Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Ocak 09, 2009, 04:17:59 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Allah Yolunda Hizmetin Fazileti [5 Kasım 2007]  (Okunma Sayısı 2368 defa)
SadakatNet
Administrator
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 148



WWW
« : Kasım 05, 2007, 01:32:10 ÖS »

Hafta:    2

Mevzu:

yolunda hizmetin fazileti, önemi, ayrıcalığı, ahirette ne gibi nimetlere mazhar olacakları gibi hususlar.

Eğer Kitaptan araştırıp yazıyorsak ki tercihen bu şekilde olması daha gerçekçi olur, sahife numarasına kadar ayrıntılarını belirtelim.


Kolay gelsin..
Moderatöre Bildir   Logged

Sadakat Yönetim Kurulu
Tesniye
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 276


Nişan aldık yıldızları..


WWW
« Yanıtla #1 : Kasım 05, 2007, 01:38:13 ÖS »

95. Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla malları ve canlarıyle yolunda cihad edenler bir olmaz. , malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı.Gerçi hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

Sure-i Nisa Ayet:95  Meal: Elmalılı Hamdi Yazır

(http://www.sadakat.net/meal/nisa.htm)
Moderatöre Bildir   Logged

Bu nimetin içinde olmam acaba kabul gördüğüm için mi, yoksa 40 yıl beklenen kırık değirmenden şafak mı sayıyorum ? |Tesniye
Lika
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1132



WWW
« Yanıtla #2 : Kasım 05, 2007, 04:07:20 ÖS »

Sevgili Peygamberimiz (SallAllahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz'in mihmendârı, İstanbul’umuzun mânevî sultânı Ebû Eyyûbi’l-Ensârî (r.a.) hazretleri anlatıyor:

“Resûlüllah (SallAllahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu: ‘ yolunda bir sabah ya da bir akşam yürüyüşü, Güneş’in, üzerine doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.”

Buhârî, Sahîh, Cihad, 7, 73.


..

Ka‘b bin Ucre radıyallâhü anh anlatıyor:

“Bir adam Nebiyy-i Muhterem sallallâhü aleyhi vesellem’e uğramıştı. Resûlüllah’ın (SallAllahu Aleyhi Vesellem) ashâbı, bu adamın kuvvet ve kabiliyetini görünce,

− Yâ Resûlellah, bu adam yolunda cihad etseydi ne güzel olurdu, dediler.

Resûlüllah (SallAllahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu:

− “Bu adam, küçük çocuklarının geçimini temin etmek için çıktı ise, yolundadır.

“Yaşlı anne ve babasına hizmet için evinden çıkmışsa, yolundadır.

“Çalışıp nefsini dilencilikten korumak için çıkmışsa, yolundadır.

“Âilesinin geçimini temin etmek için çıkmışsa, yolundadır.

(Çalışıp kazandığının) çokluğuyla övünmek, (zenginliğiyle gururlanmak) için çıkmışsa, tâğutun (şeytanın ve nefs-i emmârenin) yolundadır.”


Taberânî, Mu‘cemü’s-Sağîr, (Terc.) 2, H. no: 650.
Moderatöre Bildir   Logged

müteallim
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4561



WWW
« Yanıtla #3 : Kasım 05, 2007, 10:52:42 ÖS »

استعيذ بالله : لا يستوى القاعدون من المؤمنين غير اولى الضرر والمجاهدون فى سبيل الله باموالهم و انفسهم ،  فضل الله المجاهدين باموالهم و انفسهم على القاعدين درجة .  الخ.
حديث : لا يجتمع غبار فى سبيل الله و دخان جهنم فى جوف عبد ابدا


-ü Zül-Celal, insanoğlunu eşref-i mahlukat olarak yaratmış, ona akıl nimetini bahşetmiş ve Peygamberleri vasıtası ile hak yolu göstermiştir. Bütün peygamberler insanoğluna hakkı öğretmek ve onu dünya ve ahirette saadet ve selamete kavuşturmak vazifesi ile gönderilmişler ve bu uğurda pek çetin meşakkatlere sabır göstererek bu vazifelerini yerine getirmişlerdir. Hatemü’l-Enbiyâ olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yolunda hiç kimsenin karşılaşmadığı sıkıntılarla karşılaşmış, pek çok eziyetler çekmiştir. Sahabe-i Kiram Hazeratı, gerek Hz. Peygamber zamanında gerek Hulefâ-i Râşidîn döneminde yolunda pek büyük hizmetler yapmışlardır.
 Daha sonra gelen İslam büyükleri ve müslümanlar da insanlığın İslamiyet’le şereflenmesi ve kurtuluşu için çok büyük gayretler göstermişler; bu uğurda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak milyonlarca insanın hidayetine vesile olmuşlardır.
   
yolunda yapılan bu hizmetlerin ve Resulü indindeki kıymeti çok büyüktür. Cenab-ı Hak bir çok ayet-i kerimede yolunda gayret edilmesini ve bu uğurda sebat gösterilmesini tavsiye buyurmuş; bunun karşılığında da hem dünyada hem de ahirette bir çok nimetler va’detmiştir. Nisa Suresi’nin 95. ve 96. ayet-i kerimelerinde mealen şöyle buyuruluyor: “Mü’minlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla, yolunda malları ve canlarıyla hizmet edenler bir olmaz. , malları ve canlarıyla hizmet edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi hepsine de güzellik vaat etmiştir; ama hizmet edenleri çok büyük bir ecirle oturanlardan üstün kılmıştır. O’nun tarafından dereceler, bağışlama ve rahmet vermiştir. çok bağışlayıcı ve merhamet edicidir.”    
Yine Saf Sûresi’nin 10 ila 13. ayeti kerimelerinde “Ey iman edenler! Sizi elim bir azaptan kurtaracak olan ticareti size  göstereyim mi? ’a ve Rasülüne iman eder, mallarınızla ve canlarınızla yolunda hizmet edersiniz. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. İşte bu takdirde , sizin  günahlarınızı bağışlar, sizi altından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere yerleştirir. İşte en büyük kurtuluş budur. Seveceğiniz başka bir şey daha var: ’tan büyük bir yardım ve yakın bir fetih. Mü’minleri bunlarla müjdele” buyurulmaktadır.   

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir çok hadis-i şerifleriyle yolunda hizmetin faziletlerini ve bu hizmeti yapanların kazanacakları dereceleri ifade buyurmuşlardır. Bu hadis-i şeriflerinden birinde şöyle buyuruyorlar:
   “Sizden birinizin yolunda çalışıp gayret sarf etmesi, evinde oturup yetmiş sene namaz kılmasından daha faziletlidir. ’ın sizi bağışlamasını ve cennete koymasını istemez misiniz?
    O halde yolunda hizmet ediniz. Kim devenin sağılacağı bir vakit kadar yolunda hizmet ederse, cennet ona vacip olur.” 
   

Ebû Hureyre (r.a.) Hazretlerinin rivayet ettiği başka bir hadis-i şerifte ise:  “ yolunda isabet eden toz ve cehennem ateşi, bir mü’minin üzerinde, bir araya gelmez.”  buyurulmaktadır.
   
Yine “ katında hiçbir şey, şu iki damla ve iki izden daha sevimli değildir. O iki damla, korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası ve yolunda akıtılan kan damlasıdır. İki iz ise, yolunda alınan yara izi ile ’ın (emrettiği farzlardan birini yerine getirmekten kalan) kulluk izidir.”  mealindeki hadis-i şerif de bu hususu ifade etmektedir.   
   
yolunda çok büyük hizmetler ederek, yüz binlerin irşad ve hidayetine; milyonlarca insanın da dinini-kitabını öğrenmesine vesile olan   Hz. Üstazımız, din-i celil-i İslam’a hizmet hususunda muazzam gayretler göstermiştir. Evlatlarına da hep bu yönde nasihat ederek onları daima teşvik etmişlerdir. Bu hususla alakalı olarak şöyle buyuruyorlar: “Evlatlarım, benim yüküm ağırdır. Sabahtan akşama kadar burada sizinleyim. Geceleri de yalnız iki saat uyuyabiliyorum. Bu işin nasıl yürüdüğünü bilin de ona göre çalışın. Dualarımda “Yâ Râb, bu dinin ihyası için beklenen hizmeti işte bunlar yapacak.” diye sizleri rabbime arz ediyorum; beni mahcup etmeyin.”  
Sünen-i Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 1650
Sünen-i Nesâî, Cihad, 3056-3064 ; İbn-i Mâce, Cihad, 2764
Sünen-i Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 26
Ziyâ Sunguroğlu’nun Notları, Sayfa 146

Moderatöre Bildir   Logged

1430 hicri yilbasiniz ve muharremi serifiniz mübarek olsun
avcı
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Kasım 05, 2007, 11:14:28 ÖS »

 Hace Ali Râmitenî kuddise sirruh hazretleri:

- Minnetle hizmet eden çoktur. Hizmeti minnet bilenler ise pek azdir. Siz hizmette bulunma firsatini ele geçirmis olmagi minnet bilir ve hizmet ettiklerinize minnettar kalirsaniz, herkes sizden memnun kalir. Sikayetçiniz azalir, buyurmuslardir.

 

Moderatöre Bildir   Logged
müteallim
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4561



WWW
« Yanıtla #5 : Kasım 05, 2007, 11:19:48 ÖS »


Mahlukatın en şereflisi olan insana verilen vazife, “Her nimetin, külfeti; nimetin büyüklüğüne göredir”, kaidesince bütün vazifelerin en yücesidir. Hakka ibadet, halka hizmet şeklinde hulasa edilen bu vazife, peygamberler mesleğidir.
 
Peygamber Efendimiz (S.A.V) ise, Hz. Ali (R.A)’a şu nasihatte bulunmuşlardır: “(Ya Ali!) ’a yemin ederim ki, senin vasıtan ile ’ın bir kişiye hidayet vermesi, senin için, kırmızı develere sahip olmaktan daha hayırlıdır.”

yolunda yapılacak hizmetlerde gösterilecek gayretin en güzel misâli,  peygamberler ve onların vârislerinin hayatlarıdır. Yıllarca dînî teblîğ ettiği halde, sadece bir kişinin hidayetine vesile olan peygamberler olmuştur. Bütün sıkıntılara rağmen, tebliğ vazifesindeki gayretleri asla eksilmemiştir.
Din-i Celil-i İslam’ı tebliğ hususunda, Peygamber Efendimizin çektiği sıkıntıları ve bunlara karşı gösterdiği sonsuz tahammülü kelimeler ile anlatmak mümkün değildir. Bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Yemin ederim ki, yolunda, kimsenin görmediği eziyetleri gördüm. uğrunda, hiç kimsenin görmediği korkulara maruz kaldım. Öyle bir otuz gün ve gece geçirdim ki, Bilal’in koltuğu altında sakladığı yiyecek dışında ne bende ne Bilal’de  bir canlının yiyebileceği bir şey vardı!”
 
Kendisine halini arzeden Ümmü Süleym’e de, şöyle buyurmuşlardır: Sabreyle! ’a kasem ederim ki, yedi günden beri Muhammed’in âilesinin yiyeceği yoktur. Üç gündür taştan tencerelerinin altında ateş yakılmadı! VAllahi, ü Teala’dan bütün Tihâme dağlarını altın yapmasını isteseydim, arzumu gerçekleştirirdi.”
 
İşte çektiği sıkıntılar... Ve işte vazifesindeki gayreti: “Ey Habibim! Nerdeyse sen, bu söze (Kur’an’a) inanmayanların ardından üzülerek kendini helak edeceksin.”

Kendisini dinimizin en iyi, en doğru ve en süratli bir şekilde öğretilmesi ve yaşatılması davasına veren; “Efendi, biraz istirahat buyursanız.” denildiğinde: “Günde binlerce insanın imanı sönerken, ben nasıl ayaklarımı uzatıp yatabilirim.”, buyuran; “Hocalıkta bize ekmek kalmadı.”, diyenlere: “Efendiler! Hocalık bir meslek, bir ekmek teknesi değildir. Hocalık, ’ın, Rasülüllah’ın, kitabullah’ın ve din-i mübin-i İslamın tebliğ memurluğudur.”, şeklinde cevap veren; hastalığı sebebiyle, istirahat ettiği odasına, elinde kitabıyla giren talebesine:

Gel evladım, biraz okuyalım... Biz değil yorgunluk, rahatsızlık; mezara gidiyor dahi olsak; okumak, okutmak ve hizmet denilince koşarız”, buyuran son devrin din alimlerinden Süleyman Hilmi Tunahan Efendi Hazretleri, ve daha nice peygamber varisleri maruz kaldıkları sıkıntılara rağmen, gayret-i diniyyelerinde zerre kadar noksanlık olmadan, kendilerine verilen vazifeleri en güzel şekilde ifa etmişlerdir.   

Peygamber Efendimiz bir savaş dönüşü, kızı Hz. Fatıma R.Anha’nın evine uğramışlardı. Hz. Fatıma, çok sevdiği babasının, yüzünün solmuş, elbiselerinin eskimiş olduğunu görünce, dayanamayıp, Rasülünün boynuna sarılarak, ağlamaya başladı. Kızını teselli etmek isteyen fahr-i alem: “Ya Fatıma, ağlama! , babanı öyle bir dava ile göndermiştir ki, bu din gecenin olduğu her yere ulaşacak, yeryüzünde topraktan, deve tüyünden ve kıldan mamul ne kadar ev varsa, bu dava sebebiyle, evlere ya izzeti, yahut zilleti verecek.” , buyurdular.
Şu bir hakikattir ki, bu hizmetlerin bize ihtiyacı yoktur. Cenabı Hak, dininin, kıyamet sabahına kadar devam edeceğini, kendi kelam-ı kadimiyle yazmış, bir kafirle dahi olsa, bu dinin her tarafa yayılacağını bildirmiştir. O halde, müslümanlar olarak, bütün arzu ve gayretimiz, Cenab-ı Hakk’ın bizleri dininin hizmetçilerinden kılmasıdır. Fakat, ’ın dinine hizmet büyük bir nimettir. “Bu istemekle elde edilecek bir devlet değildir. Lakin zaman içinde belli kimselere, tarafından verilir.” Peygamber Efendimiz, Hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Dünyanın ömrü olduğu müddetçe, ’ın kıyamet emri gelinceye kadar, ümmetimden hak üzere, gâlip ve daima dine destek olan bir cemaat asla zail olmayacak. Bunlar dine sahip çıkacaklardır. Kendilerine muhalefet edenler onlara hiçbir zaman zarar veremeyecektir.” 


Nisa 95-96
Riyazü’s-Salihîn c.2 s.34
Kandehlevi, Hayatü’s-Sahabe c.1 s.264, Darü’l-Kalem 6. Baskı Dımışk 1989
Kandehlevi a.g.e  c.1 s.31
Kehf 6
Hayatü’s-Sahabe c.1 s.46, Kenzü’l-Ummal c.1 s.77
 Müslim İmare 17


Moderatöre Bildir   Logged

1430 hicri yilbasiniz ve muharremi serifiniz mübarek olsun
kenz
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1285



« Yanıtla #6 : Kasım 06, 2007, 12:18:22 ÖÖ »

***(Ey Mü'minler) Sizler gerek hafif gerek ağırlıklı olarak elbirlik (savaşa) çıkın. yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat edin.Eğer bilirseniz bu sizin için hayırlıdır. (Sûre-i Tevbe 41)

*** Resulullah (s.a.v.)'a "İnsanların en hayırlısı kimdi? denildi. Efendimiz şu cevabı verdi.
" yolunda malıyla ve canı ile cihat eden mü'min". (Müsned-i Ahmet bin Hanbel, c 3 s. 16)

*** Kimin ayakları yolunda tozlanırsa,Allah da onu ateşe haram kılar. (Feyzu'l-kadir, c.6, s.276)

*** yolunda ( havaya kalkan ) bir toz ile cehennem dumanı, müslüman bir kulun içinde toplanmaz. (İbn-i Mâce c.2 s. 927)

*** Ebu Said el-hudrî (r.a.) den rivayet olunmuştur: Bir adam Peygamber (s.a.v.) e gelerek " halkın faziletce hangisi daha üstündür" dedi.Resul-i Ekrem:
" yolunda, malı ve canı ile cihad eden adamdır" buyurdu. O :
"Sonra kimdir?" dedi.Resulullah (s.a.v.)
İki dağ aralığından birinde (oturmayı ihtiyar eden) bir mü'mindir ki,Rabbi olan 'a kulluğunu yapar ve insanları şerrinden (uzak) bırakır" buyurdu. (Müslim, c.6, s.39)

***Kim 'ın tek olduğunu ifade eden tevhid) kelimesi  en üstün olsun diye savaşırsa, işte o kimse Aziz ve Celil olan yolunda (Savaşmış)dır. (Ebu Dâvud c.3 s. 14)

*** İslamın en yüce (vazife) si,Allah yolundacihattır.Ona müslümanların faziletçe en üstünü ulaşır. (Feyzu'l-Kadir, c.3 s. 561)

***Kim yolunda,Deve sağacak kadar ( bir zaman), dövüşürse, ona cennet vacip olur.Kim can (-u gönül)den,doğru olarak, (din uğrunda) ölmeyi 'tan istese sonra da ölse veya öldürülse ona şehit sevabı vardır (Ebu Dâvud, c.3 s. 21)

Buraka kadar olan Ayeti kerime ve Hadis-i Şerifler Mehmet Emre Sohbet ve Nasihatler kitabı 199-207 saifeleri arasından alıntı yapılmıştır...





***Bizim yolumuzda mucahede (cihad) edenleri,doğru yolumuza hidayet ederiz. ihsan edenlerle bereberdir. (Ankebut-69)

Tefsir: 'u Teala buyuruyor ki :
"Bizim yolumuzda mucahede edenleri" Burada mucahede mutlak olarak zikredildi hi hem zahiri hem de batınî düşmanlarla yapılan her çeşit cihadı kapsar."Doğru yolumuza hidayet ederiz" yani bize giden ve tarafımıza ulaşan yola iletiriz veya onların hayır yoluna olan hidayetlerini artırırız ve onları o yolda yürümeye muvafık kılarız.Tıpkı " O, hidayete erenlerin hidayetini artırır" (Meryem-76) ayet-ikerimesinde buyurulduğu gibi Hadis-i şerifde de " Her kim, Bildiğiyle amel ederse,Allah ona, bilmediği şeylerin ilmini verir. buyuruldu yardım ve desteğiyle " ihsan edenlerle beraberdir. ( Kadı beydavî tefsiri)

bu bölüm Mev'iza-i Hasene 349. saifeden alınmıştır.



***Resulullah (s.a.v.)'a sordular:
İyilerin hangisi daha faziletlidir?
Şöyle buyurdu: Vaktinde kılınan namaz.Anne babaya iyilik ve itaat. yolunda cihat.

*** İbni Abbas (r.a ) şöyle anlatır:
-Bir kimse, yolunda cihat için bir at bağışlasa,malıyla,canıyla yolunda cihat eden gibi ona sevap verilir.
-Bir kimse, yolunda cihad için bir kılıç verse,Kıyamet günü o,konuşarak gelir ve şöyle der:
Ben falanın kılıcıyım.Bugüne kadar hep cihat ettim.
-Bir kimse, yolunda cihat için bir ok verse Allahu teal onu saklar, büyütür.Halkın önüne,sevap olarak,Uhud dağı büyüklüğünde gelir.
-Bir kimse, bir mücahidi bineğe kavuşturursa, kıyamet günü bu iyiliği kendisi için bir bayrak olur.
-Bir kimse, yolunda cihad için bir kalkan verse ü teala onunla kendisini cehennemden korur.
-Bir kimse, yolunda cihatta düşmana bir şey vurmuş olsa vuruşunu Allahu Teala kıyamet günü öününü gösteren bir nur eyler.misk gibi kokarak kıyamet günü gelir.Onun bu güzel kokusunu orada bulunan bütün halk alır.
-Bir kimse, yolunda cihad eden kardeşine su verirse Allahu Teala ona ağzı miskle mühürlü kaplardan içirir.
-Bir kimse, yolunda cihad eden bir kardeşini ziyaret ederse Allahu Teala onun her adımına sadaka sevabı yaar.Bir derecesini yükseltir.Bir hatasını bağışlar.
-Bir kimse, yolunda cihad için bir at beslerse her kılı için ona sevap yazar.bir derecesini artırır.Birhatasını bağışlar.
-Bir kimse, yolunda bir gece nöbet tutarsa Allahu Teala onu kıyamet günü'nün dehşetinden emin kılar.


Bu bölüm ise Tenbihü'l Gafilin 577-578. saifelerden iktibastır...

                                                       ***
Moderatöre Bildir   Logged

İNSAN akli ile melekleşen nefsi ile iblisleşen bir aciptir İNSAN
İNSAN kendi kabahatini bilmeyen cehli ile dünyalara sığmayan bir mağrurdur İNSAN
İNSAN bütün zaaf ve acziyyetine rağmen kudrete kafa tutan taşkın bir şaşkındır İNSAN
İNSAN maziye bağlı hâle aldanmış istikbali gözler bir taştır İNSAN
fatihan
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4466



« Yanıtla #7 : Kasım 06, 2007, 11:01:18 ÖÖ »

Hizmet, Yüce ’ın emridir. “ yolunda mallarınız ve canlarınız ile cihad edin…” (Tövbe;41) ayeti, hizmet ehline Yüce ’ın bir selamıdır. Bunun manası; ‘Ey dostlarım! Benim için yaşayın, bana gelin, benim için can verin!’ demektir.

Tasavvuf ehli cihadı; insanlara hayır yolunda hizmet etmek, zulmete/karanlığa karşı nurla mücadele etmek ve kötü ahlaka karşı güzel ahlakla karşılık vermek anlamında anlamış ve uygulamıştır. Daha açık bir ifadeyle, onlar cihadın manevi yönünü yerine getirmektedirler.

Evet, hizmet ’ın emanetidir. için hizmet eden kimse, Yüce ’ın himayesindedir. Bu himaye ihlasa bağlıdır. Niyeti güzel olanın feyzi kesilmez, ameli zayi olmaz. Dost olan, dünya ve ahirette yalnız bırakılmaz. Canını ve malını sevip onu özel himaye altına almak isteyen kimse, onları için yolunda harcamalıdır. Büyük arif İmam Şaranî (ks) anlatır:

Mürşidim Ali b.Vefa (ks) derdi ki: Müritlerden kim Alemlerin Rabbinin özel himayesinde olmak istiyorsa, mürşidine sadakatle hizmet etsin, onun emirlerine canla başla koşsun. Yapılmasını işaret ettiği işlerde mürşidine muhalefet etmesin. Hizmette olan müritler, daima Yüce ’ın şu ayetini düşünsünler:
“Süleyman’ın emrine de kasırga gibi esen rüzgarı verdik. Rüzgar onun emriyle hareket eder, içinde bereket yarattığımız yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliriz. Ayrıca şeytanlardan bir grubu da Süleyman’ın emrine vermiştik. Onun için dalgıçlık yaparlar (denize dalıp inciler çıkarırlar) ve bunun dışında başka işler de görürlerdi. Biz onları özel gözetim ve muhafaza altında tutuyorduk.” (Enbiya;81-82)

Bakınız, Yüce , sadık dostlarının hizmetinde bulunan ve emri altında çalışan kimseleri nasıl muhafaza ediyor.

Müfessirler, cinlerin neden ve nasıl muhafaza edildiği konusunda şu açıklamalarda bulunmuşlardır; -u Teala Hz.Süleyman’ın emrinde çalışan cinleri, diğer kötü cinlerin şerrinden koruyordu. Onları bu hayırlı işten alıkoymak isteyen cinlere fırsat vermiyordu.

-u Zülcelal, işini bozmak isteyen cine fırsat vermiyor, hem elindeki işi koruyor hem de onu yapan cini muhafaza ediyordu. -u Zülcelal hizmette olan cinleri diğer cinlere ve insanlara zarar vermekten alıkoyuyordu.

İnsanı bütün hayırlı ibadet, iş ve hizmetlerden geri koyan, önce nefsi, sonra kötü arkadaşlarıdır. Bir de boş kalmaktan, işsiz, ibadetsiz, hedefsiz yaşamaktan şiddetle sakınmalıdır.

Tek başına kalan kimseye şeytan yakın olur. Onun hem niyetini hem amelini bozar. Boş kalan kimse, boş işlere bulaşır. Onun için her insana, salih insanların nezareti altında, yolunda bir çeşit hizmet etmeyi ve onların nazarları altında, kalmayı cana minnet bilmelidir.

Kamil mürşitlerin, Rabbani alimlerin nezaretinde görülen hizmetler ve o hizmetleri yürütenler, Hz. Süleyman’ın (as) nezaretinde görülen hizmetler ve hizmetçiler gibi, Yüce ’ın himayesi altındadır. Bu kıyamete kadar böyledir. Yeter ki, hizmet edenin ihlası zedelenmesin, hizmetteki edepler zayi edilmesin.
Hizmet ehlinin değerini ve şerefini anlatan şu menkıbe çok çarpıcıdır; Bir gün Hasan-ı Basri (ra) Basra çarşısında bir dükkanın önünde otururken, ellerini arkasına atmış kibirli bir şekilde yürüyen birini görünce, bu kimdir diye merak eder sorar, yanındakiler; “Padişah’ın hizmetçisidir.” Dediklerinde. Kendisi de ellerini arkaya atarak vakarlı bir şekilde yürümeye başlayınca, etrafındakiler şaşırarak, niçin böyle yürüdüğünü sorarlar.

Hasan-ı Basri (ra) da onlara şu çarpıcı cevabı verir. “O havalı bir şekilde yürüyen, padişah’ın hizmetçisiyim diye öyle yürüyorsa, ben de -ı Zülcelal’in hizmetçisiyim, ben niye öyle yürümeyim.” diyor.
Mümin hem bu dünyada hem de ahirette değerinin, şerefinin olmasını istiyor; bizzat -u Zülcelal’in koruması ve himayesi altına girmek istiyorsa, yolundaki hizmetlere bir şekilde katılmalıdır. Çeşitli sebeplerle katılamıyorsa, hiç olamazsa, hizmete zarar vermemeli, kalbi, niyeti, duası, sevgi ve rızası ile hizmetlere destek verip; hizmetin manevi himayesinden, şerefinden, himmet ve bereketinden mahrum olmayıp pay sahibi olmalıdır.

Çünkü hayra rıza gösteren, teşvik eden ve sebep olan kimse, o hayrı yapmış gibidir.


Gülistan Mecmuasından alıntılanmıştır.
Moderatöre Bildir   Logged

Mektubat Dersleri için Tıkla>>>    
Evlilik Rehberiniz
www.evlilikmektebi.com
Tesniye
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 276


Nişan aldık yıldızları..


WWW
« Yanıtla #8 : Kasım 08, 2007, 11:14:43 ÖS »

Hizmet eden kimse ileride mükafatını yine kendisi göreceğinden, kendisine hizmet etmiştir.
Ekabiran
Moderatöre Bildir   Logged

Bu nimetin içinde olmam acaba kabul gördüğüm için mi, yoksa 40 yıl beklenen kırık değirmenden şafak mı sayıyorum ? |Tesniye
BALYALI
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 182



« Yanıtla #9 : Kasım 09, 2007, 08:45:12 ÖS »

Himmete talip olan, hizmete ragib olur, hizmete ragib olan, himmete nail olur
Moderatöre Bildir   Logged

اترك الترك ماتركوكم
tarhun
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 198



« Yanıtla #10 : Kasım 09, 2007, 09:49:54 ÖS »

Günümüzde yolunda en büyük hizmet Ümmeti Muhammedin irşadıyla meşgul olmaktır diye düşünüyorum.Faziletine gelince bir insanın hidayetine vesile olmak üzerinde güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.H.Ş.
Moderatöre Bildir   Logged

MUHABBETTEN MUHAMMED OLDU HASIL
MUHAMMEDSİZ MUHABBETTEN NE HASIL
tarhun
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 198



« Yanıtla #11 : Kasım 09, 2007, 10:48:33 ÖS »

Rasullullah(S.A.V.) Efendimiz buyuruyorlarki;
''Cennette yüz derece vardır.En yükseği yolunda cihad edenlerindir.Cennetteki her derecenin arası gök ve yer arası kadardır.''

'' yolunda düşmana karşı bir müddet durmak,kadir gecesini kabe de Hacerül Esved yanında geçirmekten hayırlıdır.''

''Alimlerin kısa bir müddet yolunda düşmana karşı durmaları,milyonlarca ayı ibadetle geçirmelerinden hayırlıdır.''

''Dar-ı Harb düşmanları ile uğraşanlar vefat ettiklerinde şehittir,hayatta olanlarıda gazi...'' (Mektubat)
                                                Binbir Hadis-i  Şerif  sayfa 197
Moderatöre Bildir   Logged

MUHABBETTEN MUHAMMED OLDU HASIL
MUHAMMEDSİZ MUHABBETTEN NE HASIL
Ber-ceste
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 755



« Yanıtla #12 : Kasım 10, 2007, 11:58:22 ÖÖ »

Hz. Enes (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Öğleden evvel veya öğleden sonra bir kerecik yolunda yola çıkış, dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır."


Buharî, Cihad 5, 6, 73, Rikak 2, 51; Müslim, İmâret 112- 115, (1880); Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 17, (1648, 1649, 1651); Nesâî, Cihâd 11, 12,(6,15); İbnu Mâce, Cihad 2,(2755-2757).


***


Ebu Saîd (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a:
"- Ey 'ın Resûlü! İnsanların en efdali kimdir?" diye soruldu. Şu cevabı verdi:
" yolunda malıyla canıyla cihad eden mü'min kişi!"
"- Sonra kim? diye tekrar soruldu. Bu sefer:
" Tenhalardan bir tenhaya korkusuyla çekilip, insanları şerrinden bırakan kimsedir" diye cevap verdi."



Buharî, Cihâd 2, Rikâk 34; Müslim, İmâret 122, 123, 127, (1888); Ebu Dâvud, Cihad 5, (2485); Tirmizî, Fedâuilu'l- Cihâd 24, (1660); Nesâi, Zekât 74, (5, 83), Cihâd 7, (6,11); İbnu Mâce, Fiten 13, (3978).


***


Ebu Saîdi'l-Hudrî (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Size, insanların en hayırlısı ve en şerlisini haber vereyim mi! İnsanların en hayırlısı o kimsedir ki, kendi veya başkasının atı sırtında ya da yaya olarak, ölünceye kadar yolunda çalışır. İnsanların en şerlisine gelince o da, 'ın Kitab 'ını okuyup (emir ve yasaklarına) riayet etmeyen kimsedir."



Nesâî, Cihad 8, (6,11-12).

KÜTÜBÜ SİTTE- Sadakatnet Kütüphanesi
Moderatöre Bildir   Logged

Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..
EFSuN
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 254



WWW
« Yanıtla #13 : Kasım 11, 2007, 10:55:52 ÖS »

Ben de bir dortluk ekleyeyim.. Hocamız soylerdi hep bize, kulagımıza kupe..


Hakka asik olanlar Hak katinda sevilir,
Hizmet aski satilmaz,ancak gonulden gelir..
Herkese nasip olmaz Hakka hizmetin sirri
Altinin degerini sadece sarraf bilir..
Moderatöre Bildir   Logged

Yüzleri dost, özleri düşmandan usandım..
Hata değil, ettiğim isyandan utandım..
TARIK
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 305



« Yanıtla #14 : Kasım 17, 2007, 09:56:47 ÖS »

             1. (986)- Hz. Osman (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı dinledim şöyle diyordu:" yolunda bir günlük ribât, diğer menzillerde ( yolunda geçirilen) bin günden daha hayırlıdır." [Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 26; (1667, 1664, 1665); Buharî, Cihâd 73; Müslim, İmaret 163; İbnu Mâce, Cihâd 7, Nesaî, Cihâd 39, 6, 39).Hadisin, askere vâdettiği büyük mükâfaatın mühim bir şartla kayıtlı olduğunu belirtmemiz lâzım: " yolunda cihad için." için olmayan bütün "bekleyişler" boşadır, cephede ölmeler de.
             2. (987)- Fadâle İbnu Ubeyd (radıyalahu anh) anlatıyor: "Her ölenin ameline son verilir, ancak yolunda ölen murâbıt müstesna. Çünkü onun ameli kıyamet gününe kadar artırılır. Ayrıca o, kabir azabına da uğratılmaz." [Tirmizî, Fedâilu'l-Cihad 2,(1621); Ebu Dâvud, Cihâd 16, (2500).]
             3. (988)- Tirmizî'nin  rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Gerçek mücâhid,  nefsiyle cihad edendir." [Fedâilu'l-Cihad 2, (1621).]
            4. (989)- Hz. Enes (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Öğleden evvel veya öğleden sonra bir kerecik yolunda yola çıkış, dünya  ve içindeki her şeyden  daha hayırlıdır." [Buharî, Cihad 5, 6, 73, Rikak 2, 51; Müslim, İmâret 112-115, (1880); Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 17, (1648, 1649, 1651); Nesâî, Cihâd 11, 12,(6,15); İbnu Mâce, Cihad 2,(2755-2757).]
             5. (990)- Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"(Müslüman erkeklerden) kim, yolunda, ilâyı kelimetullah için, devenin iki sağımı  arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur." [Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 21, (1657); Ebu Dâvud, Cihâd 42, (2541); Nesâî,Cihâd 25, (6, 26); İbnu Mace, Cihâd 15, (2792).]
              6. (991)- Muâz İbnu Cebel (radıyalahu anh) anlatıyor: "İçinden samimi şekilde yolunda cihâd yapmayı temenni eden bir kimse, bilâhare ölse de, öldürülse de şehid sevabı kazanır. Kim de yolunda yara alsa veya yolunda -düşmanın sebep olmadığı- bir musibetle bile yaralansa bu yara, kıyamet günü, en büyük hâli içinde  rengi zaferân renginde, kokusu da misk kokusunda olarak gelir. Kimin vücudunda, yolunda iken çıkan, iltihab gibi bir yara açılacak olsa bu da onun için şehidlik mührü olur." [Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 21, (1657); Ebu Dâvud, Cihâd 42, (2541); Nesâî, Cihâd 25, (6, 26).]
             7. (992)- Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
" yolunda yaralanan hiçbir yaralı yoktur ki, kıyâmet günü, yarası kanıyor olarak gelmiş olmasın, bu kanın rengi kan renginde, kokusu da misk kokusundadır." [Buharî, Cihâd 10, Zebâih 31; Müslim, İmâret 103; Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 21, (1656); Nesâî, Cenâiz 82, (4, 78), Cihâd 27, (6,28); Muvatta, Cihâd 29, (2, 461).]
          8. (993)- Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Teâla  Hazretleri, rızası için yola çıkan kimse hakkında: "Bu kulum, benim yolumda cihad etmek üzere bana inanarak peygamberlerimi tasdik ederek yola çıkmıştır, artık onu ya cennetime koymak yahut da ücret veya ganimet elde etmiş olarak, çıkmış olduğu meskenine geri çevirmek hususunda garanti veriyorum" diyerek te'minat verir.Muhammed'in nefsini kudret elinde tutan Zat-ı Zülcelâl'e yemin olsun ki, yolunda yaralanmış hiçbir yaralı yoktur ki, kıyamet günü, yaralandığı ilk günkü manzarasıyla gelmiş olmasın: (Yarası taze) kan renginde, kokusu da misk kokusunda olarak.Muhammed'in nefsini kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ediyorum ki, Müslümanlar'a meşakkat vermeyecek olsam, yolunda gazveye çıkan hiçbir seriyyeden asla geri  kalmazdım. Ancak onları hayvana bindirecek imkân bulamıyorum. Onlar da beni tâkibe imkân bulamıyorlar. Benden geri kalmak da onlara zor geliyor.Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e kasem olsun, yolunda gazaya çıkıp öldürülmeyi, sonra tekrar hayat bulup gazada tekrar öldürülmeyi, sonra tekrar gazaya çıkıp  öldürülmeyi ne  kadar isterim!" [Buharî,İman 25, Cihâd 2, 119, Hums 8, Tevhid 28, 30; Müslim, İmâret 103-107, (1876), (8, 119); Muvatta, Cihâd 2, (2, 444), 40, (2, 465); Nesâî, Cihâd 14,(6, 16), İman 24.]
            9. (994)- Hz. Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'tan bir gün sordular: Ey 'ın Resûlü! yolunda yapılan cihada hangi amel denk olur?""- (Başka bir amelle) dedi, ona güç getiremezsiniz!"Soruyu soranlar ikinci ve hatta üçüncü sefer tekrar sordular. Resûlullah  her seferinde aynı cevabı verip:- (Bir başka amelle) ona güç getiremezsiniz!" dedi ve sonra şunu ilâve etti:- yolundaki mücâhidin misâli (gündüzleri ve geceleri hiç ara vermeden oruç  tutup, namaz kılan, 'ın âyetlerine de  itaatkâr olan ve yolundaki mücâhid, cihaddan dönünceye kadar namaz ve oruçtan  hiç gevşemeyen kimse gibidir." [Buharî, Cihad 2; Müslim, İmâret 110, (1878);  Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 1, (1619); Nesâî, Cihâd 17, (6, 19); Muvatta, Cihâd 1, (2, 443).]
             10. (995)- Ebu Saîd (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a:
"- Ey 'ın Resûlü! İnsanların en efdali kimdir?" diye soruldu. Şu cevabı verdi:"- yolunda malıyla canıyla cihad eden mü'min kişi!""- Sonra kim? diye tekrar soruldu. Bu sefer:"- Tenhalardan bir tenhaya korkusuyla çekilip, insanları şerrinden bırakan kimsedir" diye cevap verdi." [Buharî, Cihâd 2,Rikâk 34; Müslim, İmâret 122, 123, 127, (1888); Ebu Dâvud, Cihad 5, (2485); Tirmizî, Fedâuilu'l-Cihâd 24, (1660); Nesâî, Zekât 74, (5, 83), Cihâd 7, (6, 11); İbnu Mâce, Fiten 13, (3978).]
             11. (996)- Ebu Saîdi'l-Hudrî (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:"Size, insanların en hayırlısı ve en şerlisini haber vermiyeyim mi! İnsanların en hayırlısı o kimsedir ki,  kendi  veya başkasının atı sırtında ya da yaya olarak, ölünceye  kadar yolunda çalışır. İnsanların en şerlisine gelince o da, 'ın  Kitab'ını okuyup (emir ve yasaklarına) riayet etmeyen kimsedir." [Nesâî, Cihad 8, (6, 11-12).]
            12. (997)- İbnu Abbas (radıyalahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:Size insanların en hayırlısını haber vermiyeyim mi! O, atının yularından yolunda tutan kimsedir. (Hayırda) bunu takip edeni haber vermiyeyim mi? O da koyunlarının peşine  takılıp (insanları) terkeden, koyunlarda bulunan 'ın hakkını da ödeyen kimsedir.Size insanların en kötüsünü de haber vermiyeyim mi! O da,  ' tan isteyip, adına vermeyendir." [Muvatta, Cihad 4, (2, 445); Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 18, (1652); Nesâî, Zekât 74, (5, 83-84).]
            13. (998)- Ebu Ümâme (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtuvesselâm) şöylebuyurdular:"Ümmetimin seyahati yolunda cihaddır." [Ebu Dâvud, Cihad 6, (2486).]
14. (999)- Hz. Ebû Hüreyre (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:" korkusuyla göz yaşı döken kimse, süt memeye geri dönmedikçe ateşe girmez. Bir kul üzerinde, yolunda yapışan tozla, cehennemin dumanı biraraya gelmez." [Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 8, (1633); Zühd 37,(2372); Nesâî, Cihâd 8, (6,12).]
            15. (1000)- İbnu Abbâs (radıyAllahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini  işittim:
"İki göz vardır, onlara ateş değemez: için ağlayan göz ile, yolunda uyanık sabahlayan göz." (Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 7, (1632).]
            16. (1001)- Ebu Hüreyre (radıyAllahu anh) anlatıyor: Rasulullah buyurdu ki: "Kâfir ile onu öldüren ebediyyen cehennemde bir araya gelmezler, keza bir kulun karnında, yolunda (yutulmuş olan) tozla cehennem ateşi bir araya gelmezler, keza, bir kulun kalbinde imanla hased bir araya gelmezler." [Müslim, İmâret 130, 131, (1891); Ebu Dâvud, Cihad 11, (2495); Nesâî, Cihâd 8, (6, 12-14); İbnu Mâce, Cihâd 9.]
           17. (1002)- Ebu Saîd (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün şöyle dedi"Kim Rabb olarak 'tan, din olarak İslâm'dan, peygamber olarak Muhammed'den râzı ise ona cennet vâcib olmuştur." Bu söz hayretime gitti ve:
"- Ey 'ın Resulü, bir kere daha tekrar eder misiniz?" dedim. Aynen tekrar etti ve arkadan da şunu söyledi.
"- Bir başka şey daha var ki, , onun sebebiyle, kulun cennetteki makamını yüz derece yüceltir. Bu derecelerden ikisi arasındaki uzaklık  sema ile arz arasındaki mesâfe gibidir." Ben: Öyleyse bu nedir?" dedim. Şu cevabı verdi:
"- yolunda cihad, yolunda cihad, yolunda cihad!" [Müslim, İmâret 116, (1884); Nesâî, Cihâd 18, (6, 19-20).]
"Cennet ehli, guraf ehlini farklı dereceleri içinde seyredecekler, tıpkı, sizin doğu ufkunda batmakta olan parlak bir yıldızı seyrettiğiniz gibi." Dinleyenler: "Ey 'ın Resûlü bunlar  peygamberler midir?" diye sordular. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Evet, dedi. Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin ederim, onlar 'a inanıp  peygamberleri tasdik eden kimselerdir."
            18. (1003)- Hz. Ebu Hüreyre (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:"  iki kişi hakkında güler: Bunlardan biri diğerini öldürmüş olduğu halde ikisi de cennete gider. Bunlardan diğeri, yolunda cihad eder ve şehid olur. katile mağfiretini ulaştırır, o da Müslüman olur, sonra yolunda cihâda katılır ve şehid olur (Böylece her ikisi de cennette buluşurlar)." [Buharî, Cihâd 28; Müslim, İmâret 128,129, (1890); Muvatta, Cihâd 28, (2, 460); Nesâî, Cihâd 37, (2, 38); İbnu Mâce, Mukaddime 13, (191).]
             19. (1004)- Hz. Ebu Hüreyre (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:"Kim 'a iman ederek ve va'dini tasdik ederek, yolunda (kullanmak üzere) bir at "tutarsa" bu atın yediği, teri, gübresi, bevli kıyamet günü terâzisine girecektir, yani sahibine sevap olacaktır."  [Buharî, Cihâd 46; Nesâî, Hayl 11.]
"Kıyamete kadar atın alnına hayır bağlanmıştır. At, (besliyenler için) üç durumdadır: At vardır, besliyenine ücrettir, at vardır besliyenine (ateşe karşı)
perdedir, at vardır sahibinin sırtına vebâldir.
1) Ücret olan at: Bu, sâhibi tarafından yolunda kullanılmak üzere beslenen attır. Bu at, her ne yiyip karnına gönderirse, sâhibine, her birisi, bir ücret olur. Şayet (yolda giderken) önüne bir çayırlık çıksa ve sahibi onu oraya veya bir bahçeye bağlasa, ipinin uzanabildiği yere kadar çayır ve bahçeden yiyebildiği her şey ona bir ücret olur. At, ipini koparıp başını alıp bir kaç tepe gitse, bütün izleri -Hâris'in rivâyetinde- bu esnada bıraktığı bütün gübreleri sahibine ücret olur. Şayet at, bir nehre uğrasa ve ondan su içse, -sahibi orada sulamak istememiş bile olsa- bu da sahibine ücret olur.
2) Perde olan at: Bu, kişinin binek ihtiyacını görmek, bu işte başkasına muhtaç olmamak maksadıyla beslediği attır. Şu şartla ki, hayvana terettüp eden zekât, ihtiyaç sahiplerine iâreten vermek gibi 'ın haklarını unutmaz, öder. İşte bu at sâhibine (kıyamette ateşe karşı) perdedir.
3) Vebal olan at: Bu, sahibinin övünmek, gösteriş yapmak ve Müslümanlarla husumette bulunmak üzere beslediği attır. İşte bu at sahibinin üstüne bir yüktür...".
            20. (1005)- Ebu Mes'ud el-Bedrî (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Bir adam, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a, yularlanmış bir deve getirerek: "Bu yoluna bağışımdır" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)  adama:"- Buna karşılık sana, kıyamet günü, her biri yularlanmış yedi yüz deve vardır!" dedi. [Müslim, İmâret 132, (1892); Nesâî, Cihâd 46, (6, 49).]
             21. (1006)- Adiyy İbnu Hâtim (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a:
"- Sadakanın hangisi efdâl ( nazarında en kıymetli)dir?" diye sorulmuştu, şu cevabı verdi:
"- yolunda bir köleyi hizmete koymak veya yolunda (askerler için) bir çadır kurmak (bağışlamak) veya döl alma yaşına basan bir deveyi (hibe, iâre veya karz suretinde) bağışlamak." [Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 5, (1626).]
              22. (1007)- Zeyd İbnu Hâlid (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular:Kim yolunda bir askerin teçhizatını temin ederse bizzat gaza yapmış olur. Kim, gazaya çıkan bir askerin geride kalan âilesine hayırlı himayede bulunursa gaza yapmış olur." [Buharî, Cihâd 38; Müslim, Emâret 135, 136, (1899); Ebu Dâvud, Cihâd 21, (2509); Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 6, (1628); Nesâî, Cihâd 44, (6, 46).]
            23. (1008)- Ebu Eyyub (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı dinledim şöyle demişti:"Size bir çok memleketlerin fethi müyesser kılınacak. Oralarda (komşu küffarla cihad için) toplanmış askerî birlikler göreceksiniz. Size bu birliklerle sefere çıkmak vazifesi verilecek. Bazılarınız onlarla (hasbi olarak) sefere çıkmak istemiyerek, adamlarının arasından sıvışıp gazveye (ücretsiz) katılmamanın yollarını arayacak. Arkadan da kendileriyle anlaşacak kabileler araştırıp, onlara: "Falanca orduya size bedel katılmam için beni ücretle tutacak yok mu, falanca orduya size bedel katılmam için beni ücretle tutacak yok mu?" diyecek.
Bilesiniz, (hasbeten gazveye gitmekten kaçan bu adam) bir ücretlidir, son  damlasına kadar kanını akıtsa da (gazi  değildir, şehit sayılmaz, uhrevî ücretten mahrumdur)." [Ebu Dâvud, Cihâd 30, (2525).]
         24. (1009)- Zeyd İbnu Eslem anlatıyor: "Ebu Ubeyde, Hz. Ömer (radıyAllahu anhümâ)'e yazarak Rum cemaatlerini  ve bunlardan duyduğu endişeyi belirtti. Hz. Ömer (radıyAllahu anh) kendisine şu cevabı verdi: "Emmâ ba'd: Bil ki, mü'min bir kula nerede bir şiddet inecek olsa ondan sonra bir ferec (kurtuluş) verir. Zira bir zorluk iki kolaylığa asla galebe çalamaz. Cenâb-ı Hakk da Kur'ân-ı Kerim'inde şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler, sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihâda hazır bulunun, 'tan da korkun  ki başarıya eresiniz" (Âl-i İmrân 200). [Muvatta, Cihâd 6, (2, 446)______
( KÜTÜBÜ SİTTEDEN ALINMIŞTIR)
Moderatöre Bildir   Logged

Nefsim için en güvendiğim amelim, Peygamber efendimiz ( S.A.V )’in ashabına sevgi ve hürmettir.

BİŞR-İ HAFİ HZ.
TARIK
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 305



« Yanıtla #15 : Kasım 17, 2007, 09:58:09 ÖS »

arkadaşlar  kütübü Sitte 5. cilt
Moderatöre Bildir   Logged

Nefsim için en güvendiğim amelim, Peygamber efendimiz ( S.A.V )’in ashabına sevgi ve hürmettir.

BİŞR-İ HAFİ HZ.
ahmetarif2005
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5

Avatar Yok


« Yanıtla #16 : Şubat 12, 2008, 03:32:45 ÖS »

ŞERİATTIR CÜMLE İŞLERİN BAŞI
ŞERİATSIZ TARİKAT ŞEYTAN İŞİ.
"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""
SÜR ÇIKAR AĞYARI KALBDEN,TA TECELLİ EDE HAK,
PADİŞAH KONMAZ SARAYA,HANE MAMUR OLMADAN...
Moderatöre Bildir   Logged
ihvan
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 692



« Yanıtla #17 : Temmuz 17, 2008, 12:00:04 ÖS »

gerekli açıklamalar yapılmış .teşekkür ederim.ben bu yolda hizmetci olmayı cenabı haktan diliyorum.sizde amin diyin .....
Moderatöre Bildir   Logged