Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Aralık 03, 2008, 06:33:16 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 [2] 3   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: İmam-ı Rabbani H.Z  (Okunma Sayısı 3939 defa)
-SüHaN-
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 31


razıyım Allah'ım


WWW
« Yanıtla #20 : Mayıs 25, 2007, 04:22:25 ÖS »

Rabbim himmetlerinden mahrum eylemesin.. razı olsun kardeşim..

''Dünyâ hayâtı pek kısadır. Bunu en lüzumlu şeyde kullanmak gerekir. Bu en lüzûmlu şey de, kalbini toparlamış olanların yanında bulunmaktır. Hiçbir şey sohbet gibi faydalı olmaz.''
Moderatöre Bildir   Logged

''Rabbim..
Tut kalplerimizden!
Gönülleri evirip çeviren , halden hale koyan Rabbim
N'olur tut kalplerimizden
Tut ki yoksa gene düşeriz biz...''
fatihan
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4272



« Yanıtla #21 : Mayıs 25, 2007, 04:24:28 ÖS »

Alıntı

Rabbim evlatları arasına dahil eylesin.Himmetlerinden mahrum eylemesin..

amin
Moderatöre Bildir   Logged

Mektubat Dersleri için Tıkla>>>
-SüHaN-
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 31


razıyım Allah'ım


WWW
« Yanıtla #22 : Mayıs 25, 2007, 04:28:43 ÖS »

''Bu zamanda dünyâyı terk etmek çok zordur. Dünyâyı terk lâzımdır. Hakikâten terk edemeyen, hükmen terk etmelidir ki, âhirette kurtulabilsin. Hükmen terk etmek de büyük nimettir. Bu da yemekte, içmekte, giyinmekte, meskende, dinin hududundan dışarıya taşmamakla olur. ''

Rabbim şiar edinenlerden eylesin.. razı olsun..
Moderatöre Bildir   Logged

''Rabbim..
Tut kalplerimizden!
Gönülleri evirip çeviren , halden hale koyan Rabbim
N'olur tut kalplerimizden
Tut ki yoksa gene düşeriz biz...''
fatihan
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4272



« Yanıtla #23 : Mayıs 25, 2007, 04:34:40 ÖS »

Alıntı

Rabbim şiar edinenlerden eylesin..


Amin.
Moderatöre Bildir   Logged

Mektubat Dersleri için Tıkla>>>
enfa
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1287



« Yanıtla #24 : Mayıs 25, 2007, 04:35:19 ÖS »

amin
Moderatöre Bildir   Logged


Kimseye bâkî değildir mülk-ü devlet, sîm-ü zer
Bir harap olmuş gönül tâmir etmektir hüner..
Ahi
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1110


Bugün Allah (c.c) için ne yaptın?


« Yanıtla #25 : Mayıs 25, 2007, 06:14:49 ÖS »

Amin.
Moderatöre Bildir   Logged

Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras ve ilim gibi şeref olmaz.
Hz. Ali (r.a)
Ber-ceste
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 745



« Yanıtla #26 : Kasım 11, 2007, 06:38:08 ÖS »

İmamı Rabbani Hazretlerinin (k.s.) Şemaili


İmamı Rabbani Hazretlerinin (k.s.) onyedi sene sohbetinde ve hizmetinde bulunan ve talebelerinin meşhurlarından olan Bedreddin Serhendi, Hadarat-ül Kuds kitabında, İmamı Rabbani Hazretlerinin (k.s.) şeklini, suretini, mübarek yüzünü şöyle tarif etmiştir.

-"Onun mübarek hilyesini şöyle beyan edelim ki, sevenleri ve yolunda bulunanlar, onun mübarek yüzünü ve sohbetlerini düşünerek feyz alsınlar. Beyaza yakın buğday tenli ve açık alınlı idi. Alnında ve mübarek yüzünde öyle bir nur parlardı ki, ona bakacak takat kalmaz¬dı.

Bir talebesi de; " Ne zaman mübarek yüzüne baksam, alnında ve yanaklarında "" yazılı görürdüm" demiştir.

Kaşlarının arası açık idi. Kaşları yay gibi olup, uzun, siyah ve ince idi. Gözleri irice olup, siyahı tam siyah, beyazı tam beyaz idi. Mübarek burnunun ortası yük¬sekçe olup, ince idi. Dudakları kırmızı ve ince idi. Dişleri sık, birbiri¬ne bitişik olup, inci gibi parlar idi. Sakalları sık, heybetli ve yuvarlak olup, yanaklarına taşmazdı. Uzun boylu ve ince yapılı idi. Yani şiş¬man değildi. Sıcakta da olsa teri hep misk gibi kokardı. Yüzünün gü¬zelliği Yusuf aleyhisselamın güzelliğini andırırdı. Vecaheti (heybeti), vakarı Halilürrahman İbrahim aleyhisselamın heybetini andırırdı. Onu gören gayr-i ihtiyari, Yusuf aleyhisselamın güzelliğini bildiren;

"Böyle insan olmaz, bu ancak üstün bir melektir" (Yusuf-31) me¬alindeki ayet-i kerimeyi hatırlardı ve "SübhanAllah bu ü Tealanın veli kuludur" derdi ve;

"Görüldüklerinde ü TeaIayı hatırlanır" hadıs-i şerifini hatırlardı. Ondan her an ve her saat harikalar zuhur ederdi.


Altun Silsile-  Silsileyi Saadatı Nakşibendiyyeyi Aliyye
Moderatöre Bildir   Logged

Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..
osmanli
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3161



WWW
« Yanıtla #27 : Kasım 11, 2007, 07:53:54 ÖS »

tesekkürler kardesim
Moderatöre Bildir   Logged

kardesinin yüzüne gülümsemen senin icin sadakadir
iyilik ile emretmen sadakadir:
kenz
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1287



« Yanıtla #28 : Kasım 11, 2007, 10:14:50 ÖS »

c.c. razi ve memnun olsun..İmam-ı Rabbani hazretlerinin gülleri olmaya talibiz inşeAllah...
Moderatöre Bildir   Logged

İNSAN akli ile melekleşen nefsi ile iblisleşen bir aciptir İNSAN
İNSAN kendi kabahatini bilmeyen cehli ile dünyalara sığmayan bir mağrurdur İNSAN
İNSAN bütün zaaf ve acziyyetine rağmen kudrete kafa tutan taşkın bir şaşkındır İNSAN
İNSAN maziye bağlı hâle aldanmış istikbali gözler bir taştır İNSAN
afrah
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 528



« Yanıtla #29 : Kasım 11, 2007, 11:04:53 ÖS »

inseAllah amin
Moderatöre Bildir   Logged

.....Eger bu yoldan dönmek kader ise,
o kader beni bulmadan Emanetini üzerimden al YARAAB....
Mahi
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 645


Men câle nâle


« Yanıtla #30 : Ağustos 05, 2008, 02:10:57 ÖS »

Meşhur Halidi Bağdâdi'ye hocası Şahı Dehlevi (k.s.) yazdığı bir mektupta şöyle buyurur:
İmam-ı Rabbani'yi sevenler mümin ve takva sahipleridir. Sevmeyenler ise şaki ve munafıklardır. Bütün alemi İslam'a İmam-ı Rabbani'nin şükrünü eda etmek vaciptir.

İmam-ı Rabbani ve Yolundakiler
Berekât
Muhammed Hâşim Kişmi
Moderatöre Bildir   Logged

Bilmediğini öğretir sana günler! Zamanla gelir sana beklemediğin haberler.
Ber-ceste
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 745



« Yanıtla #31 : Ağustos 11, 2008, 10:34:54 ÖS »

İmam-ı Rabbani H.Z. leri buyurdular ki;

'' Ramazan-ı şerifin son on günüydü teravih namazı kıldıktan sonra,kendimde bir gevşeklik hissedip yatmak istedim yatarken bu gevşekliğin çokluğundan evvela sağ tarafa döneceğimi unuttum, halbuki bu sünnet idi.

Sol tarafa dönüp yattım  bir müddet sonra sünneti terk ettiğim hatırıma geldi, bunu ilk defa terk ettiğimi düşündüm. O anda unutarak ve sehven olduğu bildirildi.

Fakat sünneti terk etmek korkusu benden gitmedi, hemen kalktım sağ tarafa dönüp yattım.

Bunu yaptıktan sonra 'ü Teala'nın nihayetsiz nur ve feyzleri zahir oldu ve şöyle bildirildi;

"Sen bu kadar sünnete riayet edince, ahirette hiç bir şekilde sana azab etmem"
Moderatöre Bildir   Logged

Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..
Tuğra
popüler yazar
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1559



« Yanıtla #32 : Ağustos 11, 2008, 11:39:01 ÖS »

Imam-ı Rabbani (k.s.) Hazretlerinin nurlu bedeni yıkama tahtasının üzerine koyulup, elbiseleri soyulunca, orada olanların hepsi de gördüler ki, Hazret-i lmam, namazda olduğu gibi ellerini bağladı. Sağ elinin baş parmağı ve küçük parmağını, sol elin bileğinde halka yaptı.

Halbuki, oğulları vefatından sonra, kollarını duzeltıp uzatmışlardı. Yıkama tahtasına yatırırken, tebessüm etti ve bir müddet böyle mütebessim olarak kaldı. Hatta orada olanlar feryad ettiler.

Yıkayıcı, mübarek ellerini açıp düzeltti. Sol tarafa yatırdı, sağ tarafını yıkadı. Sağ tarafa yatırıp sol tarafını yıkayacağı zaman, orda bulunanlar, velilik kuvvetinin bir alameti olarak, zarif bir hareketle ellerinin hareket ettiğini, biraraya geldiğini ve eskisi gibi tekrar sağ elinin baş ve küçük parmaklarının, sol elinin bileğinde halka yaptığını gördüler. Halbuki sağ tarafa yatınca, sağ elin sol el üzerine gelmesi icabederdi. Latif elleri mum ve taze gül yaprağı kadar taze idiler. Bununla beraber öyle bir kuvvetle sol elini tutmuştu ki, ayırmak ve çözmek mümkün değildi.

Kefene sardıkları zaman, yine ellerinin bağlandığı görüldü. Böylece iki—üç defa vaki oldu. Nihayet ordakiler, bunda derin bir ma’na ve gizli bir sır olduğunu anlayıp, bir daha ellerini açmaya uğraşmadilar ve oğulları;

Hace Muhammed Said;
—“Madem ki, ‘muhterem babam böyle istiyor, böyle bırakalım” buyurdu.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadis-i şerifde;

“Yaşadıkları gibi ölürler” buyurdu. Bu, 'ü Teala'nın büyük bir ihsanıdır. Dilediğine ihsan eyler. O’nun ihsanı boldur.

Altun Silsile
Moderatöre Bildir   Logged

Forum,Forum olalı böyle silgi görmedi,
markası ne sormayın iyi bilir kendini
  Hıhhh
Tuğra
popüler yazar
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1559



« Yanıtla #33 : Ağustos 12, 2008, 11:15:13 ÖÖ »

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

(Doğru imanın alameti, kâfirleri düşman bilip, onlara mahsus olan ve kâfirlik alameti olan şeyleri yapmamaktır. Çünkü İslam ile küfür, birbirinin aksidir. Bunlardan birisine kıymet vermek, diğerine hakaret ve kötülemek olur. ’ın düşmanlarını sevmek ve onlarla kaynaşmak, insanı ’a düşman olmaya sürükler. Bir kişi, kendini müslüman zanneder. Kelime-i tevhidi söyler, inanıyorum der. Namaz kılar ve ibadet yapar. Halbuki, bilmez ki, ’ın dostlarını sevmemek veya ’ın düşmanlarını sevmek onun imanını yok eder.) [m. 163]
Moderatöre Bildir   Logged

Forum,Forum olalı böyle silgi görmedi,
markası ne sormayın iyi bilir kendini
  Hıhhh
Mahi
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 645


Men câle nâle


« Yanıtla #34 : Ağustos 12, 2008, 08:08:30 ÖS »

Ömr-i şerifleri, insanların yaşı olup, manevî kemâllerin de yaşı olan kırk gelince, Hazret-i Hâce, bu sıkıntılarla dolu cihanın darlığından kurtulmak istedi. Bu günlerde birinin vefat haberinı işitip serapa dertli olan kalbinden içli bir âh sesi duyuldu.Ve:
—  «Çok iyi oldu, kurtuldu» buyurdu. Bundan makkası mevhum olan varlık libâsından kurtulmaktır. Zira olanlar, yalnız matlubu duymakla kalırlar. Şöyle ki"Mevlânâ Rûmî (kaddesellahü sirreh) vefatı zamanında, bu esrarı terennüm eyledi.

Beyt:
Ben tenden kurtulurum, o hayâlden kurtulur,
Gideyim, kavuşmanın sonu böyle bulunur
."

Bu günlerde hanımına:
— «Ben kırk yaşına gelince, büyük bir hâdise önüme gelir» buyurdu. Mübarek ellerini açtı ve
—  «Elimde olan bu çizgi, sana söylediğim sözün nişanıdır» dedi.
Yine bu günlerden bir gün, eline bir ayna alıp, hanımlarını çağırdı ve:
— «Gel beraber bu aynaya bakalım» dedi. O afîfe
der ki:
—  «Aynada, onları tamamen beyaz sakallı gördüm ve korktum. Bana böyle görünmeyiniz, bakmaya gücüm yetmiyor» dedim.
Tebessüm etti ve kendini asıl şeklinde gösterdi. Yine bu günlerde idi. Kendi keşflerini, bir rüya görmüş gibi zikretmeleri âdetleri olduğundan:
—  «Evliyâullahdan birine (bu yakınlarda Nakşibendî silsilesinin büyüklerinden biri âhirete intikal edecektir. Delhi şehrinin kenarında bir yere gömülsün ve insanlara karışmaktan kurtulsun) diye bildirildi.» dedi. Ve aynı yerde defnedildi. Bu zâtın kim olduğu hususunda, bazı talebeleri istihare eylediler, izin verilmediğini anlayınca, istihareden vaz geçtiler. Yine bir gün; kendisi için, "Bana şöyle bildirdiler ki; Senin dünyaya gelmekten maksadın, tamam oldu, Dünyada işin kalmadı, artık sefere çıkmak icab ediyor" Duyurdular. Ve yine:
—  «Görüyorum ki, kutb-i zaman öldü diyorlar, bu zamanda kendime mersiye olarak, güzel bir kaside okuyorum ve içinde çok yüksek marifetler bulunduğunu anlıyorum» buyurdu.
Hicrî bin on iki senesinin Cemâzı'l-âhir ayı gelince, hastalığa tutuldu. Bu günlerde şöyle buyurdu: Hâce Ahrâr'ı (radıyallâhu anh) rüyada gördüm ve bana:
—  «Gömlek giyiniz» dediler. Bu rüyayı anlattıktan sonra, tebessüm etti ve:
—  «Eğer yaşarsam Öyle yaparım, yaşamazsam, gömleğim kefenimdir» buyurdu.
Bu günlerde sefere çıkmak isteyen muhlis talebelerinden birine de:
—  «Birkaç gün, bir yere gitmeyiniz, son günlerimi yaşıyorum» dedi. Sâdık talebelerinden birçokları gelmişlerdi. Za'fiyetinin, hastalığının çok olduğu zamanlar, derin iîimler beyân eyleyip, çok yüksek hakikatlerden bahis ettilerr. Bir gece, hastalık ve za'fiyet o hale geldi ki, gören hâlet-i niza'da (can vermekte) olduklarını sanardı. Bir müddet sonra kendine gelip:
— «Eğer ölmek bu ise, ne büyük bir nimettir. Bu hâlden kurtulmak istemiyorum» buyurdu. Aynı ayın yirmibeşnci Cumartesi günü, hazırlık ve ayrılık eserleri görünmeğe başladı. Bütün dostlarına bakışları ile veda ederken,talebeleri, eshâbı ve dostları ağlamağa başladılar. Onlar ise tebessüm buyurup hayretle bakıyor ve sanki:
—  «Siz nasıl dervişlersiniz, kazaya rızâ dâiresinden çıkıp ağlarsınız» söylemek istiyordu. Bu sırada talebelerinden biri (Yâ İlâhel âlemin) mübarek kelimesini söyledi. Sür'atle onun tarafına bakıp, mübarek yüzünü onun tarafına çevirdi. Orada olanlardan biri:
—  «Onların bu hareket ve teveccühü hakîki mahbûbun ismini duyma şevkindendir» buyurunca, bu sözün tesiri ile mübarek gözleri yaş ile doldu, ikindi yaklaşmıştı. Sesli olarak ü Teâlâ'nın ismini zikretmekle meşgul olup böylece diye, diye canını, canana teslim eyledi, (radıyalhhü anh) Vefatından sonra en İyi talebeleri karar verdikleri bir yere mezarlarını kazdılar. Tabutu oraya götüremediler. Telaşla bir başka yere götürüp indirdiler. Tabutu yere indirdikten sonra, o yerde ne görsünler:
Orası Hazret-i Hâce'nin talebeleri ile bir defa geldikleri bir yer idi. Burayı beğenmişti, abdest alıp, iki rekât namaz kılmıştı. O temiz yerden bir toprak mübarek eteklerine yapışmıştı, ve:
— «Bu yerin toprağı bizim eteğimizi tuttu» buyurmuştu. Ana caddeye yakın olan bu yerde lâhdini kazdılar. Bu irşâd memleketinin pâdişâhını, içli iniltilerle mezara indirdiler. Hâce Hüsâmeddin hazretlerinin bereketli gayretleri ile, mezarın etrafına ağaçlar meyveler, çiçekler dikip, orasını sanki zahiri bir cennet yaptılar. İnsanlar, ziyareti ile bereket ve şifâ bulurlar.

Beyt:
Mağfiret nuru parlasın, mezarında mum yerine,
Kapına gelenin kalbi gark olsun nur denizine.


Faziletli zatlar ve arifler vefat târihi için mersiyeler yazdılar. Buraya şiir hâlinde vefat tarihini gösteren bir manzum ile iktifa ediyorum.

Bir zat ki mahbübu ile baki oldu,
Ve sıfatlarından hep fâni oldu,
Halikına âşık, tam bir aşk ile
Mâhlûkata çok merhametli oldu.
Onun vasi senesi susuz dilime,
Bak ne güzel «Bahri marifet oldu
». (1012)


İmam-ı Rabbani ve Yolundakiler BEREKÂT. Muhammet Hâşim Kişmi... S.61'den 66'ya kadar.
Moderatöre Bildir   Logged

Bilmediğini öğretir sana günler! Zamanla gelir sana beklemediğin haberler.
Ferzin
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 265



« Yanıtla #35 : Ağustos 19, 2008, 06:19:58 ÖS »

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyorlar ki:

(Bid'at ehli, yapacağı değişikliklerle, dini düzelteceklerini, olgunlaştıracaklarını zannederek bid'at çıkarıyor, bid'atlerin zulmetleri ile sünnetin nurunu örtmeye çalışıyorlar. Bunlar, dinin noksanlıklarını tamamladıklarını iddia ediyorlar. Bilmiyorlar ki din noksan değil, kâmildir. Dini noksan sanıp, tamamlamaya [çağa uydurmaya, çeşitli bid'atler çıkarmaya] çalışmak, Maide suresinin, (Bugün sizin için dininizi ikmâl eyledim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamiyeti vermekle razı oldum) mealindeki 3. âyetine inanmamak olur. (m.260)
Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
popüler yazar
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1559



« Yanıtla #36 : Ağustos 20, 2008, 12:08:03 ÖÖ »

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Namaz kılmak ve diğer ibadetleri yapmak ancak müminlere kolay gelir. Kur'an-ı kerimde, (İman ve ibadet etmek, müşriklere güç gelir) ve (Namaz kılmak müminlere kolay gelir) buyurulmaktadır. Namaz kılmamak, iman zayıflığından ileri gelir. İmanın kuvvetli olmasının alameti, dinimizin emirlerine severek kolaylıkla uymaktır.(1/191,289)
Moderatöre Bildir   Logged

Forum,Forum olalı böyle silgi görmedi,
markası ne sormayın iyi bilir kendini
  Hıhhh
Nefer
Ziyaretçi
« Yanıtla #37 : Ağustos 20, 2008, 03:19:30 ÖÖ »

Hz. şefaatinden mahrum etmesin.
Moderatöre Bildir   Logged
meryem özdeğer
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1

Avatar Yok


« Yanıtla #38 : Ağustos 21, 2008, 02:30:27 ÖS »

ESSELAMIN ALEYKÜM. GAVS-I BİLVANİSİ HZ. BUYURDULAR Kİ: İNSANLAR TOPLANIPTA HATME-İ ŞERİF YAPMANIN FAZİLET VE MÜKAFAATINI BİLSELERDİ, SAKAT VEYA HASTA DAHİ OLSALAR YİNEDE SÜRÜNEREK GELİRLERDİ. ÇÜNKÜ HATME-İ ŞERİFİN MANEVİ REİSİ RESUL-Ü EKREM S.A.V. EFENDİMİZDİR. O CEMAATİN İSTEK VE DUALARINI ALIR, SIKINTILARINI BİLİR VE ONLAR İÇİN Ü TEALAYA DUA EDER. HİÇ EFENDİMİZİN İSTEĞİ GERİ ÇEVRİLİR Mİ?
Moderatöre Bildir   Logged
ihvan
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 646



« Yanıtla #39 : Ağustos 21, 2008, 03:46:32 ÖS »

esef onu bilmeyene ahhhhh,duymayana ahhhhhhh.inmemiştir onun gibi mücessem rahmetullah.................................................................(işaAllah yanlış yazmadım aklımda kalan)
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: 1 [2] 3   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İmam-ı Rabbani'nin Kadirilik'le feyizlenmesi. MANEVİYAT DÜNYAMIZ ENVAR_ÜL_KULUB 6 944 Son Mesaj Ocak 17, 2008, 07:58:26 ÖS
Gönderen: Uludag
İmam-ı Rabbânî Müceddid-i Elfisâni (K.S.) TAVSİYE KİTAPLAR ethem92 0 442 Son Mesaj Eylül 16, 2006, 05:23:24 ÖS
Gönderen: ethem92
İmam-ı Rabbani Hazretlerinin İrtihali İSLAM-GENEL « 1 2 » muallim_abi 20 1455 Son Mesaj Mayıs 04, 2008, 09:37:06 ÖS
Gönderen: ruy-ı zemin
İmam-ı Rabbani hazretlerinden gençlere öğütler MANEVİYAT DÜNYAMIZ kenz 7 1209 Son Mesaj Şubat 24, 2008, 05:56:50 ÖS
Gönderen: yoklar
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


Sadakat İslami Forumları 2004-2008
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM