bu sözcüğün anlamı o denli daraltılıp yozlaştırılmıştır ki cahiliyye sistemleri altındaki kitleler artık din denildiğinde inanç ve ibadet esasları dışında birşey anlamıyor.
bu tipler bir kimse ben

a , meleklerine , kitaplarına vs. inandım dedimi ve birtakım ibadetleri yerine getirdimi diğer zahiri hallarine bakmadan onu hemen

ın dinine girmiş kabul ediyor.
kuran mesjı içinde din kavramı şu dört ana kısımdan oluşan mükemmel bir düzeni tarif etmektedir.
1- hakimiyet ve egemenlik
2- hakimiyet karşısında boyun eğme ve itaat
3- söz konusu hakimiyetin etkisi altında kurulan fikri ve ameli düzen
4- bu düzenebağlılık ve itaat sonucu elde edilen mükafat yada , isyan ve karşı çıkmanın neticesi olarak yüce egemenlik tarafından verilen ceza
kuran din kavramını bazen birinci ve ikinci manaları(hakimiyet , egemenlik itaat ve boyun eğme ), bazen üçüncü(düzen), bazende dördüncü manası (yargı, ceza) ile kullanmakta bazı ayetlerde ise din diyerek dört ana kısımdan oluşan sözkonusu mükemmel düzenin tamamını kastetmektedir.
1. ve 2. manasıyla din
"Göklerde ve yerde olan her şey yalnız O'nundur. Din de daima O'nundur. Böyle iken, siz

'tan başkasından mı korkarsınız?"(nahl 52)
"Onlar,

'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdir. "(ali imran 83)
"Allah, O'dur ki sizin için yeri bir karargâh, göğü de bir bina yapmıştır. Size şekil vermiş, sonra şekillerinizi güzelleştirmiştir. Hoş nimetlerden size rızık vermiştir. İşte Rabbiniz o

'tır. Âlemlerin Rabbi olan

ne yücedir!
Daimî bir hayat sahibi ancak O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. Onun için dini halis kılarak O'na, hep O'na yalvarın. Hamd, âlemlerin Rabbi olan

'a mahsustur."(mümin 64 65)
ayrıca zümer 2,3,11,17 ve beyyine 5 ayetleride konu ile alakalıdır.
bütün bu ayetlerde din kavramı egemenlik ve bu egemenliğik kabul ederek ona itaat etmek ve kulluk yapmak manasında kullanılmıştır.

a dini halis kılmak ise

tan başkasını hakimiyet ve egemenlik ve hükümranlığını redderek itaat ve kullukta kimseyi O na ortak koşmaksızın itaat ve kulluğun yalnızca

a yapılmasıdır.
dinin 3. manasıyla kullanılışı
"Yoksa onların,

'ın dinde izin vermediği şeyi kendilerine meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer azabın ertelenmesine dair kesin yargı sözü olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azab vardır"(şura 21)
"Yine ortakları, müşriklerden çoğuna evlatlarını öldürmeyi güzel gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar.

dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla baş başa bırak!"(enam 137)
"Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun;

'a ve ahiret gününe inanıyorsanız,

dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun"(nur 2)
yunus 103,104 ve yusuf 76,40 ve kafirun 6 ayetleri de konu ila alakalıdır.
bu ayetlerde din kelimesi ile kastedilen mana kanun , kural , şeriat , yol ve insanların yaşamını ona bağımlı olarak sürdürdükleri düşünce ve hayat nizamıdır. eğer bir kimsenin bir takım kanun ve kurallara uyarak tabi olduğu egemenlik

ın egemenliği ise o kişi

ın dinindedir. yok eğer bu egemenlik herhangi bir despotun , kralın , bir şefin egemenliği ise kişi onların dinindedir. eğer egemenlik bir ruhban sınıfın elindeyse kişi ruhban sınıfın dinindedir. öte yandan egemenlik herhangi bir aile hanedan yada halkın çoğunluğunun egemenliği şeklinde ise kişi söz konusu zümrelerin dinindedir. özetle kişi son noktada kimin hüküm ve iradesini gözönünde bulunduruyor , kimin yasa ve önerilerini ölçü ve esas olarak kabul ediyor , onunla amel ediyor , hayatını düzenliyorsa onun dinini benimsemiş , onun dininin takipçisi olmuştur
4. manasıyla din
zariyat 5,6 ve maun 1-3 ve infitar 15-17
bu ayetlerde din kelimesi yargı ve caza ,hesap, ikap ve mükafat (amellerin karşılığı) manasında kullanılmıştır
en genel olarak din
kuranı kerim din kelimesini bu son anlamıyla şöyle ifade eder : din insanın benimseyip itaat ederek boyun eğdiği herhangi bir yüce egemenliktir. bu egemenliğin koyduğu yasa ve kurallar çerçevesinde hayatını sürdürür. boyun eğdiği egemenliğin siyasal otoritesine itaat etmesine karşılık izzet yücelme , mükafat bulmayı umar. isyan etme ve otoriteyi tanımama durumunda ceza , alçaklık ve perişan hale düşmekten korkar.
belkide dünyanın hiç bir dilinde böylesine bütün bir nizamı kuşatan çok geniş kapsamlı bir terim yoktur
aşağıdaki ayetlerde din kelimesinin birbirini tamamlayan dört anlam boyutu birden ifade edilmektedir.
tevbe29
" Bir de Firavun: "Bırakın beni, öldüreyim Musa'yı da o Rabbine dua etsin. Çünkü ben onun, dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum" dedi."(mümin 26)
firavunla musa (sav) arasında geçen olaylar kuranda verilen tüm ayrıntılarıyla gözden geçirip değerlendirdiğimiz zaman bu ayetteki din kelimesinin sadece inanç ve manevi değerler bütününden ibaret bir dini hayat şeklini değil , devlet ve toplum düzeni anlamınıda kapsadığını açık bir şekilde görüyoruz. musa (sav) eğer misyonunda başarılı olursa firavun devletin değişeceğini söylemek istiyordu. bu taktirdede firavunlarınhakimiyet ve egemenliği bitecek , devrin yürürlükteki yasa ve gelenekleriyle sürdürülen hayat nizamı kökünden sökülecek , bütün bunların yerine yeni yas ave geleneklerin üzerinde yükselen yepyeni bir nizam kurulacaktır.
firavun fesat ilede ülkede nizam intiazam kalmayacak hiç bir düzen olmayacak bütün bir ülke huzursuzluk ve kargaşanın için edüşecek demek istiyordu.
"Doğrusu

katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim

'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki,

hesabı çabuk görendir"( ali imran 20)
"Ortalıkta fitne kalmayıp, din tamamıyla

'ın dini oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki,

yaptıklarını görür. "(enfal 39)

katında kabul gören yegane hayat nizamı yalnızca ve sadece

a itaat ve kulluğa dayanan hayat nizamı(islam) dır.
temelleri

tan başka bir egemenliği otarite olarak görmeye ve bu otoriteye itaata dayanan başka bir nizmın kainat sahibinin katında kabul görmesi kesinlikle mümkün değildir