|
muallim_abi
|
 |
« : Ekim 21, 2005, 03:20:20 am » |
|
Mutaassıp bir gazete yazarı kendisine sorulan "Kaza borcu olan teravih kılabilir mi? Şafii’de de aynı mıdır?" sualine "Kaza borcu varsa teravih kılamaz. Evet, Şafii’de de aynıdır." şeklinde, kafasına göre fetva vermiş.
Günümüzde kendini ehli sünnet tanıtan insanların sünnet yoketme girişimlerini gördükce dehşete kapılıyoruz. Oysa bütün HANEFİ fıkh kitaplarında, kaza borcu olan (ister bir günlük, ister bir yıllık, ister 20 yıllık) müslümanın hadisi şeriflerle sabit NAFİLELERİ nafile niyyeti ile kılmalarının DAHA FAZİLETLİ olduğu yazmaktadır.
Hanefi mezhebinin, bu fetvayı verenlerce de EN MUTEBER fıkh kitabı olan İBN-İ ABİDİN başta olmak üzere, NİMET-İ İSLAM (ki Tahtavi haşiyesinin osmanlıcasıdır) ve MECMUATUZ-ZUHDİYYE gibi nice kaynak eserde bu fetva yer almaktadır. Hatta MEZAHİBİ ERBEA kitabında 4 hak mezhebin hükmü belirtilirken, hanefilerin hükmü açıkca belirtilmiştir.
Beğler! İctihad ile ictihad nakz olunmaz!* (Mecelle Madde 16, Dürerul-Hukkam fî Şerhi Mecelletul-Ahkam Cild 1, Sahife 68 ) Şafii mezhebinin ictihadını alıp, onların kaynaklarını kullanıp hanefi mezhebinin MÜFTABİH hükmüne savaş açamazsınız! Bunun mezhepsizlikten pek uzak bir tarafı yoktur!
Bakın en muteber USULI FIKH kitabı olan MİRATUL USUL'de zamanın EBU HANİFESİ ne diyor?
SAHHA TATAVVU MEN ALEYHİL FARZ!
Bu kaidenin üzerine "umum-husus" mantığını sergileyen cahillere de yazık.
Molla Husrev'in, İbn-i Abidin'in, Zühdi Paşa'nın ve hanefi fukahasının hükmlerini beğenmeyip, müctehid edasıyla "KAZA BORCU OLAN ŞUNU ŞUNU KILAMAZ" demek "KAFAYA GÖRE FET VERMEK" değil de nedir?
Abdulhakı Dehlevi gibi, İbni Nuceym gibi zatların fetvası var diyenlere, "Gidin usul ilimlerini tekrar okuyun" demekten başka çare yoktur. Fıkhta her önüne gelenin fetvası alınmaz. (Bu durumda bazı nakillere dayanıp türkçe namaz kılınabilir diyenlere de hak vermemiz icab ederdi) Kaldı ki bu mübarekler yukardaki cahilin verdiği gibi bir FETVA vermemişlerdir. Birşeyin "efdaliyetinden" bahsetmek ile "cevazından" bahsetmek arasında dağlar kadar fark ve bir o kadar vebal vardır.
Ve yine kaldı ki "Kaza borcu olsa da bilinen nafileleri nafile niyeti ile kılmak daha efdaldir" diyen hanefi fukahasına ve bu fukahanın müftabih kavline dil uzatmak ahmaklıktan beri değildir.
Eski-yenş, zaruri-özürsüz gibi ayrımlarında MUCİDLERİ bu zatlar. Mesela okuduğum birçok HAŞİYE fıkh kitabında bu "özürlü-özürsüz" veya "yeni-eski" tabirleri geçmekten olduğu halde yine de ibarenin sonunda "kaza borcu olan nafileye nafile diye niyet eder" yazmakta. E şimdi bu fıkh ulemasıda mı ahmak bre cahil budalalar. Onlar kitapları hep eksik yazmış öyle mi? Asıl ahmaklık bunu iddia etmektir..
Allahu teala bu tür ahmakların fetvasına uyanlara rahmet eylesin..
* El-ictihâdu lâ yünkazu bi'l-ictihâdi ve delîluhâ el-icmâu
|
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk.. Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap / incemeseleler.com
|
|
|
|
muallim_abi
|
 |
« Yanıtla #1 : Ekim 21, 2005, 03:30:31 am » |
|
Konuyla ilgili MECMUÂTU'Z-ZÜHDIYYE'nin ibaresi: Te'lif eden: Es-Seyyid Ahmed Zühdi Paşa Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapLinklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapKaynak: Mecmuâtuz-Zühdiyye fî Ahkâmi'd-Diniyye Derseadet 1311, Matbea-i Osmaniyye
|
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk.. Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap / incemeseleler.com
|
|
|
|
GEZGİN
|
 |
« Yanıtla #2 : Ekim 21, 2005, 10:04:56 am » |
|
Allah Razı olsun...
|
An oluyor bir garip hisse kapılıyorum... Ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum?'..........
|
|
|
|
ay-yüzlüm
|
 |
« Yanıtla #3 : Ekim 21, 2005, 06:24:08 pm » |
|
ellerine sağlık kardeşim
Allah CC razi olsun çok güzel faydalı bilgiler eklemişsiniz
|
Yürü dünya yürü bu yol dergaha gider. Bu yol gama,kedere,acıya,aha gider. Çıkablirsen eyer bu yokuşu zirveye, Hüzünlenme o zaman sonu felaha gider.
|
|
|
|
muallim_abi
|
 |
« Yanıtla #4 : Ekim 21, 2005, 11:22:51 pm » |
|
Eklemekte yarar görüyorum:
Bazı hadis-i şeriflerde ve sahabi rivayetlerinde "Farz borcu olan, kaza etmeden, nafile kılarsa, boş yere zahmet çekmiş olur, kazasını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz" gibi rivayetlerin hepsi sahih olup, bizim beyanatımızı desteklemektedir.
Zira HANEFİ fukahasına göre kişinin ZATEN "kaza borcu varken nafile kılması" doğru değildir. Bu ZATEN bütün hanefi fıkh kitaplarında yazar. Buna karşı çıkan da yoktur zaten. Hiçbir hanefi alimi de karşı çıkmamıştır.
Amma velakin bu bilinmeyen, hadis-i şeriflerle sabit olmamış NEVAFİL için geçerlidir. Hakikaten de bir müslümanın KAZA borcu varken çıkıp "şuraya durup şöyle 4 rekat nafile kılayım" demesi boş iş olur. Ancak hadisi şeriflerle belirtilmiş sünnetleri kılması, kaza kılmasından evladır. Din AKIL işi değildir ki, biz şimdi çıkıp bu hükmü sorguya çekelim.
Bu ahmaklar 1,5 santim akıllarıyla TERAVİH namazını bile ortadan kaldırıyorlar. Kendilerini dini konularda söz sahibi kabul ediyorlar. Sünnete düşmanlık ettikleri başka konularda bariz bir şekilde görülmekte.
Zahidi merhum "Zamanın halkını bilmeyen cahildir" buyurur. Bu zamanda müslümanlara bu tür doğru olmayan fetvaları vermek, onları dini ibadetlerden daha fazla soğutmağa yarar. Tesbih namazının dahi cemaatle kılınmayacağını iddia edip, kaza borcu olanların bilinen nafilelerinin kabul olmayacağını iddia eden cahillere uymamalı. Akılları imanlarını geçmiş.
Selam ve dua ile..
|
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk.. Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap / incemeseleler.com
|
|
|
|
racül
|
 |
« Yanıtla #5 : Kasım 06, 2005, 11:50:53 pm » |
|
Bildigim kadariyla safii mezhebinde kaza borcu olan nafile kilamaz..
Türkiye gazetesini cikartanlar umumiyetle abdülhakim arvasi'nin müridanidir. Abdülhakim Arvasi safii olmali.. Safi bir zata baglanan müridan seyhlerininn safii mezhebine göre verdigi bir fetvayi, hanefi ahaliye de, müridandan olmayan sair insanlara da kabul ettirmek icin 50 senedir ugrasip duruyorlar...
Gecen gün gördüm,
"Bir bilen" hala sigarayi helal gösterme cehdiyle sitesinde iyicene döktürmüs.. Sigaranin mazarratinin ayyuka ciktgii günümüzde de hala sigara savunuculuglu???
Abdülhakim Arvasi (bazi sahsi durumlarina binaen) necip fazila (sigaranin yaninda) "difk" (istimna bilyed)i da tavsiye ediyordu...
Simdi bir sayfa da istimnanin faziletinden mi bahs edilmeli?
...........
Söylenen sözleri söylendigi baglamdan cikartip umuma tesmil etmek, sözü söyleyen zat icin de bazen negatif propaganda olmakta...
|
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben. Theodor Heuss ehemaliger Bundespräsident
|
|
|
|
muallim_abi
|
 |
« Yanıtla #6 : Kasım 07, 2005, 12:16:04 am » |
|
Kaza borcu olanın sünnetleri kılmasında hanefi mezhebince bir beis yoktur.. Eserlerde bu açıkca belirtilir.. İbni Nüceym hazertleri ise bu konuda İmam Şafii'nin ictihadını benimsemiş, çıkıp buna da dil uzatmak olmaz; alıp O'nun fetvasını umuma yaymak ve bir de kılanlara "ahmak" lakabı takmak asıl ahmaklık olur.. Fıkh kitaplarında böyle ibareler yok, her hanefi alim aynı hükmü yazacak diye bir kaide de yok.. Mezahibi Erbea kitabında da böyle ibare yok.. Bazıları sonradan eserleri tahrif ediyor.. Aynı ibareleri Fetavayi Zahiriyye'ye de almışlardı..
Sigaraya "helal" demek ise abesle iştigalin en büyüğüdür.. Halbuki "helal", hakkında "icma" hasıl olmuş şeylerde olur.. Sigaranın bırakın helalliğini, mekruhluğunda bile "icma" hasıl olmamıştır..
Kendini din adamı zannedenler diyor ki: "Helal olan şeye delil aranmaz".. Bu külahın muhatab olduğu bir cümle ve kelime oyunudur.. Armudun, elmanın, çayın helalliğine delil soran mı var? Sigara bunlarla kıyas edilir mi?
Birçok alim "haram" dedi.. Berika kitabında (Tarikat-ı Muhammediyye şerhi) Muhammed hadimi hazretleri dahi sigaranın kesinlikle "helal" olmadığını beyan eder.. Ulemanın edna derecesindeki ihtilafı şüpheye sebebtir en başta.. Bunu da bildirir..
Şimdi bunca ihtilafı bilip, "haram" diyen ulemayı elinin tersi ile itmek, müslümanın yapacağı iş değildir.. Hele birde gerek Fetavayı Hindiyye'de, gerek Camiul-Mütun'da, gerek Mektubat'da ve gerekse diğer eserlerde geçen kaide-i külliye olan "Haram ile helal ictima ederse haram galip gelir" kaidesini görmemek, helal diyen alimlerin neden böyle fetva verdiğini bilmemek olur.. Zira helal diyenler de, "Eşyada asıl olan ibahedir" kaidesince fetva verirlerdi..
