Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Ocak 08, 2009, 04:06:15 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Faizin Hükmü ile alakalı???  (Okunma Sayısı 4356 defa)
selamet
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4



« : Mart 05, 2004, 07:06:58 ÖS »

Faiz bazı ülkelerde haram değilmiş diye duyumlar alıyorum.Bunun aslını bilen kardeşlerden bilgi almak isterim?
Moderatöre Bildir   Logged
molla
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 239

Avatar Yok


WWW
« Yanıtla #1 : Mart 11, 2004, 01:05:57 ÖÖ »

faiz her durumuyla dinimizce haramdir..
Moderatöre Bildir   Logged

.
muallim
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1000

Avatar Yok


« Yanıtla #2 : Mart 16, 2004, 08:43:48 ÖS »

sorunuz bir kere cok sacma o kadar ki faiz kesin ve kesin ayetle sabit olarak haram edilmiştir. bir takım mevzular da alınması belki bir nebze olabilir diyen alimler cıkmış ama azınlık olmuştur. mezheb imamıza gore de darul islam olmaya bir beldede bazı islami kaideler uygulanmadığı gibi faiz de olmayabilir ama sadece ruhsat olarak kesin cevaz yok.iki muslumanın arasındaki kesin olarak her yerde her sartta hep haramdır ve buyuk gunahdır.
Moderatöre Bildir   Logged

"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve 'tan korkun ki rahmete eresiniz."
[Hucurat Suresi 10]
matilda
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7



« Yanıtla #3 : Mart 18, 2004, 04:36:55 ÖS »

ula bu soruyu dinsizler bile sormaz ne lan bu
Moderatöre Bildir   Logged
molla
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 239

Avatar Yok


WWW
« Yanıtla #4 : Mart 18, 2004, 10:58:34 ÖS »

Alıntı sahibi: "matilda"
ula bu soruyu dinsizler bile sormaz ne lan bu

arkadas istersen lan veya agir cikislarda bulunmayalim.O ogrenmek istemis biz muslumanlarada bunlari ayrintili sekilde aciklamak duser.Sen ayetlerle ve guzelce hadislerle aciklar o insanlarin bilgisini dahada arttirirsin.Herkes herseyi bilecek diye bir kanun yok...
Moderatöre Bildir   Logged

.
muallim
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1000

Avatar Yok


« Yanıtla #5 : Mart 21, 2004, 03:27:56 ÖS »

katılmamak mumkun mu sana bir kere katıldın matildaya o da dua sına amin dedik :lol:  :lol:
Moderatöre Bildir   Logged

"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve 'tan korkun ki rahmete eresiniz."
[Hucurat Suresi 10]
mice
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 265

Avatar Yok


WWW
« Yanıtla #6 : Mart 29, 2004, 01:56:28 ÖS »

ARKADAŞLAR HEMEN SİNİRLENMEYELİM.  ARKADAŞIMIZ HAKLI. YAŞARA NURİ ÖZTÜRK GİBİ İNSANLAR FAİZ HARAM DEĞİLDİR DİYORLAR. SEBEBİNİDE ENFLASYONA BAĞLIYORLAR VE Bİ ŞEKİLDE KILIFINA UYDURUYORLAR. BÖYLE İNSANLAR KAFA KARIŞTIRIYOR. HERKES KESİN HARAMDIR DEYİP ÇIKIYOR İŞİN İÇİNDEN. HARAM OLDUĞUNU HERKES BİLİYOR ANCAK KİMSE KURAN VE HADİS İLE OLAYI AÇIKLAMIYOR. O ŞEKİLDE AÇIKLANIRSA KİMSENİN AKLINDA BİR SORU KALMAZ BENCE.
Moderatöre Bildir   Logged

Yazıkki yine akşam oldu biz yine yalnız kaldık.
Bir kıyısı görünmez denize daldık.
Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede
’ın denizinde ’tan uzak kaldık.
point
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 142

Avatar Yok


« Yanıtla #7 : Mart 30, 2004, 10:22:41 ÖS »

Bakara Suresi
275- Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa , alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de 'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.
276- faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir. günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmez.
277- İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlar.
278- Ey iman edenler! 'tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler iseniz.
Moderatöre Bildir   Logged

b]Dünyanın câzibedar güzellikleri, mal ve evlât birer fitne, birer imtihandır.Bu imtihanın en başarılı talebeleri de, sabah akşam gönül verdikleri hakîkate, bağlılık ahd u peymanında bulunan, azimli, iradeli, kararlı talihlilerdir.[/b]
point
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 142

Avatar Yok


« Yanıtla #8 : Mart 30, 2004, 10:24:47 ÖS »

FAİZ MESELESİ

Faiz, iktisadın en eski meselelerinden biridir. Haksız bir kazanç olan faizin ne aklî ne de vicdanî hiçbir dayanağı yoktur.

Zamanın seyri içinde, faizin meşrûluğu, vasıfları ve ekonomi içindeki fonksiyonu hep münâkaşa edilegelmiştir. Kimi zaman yerin dibine batırılmış, kimi zaman da göklere çıkarılmıştır.

Şunu kesin bir dille söyleyebiliriz ki, faize meşrűluk kazandiran devirler, bütünüyle beşerin ahlâken çöküntü içinde oldugu devirlerdir. Meselenin bu yönüne temas etmeden evvel onun târihî seyrine kısaca bir atf-ı nazar etmiş olalım.

Faizin târihi

Eflâtun ‘Kânun’, Aristo ise ‘Politika’ adlı eserlerinde faizi yerden yere vurmuşlardır. Eflâtun'a göre faiz ahlâk dışı bir davranıştır; fazîletli ve erdemli insana hiç yakışmaz. Onun için mutlaka yasaklanmalıdır.
Aristo'ya göre ise faiz, kısır tavuktan, yumurta almaya çalışmak gibi yanlış bir düşüncedir. O, “Para parayı doğurmaz” demektedir.

Roma, başlangiçtaki ihtişâm döneminde şiddetle faizin karşisindadir. Ancak yikilmaya yüz tuttugu zaman diliminde faize kurtarici bir simit gibi sarilmiş, fakat dibe dogru çökmekten kendini bir türlü kurtaramamiştir.
Hıristiyanlık esas itibâriyle faizi haram kılmış; fakat, içki ve domuz eti gibi bazı haramlarda olduğu gibi, daha sonra yapılan değişikliklerle faiz de helâl hâle getirilmiştir. Oysa ilâhî vahye dayanan bir dinin bunlara cevaz vermesini düşünmek mümkün değildir.

Günümüzde Yahova Şahitlerine âit kitaplar da bu konular üzerinde israrla durmaktadir. Gerçi Yahova Şahitleri meselesi ayrica üzerinde durulmasi gereken bir husus olmakla birlikte, sözü dagitmamak için burada o meseleye girmiyoruz.

Ortaçağda kilise, faiz aleyhinde şiddetli beyânâtlar vermiş ve tefecilikle çok ciddî kavgaya tutuşmuştur. Ancak kilise babalari, feodalizmin zayiflamasi ve ticârî kapitalizmin gelişmesi karşisinda faizi meşrűlaştirmak zorunda kalmiş ve mesele kitaplara bu şekliyle geçmiştir. Menfaat dine tercih edilmiştir.

Husűsiyle sınâî kapitalizmin gelişmesiyle, Batıda faiz karşısındaki direnişler bütünüyle gevşemiş ve faiz herkes tarafından kabûl edilir bir realite hâline gelmiştir.

Faiz teorileri
Faizi açıklamaya çalışan çok sayıda teori geliştirilmiştir. Bunlar, sermayenin kaynağının tasarruf olduğu konusunda ortak bir görüşe sâhiptir. Ayrıldıkları nokta ise, faizi meşrûlaştıran dayanaklardır.

Meselâ Ricardo, özendirmeyi esas alır. Ona göre, parası alınıp işletilen tasarruf sâhibine belli bir pay verilmelidir ki, kişi tasarrufa özendirilmiş olsun.
Halbuki Keynes, bu görüşün tamamen karşisindadir. O, “Tasarruf sâhibini, tasarrufa sevk etmek için özendirmeye ihtiyaç yoktur. Hem ferd hem de cemiyet tasarrufa kendiliginden meyillidir” düşüncesindedir.
Meseleyi tamamen para ile alâkalı olarak değerlendiren Keynes’e göre faiz, parayı nakit olarak elde tutmaktan(likidite tercihi) vazgeçirmek için insanlara ödenen bir fiyattır.

Senior'a göre faiz, fedâkârlığın bir bedelidir. Zira tüketici perhizkâr davranmakta ve tasarruf yapmaktadır. Bu da sermaye arzını meydana getiren bir davranıştır. Sermaye talebi ise sermayenin üretken ve verimli oluşundan kaynaklanmaktadır. Bu verimlilikten sermaye sâhibinin de yararlanması gâyet normaldir. Böylece o, yaptığı fedâkârlığın karşılığını görmüş olacaktır.

Marshall ise faizi, beklemenin bedeli olarak değerlendirmektedir. Ferd, elindeki tasarrufu bir başkasına vermekte ve belli bir süre beklemektedir. Öyle ise onun bu bekleyişinin bir bedeli olmalıdır.

Böhm-Bawerk ise meseleyi psikolojik açıdan ele almış ve faizi zaman tercihi kavramıyla açıklayarak, ona bir dayanak bulmaya çalışmıştır. Ona göre, insanlar umûmîyetle bugün ellerinde bulundurdukları değerleri yarınki değerlere tercih etme eğilimindedirler.

Dolayısıyla, hem tasarrufa teşvik ve hem de bu tasarrufu başka ellere devrettirebilmek için böyle bir psikolojik duygunun tatmîn edilmesi şarttır. O da ancak bugün ve yarın arasındaki değer farkını (acio) ödemekle mümkündür. Ve faiz, ona göre, işte bu şeklide bir meşrû gerekçeye dayanmaktadır.

Marks ve Engels gibi sosyalist düşüncenin temsîlcileri her yönüyle faizin aleyhindedirler. Onlara göre faiz, sermaye sâhibinin emekten çaldigi haktir. Sosyalist bir düzende tasarruf ve sermaye olmayacagi için faiz de olamaz.

