|
Miftahulkuluub
|
 |
« : Ocak 22, 2006, 10:17:55 pm » |
|
Son zamanlar da; tasavvuf ve tarikat müessesesinin, inkar edilmese bile ondan daha önemli yapılması icap eden irşad hizmetleri dolayısıyla ikinci plana atılması gerekliliği görüşü hakim bazı çevrelerce. Edebi bir ifade ile” zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarma zamanıdır;zira tarikatsız cennete giden çoktur ama imansız cennete giden yoktur.” görüşü. Bu hususta ikiye ayrıldığını görmekteyiz dindar kesmin. Her kesim kendi mantığınca ve kendince haklı delil ve kaynaklarla görüşlerinin muteber olduğunu ifade etmeye çalışıyor.her iki kesiminde itibar ettiği kaynaklarla mevzuya yaklaşılmadığı için başka bir ifade ile herkes kendi büyüklerinin sözlerinden yola çıktığı için karşı tarafı ikna etmek imkansız hale kadar geliyor.
Bu yazımızda şu ya da bu görüşü ısbat etmekten daha ziyade tarikatin tanımı ve herkesçe muteber olan ehli sünnet alimlerinin görüşlerini ifade ederek konuya açıklık getirmek isteriz. Özellikle medyanın gayretleri sonucu insana ürkütücü, gericilik simgesi, höykürmek, şiş bağlamak gibi önyargılarla kendisini algılatsa tarikat kavramı, 14 y.y. dan beri devam edegelen ve kıyamete kadar da devam edecek olan bir dini hassasiyet mekanizması. Öncelikle tasavvuf nedir?
Tüm İslam alemince de kabul edildiği gibi nefis ve ruh insanın iç dünyasında bulunan iki zıt varlık. Ve bu iki varlık insanın tüm yaşamını olumlu-suz yönde etkilediği için tüm seyyiat ve hasenatın menbağı olduğu için ve imanlı-sız gitmek kendilerine bağlı olduğu için bir müslüman için ilk ve en önemli iş nefsinin kötülüklerinden kendisini korumaktır.İşte tasavvuf kalbin ve nefsin iyi ve kötü hallerini bilip ,kötü hallerden temizlenmeyi ve iyi hallerle bezenip Allah-ü Teala’ya yakın olmayı öğretir.Günlük yaşamdan örnek vermek gerekirse PKK’ yı yok etmek güzeldir ve olması gerekir.Ama bundan daha akıllıca olanı teker teker ve her görüldüğü yerde teröristleri öldürmek yerine PKK’nın menbağını, onun merkezini temizleyerek durmadan türemesini ve çoğalmasını engellemek ve meseleyi kökten halletmektir.
Hz Allah bana günah lekeleri ile bunun tezahürü olarakta imansız gelmeyin diyor.Dolayısıyla müminin yapması gereken kendisini devamlı olarak günahlardan korumasıdır.Tasavvuf ise insana diyor ki; -Ey imansız gitme tehlikesi ile karşı karşıya kalan insan! Senin hergün karşına binlerce kötülük geliyor ve onları yapma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyorsun belki de çoğunu yaparak kalbini günah lekeleri ile kirletiyor ve imansız gitmeye zemin hazırlıyorsun, sen bu kötülüklerden kurtulacağım diye kendi kendini yıpratacağına kendi kendini riske edeceğine boynundan büyük işlerle uğraşacağına tüm bu kötülüklerin merkezi olan ve tüm bu kötülükler kendisinden çıkan nefsi temizle, terbiye et, kötülük türetemez hale getir, çürüt ki bir daha karşına kötülükler çıkmasın ve teker teker uğraşmak zorunda kalmayasın ve de imanını garanti altına alasın.Nasıl ki PKK’nın merkezini bir anda yok etmek zor ise nefsi de Müslüman yaparak mutmeinne makamına çıkarmak ondan daha zordur.Tasavvuf herkesin anlayacağı özet bir ifade ile bu şekilde tanımlanabilir.
Dolayısı ile gerçek manada tasavvuf ehli olan bir zatın hali Allah’a yakınlığı ve ahiretteki durumu tasavvuf erbabı olmayan bir insandan daha garantidir.Hiç bir akıllı mümin böyle garanti bir çözüm var iken kendisini riske atmak ve nefsin her gün karşısına çıkardığı yüzlerce günahla amatörce mücadele etmek ve dolayısı ile imanını tehlikeye atmak istemez.İslam tarihine bakıldığı zaman akıllı müminler olarak karşımıza çıkan ulema-i Kiram, aynı zamanda tarikat erbabı ve nefislerini tezkiye ile uğraşmış müstesna zatlardır.Zaten bu mücadeleleri kendilerini unutulmaz gönül sultanı ve Allah dostu yapmıştır.Tarihe bakıldığında hiçbir Allah dostu tasavvuf ile hemhal olmadan Allah’a yaklaşamamış ve evliya vasfıyla mevsuf olamamıştır.Hiç bir kimsenin evliya olduğundan şüphesinin olamayacağı,Hz. Ebubekr r.a. İmam-ı Rabbani,Şah-ı Nakşibendi,İmam-ı Azam,Ahmet Yesevi,Veysel Karani,İmam-ı Gazali,Akşemsettin,Aladdini Atar hazeratı gibi bütün Allah dostları bu merhaleden geçmişlerdir..Osmanlı tarihine bakıldığı zaman mürşidi olmayan padişah sayısı iki, üçü geçmediğini görürüz. Tasavvufsuz bir yaşamın ne kadar çok dikkat edilse bile çok riskli olduğunu Tarikate son 2 senesinde girerek Cafer-i Sadık hazretlerine mürid olan Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam hazretleri”Eğer son iki senem olmasaydı helak olmuştum”diyerek son iki senesi için hamdü sena ederken Yıllarca kendisini dini kitap yazmaya adayan ve şu anda dünyanın her tarafında herkesin kütüphanelerini süsleyen İhya-i Ulumuddin,Kalplerin Keşfi gibi muhteşem eserlerin sahibi İmamı Gazali hazretleri de yine son senelerinde tasavvufa girmiş ve “Anladım ki, hakiki kurtuluş Rasulullah'ın ruh cereyanına bağlanmaktan ibaretmiş. Gerisi (talebe, alim yetiştirmek (binlerce) ve kitaplar yazmak) yalan, vehim ve hayalden ibaret.” buyurarak en güzel ve veciz şekilde ifade etmişlerdir.
Cihan cihan olalı böyle bir asrın gelmediğini ve önceki asırlardaki kötülük ve zulmün asrımıza nisbetle çok cüz’i olduğunu göz önünde bulundurursak eğer o zamanlarda imansız gitme tehlikesine karşı tasavvufa temessük lazım ise şimdiki asrımızda evleviyyetle elzemdir.Akla hayale gelmeyen nemütenahi derecede seyyiatın cirit attığı bir asırda imanını kurtarmak isteyen akıllı bir münin tasavvufa yapışmaktan daha karlı ne yapabilir?Zaman tarikat zamanı değildir demek aslında aynı zamanda zaman nefisle savaşmak,onu kökten kurutmak zamanı değildir, zaman Allah’ın nurunu kalbe akıtmak zamanı değildir, zaman Hazret-i Allaha yaklaştıran yollarla uğraşma zamanı değildir, zaman imanlı gitmenin en garanti yolu olan tasavvufla uğraşma zamanı değildir demektir. Bu görüşe göre acaba tasavvufla ilgilenen bir kişinin ilk amacı imanlı gitmekten farlı bir şey mi de tasavvufla uğraşılmayacak? Tasavvuf acaba iman kurtarmayı geciktirici bir unsur mu ki tasavvuf ikinci plana atılacak? Tasavvuf erbabı bir kişi 24 saatin yarısını zikirle mi geçiriyor da iman kurtarmaya fırsat bulamayacak? İslamiyeti en güzel şekilde yaşayan ulema hazeratı tasavvufsuz bir hayatın hayal ve vehimden ibaret olduğunu söylerken tarikatsiz cennete gidenlerin çok olduğunu acaba kim görmüş ve haber veriyor?
Tarikat, bir insanı İslam ve imana çağırırken ona; hemen zikir yap, erbain çıkar, aç kal gibi şeriat kemale erdikten sonraki icap eden halleri mi telkin ediyor; ya da tarikat erbabı bir kişi sadece kendi nefsini terbiye ile meşgul olarak vakit geçirdiği ve dolayısıyla diğer insanların imanını kurtarmadığı için mi zaman tarikat zamanı olmuyor?Bu tür düşünceler tasavvufun mahiyetini bilmemekten ileri gelmektedir.Halbuki tasavvuf erbabı bir kimse de diğer kimseler gibi insanları hidayete çağırmak zorundadır.Çünkü tarikat şeriat kemale erdikten sonra hasıl olur.Kur’an-ı Kerimde ve diğer müteaddid nasslarda da mezkur olduğu gibi evinde oturup kendi nefsiyle uğraşanlarla İslam için varını yoğunu ortaya koyarak(insanların imanını kurtarma vb.) İslama hizmet edenlerin bir olmayacağını en iyi şekilde bilen ve bilmesi icap eden tasavvuf ehlidir.Eğer bilmiyorsa zaten şeriat tahakkuk etmeden tarikata geçmiştir ve bir Allah dostunun da buyurduğu gibi”Olmazsa şeriat, şeytan işidir tarikat” sözündeki gibi kendi kendini kandırmaktadır.Binaen aleyh bir ehl-i tarik en güzel şekilde kendisi İslamiyeti yaşamaya çalışırken diğer insanlardan gafil olamaz ve irşad faaliyetleri için varını yoğunu ortaya koyar.Hem kendisi Allah’ın nurunu kalbine akıttığı için zahiri bir insanı imana getirmeye,islama ısındırmaya, aynı işi yapan ve ehl-i tarik olmayan bir insandan haliyle daha müteessir olur.Ve zannedildiği gibi farklı bir metodla (mesela direk zikri, seyri sülüku muhataba telkin etmekle) işe başlamaz öncelikle şeriatı anlatarak kemale erdirerek işe başlar ve sonra ikmal olmuşsa bu hususlarda ; tamam bu adamın imanı garantidir artık! gafına, cahilliğine düşmez ve yavaş yavaş tasavvufa yönlendirir muhatabı.Görüldüğü gibi evvelen tasavvuf telkin edilmez bir hidayet adayına; ama şeriat tamam olduktan sonra da Hz Allaha yaklaşmasına ve nefsini kökten kurutarak işi garantiye almasına da engel olunmaz. Hulasa-i Kelam Hazreti Allah Kur’an-ı Kerimde “gad eflaha men tezekka ”muhakkak nefsini tezkiye edenler kurtuldu buyurmaktadır.Nefsin tezkiyesi ise sadece Tasavvuf ile olur.Suretteki imanın Allah indinde zerre kadar değeri yoktur.Asıl mücevher hakiki imandır.İmam-ı Rabbani hazretlerininde buyurduğu gibi tasavvuf, sülûk konaklarını geçmek, hakîkî îmana kavuşmak içindir.(yoksa karın doyurduktan sonraki olmasa da olan meyve menzilesinde değildir.) Hakîkî îmana kavuşmak için, önce nefsin itmînân hâsıl etmesi lâzımdır. Nefis mutmeinne olmadıkca, kurtuluş olamaz.
Ne yani tarikat ehli değilsek cennete giremeyecek miyiz?
Yukarıdaki ayet mealinde de ifade edildiği gibi ancak nefsin tezkiye edenler kurtulacaktır buyrulmaktadır.Ben tarikatsiz nefsimi tezkiye ederim diyebiliyorsa bir insan buyursun nefsini tezkiye etsin.Ama unutmasın ki önünde aklına hayaline gelmeyen çok çılgın engeller var.Bu engelleri aşacak metodları bulduysa söylesin ki artık tasavvufla uğraşılmasın ve Allah dostlarının tek çare olarak gördükleri bu yolla uğraşılmadan yeni yöntemle imanlar daha pratik yoldan kurtarılıversin….
Miftahulkuluub 21.01.2006
|
Ebû Hüreyre radıyallâhü anh’den: “Bir kimse, bir yerde gıybet edilmesine mâni olursa, Cenâb-ı Hakk, ondan yetmiş türlü âfet ve belâyı uzaklaştırır.”
|
|
|
|
Fatihan
|
 |
« Yanıtla #1 : Şubat 01, 2006, 02:24:46 pm » |
|
TEŞBİHTE HATA OLMASIN AMA TASAVVUFSUZ HAYAT TUZSUZ ÇORBAYA BENZER.
|
'Ene, ene, ene' diyen kaybetti! Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapwww.evlilikmektebi.com
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #2 : Şubat 02, 2006, 12:52:25 am » |
|
TEŞBİHTE HATA OLMASIN AMA TASAVVUFSUZ HAYAT TUZSUZ ÇORBAYA BENZER. Benzetme biraz hafif olmus.Tasavvufsuz hayat diyelim seriat diyelim gece karanliginda yürümeye benzer.kimin ne zaman nerede ayaginin takilip düsecegi belli olmaz. Allahi bulabilmek icin Allahi bilen birisini bulmak lazim.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
hy120
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 128
|
 |
« Yanıtla #3 : Şubat 07, 2006, 07:43:25 pm » |
|
tarikatsiz cennete giren elbette olacaktır. tarikat güzel ama tarikatsız şeriat yasanmaz diye bir kaide yoktur. cenab-ı hak ihlas yolundan ayırmasın. amin
|
yyühe’l-aziz! Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdut, ömrünün günleri madud ve herşeyin fanidir. Öyleyse, şu kısa, fani ömrünü fani şeylere sarf etme ki, fani olmasın. Baki şeylere sarf et ki, baki kalsın.
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #4 : Şubat 08, 2006, 01:56:59 am » |
|
tarikatsiz cennete giren elbette olacaktır. tarikat güzel ama tarikatsız şeriat yasanmaz diye bir kaide yoktur. cenab-ı hak ihlas yolundan ayırmasın. amin Tabiki tarikatsiz cennete girilir fakat ehli tarikdan cennete girecekler digerlerine nisbetle daha cok olacak.bu bir. iki imami rabbani hazretlerine göre ehli tarik olanlar hakiki iman elde etmekde daha cabuk olur ce cenabu hakkin cemalinin cennetine giderler digerleri suri iman ehli oldugundan suri cennete giderler.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
hy120
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 128
|
 |
« Yanıtla #5 : Şubat 08, 2006, 10:00:38 am » |
|
imami rabbani hazretlerine göre ehli tarik olanlar hakiki iman elde etmekde daha cabuk olur ce cenabu hakkin cemalinin cennetine giderler digerleri suri iman ehli oldugundan suri cennete giderler. imamı rabbani hzleri müceddidi elfisanidir. dediklerini şüphesiz kabul ederim. dikkat çektiğim noktaysa ehli tarikte olsa tefekkür olmadan tahkiki iman bu devirde zor olur.
|
yyühe’l-aziz! Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdut, ömrünün günleri madud ve herşeyin fanidir. Öyleyse, şu kısa, fani ömrünü fani şeylere sarf etme ki, fani olmasın. Baki şeylere sarf et ki, baki kalsın.
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #6 : Şubat 08, 2006, 04:20:48 pm » |
|
imamı rabbani hzleri müceddidi elfisanidir. dediklerini şüphesiz kabul ederim. dikkat çektiğim noktaysa ehli tarikte olsa tefekkür olmadan tahkiki iman bu devirde zor olur. Burada bir yanilgi var diye düsünüyorum.Ehli tarikde olsa bu devirde tahkiki iman zordur sözü biraz düsük geldi bana. hakiki mürsidi bulmus ehli tarik olan kisinin tahkiki imanda olmasi o mürsidi vasitasi ile kolaydir.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
hy120
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 128
|
 |
« Yanıtla #7 : Şubat 08, 2006, 08:11:20 pm » |
|
Burada bir yanilgi var diye düsünüyorum.Ehli tarikde olsa bu devirde tahkiki iman zordur sözü biraz düsük geldi bana. hakiki mürsidi bulmus ehli tarik olan kisinin tahkiki imanda olmasi o mürsidi vasitasi ile kolaydir bakın bu konuda kimseyi özellikle Allah rızası için çalışanları üzmek istemem.şimdi müceddid-i elfi sani'nin zamanıyla simdiki zaman arasında farklar var. ozaman ki saldırı amele yönelikti şimdi ise itikad'a yönelik. sonra konunun baslığını da hatalı buluyorum. rabbim ne diyor 1 adım yaklaşın yeter.. önemlki olan sadece 1 adım atmak değil elimizden geldiğince güzel adımı atmaktır. tahkiki iman malum neye ne için inandığını bilmektir. bu da bu asırda en güzel tefekkürle olur.
|
yyühe’l-aziz! Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdut, ömrünün günleri madud ve herşeyin fanidir. Öyleyse, şu kısa, fani ömrünü fani şeylere sarf etme ki, fani olmasın. Baki şeylere sarf et ki, baki kalsın.
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #8 : Şubat 08, 2006, 10:39:43 pm » |
|
bakın bu konuda kimseyi özellikle Allah rızası için çalışanları üzmek istemem.şimdi müceddid-i elfi sani'nin zamanıyla simdiki zaman arasında farklar var. ozaman ki saldırı amele yönelikti şimdi ise itikad'a yönelik. sonra konunun baslığını da hatalı buluyorum. rabbim ne diyor 1 adım yaklaşın yeter.. önemlki olan sadece 1 adım atmak değil elimizden geldiğince güzel adımı atmaktır.
tahkiki iman malum neye ne için inandığını bilmektir. bu da bu asırda en güzel tefekkürle olur.
Imami Rabbani hazretlerinin zamani ile bu zam,an arasinda elbette fark var.O zaman nisbeten geride kaldigi icin bu zamana göre küfür biraz daha ehveb idi simdi küfür biraz daha siddetli.Amma su bir gercekki küfür ne kadar siddetli olursa o küfrün karsisina cikan Allah dostuda o kadar kuvvetlidirki o küfür ile bas edebilsin. O zamanki saldiri amele idi itikada degil sözünüze katilmiyorum:Zira imami Rabbani hazretlerinin mektubati serifinin ekserisini okumus bir kardesiniz olarak o mübarek hem bid´atlarla hemde bozuk itikatlarla mücadele ettini biliyoruz.Yani saldiri itikada olmusdur. Zor bir sey degildir tercemesi vardir biraz okundugu zaman amelemi ? yoksa itikadami oldugunu anlamamiz zor olmayacaktir kanaatindeyim. Buradaki tefekkürden maksadiniz nedir bilemiyorum.Amma bildigimiz bir sey varsa tasavvufda tefekkür Rabitadir, zikirdir,Bir mürsidi kamile bend olmaktir.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
osmanli
|
 |
« Yanıtla #9 : Şubat 09, 2006, 12:44:15 am » |
|
Imami Rabbani hazretlerinin zamani ile bu zam,an arasinda elbette fark var.O zaman nisbeten geride kaldigi icin bu zamana göre küfür biraz daha ehveb idi simdi küfür biraz daha siddetli.Amma su bir gercekki küfür ne kadar siddetli olursa o küfrün karsisina cikan Allah dostuda o kadar kuvvetlidirki o küfür ile bas edebilsin.
O zamanki saldiri amele idi itikada degil sözünüze katilmiyorum:Zira imami Rabbani hazretlerinin mektubati serifinin ekserisini okumus bir kardesiniz olarak o mübarek hem bid´atlarla hemde bozuk itikatlarla mücadele ettini biliyoruz.Yani saldiri itikada olmusdur.
