Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Ocak 08, 2009, 10:51:55 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Ebu Akil Destanı  (Okunma Sayısı 596 defa)
MalcolmY
okur
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80

Avatar Yok


« : Mayıs 16, 2004, 07:49:43 ÖS »

İbni Ömer’den dinleyelim. Çatışmanın çok şiddetli olduğu, muharebenin ilk zamanlarında yaralanmış ve çadırın içine aldığımız birisi vardı. Ölümünü bekliyorduk. Adeta vefat etmiş gibi, koma denilen durumu yaşıyordu. Nebatî bir hayat gibi hayatı vardı. Üzerine örtüyü örtmüş ölmesini bekliyorduk. Bu zât Ebu Akîl’di. Yemame’ye kadar, “bana bi şehitlik yok mu ’ım!” diye arkasından koşuyordu. “’ım beni dünyadan şehit olarak çıkar” diye şehitlik arıyordu. Nerede bir kılıç helezonu havayı aydınlatsa orada şahadet var diye koşuyordu. Bana da bi şehitlik diyordu. İnsan neyi aşk ile isterse onu nasib eder. Ebu Akîl’in duası orada dergâh-i ilahiye yükselmiş ve kabul olmuştu. Fakat O’nun daha yapacağı şeyler vardı.

İslam saflarındaki çatlaklık bir kısım sahabeyi gayrete getirmişti. Ebu Akîl’in yattığı çadırın önünde bir ses duyulmuştu. Bu ensar’ın ileri gelenlerinden Ma'an İnbi Adiyy’nin sesiydi. Son iman etmişti ama yaman ve yavuz iman etmişti. O gün ensara şöyle sesleniyordu : “Ya el-Ensâr, kerraten kekerarte huneyn !. Huneyn’de yaptığınız saldırı gibi saldırı yapın diyordu.” Ebu Akîl’de ensardan dı. Ensar sesini duyunca ölse bile durur mu orada. İbni Ömer anlatıyor “ Birden bire örtünün altında ölümünü beklediğim, başında belki son vazifeyi yapmayı intizar ettiğim Ebu Akîl, hortluyor gibi oldu; örtünün altından kalktı, ne elini ne de ayağını sürükleyecek halde değildi. Koşa koşa düşman saflarına daldı. Takib ediyordum arkadan. O kesik eli kılıç kullanmasına mani olunca bi aralık hemen eğildi ayağıyla eline bastı kopardı, yine düşman safları içine daldı. Ben gözümden kaybettim; beynimi donduran bu adamı kaybettim. Muharebe müslümanların lehinde bitti. Ben aradım Ebu Akîl’i buldum. Üzerinde sayamayacağım kadar ok yarası, mızrak yarası, kılıç darbesi vardı. Ama daha ölmemişti. Mahsûn çehresi, bulanık bakışları, nâmütenahi ufuklar ötesinde birşeyler arıyordu. Yanına sokuldum, ben ona dedim ki : “Ebu Akîl, dedim nasılsın?”, O benim bu sualime cevap vermedi. Bir tek söz söyleyecek takati vardı, onu en iyi yerde kullanacaktı. “Limeni'd debra ? Mağlubiyet kime düştü ?” dedi. Acaba müslümanlar mağlub oldular mı endişesini taşıyordu. Ben ona dedim ki : “ Ebşir, kutile aduvullah. müjedeler olsun düşmanı öldürüldü.” Birden o yaralar ve kanlar altındaki tertemiz çehre, o ana kadar hüzünlü çehre parmağını kaldırabildiği kadar yukarıya kaldırdı ve tebessüm ediyordu. Öyle anladımki ’a hamd ediyordu. Hamd olsun, binlerce Ebu Akîl gitsin ama bayraklaştırdığımız Rasul-i Ekrem’in adı ayaklar altına düşmesin...
Moderatöre Bildir   Logged

on demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!
NEYİN EKSİK OLUR YA RAB
BU DA BENİM DÜĞÜNÜ OLSUN...
Miftahulkuluub
Administrator
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1737



WWW
« Yanıtla #1 : Mayıs 16, 2004, 08:01:36 ÖS »

Teşekkürler..
Moderatöre Bildir   Logged
point
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 142

Avatar Yok


« Yanıtla #2 : Mayıs 16, 2004, 08:54:11 ÖS »

Alıntı sahibi: "Musab BinHasan"
Bu ensar’ın ileri gelenlerinden Ma'an İnbi Adiyy’nin sesiydi. Son iman etmişti ama yaman ve yavuz iman etmişti. O gün ensara şöyle sesleniyordu : “Ya el-Ensâr, kerraten kekerarte huneyn !. Huneyn’de yaptığınız saldırı gibi saldırı yapın diyordu.” Ebu Akîl’de ensardan dı. Ensar sesini duyunca ölse bile durur mu orada. İbni Ömer anlatıyor “ Birden bire örtünün altında ölümünü beklediğim, başında belki son vazifeyi yapmayı intizar ettiğim Ebu Akîl, hortluyor gibi oldu; örtünün altından kalktı, ne elini ne de ayağını sürükleyecek halde değildi. Koşa koşa düşman saflarına daldı. Takib ediyordum arkadan. O kesik eli kılıç kullanmasına mani olunca bi aralık hemen eğildi ayağıyla eline bastı kopardı, yine düşman safları içine daldı. Ben gözümden kaybettim; beynimi donduran bu adamı kaybettim.
:cry:  :cry:  :cry:  :cry:  :cry:
Moderatöre Bildir   Logged

b]Dünyanın câzibedar güzellikleri, mal ve evlât birer fitne, birer imtihandır.Bu imtihanın en başarılı talebeleri de, sabah akşam gönül verdikleri hakîkate, bağlılık ahd u peymanında bulunan, azimli, iradeli, kararlı talihlilerdir.[/b]
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Ebu Akil ASHAB-I KİRAM MalcolmY 1 370 Son Mesaj Şubat 03, 2007, 12:04:46 ÖÖ
Gönderen: osmanli
Ebu Hüreyre (r.a.) KUR'AN-I KERİM VE SÜNNET-İ SENİYYE osmanli 3 620 Son Mesaj Temmuz 10, 2007, 02:28:45 ÖÖ
Gönderen: Evfacan
Ebu Hureyre(r.a.) ASHAB-I KİRAM osmanli 2 592 Son Mesaj Temmuz 10, 2007, 12:51:53 ÖS
Gönderen: Ahi
AKIL FIKIH VE İTİKAD elleziyne 0 202 Son Mesaj Şubat 14, 2008, 01:42:58 ÖS
Gönderen: elleziyne
Medine Müdafası Destanı - Belgesel İSLAMİ MULTİMEDİA fatihan 0 172 Son Mesaj Kasım 22, 2008, 07:43:32 ÖS
Gönderen: fatihan
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


Sadakat İslami Forumları 2004-2008
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM