Mi’RAC VE HAMiDULLAH
Mr.Prof.Hamidullah, A.Ü. islâmî ilimler fakültesinde MiRAC ile ilgili bir seminer veriyor. Seminere
katılanlar arasında Dr. Zeki Çıkman isimli bilgili bir müslüman bulunmaktadır. Dr. Zeki Çıkman, din
gayretinin verdigi cesaretle Mösyö Hamidullah‘a bazı sorular tevcih ediyor. Konusma münazara seklini aliyor
50 dakika süren münazara sonunda, Dr. Zeki Çıkman’ın aklî ve naklî delilleri karsısında
sahitlerin huzurunda Mösyö Hamidullah “Ben böyle düsünüyorum, kanaatim budur. Bu benim sahsi
anlayısımdır.” demek mecburiyetinde kalıyor. Konusmalar teyple tespit edilmis.
Yüksek islâm Enstitüsünün degerli hocalarından Ahmed Davutoglu kitaba takriz yazmıs.
Davudoglu Hoca, takrizinde Prof. Hamidullah’ın paslı silsilenin (din tahripçilerin ) son halkalarından
biri olduu, onun Peygamber aleyhisselâm hakkında yazdıgı kitaplarında Kur’ân-ı kerîmin Cebrâil
aleyhisselâm vasıtasıyle indirildigine dair yani vahy mahsulü olduguna dair bir isaret bulunmadıgını
kaydettikten sonra, talebelik yaptıgı Mısır’da çok reformcu gördügünü, bu bakımdan Mr. Hamidullaha
sasmadıgını, fakat onu bir din yetkilisi gibi kabul ederek Türkiye’de fesat tohumu ekmesine müsâade
edenlere sasıp kaldıını zikretmektedir.
ikinci takrizi yazan eski Erzurum müftüsü Osman Bektas Hoca ise kitabın müellifini takdir ve
tebrik ederek bu kıymetli eseri okuyuculara tavsiyede bulunuyor.
Kitabın önsözünde kati hüccetlere dayanılarak “Cumhur-i selef ile halefin itikadına göre Mi’RAC’ın
Rûh ve ceset ile birlikte vâki oldugu, Mescid-i Harâmdan Mescid-i Aksaya seyahatın Kur’ân-ı Kerîmle
sâbit oldugundan, Mi’rac’ın bu kadarına inanmıyanın kâfir oldugu” isbat ediliyor.
Mu’cizelerin hiç birine inanmıyan Mr. Hamidullah’ın Mi’RAC mevzuunda kıvırtarak nasıl inkar ettigi
10 madde halinde sıralanarak gerekli cevaplar verilmitir.
Kitabın tanzim sırasına göre, Mösyö Hamidullah’ın sakat görüleri ile buna verilen ilmî cevapların
kısa bir özetini asasıya çıkararak okuyuculara sunuyoruz.
1- “ Uzaktaki Mescid-in Kudüs’te oldugu düsünülemez. Zira Kur’ân-ı kerîm’in inzal edildigi
devirde Kudüs’te mescid yoktu” diyor Mösyö Hamidullah.
Buna Buhârî ile müslim’in müttefikan bildirdigi bir hadîs-i erîfle cevap veriliyor. Mescid-i Aksa’nın
Mescid-i Harâm’dan 40 yıl sonra yapıldıı belgeleniyor.
Prof. Hamidullah, tenakuzlu iki ifade zırvalıyor: “Peygamberimiz Mi’RAC’tan inerken yerdeki
Mescid-i Aksa’ya ugramıstır ve soranlara da burayı tarif etmistir”.
Bu sözü nakzeden ifadesi:”Peygamberimiz demedi ki, orada söyle bir mescid var idi, söyle bir
ma’bed ve söyle bir binadır demedi.”
Bu sözlerinde Sahih-i Buhârî’deki bir hadîs-i serîfte cevap veriliyor:
“Mescid-i Aksa’ya sefer ettigimi söyledigimde, Kureys beni yalanlayınca Hicir’de ayakta durdum.
Müteakiben

bana ,Beyt-i Makdis’i ile gözümün arasındaki mesafeyi kaldırdı da (denemek için ne
sordularsa) Mescid-i Aksa’ya bakarak onun nisanelerinden Kureys’e haber vermeye basladım.”
Aynı husus, Sahih-i Müslim’deki baska bir hadîs-i serîfte perçinleniyor.
Sahih-i Buhârî’deki baska bir hadîs-i serîf naklediliyor:
“Kureys, Mescid-i Aksa’nın kaç kapısı var diye sormuslardı.Halbuki ben Kudüs Mescid-inin
kapısını saymamıstım. Fakat karsimda mescid tecelli edince ona bakmaya ve kapıları birer birer
saymaya basladım.”
Buhârî ve Müslim’deki baska bir Hadîs-i serîften bahsedilerek Hazret-i Ebû Bekir’e SIDDÎK
denilmesinin hikmeti belirtiyor. Müsriklerin sorularına “O söylemisse dosrudur.” sözü naklediliyor. Hz
Ebû Bekir’in daha önce Mescid-i Aksayı gidip gördüünü, Peygamber aleyhisselâmın Mi’racı tekrar
anlatırken “dogru söylüyorsun ya ResûlAllah” diye tasdik ettigi, hadîs-i serîfte ispatlanıyor.
2- “iki Mescid-i Aksa vardır: Biri yerde, dieri gökte. nerken yerdekine ugramıstır.
Soranlara da burayı tarif etmistir. Gökteki bir Mescid-i Aksa’nın Mi’racın mahalli olmasını tercih
ederim.” diyor, Mösy Hamidullah.
Bu zırvaya da basta dört büyük mâm olmak üzere Cumhur-i selef ve halefin Mescid-i Aksa’dan
murat Kudüs’teki Mesciddir diye sözbirliinde bulundukları belgelere dayanarak cevaplandırılıyor.
Peygamber aleyhisselâm yıldızlara bakarak Kudüs ve Kâbe’nin yönünü kıble ciheti olarak tespit
ettigini söylüyor Mösyö Hamidullah.
Âyet-i kerîme ile sabit vahyi inkar sadedindeki bu ifade de “Medine’de iken bir ikindi namazında
kıble âyeti geliyor, tahiyyattan kalkıldıktan sonra namaz bozulmadan Mescid-i Aksa’dan Kâbe’ye dogru
dönülüyor” seklinde vesikalarla ispatlanıyor.
3- “Peygamberimiz ticaret maksadıyle, nübüvvetten önce Kudüs’ü iki defa görmütür.
Kudüs’ü soranlara tarif etmisse bunun mu’cizelikle ne alakâsı vardır?” diyor Mösyö
Hamidullah.
Bu zırvaya da Sahih-i Buhârî’deki bir hadîs-i serîfte cevap veriliyor: “Kudüs’le benim aramdaki
mesafe ortadan kalktı ve ben Mescid-i Aksa’ya bakarak ne soruyorlarsa cevap veriyordum.”
Mösyö Hamidullah’a vesikalar sunuldugu halde yukarıdaki iddiasına ayak diremesinin üç tehlikeyi
ima ettigi belirtiliyor:
a- Peygamber aleyhisselâm “aradaki mesafe ortadan kaldırıldı” demekle hâsâ yalan söylemis
oluyor.
b- Buhârî ve Müslim’deki bu husustaki sahih hadîs-i serîfleri inkar etmi oluyor.
c- Yahut Peygamber aleyhisselâm daha önce gördügü bu yeri hafızasında canlandırarak tarif etti
demek istiyor:
Eer Hamidullah’ın dedigi gibi Peygamber aleyhisselâm Kudüs’ü görmüs olsaydı, mürikler bunu
bilecekleri için böyle bir sorunun sorulmasının yersiz ve gereksiz olacagı belirtiliyor.
Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmesini MU’CiZE olarak deil de basit bir seyahat hatırası olarak kabul
etmek Hamidullah gibi Mösyölere has bir inanıstır.
4- “

, zaman ve mekândan münezzeh olduguna göre onunla konumak için bir yere
gitmeye lüzum var mı? Rûhunda bir binite ihtiyacı vardır.” diyor, Mösyö Hamidullah.
Cevap olarak, Peygamber aleyhisselâmı, islâmın kerih gördügü madde aleminden alıp âyetlerini
göstermek ve kendisini alemlere nian olarak temsil için daha temiz alemi-emirde “Kâbe –kavseyn” de
bizatihi görüstü.
Ehl-i sünnet, bizâtihi görmeyi söyle açıklar: “Mi’rac gecesinde, Peygamber aleyhisselâm Rabbini
dünyada görmedi âhirette gördü. Çünkü o serveri Kâinat, o gece zaman ve mekân çevresinden dısarı
çıktı. Ezelî ve ebedî bir an buldu. Cennete gideceklerin, binlerce sene sonra, Cennete gidilerini ve
Cennete oluslarını o gece gördü, o mekânda görmek dünyada görmek degildir. Âhirette görmesi ile
görmektir. Ehl-i sünnet âlimleri dünyada görülmez buyuruldu.(Mektûbât-ı . Rabbânî C.1 M. 283)
Ehl-i sünnetin inancının bu ekilde olugu Cenâb-ı Hakkın zamandan ve mekândan münezzeh
olusuna nakısa getirmiyor.
“Rûhun da bir binite ihtiyacı vardır.” saçmasına imâm-ı Rabbânî’den cevap veriliyor: “Alem-i emir
özelligini tasıyan rûhun madde aleminde seyahat etmesi için bir binege ihtiyacı yoktur. Burak ve
Mi’rac, Peygamber Efendimizin mübarek bedenlerimi tasımak için kullanılmıs özel binitlerdir.