YEMİN VE KISIMLARI Yemin lügatta kuvvet manasına olup şeri şerifte “Bir haberi

ü tealanın ismini zikretmek suretiyle kuvvetlendirmektir. Yeminin rüknü yemin etmekte kullanılan söz, şartı ise akıl, büluğ ve islamdır. Çocuk, deli ve gayri Müslimin yemini muteber değildir.
Yemin üç kısım üzerinedir
1- Yemin-i Gâmus: Buna yemin-i fâcire de denir. Yaptığı bir şeye, yaptığını bilerek yapmadım veya yapmadığı bir şeyi yapmadığını bilerek yaptım diye yalan yere kasten yemin etmektir. Bu şekilde yemin eden kişi günahkar olur. Çünkü Rasulullah (sav) Efendimiz “Kimki yalan yere yemin ederse

Teala onu cehennemine atar.” Buyurmuştur.
Bu yemin için keffaret yoktur. Ancak

Teala’ ya tövbe ve istiğfar etmesi lazımdır. Çünkü bu hakikatte yemin değildir. Zira yemin meşru bir akittir. Bu ise büyük günah olup meşru değildir. Buna yemin denilmesi yemin suretinde olduğu için mecazdır. Resalullah (sav) Efendimiz “Üç şey büyük günahlardandır; Yemini gâmus, ana ve babaya asi olmak ve harpten kaçmak” buyurmuşlardır.
2- Yemin-i Münakide: Gelecekte bir işi yapacağına veya yapmayacağına dair yemin etmektir. Hânis olduğu (yeminini bozduğu) zaman bu yemin için keffaret lazım olur. Çünkü

ü Teala “Lakin

sizi bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı muaheze eder (mesul tutar)” Buyurmuştur.
Yemini Münakide üç kısımdır: Mürsel, Muvakkat, Fevr
Mürsel; bir zamanla vakitlenmeyen
Muvakkat; bir zamanla vakitlenen
Fevr; Hemen şu anda yapması kast olunan. Mesela adamın dışarı çıkmakta ısrar eden hanımına, eğer dışarı çıkarsan boşsun demesi gibi
3- Yemin-i Lağıv: Geçmişteki bir işin doğru olduğuna inanarak yemin etmektir. Halbuki o iş onun zannının aksinedir.. Gâmus ile bunun arasındaki fark: gâmusta yalan olduğunu bildiği halde doğru diye yemin ediyor. Lağıv da ise doğru olduğunu zannederek yemin ediyor.
İmamı Muhammet, Ebu Hanifeden rivayet etti ki “İnsanların konuşurken bir niyeti ve kastı olmaksızın gelişi güzel yaptıkları yeminler de yemini lağıvdır. Bu şekilde yemin etmek her ne kadar iyi değil ise de bundan mesul ve muaheze olunmayacağını ümit ederiz.” Ancak talak, ıtak ve nezirde yemini lağıv ile de muaheze olunur.
Yeminde kendi iradesi ile ve kastıyla yemin edenle ikrah olunup zorla yemin ettirilen veya unutarak yemin eden müsavidir. Aynı şekilde üzerine yemin ettiği şey kendi iradesi ile kasten yapan veya ikrah ve icbar olunup yapan veya unutarak yapan müsavidir.