Buka
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 60
|
 |
« Yanıtla #41 : Ekim 09, 2008, 05:17:25 ÖS » |
|
Muhammed Hâşim-i Kişmî naklediyor: "Annesi tarafından Sultân-zâdelerden olan, bu yüksek yolumuzun üstâdlarından birinin oğlu, kulunç hastalığına yakalandı. Hastalığı günlerce devam etti. Doktorlara baş vurdu. Bir fâide göremedi. Çok eziyetler çekti, çok üzüldü. Ne yapacağını, kime baş vuracağını bilemiyor, gece gündüz gözüne uyku girmiyordu. Yakınlarından birini, bu fakîre gönderip; — "Yolumuzun azizlerinin büyüklerinden yüksek üstadınıza, iyi bir zamanda, bu belânın kaldırılması için teveccüh etmelerini arzederseniz, biz ve büyüklerimizin ruhları sizden memnun olur" diye söyledi. Bu haberi getiren ikindiden sonra geldi. O gece yatsı namazından sonra, Imâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretlerini odalarında yalnız bulup, hastanın durumunu anlatıp kendilerinden teveccüh istediğini arzettim. —"İnşaAllah elimizden geleni yaparız" buyurdu. Sabah namazının farzını kıldıktan sonra, bizzat kendisi bu fakiri çağırdı. Kulağına yaklaşıp; —" Teheccüd namazından sonra, akşam söylediğiniz hastalığın kalkması için duâ ettim. Allâhü Teâlânın yardımıyla o belâ kalktı. Hemen git Duamızı o ümitsize ulaştır" buyurdu. Bu fakîr emirlerine uyarak, o şahsın yanına gittim. Beni görür görmez, yerinden fırladı, boynuma sarıldı ve gözlerinden yaşlar akmağa başladı. Hâlbuki, ben daha bir kelimebile konuşmamıştım. Dedi ki: —"Seni ne için gönderdiklerini anladım. Biraz önce, burada olanlara — "Gecenin bitmesine bir kaç saat kalmıştı ki, bu hastalık benden tamamen kalktı. Sanki hiç hasta olmamış gibi bir hâle geldim" demiştim. Yakıen anladım ki, ricamı onlara arzetmişsiniz. Onlar da bu anda teheccud namazına kalkmışlar, bu hastalığın kalkmasına duâ ve taveccüh etmişlerdir. Duaları kabul edildi. Şimdi müjdesini bana gönderirler dite düşunuyordum ki siz geldiniz, "dedi. Ben de;—" İşin doğrusu tam anladığınız ve düşündüğünüz gibidir. İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri beni bu müjdeyi size ulaştırmak için gönderdiler. Elhamdülillah ki, yüksek yaratılışınız ve bağlılığınız sebebi ile yazıya ve habere lüzum göstermediniz" dedim. Bu hâdiseyi gördükten sonra şeyhzâde, sultân evladı bu zat, İmâm-ı Rabbânî Hazretlerinin (k.s.) huzuruna gelip, tövbe edip ve inâbe alarak, talebe olma saadetine kavuştu. Muhlislerden ve sevdiklerinden oldu. Hocasına gelirken hep yaya olarak gelir, bu memlekette, bu zamanda, böyle büyük bir zâtın bulunduğuna şükrederdi."
|
Ey Beytullah'a sefer edenler, yol tutup gidenler, Siz bedenlerinizle yürürken, biz yürürüz ruhlarımızla. Kalmışsak; bizi bağlayan, özrümüz, kaderimizdir. Özrün kalmaya zorladığı, bırakmadığı bir kimse, Bil ki, sefer etmiştir; o da yolcularla gitmiştir.
|