Diyanet'e bağlı Dini Soruları Cevaplandırma Komisyonu, bir vatandaşın "Deniz ürünlerinin yenilmesinin hükmü nedir?" sorusuna, "Kuran'da denizden elde edilen yiyeceklerin helal olduğu bildirilmektedir. Hz. Peygamber de 'Onun suyu temiz, ölüsü helaldir' buyurmuştur. Midye, kalamar, yengeç, karides gibi balık dışındaki deniz ürünleri Hanefi mezhebi dışındaki diğer 3 mezhebe göre helaldir" yanıtını verdi. Polemik başladı. HABERTÜRK TV 13 Ajans'ta Prof Bayraktar Bayraklı ile Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Mehmet Keskin, Gülgûn Feyman'ın sorularını cevapladı:
PROF. BAYRAKTAR BAYRAKLI (Marmara Üniversitesi):
Bir şeyin haram-helal olması Kur'an'a göre olur. Mezheplere göre söylenmez bu. Mezhepler Tanrı değil. En'am suresinde

diyor ki Peygamberimize: Yediğiniz yemeğin haramlığını helalliğini Kur'an'da arayın...
Peygamberimize atfen söylenen "Denizin ölüsü helaldir" sözü doğrudur. Sadece balık değil, bütün deniz canlıları için geçerlidir. "Hanefiye göre böyledir" denmez. Yakışmıyor. Kim demiş? İmam-ı Azam'ın dediğini nereden çıkarmışlar. İstirhamda bulunuyorum. Böyle fetvaları verirken Kur'an'a ve Peygamber sünnetine baksınlar.
MEHMET KESKİN (Diyanet İşleri):
Deniz ürünlerinin helal olduğunu Yüce

bildirmiştir. Bir ayetti "deniz ürünleri sizler için helal kılınmıştır" diyor. Peygamberimiz de "Denizin suyu temizdir, ölüleri helaldir" buyurmuştur. Ancak bazı din alimleri içtihatlarda bulunurlar. Deniz ürünlerinde balık şeklinde olanların tümünün helal olduğunu bütün mezhepler belirtmiştir. Bazı hanefi imamları, midye, kalamar, istiridye gibi ürünlerin helal olmadığını belirtmişlerdir.
Diyanet hiçbir fetvasında "şunu yapın, bunu yapmayın" diye bir tavır sergilemez. Yengeç, karides, midye gibi ürünlerin yenmesinin Hanefi mezhebince uygun bulunmadığını belirtmişiz. Bir mezhebin hükmü hiçbir zaman umuma teşmil edilemez. Biz de böyle dedik. Bir mezhebin müçtehitlerinden birinin veya tamamının yorumları bütün müslümanları bağlamaz.
Diyanet bütün mezheplerin görüşünden yararlanıp, kendi kanaatini ortaya koymuştur. "Hanefi mezhebinden olanların bu ürünleri yemesi caiz değildir" diye bir fetva vermedik biz. İfademiz şu: Midye, kalamar, karides, yengeç, Hanefi mezhebine göre helal değildir!
Biz, mezheplerin bütün görüşmlerini harmanlayarak, asrın icaplarına göre fetva vermeyi tercih ederiz.
PROF. BAYRAKTAR BAYRAKLI:
Yine aynı hata yapılıyor. Filan mezhebe göre helaldir, haramdır denemez... Ayet var ortada. Bir mezhebin görüşünü, o helal dese bile helaldir diyemez. Kur'an helal olduğunu belirtmiş, daha başka mezhebe gitmenin anlamı yok. Bu, Anayasa'nın önüne geçmeye benzer. Yargıtay'ın içtihadı hiçbir zaman Anayasa'nın önüne geçmez. Diyanet, "Kur'an'a göre bu hayvanlar helaldir" desin, bitsin bu iş.
İmam-ı Azam böyle bir şey demez. Fetva sorulduğu zaman, Kur'an'dan ayeti ortaya koymak lazım. Ayetlerin olduğu yerde mezhepler görüş beyan etme hakkına sahip değildir.
MEHMET KESKİN:
Ben açıklanan fetvanın bütün müslümanları bağlamayacağını söyledim. Böyle bir fetvayı vermişler zamanında. Bunların yorumları bütün müslümanları bağlamaz. Mezhep din değildir. Bizi Kur'an bağlar. Peygamber'in uygulamaları bağlar.
PROF. BAYRAKLI:
Madem bağlamıyor. Niye böyle bir fetva veriyorlar. Karıştırmasınlar.
MEHMET KESKİN:
Sayın profesör tefsircidir. Fıkıh kosnusunda haddini aşıyor.
PROF. BAYRAKLI:
Sataşma var. Ben Kur'an uzmanıyım. Kur'an fıkhı uzmanıyım. Terbiyesizliği bıraksın. Doğru konuşsun. Ben kimseyi kastetmiyorum. Böyle düşünenleri kastediyorum. Niye üzerine alınıyor. Hem eğitimi nedir? Yine de affediyorum kendisi...
MEHMET KESKİN:
Ben sataşmadım. Din İşleri Yüksek Kurulu üyesiyim. Eğitim durumumu söyleme durumunda değilim. Beni affettiğini söylüyor. Beni affedecek konumda değildir kendisi.
(Bu noktadan sonra Mehmet Kesin telefonu kapattı...)