Zor bir sey degildir tercemesi vardir biraz okundugu zaman amelemi ? yoksa itikadami oldugunu anlamamiz zor olmayacaktir kanaatindeyim.
Buradaki tefekkürden maksadiniz nedir bilemiyorum.Amma bildigimiz bir sey varsa tasavvufda tefekkür Rabitadir, zikirdir,Bir mürsidi kamile bend olmaktir

|
Ey Rabbimiz! Bazı yüzlerin ağarıp, bazı yüzlerin kararacağı günde; bizi yüzleri ak, gönülleri pak olan, sevgili resülünün bayrağı altında toplanan mesut insanlar zümresine kat. O'nun(sav) yanında cennete girmeyi, mübarek Cemalini görmeyi, Senin dostlarınla komşu olmayı ve en büyük makam olan rızana ulaşmayı nasib eyle
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #10 : Şubat 09, 2006, 02:01:25 am » |
|
bakın bu konuda kimseyi özellikle Allah rızası için çalışanları üzmek istemem.şimdi müceddid-i elfi sani'nin zamanıyla simdiki zaman arasında farklar var. ozaman ki saldırı amele yönelikti şimdi ise itikad'a yönelik. sonra konunun baslığını da hatalı buluyorum. rabbim ne diyor 1 adım yaklaşın yeter.. önemlki olan sadece 1 adım atmak değil elimizden geldiğince güzel adımı atmaktır.
tahkiki iman malum neye ne için inandığını bilmektir. bu da bu asırda en güzel tefekkürle olur.
Imami Rabbani hazretlerinin zamani ile bu zam,an arasinda elbette fark var.O zaman nisbeten geride kaldigi icin bu zamana göre küfür biraz daha ehven idi simdi küfür biraz daha siddetli.Amma su bir gercekki küfür ne kadar siddetli olursa o küfrün karsisina cikan Allah dostuda o kadar kuvvetlidirki o küfür ile bas edebilsin. O zamanki saldiri amele idi itikada degil sözünüze katilmiyorum:Zira imami Rabbani hazretlerinin mektubati serifinin ekserisini okumus bir kardesiniz olarak o mübarek hem bid´atlarla hemde bozuk itikatlarla mücadele ettini biliyoruz.Yani saldiri itikada olmusdur. Zor bir sey degildir tercemesi vardir biraz okundugu zaman amelemi ? yoksa itikadami oldugunu anlamamiz zor olmayacaktir kanaatindeyim. Buradaki tefekkürden maksadiniz nedir bilemiyorum.Amma bildigimiz bir sey varsa tasavvufda tefekkür Rabitadir, zikirdir,Bir mürsidi kamile bend olmaktir.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
hy120
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 128
|
 |
« Yanıtla #11 : Şubat 12, 2006, 08:34:11 pm » |
|
-malum. tefekkür herseyde cenab-ı hakk'ı görmektir. yani elmaya da baksan armuta baksan ceneab-ı hakk' görme sanatıdır. dahada soyutlayacak olursak cenab-ı hakkın sikke-i mührünü tanıma sanatıdır.
sonuç olarak diyebilirim ki: tarikat elbette ki haktır. şeksiz kabul ediyorum, ve edilmelide. fakat tarikatsız hayat tatsız tuzsuzdur cümlesini kabul etmem ve seriat demek tarikat demektir.
2. cisi cennete girenlerin çogu tarikatçıdır gibi bir görüşü kabul etmiyorum.
3. zamanın en büyük özelliği süphelerin itikada yönelmesidir.zikir çekmek kalbi temizler ama sadece kalbi temizlemek yetmez. tabi ki tarikatı muhammedi çok önemli ve yapılmalı ama tek basına yetersizdir.
cenab-ı hak tüm ehli tarikten razı olsun. umarım bana hakkınızı helal edersiniz
|
yyühe’l-aziz! Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdut, ömrünün günleri madud ve herşeyin fanidir. Öyleyse, şu kısa, fani ömrünü fani şeylere sarf etme ki, fani olmasın. Baki şeylere sarf et ki, baki kalsın.
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #12 : Şubat 14, 2006, 12:20:12 am » |
|
-malum. tefekkür herseyde cenab-ı hakk'ı görmektir. yani elmaya da baksan armuta baksan ceneab-ı hakk' görme sanatıdır. dahada soyutlayacak olursak cenab-ı hakkın sikke-i mührünü tanıma sanatıdır. Bu sözler vahdeti-vücud da delalet eden sözlerdir.vahdeti cücud ehlüllaha göre caiz degildir.amma söyle diyebiliriz varliklar Allahin sifatinin gölgesidir. .[/quote] sonuç olarak diyebilirim ki: tarikat elbette ki haktır. şeksiz kabul ediyorum, ve edilmelide. fakat tarikatsız hayat tatsız tuzsuzdur cümlesini kabul etmem ve seriat demek tarikat demektir. .[/quote] Sen kabul etsende etmesende Evliya-ullah bunu böyle ifade etmislerdir.Islami en güzel yasayan onlardir.tabiiki tarikatida.Tarikatdan maksat Allahi bilen bir kisinin yaninda beraberce gitmekdir.yani bir mürsidi kamil ile Allaha yol alamaktir.Yol gösteren birisi olmadan gidilen yolda sapmalar cok olur.gece karanliginda yürümeye benzer.Bu ifadeler Allah dostlarina ait sözlerdir yanlis anlama kendimden bir sey yazmis degilim.tasavvuf kitaplarinda bunlari bulabilirsiniz biraz okuyalim. .[/quote] 2. cisi cennete girenlerin çogu tarikatçıdır gibi bir görüşü kabul etmiyorum..[/quote] Bizimde böyle bir iddiamiz yok amma Allahin nuru ile yasayanlarin yani bir mürsidi kamile bend olanlarin cok büyük bir kisminin o velinin sefaati ile cennete girecegine kalpden inaniyoruz. .[/quote] 3. zamanın en büyük özelliği süphelerin itikada yönelmesidir.zikir çekmek kalbi temizler ama sadece kalbi temizlemek yetmez. tabi ki tarikatı muhammedi çok önemli ve yapılmalı ama tek basına yetersizdir..[/quote] Evet süpheler itikada yöneliyor.zikir cekmekden maksat sadece bir seyler okumak degildir.ibadetle beraber ifade edilen zatin gözetiminde kalbini tezyin etmek (önce tahliye.Hi ile sonra Tahliye Ha ile)Bu ise kisinin kurtulusu icin yeterlidir. .[/quote] cenab-ı hak tüm ehli tarikten razı olsun. umarım bana hakkınızı helal edersiniz[/quote] Allah cümlemizden razi olsun elbetteki hak varsa helal edecegiz helallasmak mü´minin bir sifati olalidir.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #13 : Şubat 14, 2006, 12:21:11 am » |
|
-malum. tefekkür herseyde cenab-ı hakk'ı görmektir. yani elmaya da baksan armuta baksan ceneab-ı hakk' görme sanatıdır. dahada soyutlayacak olursak cenab-ı hakkın sikke-i mührünü tanıma sanatıdır. Bu sözler vahdeti-vücud da delalet eden sözlerdir.vahdeti cücud ehlüllaha göre caiz degildir.amma söyle diyebiliriz varliklar Allahin sifatinin gölgesidir. . sonuç olarak diyebilirim ki: tarikat elbette ki haktır. şeksiz kabul ediyorum, ve edilmelide. fakat tarikatsız hayat tatsız tuzsuzdur cümlesini kabul etmem ve seriat demek tarikat demektir. .[/quote] Sen kabul etsende etmesende Evliya-ullah bunu böyle ifade etmislerdir.Islami en güzel yasayan onlardir.tabiiki tarikatida.Tarikatdan maksat Allahi bilen bir kisinin yaninda beraberce gitmekdir.yani bir mürsidi kamil ile Allaha yol alamaktir.Yol gösteren birisi olmadan gidilen yolda sapmalar cok olur.gece karanliginda yürümeye benzer.Bu ifadeler Allah dostlarina ait sözlerdir yanlis anlama kendimden bir sey yazmis degilim.tasavvuf kitaplarinda bunlari bulabilirsiniz biraz okuyalim. .[/quote] 2. cisi cennete girenlerin çogu tarikatçıdır gibi bir görüşü kabul etmiyorum..[/quote] Bizimde böyle bir iddiamiz yok amma Allahin nuru ile yasayanlarin yani bir mürsidi kamile bend olanlarin cok büyük bir kisminin o velinin sefaati ile cennete girecegine kalpden inaniyoruz. .[/quote] 3. zamanın en büyük özelliği süphelerin itikada yönelmesidir.zikir çekmek kalbi temizler ama sadece kalbi temizlemek yetmez. tabi ki tarikatı muhammedi çok önemli ve yapılmalı ama tek basına yetersizdir..[/quote] Evet süpheler itikada yöneliyor.zikir cekmekden maksat sadece bir seyler okumak degildir.ibadetle beraber ifade edilen zatin gözetiminde kalbini tezyin etmek (önce tahliye.Hi ile sonra Tahliye Ha ile)Bu ise kisinin kurtulusu icin yeterlidir. .[/quote] cenab-ı hak tüm ehli tarikten razı olsun. umarım bana hakkınızı helal edersiniz[/quote] Allah cümlemizden razi olsun elbetteki hak varsa helal edecegiz helallasmak mü´minin bir sifati olalidir.[/quote]
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #14 : Şubat 14, 2006, 12:34:09 am » |
|
" -malum. tefekkür herseyde cenab-ı hakk'ı görmektir. yani elmaya da baksan armuta baksan ceneab-ı hakk' görme sanatıdır. dahada soyutlayacak olursak cenab-ı hakkın sikke-i mührünü tanıma sanatıdır. Bu sözler vahdeti-vücud da delalet eden sözlerdir.vahdeti cücud ehlüllaha göre caiz degildir.amma söyle diyebiliriz varliklar Allahin sifatinin gölgesidir. " - sonuç olarak diyebilirim ki: tarikat elbette ki haktır. şeksiz kabul ediyorum, ve edilmelide. fakat tarikatsız hayat tatsız tuzsuzdur cümlesini kabul etmem ve seriat demek tarikat demektir. " Sen kabul etsende etmesende Evliya-ullah bunu böyle ifade etmislerdir.Islami en güzel yasayan onlardir.tabiiki tarikatida.Tarikatdan maksat Allahi bilen bir kisinin yaninda beraberce gitmekdir.yani bir mürsidi kamil ile Allaha yol alamaktir.Yol gösteren birisi olmadan gidilen yolda sapmalar cok olur.gece karanliginda yürümeye benzer.Bu ifadeler Allah dostlarina ait sözlerdir yanlis anlama kendimden bir sey yazmis degilim.tasavvuf kitaplarinda bunlari bulabilirsiniz biraz okuyalim. " -2. cisi cennete girenlerin çogu tarikatçıdır gibi bir görüşü kabul etmiyorum.. Bizimde böyle bir iddiamiz yok amma Allahin nuru ile yasayanlarin yani bir mürsidi kamile bend olanlarin cok büyük bir kisminin o velinin sefaati ile cennete girecegine kalpden inaniyoruz. " -3. zamanın en büyük özelliği süphelerin itikada yönelmesidir.zikir çekmek kalbi temizler ama sadece kalbi temizlemek yetmez. tabi ki tarikatı muhammedi çok önemli ve yapılmalı ama tek basına yetersizdir.. Evet süpheler itikada yöneliyor.zikir cekmekden maksat sadece bir seyler okumak degildir.ibadetle beraber ifade edilen zatin gözetiminde kalbini tezyin etmek (önce tahliye.Hi ile sonra Tahliye Ha ile)Bu ise kisinin kurtulusu icin yeterlidir. " - cenab-ı hak tüm ehli tarikten razı olsun. umarım bana hakkınızı helal edersiniz Allah cümlemizden razi olsun elbetteki hak varsa helal edecegiz helallasmak mü´minin bir sifati olalidir.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
hy120
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 128
|
 |
« Yanıtla #15 : Şubat 14, 2006, 07:24:07 pm » |
|
aslında yazmayı pek istemediğim bir konu ama ihlasınıza binaen yazdım. malum ayrılıklar iştikadde değil yani aynı yoldayız. gerçi yollarımız doğru.
Allah hepinizden ebeden razı olsun. cennette sohbetimizi devam ettirmeyi Allahu teala nasip etsin...
|
yyühe’l-aziz! Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdut, ömrünün günleri madud ve herşeyin fanidir. Öyleyse, şu kısa, fani ömrünü fani şeylere sarf etme ki, fani olmasın. Baki şeylere sarf et ki, baki kalsın.
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #16 : Şubat 15, 2006, 01:25:40 am » |
|
:roll:
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #17 : Şubat 15, 2006, 01:26:27 am » |
|
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #18 : Şubat 15, 2006, 01:29:18 am » |
|
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
kavak68
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 6
|
 |
« Yanıtla #19 : Mart 06, 2006, 12:51:00 pm » |
|
Selamün aleyküm Allah razı olsun tarikat hakikat ve marifet şeşriatı Ahmediyyeyi garranın halkası dahilindedir. Bu halkadan çıkmak elbette insanı küfre götürür. Bununla birlikte şunuda bilmek lazım ki Peygamberlerin geliş gayeleri ile Mürşidi kamillerin geliş gayeleri birdir.Onlar hep Hz. Allah tarafından seçilmiş kişilerdir. Bir hadisi şerifte "Muhakka iman etmiş sayılmassınız taki içinizden gelenlere tabi olmadıkça" Bu hadisi şerif zamanımızda Mürşidi kamillere bağlanıp tabi olmanın bir mümin için nekadar mühim olduğunu anlatıyor.Onlarsız zamanımızda insanlar aceba tek başlarına yolunu bulabilirmi. Dikkat edin yürüyebilirmi demiyorum .Yolunu bulmak önemli. Allah tüm müminleri kendine sevk edecek bir el bulmayı nasip etsin.AMİN
|
|
|
|
|
|
Ahi
|
 |
« Yanıtla #20 : Mart 07, 2006, 04:11:07 am » |
|
Allah tüm müminleri kendine sevk edecek bir el bulmayı nasip etsin.AMİN Amin
|
Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras ve ilim gibi şeref olmaz. Hz. Ali (r.a)
|
|
|
frgg72
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 59
|
 |
« Yanıtla #21 : Mart 07, 2006, 07:38:50 pm » |
|
Allah tüm müminleri kendine sevk edecek bir el bulmayı nasip etsin.AMİN AminAmin ...
|
Çaresizseniz; çare , sizsiniz...
|
|
|
|
racül
|
 |
« Yanıtla #22 : Nisan 26, 2006, 10:26:38 am » |
|
Hy120, oldukca samimi ve incitmemeye calisan bir üslub kullaniyorsunuz.. Takdir ve tebriklerimi iletmeden duramayacagim.
Görüslerinize ise katilmiyorum, bahsi ahar...
|
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben. Theodor Heuss ehemaliger Bundespräsident
|
|
|
|
muallim_abi
|
 |
« Yanıtla #23 : Haziran 23, 2006, 01:06:44 am » |
|
Bu hususlarda AVAM'ın görüşünün bir değeri yoktur.. Ulema-i rasihin bu hususta yeterince malumat vermiş.. Halkımız bilmediği hususlarda konuşmayı çok seviyor, sokakta tramvay, otobüs, araba veya havadan geçen uçak hakkında yorum yapma, modeline ve üretimine değinme alışkanlığını, dini konulara da transfer ediyor.. Bu hoş bir şey değil.. Evet, güzel, herkesin görüşü kendinedir diyelim de, bu bari dini konularda olmasın.. Allahu teala kendi görüşüne delil arayanlardan değil, daha çok delili mevcud olup buna uyanlardan razı olacaktır..
Selam ve dua ile..
|
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk.. Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap / incemeseleler.com
|
|
|
nihavend
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 7
|
 |
« Yanıtla #24 : Ağustos 29, 2006, 01:16:35 am » |
|
Allah AŞKINA NE SAÇMA BİR SORU YAHU... İMANOLMAYAN TARİKATE NASIL GİRSİN. VE TARİKAT EHLİ OLAN SEVDİĞİNİ DÜNYAYA NİYE İLAN ETMESİN... BOŞ SORULARLA ORTALIĞI KARIŞTIRMAYIN Allah AŞKINA... İMAN KURTARMA KAVRAMINA BAKIN. VAR OLAN KURTARILIR... VAR OLMAYAN KAZANDIRILIR... NE TUHAF ...
|
|
|
|
|
serhendi
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 18
|
 |
« Yanıtla #25 : Eylül 06, 2006, 12:32:46 am » |
|
gerçekten mükemmel bir açıklama olmuş miftahül kuluub abi...tşk. ederiz...ellerinize sağlık...
.............. bir öğrenci öss sınavını kazanmak için niye dershaneye(çünkü dershane; sınav sitemine göre hazırlar öğrenciyi, öğrenciye pratik ve kısa yoldan öğretir) giderse, bir mürid de, şu dünya sınavında başarılı olabilmek için bir mürşidin(çünkü mürşid; müridin önündeki bir fener gibidir, ona önündeki çukurları, tehlikeleri gösterir, kısa yolu tarif eder(- hatta mürşid tarif etmekle kalmaz, bizzat kısa yoldan menzile ulaştırır) huzurunda diz çöker....
Öyle usta sürücüdür ki Nakşibendiyye; yolcuları götürür gizli yoldan evlerine.
|
b] Gör zâhidi kim sâhib-i irşad olayım der Dün mektebe vardı bugün üstâd olayım der. (Bağdatlı Ruhi)[/b]
|
|
|
serhendi
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 18
|
 |
« Yanıtla #26 : Eylül 06, 2006, 01:04:42 am » |
|
Allahü teala'yı tanımak hakkında imam-ı rabbani hazretleri şöyle buyuruyor;
"Allahü teâlâyı delîlsiz, vesîlesiz olarak tanıdım. Dahâ doğrusu, delîlleri, Allahü teâlâ vâsıtası ile tanıdım. Çünki, herşeyin delîli, herşeyin varlığını gösteren Onun varlığıdır. Onu gösteren birşey yokdur. Çünki delîl olanın, gösterenin, gösterilenden dahâ çok meydânda olması lâzımdır. Ondan dahâ açıkda ne vardır? Çünki herşey, Onunla meydândadır. Herşeyin varlığı Ondandır. O, kendini de, herşeyi de göstermekdedir. Bunun içindir ki, Rabbimi, Rabbim vâsıtası ile tanıdım ve herşeyi Onunla tanıdım deriz." .... Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapmektubat-247. mektup
|
b] Gör zâhidi kim sâhib-i irşad olayım der Dün mektebe vardı bugün üstâd olayım der. (Bağdatlı Ruhi)[/b]
|
|
|
sentez
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 202
|
 |
« Yanıtla #27 : Eylül 06, 2006, 08:17:26 pm » |
|
Öyle usta sürücüdür ki Nakşibendiyye; yolcuları götürür gizli yoldan evlerine
 USÜL OLMADAN VUSLAT OLMAZ mış..
|
YAŞASIN AYNI GÜNEŞİ EMZİRİP İKLİMLERE İKLİMİMİZDEN ALIN TERİ İLE SUNDUĞUMUZ ÜRÜNLER... (kalbimde ve dualarımda daima SİZ ler olacaksınız.bunda asla şüpheniz olmasın..)
|
|
|
bkrstkgvn
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 2
|
 |
« Yanıtla #28 : Eylül 29, 2006, 07:31:54 pm » |
|
güzel bir münazara oldu teşekkürler.ilimli dervişlerin tartışması da feyizli oluyor... çok güzel.. faydalandık Allah razı olsun.
|
|
|
|
|
selman.pelit
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 15
|
 |
« Yanıtla #29 : Şubat 02, 2007, 03:24:22 pm » |
|
hy120 demiş ki: - sonuç olarak diyebilirim ki: tarikat elbette ki haktır. şeksiz kabul ediyorum, ve edilmelide. fakat tarikatsız hayat tatsız tuzsuzdur cümlesini kabul etmem ve seriat demek tarikat demektir. "
Bir hikaye eklemek istiyorum:
Hz. İmam-ı Fahreddin-i Razi’nin fazileti bütün cihanı tutmuştu. Maveraünnehir’den Herat’a geldikleri zaman, orada olan bütün alimler, salihler ve büyük zatların hepsi onu ziyarete geldiler. Bir gün sordu ki:”Bizim ziyaretimize gelmeyen kimse var mı?” Arkadaşları:”Evet vardır. Köşe-i inzivasına çekilmiş bir kişi var ki ziyaretinize gelmedi.” diye haber verdiler. Hz.İmam buyurdular ki:”Ne acaip şeydir. Bu kadar alim ve büyük zatlar ikramımızda kusur etmemişken o kimse niçin gelmedi?” Bu sözü o kimseye haber verdiler, fakat hiç seslenmedi. Daha sonra o beldenin büyüklerinden birisi bir ziyafet tertip ederek ikisini de çağırdı. Biraz sohbetten sonra Hz. İmam o zata niçin ziyaretine gelmediğini sordu. O zat da hangi sebeple ziyaretine varmanın lazım geldiğini sorduğu zaman Hz. İmam:”Ben Müslümanların imamı olduğum içindir.” diye cevap verdi. O zat buyurdu ki:”Senin övünmen, ilim ile imiş. Halbuki ilmin başı Allah korkusudur. İrfan-ı İlahi’de bilgin nedir?” dedi. Hz. İmam da çeşitli deliller getirince o zat şöyle dedi:”Delil şüpheyi gidermek içindir. Hz. Allah benim kalbime bir nur ve feyz vermiştir ki; ona hiçbir şekilde şek ve şüphe girmez ki, gidermek için bir delile muhtaç olayım. Bu söz Hz. İmama çok tesir etti ve derhal o zatın mübarek eline yapışarak ondan inabe aldı. Pirinin teveccühü ile irfan şarabını içtikten sonra Tefsir-i Kebir’i yazdı. Nakledildiğine göre o Pir, Ebu Aliyyil- Cübai Şeyh Necmeddinil-Bekri (k.s.) idi. (Tabakatül-Ümem, s.163) (Mecmuatü’l-Cevahir, Osmanlı Yayınevi İstanbul-1979, Eserin Müellifi Muhammed Ali Ziyaüddin Nakşibendiyyi’l-Halidi, s.58-59) Mecmuatül Cevahir kitabını, eğer temin edebilirseniz, okumanızı tavsiye ederim.
Ayrıca şunu da ilave etmek isterim ki; çoğunu küfre götüren de haddi olmayan konular üzerinde tefekkür etmesidir. Böyle mevzularda bir rehberin eteğine yapışmak gerekir.
Asıl önemli olan ilimdir. Ancak ilimde yoldan çıkmamak için tarikata, tarikatta yoldan çıkmamak için de ilme ihtiyaç vardır. Nitekim dört hak mezhebin de imamları ilimde derya olduktan sonra tarikata intisab etmişler, bir mürşide bağlanmışlar. Yukarıdaki hikayeyi bu nedenle nakletmek istedim. Günümüzde hem ilmi Kuraniyyeyi akıllara nakşeden, hem de nuru İlahiye ile gönülleri mutmain eden müesseseler tüm dünyaya yayılmış vaziyettedir. Olması gereken de budur.
[/img][/code][/list][/quote]
|
|
|
|
|
sahsuvar
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 84
|
 |
« Yanıtla #30 : Şubat 03, 2007, 03:00:58 pm » |
|
"kişi sevdıgı ıle beraberdır.." degıl mı arkadaslar...e sızde sevdıgınız gıbı yasamaz,gulusuyle gulmez,acısıyla acılanmassanız bu nıce sevmektır...
|
|
|
|
|
selman.pelit
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 15
|
 |
« Yanıtla #31 : Şubat 05, 2007, 02:37:27 pm » |
|
"kişi sevdıgı ıle beraberdır.." degıl mı arkadaslar...e sızde sevdıgınız gıbı yasamaz,gulusuyle gulmez,acısıyla acılanmassanız bu nıce sevmektır... 
|
|
|
|
|
ABDULLAH LFC
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 183
|
 |
« Yanıtla #32 : Şubat 05, 2007, 11:20:03 pm » |
|
İnsanlara önce lâzım olan, herkesin birinci vazîfesi, emrlere uymak ve yasaklardan kaçınmakdır. Haşr sûresinin yedinci âyetinde meâlen, (Resûlümün getirdiklerini alınız ve yasak etdiklerinden kaçınız!) buyuruldu. Bu âyet-i kerîme, islâmiyyete uymanın lâzım olduğunu göstermekdedir. Zümer sûresinin üçüncü âyetinde meâlen, (Biliniz ki, Allahü teâlâ, hâlis olan din ister) buyuruldu. Böylece, herkese, ihlâs kazanması emr olundu. Fenâ hâsıl olmadıkça, ihlâs elde edilemez. Zât-i ilâhî sevilmedikce ihlâsın varlığı düşünülemez . Fenâyı hâsıl eden ve insanı, Zât-i ilâhînin sevgisine kavuşduran şey de, tesavvuf yolunda ilerlemekdir. Görülüyor ki, bu yolda ilerlemek, herkese lâzım olmakdadır. Çünki, ihlâsa kavuşmak, herkese lâzımdır. Yüksek mertebeleri ve bu mertebelere ulaşdırmaları bakımından, tesavvuf yolları çeşidlidir. Bunlar arasında, sünnet-i seniyyeye uymağı ve islâmiyyete yapışmağı emr edenleri seçmek dahâ iyi ve uygundur. Bu yol da, Ebû Bekr-i Sıddîkın yoludur “kaddesAllahü teâlâ esrârehümül aliyye”. kaynak:Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapmektubat-243
|
|
|
|
|
ABDULLAH LFC
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 183
|
 |
« Yanıtla #33 : Şubat 06, 2007, 01:15:12 pm » |
|
Öyle usta sürücüdür ki Nakşibendiyye; yolcuları götürür gizli yoldan evlerine.
Hakkın ve hak adamlarının yardımı olmadan, Melek de olsa, kurtulamaz yüz karalığından.
(imam-ı rabbani k.s.)
|
|
|
|
|
Gülfabrikasısahibi
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 63
|
 |
« Yanıtla #34 : Nisan 18, 2007, 07:05:43 pm » |
|
''Zaman tarikat zamanı değil imanı kurtarmak zamanıdır hem tarikatsız cennete giden çoktur fakat imansız cennete giden yoktur'' sözünü Bediüzzaman hazretleri söylemiştir. Fakat bununla birlikte Telvihatı Tisa risalesinde Tarikatı övmüş ve Nur mesleğinin içinde 12 tarikatı barındırdığını beyan etmiştir. Üstadımızın üstadı Hz. Ali olduğu için Bediüzzaman'ın tasavvufi yolunda da zikri cerhi yani açık zikir vardır. Bu zikir her namazdan sonra sesli olarak yapılır. Tek veya toplu olarak Allah'ın isimleri sesli şekilde zikredilir. Bunun dışında Rabitaül mevt (ölümü düşünme) dediğimiz rabıta şekli Nur mesleğinde bu zamandan gelecek zamana gidilerek yapılır yani kişi kendini ölmüş farzetmek yerine Bir gün öleceğim, kabre konacağım şeklinde bu rabıtayı gerçekleştirir. Bediüzzaman bunun detaylarını İhlas Risalesi ve Lemalarda vermiştir. Ayrıca her talebenin okuması gereken çeşitli vird ve dualardan oluşan Cevşenül Kebir'de yine Ehli tarikatın okudukları virdlerden çok farklı değildir. Zamanımızda illaki bir cemaate mensup olmak gereklidir zira Cemaat olmadan tek başına imanı kalpde tutmak bu zamanda gerçekten çok zor o yüzden benim kardeşlerime tavsiyem cemaat-tarikat her ne olursa ehli sünnete uygun olan bir cemaate girmeleri.
|
Bu zamanda Husrev'in aleyhinde olmak benim aleyhimde ,risale-i nur aleyhinde ve bizi perişan edenlerin lehinde bir azim hıyanettir.Said Nursi
|
|
|
|
Fatihan
|
 |
« Yanıtla #35 : Nisan 18, 2007, 07:12:31 pm » |
|
İMANI OLMAYAN BİRİNİN TARİKATTA TASAVVUFTA OLMASI DÜŞÜNÜLEMEZ ZATEN. AMA ZAMAN TASAVVUF TARİKAT ZAMANIDIR DİYORUM. RABITA İSE SADECE BAHSETTİĞİNİZ ANLAMDA OLMASA GEREK.BU BİR FEYİZ ALMA, AllahI KALPTEN ZİKRETME OLAYIDIR.YOKSA KURU KURU ÖLÜMÜ DÜŞÜNMEK DEĞİL.
|
'Ene, ene, ene' diyen kaybetti! Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapwww.evlilikmektebi.com
|
|
|
|
racül
|
 |
« Yanıtla #36 : Nisan 19, 2007, 01:22:47 am » |
|
o yüzden benim kardeşlerime tavsiyem cemaat-tarikat her ne olursa ehli sünnete uygun olan bir cemaate girmeleri. Tarikat / cemaate girmeden istihare namazlari falan da kiliniyor, hakkimda hayirli mi degil mi gibisinden...
|
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben. Theodor Heuss ehemaliger Bundespräsident
|
|
|
|
afrah
|
 |
« Yanıtla #37 : Temmuz 10, 2007, 01:36:20 am » |
|
İMANI OLMAYAN BİRİNİN TARİKATTA TASAVVUFTA OLMASI DÜŞÜNÜLEMEZ ZATEN. AMA ZAMAN TASAVVUF TARİKAT ZAMANIDIR DİYORUM. RABITA İSE SADECE BAHSETTİĞİNİZ ANLAMDA OLMASA GEREK.BU BİR FEYİZ ALMA, AllahI KALPTEN ZİKRETME OLAYIDIR.YOKSA KURU KURU ÖLÜMÜ DÜŞÜNMEK DEĞİL. 
|
.....Eger bu yoldan dönmek kader ise, o kader beni bulmadan Emanetini üzerimden al YARAAB....
|
|
|
|
afrah
|
 |
« Yanıtla #38 : Temmuz 10, 2007, 01:39:01 am » |
|
İMANI OLMAYAN BİRİNİN TARİKATTA TASAVVUFTA OLMASI DÜŞÜNÜLEMEZ ZATEN. AMA ZAMAN TASAVVUF TARİKAT ZAMANIDIR DİYORUM. RABITA İSE SADECE BAHSETTİĞİNİZ ANLAMDA OLMASA GEREK.BU BİR FEYİZ ALMA, AllahI KALPTEN ZİKRETME OLAYIDIR.YOKSA KURU KURU ÖLÜMÜ DÜŞÜNMEK DEĞİL. fatihan kardes ehline söyle kelami cahile gücmü yeter
|
.....Eger bu yoldan dönmek kader ise, o kader beni bulmadan Emanetini üzerimden al YARAAB....
|
|
|
ottoman
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 5
|
 |
« Yanıtla #39 : Kasım 02, 2007, 10:41:23 am » |
|
insan bilmediği şeyin cahili,cahili olduğu şeyin gafili , gafili olduğu şeyin de münkiri olurmuş arkadaşlar...
bir Türk düşünün..askerlik yapsın,vergisini versin,dürüstçe bu ülkede yaşasın.amma iş düşmanla savaşa geldiği zaman kalbini yokladığında o milli ruhu duymuyorsa bu adam cephede hangi yürekle çarpışacak.acizane böyle düşünüyorum.tarikat ,tasavvuf aşktır,ruhtur..şeriat ve tarikat ayrılmaz ikilidir zaten. fıkıh öğrenip tasavvufu ihmal eden sapıktır. tasavvufa yönelip fıkhı terkeden zındıktır buyurur islam alimleri. dünya aşk üzerine kuruldu biliyorsunuz.cenab-ı mevla habibim dediği resulullahın aşkına yarattı alemleri..sen olmasaydın alemleri yaratmazdım buyurdu...tasavvuf,aşk,tarikat.....olmazsa olmaaaz
|
|
|
|
|
|