Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Aralık 04, 2008, 06:09:20 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Ramazanda takvim ve imsâkiyeler neden farklıdır?  (Okunma Sayısı 1228 defa)
ankebut-57
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 958



« : Ekim 11, 2007, 06:43:42 ÖÖ »

Halis ECE

Ramazanda takvim ve imsâkiyeler neden farklıydı?


Miladî-şemsî 2007 / Hicrî-kamerî 1428 yılındayız. On bir ayın sultanı mübârek Ramazan ayı da bitmek üzere, ama başlıktaki soru cümlesi halen karafaları-gönülleri karıştırmaya devam ediyor.

Her sene olduğu gibi, bu sene de ramazan ayına yeni imsâkiyelerle girdik. Memleketimizde çeşitli firmalar-kuruluşlar tarafından takvimler hazırlanmakta ve imsâkiyeler dağıtılmaktadır. Bu takvim ve imsakiyelerdeki namaz ve imsak vakitleri ise, maalesef iki farklı şekilde karşımıza çıkıyor. Bazıları, senelerdir kullanılmakta olan ve Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat âlim ve rasıtlarının/astronomlarının kıstaslarına-ölçülerine göre doğruluğunda en küçük bir şüphe ve tereddüt bulunmayan kriterleri esas almakta; bazıları da, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 1982'den sonraki hesaplamalarına göre hareket etmektedirler. Söz konusu fark da buradan kaynaklanmaktadır.
***

Vakit; namazın edâsı için şart, vücûbu için de sebeptir ve bu hususta namazla oruç müşterektir. Gerek namaz ve gerekse oruca zamanında başlanmaz ve zamanında bitirilmezse, bu ibâdetlerin boşa gitme tehlikesi vardır. Bu sebeple vaktin, usûlüne uygun şekilde doğru tesbit edilip ona göre belirlenmesi çok önemlidir.
***

1983 yılına kadar memleketimizde neşrolunan bütün takvimlerin namaz ve imsak vakitleri aynı idi. Fakat 1983'ten itibaren Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 21.01.1982 tarih ve 6 sayılı kararı ile Diyanet İşleri Başkanlığı, asırlardan beri ülkemizde kullanılagelmekte olan ve zamanın âlim, fakih ve râsıdları/astronomları ile mü'minlerin emîrleri tarafından tasvip edilmiş bulunan derecelerde değişikliğe gitmiş, temkin vakitlerini de kaldırmıştır. İşte bundan dolayıdır ki, ortaya iki farklı vakit cetveli çıkmıştır.

Bununla beraber, 1983 tarihinden önceki takvimlerin yanlış olmadığını Diyânet İşleri Başkanlığı dâhilbu işlerle ilgili herkes kabul etmektedir. Bu hususta bir ihtilaf söz konusu değildir. Nitekim, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 30 Mart 1988 tarih ve 234-497 sayılı müftülüklere gönderdiği tamim (genelge)de şöyle deniliyor:

1983 öncesi takvim ile yeni uygulama arasında sadece temkin farkı bulunmaktadır. Buna göre 1983 öncesindeki uygulama yanlış değildir.”

Ancak bu tamimde göz ardı edilen bir husus var ki, onu bizim görmezmezlikten gelmemiz mümkün değildir. Zira yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, mesele, sadece temkin meselesi olmaktan çıkmış, vakitler için kriter olan derecelerde de değişikliğe gidilmiştir. O bakımdan ibâdetler tehlikeye girmektedir. Bilhassa yatsı ve imsak vakitlerinde, telâfisi kabil olmayacak derecede farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bırakınız dereceyle oynamayı, sadece temkini kaldırmak bile mahzurdan uzak değildir.