İslâm öncesi faiz
Faiz, câhiliyye devrinde bilinen ve tatbîki yaygın olan bir müessese durumundaydı. Günümüzdeki dev kuruluşlar şeklinde olmasa bile, hem ferd hem de küçük organize gruplar olarak faiz alınıp veriliyordu.

İslâm öncesi bu devirde faiz müessesesi zenginin elinde bir istismar vâsıtasıdır. Zira, riba adı verilen ve borçlunun ödemek zorunda olduğu fazlalık, bâzan asıl borcun kat kat üstüne çıkıyor ve borçlu her geçen gün artan bu fazlalıklar altında ezilip gidiyordu.

Şekil olarak faiz şöyle cereyan ediyordu: Zarűret içinde bulunan bir kişi -ki bu zarűret ne kadar fazla ve âcil ise, verecegi faiz miktari o kadar yüksek olurdu- belli bir süre sonunda ve belli bir fazlalıkla ödemek kaydiyla birisinden borç para aliyor. Vade tamam olunca alacakli gelip parasini istiyor. Eğer borçlu borcunu ödeyemeyecegini söyler ve belli bir vade daha isterse aldigi borç miktari iki katina çikariliyor ve yine ikinci defa ayni durum tekrar ederse, bu sefer borç miktari dört katina çikiyor.

Bu muâmele böyle devam edip duruyor… Bir gün geliyor ki, alınan borç miktarı ile ödemek zorunda kalınan borç miktarı arasında korkunç denecek ölçüde bir fark söz konusu oluyor. Bu muâmele ile fakir daha da fakirleşirken zengin daha da zenginleşiyor ve iki sınıf arasındaki uçurum her geçen gün daha da derinleşiyor.

İmam Katâde câhiliyye devri faizini şöyle anlatıyor: “İslâmiyet’ten önceki devirde kişi, belirli bir müddet sonra fiyatı ödenmek üzere satış yapardı. Alıcı vade sona erdiğinde aldığı malın fiyatını ödeyemezse, fark verir ve müddet uzatılırdı.”

İmam Mücâhid de şöyle diyor: “İslâmiyet’ten önceki devirde kişinin borcu olduğunda alacaklısına gider, ‘Sana şu kadar fazla ödeyeyim, borcumu ertele’ der, böylece borcu ertelenirdi.”

Fahreddin Râzî ise câhiliyye devri faizini şöyle anlatiyor: “Islâmiyet’ten önceki devrin bilinen ve meşhűr olan faizi vade faizi idi. Buna göre, kişi malini başkasina her ay ödeyecegi belirli bir kâri almayi şart koşarak borç verirdi. Anaparasi oldugu gibi kalirdi. Mühlet sona erince anaparasini da geri isterdi. Borçlu anaparayi veremezse, borç veren hem mühleti uzatir, hem de faizi artirirdi.”

Görülüyor ki, câhiliyye devri denilen o dönemin riba anlayışı ile günümüzün faiz anlayışı arasında temelde hiçbir farklılık bulunmamaktadır. İşte İslâm, bütünüyle faizin karşısına dikilmiş, bu zulüm ve ceberrûta son vermiştir.

Faizin tanım ve kapsamı
Faiz kavramının İslâmî literatürdeki karşılığı ribadır. Riba Arapça bir kelimedir ve sözlükte ziyâde (fazlalık) ve nemâ (artma, çoğalma) manalarına gelir.
Câhiliyye dönemi Arapları riba kelimesini bu lügat manasında kullandıkları gibi, ayrıca, bugün genellikle faiz deyince anlaşılan, “Vadenin uzatılmasına karşı borcun da artması” manasında da kullanıyorlardı.

İslâm, insanlık târihi boyunca bilinen ödünç veya borç faizi kavramına bir de para ve malların peşin veya vadeli mübadelelerinde ortaya çıkan alış-veriş faizi kavramını eklemiştir.

Kur’an, borç faizini ele alırken, hadîsler ağırlıklı olarak alış-veriş faizinin üzerinde durmuştur. Şu halde faiz kavramı İslâm’da diğer sistemlerden hem farklı hem daha şümullüdür.
Moderatöre Bildir   Logged

b]Dünyanın câzibedar güzellikleri, mal ve evlât birer fitne, birer imtihandır.Bu imtihanın en başarılı talebeleri de, sabah akşam gönül verdikleri hakîkate, bağlılık ahd u peymanında bulunan, azimli, iradeli, kararlı talihlilerdir.[/b]
point
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 142

Avatar Yok


« Yanıtla #9 : Mart 31, 2004, 02:39:37 ÖS »

Müslümanın faize karşı bakışı nasıl olmalı?  


Müslüman, 'a itimad eden, güvenen insandır. O, borç verdiği paranın başına gelebilecek muhtemel bir tehlikeyi faizle telafi etme gibi bir zillete düşmez. Müslüman, dünya-âhiret dengesini kuran insandır. Onun için para mihrap olamaz. Biz Müslümanlar olarak, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” prensibinin âzâd kabûl etmez köleleriyiz. Yemez yedirir, giymez giydiririz. Birisi bize bir gül verse, biz ona gül bahçesiyle mukâbele etmeye gayret ederiz. Ama bunların hiçbirini gâye ve hedef hâline getirmeyiz. Bizim ideal ufkumuzu süsleyen tek şûle vardır: O da 'ın rızâsını kazanmaktır. Dünya bizim ayağımıza kement olamaz. Ve para bizi fazîlet yarışından alıkoyamaz. Evet, biz 'ın kullarıyız. Kulu kula kul eden faiz, bizden biz de ondan çok uzağız.
Moderatöre Bildir   Logged

b]Dünyanın câzibedar güzellikleri, mal ve evlât birer fitne, birer imtihandır.Bu imtihanın en başarılı talebeleri de, sabah akşam gönül verdikleri hakîkate, bağlılık ahd u peymanında bulunan, azimli, iradeli, kararlı talihlilerdir.[/b]
SerkaNReaL
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 34

Avatar Yok


WWW
« Yanıtla #10 : Nisan 12, 2004, 03:28:20 ÖS »

Bir arkadasimiz faiz harammi diye bir sual yöneltmis sizlere. Burada bazi arkadaslar hiç de ahlak kurallarina uymayan sekilde arkadasa cevap veriyorlar. Bu dogru degildir, bence arkadas sunu demek istiyor:

Gayri müslim ülkelerde (darülharp) kredi çekmek ve onu tabii faizi ile ödemenin hükmü nedir ?

Bu apayri bir konu...Herkes hemen kafadan bir seyler atamazki...

Faizin ayetlerle kesin haram oldugunu biliyoruz, bunu Veda hutbesinde Efendimiz (s.a.v) dahi söylüyor...Ama burda sartlar ayni degil...

Herkes güvendigi bir alime gidebilir sorabilir, zannediyorum aramizda bu hassas konuyu tatmin edici bir sekilde cevaplayacak biri yoktur, yaniliyor olabilirmde...Gerçektende çok hassas bir konu....gurbetciler açisindanda...

Pür kusur....
Moderatöre Bildir   Logged
molla
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 239

Avatar Yok


WWW
« Yanıtla #11 : Nisan 12, 2004, 09:26:17 ÖS »

Serkan bu konuda sana katiliyorum cunku avrupada yasiyanlar bilir adim attigin yer faiz isi ile ugrasiliyor..Yani Avrupada yasyipta ben faizle alakam yok diyen biraz yalan soylemis olur cunku almis oldugumuz ev mesela devlete faizle geri oduyoruz en azindan bizim buralar boyle..Sosyal kapitalist ulkeler hala faiz isine cok onem verdigi icin biz muslumanlar asiri magdur kaliyoruz bu ulkelerde ama eldende yapicak pek bir sey yok..
Moderatöre Bildir   Logged

.
SerkaNReaL
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 34

Avatar Yok


WWW
« Yanıtla #12 : Nisan 12, 2004, 10:00:46 ÖS »

Ablam bende Avrupa'da yasiyorum, bundan 20 yil öncesine kadar hiç kimse faiz ile is yapmiyordu. Ama simdi isler öyle bir hal aldiki herkesin eli faize bulasmis durumda. Ben babamdan örnek vermek istiyorum: bizde ev sahibi olmak isteriz diyor babam fakat faiz korkusu ile kredi çekip ev almadi. Bu isin bir yani...isin diyer yani baska çare yok diyen insanlar var, çekiyorlar krediyi faizi ile ödüyorlar...Herkesin nabali kendine derler...Su an etrafimizdaki hemen hemen herkes ev almis durumda...Bir biz evsiz kaldik anliyacagin:)))

Herkes kafadan bir fetva veriyor....Bunada karsiyim.
Moderatöre Bildir   Logged
molla
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 239

Avatar Yok


WWW
« Yanıtla #13 : Nisan 13, 2004, 03:14:55 ÖÖ »

Orasi oyle Serkan bizde ev almadik ona bakarsan ama sana soyle bir ornek verim ben okuyorum ve ogrenci kredi aliyorum ee ben bu krediyi okul bitince geri vericem hemde faizi ile birlikte ne yapabilirimki baska carem yok..Hem okul hemde is ayni anda yurumuyor zor zaten is bulmak..Agbim is yeri  isletiyor mcbur bankadan para cekti o kadar sermayayi nerden bulsun...Fetva vermek bize dusmez ama insan yapicak bir sey bulamiyor..Mecbur ev alinicak oyle yada boyle sizde mecbursunuz bir nevi..Sonucta hayatinizi orda geciiriyorsunuz gonul isterki faizsiz olsun ama en aziindan bogazimizdan gecmiyor o faiz sadece oduyoruz geri..
Moderatöre Bildir   Logged

.
point
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 142

Avatar Yok


« Yanıtla #14 : Nisan 13, 2004, 03:25:35 ÖS »

Sevgili Kardelen ve Serkan kardeşler

Kusura bakmayın.İçinde bulunduğunuz durum gerçekten de çok zor. sizin ve sizler gibi zor ortamlarda bulunmak zorunda olanların yar ve yardımcısı olsun.Sonuçta bu dünya imtihan dünyası ve şunu unutmamak gerekir ki hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.İçinde bulunduğunuz duruma gelince;faizin haramlığı daha öncede belirtildiği üzere kesin.Yalnız yabancı ülkelerde faizli kredi alma gibi durumlara cevaz veren kişiler bulunmakta.Ancak dayandıkları hadislerin sıhhat derecesi çok sahih değil. En azından bu işte bir şüphe vardır. Efendimiz şüpheli durumlardan kaçınmamızı istiyor.Başta dediğim gibi işiniz çok zor ama bence takvadan (mümkün olduğunca)ayrılmamak gerekiyor diye düşünüyorum.

Tabi sizin altınız kuru diyebilirsiniz.Evet altımız kuru  :lol:

Ne yapalım dediğim gibi bu dünya imtihan dünyası ama şunuda unutmamak gerekir ki:

"CENNET UCUZ DEĞİL, CEHENNEM LUZUMSUZ DEĞİL..."

Tekrar yardımcınız olsun diyelim.Sürçü lisan ettikse affola.
Kalın Sağlıcakla :wink:
Moderatöre Bildir   Logged

b]Dünyanın câzibedar güzellikleri, mal ve evlât birer fitne, birer imtihandır.Bu imtihanın en başarılı talebeleri de, sabah akşam gönül verdikleri hakîkate, bağlılık ahd u peymanında bulunan, azimli, iradeli, kararlı talihlilerdir.[/b]
molla
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 239

Avatar Yok


WWW
« Yanıtla #15 : Nisan 13, 2004, 09:40:25 ÖS »

Rabbim cumlemizden raziolsun..Gonul farkli olsun isterdi  :(
Moderatöre Bildir   Logged

.
Eyup
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 48

Avatar Yok


« Yanıtla #16 : Şubat 21, 2006, 11:03:55 ÖS »

Açık ağızlı gülümseme :D  :x  Açık ağızlı gülümseme :D
Moderatöre Bildir   Logged
müteallim
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4560



WWW
« Yanıtla #17 : Şubat 21, 2006, 11:57:52 ÖS »

Alıntı sahibi: "selamet"
Faiz bazı ülkelerde haram değilmiş diye duyumlar alıyorum.Bunun aslını bilen kardeşlerden bilgi almak isterim?


Eger faiz ise bunun haramliginda süphe yoktur haramdir .harama helal deyemeyiz.
Amma faizde diger emirler gibi bazi sartlara baglidir.kimler arasinda faiz hükmü vardir darul-harb darul- islam gibi.bu hususlara dikkat etmek lazim cevap verirken.

Bunun gibi ciddi meselelerde lakayitca davranmak hos bir hareket olmasa gerek.
Moderatöre Bildir   Logged

1430 hicri yilbasiniz ve muharremi serifiniz mübarek olsun
talebe bilal 10
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 112

Avatar Yok


« Yanıtla #18 : Şubat 23, 2006, 10:48:47 ÖS »

:x  :!:  :x
Moderatöre Bildir   Logged

uy madin mi s.. tek düsündü evlat lari
müteallim
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4560



WWW
« Yanıtla #19 : Ağustos 07, 2006, 01:45:21 ÖÖ »

Evvela faiz ile alakali bilgi verip sonra süalinize cavap vermeye calisalim.

İslam’dan önce faiz, Araplar arasında son derece yaygındı. Mekke’de, Taif’te, Medine’de faizcilik yaparak çalışmadan kazanan, halkın sırtından geçinen bankerler vardı. Bunlar, belirli süre sonunda verdikleri ana paraya ilave olarak belli bir fazlalığı da almak üzere ihtiyaç sahiplerine borç verirlerdi. Borçlu o belirli süre sonunda borcunu ödeyemezse vade uzatılır, buna karşılık faiz miktarı da artırılırdı. Böylece borçlu çoğu zaman aldığının kat kat fazlasını ödemek zorunda kalırdı. Bu uygulama o derece yerleşmiş ve kökleşmiş ti ki, Kuran’ın da ifade buyurduğu gibi, “...alış veriş de faiz gibidir...” (Bakara Sûresi, 275) deniliyor; faiz de tıpkı alışveriş gibi meşru sayılıyordu.

Toplumda faizin son derece yaygınlaşmış olması sebebiyle faizin yasaklanması tedricen yani kademeli olarak gerçekleşmiştir.

Bu konuda ilk hüküm Rum Sûresinin 39. ayetidir. Mekke devrinde nazil olmuştur. “İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz herhangi bir faiz, katında artmaz. Fakat rızasını dileyerek verdiğiniz herhangi bir sadaka böyle değildir. İşte onlar sevaplarını kat kat artıranlardır.”

Bu ayet-i kerimede faiz yasaklanmamış, fakat faiz kazancında bereket olmayacağı beyan edilmiştir.

Medine devrinde nazil olan Nisa Sûresinin 160-161. Ayetlerinde ise şöyle buyurulmuştur: “Yahudilerin haksız davranışları, çoklarını yolundan çevirmeleri, kendilerine yasaklandığı halde faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden dolayı, kendilerine helal kılınmış olan temiz şeyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar edenlere elem verici bir azap hazırladık.”

Bu ayetlerde faizin Müslümanlara yasaklandığına dair açık bir hüküm olmamakla beraber, Yahudilerin kendilerine haram kılındığı halde faiz aldıkları, böylece ilahî azabı hak ettikleri beyan edilmiştir. Bu ifade ile, faiz almanın son derece kötü ve uzak kalınması gereken bir şey olduğuna işaret olunmuştur.

Faizin Müslümanlara ilk haram kılınışı, Âl-i imran Sûresinin 130. ayeti ile olmuştur: “Ey iman edenler, faizi kat kat alarak yemeyiniz. ’tan sakının ki başarıya ulaşasınız.”

Bu ayetle, o devirde en çok uygulanan ve fakiri en çok ezen fahiş riba, yani bileşik faiz yasaklanmıştır. Basit faizin haram olduğu hakkında henüz kesin bir hüküm inmemiştir. Bu, tıpkı içkinin içilmesinin haram kılınmayıp sarhoş halde namaza yaklaşılmasının yasaklanması safhasına benzemektedir. İslam önce, fakirin belini iyice kıran kat kat faiz şeklini yasaklamış oluyordu.

Daha sonra nazil olan Bakara Sûresinin 275-281. ayetleriyle her türlü faiz kesinlikle haram kılınacaktır. Faizi kesinlikle yasaklayan bu ayetlerin mealleri şöyledir:

“Faiz yiyenler, mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların ‘alış-veriş de faiz gibidir’ demelerindendir. Oysa, alış-verişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Artık kime Rabbından bir öğüt gelir de faizcilikten vazgeçerse, geçmişi, kendisinedir, onun işi (bağışlanması) ’a aittir. Kim de faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir ve orada ebedi kalacaklardır.”

, faiz kazancını eksiltir, sadakaları ise bereketlendirir. nankörlük eden hiçbir günahkarı sevmez.”

“Ey inananlar, ’tan korkun; eğer inanıyorsanız, faizden arta kalan kısmı bırakın. Şayet böyle yapmayacak olursanız, bunun ve resulüne karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tövbe eder de (faizden vazgeçerseniz) sermayeleriniz sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.”

“Borçlu darda ise, eli genişleyinceye kadar, ona mühlet verin. Eğer bağışlarsanız, bilesiniz bu sizin için ne kadar hayırlıdır.”

Faizle ilgili en son nazil olan ayetler bunlardır ve bu ayetlerle her türlü faiz kesinlikle haram kılınmıştır.

Peygamber Efendimiz, faiz yiyenlerin ahiretteki acıklı halini şu şekilde anlatmıştır: “Miraç gecesi, bir insan topluluğuna rastladım. Bunların mideleri, dışarıdan bakıldığında içi görülen ve yılanlarla dolu olan bir eve benziyordu. Bunlar kim? diye sordum. Cibril, bunlar faiz yiyenlerdir, diye cevap verdi.”

Yine hadis-i şeriflerde, “Peygamber efendimizin faizi alana, verene, faiz senedi yazana ve iki tarafın şahitlerine lanet ettiği” de bildirilmektedir.

Bu yasağın, “Ancak müminler birbirinin kardeşidirler.” ayet-i kerimesiyle ve “Komşusu aç iken kendi tok olan bizden değildir.” hadis-i şerifiyle de yakın ilgisi vardır. (hadiste geçen, “bizden değildir” sözünden maksat, “kâmil imanın zevkine erememiştir” demektir.)

Madem ki, Kur’an, mü’minleri kardeş yapmış, zenginlere zekâtı farz kılmış ve sadakayı teşvik etmiştir; o halde zengin bir mü’min, sadaka verdiği bir kardeşinin kendisinden borç para istemesi hâlinde, onun ihtiyacını görecek ve böylece âhireti namına büyük bir kazanç elde edecektir. “Karz-ı hasen” diye adlandırılan bu çok sevaplı ibadeti yapmak yerine, “Ben sana borç veririm, ama aldığımda fazlasıyla alırım.” şeklinde bir teklifte bulunmak İslâm kardeşliğiyle bağdaştırılamaz.

Yani hangi sartlarda olursa olsun eger faiz hükmü tasiyorsa o haramdir.

Sindi gelelim sizin sorunuza.faiz islami bir yasak olup islam fikhinda genisce yer air.faiz iki müslüman arasinda veya bir müslümanin gayri müslime faiz vermesi sekliyle haram kilinmistir.gayri müslim ile olan kismindada müslümanin menfaati gözetilmis eger gayri müslime müslümanin verdigi faizde müslümanin menfaati daha fazla ise o dahi caiz görülmüstür. fetvalar mehmet emre.
Amma rasülüllah efendimizin(La riba beynel müslimi vezzimmiyyi)Hadisi serifi mucibince darul harb olsun veya olmasin müslüman ile zimmi Yani Kafir arasinda faiz hükmü yoktur.Bu konuyu iyi anlamak lazim faizin hükmü yoktur.hüküm olmayinca müslümanin aldigi bu kar faiz olmayip harac hükmündedir ve haram degildir.
Islam fikhina göre hatta hanefi fikhina göre islamin kanunlarindan biri veya bir kaci kabul edilmeyen tatbik edilmeyen bir memleket darul-harpdir.halkinin müslüman olmasi yeterli degildir.
gerek normal bankalar gerekse finans kuruluslari islami olmayan kanunlarla yönetildi icin islam hükmünde olmayip müslümanin buralardan aldigi (faiz diyemiyecegim)cünkü faiz hükmü olmadigi icin kar payi diyelim veya siz baska kelimede kullanabilirsiniz mesela Harac diyebilirsiniz almasi caizdir haram degildir.
Moderatöre Bildir   Logged

1430 hicri yilbasiniz ve muharremi serifiniz mübarek olsun
muallim
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1000

Avatar Yok


« Yanıtla #20 : Ağustos 07, 2006, 02:29:27 ÖS »

baslıgı değiştirdim cunku boyle baslık olmaz.... muhafaza insanı dinden eder...

bu konuyu irdelemeyin artık....
Moderatöre Bildir   Logged

"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve 'tan korkun ki rahmete eresiniz."
[Hucurat Suresi 10]
ankebut-57
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 966



« Yanıtla #21 : Ağustos 09, 2006, 02:41:49 ÖS »

Bir sene sonra 2,5 milyon istemek üzere şimdiden 2 milyon vermek faize girer mi?

Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz, “Her menfaat sağlayan borç faizdir” (1) buyururlar. Bu da alacaklının borç verirken, bir müddet sonra ne kadar fazla isteyeceğini şart koşmasıyla gerçekleşir.

Yukarıda meâlini verdiğimiz hadis-i şeriften anlaşıldığı üzere, borç verirken bir menfaat sağlamayı şart koşmamak lâzımdır. Şayet böyle bir şart koşulmazsa, borçlunun borcunu öderken fazla vermesinde veya en iyisini vermesinde bir mahzur yoktur. Çünkü bu kimse borcunu en iyi şekilde ödemiş ve iyiliğe karşı iyilik yapmıştır.


“İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?” (2) meâlindeki âyet-i kerimede belirtildiği gibi, meselenin bu yönü bilhassa borçluyu ilgilendirir. Borçlu bunu düşünecek, alacaklının zararını telâfi edecektir.

Paranın tedavülden kalkması veya değer kaybetmesi halinde nasıl hareket edileceği hususunda da Hanefi imamları arasında farklı görüşler vardır. İmam-ı Âzam,
“Alınan borcun sayı olarak aynı miktarı verilmelidir. Paranın değeri ister yükselsin, isterse düşsün, borçlu aldığı paranın mislini verir. Yüz lira borç aldıysa yüz lira ödeyecektir” (3) der. İmam Muhammed ile İmam Ebu Yusuf ise, Borçlu aldığı borcun mislini vermez, ödeme esnasındaki kıymetini, değerini verir” demektedirler. Fetvanın da bu şekilde verildiği bildirilmektedir.

Buna göre, birisine bir seneliğine 2 milyon borç veren kimse, aradan bir sene de geçmiş olsa, yine bu miktar alacağının olduğunu bilmelidir. Fakat ödeme esnasında borçlu, paranın yıllık değer kaybını nazara alarak ona göre bir fazlalık verirse, aldığı borcun kıymetini vermiş olacağından İmameynin (İmam Muhammed ile İmam Ebu Yusuf) kavline göre amel etmiş, hem de alacaklının hakkını üzerinde bırakmamış olur. Bu meselede fazlalık baştan şart olarak koşulmamış, sadece borçlu alacaklıyı düşünerek zararını telâfi etmeye çalışmış olur.

Bu meselede şöyle bir yol da tercih edilebilir ki, bu en sâlimi ve en sıhhatlisidir. Borç verme, döviz yoluyla olabileceği gibi, altın üzerinden de yapılabilir. Böylece faiz şüphesi de ortadan kalkmış olur.

Buna göre, borç alıp verirken ya döviz alınıp verilir veya altın alınıp verilir yahut sâbit değeri olan ticarî mallar nazara alınır, onlar alınıp verilir.

Bunların haricinde bir sene sonra fazlalık belirtilerek verilen borç doğrudan faize girer, dolayısıyla caiz olmaz.


(1) Feyzü'l-Kadir, 5:27. Hadis No:6336
(2) Rahman Suresi, 60
(3) İbni Abidin, Reddü'l-Muhtar,4:174. Kasani, Bedayiü's-Sanayi,7:394


Kaynak: Mehmed Paksu Çağın Getirdiği Sorular
Moderatöre Bildir   Logged

Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır.(عشقْ)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır. (ايمان)

www.ayasofyacami.com
Salur
okur
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 50

Avatar Yok


« Yanıtla #22 : Ağustos 09, 2006, 04:17:33 ÖS »

Buldugum bir kaynagi, kelimesi kelimesine, icerigini yaziyorum.

Kitap: Ehli Sünnet vel cemaata göre Islam Akaidi
Yazan: Sidki Gülle
Yayinevi: Akpinar Yayinevi
Sayfa 650

Dar-i Harpte Tasarruf

Dar-i harp hükmündeki bir memlekette (diyelim Almanyada, Fransa'da) Müslümanlarin kendi aralarindaki hükümleri degismez. Helallar Helal, haramlarda Haramdir. Ancak böyle bir ülkede Müslümanlar ile Müslüman olmayanlar arasinda, Müslümanlar lehine bazi degisiklikler öngörülmüstür. Söyleki : Dar-i harpte Müslümanlar ile gayri müslimler arasinda faizli alis verisler caizdir. Bir Müslüman bunu kendi lehinde gördügünde, hem faiz alabilir hem de faiz verebilir. Yine bir Müslüman dar-i harpte, Besmele ile bogazlanmamis bir hayvani veya domuzu dar-i harpteki gayri müslimlere satabilir. Yine yenmesi kaydiyla bir gayri müslimle kumar oynabilir. (815)

(815) el-Mebsut, Büyu Bahsi. Fethü'l-Kadir. Ayni konu.
Moderatöre Bildir   Logged

Günde en az iki kişiye iyilik et, gönlünü al. Çünkü cennetin yolu, gönül
almaktan geçer. Gönül almak, Cennetin Firdevs kapısını açmaktır.
racül
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1178



« Yanıtla #23 : Ağustos 09, 2006, 09:34:57 ÖS »

tesekkürler salur abi, bu kaynak isimize yarayacak..
Moderatöre Bildir   Logged

Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident
Kul
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 113

Avatar Yok


« Yanıtla #24 : Ağustos 09, 2006, 10:15:47 ÖS »

tesekkürler salur abi....ikinci defa yaziliyor bu yazi ama neyse^^
Moderatöre Bildir   Logged
osmanlı
okur
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 74



WWW
« Yanıtla #25 : Haziran 28, 2007, 02:29:58 ÖS »

Bu mevzu hakikaten ince ve hassatır. İlkin şahsım ticaretle uğraşıyorum. İmamı Maliki hazretlerinin şu sözü kafama dank etti:"Her kimki ilmi bey(alış-veriş) bahsini bimeden, ticaretle uğraşırsa ZINDIKTIR." Oturdum okudum hocalarımıza sordum ve çok şükür epeyi çerceyi genişlettim. İlkin faiz denilen kitabımızda riba denilen hususus da incelediğimde şu ortaya çıktı. (Ben hanifiyim anlattıklarım hanifi fukasının görüşüdür) Riba nın riba olabilmesi için 3 şart aynı anda gerçekleşmelidir.(tıpkı namazın 12 şartı gibi)  nedir bu şartlar:
-Alanda verende Müslüman olacak
-Alınıp verilen nesne (para eşya yiyecek vs) aynı nesne olacak
-Vade ve Artış olacak.
 Şimdi ticari açıdan bakalım meseleye eğer ben size halı satıp (halıcıyım ben) sizden para istiyorsam ikinci husus alanan ve verilen şey aynı şey değildir. Dolayısı ile vadeli satış bu hükümü bozduğu iç,in haram olmaz. Ama halı verip halı istesem haram olur. Şöyleki sana 5mkr halı veriyorum bana 4 ay sonra 6mkr aynı kalite halıdan getirirsin gibi. Ama burada bi husus var şöyleki ; Ana vasfı aynı şey olamsı yeterlidir derler. mesela hububat değişiminde tohumluk buğday diyelim sana beyaz tohum verdim bana kırmızı tohum getirsin veya sana extra kalite hurma verdim düşük kalite hurma getirirsin gibi haller bu husus bozmaz. Hurma hurmadır buğday buğdaydır. Kalite ve alt vasıf bu hükmü bozmaz. Fakat halı verip para istemek aynı eşya değillerdir. Bu hüküm bozulur, ve riba olmaz.
 
Kredi meselesine bu şekilde yakalaşınca olay daha kolay çözülecektir. Önceden faizsiz sistemle çalışan finans kurumlarında çalıştığım için biraz bilgi sahibiyim. Eğer şöyle bir miselle açıklarsak olay netleşecektir.  Diyelim ev alamk isteyen yukarıdaki arkadaşın istediği evi alacak parası yok. Ama bende var diyelim. Nakit alacak gücüm var yani. Bana gelip yardım  istese şöyle bir çözüm var. Ben istediği evi alırım (veya eşya her neyse) ev benim oldussonra kendisine dönerim ve bu evi sana 24ay taksitle şu fiyata satıyorum. Anlaşırız ve evi arkdaşa döner satarım. Özel finans kurumları buna yaparlar. Alınan para verilen ev olduğu için ikinci hüküm bozulur ve riba olmaz. Ama burada çok önemli bir husus var eğer özel finans kurumu yukarıda anlattığım gibi yapmazda parayı sana verirse paraya para olur 2. hükümde gerçekleşir ve riba olur. malesef kurumun bazı çalışanları bu hususa bazen ehemmiyet vermiyorlar bu çok tehlikeli oluyor.
 Neyse mevzu bayağı dağıldı daha sonra devamını analatcağım şimdilik bu kadar müşterim geldi. Selametle
Moderatöre Bildir   Logged

Abdulhamid Han mihenk taşıdır. Ona çarpan, çarpılır...Onu seven, Aşk'a aşık olur.


フック ファントム'ス モム'ス アスショレ
fatihan
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4466



« Yanıtla #26 : Haziran 28, 2007, 02:44:03 ÖS »

Alıntı

Neyse mevzu bayağı dağıldı daha sonra devamını analatcağım şimdilik bu kadar müşterim geldi. Selametle


Hayırlı kazançlar kardeşim. Gülen
Moderatöre Bildir