibendiyyeyi Aliyye
Moderatöre Bildir   Logged

Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..
osmanli
Moderatör
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3196



WWW
« Yanıtla #27 : Kasım 11, 2007, 07:53:54 ÖS »

tesekkürler kardesim
Moderatöre Bildir   Logged

kenz
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1285



« Yanıtla #28 : Kasım 11, 2007, 10:14:50 ÖS »

c.c. razi ve memnun olsun..İmam-ı Rabbani hazretlerinin gülleri olmaya talibiz inşeAllah...
Moderatöre Bildir   Logged