Bu zamanda helal diyenler ise, yarım nakil ile ilerleyip, cahil müslümanların ulemaya buğz etmesini sağlıyorlar.. Şu alim "haram" demiş deyince "O kesin vehhabidir" diyenlere şahit oluyoruz.. Aldıkları terbiye, ihtilaf edenin sapıklığına hükmetmelerini sağlıyor.. Bu ise İSLAM AHLAKI ile bağdaşmaz.. Ha birde bu tür şüphelileri kendini mürşid ilan edenlerin içmesi hiç uygun olmaz.. Geçmiş ulemaya saygı, takva ve vera'nın bir gereğidir.. Sen onlara ister katıl, ister katılma..
İsmail Hakkı Bursevi de güya, halife yasakladı diye haram demiş.. Halife yasakladı diye "haram" denmesini anlarım ama "hikaye" uydurulmasını anlamam.. Konuyu tetkik edenler bilirler.. Ruhulbeyan'a bakınız..
İşine geleni "fetva", gelmeyeni "ilham" kabul edenler, biraz dinin oyuncak olmadığını kavrayabilseler ne iyi olur..
Selam ve dua ile..
Not: Bu hususta yazılmış sigara risalesini okumanızı tavsiye ederiz..
|
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk.. Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap / incemeseleler.com
|
|
|
|
Mustafax67
|
 |
« Yanıtla #7 : Kasım 07, 2005, 12:57:31 am » |
|
Allah razi ve memnun olsun
|
BA$KASININ AYIBINI SÖYLEMEYi DÜSÜNDÜGÜN ZAMAN NEFSININ AYIBINI hATIRLA!!!
|
|
|
|
sıddık-birgüvi
|
 |
« Yanıtla #8 : Ocak 31, 2006, 04:08:14 am » |
|
KAZA NAMAZLARI 7 - 11 - 2003 FAZiLET TAKViMi
Erkek ve kadın her akıllı müslüman bâliğ olduktan sonra, diğer dinî vazifelerle beraber beş vakit namazı hiç geçirmeden edâ etmek mecburiyetindedir. Kat’iyyen geçirmemeye gayret etmelidir. Kur'ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak ellibeş yerde her müslümana namazı emretmektedir. Ayrıca otuzüç yerde namaz zekâtla beraber emrolunmaktadır.
Hülâsa, Kur'ân-ı Kerîm'de, namaz emri yüzden fazla âyetle sâbittir. Namaz hakkında emrin bu kadar çok tekrar edilmesi, namazın fazilet ve sevabının büyüklüğüne işârettir. Terk edenler için de, cezasının çok ağır olacağına delâlet eder.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir Hadîs-i şerîflerinde “Kıyâmet gününde kulun en evvel sorguya çekileceği şey, namazdır” buyurmuşlardır. Bu Hadisi şerifte, namaz hesabını tam verenlerin diğerlerinde kolaylık göreceğine, veremeyenlerin, zorda kalacağına işâret vardır.
Bir insan, bir vakit namazın yerine milyonlarca lira sadaka verse veya birinin iki rek'at namazı yerine bir başkası yüz rek'at namaz kılsa, namaz borçlusu şahıs bunlarla mes’ûliyetinden hiç bir sûrette kurtulamaz.
Namaz kime farz olmuşsa ancak onun tarafından kılınmak sûretiyle edâ edilir. Binâenaleyh bir kimsenin gaflet veya tembellik yüzünden vaktinde kılamadığı namazı varsa hiç zaman geçirmeden kazâ etmeli, bu namazı kazâya bıraktığı için de ayrıca tevbe ve istiğfar etmelidir.
Namaz borcu olan kimse borçlarını hesaplar. En sonundan başlayarak kazâ edip bitirir. En evvelinden başlamak câiz ise de, en kâmil yaşta kazâya kalanların cezası daha ağır olacağından önce onları affettirmek düşüncesiyle sonundan başlayarak, kazâ etmek evlâdır. Kazâ ederken yalnız farzlar ve vitir kılınır. Sünnetler kazâ edilmez.
Kazâ namazı, kerâhet vakitleri hâricinde, her zaman kılınabilir.
Kazâ borcu olan; 5 vakit namazın sünnetleri, teheccüd, evvâbin, duhâ, tesbih namazları ve mübârek gecelerde kılınan hâcet namazlarını ve sâir nâfileleri kılabilir. Bunları kılmasında hiç bir mahzur yoktur. (İbni Âbidiyn 1/688)
|
|
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #9 : Ocak 31, 2006, 04:31:16 am » |
|
Borcu olan birisinin borcum var diye yemek yememesimi lazim veya sadece kuru ekmeklemi gecirmesi lazim.
Kaza borcu olan kisi kazaya biraktigi namazlari kaza ederken sünnet ve nafileleri kilar.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
antepli
|
 |
« Yanıtla #10 : Mayıs 20, 2006, 07:49:26 pm » |
|
KONUYA AÇIKLIK GETİREN TÜM KARDEŞLERİMDEN MEVLA RAZI OLSUN.HALA BİR TV KANALINDA SABAHLARI ÇIKAN HOCA!! KAZA BORCU OLAN NAFİLE,SÜNNET KILAMAZ DİYE BÜTÜN HERKESE YAYIN YAPIYOR...VAKİT NAMAZLARININ SÜNNETLERİNİ BİLE KAZAYA NİYET EDECEK DİYEREK ISRAR EDİYOR HALA.MUALLİM KARDEŞ BU YAZIYI İZNİN OLURSA O HOCAYA YOLLAMAK İSTİYORUM E POSTA YOLU İLE..
|
İnsan uykudadır,ancak öldüğünde uyanır...
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #11 : Mayıs 21, 2006, 01:43:27 am » |
|
KONUYA AÇIKLIK GETİREN TÜM KARDEŞLERİMDEN MEVLA RAZI OLSUN.HALA BİR TV KANALINDA SABAHLARI ÇIKAN HOCA!! KAZA BORCU OLAN NAFİLE,SÜNNET KILAMAZ DİYE BÜTÜN HERKESE YAYIN YAPIYOR...VAKİT NAMAZLARININ SÜNNETLERİNİ BİLE KAZAYA NİYET EDECEK DİYEREK ISRAR EDİYOR HALA.MUALLİM KARDEŞ BU YAZIYI İZNİN OLURSA O HOCAYA YOLLAMAK İSTİYORUM E POSTA YOLU İLE.. memleketde kaza borcu olmayan müslüman yok denecek kadar az olduguna göre nafile ve sünnetler yok olmus demektir. zaten ortaya bu fikri atan kisilerin kasdida bu olsa gerek amma bir ehli sünnet ve cemaat olarak hem kaza kilariz hem sünnet kilariz hemde nafile kilariz.bundan dolayida hic aklimiza bir sey gelmez
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
seval_1985
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 173
|
 |
« Yanıtla #12 : Mayıs 21, 2006, 02:02:18 am » |
|
bilgiler çok güzel tşk
|
|
|
|
|
|
antepli
|
 |
« Yanıtla #13 : Mayıs 21, 2006, 02:25:15 pm » |
|
aynı hoca!! dişinde dolgu olanların gusl abdestinin sayılmayacağını yani cünüb halinden kurtulamayacağını söylemişti.Oysa ben böyle öğrenmedim.Eğer zaruret var ise yaptırmakta bir sakınca olmadığını okudum muhtsar ilmühal kitabında.O hocanın dediğine göre bu ülkede 100000 lerce insan cünüb geziyor.Böyle şey olurmu ya!!!
|
İnsan uykudadır,ancak öldüğünde uyanır...
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #14 : Mayıs 22, 2006, 01:19:41 am » |
|
aynı hoca!! dişinde dolgu olanların gusl abdestinin sayılmayacağını yani cünüb halinden kurtulamayacağını söylemişti.Oysa ben böyle öğrenmedim.Eğer zaruret var ise yaptırmakta bir sakınca olmadığını okudum muhtsar ilmühal kitabında.O hocanın dediğine göre bu ülkede 100000 lerce insan cünüb geziyor.Böyle şey olurmu ya!!! antepli bunlar onlar icin kücük seyler.bunu söyleyen kisi ne kadar gusul abdesti aliyor acaba.?
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
muallim_abi
|
 |
« Yanıtla #15 : Temmuz 06, 2006, 09:35:01 pm » |
|
memleketde kaza borcu olmayan müslüman yok denecek kadar az olduguna göre nafile ve sünnetler yok olmus demektir.
zaten ortaya bu fikri atan kisilerin kasdida bu olsa gerek amma bir ehli sünnet ve cemaat olarak hem kaza kilariz hem sünnet kilariz hemde nafile kilariz.bundan dolayida hic aklimiza bir sey gelmez Memlekette kaza borcu olmayan yok evet.. Ancak bu fetvayı belirtenlerin de bir hüsn-i niyyet ile hareket ettiklerini bilmek de yarar var.. Malum sünneti yok etme işi daha çok şia'ya, vehhabilere vs. haiz bir şeydir.. Nitekim bu zevat da, fıkh kitaplarından alıyorlar konu ile alakalı fetavayı.. Hem fetva hanefi mezhebi ile alakalı olmasa da, eğer sünnetin yok edilmek istendiğini iddia edersek, bunun bizzat şafii uleması tarafından yapıldığını iddia etmiş oluruz ki, maazAllah bu çok veballi bir iş olur.. Konuyla alakalı kaynaklardan birisi de Necatul-Müminin kitabının 90. değil, 95. sahifesinde bulunan ibarelerdir.. Burada kazası olanın sünnet kılamayacağı yazmakta, yan kısımda da hadisi şerif belirtilmekte.. Muzmeratın da böyle bir fetvasının bulunduğu bildirilmekte, ancak böyle bir fetva Muzmerat isimli Kuduri şerhinde yok.. Tam aksine kılabilir fetvası var.. Neyse.. Hanefi mezhebinin müftabih kavli yukarda olup, diğer fetvaların sünneti yok etmekten çok, amele hevesi az müminler için verildiğini bilmek gerekir.. Ancak bunu hanefi mezhebinin fetvası olarak algılamak da yanlıştır.. Selam ve dua ile..
|
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk.. Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap / incemeseleler.com
|
|
|
|
racül
|
 |
« Yanıtla #16 : Temmuz 17, 2006, 12:09:40 am » |
|
Müridin mezhebi mürsidinin mezhebidir gibi bir ifade var diye hatirliyorum ama yanlis da olabilir..
Simdi bu kaza borcu olanlarin nafile kilamayacaklarina dair fetva safii mezhebine ait..
Abdülhakim arvasi bir dogulu olarak safii mezhebine mensub. Türkiye gazetesi sahibi ve onun hemtarikleri, Abdülhakim arvasi'nin müridi olduklarindan, seyhlerinden duyduklari bu fetvayi cogunlugu Hanefi olan bir memlekette senelerden beri savunmalarina yol aciyor..
Hanefi olmalarina ragmen, seyhlerinin bu fetvasiyla amel etmeleri onlar icin caiz midir bilemem.. Ama o tarikate mensub olmayan sair ahalinin, Hanefi olarak bu fetvaya göre amel etmeleri biraz sakat düsüyor..
Aradaki inceligi birilerinin Arvasinin müridi "bir bilen"e anlatmasi lazim diye dsünüoyrum
|
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben. Theodor Heuss ehemaliger Bundespräsident
|
|
|
|
muallim_abi
|
 |
« Yanıtla #17 : Temmuz 17, 2006, 07:27:35 pm » |
|
Duayı anlatamadık ki, bunu anlatalım..
|
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk.. Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap / incemeseleler.com
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #18 : Temmuz 18, 2006, 02:57:26 am » |
|
Memlekette kaza borcu olmayan yok evet.. Ancak bu fetvayı belirtenlerin de bir hüsn-i niyyet ile hareket ettiklerini bilmek de yarar var.. Malum sünneti yok etme işi daha çok şia'ya, vehhabilere vs. haiz bir şeydir.. Nitekim bu zevat da, fıkh kitaplarından alıyorlar konu ile alakalı fetavayı.. Hem fetva hanefi mezhebi ile alakalı olmasa da, eğer sünnetin yok edilmek istendiğini iddia edersek, bunun bizzat şafii uleması tarafından yapıldığını iddia etmiş oluruz ki, maazAllah bu çok veballi bir iş olur..
..
hasa ulemai safiiyyeye bir sözümüz olamaz.éger bu sözleri safiiyyül-mezhep olan birisi söylemisse o kisi ben safiyim safi mezhebinde böyledir demesi gerekmezmi. eger bunu hanefi mezhebine mensubum diyen birisi söylemisse bunun altinda ard niyyet aramak alzim gelmezmi.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
antepli
|
 |
« Yanıtla #19 : Temmuz 18, 2006, 06:42:21 pm » |
|
Müridin mezhebi mürsidinin mezhebidir gibi bir ifade var diye hatirliyorum ama yanlis da olabilir..
Simdi bu kaza borcu olanlarin nafile kilamayacaklarina dair fetva safii mezhebine ait..
Abdülhakim arvasi bir dogulu olarak safii mezhebine mensub. Türkiye gazetesi sahibi ve onun hemtarikleri, Abdülhakim arvasi'nin müridi olduklarindan, seyhlerinden duyduklari bu fetvayi cogunlugu Hanefi olan bir memlekette senelerden beri savunmalarina yol aciyor..
Hanefi olmalarina ragmen, seyhlerinin bu fetvasiyla amel etmeleri onlar icin caiz midir bilemem.. Ama o tarikate mensub olmayan sair ahalinin, Hanefi olarak bu fetvaya göre amel etmeleri biraz sakat düsüyor..
Aradaki inceligi birilerinin Arvasinin müridi "bir bilen"e anlatmasi lazim diye dsünüoyrum EVET sevgili kardeşim yıllardır sabahları tv de kaza borcu olan sünnet ve nafile namaz kılamaz diye bağırıyorlar hanefilerin çoğunlukta olduğu bir yerde.Bunu onlara anlatmak imkansız gibi bişey diye düşünüyorum.Onlarda biliyorlar ama nedense hala aynı şeyi tekrarlayıp duruyorlar.Ha bide aynı tv de aynı hoca diş dolgusu olanların boy abdestleri olmaz diyor.Gelde kulaklarını kıvırma şimdi bu adamların 
|
İnsan uykudadır,ancak öldüğünde uyanır...
|
|
|
|
İsra
|
 |
« Yanıtla #20 : Temmuz 18, 2006, 06:48:30 pm » |
|
şafiide kaza varken sünnet kılmamanın şöyle bir avantajı var kıldığımız farz nazından sonraki sünnetlerin yerine kaza namazlarımızı kılıyoruz böylece kaza namazlarımız daha çabuk bitmiş oluyor..Daha sonra nafileleri kılmaya başlıyoruz zaten
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapForum Kurallarını Okumak İçin Lütfen Tıklayınız
|
|
|
Mahi
Moderatör
aktif yazar
   
Offline
Mesaj Sayısı: 1002
Men câle nâle
|
 |
« Yanıtla #21 : Haziran 27, 2009, 03:55:06 pm » |
|
Ebu'l-Faruk Silistrevi hazretleri Kaza borcu olan nafile kılamaz diyenlere reddiye olarak Kasaba borcu olan kimse hiç et yemeyecek mi! buyururlarmış...
|
Sen bu kapılar dışında başka bir kapının insanı, Bu altın halkalar dışında başka bir halkanın esiri olamazsın!!
|
|
|
|
İsra
|
 |
« Yanıtla #22 : Haziran 27, 2009, 04:11:46 pm » |
|
mezheplerde ayrı görüşler olduğunu unutmamak gerekir
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapForum Kurallarını Okumak İçin Lütfen Tıklayınız
|
|
|
pocelain
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #23 : Mart 09, 2010, 06:36:52 pm » |
|
Esselamualeykum, namaz kılmaya yeni başlamış bir hanefi olarak 15 yıllık farz borcumu nasıl ödeyeceğim konusunda yaşadığım kafa karışıklığını anlatmam mümkün değil. İslam'ın içine girdikçe itikadi olsun fıkhi olsun konular derinleşiyor. Haliyle benim gibi cahillerin de kafası karışıyor. Ancak bu sitede kaynaklarıyla belirtilen yazılar sonrasında mutmain oldum Cenabı Allah razı olsun...
73 fırkada doğru itikadı (ehli sünnet vel cemaat) bulabilmek günümüzde oldukça güç zannediyorum. Buraya gelmeden önce bazı sitelerden geçtim özellikle dinimizislam.com adresinde "Kaza namazı borcumuz var iken, duha ve tesbih gibi nafile namazları kılmak caiz mi?" diye sorulan soruya verilen cevap: Terk edilmiş namazın hükmü ise şöyledir: Büyük âlim İbni Nüceym’e soruldu ki, kaza namazı olan kimse, sünnetleri kılarken kazaya niyet ederek kılsa, sünnetleri terk etmiş olur mu? Cevabında, (Sünnetleri terk etmiş olmaz. Çünkü sünnetleri kılmaktan maksat, o vakit içinde farzdan başka bir namaz daha kılmaktır. Kaza kılmakla, sünnet de yerine getirilmiş olur.) [Nevâdir-i fıkhiyye fi mezheb-il-eimmet-il Hanefiyye s.36] ve devamında Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki: (Kaza borcu olan, sünnetleri kılarken, kazaya da niyet etmelidir.) Hazret-i Ebu Bekir, Hazret-i Ömer’e yaptığı vasiyetinde, (Farz olan ibadetler ödenmeden nafileler kabul olmaz) buyurdu. (Kitab-ül Harac)
Peygamber efendimiz buyuruyor ki: (Kaza namazı olanın, kıldığı nafile namaz kabul olmaz.) [Dürret-ül-fahire]
(Herkes nafile ile meşgul iken sen farzları tamamla!) [Miftah-ün-necat]
(Hak teâlâ, farz ibadetle bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşılamaz buyurdu.) [Buhari]
(Farz namaz borcu olanın nafile kılması, doğurmak üzere olan hamileye benzer. Doğumu yaklaşmışken, çocuğu düşürür. Artık bu kadına, hamile de, ana da denmez. Bu kimse de böyle olup, farz namazlarını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz.) [Fütuh-ul gayb m.48]
bazı deliller sunulmuş.. Şimdi bu noktada tarafsız olarak bişey sormak istiyorum sayın "racül"ün yazısında belirttiğine göre (Abdülhakim arvasi bir dogulu olarak safii mezhebine mensub. Türkiye gazetesi sahibi ve onun hemtarikleri, Abdülhakim arvasi'nin müridi olduklarindan, seyhlerinden duyduklari bu fetvayi cogunlugu Hanefi olan bir memlekette senelerden beri savunmalarina yol aciyor..) biraz araştırdım ve Türkiye Gazetesi, Osman Ünlü, dinimizislam.com sitesi arasında bir bağlantı olduğunu farkettim. Abdulhakim Arvasi için de internette kötü yazılan bir yazıya rastlamadım.. Yazdıkları kaynaklarda da farz borcu olanların nafilelerle vakit kaybetmemeleri söyleniyor. Yukarıda da belirtilmiş zaten. Çoğunluğu hanefi olan bir memlekette neden ille şafii fıkıhı bizlere öğretilmek isteniyor? Kafa karıştıran nokta bu. Yoksa Türkiye Gazetesi, Osman Ünlü, dinimizislam.com sitesinde bir art niyet söz konusu mu var ortada ben mi göremiyorum.
Bu konuyu da aydınlatırsanız çok daha memnun olurum.
|
|
|
|
|
|
racül
|
 |
« Yanıtla #24 : Mart 10, 2010, 11:46:26 pm » |
|
Bir art niyet aramamak lazim. Türkiye Gazetesi ekibi, sevenleri, seyhleri, müridleri ile senelerce ehli sünnet cizgisi icin mücadele etmis insanlar.
Yukarida da geciyor, daha cok seyhlerine ittiba gayreti...
Safiiyyül mezheb olan seyhleri bir konuda kanaat belirtip, müridlerini kendi mezhebi olan safi mezhebinin fetvasina göre yönlendirince, müridlere düsen de: Seyhlerinin tavsiyelerinin nasil herkesi baglayici bir fikhi "tek dogru" olduguna herkesi ikna etmeye calismak..
Seyhlerinin uygulamasini savunmak onlarin yaptigi.. Yoksa bir ard niyet falan degil..
...
|
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben. Theodor Heuss ehemaliger Bundespräsident
|
|
|
pocelain
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #25 : Mart 11, 2010, 10:39:13 am » |
|
Anlıyorum bir de şu konuyu açıklığa kavuşturursak çok sevinicem:
Büyük âlim İbni Nüceym’e soruldu ki, kaza namazı olan kimse, sünnetleri kılarken kazaya niyet ederek kılsa, sünnetleri terk etmiş olur mu? Cevabında, (Sünnetleri terk etmiş olmaz. Çünkü sünnetleri kılmaktan maksat, o vakit içinde farzdan başka bir namaz daha kılmaktır. Kaza kılmakla, sünnet de yerine getirilmiş olur.) [Nevâdir-i fıkhiyye fi mezheb-il-eimmet-il Hanefiyye s.36]
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri de buyuruyor ki: (Kaza borcu olan, sünnetleri kılarken, kazaya da niyet etmelidir.)
Şimdi bu iki bilgi birbiriyle örtüşüyor bir çelişki yok ama şu açıdan baktığımızda İbni Nüceym'in bu konuyu hanefi fıkıhına göre Abdulhakim Arvasi'nin ise şafii mezhebine göre yazmış olduğunu görüyoruz.
Siz de geçmiş yazınızda bu durumu vurgulamışsınız zaten: Hanefi olmalarina ragmen, seyhlerinin bu fetvasiyla amel etmeleri onlar icin caiz midir bilemem.. Ama o tarikate mensub olmayan sair ahalinin, Hanefi olarak bu fetvaya göre amel etmeleri biraz sakat düsüyor..
Aradaki inceligi birilerinin Arvasinin müridi "bir bilen"e anlatmasi lazim diye dsünüoyrum (17 Temmuz 2006)
Yani durum bu kadar açıkken bile bile böyle fetvalar vermenin sebebi ne ola ki?
|
|
|
|
|
|
tefhim
|
 |
« Yanıtla #26 : Mart 11, 2010, 12:05:40 pm » |
|
(1.Hadis) “Kim bir günde nafile olarak on iki rekat namaz kılarsa, bunlara karşılık olarak, onun için cennette bir ev yapılır.” (Ebu Davud c. 2, s.18) Açıklama:Bu on iki rekat nafile namaz, farz namazlardan önce veya sonra kılınan sünet-i müekkedeler olup şunlardr:
2 rekat sabah namazının sünneti; 4 rekat öğle namazının ilk sünneti; 2 rekat öğle namazının son sünneti; 2 rekat akşam namazının sünneti ve 2 rekat yatsı namazının son sünneti…
Bunları eda etmekte ebedi hayatın saadetine ulaşmak, cennete girmek müjdelenmektedir
Kaynak:Osmanlı Yayınevi
|
Bedeel islemü gariben feseyeudü gariben fetuba lilgurabai.
|
|
|
|
Tuğra
|
 |
« Yanıtla #27 : Mart 11, 2010, 12:12:02 pm » |
|
Kaza namazlar ile uğraşmak,nafile namazlar ile uğraşmaktan daha iyi ve daha önemlidir.Fakat farz namazların müekked olsun olmasın,sünnetleri bundan müstesnadır.Bu sünnetleri terk ederek bunların yerine kazaya niyet edilmesi daha iyi değildir.
Bu sünnetlere niyet edilmesi evladır.Hatta kuşluk ve tesbih namazları gibi hakkında nakil bulunan nafile namazlarda böyledir.Bunlarada böyle nafile olarak niyet etmek evladır.
Çünkü bu sünnetler farz namazları tamamlar,bunların yerine getirilmesi mümkün değildir.Kaza namazlarının ise muayyen vakitleri olmadığı için onların her zaman yerine getirilmesi mümkündür.
Bununla beraber namazları kazaya bırakmak büyük günahdır.BU günahdan mümkün olduğu kadar kurtulmak için sünnetleri feda etmek uygun olmaz.Böyle bir günahı işleyen kimsenin fazla ibadet ederek Hz. Allah'ın bağışlamasına sığınması gerekirken,hakkında Peygamber(s.a.v.) efendinizin şefaatinin tecelli etmesine vesile olacak bir takım sünnet ve nafileleri terk etmek nasıl uygun olabilir?
Hem bir kısım namazları kazaya bırakmak hemde diğer bir kısım vakit namazlarını,kendilerini tamamlayan sünnetlerden ayırmak iki kat kusur olmazmı?
Buna aykırı olan nakiller geçerli değildir. Bunlar kabul edilen fetvaya aykırıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen --Büyük İslam ilmihali s.176
|
|
|
|
pocelain
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #28 : Mart 11, 2010, 12:23:11 pm » |
|
Sayın tefhim ve Tuğra Allah razı olsun. Çok şükür sünnetleri terk etmeden kaza borçlarımı ödüyorum. Cenabı Allah hepimizinkini kabul buyursun. Benim sayın racül'e sormak istediğim husus daha farklı ama. Bir önceki mesajımı dikkatle okursanız ne demek istediğimiz anlarsınız. Saygılar
|
|
|
|
|
|
tefhim
|
 |
« Yanıtla #29 : Mart 11, 2010, 12:24:05 pm » |
|
Kimi koyar elmayı dişsiz adamın önüne, Kimi sıkar suyunu bardakta sunar önüne, İkisinin de ecrini verir Yüce Mevlam, Niyetlerden mukabil gönlüne.
|
Bedeel islemü gariben feseyeudü gariben fetuba lilgurabai.
|
|
|
pocelain
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #30 : Mart 11, 2010, 12:53:22 pm » |
|
Burada yanlış anlaşılmasın kimseye karşı bir sui-zannım yok. Sadece İslam'ı "ehli sünnet" çizgisinde öğrenmeye çalışan bir cahilim... Niyet dediniz de putperestliğin de iyi niyet ile başladığını hatırladım.
|
|
|
|
|
iniz_hay
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 33
|
 |
« Yanıtla #31 : Mart 11, 2010, 01:55:04 pm » |
|
Çok duyarız, "MÜ´MİN´in niyyeti amelinden hayırlıdır." hadisi şerifini... 
|
"Kelamda asıl olan hakiki manadir" i.h. mec.a.a. ´den alıntı
|
|
|
pocelain
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #32 : Mart 11, 2010, 02:35:19 pm » |
|
Hadisi şerifin doğrusu ve bütünü şöyledir efendim: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."(kütübi sitte/ 5715)
İyi niyet haramı helal kılar mı? "Niyet" kelimesinin manası sözlükte kast, yani bir işe girişmek demektir. Şer’i manası ise şöyledir; Allah'ın rızasını isteyerek, Allah’ın emrini yerine getirmek için, kalbin yapılacak işe yönelmesidir. (İmam Nevevi 40 Hadis)
|
|
|
|
|
|
Günbatımı
|
 |
« Yanıtla #33 : Mart 11, 2010, 02:45:58 pm » |
|
Büyük âlim İbni Nüceym’e soruldu ki, kaza namazı olan kimse, sünnetleri kılarken kazaya niyet ederek kılsa, sünnetleri terk etmiş olur mu? Cevabında, (Sünnetleri terk etmiş olmaz. Çünkü sünnetleri kılmaktan maksat, o vakit içinde farzdan başka bir namaz daha kılmaktır. Kaza kılmakla, sünnet de yerine getirilmiş olur.) [Nevâdir-i fıkhiyye fi mezheb-il-eimmet-il Hanefiyye s.36]
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri de buyuruyor ki: (Kaza borcu olan, sünnetleri kılarken, kazaya da niyet etmelidir.)
Şimdi bu iki bilgi birbiriyle örtüşüyor bir çelişki yok ama şu açıdan baktığımızda İbni Nüceym'in bu konuyu hanefi fıkıhına göre Abdulhakim Arvasi'nin ise şafii mezhebine göre yazmış olduğunu görüyoruz.
Bu kısımda biraz kafam karıştı: İbni Nüceym, Abdülhakim Arvasi hz. 'nin müridi mi?
|
SEN NE KADAR BİLİRSEN BİL; SENİN BİLDİĞİN, KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR...
|
|
|
|
tefhim
|
 |
« Yanıtla #34 : Mart 11, 2010, 03:05:48 pm » |
|
Mevla niyetleri en iyi bilendir.Kişinin niyeti farz edasının önemini anlatmaksa ne ala.Yok farzı öne sürüp insanlığı sünnetten uzak tutmaksa eh Allah kara gecede kara taşın üzerindeki kara karıncanın ayağını gören ve sesini işitendir.
|
Bedeel islemü gariben feseyeudü gariben fetuba lilgurabai.
|
|
|
|
Günbatımı
|
 |
« Yanıtla #35 : Mart 11, 2010, 03:23:17 pm » |
|
Mevla niyetleri en iyi bilendir.Kişinin niyeti farz edasının önemini anlatmaksa ne ala.Yok farzı öne sürüp insanlığı sünnetten uzak tutmaksa eh Allah kara gecede kara taşın üzerindeki kara karıncanın ayağını gören ve sesini işitendir.

|
SEN NE KADAR BİLİRSEN BİL; SENİN BİLDİĞİN, KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR...
|
|
|
pocelain
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #36 : Mart 11, 2010, 03:28:47 pm » |
|
Konu biraz dağıldı haklısınız ama anladığınız gibi bir müridlik mürşidlik durumu ortaya koymadım. Sayın racül'ün 17 Temmuz 2006 tarihli yazısına takıldınız sanırım: Abdülhakim arvasi bir dogulu olarak safii mezhebine mensub. Türkiye gazetesi sahibi ve onun hemtarikleri, Abdülhakim arvasi'nin müridi olduklarindan, seyhlerinden duyduklari bu fetvayi cogunlugu Hanefi olan bir memlekette senelerden beri savunmalarina yol aciyor..
Açıklığa kavuşmasını istediğim husus şu idi. Kaza namazı ile ilgili dinimizislam.com sitesindeki yazıda geçen iki alimin görüşü biri hanefi (ibni Nüceym) diğeri şafii (Abdulhakim Arvasi) olmasına rağmen örtüşüyor. Ancak Ömer Nasuhi Bilmen'in Büyük İslam İlmihali kitabında şunlar yazıyor: ...Bununla beraber namazları kazaya bırakmak büyük günahdır. Bu günahdan mümkün olduğu kadar kurtulmak için sünnetleri feda etmek uygun olmaz.Böyle bir günahı işleyen kimsenin fazla ibadet ederek Hz. Allah'ın bağışlamasına sığınması gerekirken,hakkında Peygamber(s.a.v.) efendinizin şefaatinin tecelli etmesine vesile olacak bir takım sünnet ve nafileleri terk etmek nasıl uygun olabilir? Hem bir kısım namazları kazaya bırakmak hemde diğer bir kısım vakit namazlarını,kendilerini tamamlayan sünnetlerden ayırmak iki kat kusur olmazmı? Bir hanefi bir şafii ile çelişmezken. Bir hanefi bir hanefi ile çelişiyor. Ya İbni Nüceym haklı ya da Ömer Nasuhi Bilmen.
Haklısınız sayın tehim Cenabı Allah Basir'dir... Hiç şüphesiz O'ndan gizli hiçbirşey yoktur.
Hatırla ki, Allah, uykunda sana onları az gösterdi. Eğer onları sana çok gösterseydi, elbette çekinecek ve bu iş hakkında münakaşaya girişecektiniz. Fakat Allah (sizi bundan) kurtardı. Şüphesiz O, kalplerin özünü bilir. (Enfal 43)
|
|
|
|
|
iniz_hay
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 33
|
 |
« Yanıtla #37 : Mart 11, 2010, 05:21:10 pm » |
|
"....bir cahilim... Niyet dediniz de putperestliğin de iyi niyet ile başladığını hatırladım." Eğer cahilseniz bu sizde kalsın. şahit aramayın efendim.. Mü´minin niyetinden bahsediyoruz. Putperestin değil. 
|
"Kelamda asıl olan hakiki manadir" i.h. mec.a.a. ´den alıntı
|
|
|
pocelain
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #38 : Mart 14, 2010, 11:47:59 am » |
|
İmamı Azam Ebu Hanife bile "Bilmediklerimi ayağımın altına koysam başım göğe ererdi." demiş. Şimdi Ebu Hanife'ye bilgisiz diyebilir miyiz? Cahilliğin de dereceleri vardır efendim. Ahmaklığa varan cahillikten Cenabı Allah'a sığınırım.
Bilmemek değil öğrenmemek ayıptır. Ben de taassupa düşmeden Allahu Teala'nın verdiği akıl ile dinimin fıkhi hususlarını anlamaya çalışıyorum. Hatırlarsanız Peygamber efendimiz (s.a.v) de yukarıdaki hadisi herkes Mekke'den Medine'ye Allah için hicret ederken. İsmi bilinmeyen bir "mümin"inin, sevdiği kadın Ümmü Kays için hicret etmesine istinaden söylemişti. Lütfen birşeye salt zahirden bakıp asılı kaçırmayalım. Bu arada konumuz niyet değil. Kaza borcu ile ilgili bilgilerinizi paylaşmanızı ümit ederim.
Saygılar.
|
|
|
|
|
iniz_hay
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 33
|
 |
« Yanıtla #39 : Mart 14, 2010, 12:55:31 pm » |
|
Amin. Evet haklı olabilirsiniz.Lakin yaptığınız (15 yıl)lık itaatsızlikleri alenen, ulu orta söylemenin doğru olmadığını aksi halde bunu genç (yaşlı) insanlara teşvik babında bir intiba ile karşı karşıya kaldım şahsen ben. Bundan dolayı niyyet konulu hadisi şerifi aktarmış idim haddim olmayarak. Af edicinin hoş gönlü bilir inşAllah siz kılmaya bakın. Ve de hem hakem hem oyuncu olmayın derim.selamlar. 
|
"Kelamda asıl olan hakiki manadir" i.h. mec.a.a. ´den alıntı
|
|
|
|