Bir namaz vakti hesaplanırken, hesabı yapılan beldenin arazi durumu; yani yükseklik-alçaklık, doğu-batı, kuzey-güney genişliği gibi hususların mutlaka dikkate alınması lazımdır. Bunlardan başka ayrıca vakte tesir edecek atmosfer şartlarının da en anormal hâli göz önünde bulundurularak vakti emniyet altına almak gerekir. Buna da vaktin temkini denir. Temkin, ibâdet vaktinin emniyeti bakımından kullanılması zarûridir-zorunludur. Temkinsiz yapılan hesapların isabetli olmayacağı, açık havada kuşluk vaktindeki Güneşin parlaklğı kadar açık bir gerçektir. Cenâb-ı Hak Kur‘ân-ı Kerim'de imsâkı târif ederken, “... Fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden seçilinceye (yani fecr-i sâdıka) kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun... Bunlar Allâh'ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın(el-Bakara, 2/187) buyurmaktadır. Sınıra yaklaşmamak için de, vakitlerin hesaplanmasında mutlaka “temkin”in kullanılması gerektiği izaha gerek kalmayacak derecede nettir, görmemek imkânsızdır.

Keza şunu da ifade etmeliyiz ki;

İmsâkın başlama zamanını anlatan bu âyette geçen siyah iplikle beyaz iplik tâbirlerinde, “istiâre” dediğimiz edebî üslup vardır. Yani bunlar, gerçekten de ipliğin kendisi değil, fecr-i kâziple fecr-i sâdıkın birbirinden ayrılıp seçilebilmesidir. Bunun böyle olduğunu, bizzat Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Adiyy bin Hatem’e (r.a.) anlatmışlardır. Yoksa, dinî mes'elelere bigâne bir yazar (!)ın, müstehzî bir üslupla, “Eline iki iplik alacaksın, ufka doğru tutup bakacaksın. Siyah iplikle beyaz iplik ayırt edilir halde aydınlık varsa imsak girmiş diyeceksin...” saçmalığı gibi değildir! Hoş, edebiyattan-edepten mahrum olan, mecazdan-kinâyeden anlamayan birisinden de, elbette ki başka türlüsü beklenemez.
***

Bilindiği gibi ibâdetleri vaktinde edâ etmek şarttır. Vakti girmeden kılınan namaz sahih olmayacağı gibi, vakti çıktıktan sonra kılanan namaz da edâ değil ancak kaza olur. Oruç da aynen namaz gibidir; imsak vaktinden sonra veya güneş batmadan önce yenilip içilirse, oruç sahih olmaz, kaza edilmesi gerekir.
***

Kısacası, 1982'den sonraki Diyanet takvimleri ile onların hesaplamalarına uyularak hazırlanan diğer bütün takvimlerde, imsak vakti 10-15 dakika geciktirilmekte ve oruç tehlikeye sokulmaktadır. Bu itibarla orucun sıhhati için;

a) Ya vakitleri usûlüne uygun şekilde hesaplanmış takvimler-imsakiyeler kullanılmalı (Mesela Fazilet ve Türkiye takvimi ile bunlar esas alınarak hazırlanan imsakiyeler gibi),

b) Ya da kendimiz tedbirli ve temkinli davranıp, Diyanet takvimi ve buna göre hazırlanmış diğer takvim ve imsakiyelerin imsak vaktinden 10-15 dakika önce yeyip içmeyi mutlaka kesmelidir.

İbadetlerimizin özellikle de orucumuzun sıhhati açısından büyük öneme sahip olan bu hususu, mübarek Ramazan ayı biterken -gelecek yılları da göz önüne alarak- okuyucularımızın dikkatlerine sunmak istedik. Hatırlatması bizden… Ondan öte de yapabileceğimiz bir şey yok.
***

Cenab-ı Hak; kusurumuz-küsûrumuz, noksanımız-nisyanımız, hata ve isyanımızla beraber yaptığımız-yapacağımız ibadet-taat ve amellerimizi... bütün kulluk vazifelerimizi yüce dergâhında en güzel kabul ile makbul buyursun, bizleri muaheze etmesin.

Bu vesileyle bütün üyelerimizin, okuyucularımızın ve topyekün İslâm âleminin Hicrî 1428. yılı Ramazan bayramını tebrik eder, insanlık için hayırlı gelişmelere-inkişaflara sebep olmasını niyaz ederiz.
Moderatöre Bildir   Logged

Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır.(عشقْ)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır. (ايمان)

www.ayasofyacami.com
mütevazi
okur
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 75



« Yanıtla #1 : Ekim 12, 2007, 12:19:36 ÖÖ »

bu güzel yazinizdan dolayi tesekkür ederiz
Moderatöre Bildir   Logged
osmanli
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3161



WWW
« Yanıtla #2 : Ekim 13, 2007, 11:56:21 ÖS »

Mütevazi amca
MassAllah genc internette sadakati görünce sevinmis Bravo
Moderatöre Bildir   Logged

kardesinin yüzüne gülümsemen senin icin sadakadir
iyilik ile emretmen sadakadir:
müteallim
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4497



WWW
« Yanıtla #3 : Ekim 14, 2007, 12:02:17 ÖÖ »

Mütevazi amca
MassAllah genc internette sadakati görünce sevinmis Bravo
anlayamadim
Moderatöre Bildir   Logged

kurbaninizi verdinizmi kur´an talebeleri kurbanlarinizi bekliyor.
İsra
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4014



« Yanıtla #4 : Ekim 14, 2007, 01:48:07 ÖÖ »

önceleri bu farka dikkat etmiyordum ama geçen yıl sadakatte bunu öğrenince artık dikkat etmeye başladım..uyarıp bilgilendiren bütün arkadaşlarımızdan Allahrazı olsun
Moderatöre Bildir   Logged

fatihan
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4272



« Yanıtla #5 : Ekim 19, 2007, 03:31:33 ÖS »

Çok çok dikkat edilmesi gereken bir konu teşekkürler....

Bunu etrafımızdaki insanlara da anlatmamız gerek...
Moderatöre Bildir   Logged

Mektubat Dersleri için Tıkla>>>
afka
okur
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 92

Avatar Yok


« Yanıtla #6 : Ekim 19, 2007, 03:43:39 ÖS »

Yazılanların çoğunda hem fikir olmakla birlikte şu ifade fitneye ,sebep olabilir diye düşünüyorum
"....Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat âlim ve rasıtlarının/astronomlarının kıstaslarına-ölçülerine göre doğruluğunda en küçük bir şüphe ve tereddüt bulunmayan kriterleri esas almakta; bazıları da, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 1982'den sonraki hesaplamalarına göre hareket etmektedirler....."
buna ilave işin fetvası ile takvasını unutmamak lazım.....
Moderatöre Bildir   Logged

Sünnet, "Asrı Saadeti" çağa taşımaktır
Lika
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1008



WWW
« Yanıtla #7 : Ekim 20, 2007, 07:06:06 ÖÖ »

Alıntı
buna ilave işin fetvası ile takvasını unutmamak lazım.....

Aslında mesele fetva boyutundan çok ,ciddi bir vebal meselesini gündeme getirmiş durumda..

Bu Ramazan ayında malum imsakiyeler ile ilgili meseleyi görüştüğümüz,uyardığımız hemen hemen herkes bizlere aynen şunu söyledi:

Bizler elimizdeki Diyanete göre hazırlanmış imsakiyelere bakıyor ve TV deki hoca(!) Ezan vakti su içerken,bizler de içiyorduk!

Acaba şimdi sorsak bunun hesabını kim verebilir?Yıllardır insanlarımıza oruç yedirildi.!...

Aradaki fark 15dk ve bazı yerlere göre daha fazla...İşin üzücü yanı,bilhassa bu uzun günlere orucun denk gelmesi ve imsak vakitlerini TV den takip eden birçok vatandaş Diyanete göre ayarlanan ve hakiki imsak vaktinden yaklaşık 15 dakika sonra su içerek,oruçlarını yemiş oldular!
Moderatöre Bildir   Logged

Mescidi Nebevi'de ayakkabısını kaybeden çocuk
Öyle kaybetmeler var ki bulmak yok sonraları...
Medine-i Münevvere'de bulunması gerekeni bulduysan kaybetme onu. Çünkü O varsa herşey var...
Lika
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1008



WWW
« Yanıtla #8 : Ekim 20, 2007, 07:13:32 ÖÖ »

Ayrıca konuya çok güzel açıklık getiren ilgili linki inceleyebilirsiniz:

http://www.sadakat.net/forum/index.php?topic=4197.0

Allahu teâlâ razı olsun. Temkin vaktinin zaruri olduğunu bilmemek, teknolojiden ve dinden habersiz olmaktır. Dünyanın şekli hesaplamalarda kolaylık olsun diye jeolog alimlerince GEOİD denen figür ile açıklanır. Dünyanın kendi şekli ile bu imkansız denecek kadar zordur çünki. Yuvarlak olmayan şeyde hesaplamanın bir noktada %100 doğru olması mümkün ise de, bir alanda imkansızdır. Güneşin doğuşu ve batışı bir nokta için doğru olarak hesaplanabilse de, bir alanda noktaların yükseklikleri değiştiği için hesaplama imaknsız olur. Zira hesapladığınız ve "bu doğrudur" dediğiniz zaman, bir veya birkaç nokta için doğru olsa da, alanın tümü ve geneli için doğru olmaz. Olamaz.

İşte bir alan nasıl irtifa değişikliği sunabilir ve teknoloji bunu geoid ile nasıl çözer:


Moderatöre Bildir   Logged

Mescidi Nebevi'de ayakkabısını kaybeden çocuk
Öyle kaybetmeler var ki bulmak yok sonraları...
Medine-i Münevvere'de bulunması gerekeni bulduysan kaybetme onu. Çünkü O varsa herşey var...
tarihman
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 473



« Yanıtla #9 : Ağustos 26, 2008, 12:04:30 ÖS »

Yazının gündemi tekrar geldi. Şöyle biraz listenin üst taraflarına çıksın. Ayrıca benim görüşüme göre, İslami sitelerde bu yazıyı alıntı olarak yazabiliriz. Böylece Müslümanlar bu konuda da daha duyarlı olurlar.
Moderatöre Bildir   Logged

Haydi... Gelin Nuh'un Gemisine.......
istanbuli
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 46



« Yanıtla #10 : Eylül 15, 2008, 01:16:41 ÖÖ »

bu işin fetvası takvası olmaz. herkes yanlış yapıyor diye, o yanlış artık doğrudur denmez.
milletimizin göz göre göre oruçları gidiyor. kimse farkında bile değil.
bütün gün huzur içinde aç kalıyorlar.
uyanın millet, diyanet ilahi bir kurum değildir. orada fetva verenler müctehid değildir.
söyledikleri doğru olsa bile söylemeye yetkileri yok.
zayi olan oruçların sorumluluğundan ahirette kaçamayız.
temkin vakti keyfi değil, zaruridir. bizden hatırlatması.
Moderatöre Bildir   Logged

bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez,
gafil olma ilme çalış, geçen günler geri gelmez.
ihvan
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 651



« Yanıtla #11 : Eylül 15, 2008, 10:05:56 ÖÖ »

temkin vaktini...koca diyanet niye uygulamaz ? sebebini bilen varmı?bunca yıldır uyarılmalarına rağmen...
Moderatöre Bildir   Logged
istanbuli
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 46



« Yanıtla #12 : Eylül 15, 2008, 04:23:54 ÖS »

diyanetin işi hıyanettir de ondan.
Moderatöre Bildir   Logged

bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez,
gafil olma ilme çalış, geçen günler geri gelmez.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Hicri Takvim Aylar ve Günler MÜBAREK GÜN VE GECELER müteallim 13 4760 Son Mesaj Haziran 08, 2008, 01:50:20 ÖÖ
Gönderen: osmanli
Ramazanda Çocuk Olmak ÇOCUK EĞİTİMİ Gül_Sultan 1 247 Son Mesaj Eylül 21, 2007, 12:42:47 ÖÖ
Gönderen: osmanli
Gerçek Bir Takvim BİLİM VE TEKNOLOJİ DÜNYASI turab 0 230 Son Mesaj Nisan 30, 2008, 07:30:53 ÖÖ
Gönderen: turab
Ramazanda Sevap Yetişir İSLAM-GENEL dört mevsim 2 179 Son Mesaj Eylül 02, 2008, 11:03:31 ÖÖ
Gönderen: ikra42
Ramazanda sadece geceleri süt alırdı GÖNÜL SULTANLARIMIZ Tuğra 0 113 Son Mesaj Eylül 08, 2008, 10:30:20 ÖÖ
Gönderen: Tuğra
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


Sadakat İslami Forumları 2004-2008
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM