Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Mart 21, 2010, 07:35:50 am


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *  (Okunma Sayısı 2352 defa)
dagdeviren
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 30

Avatar Yok


« : Eylül 21, 2004, 01:22:26 am »


Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları

 

A.Fikri Yavuz:

Ehl-i sünnettir. Mezhepsizliğe karşıdır. İlmihali de kıymetlidir. Ancak bin yıl önce kaplama diş yapıldığını sanmış, tadbib kelimesini kaplama diye yanlış tercüme ederek, kendine inananların cünüp gezmesine sebep olmuştur.

 

Abdülaziz Bayındır:

Allahü teâlânın, (Onları ölü sanmayın) âyetine ve Resulünün Buhari’deki, (Kâfir ölüleri de sizlerden daha iyi işitir) mealindeki hadis-i şerifine rağmen ölülerin işitmediğini sanan selefiyye itikadında birisidir.

 

Abdülkerim Polat:

Mezhepsizlik ve vehhabilik aleyhinde kitabı olan emekli bir müftüdür.

 

Acluni:
Sahih hadislere zayıf ve uydurma demekle kâzip bir şöhrete kavuşmuş birisidir.
 

Ahmed Davudoğlu:

Ezherden mezun olup da, vehhabiliğe ve mezhepsizliğe karşı olan nadide simalardan biridir. Mezhepsizler hakkında, Din tahripçileri isimli eseri vardır.

 

Ahmet Gürtaş:

İlahiyatçıdır. Mezhepsizlik Yaygarası isimli kitabı ile, Prof. Dr. Durmuş Ali Kayapınar’ın mezhepsizlik hakkındaki tercüme kitabına saldırıyor. Yaygara’sında, mezhebi olmayanlara mezhepsiz denmesine kızıyor. Mezhepsizleri hararetle savunan biridir.

 

Ahmet Hulusi:

Dinde aklı esas alan ve sigaranın zararını bilerek içene kâfir diyecek kadar ileri giden, çeşitli konularda ehl-i sünnet âlimlerinin ictihadlarına aykırı görüş bildiren bir felsefecidir.

 

Ahmet Kadiyani:

İsmâili [batini] fırkasından idi. İngilizler, İslamiyet’i içerden yıkmak için bunu seçtiler. Önce, Behai, Müceddid sonra da, Mehdiyim dedi. Daha sonra da, İsa olduğunu söyledi. Nihayet, Peygamberim diyerek yeni bir din getirdiğini ilan etti.

 

A. Selami Toscuoğlu:

Ehl-i sünnettir, mezhepsizliğe karşıdır.

 

Ali Bulaç:

Mevdudi, Hamidullah gibi mezhepsizleri savunan bir yazar olmasına rağmen, bazı mezhepsizlere de karşı olduğunu Ali Nar hoca bildirmektedir.

 
Ali Eren:
Ehl-i sünnettir. Dini içten yıkmak isteyen mezhepsizlere karşı yazılar yazmaktadır.
 
Ali Nar:
Mezhepsizlere karşıdır. Mezhepsizlik isimli bir kitabı da vardır.
 

Ali Turgut:

Suud vehhabilerine, Kur’an-ı kerimin Türkçe mealini hazırlayanlardan biridir.

 

Aliyy-ül-kari:

Aliyy-ül-kari, Ehadis-ül mevduad isimli kitabında, sahih hadislere mevdu demektedir. (Fıkh-ı ekber) kitabını şerh ederken Peygamber efendimizin mübarek ana-babasına hakaret etmiştir. Tasavvuf büyüklerine iftira etmiştir. (Bkz.El-Müstened-ül-mutemed)

Turub-ül-emasil kitabında buyuruluyor ki: (Aliyy-ül-kari, din büyüklerine çirkin itirazlarda bulundu. İmam-ı Şafiî ve İmam-ı Malik hazretlerinin ictihadlarına dil uzattı.)

 

Alusi Mahmut: Alusi Numan: Alusi Şihabuddin:

Üçü de ibni Teymiyeci idi.

 
Arif Güneş:İslam gerçeği isimli tesettürü inkâr eden kitapta imzası olanlardan biridir. Kur’an-ı kerimin ortaya çıkış süreci isimli kitabında ise, vahyi getiren Cebrail isimli bir melek olmadığını, bu vahy programının adı olduğunu söylüyor. Bunun gibi sapık görüşlerine de Pakistanlı mezhepsiz Prof. Fazlur Rahmanı delil olarak gösteriyor.
 

Bahattin Uzunkaya:

Resulüm diyen Reşat Halifeye inananlardandır. Sonra kendisi de Resul olduğunu iddia etti.

 

Bayrak Bayraktar:

TV'lerde Yaşar Nuri ve Zekeriya Beyaz vari konuşmaları ile meşhur olmaya çalışmaktadır.

Tefsirinde, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine aykırı şahsi görüşleri var. Mesela neshi inkâr etmektedir.

 

Behaullah:

Behailiği kuran ve kendisini Peygamber olduğunu söyleyen bir sapık idi.

 

Beykiyef:

Kazanlı Moskof Musa Carullah Beykiyef. İslamın Lutheri denilen ve İslam ile komünizmin arasını bulmaya çalışan, (Fıkıh, kelam, tefsir gibi din kitapları akla uygun değildir. Kur’anın bazı kuralları eskimiştir. Aklı olan dini esaretten kurtulmalı) diyen dinde reformcu bir mezhepsizdir.

 

D. Ali Kayapınar:

İslam dinini tehdit eden en korkunç fitne Mezhepsizliktir isimli kitabı mezhepsizlerin tepkisini üstüne çekmiş, Ahmet Gürtaş çok yaygara koparmıştı.

 

Dr. Alaeddin Yalçınkaya:

Mezhepsizliğe karşıdır. C. Efgani isminde bir kitabı da vardır.

 

Dr. Muhammed Reşad:

Tıp doktorudur. Mezhepsizlere karşıdır. Efgani Etrafında Makaleler adıyla kıymetli bir kitabı vardır. “Mutezile ile Cebriyeyi, Şia ile Vehhabiliği bir arada götüren mezhepsiz tiplere dünyada sadece Türkiye’de tesadüf edilir” diyor.

 
Ebu Müslim Horasani:
Emevilerin yıkılıp, Abbasilerin kurulmasında rolü büyüktür. Abbasi halifesi Ebu Mansur onu idam ettirdi. Batini gibi bazı fırkalar onu tarikatlarının kurucusu olarak bilirler.
 

Edip Yüksel:

19 culuk batıl dinini savunan ve Resulüm diyen Reşat Halifeye inananlardandır. Babası Sadrettin Yüksel hoca onun için, (Peygamberim diyen Reşat Halife’nin dinine girip mürted oldu) diyor.

 

Emrullah Fatiş:

Hz. İsa’nın gökten ineceğini, Deccal ve Mehdi’nin geleceğini inkâr ediyor. İbni Haceri Mekki hazretleri buyuruyor ki: (Deccalın veya Mehdinin geleceğine inanmayan kâfir olur) hadis-i şerifi, Ebu Bekir El-İskaf, Favaid-il Ehbar isimli kitapta, Ebu Kasım Es-Süheyli de şerh’is-Siyer isimli eserde zikretmiştir.

 

Enver Baytan:

Mezhepsizliğe karşıdır. Müctehid taslakları ve başka kitapları vardır.

 

Hasan el Benna:

İhvanül müslimin teşkilatını kuranlardandır. Fitne çıkarıp binlerce Müslümanın şehit edilmesine ve Mısır’da islama karşı devletin tavır koymasına sebep olmuştur.

 

Hempher:

İngiliz casusudur. Vehhabiliğin kurulmasındaki rolü büyüktür.

 

Hüsamettin Tokuş:

“Dindeki reformculara CEVAP” isimli kitabında, Yaşar Nuri’yi tenkit etmektedir.

 

Hüseyin Aşık:

Mezhepsizlere karşı imkânı nispetinde mücadele eden emekli müftülerdendir.
 
Hüseyin Atay:
Tesettürü inkâr eden İslam gerçeği kitabını yazanlardandır.
 

İbni Hazm:

Zâhiriye mezhebinde idi. Herkesin ictihad yapmasını ister, bir mezhebe uymaya haram derdi.

 

İbni Rüşd:

Din bilgilerini, kendi görüşüne göre anlatmış, İmam-ı Gazali hazretlerine karşı, felsefecileri savunmuştur. S. Uludağ, İrşad kitabında, İbni Rüşd için İslamın ilahiyatına inanmayan kimse diyor.

 

İbni Sebe:

Hurûfiliği ortaya çıkaran Yemenli bir yahudidir. Müslümanları saptırmak ve parçalamak ve İslam ışığının kaynağı olan Ehl-i beytten intikam almak için yapmıştır. Maksadının anlaşılmaması için, Hz. Ali’yi çok seviyor görünmüş, üç halifenin ve Eshab-ı kiramın kâfir olduklarını söylemiştir. Hz. Ali’ye düşmanlığını, Onu aşırı sevmek perdesi altında gizlemiştir. İmam-ı Rabbani hazretleri, (Eshab-ı kiramı kötüleyenlerin ilki, İbni Sebe'dir) buyuruyor.

 

Kâmil Miras:

Erkeklerin altın yüzük takmaları caiz diyen ibni Teymiyeci biri idi.

 

Lawrens:

Kendini şeyh olarak tanıtan bir ingiliz casusu idi. Osmanlıya bağlı vehhabileri ve âsileri Türk düşmanlığı ile körükleyip, Mekke ve Medine’de de hıyanetlere sebep oldu.

 

M. Avni Özmansur:

Seyyiddir. (Kur’andaki asıl islam bu) isimli kitabı ile ve diğer kitapları ile Yaşar Nuri Öztürk’ün kitaplarına ilmi olarak cevap vermiş kıymetli bir şahsiyettir.

 

M. Ebu Zehra:

Günümüzdeki mezhepsiz profesörlerden birisidir. Birçok kitabı vardır.

 

Mehmet Emre:

Mezhepsizlik ve vehhabilik aleyhinde kitapları vardır.

 

Mehmet Şevket Eygi:

Mezhepsizlere ve diğer bid’at fırkalara karşı yazdığı yazılarla meşhur bir zattır.

 

Mehmet Talu:

Ehl-i sünnettir, ancak ibni Teymiye gibi sakal kazımaya haram demektedir.

 

Muhammed bin Abdülvehhab Necdi:

Vehhabiliğin kurucusudur.

 

Muhammed Sıddık Hasan han:

İbni Teymiyeci süper bir mezhepsizdir.

 

Mustafa Çağrıcı:

Suud vehhabilerine, Kur’an-ı kerimin Türkçe mealini hazırlayanlardan biridir.

 

Mustafa Sabri efendi:

Ehl-i sünnet âlimi idi, mezhepsizliğe karşı eserleri vardır.

 

Mustafa Varlı:

Din işleri yüksek kurulu uzmanlığı yapmıştır. HANGİ İSLAM isimli bir kitap yazarak, Yaşar Nuri Öztürk’ü tenkit etmektedir.

İnşAllah yazarın bu kitabı, Mezhepsiz Kardavi ve S. Kutup gibi mezhepsizlerin kitaplarını tercüme etme günahlarına kefaret olur.

 

Müslim Gündüz:

İlk defa camiye def sokan Aczmendi tarikatının değnekli şeyhidir. Fadime Şahin’i de meşhur etmiştir.

 

Necip Fazıl:

Ehl-i sünnet idi. Mezhepsizleri tenkit eden eserleri vardır.

 

O. Hacı Ömeroğlu:

Yazdığı kitabında, mezhepleri yıkmaya çalışan Kardavi için (İki işçi, koca Süleymaniye’yi yıkar; fakat onu yapmak için bir Süleyman ve bir de Sinan gerekir) diyor.

 

Osman Akyıldız:

Mezhepsizliğe karşıdır. Beyan Dergisinde bu konulardaki yazıları ile meşhurdur.

 

Ömer Nasuhi Bilmen:

Ehl-i sünnettir. Eserlerinde bazı hatalar olmakla beraber genelde kıymetlidir.

 

Reşat Halife:

Ben resulüm diyen bir zındıktır. Allahü teâlânın, (Bu Kur’an değişmedi, değiştirilemez, onu biz indirdik, ancak biz koruruz) sözlerine rağmen, 19 rakamın katlarına uymayan âyetler Kur’ana sonradan ilave edildi diyor.

 

Sadık Albayrak:

Ehl-i sünnet yazarlarımızdan biridir.

 

Sadrettin Gümüş:

Suud vehhabilerine, Kur’an-ı kerimin Türkçe mealini hazırlayanlardan biridir.

 

Sadrettin Yüksel:

Mezhepsizliğe karşıdır, Ehl-i sünnettir. Bir ara Humeynici olmuş idi. Oğlu Edip Yüksel için, (Peygamberim diyen Reşat Halife’nin dinine girip mürted oldu) demektedir.

 

Sait Çekmegil:

Selefi itikadlı bir terzidir. Çeşitli kitapları vardır. Lokman suresinin, (Allaha ortak koşmak, doğrusu şirk, büyük bir zulümdür) mealindeki 13. âyeti kerimesini delil gösterip, (Gazali, peygamberlerden kıssalar anlatıyor, âyetler, hadisler yazıyor, kaynak vermiyor. Şirkten büyük zulüm işliyor, yani kâfirdir) diyor. Humeyni’ye de kâfir demektedir.

 

Şemsettin Yeşil:

Ömer Nasuhi hoca İstanbul müftüsü iken, hocaya kırktan fazla soru sormuş, hoca da buna verdiği cevapları Eshab-ı kiram adı ile neşretmiştir. Bu kitapta görüleceği gibi, Eshab-ı kiram düşmanı idi. Bilhassa Resulullahın kayınpederi ile kayınbiraderi ve vahy katibi olan Hz. Muaviye’ye saldırmış, Ömer Nasuhi hocadan gerekli tokadı yiyen bir rafizidir.

 

Şevkani:

Hindistanlı büyük âlim Abdülhay Lüknevi, (Şevkani, İbni Teymiye gibi ilmi çok, aklı az, hatta ondan daha aşağıdır) diyor. Zeydi mezhebinde bir sapıktır. (Cevab-üs-sail s.69), Süleyman Uludağ da, Şevkani’yi överek onun serbest fikirli bir vehhabi olduğunu söylüyor.

 

Tarhan Temizer:

Allah akıllı, Allah iyi düşünür diyerek Allahı süper bir insan gibi gösteren bir yazardır.

 

Yaşar Kaplan:

Mason Efgani’yi övmek için, müslümanların halifesi II. Abdülhamid Han için maskara adam ifadesini kullanmış, "Abdülhamidin Afgani hakkında maskara adam demesinin şer’i bir önemi yoktur. Abdülhamidin söylediği o söz niçin sultanın kendisi için de geçerli olmasın" demiştir.

 

Yaşar Nuri Öztürk:

Tesettürü inkâr eden İslam Gerçeği isimli kitabın yazarlarından birisidir. Sol bir partiye üye olup, siyasete atılan Yaşar Nuri Öztürk, Kur'anda İslam kitabında diyor ki:

1- Ebrehe'nin ordusunu helak eden siccin taşları, veba mikroplarıdır. (s. 45)

2- Mirac ruhani bir olaydır. (s. 58

3- Ayın ikiye ayrılma mucizesi, fiili değildir. Resulullah, böyle görüntü meydana getirdi. (s. 90)

4- Kur'anda kadere iman diye bir şey yoktur. (s. 93,95)

5- Davud Peygamber günah işlemiştir. Peygamberler günahtan beri değildir. (s. 101)

6- Kur'anı anlamadan okumak hatim sayılmaz. (s. 102)

7- Yolculukta bakımsız mescitlerde namaz kılmamalı, namazları cem etmelidir. (s. 104)

8- Cennette Allah görülmeyecektir. (s. 108)

9- Hazret-i Peygamber, ümmî değildi. (s. 110,334)

10- Cihazdan dinlemekle hatim olur. (s. 117)

11- Ölüler için Kur'an okunmaz. (s. 118-317)

12- Camilerdeki Muhammed v.s.nin ismi yazılı tablolar tevhid inancına ters düşer. (s. 120)

13- Resulullah, tek bir hadisin bile yazılmasına izin vermemiştir. (s. 127)

14- Hazret-i İbrahimin babası putperest idi. (s. 55)

15- Kur'anın hiçbir âyeti nesh edilmemiştir. (s. 157)

16- İslamiyette tenasüh (reenkarnasyon) vardır. (s. 161,249,257,283,312,320)

17- Kur'ana abdestsiz, gusülsüz el sürülür ve okunur. (s. 162,163,288)

18- Hazret-i Musa, günah işlemiştir. Bir kıbtiyi öldürmüştür. (s. 165)

19- Namazda her millet kendi lisanı ile okuyabilir. (s. 295)

20- Allaha ve ahirete inanan ve barışa yönelik hizmetler sergileyen herkes, ister yahudi, ister hıristiyan olsun cennete girecektir. (s. 367,493,511)

21- Namaz kılarken kıbleye yönelme şartı yoktur. (s. 580)

22- Mezhebi dörtte sınırlamak, İslama yapılabilecek en büyük kötülüktür. (s. 399)

23- Oruç kefareti diye bir şey yoktur. (s. 415)

24- Dinden dönen, mürted olan öldürülmez. (s. 424)

25- Müslüman kadın, kitap ehli kâfirlerle evlenebilir. (s. 425)

26- Kadın hayz halinde, namaz kılar, oruç tutar, Kur'an okur, tavaf eder. (s. 429)

27- Şahitlikte iki kadının bir erkeğe eşitliği yanlıştır. (s. 453,452)

28- Kadınlara da cuma namazı farzdır. Cuma namazı iki rekattır, diğerleri bid’attir. (s. 515)

29- Eskiden, köle kadınlardan ayırt edilmesi için, hür kadınlar örtünürdü. Bugün için böyle bir şeye ihtiyaç olmadığı için, kadınların örtünmesi farz değildir. (s. 529, 615)

 

Yusuf Kandehlevi:

Kandehlevi mezhepsizinin, hadislerle müslümanlık diye yazdığı kitapta, (Hz. Ali Hz. Ömere kızını gönderip , kızıma bak beğenirsen senin karın olsun dedi, Hz. Ömer de kızın eteğini kaldırıp bacaklarına baktı) diye yazılı idi. Bunu 20 sene kadar önce tenkit etmiştim. O zaman bu kitabı basan yayınevi, (Bu Arap âdeti idi) diye itiraz etmişti. Ben de, İslamiyet, yanlış olan Arap âdetlerini kaldırmak için geldi, Kâbe'yi kadın erkek çırıl çıplak tavaf ederlerdi, bu da Arap âdeti idi, kız çocuklarını diri diri gömerlerdi, bu da Arap âdeti idi. Ama İslamiyet geldi bunları kaldırdı. Hz. Ömere böyle iftira yapılması ne kadar çirkindir demiştim.

 

Prof. Zuhayli de aynı görüşü paylaşarak diyor ki:

Hz. Ömer, Hz. Aliden kızı Ümmü Gülsümü istemişti. Hz. Ali, onu sana göndereyim, şayet razı olursan hanımın olsun” dedi. Hz. Ali kızını Hz. Ömere yolladı. Hz. Ömer kızın eteğini açıp dizine kadar baktı. Ümmü Gülsüm, “Emirül müminin [halife] olmasaydın gözüne bir yumruk yerdin” dedi. Ümmü Gülsüm Hz. Alinin sözünden itibaren, Hz. Ömerin hanımı olmuş, dolayısıyle bakması da helal hale gelmiştir.” (Zuhayli, islam fıkhı ansiklopedisi c.9, s.23)

CEVAP
1- Hz. Ömer nikah etmeden kızın bacağını açıp baktı demek ona büyük bir iftiradır.

2- Hz. Ömerin bu normal hareketi ise, kız ne diye gözüne yumruk yerdin diyor?

3- Halife olunca yumruk atmamak mı gerekir?

4- Hz. Alinin sözünden itibaren, Ümmü Gülsüm şahitsiz nikahsız nasıl karısı oluyor? Bu hangi dinde ve hangi mezhepte vardır? Karısı olduğu için bakması nasıl helal hale gelir? Yani nikahsız nasıl bakması helal olur? Nikahsız karı olur mu?

5- Sonra kızın bacaklarına bakmak niye lazım olsun? Şayet lazımsa güvendiği bir kadına söyler, mesela kızı Hafsa validemize söyler o gider bakardı.

 

Ne tarafından bakarsanız bakın bu büyük bir iftira, çok çirkin bir olaydır. (Benden sonra Peygamber gelseydi Ömer Peygamber olurdu) (Ben ilmin şehriyim, Ali ise kapısıdır) hadis-i şerifleriyle ilim ve makamları müjdelenen bu yüce din büyüklerimize, ki aynı zamanda birisi Allah Resulünün kayınpederi, diğeri damadı olan bu yüce insanlara iftira etmek bir müslümana yakışmaz. Buna inanmak ve bu gibi iftiraların yer aldığı kitapları yayınlamak da bir müslümana yakışmaz.

 

Yusuf Kerimoğlu:

(Hüsnü Aktaş), Ehl-i sünnettir. Mezhepsizlerden çekinmeden, diş dolgusunun gusle mani olduğunu söyleyebilen nadir kimselerden biridir.

 

Zahid-ül Kevseri :

Vehhabiliği red eden Esseyf-üs-sakil kitabı ile Makâlatı çok kıymetlidir.

 

Zekeriya Beyaz:

Yaşar Nuri gibi, tesettürün farz olduğunu kabul etmez. Tavuktan, horozdan, balıktan kurban olabileceğini de söylemiştir.

 

Zemahşeri:

Tefsir, fıkıh ve lügat âlimi bir mutezile idi.
Moderatöre Bildir   Logged
muallim_abi
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 479



WWW
« Yanıtla #1 : Kasım 11, 2005, 04:10:24 am »


Birkaç not da ben yazayım, gerçi çok yazmak gerek ama.. neyse..

A.Fikri Yavuz:

Ehl-i sünnettir. Mezhepsizliğe karşıdır. İlmihali de kıymetlidir. Ancak bin yıl önce kaplama diş yapıldığını sanmış, tadbib kelimesini kaplama diye yanlış tercüme ederek, kendine inananların cünüp gezmesine sebep olmuştur.


Cevap: Kendine inananların cünüp gezmesine sadece o değil, bu satırları yazan ahmağın mantığına göre Zahidul-Kevseriler, Mustafa Sabri Efendiler, Saidi Nursiler, Süleyman Efendiler ve daha nice ehli sünnet alimleri sebeb olmuştur. Satırı yazanın "hocam dedi, aksi sapıklıktır" mantığıyla ilerlediğine açık vesikadır. Değerlendirmeye kendini "Ulemayı cünüplükle suçlayan biriyim" diye başlasa daha yerinde olurdu. Tedavi maksatlı şeyi, hamura benzetip fasid kıyasını şer-i nas zanneden ahmağa ne demeli.

Ahmed Davudoğlu:

Ezherden mezun olup da, vehhabiliğe ve mezhepsizliğe karşı olan nadide simalardan biridir. Mezhepsizler hakkında, Din tahripçileri isimli eseri vardır.


Cevap: Ayrıca muteber bir ehli sünnet alimidir.

Beykiyef:

Kazanlı Moskof Musa Carullah Beykiyef. İslamın Lutheri denilen ve İslam ile komünizmin arasını bulmaya çalışan, (Fıkıh, kelam, tefsir gibi din kitapları akla uygun değildir. Kur’anın bazı kuralları eskimiştir. Aklı olan dini esaretten kurtulmalı) diyen dinde reformcu bir mezhepsizdir.


Cevap: Mustafa Sabri Efendi'nin hakkında kitabı vardır. Okunmasını tavsiye ederiz.

Mehmet Emre:

Mezhepsizlik ve vehhabilik aleyhinde kitapları vardır.


Cevap: Aynı zamanda icazetli bir ehli sünnet alimidir. Fetvalar kitabını tavsiye ederiz.

Mehmet Şevket Eygi:

Mezhepsizlere ve diğer bid’at fırkalara karşı yazdığı yazılarla meşhur bir zattır.


Cevap: Bedir Yayınevi'nin sahibidir. Buradan ehli sünnete ait terceme eserler alabilirsiniz.

Mehmet Talu:

Ehl-i sünnettir, ancak ibni Teymiye gibi sakal kazımaya haram demektedir.


Cevap: Hernekadar bu hükmü tasvip etmesem de, Mehmet Talu bu fetvayı verirken muteber ehli sünnet alimlerinden nakil yapmaktadır. Sanki İbni Teymiyyeyi baz alıyormuş gibi yorumda bulunmak doğru olmaz.

Mustafa Sabri efendi:

Ehl-i sünnet âlimi idi, mezhepsizliğe karşı eserleri vardır.


Cevap: Büyük ehli sünnet alimidir. Sözü dinde senetdir. Diş dolgusunun gusle engel olmadığını söylemiş, ahmaklara ve fasid kıyascı yobazlara gerekli cevabı vermiştir.

Sadrettin Yüksel:

Mezhepsizliğe karşıdır, Ehl-i sünnettir. Bir ara Humeynici olmuş idi. Oğlu Edip Yüksel için, (Peygamberim diyen Reşat Halife’nin dinine girip mürted oldu) demektedir.


Cevap: Yaşar Nuri aleyhine yazısı mevcuddur. Abdestsiz Kuran'a dokunmanın haram olduğunu vesikaları ile ispat etmiştir. Tabii bu, fıkh kitaplarına itimadı olmayanlara yönelik olmuştur. Yoksa müslüman, fıkh kitabını okuyunca, başka delil sorma lüzumu hissetmez.

Yusuf Kerimoğlu:

(Hüsnü Aktaş), Ehl-i sünnettir. Mezhepsizlerden çekinmeden, diş dolgusunun gusle mani olduğunu söyleyebilen nadir kimselerden biridir.


Cevap: Mustafa Sabri Efendi, Zahidul Kevseri, Saidi Nursi ve Süleyman Efendi gibi büyüklere mezhepsiz diyen tecdidi iman eylemeli. Nadir ahmak insanların safında bulunan tebrik edilmez.

Zahid-ül Kevseri :

Vehhabiliği red eden Esseyf-üs-sakil kitabı ile Makâlatı çok kıymetlidir.


Cevap: Mezhepsiz ilan edilmişti, şimdi yine kıymetlendi. Neyse, daha birçok eseri ve cevabı kıymetlidir. Ancak işine geleni alır bazı yobazlar.

Zemahşeri:

Tefsir, fıkıh ve lügat âlimi bir mutezile idi.


Cevap: Tevbe ettiği söylenmektedir. Ayrıca Ruhulbeyan'ın 1. cildinin ilk sahifelerinde konu işlenmiştir.
Moderatöre Bildir   Logged

Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk..
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap / incemeseleler.com
Fatihan
Administrator
popüler yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 6270


Milimi milimine Ehli sünnet...


WWW
« Yanıtla #2 : Haziran 09, 2009, 09:29:01 am »


Mevdudî

Son kırk yıl içinde, ülkemizdeki İslâmî uyanış hareketine Pakistanlı Mevdudî kadar etkisi olmuş bir kimse yoktur. Kitapları dilimize tercüme edilmiş, fikir ve görüşleri desteklenmiş, ideolojisi ve doktrini benimsenmiş, reçetesi Türkiye'yi kurtaracak plan ve program olarak genç nesillere takdim edilmiştir.

Gençliğimde merhum Mevdudî'nin taraftarı ve hayranı idim. Hakkındaki tenkitleri öğrendikten sonra vaz geçtim. Aşırı hareket etmiyorum, "merhum" diyorum.

Mevdudî, klasik ve geleneksel mânada bir İslâm âlimi miydi? Bence değildi. Onun ağır basan tarafı Müslüman bir politikacı oluşuydu. Aktivist bir şahsiyetti. Bir parti lideriydi.

Pakistan'ın resmî ismi "Pakistan İslâm Cumhuriyeti"dir. Pakistan, kuruluş tarihinden bu yana hiçbir zaman gerçek mânada bir İslâm devleti olamamıştır. Bir İslâm devleti değildi ama anayasasında Şeriat'a aykırı kanun çıkartılamayacağı yazılıydı.

İşte Mevdudî böyle bir ülkede siyasî bir parti kurmuş ve uzun yıllar boyunca süren bütün gayret ve çabalarına rağmen başarılı olamamıştır. Partisi serbest seçimlerde çoğunluğun oyunu alamamış ve iktidara geçememiştir.

Mevdudî, başta kendi ülkesi Pakistan olmak üzere Ehl-i Sünnet uleması tarafından tenkit edilmiştir.

Mevdudî "Kur'ân'da Dört terim" adlı kitabında, üçüncü hicrî yüzyıldan sonra Müslümanların Kitabullah'ın dört ana terimi olan "Rab, İlah, Din, İbadet" konusunda doğru yoldan çıktıklarını iddia etmiştir. Onun bu haksız ve ağır iddiasına karşı çağımızın büyük Ehl-i Sünnet alimi Hindistanlı Ebu'l-Hasen en-Nedvî "İslâm'ın Siyasî Yorumu" (Bedir Yayınevi, 0212/519 36 18) adını taşıyan bir reddiye kaleme almış, Mevdudî'yi çürütmüştür.

Mevdudî hakkında Türkiye Müslümanlarının, doğru cevabını bulmak hususunda derin derin düşünmeleri gereken soru şudur:

Mevdudî'nin kendi vatanı Pakistan'da, bunca olumlu şartlara ve bol imkanlara rağmen başarılı olmayan ideolojisi, çare ve çözümleri, reçetesi Türkiye'de başarılı olabilir miydi?

Bence olamazdı. Zaten durum ortadadır.

Keşke, Türkiye'nin yakın tarihindeki İslâmî uyanış hareketi Mevdudî gibi bir aktivistin rengine boyanacağına, mesela Şeyh/İmam Şâmil'in 19'uncu asır Kafkasya'sındaki "Müridizm Hareketi"ne paralel bir meşrebte olsaydı.

Mevdudî'nin Ehl-i Sünnetten ayrıldığı birkaç noktayı arz edeyim.

İslâm'ı Anlamak kitabından imanın şartlarını beşe indiriyor, "Kadere iman" akidesini ve şartını zikr etmiyor.

Öncelikle bir din olan İslâm'ı, siyasî bir sistem olarak görüyor ve gösteriyor. Evet, İslâm'da din ve dünya ayrımı yoktur ama İslâm öncelikle dindir.

Ashab-ı kiramın bazısını ağır şekilde tenkit ediyor...

Tefhimü'l-Kur'ân'da şefaat meselesinde Vehhabîleri ve Selefîleri geçen bir aşırılığa sapmıştır.


Ülkemizde hayli Mevdudî hayranı bulunmaktadır. Onların, hayran oldukları ve doktrinini benimsedikleri zata yöneltilen tenkitleri bilmelerinde hayır ve yarar vardır.

Kim bilir, belki de, Mevdudî'nin başarısızlığında, Ehl-i Sünnete aykırı aşırı ve şazz fikir, yorum ve görüşleri rol oynamıştır.

Mehmet Şevket Eygi
Moderatöre Bildir   Logged

'Ene, ene, ene' diyen kaybetti!

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.evlilikmektebi.com
ihvan
popüler yazar
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1706



« Yanıtla #3 : Haziran 09, 2009, 12:03:49 pm »


DAĞDEVİREN KARDEŞİM BU yazıyı yayınlarken.ayrım yaparak verseydiniz daha güzel omazmıydı.kafaları karıştıran bir sıralamayla  yazılmış.
Moderatöre Bildir   Logged
Ne_Farkeder
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11

Avatar Yok


« Yanıtla #4 : Eylül 11, 2009, 04:30:20 pm »


Paylasim icin Tesekkurler
Moderatöre Bildir   Logged
33.yıldız
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 236

Avatar Yok


« Yanıtla #5 : Eylül 17, 2009, 05:18:46 am »


Gençliğimde Cemalüddin Afganî'yi beğenirdim. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeyken, Ankara'daki Afganistan elçiliğine mektup yazmış, Afganî hakkında kitap istemiştim. Onlar da, eksik olmasınlar Afganistan'dan birkaç kitap getirtmişler, bendenize hediye etmişlerdi.

Sonra Afganî hakkında malumatım çoğaldı, bende tereddütler başladı. Bir müddet sonra da onu terk ettim. Artık yıllardan beri Afganî'ye karşıyım.

Onun bütün ansiklopedilerde yer alan ünlü bir şahsiyet olduğunu biliyorum ama kesinlikle onu bir İslâm önderi, bir uyanış lideri olarak kabul etmiyorum.

Taqiyye yaparak Şiîliğini gizleyip kendisini Sünnî olarak göstermesini doğru bulmuyorum.Sünnîler Müslüman değil mi? Din kardeşi değil mi? Onları kandırmak elbette doğru olmaz.

İran'ın Esedabad şehrine mensup olduğu halde yine taqiyye yaparak kendisini Afgan gibi göstermiştir. Bu da bir aldatma değil midir? Müslüman, Müslümanları aldatır mı?

Kaynaklar onun Mısır'da, "Kainat'ın Yüce Mimarına" inanan İngiliz mason locasına girdiğini ve sonra buradan atıldığını bildiriyor. Sebep: Hiç inancı olmaması imiş!..

İslâm dünyasının bugünkü kaosunda, kargaşa ve anarşisinde Afganî'nin büyük miktarda tuzu biberi vardır.Klasik geleneksel Ehl-i Sünnet Müslümanlığına karşı, ictihadın yaygın hale gelmesini, herkesi ictihad yapması tezini ortaya atmıştır.

Afganî, Sultan Abdülaziz zamanında İstanbul'a gelmiş, Darülfünun'da (Üniversitenin eski adı) bir konferans vermişti. Peygamberliği, çalışarak elde edilebilecek bir sanat olarak gösterdiği için de Osmanlı ulemâsının haklı ve yakıcı yıldırımlarını üzerine çekmişti. Osmanlı Devlet-i Aliyyesinin Şeyhülislâm'ı Hasan Fehmi efendi onu tekfir etmişti. Dersiam vekili Halil Fevzi efendi ise Afganî'ye karşı "es-Süyûfü'l-Kavati" isminde bir reddiye yazarak yanlış fikir, görüş ve iddialarını çürütmüştü. Bu konferans, Darülfünun'un kapatılma sebeplerinden biri olmuştur.

Afganî'nin İslâm düşmanı Ernest Renan'a reddiye yazdığı söylenir durur. Reddiye yazmamıştır, adeta onu doğrulamşıtır.

Kahire'de kaldığı yıllarda bir Müslüman mahallesinde oturmamış, Yahudi mahallesinde oturmuştur.

Uyanık ve şefkatli padişah İkinci Sultan Abdülhamid Hân hazretleri Afganî'nin menfi bir şahsiyet olduğunu anlamış ve kendisine Teşvikiye'de bir konak vermiş, orada ev hapsinde (ama altın kafes içinde) yaşatarak mazarratına, fitne ve fesadına sed çekmiştir.

Bugün elimizde, Afganî'yi mahkum etmeye yetecek miktarda kitap, ilmî makale, belge, sağlam bilgi bulunmaktadır. Bunların sentezinin yapılması, ortaya ciddî, âdil, tutarlı bir dosya konması gerekmektedir. Afganî hakkında kesin gerçekler şunlardır:

1. Sünnî değildir, Şiî kökenlidir.Şiîliği de sosyolojik Şiîliktir.

2. Afgan değildir, İranlıdır.

3. Ateist olduğuna dair iddialar, karineler, büyük şüpheler vardır.

4. Ehl-i Sünneti ve Cemaati temellerinden dinamitleyen fikirler, tezler, görüşler ortaya atmıştır.

5. Yeterli ilmi, ehliyeti, icazeti olmayanların ictihad yapmalarını, ictihadın yaygın hale gelmesini teşvik etmiştir.

6. İslâm dünyasında terörizmi, siyasî cinayetleri teşvik etmiştir. Nasirüddin Şah'ı Afganî'nin bir hayranı ve müridi katl etmiştir.

7. İngiliz ajanı Blunt ile işbirliği yaparak meşrû Halife Sultan Abdülhamid'i tahtından indirme planları yapmıştır.

Bütün Ehl-i Sünnet ulemâsı, fukahası ona karşıdır.

Büyük fakih, büyük alim Yusuf İsmail en-Nebhanî onu yermiştir.

Keşif ve keramet sahibi mürşid-i kâmiller onun bozuk ve zararlı taraflarını Müslümanlara bildirmişlerdir.

Afganî'nin içyüzü hakkında derli toplu bilgi edinmek isteyenler... "Ehl-i Sünneti Müdafaa ve Bid'atleri Tenkit,C. 1" adlı kitaptaki makaleyi okumalıdır. (Bedir Yayınevi, 466 sayfa. 5 TL. Telefon: 0212/519 36 18)

Afganî'nin menfi bir şahsiyet olduğuna dair Ehl-i Sünnet camiasında tevâtür derecesinde bir ittifak bulunmaktadır.

Ülkemizde bazı reformcu, kendilerine göre müctehid, yeni bir İslâm türetmeye çalışan; biraz mutezile, biraz Şiî yenilikçiler Afganî'yi göklere çıkartmakta, onu büyük mürşid ve rehber ilan etmektedir. Ona yöneltilen tenkitler için "Afganî'yi tenkit edenler onun taharet bezi olamazlar" denildiğini hatırlıyoruz.

Bendeniz sövülsün sayılsın demiyorum. İlmin, sağduyunun, Ehl-i Sünnet İslâmlığının, sahih vesikaların, doğru bilgilerin ışığında Afganî'nin içyüzü açıklansın diyorum.

Afganî efsanesi yıkılmalıdır.

Bu yıkım işi yapılırken haksızlık, adaletsizlik yapılmamalıdır.

Afganî, İslâm dünyasına bir ıslahçı, bir kurtuluş önderi, bir inkılâpçı olarak takdim edilmemelidir.

Bu konuda Müslüman fikir ve kalem erbabı, taharet bezi edebiyatıyla değil, çok ciddî, daha çok sâkin, çok seviyeli ve ilmî seviyede tartışmalıdır.

Onun, Allah'a inanan masonlar tarafından locadan atılması bile aslında yeterli bir delildir.

Gariptir ki, Mısırlı Masonların locadan kaydını sildikleri Afganî için Türk Masonları övgü dolu bir makale yayınlamışlardır.

Bir insanı mahkûm etmek için dosyasını bütünüyle ele almak gerekir. İşte bu yapılmıyor. Afganî hayranları, Afganî taraftarları bir tür avukatlık yapıyor, aleyhindeki iddiaları meskutün anh geçiyor.

Lütfen Afganî'yi âdil bir şekilde ele alalım, inceleyelim...O zaman gerçekler gün gibi ortaya çıkacaktır.

Ehliyetleri olmadığı halde bâtıl ictihadlar yapanlar onu çok seviyor, çok destekliyormuş. Bu çok tabiîdir.

Sünnîlerin bu zatı sevmeleri, desteklemeleri mümkün değildir. Yeterli bilgisi ve sezgisi olanlar ne demek istediğimi iyi anlar.

Afganî, Ehl-i Sünnet Müslümanlarına imam, önder, rehber, kılavuz olacak temiz bir şahsiyet değildir.

Bid'atçiler ve Masonlar onu çok seviyor ve tutuyormuş.Bu bizi bağlamaz.

Şevket Eygi
Moderatöre Bildir   Logged
Lika
Moderatör
popüler yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3247



WWW
« Yanıtla #6 : Aralık 26, 2009, 03:37:38 pm »


Allah razı olsun bu listenin çok iyi incelenmesi lazım.
Moderatöre Bildir   Logged

"Aramakla bulunmaz, lakin bulanlar arayanlardır"
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Kur'an-ı Kerimi Okumanın Fazileti [11 Şubat 2008] HAFTANIN MEVZUU ARŞİVİ SadakatNet 25 7446 Son Mesaj Ekim 22, 2008, 11:21:11 pm
Gönderen: Ay Işığı
Âyet-ül kürsinin fazileti KUR'AN-I KERİM VE SÜNNET-İ SENİYYE maximus478 3 471 Son Mesaj Mart 02, 2010, 01:48:51 am
Gönderen: Mücteba
Bursa Ulu Camide Fatiha-i Şerif, Ayet'ül Kürsi [Sadakat Özel] SADAKAT ÖZEL Ay Işığı 9 306 Son Mesaj Kasım 04, 2009, 03:09:28 pm
Gönderen: Lika
Ayetü-l kürsi Abdul Basset Abdus Samed KUR'AN-I KERİM VE AŞR-I ŞERİF Lika 0 112 Son Mesaj Aralık 11, 2009, 02:19:40 am
Gönderen: Lika
İhlas süresini okumanın fazileti KUR'AN-I KERİM VE SÜNNET-İ SENİYYE VM 4 194 Son Mesaj Şubat 01, 2010, 10:59:46 pm
Gönderen: günce
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM