Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Ocak 09, 2009, 08:57:31 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Kalbimiz Kiminle Beraber  (Okunma Sayısı 214 defa)
İsra
Moderatör
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 4210



« : Ekim 17, 2008, 12:49:12 ÖÖ »


Yalnızlık 'a mahsustur. O'ndan gayrı herkes birbirine muhtaçtır. Çağımız insanının bir afeti de yalnızlaşmasıdır. Daha da beteri Rabbine yabancılaşmasıdır. O'nunla barışık olmayan insan, isyan ve nisyan yolcusudur. İnsanın ile yakınlaşması ve yabancılaşması kalp üzerinden gerçekleşir. Çünkü kalp nazargah-ı ilahidir. İlahi tecelliler orada yankı bulur. Görüyoruz ki; , insan ilişkilerinde merkez kalbdir. Ancak çoğu zaman kalp bu hayati fonksiyonunu yerine getiremez oluyor. Çağımızın en önemli hastalığı kalp sancısıdır. Kalp kendisini yaratan Kudret'le bağını koparıyor. Kalbi yeniden yaratatıcısına bağlamak gerekiyor. Yoksa serseri mayın gibi dolaşan varlıklar peydahlar...

Sürekli bir değişim ve devinim içinde olan, değişik etkilerle çalkalanıp duran kalbin, Hak'ta sebat etmesi zorlaşıyor. Kalp dağınıklığı insanı istikrarsızlaştırıyor... 'ın tasarrufu altında olan kalbin, batılın tasallutuna terk edilmemesi gerekiyor. Kalbin parçalanması, ile birlikte başka otoritelerin kalbe egemen olması hayatın iptali demektir. Bu gerçeği görerek kalbde tevhidi bir kararlılık ve tutarlılık sağlamak lazım... Rab'le iletişimi güçlü kılmak, zihinleri sürekli ilim ve hikmetle, gönülleri de yakin ve itminanla beslemek gerekir... Asrımızın dalalet ve günah tufanları karşısında kalbi kendi haline bırakmamız, düşünülemez...

Bütün mesele yüreğimizi dayayacak yeri bulabilmek... Bunu başarırsak güven iklimini yakalamış oluruz... Donuk bir dünyada, soğuk insanlar arasında öncelikle Rabbimizin rahmet ve şefkatine yüreğimizi yaslamak... Bunu başarırsak kalbimizde oluşan sıcaklıkla, mekanik bir hayatın kıskacında boğulmaya yüz tutmuş nesillerin soluklanacağı, sığınabileceği, ısınabileceği bir yürek iklimi sunabiliriz...

Plautos:"Yüreğim var, var ama yüreğimi dayayacak bir yer yok." diyor. İnanç boşluğu... Kalbin fıtratla bozuşması...Yaratana uzak düşmesi...

Şimdi siz, kalbinizin kurduğu bağlantılardan haber verin! Kur'an'ın öngördüğü tarzda rahmet, şifa, nur içeren bağlantılar mı? Yoksa sınırsız arzuları, önlenemez hırsları, iğrenç iştahları doyurmaya yönelik bağlantılar mı? Kalbini yokla... Ruhunun sesini dinle... Kalp atışların nelere işaret ediyor? Yüreğimizi hoplatan ne türden bağlantılar? İş bağlantıları mı? Cinsel bağlantılar mı? Siyasi bağnazlıklar mı?

Günümüzde Kur'an ayetleri karşısında lakayt kalan, onları hafife alan nice ölü ve taşlaşmış kalp sahipleri var... Bu gibi hastalıklı kalbler bakacaksınız ki, şeytana yardım ve yataklık ediyor...

Yüreklerimize kimleri konuk ediyoruz? Hangi şöhretleri? Hangi dünyanın insanlarını? Ötekilerin dünyasından kimse var mı? Mesela mazlumlardan, yetimlerden, yoksullardan kimseler var mı?

Yüreğimizi açık tutabiliyor muyuz? İnsaniyete, adalete, hikmete, uhuvvete ve rahmete... Yüreklerine kilit vuranlar, yarın kime gideceksiniz? Özgürlük sloganı ile yola çıkıp, tanımı ve sınırı doğru yapılmayan bir özgürlük savrulması ile tükenenler; en son kendilerini 'tan bile bağımsız görme istikbar ve istiğnası ile yokoluşlarını hazırlıyorlar... Özgürlük dürtüsü önü alınamaz ölümcül sonuçlar doğuruyor... Yürek özgürlüğünün yolu 'a teslimiyetten geçer.Peki, kalbimiz 'a ne kadar düşkün? O'nu ne kadar arıyor? Kalbi 'a münhasır kılabiliyor muyuz? Oysa ki, O bize bizden de yakın... Şah damarımızdan bile... Kişi ile kalbi arasına giren de O... Kalp sadece O'nun mülkü değil mi? Kalbde ağyar varsa, O oraya girer mi? O'nun girmediği kalbi taşıyanlarda huzur ve güven aramak, başlı başına bir gaflet olmaz mı?

O halde kalbimizle aramız açılmadan, canımız elimizden alınmadan, fırsat elimizde iken ve Rasulü bize yeniden dirilişi müjdeleyen, sonsuz esenliğe yükseltecek bir çağrı ile davet ettiği zaman, canı gönülden icabet etmek durumundayız...

"Ey iman edenler! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman ve Rasulüne (onların çağrılarına) icabet ediniz. Ve biliniz ki, kişi ile kalbi arasına girer ve (siz) mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız."Enfal-24)

Kalbi hayatımız için O'nun çağrısına icabet edeceğiz... Aynı zamanda O'nu da kalbimize davet edeceğiz... Nasıl mı? Mü'minin miracı olan namazla... Namaz bizi O'nunla buluşturacak... Teheccüdle, tefekkürle O'nunla halleşeceğiz... Secde O'na en yakın olduğumuz an olacak...

İçinde bulunduğumuz ortam ve olumsuzluklar bizi O'ndan alıkoyuyorsa önce yüreklerde başlayan bir hicreti başlatacağız... İhsan kıvamında bir kullukla O'nunla beraber olmanın hazzını ve izzetini yaşayacağız... Biz O'nu görmesekte, O bizi görüyor ya, bu bize yeter...

Zikir ile 'a ram olmasını, rabt olmasını gerçekleştireceğiz...

Zaman zaman itikaf ile kalbimizin kiminle olduğunu tesbit yoluna gideceğiz...

Şayet, ile berabersem; ben, benim!... Yani, varım... Yok değilsem, ben neyim ki!?

Ramazan Kayan
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Ahirette de benimle beraber olsunlar KISSADAN HİSSELER sıddık-birgüvi 2 372 Son Mesaj Şubat 26, 2006, 01:44:37 ÖÖ
Gönderen: osmanli
Mukayese Ama Kiminle? KİŞİSEL GELİŞİM Ber-ceste 2 431 Son Mesaj Şubat 16, 2008, 06:19:36 ÖS
Gönderen: setre
onlar 3 kisi beraber, biz 40 kisi yanlizdik SERBEST KÜRSÜ eginli 4 304 Son Mesaj Mart 02, 2008, 02:00:07 ÖS
Gönderen: duha
Allah'la Beraber Olmak KISSADAN HİSSELER fatihan 0 140 Son Mesaj Mayıs 04, 2007, 11:08:45 ÖÖ
Gönderen: fatihan
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


Sadakat İslami Forumları 2004-2008
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM