Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Mart 22, 2010, 12:39:46 am


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Allah’a (C.C.) Hamd ve Şükretmek[26 Kasım 2007]  (Okunma Sayısı 3895 defa)
SadakatNet
Administrator
araştırmacı
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 257



WWW
« : Kasım 25, 2007, 11:35:00 pm »


Hafta:    5

Mevzu: Hz. Allah'a (C.C) Hamd ve Şükretmek


İyi araştırmalar..


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Moderatöre Bildir   Logged

Sadakat Yönetim Kurulu
Miftahulkuluub
Administrator
popüler yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1743



WWW
« Yanıtla #1 : Kasım 25, 2007, 11:56:21 pm »


Nimet yaban kuşudur, onu şükür ipliğiyle bağlayınız. Hadisi Şerif
Moderatöre Bildir   Logged

Ebû Hüreyre radıyallâhü anh’den:
“Bir  kimse, bir yerde gıybet edilmesine mâni olursa, Cenâb-ı Hakk, ondan yetmiş türlü âfet ve belâyı uzaklaştırır.”
Müsenna
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 518



« Yanıtla #2 : Kasım 26, 2007, 01:33:14 am »


  وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ تَجْرِي مِن تَحْتِهِمُ الأَنْهَارُ وَقَالُواْ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي هَدَانَا لِهَـذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلا أَنْ هَدَانَا اللّهُ لَقَدْ جَاءتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ وَنُودُواْ أَن تِلْكُمُ الْجَنَّةُ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ    "سورة الاعراف٤٣"      

(Cennette) onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. Ve onlar derler ki: "Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavuşturan  Allah'a hamdolsun! Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu  bulacak değildik. Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler." Onlara: İşte  size cennet; yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık ona vâris kılındınız diye  seslenilir.
________

دَعْوَاهُمْ فِيهَا سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلاَمٌ وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ رَبِّ الْعَالَمِي             سورة الاعراف ٤٣ 

Onların oradaki duası: "Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!" (sözleridir). Orada birbirleriyle karşılaştıkça söyledikleri ise "selâm" dır. Onların dualarının sonu da şudur: Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.


_________


Yine Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’a hamdederek başlanmayan her önemli iş bereketsiz olur.” "Ebû Dâvûd, Edeb 18. Ayrıca bk. İbni Mâce"

_________

Ebû Mûsâ el–Eş‘arî radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kulun çocuğu vefat ettiği zaman Allah Teâlâ meleklerine:

– “Kulumun çocuğunu elinden aldınız öyle mi?” diye sorar. Onlar da:

– Evet, diye cevap verirler. Allah Teâlâ:

– “Kulumun gönül meyvesini mi kopardınız?” diye sorar. Melekler:

– Evet, diye cevap verirler. Allah Teâlâ tekrar:

– “O zaman kulum ne dedi?” diye sorar. Melekler:

– Sana hamdetti ve “innâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn: Biz Allah’tan geldik, Allah’a döneceğiz” dedi, diye cevap verirler.

O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur:

– “Kulum için cennette bir köşk yapın ve ona hamd köşkü adını verin."Tirmizî, Cenâiz"
Moderatöre Bildir   Logged

Fekün za-iktisadin fi umurike külliha.
Feahsin ahval’l-feta husnü kasdihi.
kenz
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1152



« Yanıtla #3 : Kasım 26, 2007, 02:00:55 am »


Ebu'l-Leys Semerkandî buyuruyor ki:
Bil ki hamd ve şükür, Öncekilerin de sonrakilerinde ibadetitir.Hem meleklerin hemde peygambererin ibadetidir.Onlara selam olsun.Yer ehlinin ibadetidir,cennet ehlinin ibadetidir.

Peygamberlerin ibadeti olduğunu şöyle anlatabiliriz.

---Âdem (a.s.) peygamber, aksırdığı zaman Allah'a hamd olsun dedi.

---Nuh (a.s.) Peygambere gelince:Kavmi suda boğuldu;ama Allahu teala onu ve onunla beraber olan mü'minleri kurtardığı zaman zatına hamd etmesini emretti:

"Sen,yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde bizi zalimler kavminden kurtaran Allah'a hamd olsun, de"(Mü'minun süresi,ayet:28)

---İbrahim (a.s.) ise şöyle hamd etmişti:
"Hamd, Allah'a aittir ki, O, bana ihtiyarlığa rağmen İsmail'i ve İshak'ı armağan etti. Şüphesiz Rabbim, gerçekten duayı kabul edendir." (İbrahim Suresi  ayet:39)

---Süleyman (a.s) ise şöyle hamd etmiştir:
"Hamd olsunk o yüce Allah'a ki bizi mü'min kulların bir çogundan üstün kıldı" (Neml süresi ayet:15)

---Cennet ehli ise altı yerde Allah'a hamd eder:
1) Allahu Teala şöyle buyurdu:
"Ey gunahkarlar! Bugun mü'minlerden ayrılınız"(Yasin süresi ayet:59)
Bu emir üzerine ayrıldılar Günahkarlar ayrıldıktan sonra mü'minler şöyle hamd ederler:
"Bizi zalim milleten ayıran Allah'a hamd olsun."

2) Sıratı geçtikleri zaman Allah'a şöyle hamd ederler:
"Bizden hüznü gideren Allah'a hamd olsun Gerçekten Rabbimiz çok bağışlayan çok mükafat verendir." (Fatır süresi ayet:34)

3)Hayat suyu ile yıkandıktan sonra cennete bakar şöyle derler:
"Bunu bize gösteren Allah'a hamd olsun Eğer Allah'ın hidayeti olmasaydı biz bunu göremezdik."(A'raf süresi ayet:43)

4)Cennete girdikleri zaman şöyle derler:
"Vaadini bize doğrulayan Allah'a hamd olsun bizi bu yere varis kıldı"(Zümer süresi ayet 74)

5) Cennet ehli yerlerine yerleştikten sonra şöyle derler:
"Bizden hüznü gideren Allah'a hamd olsun Gerçekten Rabbimiz çok bağışlayandır şükre çok layıktır.Öyle ki bizi ebedi durulacak mekana fazlı ile kondurdu..."(Zümer süresi ayet:35)

6)Cennet yiyeceklerini yedikten sonra şöyle hamd ederler.
"Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun..." (Fatiha süresi ayet:2)



(Tenbihü'l-Gafilin s.517-518)

Moderatöre Bildir   Logged

İNSAN akli ile melekleşen nefsi ile iblisleşen bir aciptir İNSAN
İNSAN kendi kabahatini bilmeyen cehli ile dünyalara sığmayan bir mağrurdur İNSAN
İNSAN bütün zaaf ve acziyyetine rağmen kudrete kafa tutan taşkın bir şaşkındır İNSAN
İNSAN maziye bağlı hâle aldanmış istikbali gözler bir taştır İNSAN
müteallim
Moderatör
popüler yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4734



WWW
« Yanıtla #4 : Kasım 26, 2007, 02:36:22 am »


استعيذ بالله : فاذكرونى اذكركم واشكروا لى ولا تكفرون .

وقال رسول الله (صلعم) : من لم يشكر القليل لم يشكر الكثير ومن لم يشكر

الناس لم يشكر الله التحدث بنعمة الله شكر وتركها كفر



Hatırlayın ki Rabbiniz size 'Eğer şükrederseniz elbette size (olan nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım şok şiddetlidir' diye bildirmişti"

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şükreden bir kul olabilmenin yolunu şu hadîs-i şerîfleriyle ifade buyurmuşlardır : "Aza şükretmeyen çoğa da şükretmez. İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a da şükretmez. Allah'ın  nimetlerini dile getirmek şükürdür. Onları dile getirmeyi terk etmek ise nankörlüktür"

Şükürle alakalı olarak İmam-ı Rabbânî (k.s.) Hz. Mektûbât-ı Şerife'de şöyle buyuruyorlar : "Nimetleri ihsan eden Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hz.'ne şükür, evvelâ Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat Mezhebinin görüşleri müvacehesinde akaidi tashih etmekle olur. İkinci olarak Ehl-i Sünnet'e mensub olan müctehidlerin beyanlarına muvafık bir şekilde ahkâm-ı şer'ıyye-i ameliyye'yi yerine getirmekle ve üçüncü olarak da yine ehl-i sünnet mezhebinden olan tasavvuf büyüklerinin izinden gitmekle olur." Mektûbât-ı Şerîfe, cild 1


Moderatöre Bildir   Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
mustantık
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 234



« Yanıtla #5 : Kasım 26, 2007, 09:39:15 am »


Süre-i sebe Ayet:13
Onlar, ona mihrablar, timsaller (heykeller) ve havuzlar gibi çanaklar ve sâbit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Çalışın ey Davud hanedanı, şükür için çalışın. Ama kullarım içinde şükreden azdır.
Moderatöre Bildir   Logged

Sana gerekli olmayan şey hakkında konuşma. İster akıllı, ister akılsız hiç kimseyle münakaşa etme. Ve kardeşini, anılmandan hoşlandığın şeyle an.
(Abdulah ibn-i Mes’ud)
İsra
Moderatör
popüler yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5971



« Yanıtla #6 : Kasım 26, 2007, 10:00:26 am »


Hasan-ı Basri demiştir ki, Allah Teala, nimetiyle dilediği kadar

faydalandırır. Nimete şükredilmediği takdirde onu aza­ba çevirir.

Bundan dolayı şükre,"Hafız-koruyucu" İsmi ve­rilmiştir. Çünkü şükür

mevcut olan nimetleri korur, mevcut olmayan nimetlerin de elde

edilmesine vesile olur.
Moderatöre Bildir   Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Forum Kurallarını Okumak İçin Lütfen Tıklayınız
tunike
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 317


bir tebessüm bile sadakadır


« Yanıtla #7 : Kasım 26, 2007, 02:49:10 pm »


Hadis
 :
 "Rızkınıza (şükredeceğinize) siz behemahal tekzibe mi kalkışırsınız?" (Vakıa, 82) mealindeki ayetle ilgili olarak Hz. Peygamber (sav)`in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Siz Cenab-ı Hakk`ın size verdiği şükür makamında, "falanca falanca yıldızın batışı veya falanca falanca yıldızın doğuşu sayesinde yağmura kavuştuk" diyorsunuz.
 
Moderatöre Bildir   Logged

öyle itaatkar bir kul ol ki,dışardan görenler deli desinler.çünkü deli olmadan,veli olunmaz!
tunike
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 317


bir tebessüm bile sadakadır


« Yanıtla #8 : Kasım 26, 2007, 02:50:55 pm »


Hadis
 :
 Hz. Peygamber (sav)`ın ashabından bir kısmı ona sordular: "Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor, normalde bunu söylemenin günah olacağına kaniyiz." Hz. Peygamber (sav): "Gerçekten böyle bir korku duyuyor musunuz?" diye sordu. Oradakiler Evet! deyince: "İşte bu (korku) imandan gelir (vesvese zarar vermez) dedi." Diğer bir rivayette: "(Şeytanın) hilesini vesveseye dönüştüren Allah`a hamdolsun" demiştir. (Müslim`in İbnu Mes`ud (ra)`dan kaydettiği bir rivayet şöyledir: "Dediler ki: "Ey Allah`ın Resulü, bazılarımız içinden öyle sesler işitiyor ki, onu (bilerek) söylemektense kömür kesilinceye kadar yanmayı veya gökten yere atılmayı tercih eder. (Bu vesveseler bize zarar verir mi?)". Hz. Peygamber (sav): "Hayır bu (korkunuz) gerçek imanın ifadesidir" cevabını verdi.")
 
Moderatöre Bildir   Logged

öyle itaatkar bir kul ol ki,dışardan görenler deli desinler.çünkü deli olmadan,veli olunmaz!
tunike
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 317


bir tebessüm bile sadakadır


« Yanıtla #9 : Kasım 26, 2007, 03:02:05 pm »


Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
Îmân eder ve şükür ederseniz azâb yapmam. (Nisâ sûresi: 46)
Şükürden maksad; aczini îtirâf edip, kulluğunu bilmektir.
Nîmetlere şükreden, onun elden çıkacağından korkmasın. Nîmete şükredenlere, onu arttıracağını Allahü teâlâ bildirdi. Nîmetin kıymetini bilmeyip, nankörlük edenlerin elinden o nîmet alınır. Nîmetin kıymetini bilmemek onun elden çıkmasına sebebdir. Şük ür ise, onu devamlı kılar ve arttırır. ( Hazret-i Ali)
İyilik edene, mal ile hizmet ile karşılığı yapılır. Bunu yapamayan, hamd ve senâ, teşekkür ve duâ eder. Karşılık yapmayanın başına kakılır. Kötülenir, incitilir. Çünkü, iyiliğe karşı iyilik yapmak insanlık vazîfesidir. Böyle olunca, her iyiliği yapan , en büyük iyilik olarak, yok iken var eden, en güzel şekli veren, lüzûmlu uzuvları, kuvvetleri ihsân eden, her birini bir âhenk ile işleterek sıhhat veren, akıl ve zekâ bahşeden, çoluk çocuk, ev, ihtiyaç eşyâsı, gıdâ, içecek, elbiselerimizi yaratan yüce bir sâhibe, bu nîmetleri sebebsiz, karşılıksız ihsân eden ve her an yok olmaktan, düşmandan, hastalıktan muhâfaza eden ve bize hiç ihtiyâcı olmayan, sonsuz kuvvet, kudret sâhibi olan Allahü teâlâya şükr etmemek, kulluk hakkını ödememek ne büyük kabahât, ne çok zulüm ve ne alçak bir vaziyyet olur. Hele O'na ve nîmetlerin O'ndan geldiğine inanmamak ve bunları başkasından bilmek en büyük zulüm, en çirkin yüzkarası olur. (Ali bin Emrullah) Vücûdumun her kılı, dile gelse de Şükr etmiş olamam, nîmetlerine!
(İmâm-ı Rabbânî)
Moderatöre Bildir   Logged

öyle itaatkar bir kul ol ki,dışardan görenler deli desinler.çünkü deli olmadan,veli olunmaz!
tarihman
Moderatör
yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 603



« Yanıtla #10 : Kasım 26, 2007, 09:10:01 pm »


استعيذ بالله : فاذكرونى اذكركم واشكروا لى ولا تكفرون .
وقال رسول الله (صلعم) : من لم يشكر القليل لم يشكر الكثير ومن لم يشكر الناس لم يشكر الله التحدث بنعمة الله شكر وتركها كفر

Âyet-i kerîme ile de sabit olduğu üzere Cenab-ı Hak insanları ve cinleri ancak kendisine ibadet etsinler diye halketmiş; suyu, toprağı, havayı, meyveleri, sebzeleri, diğer canlıları hulasa bu dünyadaki her şeyi onun emrine amade kılarak ona çeşit çeşit rızıklar ve sıhhat bahşetmiştir. Hem bu dünyada hem de ahirette saadet ve selamete ulaşması için Peygamberler ve Semâvî Kitaplar vasıtasıyla hak yolu öğretmiş, iman ve amele götürecek sebepleri çoğaltarak maddeten ve manen sayılamayacak kadar nimeti insanoğlunun istifadesine sunmuştur. Bu hususla alakalı olarak İbrâhîm Suresi'nin 32 ilâ 34. âyet-i kerîmelerinde şöyle buyuruluyor: "O Allah ki gökleri ve yeri yarattı, gökten suyu indirip onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkardı; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (istifadeniz) için akıttı. Nizam içinde seyreden güneşi ve ayı size faydalı kıldı; geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi. O, size istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın nimetlerini sayacak olsanız sayamazsınız. Muhakkak insan çok zalim, çok nankördür."
Bunca nimetlere nail olan insanın vazifesi ise kendisini yaratan ve ona bu nimetleri ihsan eden Cenab-ı Hakk'a iman etmek, onun rızasına muvafık bir hayat yaşayıp daima hamd ve şükür halinde olmaktır.
Şükür, tefsir kitaplarımızda ifade edildiğine göre "gelmiş olan bir nimete,  lisanen veya fiilen veyahut da kalben mukabele etmek ve nimetin sahibine tazim göstermek"  (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili cilt.1 Sayfa 57)) demektir. Hamd ise yalnız lisan ile yapılır ve şükrün başıdır. Zira bir hadîs-i şerîflerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: "Hamd şükrün başıdır. Allah'a hamd etmeyen ona şükretmemiş olur"  (Feyzü’l-Kadîr Cilt 2, Sayfa 34)  Hamd ve şükür arasında şu şekilde de bir fark vardır: Hamd, hem nimet hem de nimetin zıddı olan nikmet karşılığında yapılır; şükür ise sadece nimet karşılığında yapılır.
İnsana, Allah'ın kendisine verdiği nimetleri unutmaması ve bu nimetlere karşı daima hamd-ü senada bulunup, şükürle mukabele etmesi emredilmiştir. Bakara Suresi'nin 152. âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruluyor: "Siz beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin; nankörlük etmeyin."
Rasülullah (s.a.v.) Efendimiz,  gece ayakları şişinceye kadar namaz kıldığı için Hz. Aişe (r.a.) Validemiz kendisine "Ya RasülAllah, Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladığı halde niçin bunu yapıyorsun" diye süal etmiş;  bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de "Şükreden bir kul olmayayım mı?"  (Sahih-i Müslim Cild 4, Sayfa 2172, Hadis No: 2820) buyurarak, şükrün ehemmiyetini ümmetine en güzel şekilde göstermiştir.



Yine başka bir hadîs-i şerîfte "Allah'a hamd ile (yani elhamdü-lillah diyerek) başlanmayan her mühim iş bereketsiz olur"  ( Sünen-i Ebu Davud, Edeb, 18) buyurulmuştur.
Bir çok âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf ile hamd ve şükrün güzelliği ve insana neler kazandıracağı; nankörlüğün kötülüğü ve cezası bizlere bildirilmiştir. Bu hususla alakalı olarak İbrahîm Suresinin 7. âyet-i kerîmesinde mealen şöyle buyuruluyor. "Hatırlayın ki Rabbiniz size 'Eğer şükrederseniz elbette size (olan nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım şok şiddetlidir' diye bildirmişti"
 
Şüphesiz ki Cenab-ı Hak kulların hamd ve şükrüne muhtaç değildir. Kulun hamd ve şükrü dünya ve ahirette yine kendi menfaati içindir. Ayrıca bunca nimete hakkıyla şükretmek herkes için mümkün değildir. Mevlamız  "Kullarımdan hakkıyla şükredenler pek azdır"  (Sebe Suresi, 13. Ayet)  buyurarak buna işaret etmiştir. Bunun için Piranımız da evrad-ü ezkarlarında: "Seni tesbih ve tenzih ederiz, sana hakkıyla şükredemedik, Ey Meşkûr olan Allahım" şeklinde dua ve tazarrû da bulunmuşlardır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şükreden bir kul olabilmenin yolunu şu hadîs-i şerîfleriyle ifade buyurmuşlardır : "Aza şükretmeyen çoğa da şükretmez. İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a da şükretmez. Allah'ın  nimetlerini dile getirmek şükürdür. Onları dile getirmeyi terk etmek ise nankörlüktür"  (Müsned-i Ahmed İbn-i Hanbel, Cilt4, Sayfa 278)
Şükürle alakalı olarak İmam-ı Rabbânî (k.s.) Hz. Mektûbât-ı Şerife'de şöyle buyuruyorlar : "Nimetleri ihsan eden Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hz.'ne şükür, evvelâ Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat Mezhebinin görüşleri müvacehesinde akaidi tashih etmekle olur. İkinci olarak Ehl-i Sünnet'e mensub olan müctehidlerin beyanlarına muvafık bir şekilde ahkâm-ı şer'ıyye-i ameliyye'yi yerine getirmekle ve üçüncü olarak da yine ehl-i sünnet mezhebinden olan tasavvuf büyüklerinin izinden gitmekle olur."  (Mektubat-ı Şerife Cild 1)

   
Moderatöre Bildir   Logged

Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)
BALYALI
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 164


Himmet ya Üstaz.!!


« Yanıtla #11 : Kasım 26, 2007, 10:16:29 pm »


Enes b. Malik (r.a.) anlatıyor:

Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Allah, kulunun yemek yiyip de bundan dolayı kendisine hamd etmesinden ve su içip de bundan dolayı kendisine hamd etmesinden elbet hoşnut olur.”

Müslim, Tirmizî ve Nesaî

Sahâbe ve tâbiûn sözlerinden:

“Cennette bir kapı vardır ki oradan yalnızca çokca hamd edenler girerler.”

Gerçek hamd, hamd sözcüğünün anlattığı düşünce ve anlamı yaşamaktır. Yoksa hamd, içerikten yoksun, boş, kuru bir söz değildir!..

Hamd’in gerçek içeriği ise hoşnut ve razı olmaktır... Hareket noktası da kanaattir.

Her ne kadar biraz önce geçen hadis-i şerîf yalnızca yeme ve içmeyi söz konusu etmişse de Hz. Peygamber’in bu hadisi sadece yeme ve içmeyle alakalı değildir. Hadis-i şerîfte sadece yeme ve içmenin anılmış olması bu ikisinin, Râbbanî nimetlerin, ilahi lûtufların çok belirgin bir göstergesi olmasından dolayıdır.

İki göğüs kemiğinin arasından alıp verdiğin her bir yaşam nefesi, yaşamanın hâlâ devam ettiğinin delilidir. Bu yüzden alıp verdiğin her bir nefesle birlikte razı olmuş, kanaat etmiş, iman etmiş, huzur bulmuş bir halde Allah’a hamd eder, verdiği sayısız lütuflardan Allah’a şükür (teşekkür) edersin.

“Doğrusu Allah’ın nimetini sayacak olsanız, onu sayamazsınız.”[1]

Uzun uzun ve çokça düşünün...

Doğuştan gözlerini kaybetmiş bir kör elbet görmüşsünüzdür. Bütün yollar kendisi için karmakarışıktır. Her an ayağı sürçüp yere düşebilir. Ya da yolda giderken ansızın bir arabanın altında kalabilir... Bunu hiç düşündün mü?! Yaratmasında eşsiz olan Yaratıcı’nın, kainatın güzelliklerini her bir köşesindeki varlığının belgelerini sana gösteren ve seni tehlikelerden koruyan göz nimetinin kıymetini bildin mi?

Böylece, Allah’ın senin için takdir ettiği nimetlerden dolayı O’na hamd etmek suretiyle Allah’ın hoşnutluğunu kazanırsın. “Allah kulunun yemek yiyip de bundan dolayı kendisine hamd etmesinden ve su içip de bundan dolayı kendisine hamd etmesinden elbet hoşnut olur.” Allah’ın Peygamberi Muhammed (s.a.v.) elbet doğru söylemektedir.

Sevgili genç,

Her bir nimeti hatırla, onu an ve o nimetten dolayı Allah’a hamd etmenin getireceği sevabı ganimet bil. Böyle yaptığın takdirde Allah’ın şükreden (teşekkür) eden kullarından olursun.


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Moderatöre Bildir   Logged

اترك الترك ماتركوكم
ghost
Ziyaretçi
« Yanıtla #12 : Kasım 26, 2007, 11:21:50 pm »


(Kıyamette “Şükredenler gelsin!” diye seslenilir. Onlar bir bayrak altında Cennete girer. Bunlar, darlık ve genişlikte, her hâlükârda Allahü teâlâya şükredenlerdir.) [İ.Gazali]

(İnsanlara teşekkür etmeyen kimse, Allahü teâlâya şükretmez. Aza şükretmeyen de, çoğa şükretmez. Allahü teâlânın nimetini söylemek şükürdür, hiç bahsetmemek ise nankörlüktür.) [Beyheki]
Moderatöre Bildir   Logged
trhn
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 131



« Yanıtla #13 : Kasım 27, 2007, 08:51:11 pm »


Cenab-ı Hakk nezdinde sözlerin en sevimlisi,kulun SÜBHANELLAHİ VE BİHAMDİHİ demesidir.(H.Ş.) sAHİH-İ MÜSLİM
Moderatöre Bildir   Logged

MUHABBETTEN MUHAMMED OLDU HASIL
MUHAMMEDSİZ MUHABBETTEN NE HASIL
tunike
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 317


bir tebessüm bile sadakadır


« Yanıtla #14 : Kasım 28, 2007, 03:09:33 pm »


Bakın mümini ne güzel özetlemiş bu sözünde ;Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.
"O, kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır. En başta da en sonda da hamd O'na mahsustur." (Kasas Suresi, 70)
Hamd,şükür,teslimiyet,tevekkül,vicdan iman hazinesinin muhteşem güzellikleri, Rabbim bu güzellikleri içinizde çoğaltsın ve hayatımızda yaşamayı nasip etsin. Selam ve dua ile…


Moderatöre Bildir   Logged

öyle itaatkar bir kul ol ki,dışardan görenler deli desinler.çünkü deli olmadan,veli olunmaz!
müteallim
Moderatör
popüler yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4734



WWW
« Yanıtla #15 : Kasım 29, 2007, 02:21:01 am »


Ebû Mûsâ el–Eş‘arî radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kulun çocuğu vefat ettiği zaman Allah Teâlâ meleklerine:

– “Kulumun çocuğunu elinden aldınız öyle mi?” diye sorar. Onlar da:

– Evet, diye cevap verirler. Allah Teâlâ:

– “Kulumun gönül meyvesini mi kopardınız?” diye sorar. Melekler:

– Evet, diye cevap verirler. Allah Teâlâ tekrar:

– “O zaman kulum ne dedi?” diye sorar. Melekler:

– Sana hamdetti ve “innâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn: Biz Allah’tan geldik, Allah’a döneceğiz” dedi, diye cevap verirler.

O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur:

– “Kulum için cennette bir köşk yapın ve ona hamd köşkü adını verin

Tirmizî, Cenâiz 36.
Moderatöre Bildir   Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
enfa
Moderatör
popüler yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1575



« Yanıtla #16 : Kasım 29, 2007, 12:02:25 pm »


Peygamber'imiz (s.a.s.) buyuruyor ki:

"Kıyamet günü: "Hamdediciler ayağa kalksın" diye ses gelir, bu ses üzerine bir zümre ayağa kalkar, onlara özel bir sancak verilerek hepsi cennete gönderilir." Sahabiler "hamdediciler kimlerdir" diye sorarlar. Peygamber'imiz "Her durumda Allâh'a şükredenlerdir (başka bir rivayete göre: Rahatlıkta ve sıkıntıda Allâh'a şükredenlerdir)" diye buyurur.

Peygamber'imiz (s.a.s.): "Hamd Rahman' ın elbisesidir" buyurmuştur.

Yüce Allâh (c.c.) Hz. Eyyûb'e (a.s.) uzun bir konuşmada: "Ben sevdiğim kullarımın şükrünü mükâfat olarak kabul ederim" diye vahyetti.

Yüce Allâh, yine Hz. Eyyûb'e sabırlı kullar hakkında "Onların yurdu: "Dârusselâm"dır. Oraya girdiklerinde onlara şükretmeyi  ilham ederim, o sözlerin en hayırlısıdır. Şükrettikleri zaman onlara verdiklerimi arttırırım beni görmelerini nasib ederek onlara verdiğim nimetleri artırmış olurum" diye vahyetti.

Mal yığma hakkındaki âyetlerden biri inince Hz. Ömer (r.a.) Peygamber'imize (s.a.s.): Hangi malı biriktirelim? diye sorar. Peygamber'imiz her biriniz zikreden dil ve şükreden kalb edininiz" diye buyurur.

Görülüyor ki, Peygamber'imiz servet yerine şükreden kalb sahibi olmayı emrediyor.

İbni Mes'ûd (r.a): "Şükür, imanın yarısıdır" der.

Bilesin ki, şükür hem kalbi, hem dili ve hem de vücûdun belli başlı organlarını ilgilendirir.

1- Kalbi ilgilendiren şükür, iyiliğe yönelmek ve büyün canlılar için iyilik duygusu beslemektir.

2- Dili ilgilendiren şükür, hamd mânâsı ifâde eden sözleri Allâh'ı şükür için dile getirmektir.

3- Başlıca vücûd organlarını ilgilendiren şükür, Allâh'ın verdiği nimetleri O'na kulluk maksadı ile kullanmak, O'nun emrine aykırı şekilde kullanmaktan sakınmaktır.

Buna göre gözler vasıtası ile yapılacak şükürden biri, müslümanın görülen kusurlarına göz yummak, kulak ile yapılacak şükür çeşidi de müslüman hakkında işitilen bir kusuru saklamaktır. Bütün davranışlarda da göz ve kulağa bağışlanan nimetlere karşılık olarak yapılacak olan şükür insanın görevleri arasındadır.

Allâh'ın takdirine karşı hoşnutluk belirtmek, dilin görevi olan bir şükür çeşididir.

Nitekim Peygamber'imiz (s.a.s.) bir sabah sahabilerden birine: "Gecen nasıl geçti" diye sorar. Sahabi de: "İyi geçti" diye cevap verir. Peygamber'imiz üçüncü seferinde: Allâh'a hamd ve şükürler olsun, iyi geçti" cevabını alıncaya kadar aynı soruyu arka arkaya tekrarlar. Nihayet son cevabı alınca: "Sende aradığım buydu" diye buyurur.

Mükâşefetü'l Kulûb (syf:305-306)
Moderatöre Bildir   Logged


Kendimi arıyorum, meşgul çalıyor..!
Belinay
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 13

Avatar Yok


« Yanıtla #17 : Temmuz 21, 2008, 03:42:50 pm »



Efendimiz SAV yemek yedikten sonra şöyle derdi:

"Bize kifayet edecek derecede nimet veren ve bizi suya kandıran Allah a hamdederiz. O bizim hamdimizi reddetmez ve bizi nimetine şükür edenlerden kılar."



Şükürle sabır birer binek hayvanı olsalardı, hangisine daha önce bineceğimi kestiremezdim.Hz.Ömer ra

Şükür nimeti değil,nimeti vereni görmektir. Şibli

Elindekine şükretmezde, komşunun niye daha çok var, demeye dönerse bir millet, o da giderde kalır zillet. Tevetzade

Moderatöre Bildir   Logged
Belinay
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 13

Avatar Yok


« Yanıtla #18 : Temmuz 21, 2008, 03:50:11 pm »


RAMAZAN NİMETİ

Ramazanın öyle pek de fazla dillendirilmeyen bambaşka bir özelliği daha vardır. Ramazan, oruç ve Kur’an ayı olmasının yanı sıra aynı zamanda bir şükür ayıdır. Oruç ayetlerinin devamında Allah Teala şöyle buyuruyor:

“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır (...) Allah size kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. Bir de o sayıyı tamamlamanızı ve size gösterdiği doğru yol üzere kendisini yüceltmenizi istiyor. Umulur ki, şükredesiniz!"(Bakara, 2/185)

Şükür, teşekkürdür. Kadir kıymet bilmek, kul olduğunu hatırlamaktır. Aciz olduğunun, Allah karşısında veren el değil alan el olduğunun, rızka muhtaç olduğunun farkına varmaktır. Bir ramazana daha ulaştırdığı için, bir kez daha fırsat verdiği için, bu sevinci bir kez daha yaşattığı için Allah’a teşekkürün ifadesidir.


Ramazanın, orucun bir başka hedefidir şükür. Bir sevincin dışa vurumudur. Ramazan gibi bir nimete gark olan mümine yakışan bir teşekkürdür.

İnsan nasıl ibadetle emrolunmuşsa aynı şekilde şükretmekle de emrolunmuştur:

“Hayır! Yalnız Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol.” (Zümer, 39/66)

Fakat maalesef bu emri çok az insan yerine getirmektedir.

“…Allah, insanlara çok ihsanda bulunmuştur, lâkin insanların çoğu şükretmezler.” (Yunus, 10/60; Neml, 27/73)

Şükrün zıddı, küfrân-ı nimettir. Yani nankörlük etmek, görmezlikten gelmektir. Allah’a şükretmeyen, ona nankörlük ediyor demektir.

“Şüphesiz biz insana doğru yolu gösterdik. Bundan sonra ister şükredici olsun ister nankör.” (İnsan, 76/3)

“Artık Beni anın, Ben de sizi anayım; Bana şükredin, nankörlük etmeyin.” (Bakara, 2/152)

Kul şükrettiğinde Allah bundan hoşnut olur, kuluna verdiği nimetleri daha da artırır. Fakat nankörlüğün cezası da çok kötüdür:

“…Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir!...” (İbrahim, 14/7)

“Eğer nankörlük edecek olursanız bilin ki Allah sizden müstağnidir, hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ama kullarının inkâra sapmalarına razı olmaz. Eğer şükrederseniz, bundan da hoşnut olur…” (Zümer, 39/7)

“Siz şükredip iman ettikten sonra Allah ne diye sizi cezalandırsın ki? Allah şükredenlerin mükâfatlarını bol bol verir ve her şeyi hakkıyla bilir.” (Nisa, 4/147)

Şükretmeyen insan, şeytanın hesabına çalışan insandır. Zira şeytan, Allah’ın huzurundan kovulduğu ve kıyamete kadar yaşama izni aldığı vakit Allah’a şöyle demişti:

«Öyle ise» dedi, «Sen beni azgınlığa mahkûm ettiğin için, ben de onları gözetlemek üzere Senin doğru yolunun üzerinde pusu kurup oturacağım.» «Sonra onların gâh önlerinden, gâh arkalarından, gâh sağlarından, gâh sollarından sokulacağım, vesvese verip pusu kuracağım, onların birçoğunu şükreden kullar olarak bulamayacaksın!» (A’raf, 7/16–17)

İşte Ramazan şükretmeyenlere, edemeyenlere yepyeni bir fırsat. Allah şükredelim diye çeşit çeşit nimetlerin yanı sıra bizlere bir de Ramazan nimetini bahşetmiş. Öyleyse bu Ramazan diğer ramazanlardan bu yönüyle de farklı olmalı. Kur’an’la birlikte şükre de hayatımızda gerekli yeri verdiğimizde takvâlı kullardan olmaya bir adım daha yaklaşmış oluruz inşaAllah.
Moderatöre Bildir   Logged
Ferzin
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 245



« Yanıtla #19 : Ağustos 11, 2008, 01:54:05 am »


(Müminin her işi, hayırdır. Nimete şükreder, hayra kavuşur. Belaya uğrayınca da, sabreder, yine hayra kavuşur.) [Müslim]
Moderatöre Bildir   Logged
neyzen.lal
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 174



« Yanıtla #20 : Şubat 28, 2009, 10:51:52 am »


kıymetli bilgiler için bütün kardeşlerime şükranlarımı sunarım..
Moderatöre Bildir   Logged

Hüzünle titreyen gönle ince bir ah dokunur....
Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Ey doğruların yardımcısı olan Allah’ım İSLAM-GENEL sıddık-birgüvi 0 301 Son Mesaj Mart 10, 2006, 03:28:31 am
Gönderen: sıddık-birgüvi
Allah Yolunda Hizmetin Fazileti [5 Kasım 2007] HAFTANIN MEVZUU ARŞİVİ SadakatNet 12 3665 Son Mesaj Kasım 17, 2007, 10:56:47 pm
Gönderen: mustantık
Evlilik ve Nikahın Ehemmiyeti[12 Kasım 2007] HAFTANIN MEVZUU ARŞİVİ SadakatNet 20 5166 Son Mesaj Ekim 12, 2008, 03:39:11 pm
Gönderen: Mahi
Yalan Söylemek[19 Kasım 2007] HAFTANIN MEVZUU ARŞİVİ SadakatNet 22 3473 Son Mesaj Ağustos 14, 2008, 04:41:25 pm
Gönderen: Mahi
Kazanmanın Anahtarı: Allah(c.c.)'a Şükretmek İSLAM-GENEL Fatihan 5 386 Son Mesaj Şubat 19, 2010, 08:07:10 pm
Gönderen: gülçiçek
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM