Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Ocak 07, 2009, 09:23:31 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Çok Biliyoruz Ama Neyi?  (Okunma Sayısı 788 defa)
turab
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 632


Kefâ bil-mevt vaizan


« : Mayıs 16, 2008, 07:50:19 ÖÖ »

ÇOK BİLİYORUZ, AMA NEYİ?


O kadar çok biliyoruz ki, artık “ Bunları biliyor musunuz ‘’başlıklı ilginç yazılar ilgimizi hiç çekmiyor. Eskiden yerde bulunan bir kağıt parçasının dahi neyi anlattığı önem arzederken şimdilerde kitabın, derginin bilginin ve bilgiye ulaşma yolunun kolay olmasından mıdır nedir, o kadar da mühim sayılmıyor.
Okumadığımız gerçeğini, bu konuda kendi gösterdiğim acziyetle açıklığa kavuştursamda, okumadan çok bilmenin savunulacak mantıklı bir yanının olmadığı da açık. Ülkemizde bir yıl boyunca iki kişinin yalnızca bir kitap okuduğu ve aktif birer televizyon izleyicisi olduğumuzu düşünürsek durumu biraz daha iyi kavrayabiliriz belki.
Bilmenin, ilmin üst sınırı olmadığı gibi, iki-üç üniversite mezunu olmak, isminin önünde bulunan sıfatların kalabalığı yada soyadının şaşası ile de ölçülebilecek bir kıstası yoktur. Yunus Emre’nin dediği gibi;‿ilim kendin bilmektir‿ Bizim de yazımızda vurgulayacağımız asıl nokta; ilmin insana kattığı değerlerin asla kendini bilmezlikle ilgisi olmayan ve bu hakikatlerin bilinmesinin insanı Hakka yakınlaştırması gerektiğidir.
İnsanoğlu daha anne karnında iken öğrenmeye başlar. Dışardan gelen tüm uyarılara duyarlıdır. İnanç ve düşünce dünyasının şekillenmesi o zamandan başlar. Hayatı boyunca karşılaşacağı her insan ve her olay bir şeyleri öğretecektir. Atalarımızın “Bir bilmek, bir ölmek‿ dediği gibi ölünceye kadar bilmeye, öğrenmeye devam edilecektir.
İnsana bilmediklerini hep -u Teala öğretti. Küçücük bir karıncanın dahi O’nun izni olmaksızın adım atmadığını düşünürsek, ’ın bize nasip etmediği ilmi biz kendi kendimize kazanma kudretine sahip olmadığımızı anlamış oluruz. İlim öğrenmekten asıl maksat, yaratılış gayemize uygun hareket etmeyi öğrenmek ve bununla amel etmektir. Yoksa -u Teala’nın bizim yaptıklarımıza ihtiyacı yoktur, bizim yaşamaya, anlamaya ve Hakk’a ulaşmaya ihtiyacımız vardır. Öte yandan bildiklerimizin ağırlığınca değil, amellerimizin ağırlığınca mükafatlandırılacağız.
Elde ettiği ilim ile kendini hayata karşı daha iyi donanımlayan insan hep kendi ile uğraşır. Bildiklerinin ağır sorumluluğu altında ezilirken, etrafa caka satacak vakit pek bulamaz.
Çocukluğundan beri Peygamber Aleyhisselatı vesselam Efendimizin evinde yetişip büyüyen ve hakkında, “Dünyada var olan ilmin beşte dördü Hz. Ali’dedir. Diğer beşte birlik kısmı ise yine Hz. Ali diğer insanlarla birlikte paylaşır.‿ Diye buyurulan Hz. Ali bakın ne diyor:‿Bildiklerimi ayağımın altına koysalar başım göğe değerdi.‿ İlim konusunda kendisine bu kadar lütuf buyurulan bir insan dahi bilmedikleriyle ilgileniyor ve bunların onu göğe yükseleceğini söylüyorsa bizlerin hali ne olacak?
Geçimimizi temin ettiğimiz mesleklerimizle ilgili konulara bile tam anlamıyla hakim değilken, öğrenip geliştirmekten ziyade kolayına kaçmanın yollarını ararken bizlerin hali ne olacak?
Bütün bu yadsınamaz gerçeklerin yanı sıra “Ben biliyorum‿ diyebilmek gerçekten sorumluluğu olan iddialı bir söz. Maalesef herkes her şeyi o kadar çok biliyor ve her konuda yapacak mutlaka bir yorumu var. Her insan bir deryadır. Elbette onun da gönül ve düşünce dünyasında farklı renkli düşünceler gizlidir ama yalnızca kendi aklına güvenip yola çıkan yarı yolda kalır.
Gerçekten bildiklerinin farkında olan insanın ilgilendiği şey, bunlar dışında kalan diğer bilmedikleridir. Kimseyi bilmediğiyle kınayamayız ama “Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır.” Bize akıl nimeti bahşedildiğine göre doğru kullanıp faydalı şeyler üretmek bizim elimizdedir. Tıpkı içi dolu başakların baş aşağı eğilip yere yaklaşması gibi bilen insan da bildiklerinin ağırlığıyla eğilir ve sürekli tevazu halinde olur.
Siz hiç dalları meyve ile dolu olduğu halde dimdik duran bir ağaç gördünüz mü? Kavaklar gibi meyvesiz, gökyüzüne doğru uzayıp giden bir ağaç mı yoksa ağırlığından neredeyse meyvelerinin yere değeceği bir ağaç mı olmak istersiniz?
-u Teala cümlemize bilmediklerimizi bilmeyi, tüm ömrümüzü ilmiyle iştigal etmemizi, ilmiyle amel eden ve amellerinde ihlaslı olanlardan eylesin. (Amin)

Salihan Yalvaç
Moderatöre Bildir   Logged

Fukara kalbine her kim dokuna;Dokuna sînesi okuna...
Tuğra
popüler yazar
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1904



« Yanıtla #1 : Mayıs 16, 2008, 10:47:21 ÖÖ »

Alıntı
’ın bize nasip etmediği ilmi biz kendi kendimize kazanma kudretine sahip olmadığımızı anlamış oluruz.
Elbetteki herşey nasip meselesi ama H.Z. malı mülkü dilediğine,ilmide diyeleyene verirmiş.  Gülen
Moderatöre Bildir   Logged

                  TUĞRA                 
turab
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 632


Kefâ bil-mevt vaizan


« Yanıtla #2 : Mayıs 16, 2008, 10:55:55 ÖÖ »

Alıntı
’ın bize nasip etmediği ilmi biz kendi kendimize kazanma kudretine sahip olmadığımızı anlamış oluruz.
Elbetteki herşey nasip meselesi ama H.Z. malı mülkü dilediğine,ilmide diyeleyene verirmiş.  Gülen

elbette kardeşim elbette,
ama nihayetinde o ilmi 'isteme duygusunu' o kişiye veren
ve o ilmi öğrenmek için 'gideceği yolları gösteren'
o ilmi öğrenmek için 'imkanlar nasip eyleyen'
ve bütün işlerin dönüp yine vardığı (c.c) değil midir? Gülen
Moderatöre Bildir   Logged

Fukara kalbine her kim dokuna;Dokuna sînesi okuna...
Tuğra
popüler yazar
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1904



« Yanıtla #3 : Mayıs 16, 2008, 11:13:34 ÖÖ »

Bu insanın nefsi ile muharebesi oluyor sanırım,aksi halde ''Dileyene ilmi veririm'' buyrulmazdı. Gülen
Bu konuda  İmam-ı Gazali hazretleri şöyle buyuruyor:

''Zorluklara karşı sabırla göğüs germelidir. İlim ve diğer nimetleri acı ilaçlarla kaplamışlardır. Akıllı olan, bunların içine yerleştirilmiş tatlıları görür. Üzerindeki acı örtüleri de tatlı gibi çiğner. Acılardan tat alır. Hasta olan onun tadını duyamaz. Hastalık, ü teâlâdan başkasına gönül vermektir.''

Moderatöre Bildir   Logged

                  TUĞRA                 
turab
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 632


Kefâ bil-mevt vaizan


« Yanıtla #4 : Mayıs 16, 2008, 11:32:24 ÖÖ »

Bu insanın nefsi ile muharebesi oluyor sanırım,aksi halde ''Dileyene ilmi veririm'' buyrulmazdı. Gülen
Bu konuda  İmam-ı Gazali hazretleri şöyle buyuruyor:

''Zorluklara karşı sabırla göğüs germelidir. İlim ve diğer nimetleri acı ilaçlarla kaplamışlardır. Akıllı olan, bunların içine yerleştirilmiş tatlıları görür. Üzerindeki acı örtüleri de tatlı gibi çiğner. Acılardan tat alır. Hasta olan onun tadını duyamaz. Hastalık, ü teâlâdan başkasına gönül vermektir.''



Haklısın kardeşim.
Bunları yazarken varmak istediğim;
*Siz savaşta onları kendi kuvvetinizle öldürmediniz, lâkin öldürdü (Ey Resulüm) Attığın vakit sen atmadın, lâkin attı. Ve bunu, müminleri güzel bir imtihana tâbi tutmak için yaptı. Şüphesiz ki hakkıyla işitir ve bilir. (Enfal 17)
*İşte bu, bir öğüttür, bir uyarıdır. Artık dileyen Rabbine varan yolu tutar.
Ama dilemedikçe, siz dileyemezsiniz. Çünkü her şeyi bilen, tam hüküm ve hikmet sahibi olan, ’tır. Her şeyi bildiği gibi, rahmet ve hidâyete lâyık olanları da pek iyi bilir. (İnsan 29-30)

ayetleri sırrınca en nihayetinde 'yapan eden' yine hep O değil midir?
Moderatöre Bildir   Logged

Fukara kalbine her kim dokuna;Dokuna sînesi okuna...
narçiçeği
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 148



WWW
« Yanıtla #5 : Mayıs 19, 2008, 05:33:00 ÖS »

ü Teala cümlemize bilmediklerimizi bilmeyi, tüm ömrümüzü ilmiyle iştigal etmemizi, ilmiyle amel eden ve amellerinde ihlaslı olanlardan eylesin. (Amin)
Moderatöre Bildir   Logged

Sakın terk-i edebden kûy-ı Mahbûb-i Hudâ’dır bu
Nazargâh-i ilâhidir, Makam-ı Mustafâ’dır bu
turab
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 632


Kefâ bil-mevt vaizan


« Yanıtla #6 : Mayıs 19, 2008, 05:43:35 ÖS »

ü Teala cümlemize bilmediklerimizi bilmeyi, tüm ömrümüzü ilmiyle iştigal etmemizi, ilmiyle amel eden ve amellerinde ihlaslı olanlardan eylesin. (Amin)


Amin!
Moderatöre Bildir   Logged

Fukara kalbine her kim dokuna;Dokuna sînesi okuna...
müteallim
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4560



WWW
« Yanıtla #7 : Mayıs 20, 2008, 04:08:11 ÖS »

her cahil cesurdur kendimizi alim zan ediyor dünyaya fazla daliyor bir kitap bir dergi  okumayi akil edemiyoruz.
Moderatöre Bildir   Logged

1430 hicri yilbasiniz ve muharremi serifiniz mübarek olsun
turab
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 632


Kefâ bil-mevt vaizan


« Yanıtla #8 : Mayıs 20, 2008, 04:09:46 ÖS »

her cahil cesurdur kendimizi alim zan ediyor dünyaya fazla daliyor bir kitap bir dergi  okumayi akil edemiyoruz.

Haklısınız hocam Mahçup oldum yaw
Moderatöre Bildir   Logged

Fukara kalbine her kim dokuna;Dokuna sînesi okuna...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
:

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Duygu Kontrolü Hakkında Ne Biliyoruz?.. VAKT-İ MUHABBET EFSuN 7 744 Son Mesaj Aralık 03, 2005, 08:21:19 ÖS
Gönderen: EFSuN
Yalan Söylemek İyi Değil Ama Bunlar En Çok Sölenen Yalanlar. MİZAH KÖŞEMİZ ulka80 0 467 Son Mesaj Aralık 30, 2005, 10:55:45 ÖÖ
Gönderen: ulka80
Âmentü Neyi İfade Ediyor? İSLAM-GENEL fatihan 1 392 Son Mesaj Kasım 25, 2007, 01:36:10 ÖÖ
Gönderen: racül
Aile çok önemli bir kurum, peki ama kimler asla evlenmemeli? EVLİLİK VE AİLE İsra 1 288 Son Mesaj Ağustos 03, 2008, 06:11:49 ÖS
Gönderen: setre
Gidenler Neyi Götürür? EDEBİYAT Buka 0 329 Son Mesaj Ekim 04, 2008, 11:23:34 ÖS
Gönderen: Buka
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


Sadakat İslami Forumları 2004-2008
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM