Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Aralık 03, 2008, 06:17:29 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Oruç Tutmanın Fazileti, Ramazan Ayında Yapılacak İbadetler [1 Eylül 2008]  (Okunma Sayısı 1863 defa)
SadakatNet
Administrator
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 132



WWW
« : Ağustos 30, 2008, 05:04:13 ÖS »



 
Hafta:    45


Mevzu: Oruç Tutmanın Fazileti, Ramazan Ayında Yapılacak İbadetler


Araştırmalarınızı bekliyoruz..


(Araştırma yapmak demek bildiklerimizi aktarmak demek değil, bu mevzu hakkında elimizdeki mevcut kitaplardan iktibas yapmak demektir. Her üyemizden bir iktibas yapmasını istirham ediyoruz.)
Moderatöre Bildir   Logged

Sadakat Yönetim Kurulu
Nakkaş
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 249



« Yanıtla #1 : Ağustos 30, 2008, 05:13:38 ÖS »

Ebû Hüreyre radıyAllahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kim ramazanın faziletine inanarak ve sevabını 'tan bekleyerek terâvih namazını kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır."


Buhârî, Îmân 37 ; Müslim, Müsâfirîn 173, 174. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Ramazan 1; Tirmizî, Savm 1; Nesâî, Kıyâmü'l–leyl 3, Savm 39, 40, Îmân 31, 32; İbni Mâce, İkâmet 173, Sıyâm 3, 39, 40.


***

Ebû Hüreyre radıyAllahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Aziz ve celîl olan "İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim" buyurmuştur.

Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.

Muhammed'in canı kudret elinde olan 'a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, katında misk kokusundan daha güzeldir.

Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır."


Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163.


***
Sehl İbni Sa'd radıyAllahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez."

Buhârî, Savm 4; Müslim, Sıyâm 166. Ayrıca bk. Nesâî, Sıyâm 43; İbni Mâce, Sıyâm 1


***

Yine Ebû Hüreyre radıyAllahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır."


Buhârî, Savm 5, Bed'ul–halk 11; Müslim, Sıyâm 1, 2, 4, 5.
Moderatöre Bildir   Logged
Nakkaş
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 249



« Yanıtla #2 : Ağustos 30, 2008, 05:19:24 ÖS »

“Siz ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, ki böylece yolunuzu ve kitap ile bulmuş olursunuz. Sayılı günlerde oruç... Ancak sizden kim hasta veya seyahatte olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruç tutmaya gücü yetmeyenlere veya zorla güç yetirip de orucu tutamayıp yiyenlerin üzerine, fidye vererek bir yoksulu doyurması da bir yükümlülüktür. Her kim yapmaya yükümlü olduğundan daha fazla iyilik yaparsa, kendisine iyilik yapmış olur.

Oruç tutmak sizin için daha yararlıdır, keşke bunu bilseydiniz. Kur’an bir rehber, bu rehberliğin apaçık bir delili ve doğruyu yanlıştan ayırt edici bir ölçü olarak insanoğluna ilk defa bu Ramazan ayında indirilmiştir. Bundan dolayı, sizden her kim bu ayı görürse veya bu aya oruç tutabilecek durumda iken ulaşırsa, baştan sona oruç tutsun. Ancak hasta veya seyahatte olan, başka günlerde tutamadığı kadarını aynı sayıda tutsun. sizin için kolaylık diler, zorluk çekmenizi istemez. size bunları açıkladı ki, o sayıyı tamamlayasınız. Ve size doğru yolu gösterdiği için ’ı yüceltmenizi ister, gerekir ki şükredersiniz.”


(Bakara: 2/183-185)
Moderatöre Bildir   Logged
Ber-ceste
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 745



« Yanıtla #3 : Ağustos 30, 2008, 09:18:57 ÖS »

Yemek içmekte, ibadete kuvvet olsun demeli, Rabbine ibadette, sünnete uymalı, nefse hizmeti bırakmalı. Böyle yapılmaz da sabahtan akşam hazırlığına koyulup nefsin isteklerini yerine getirmekle meşkul olunursa, şehvetler azalacak iken artar, orucun ruhu ölür.

Kimya-yı Saadet
Moderatöre Bildir   Logged

Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..
enfa
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1287



« Yanıtla #4 : Ağustos 30, 2008, 11:41:25 ÖS »

Hz. Ebu Hüreyre (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ademoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk'ın bu husustaki sünneti şudur:) Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yediyüz misline kadar çıkar. Teâla Hazretleri (bir hadis-i kudside) şöyle buyurmuştur: "Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfaatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terketti."

"Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), indinde misk kokusundan daha hoştur.'

Bir rivayette de şöyle buyrulmuştur: "Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!'' desin (ve ona bulaşmasın).''

Buhari, Savm 2, 9, Libas 78; Müslim, Sıyâm 164 (1151); Muvatta, Sıyâm 58, (1, 310); Ebu Dâvud, Savm 25 (2363); Tirmizi, Savm 55, (764); Nesâi, Sıyâm 41, (2, 160-161); İbnu Mâce, Sıyam 1, (1638), Edeb 58, (3823).


Yine Ebu Hüreyıe (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim Teala yolunda bir gün oruç tutsa, onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.''

Tirmizi, Cihâd 3, (1624).

Ebu Ümâme (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Ey 'ın Resülü dedim, bana öyle bir amel emret ki (yaptığım takdirde) beni mükâfaatlandırsın.''

"Sana dedi, orucu tavsiye ederim, zira onun bir eşi yoktur.''

Nesâi, Sıyam 43, (4, 165).



Moderatöre Bildir   Logged


Kimseye bâkî değildir mülk-ü devlet, sîm-ü zer
Bir harap olmuş gönül tâmir etmektir hüner..
Nigah
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 138



« Yanıtla #5 : Ağustos 30, 2008, 11:43:54 ÖS »

HAdisi Şerif:Muhakkakki şeyten Beni Ademin vücudunda kanın dolatığı gibi dolaşır.Onun dolaştığı yerleri susuzluk açlık ile kapatınız.

Ravi: Sehl b. Sa`d
Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Cennet`te "Reyyân" denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyâmet gününde (Cennet`e) yalnız oruçlular girerler; onlardan başka hiç bir kimse giremez (Kıyâmet gününde): oruçlular nerede? diye i`lân edilir. Oruçlular kalkıp girerler. Bunlardan başka hiç bir kimse buradan giremez. Oruçlular girdikten sonra da kapı kapanır, artık kimse giremez.

Ravi: Ebû Hüreyre
Hak Celle ve Alâ: "Âdem-oğlunun işlediği her hayr ü ibâdet (de) kendisi için (bir haz ve menfaat endîşesi var) dır. Fakat oruç böyle değildir. Oruç, hâlis benim (rızâm) için edilen bir ibâdettir. Onun mükâfâtını da ben veririm" buyurduğu Mişkât-i Nübüvvet`ten naklen rivâyet edilmiştir. Bu hadîsin sonunda Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Oruçlunun kendisiyle neş`e-mend olduğu iki sevinci vardır: birisi iftar vaktindeki (oruç bozmak) sevinci, öbirisi Rabb`ına mülâkî olduğu zamanki orucu (nun mükâfâtı) ile sevincidir" buyurduğu rivâyet edilmiştir.

Ravi:Zeyd b. Sâbit
"Biz (bir kere) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber sahûr yemeği yedik; sonra Resûlullah (sabah) namazına kalktı" dediği rivâyet edilmiştir. Zeyd İbn-i Sâbit`ten: - Sabah namazı ile sahûr arasında ne kadar zaman bulundu, diye soruldu; o da: - Elli âyet (okunacak) kadar diye cevâb verdi.

Ravi:Ebû Hüreyre
Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Oruç bir kalkandır; (oruçluyu beşerî ihtiraslardan hıfz eder). Oruçlu kem söz söylemesin! Oruçlu, kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyene iki def`a: "ben oruçluyum!" desin!. Rûhum yed-i kudretinde olan Cenâb-ı Hakk`a yemîn ederim ki, oruçlu ağzın (açlık) kokusu, Allahu Teâlâ indinde misk kokulu kimse benim (rızâm) için yemesini, içmesini, cinsî arzusunu bırakmıştır. Oruç, doğrudan doğruya bana edilen (riyâ karışmayan) bir ibâdettir. Onun (sayısız) ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Halbuki başka ibâdetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir.

Hadisi Şerif: Yalan sözü  ve yalan ve  hile ile iş görenin  yeme ve içmesini bırakmasına ın ihtiyacı yoktur. (Et tergib)

H.Ş.: “Oruçlu için iki ferahlık var:
1-İftar vaktinde ferahlar
2-Rabb’isine kavuşunca ferahlar.”
 Her gece “Farz olan Ramazan-ı Şerif orucuna” diye niyet etmek lâzımdır. Bu niyetle sahura kalkmak kâfi ise de, niyet etmek evlâdır.

H.Ş.: “Kim Ramazanda ana babasını memnun ederse, ü Teâlâ o kimseye rahmetiyle nazar eder. Ben de, cennet için o kimseye kefil olurum.”


H.Ş.: “Arş-ı Âzam’da Hazırat-ı Kudüs isimli nurdan bir makam var. Orada toplanan melekler sırf oruç tutup teravih kılanlar için tesbih eder, duâda bulunur, teravih vakti müminlerle beraber namaz kılar ve onlar için hacet dilerler.”


Moderatöre Bildir   Logged

Kul hayatta neye düşkünse, rûhunu o hal üzere teslim eder.”
(Rabî bin Haysem Rh.A.)
Nefer
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : Ağustos 31, 2008, 12:04:04 ÖÖ »

İbni Abbas hazretleri bildiriyor ki, Resulullah, yatsıdan sonra, vitirden önce, 20 rekat namaz kıldıktan sonra, (Ramazanda 20 rekat teravih namazı kılanın, yirmi bin günahı affolur) buyurdu. (İbni Ebi Şeybe)

Peygamber efendimiz, 3-4 gün teravihi cemaatle kıldırdı, daha sonra evden çıkmadı. Sebebi sorulunca, (Teravih namazının size farz olacağından korktuğum için evden çıkmadım) buyurdu. (Buhari)

İmam-ı a’zam hazretleri, (Teravih namazı sünnet-i müekkededir. Hazret-i Ömer, teravihin 20 rekat olarak cemaatle kılınmasını kendiliğinden ortaya çıkarmadı. O, elindeki sağlam esasa, yani Resulullahın sünnetine dayanarak emretti) buyuruyor. (El-İhtiyar)

***

Teravih Namazı

Teravih namazı, Ramazan ayına mahsus yirmi rekattan ibaret bir müekked sünnettir. Bu namaza Peygamber efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) ile dört halife (Hulefa-i Raşidîn) devam etmişlerdir. Bu namazın cemaatla kılınması da, bir kifaye sünnettir. Bunun için bütün bir mahalle insanları, teravih namazını cemaatla kılmayıp evlerinde yalnız başlarına kılacak olsalar, sünneti terk edip hata işlemiş olurlar.

Teravih namazının her dört rekatı sonunda bir miktar oturup istirahat edildiği için bu dört rekata bir "Terviha" denilmiştir. Bir teravih namazında beş "Terviha" vardır. Bu söz, Tervîh kelimesinden bir masdardır. Tervih ise, nefsi rahatlandırmak anlamındadır. Çoğulu "Teravih" dir.

Mescidlerde teravih namazı cemaatle kılındığı halde, bir özrü olmaksızın cemaatı terketip bu namazı evinde kılan kimse, günah işlemiş olmazsa da fazileti terk etmiş olur. Bu kimse evinde cemaatla kılsa, cemaat sevabını alırsa da, mesciddeki cemaatın faziletine eremez. Çünkü mescidlerin fazileti fazladır:

Teravih namazını kılacak kimsenin, teravih namazına veya vaktin sünnetine veya gece ibadetine niyet etmesi ihtiyat bakımından daha uygundur. Kayıtsız olarak "namaza" veya "nafile namazına" niyet edilmesi de birçok fıkıh alimlerine göre caizdir.

Teravih namazını, her iki rekatta bir selâm vererek on selâm ile bitirmek daha faziletlidir. Dört rekatta bir selâm da verilebilir. Sekizde, onda veya yirmi rekatta bir selâm vererek bitirmekde caizdir. Fakat böyle kılmak mekruh sayılmaktadır.

Teravih namazı, iki rekatta bir selâm verilince, tam akşam namazının iki rekat sünneti gibi kılınır. Dört rekatta bir selâm verilince, tam yatsı namazının dört rekat sünneti gibi kılınır. Cemaatla kılındığı zaman, cemaat hem teravihe, hem de imama uymaya niyet eder. İmam da tekbirleri, tesmi'leri ve kıraatı aşikâre yapar.

İmam için teravih namazının her iki rekatinde eşit derece Kur'an okumak ve böylece iki veya dört rekatta bir selâm vermek faziletlidir. Çünkü böyle yapılması, ruhu düşünceden kurtarır.

Teravihin her rekatında on âyet okunması müstahabdır. Çünkü bu şekilde devam edilirse, bir Ramazanda bir hatim yapılmış olur. Böyle bir defa hatim ile Teravih namazı kılınması sünnettir. Bazı alimlere göre, bu hatimin yirmi yedinci geceye (Kadir Gecesine) rastlatılması müstahabdır.

Teravih namazı kıldıracak zatın güzel sesli olmasından ziyade, okuyuşunun düzgün olmasına özen gösterilmelidir. Güzel ses, kalbi meşgul ederek düşünce ve huzura engel olabilir. Okuyuşunda noksanlık ve hata olan bir imamın mescidini bırakarak düzgün okuyan bir imamın bulunduğu mescide gidilmesinde bir sakınca yoktur.

İmamın teravihde cemaatı usandıracak miktar Kur'an okuması uygun değildir. Bununla beraber Fatiha sûresinden sonra okunacak âyetler, bir sûreden veya âyetten noksan olmamalıdır. Teravihin ka'delerinde Teşehhüdden sonra Salâvatlar terk edilmemelidir.

Teravih namazını özürsüz olarak otururken kılmak veya uykunun bastırdığı bir halde iken kılmak mekruhtur. İmamın rükua varmasına kadar bekleyip de ondan sonra imama uymak mekruhtur.

Teravih namazının bir kısmı kılındıktan sonra imama uyan kimse; Teravih son bulunca noksan kalan rekatları tamamlar. Sonra da vitir namazını kendi başına kılar, iyi olan budur. Bununla beraber imamla vitri kılıp sonra teravih namazını tamamlaması da caiz görülmüştür.

Yatsı namazında cemaatı terk etmiş olan kimse, Teravih ve vitir namazlarında imama uyabilir. Bunun için bir kimse, imam yatsı namazını kıldırıp Teravihe başlamış olduğu sırada mescide gelse, önce yatsı namazını kendi başına kılar sonra Teravih için imama uyar. Noksan kalan rekatları da sonra kendi başına tamamlar. Yine Teravih namazını imam ile kılmayan kimse, Vitir namazını imam ile kılabilir. Sahih olan görüş budur. Fakat hem imam, hem de cemaat, yatsı namazını cemaatla kılmamış olursa, yalnız teravih namazını cemaatla kılamazlar. Çünkü teravihin cemaatı, farzın cemaatına bağlıdır. Teravihin müstakil olarak cemaatla kılınması nafileler hakkındaki din esaslarına uygun düşmez.

İmam, Teravih namazının ilk birinci rekatından sonra yanılarak otursa ve selâm verdikten sonra yeniden iki rekat kılmadan geri kalan rekatları usulüne göre kıldıracak olsa, bir görüşe göre namazı caiz olur; ancak ilk iki rekatı kaza etmesi gerekir. Diğer bir görüşe göre, geri kalan namazlar caiz olmaz. Hepsini kaza etmesi gerekir. Çünkü Teravih, bir namazdır. Yapılan teşehhüdler ve selâmlar yerinde yapılmamış olur.

Teravih vaktin sünnetidir; yoksa orucun sünneti değildir. Onun için hasta ve yolcu gibi oruç tutmak zorunda olmayanlar için de Teravih namazını kılmak sünnettir.

Akşam üzeri hayızdan veya nifastan temizlenen bir müslüman kadın veya İslâm dinini kabul eden bir kimse hakkında da o gece teravih namazını kılmak sünnettir.

Büyük İslam İlmihali
Ömer Nasuhi Bilmen
Moderatöre Bildir   Logged
Ber-ceste
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 745



« Yanıtla #7 : Ağustos 31, 2008, 06:23:41 ÖS »

Muhammed Bin Yemani K.S. buyuruyor;

"Tahkik ettim:

1-Doktorlar; en şifalı ilaç, açlık ve az yemektir, dediler.

2-Hakimler; hikmet elde etmek için ve faydalı ilim öğrenmek için en faydalı hal, açlık ve az yemektir, dediler.

3-Abidler; 'ü Teala'ya ibadet etmekte en faydalı şey, açlık ve az yemektir, dediler.

4-Zahidler; dinya derdinden kurtulmak, zühde ermek için en faydalı şey, açlık ve az yemektir, dediler.

5-Alimler; hafıza kuvveti için en faydalı şey, açlık ve az yemektir, dediler.

6-Hükümdarlar; en güzel gıda açlık ve az yemektir, dediler...

Ben de oruca devam etmeyi seçtim."
Moderatöre Bildir   Logged

Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..
ebruli
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4



« Yanıtla #8 : Ağustos 31, 2008, 07:07:56 ÖS »

orucun farz kılınmasının sebebi : Adem(a.s)haram meyve yediği için cennetten meni edilmiş . midesindeki haram çıksın diye 30 gün bir şey yememiştir. Cenab-ı Hak ta , biz ümmeti Muhammed e 30 gün orucu farz kılıyor.asıl sebebi ise insan vücudun da birbirine zıt 2 mahluk vardır,ruhu meleki ve nefsi emmare ... nefis öyle hain 1 mahlukturki insanın postunu ebediyyen  cehenneme serdiren  1  günah vasıtasıdır..bu kuvvetle düşmanı mağlub edip ibadetin kapısını açmak  ancak oruçla mümkündür.........
Moderatöre Bildir   Logged
fazıl14
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 204



« Yanıtla #9 : Eylül 01, 2008, 04:25:24 ÖÖ »

"(Gündüz uykusu) Kaylüle ile gece (ibadet için) kalkmaya,sahur yemeği ile de gündüzün orucuna yardım ediniz."(Hadis-i şerif,Tebarani,el Mu`cemül-Kebir)

ORUÇ HAKKINDA;

Oruç,fecr-i sadık(ikinci fecirden) itibaren güneşin batmasına kadar hiçbir şey yememek,içmemek ve cinsi münasebette bulunmamaktır.Orucun farz,vacip ve mekruh gibi nevi`leri vardır.Ramazan-ı şerif ayında tutulan oruç farzdır.Ramazan orucunun kazası da farzdır.

Tayin edilmiş veya edilmemiş günlerde tutulması nezredilen oruçlar vaciptir.Bazı günlerde rızası için tutulan oruçlar nafiledir.Ramazan-ı şerif bayramının birinci gününde,kurban bayramının dört gününde tutulan oruçlar tahrimen (harama yakın)mekruhdur.

Yalnız cuma gününde veya cumartesi gününde veyahud yalnız aşuere gününde (evvelki veya sonraki bir günü ilave etmeden) tutulan oruç tenzihen mekruhtur.

ORUCUN ŞARTLARI:
1-)Orucun farz olması için kişinin müslüman,akıllı ve baliğ olması şarttır.

2-)Orucun edasının farz olması için sıhhatli ve mukim olmak(yolcu olmamak)

3-)Bir orucun edasının sahih olması için de oruca niyet etmek,hayızlı ve nifas olmamak şarttır.

ORUÇLARA NİYET VAKİTLERİ:

Eda edilen Ramazan-ı şerif ve vakti muayyen tayin edilmiş nezir ve nafile oruçlar için niyetin vakti güneşin batmasından,yani gecenin başlamasından istiva zamanına kadar olan müddettir.Bütün kaza,kefaret ve mutlak nezir oruçları için de niyetin geceleyin ikinci fecrin tam ilk cüzünde yapılması şarttır.Niyetde bunların hangi oruç oldugunu tayin etmek de lazımdır.

BEYİT:Nevìya lazım deği olmak filan ibn-i filan,Ma`rifet kesbeyle ta bir adem ol,adem gibi.

Moderatöre Bildir   Logged
ihvan
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 646



« Yanıtla #10 : Eylül 01, 2008, 09:38:27 ÖÖ »

"Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır."
........kardeşlerimin ramazanı hayırlara vesile olur inşaAllah
Moderatöre Bildir   Logged
fazıl14
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 204



« Yanıtla #11 : Eylül 02, 2008, 12:11:27 ÖÖ »

“Kim aç bir Müslümanı doyurursa,Allahü Teala da onu cennet meyvelerinden doyurur.”(Hadis-i Şerif,Ebu Nuaym,Hilyetü`l-Evliya)

“Biriniz iftar edeceği zaman, hurma ile iftar etsin.Zira hurma berekettir.Eğer hurma bulamasa su ile iftar etsin.Zira su temizdir ve temizleyicidir.”
(Hadis-i Şerif,Ahmed bin Hanbel,Müsned)


“Ramazan-ı şerifte sahura kalkınız.Çünkü sahurda bereket vardır.
    (Hadis-i Şerif,Müttefekun aleyh)



RAMAZAN-I ŞERİFÌN FAZİLETİ

İbn-i Huzeyme,Selman- pak (r.a)`dan naklediyor:Resulullah (s.a.v) Şaban ayının son gününde bize hitap etti ve şöyle buyurdu:Ey insanlar !Büyük mübarek bir ay size geliyor.Öyle bir ay ki;onda bin aydan hayırlı bir gece vardır. o ayın orucunu farz kılmıştır.

Gece sahura kalkmayı da sünnet kılmıştır.Kim o ayda iyilikten bir haslete (à) yaklaşırsa onun (ramazanın) dışında farzı yerine getiren kimse gibi olur.Kim onda farz eda ederse,onun (ramazanın)dışında yetmiş farz eden gibi olur.O,sabır ayıdır.Sabrın sevabı cennettir.Yardımlaşma ayıdır.Onda müminlerin rızkı artar.Kim bir oruçluya iftar ettirirse,günahlarını affettirir,boynunu ateşten kurtarır.Onun sevabından bir şey eksilmeksizin kendisi de aynı sevabı alır.”

Dediler ki:”Ya ResulAllah!Hepimiz oruçluya iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz.”Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Hz bu sevabı,bir hurma ile veya su içirmekle veya su karıştırılmış sütle oruçluya iftar ettirene de verir.O öyle bir aydır ki, başı rahmet ortası mağfiret,sonu da cehennemden azat olmaktır.Kim bu ayda köle veya cariyesinin işini hafifletirse,Allahü Teala onu affeder ve cehennemden azat eder.

Şu dört hasleti mümkün olduğunca çoklaştırın:Bunda iki haslete Rabbinizi hoşnut edersiniz,iki hasletede siz muhtaçsınız.Rabbinizi hoşnut kıldığınız iki haslet: tan başka ilah olmadığına şehadet etmeniz ve ondan bağışlanma dilemenizdir.Muhtaç olduğunuz iki haslet de tan cenneti istemeniz ve cehennemden ona sığınmanızdır.Kim oruçlu birine su içirirse da ona benim havzımdan içirir ki o, cennete girinceye kadar susamaz.”

KENDİ AYIBINI BİLMEK

Ebu Yezid Bestami (k.s9 hazretlerine,bir insan ne zaman kamil bir insan olur?diye soruldu.”Bir insan kendi ayıplarını bildigi ve düzeltmeye çalıştığı zaman.”buyurdular.
Moderatöre Bildir   Logged
fazıl14
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 204



« Yanıtla #12 : Eylül 04, 2008, 12:11:26 ÖÖ »

“Başkasının kusurlarını anmak istediğin zaman,kendi kusurlarını hatırla!”
  (Hadis-i Şerif,Buhari,el-Edebü`l Müfred)


TERAVİH NAMAZI NASIL KILINIR?

Teravih namazı,Ramazan ayına mahsüs,yirmi rek`atten ibaret bir sünnet-i müekkededir.Bu namaza Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile dört halifesi (Hulefa-yı Raşidin)devam etmişlerdir.

Teravihin cemaatle kılınması da sünnet-i kifayedir.Mescidlerde teravih namazı cemaatle kılındığı halde,bir özrü olmaksızın cemaati terk edip bu namazı evinde kılan kimse,fazileti terk etmiş olur.Bu kimse evinde cemaatle kılsa,cemaat sevabını alırsa da mesciddeki faziletine erişemez.Çünkü mescidlerin fazileti daha fazladır.

Teravih namazını,her iki rek`atte bir selam vererek on selam ile bitirmek daha faziletlidir.Dört rek`atte bir selamda verilebilir.Sekizde,onda veya yirmi rekatte bir selam vererek bitirmek de caiz,fakat mekruhtur.

Teravih namazı, ili rek`atte bir selam verilince,akşam namazının iki rek`at sünneti gibi kılınır.Dört rek`atte bir selam verilince,yatsı namazının dört rek`at sünneti gibi kılınır.Cemaatle kılındığı zaman,cemaat hem teravihe,hem de imama uymaya niyet eder.

İmam da kıraati aşikare okur.Teravih namazında imamın güzel sesli olmasından ziyade,okuyuşunun düzgün olmasına itibar gösterilmelidir.

Teravih namazının bir kısmı kılındıktan sonra imama uyan kimse,teravih son bulunca noksan kalan rek`atleri tamamlar.Sonra da vitir namazını kendi başına kılar.
Bir kimse,imam yatsı namazını kıldırıp teravihe başlamış olduğu mescide gelse,önce yatsı namazını kılar,sonra teravih için imama uyar.Noksan kalan rek`atleri desonra tamamlar.

Yine teravih namazını imam ile kılmayan kimse,vitir namazını imam ile kılabilir.İmam ve cemaat,yatsı namazını cemaatle kılmamış olursa,yalnız teravih namazını cemaatle kılamazlar.

Teravih orucun değil vaktin sünnetidir.Mazeretinden dolayı oruç tutmayanlar dahi teravihi kılarlar.


Moderatöre Bildir   Logged
fazıl14
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 204



« Yanıtla #13 : Eylül 08, 2008, 12:02:56 ÖÖ »

“Ramazan (ayın)da ü Telayı zikreden,mağfiret olunur.O ayda ü Tela`dan bir şey isteyen mahrum olmaz.”
        (Hadis-i Şerif,Beyhaki,Şuabu`l-İman)

                      TERAVİH NAMAZI
Resulullah Efendimiz (s.a.v) “Kim Ramazan gecelerinde (sevabına) inanarak ve (karşılığını ü Tealadan) umarak teravih namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.” Buyurmuştur.
Resulullah (s.a.v) bir gece mescide (teravih) namazı kıldı.Bir çok kimsede ona uyarak namaz kıldı.Sabah olunca, “Resululah geceleyin mescidde namaz kıldı.” diye konuştular.Ertesi gece de namaz kıldı.Ashab-ı Kiram yine onları konuştu,katılanların sayısı iyice arttı.Üçüncü 8veya dördüncü) gece halk toplandı.Öyle ki mescid,insanları almayacak hale gelmişti.Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v) yanlarına çıkmadı.Sabah olunca Peygamber Efendimiz “Yaptığınızı gördüm.Size çıkmamdan beni alıkoyan şey, namazın sizlere farz oluvermesinden korkmamdır.”buyurdu.
Peygamber Efendimiz`in vefatına kadar teravih namazı evlerde kılınmıştır.H.z Ebu Bekir`in hilafetinde ve H.z Ömer`in ilk devirlerinde bu usul devam etmiştir.Abdurrahman bin Abdulkadiri (r.a) şöyle rivayet eder: “Hicretin 14. senesi ramazan-ı şerif ayının bir gecesi H.z Ömer (r.a) ile mescide gitmiştik.Müslümanlardan bir kısmı münferiden (tek başına) teravih namazı kılıyordu.H.z Ömer (r.a) “Bunları bir imam arkasında toplasam daha iyi olur” dedi ve ertesi günü de, Ubey bin Ka`bı (r.a) imam tayin etti.Sonraki bir gece, cemaatle teravih kılanları gören H.z Ömer (r.a); “Bu namazın cemaatle kılınması ne güzel oldu.” Buyurdu.H.z Ömer (r.a),Medine-i Münevvere de erkeklere ve kadınlara teravih kıldırmak üzere iki hafız tayin etti.İslam beldelerine de bu hususta yazılı emirler gönderdi.
Teravih namazının cemaatle ve yirmi rek`at olarak edasının sünnet olması Resulullah  Efendimizì in (s.a.v) “Benim sünnetime, benden sonra da Hulefa-yi Raşidinin sünnetine ittiba etmeniz,uymanız vaciptir.”mealindeki hadisi şerifi ile sabittir.

Moderatöre Bildir   Logged
fazıl14
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 204



« Yanıtla #14 : Eylül 08, 2008, 12:03:59 ÖÖ »

“Halanız hurmaya hürmet ediniz.Muhakkak o, babanız H.z Adem`in toprağının fazlasından yaratıldı.”
          (Hadis-i Şerif,Feyzü`l-Kadir)

             ORUÇ ALTI ŞEY İLE TAMAM OLUR
1-GÖZÜ KORUMAK:Kalbini meşgul eden, kendisini `ı hatırlamaktan alıkoyan ve dinen bakılması haram veya mekruh olan her şeyden gözünü korumaktır.Peygamber Efendimiz (s.a.v) “(Şehvet nazarı ile) Bakmak, şeytanın zehirli oklarından bir oktur.Kim korkusuyla onu terk ederse, ü Teala ona öyle bir iman nasip eder ki, zevkini kalbinde duyar.” Buyurdular.(Hakim Huzeyfe`den)
2-DİLİNİ KORUMAK:Dilini, hezeyan, yalan,gıybet,koğuculuk,ç,rkin söz ve mücadeleden korumak;zikir,tespih ve Kur`an okumakla meşgul etmektir.İşte dilin orucu da budur.Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: “ Oruç,(bütün fenalıklardan ve cehennemden) bir kalkandır.Sizden biriniz oruçlu olduğu vakit cahillik edip kem (kötü) söz söylemesin.Şayet birisi kendisiyle itişir veya kendisine karşı ta`n eder,çirkin kelimeler kullanırsa (ona);ben oruçluyum desin.” Buyurdular.
3-KULAĞI KORUMAK:Kulağı, dinlenmesi dinde yasak olan her şeyden muhafaza etmektir.
4-DİĞER UZUVLARI KORUMAK:El ve ayak gibi diğer uzuvlarını fenalıktan, midesini şüpheli lokmadan korumaktır.
5-İFTAR VAKTİ AZ YEMEK :İftar vakti, helal yemeğinden az yemek, midesini tıkabasa doldurmamaktır.Malumdur ki oruçtan maksat açlık ve şehveti kırarak takvayı kuvvetlendirmektir.
6-İFTARDAN SONRA KORKU İLE ÜMİT ARASINDA OLMAKTIR:Acaba orucu kabul olan mukarrebler (Allaha`a yakınlardan mı yoksa kabul olmayanlarda mıdır? Bunu düşünmelidir.Hatta yalnız oruçta değil, yaptığı her ibadetin sonunda bunu düşünmelidir.
  ATALAR SÖZÜ:
   Hesabı pak olanın yüzü ak olur.
   Misafir on kısmetle gelir,birini yer dokuzunu bırakır.
Moderatöre Bildir   Logged
duha
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4274


TiLkİdE KuYrUk BiTmEz DuHa da OyUn BiTmEz ; )


« Yanıtla #15 : Eylül 08, 2008, 12:05:48 ÖÖ »

Razı Olsun Kardeşim...
Moderatöre Bildir   Logged

Bazen Susmak Gerekiyormuş,Bazen Bomboş Bakmak Gerekiyormuş Hayatın Yalanlarına;
Anlamaya Çalışmak Saçmalık.Anlamadan Yaşamak Gerekiyormuş .
Zaman Değilmiş Gideni Geri Getiren; Aslında Zamanmış Var Olanı Götüren.
Ama Bazen! Unutmak Gerekiyormuş,UnutulmaPahasına
dört mevsim
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331



« Yanıtla #16 : Eylül 08, 2008, 05:50:59 ÖÖ »

Sahurun feyiz ve bereketi

Ebu Said el-Hudri Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

“Sahur yemeğinde bereket vardır. Bir yudum su bile içecek olsanız sahura kalkmayı ihmal etmeyiniz. Çünkü sahura kalkana rahmet eder, melekler de bağışlanmaları için dua ederler.” (Müsned, 3:44)

Sahura kalkmak iki türlü berekete vesiledir. Birisi, sahur yemeğini yiyen insanın gündüz oruç sıkıntısını çok daha az çekmesi, oruca dayanıklı olmasıdır. Böylece Cenab-ı Hak onun rızkına, yediklerine bereket, bolluk ihsan eder.

Diğeri de, seher vakti uyanık kalmakla insan, ibadete, duaya ve zikretmeye fırsat bulur. Çünkü sahura kalkamayacak olsa o bereketli saatleri uyku ile geçirecek, dolayısıyla manevî hissesi az olacaktır.

Hadisteki teşvik bu iki noktanın sağlanması açısından önem taşır.

Ayrıca Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem iftar yemeğini acele tutarken, sahur yemeğini geciktirirdi. İmsak vaktinin girmesine yakın zamana kadar bekler, o zaman gelince yer içerdi. Çünkü, yemek ne kadar geç yenirse o kadar geç acıkılır, oruca daha hazırlıklı olunur.

Enes’in Radiyallâhu Anh rivayetine göre ise Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem sahur yemeğini yememizi özel olarak tavsiye ederek şöyle buyururlar:

“Sahur yemeği yiyin, zira sahur yemeğinde bereket vardır.” (Buhari, Savm: 20, Müslim, Sıyâm: 45; Tirmizî, Savm: 17; Nesâi, Savm: 18.)

Oruç ibadeti Hz. Musa ve Hz. İsa’nın şeriatında da vardı. Çünkü oruç semavi dinlerin ortak ibadetidir. Bakara Sûresinde:

“Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki, takvaya erersiniz” buyurulur. (Bakara Sûresi, 183)

Âyette de açıkça ifade edildiği gibi Yahudi ve Hıristiyanlar da ilk zamanlar oruç tutuyorlardı. Fakat namaz ve zekat gibi diğer ibadetleri kendi elleriyle değiştirdikleri gibi, orucun vaktini, tutulma şeklini de değiştirdiler. İlk zamanlarda tuttukları oruçla bizim orucumuz arasında sadece bir fark vardı. O da sahur.

Amr ibni Âs Radiyallâhu Anhın rivayet ettiği bir hadiste Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem bu farkı şöyle bildirir:

“Bizim orucumuzla Ehl-i Kitabın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir.”
(Müslim, Sıyâm: 46; Ebu Dâvud, Savm: 15; Tirmizî, Savm: 17; Nesâi, Savm: 2

Mehmed Paksu       
   
Moderatöre Bildir   Logged
ihvan
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 646



« Yanıtla #17 : Eylül 08, 2008, 09:24:10 ÖÖ »

Diğeri de, seher vakti uyanık kalmakla insan, ibadete, duaya ve zikretmeye fırsat bulur. Çünkü sahura kalkamayacak olsa o bereketli saatleri uyku ile geçirecek, dolayısıyla manevî hissesi az olacaktır.
..........................şeytan bu saatte elbette çok uğraşır bu mükafatlara ulaşmamak için.onu yenmek te yine güçlü bir kazanma iradesi ile olacak elbet,kazancın bol olduğu nu hesaba katarak.uyanık olmak lazım.
Moderatöre Bildir   Logged
yamakasi
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 21



« Yanıtla #18 : Eylül 13, 2008, 03:17:56 ÖS »

her kim inanarak mükafatnı yalnız ,dan umarakramazanı oruçlu geçirirse geçmiş ve gelecek günahları kendisi için mağfiret olunur.[hatip tarih-u bağdat, no 3236]

ramazanda neden mukabele okuyoruz?
_Cibril(a.s.) RAMAZANIN her gecesinde RASULULLAH (S.A.V.) ile buluşur ve O'nunla karşilıklı kur'an dersi yaparlardı.

işte bu hadisi şeriftn dolayı bütün ümmet, ramazan ayında karşilıklı mukabele yapar, gerek okuyarak gerek dinleyerek hatim yaparlar.

__bakalım bu şeytanların bağlı olduğu mubarek ayda kim,, kaçtane hatim yapacak?
hadi kolay gelsin dostlar.....
Moderatöre Bildir   Logged

ben buralardan gider oldum
kalanlara selam olsun......
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Mübarek Ramazan ayının üstünlüğü MÜBAREK GÜN VE GECELER ABDULLAH LFC 1 1272 Son Mesaj Eylül 01, 2008, 02:17:24 ÖÖ
Gönderen: osmanli
Mübârek ev halkının mübârek kişisi! SERBEST KÜRSÜ Oruc_Reis 0 239 Son Mesaj Kasım 27, 2006, 01:46:54 ÖÖ
Gönderen: Oruc_Reis
Mübârek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen ibadetler MÜBAREK GÜN VE GECELER Oruc_Reis 3 849 Son Mesaj Temmuz 17, 2008, 11:34:34 ÖÖ
Gönderen: ihvan
Ramazan-ı Şerif'iniz Mübarek Olsun TEBRİK & KUTLAMALAR & TAZİYE « 1 2 » fatihan 32 983 Son Mesaj Ekim 02, 2008, 01:07:17 ÖS
Gönderen: armonya
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


Sadakat İslami Forumları 2004-2008
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM