dagdeviren
Yeni üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 29
|
 |
« : 20 Eylül 2004, 23:22:26 » |
|
Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları
A.Fikri Yavuz:
Ehl-i sünnettir. Mezhepsizliğe karşıdır. İlmihali de kıymetlidir. Ancak bin yıl önce kaplama diş yapıldığını sanmış, tadbib kelimesini kaplama diye yanlış tercüme ederek, kendine inananların cünüp gezmesine sebep olmuştur.
Abdülaziz Bayındır:
Allahü teâlânın, (Onları ölü sanmayın) âyetine ve Resulünün Buhari’deki, (Kâfir ölüleri de sizlerden daha iyi işitir) mealindeki hadis-i şerifine rağmen ölülerin işitmediğini sanan selefiyye itikadında birisidir.
Abdülkerim Polat:
Mezhepsizlik ve vehhabilik aleyhinde kitabı olan emekli bir müftüdür.
Acluni: Sahih hadislere zayıf ve uydurma demekle kâzip bir şöhrete kavuşmuş birisidir.
Ahmed Davudoğlu:
Ezherden mezun olup da, vehhabiliğe ve mezhepsizliğe karşı olan nadide simalardan biridir. Mezhepsizler hakkında, Din tahripçileri isimli eseri vardır.
Ahmet Gürtaş:
İlahiyatçıdır. Mezhepsizlik Yaygarası isimli kitabı ile, Prof. Dr. Durmuş Ali Kayapınar’ın mezhepsizlik hakkındaki tercüme kitabına saldırıyor. Yaygara’sında, mezhebi olmayanlara mezhepsiz denmesine kızıyor. Mezhepsizleri hararetle savunan biridir.
Ahmet Hulusi:
Dinde aklı esas alan ve sigaranın zararını bilerek içene kâfir diyecek kadar ileri giden, çeşitli konularda ehl-i sünnet âlimlerinin ictihadlarına aykırı görüş bildiren bir felsefecidir.
Ahmet Kadiyani:
İsmâili [batini] fırkasından idi. İngilizler, İslamiyet’i içerden yıkmak için bunu seçtiler. Önce, Behai, Müceddid sonra da, Mehdiyim dedi. Daha sonra da, İsa olduğunu söyledi. Nihayet, Peygamberim diyerek yeni bir din getirdiğini ilan etti.
A. Selami Toscuoğlu:
Ehl-i sünnettir, mezhepsizliğe karşıdır.
Ali Bulaç:
Mevdudi, Hamidullah gibi mezhepsizleri savunan bir yazar olmasına rağmen, bazı mezhepsizlere de karşı olduğunu Ali Nar hoca bildirmektedir.
Ali Eren: Ehl-i sünnettir. Dini içten yıkmak isteyen mezhepsizlere karşı yazılar yazmaktadır. Ali Nar: Mezhepsizlere karşıdır. Mezhepsizlik isimli bir kitabı da vardır.
Ali Turgut:
Suud vehhabilerine, Kur’an-ı kerimin Türkçe mealini hazırlayanlardan biridir.
Aliyy-ül-kari:
Aliyy-ül-kari, Ehadis-ül mevduad isimli kitabında, sahih hadislere mevdu demektedir. (Fıkh-ı ekber) kitabını şerh ederken Peygamber efendimizin mübarek ana-babasına hakaret etmiştir. Tasavvuf büyüklerine iftira etmiştir. (Bkz.El-Müstened-ül-mutemed)
Turub-ül-emasil kitabında buyuruluyor ki: (Aliyy-ül-kari, din büyüklerine çirkin itirazlarda bulundu. İmam-ı Şafiî ve İmam-ı Malik hazretlerinin ictihadlarına dil uzattı.)
Alusi Mahmut: Alusi Numan: Alusi Şihabuddin:
Üçü de ibni Teymiyeci idi.
Arif Güneş:İslam gerçeği isimli tesettürü inkâr eden kitapta imzası olanlardan biridir. Kur’an-ı kerimin ortaya çıkış süreci isimli kitabında ise, vahyi getiren Cebrail isimli bir melek olmadığını, bu vahy programının adı olduğunu söylüyor. Bunun gibi sapık görüşlerine de Pakistanlı mezhepsiz Prof. Fazlur Rahmanı delil olarak gösteriyor.
Bahattin Uzunkaya:
Resulüm diyen Reşat Halifeye inananlardandır. Sonra kendisi de Resul olduğunu iddia etti.
Bayrak Bayraktar:
TV'lerde Yaşar Nuri ve Zekeriya Beyaz vari konuşmaları ile meşhur olmaya çalışmaktadır.
Tefsirinde, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine aykırı şahsi görüşleri var. Mesela neshi inkâr etmektedir.
Behaullah:
Behailiği kuran ve kendisini Peygamber olduğunu söyleyen bir sapık idi.
Beykiyef:
Kazanlı Moskof Musa Carullah Beykiyef. İslamın Lutheri denilen ve İslam ile komünizmin arasını bulmaya çalışan, (Fıkıh, kelam, tefsir gibi din kitapları akla uygun değildir. Kur’anın bazı kuralları eskimiştir. Aklı olan dini esaretten kurtulmalı) diyen dinde reformcu bir mezhepsizdir.
D. Ali Kayapınar:
İslam dinini tehdit eden en korkunç fitne Mezhepsizliktir isimli kitabı mezhepsizlerin tepkisini üstüne çekmiş, Ahmet Gürtaş çok yaygara koparmıştı.
Dr. Alaeddin Yalçınkaya:
Mezhepsizliğe karşıdır. C. Efgani isminde bir kitabı da vardır.
Dr. Muhammed Reşad:
Tıp doktorudur. Mezhepsizlere karşıdır. Efgani Etrafında Makaleler adıyla kıymetli bir kitabı vardır. “Mutezile ile Cebriyeyi, Şia ile Vehhabiliği bir arada götüren mezhepsiz tiplere dünyada sadece Türkiye’de tesadüf edilir” diyor.
Ebu Müslim Horasani: Emevilerin yıkılıp, Abbasilerin kurulmasında rolü büyüktür. Abbasi halifesi Ebu Mansur onu idam ettirdi. Batini gibi bazı fırkalar onu tarikatlarının kurucusu olarak bilirler.
Edip Yüksel:
19 culuk batıl dinini savunan ve Resulüm diyen Reşat Halifeye inananlardandır. Babası Sadrettin Yüksel hoca onun için, (Peygamberim diyen Reşat Halife’nin dinine girip mürted oldu) diyor.
Emrullah Fatiş:
Hz. İsa’nın gökten ineceğini, Deccal ve Mehdi’nin geleceğini inkâr ediyor. İbni Haceri Mekki hazretleri buyuruyor ki: (Deccalın veya Mehdinin geleceğine inanmayan kâfir olur) hadis-i şerifi, Ebu Bekir El-İskaf, Favaid-il Ehbar isimli kitapta, Ebu Kasım Es-Süheyli de şerh’is-Siyer isimli eserde zikretmiştir.
Enver Baytan:
Mezhepsizliğe karşıdır. Müctehid taslakları ve başka kitapları vardır.
Hasan el Benna:
İhvanül müslimin teşkilatını kuranlardandır. Fitne çıkarıp binlerce Müslümanın şehit edilmesine ve Mısır’da islama karşı devletin tavır koymasına sebep olmuştur.
Hempher:
İngiliz casusudur. Vehhabiliğin kurulmasındaki rolü büyüktür.
Hüsamettin Tokuş:
“Dindeki reformculara CEVAP” isimli kitabında, Yaşar Nuri’yi tenkit etmektedir.
Hüseyin Aşık:
Mezhepsizlere karşı imkânı nispetinde mücadele eden emekli müftülerdendir. Hüseyin Atay: Tesettürü inkâr eden İslam gerçeği kitabını yazanlardandır.
İbni Hazm:
Zâhiriye mezhebinde idi. Herkesin ictihad yapmasını ister, bir mezhebe uymaya haram derdi.
İbni Rüşd:
Din bilgilerini, kendi görüşüne göre anlatmış, İmam-ı Gazali hazretlerine karşı, felsefecileri savunmuştur. S. Uludağ, İrşad kitabında, İbni Rüşd için İslamın ilahiyatına inanmayan kimse diyor.
İbni Sebe:
Hurûfiliği ortaya çıkaran Yemenli bir yahudidir. Müslümanları saptırmak ve parçalamak ve İslam ışığının kaynağı olan Ehl-i beytten intikam almak için yapmıştır. Maksadının anlaşılmaması için, Hz. Ali’yi çok seviyor görünmüş, üç halifenin ve Eshab-ı kiramın kâfir olduklarını söylemiştir. Hz. Ali’ye düşmanlığını, Onu aşırı sevmek perdesi altında gizlemiştir. İmam-ı Rabbani hazretleri, (Eshab-ı kiramı kötüleyenlerin ilki, İbni Sebe'dir) buyuruyor.
Kâmil Miras:
Erkeklerin altın yüzük takmaları caiz diyen ibni Teymiyeci biri idi.
Lawrens:
Kendini şeyh olarak tanıtan bir ingiliz casusu idi. Osmanlıya bağlı vehhabileri ve âsileri Türk düşmanlığı ile körükleyip, Mekke ve Medine’de de hıyanetlere sebep oldu.
M. Avni Özmansur:
Seyyiddir. (Kur’andaki asıl islam bu) isimli kitabı ile ve diğer kitapları ile Yaşar Nuri Öztürk’ün kitaplarına ilmi olarak cevap vermiş kıymetli bir şahsiyettir.
M. Ebu Zehra:
Günümüzdeki mezhepsiz profesörlerden birisidir. Birçok kitabı vardır.
Mehmet Emre:
Mezhepsizlik ve vehhabilik aleyhinde kitapları vardır.
Mehmet Şevket Eygi:
Mezhepsizlere ve diğer bid’at fırkalara karşı yazdığı yazılarla meşhur bir zattır.
Mehmet Talu:
Ehl-i sünnettir, ancak ibni Teymiye gibi sakal kazımaya haram demektedir.
Muhammed bin Abdülvehhab Necdi:
Vehhabiliğin kurucusudur.
Muhammed Sıddık Hasan han:
İbni Teymiyeci süper bir mezhepsizdir.
Mustafa Çağrıcı:
Suud vehhabilerine, Kur’an-ı kerimin Türkçe mealini hazırlayanlardan biridir.
Mustafa Sabri efendi:
Ehl-i sünnet âlimi idi, mezhepsizliğe karşı eserleri vardır.
Mustafa Varlı:
Din işleri yüksek kurulu uzmanlığı yapmıştır. HANGİ İSLAM isimli bir kitap yazarak, Yaşar Nuri Öztürk’ü tenkit etmektedir.
İnşAllah yazarın bu kitabı, Mezhepsiz Kardavi ve S. Kutup gibi mezhepsizlerin kitaplarını tercüme etme günahlarına kefaret olur.
Müslim Gündüz:
İlk defa camiye def sokan Aczmendi tarikatının değnekli şeyhidir. Fadime Şahin’i de meşhur etmiştir.
Necip Fazıl:
Ehl-i sünnet idi. Mezhepsizleri tenkit eden eserleri vardır.
O. Hacı Ömeroğlu:
Yazdığı kitabında, mezhepleri yıkmaya çalışan Kardavi için (İki işçi, koca Süleymaniye’yi yıkar; fakat onu yapmak için bir Süleyman ve bir de Sinan gerekir) diyor.
Osman Akyıldız:
Mezhepsizliğe karşıdır. Beyan Dergisinde bu konulardaki yazıları ile meşhurdur.
Ömer Nasuhi Bilmen:
Ehl-i sünnettir. Eserlerinde bazı hatalar olmakla beraber genelde kıymetlidir.
Reşat Halife:
Ben resulüm diyen bir zındıktır. Allahü teâlânın, (Bu Kur’an değişmedi, değiştirilemez, onu biz indirdik, ancak biz koruruz) sözlerine rağmen, 19 rakamın katlarına uymayan âyetler Kur’ana sonradan ilave edildi diyor.
Sadık Albayrak:
Ehl-i sünnet yazarlarımızdan biridir.
Sadrettin Gümüş:
Suud vehhabilerine, Kur’an-ı kerimin Türkçe mealini hazırlayanlardan biridir.
Sadrettin Yüksel:
Mezhepsizliğe karşıdır, Ehl-i sünnettir. Bir ara Humeynici olmuş idi. Oğlu Edip Yüksel için, (Peygamberim diyen Reşat Halife’nin dinine girip mürted oldu) demektedir.
Sait Çekmegil:
Selefi itikadlı bir terzidir. Çeşitli kitapları vardır. Lokman suresinin, (Allaha ortak koşmak, doğrusu şirk, büyük bir zulümdür) mealindeki 13. âyeti kerimesini delil gösterip, (Gazali, peygamberlerden kıssalar anlatıyor, âyetler, hadisler yazıyor, kaynak vermiyor. Şirkten büyük zulüm işliyor, yani kâfirdir) diyor. Humeyni’ye de kâfir demektedir.
Şemsettin Yeşil:
Ömer Nasuhi hoca İstanbul müftüsü iken, hocaya kırktan fazla soru sormuş, hoca da buna verdiği cevapları Eshab-ı kiram adı ile neşretmiştir. Bu kitapta görüleceği gibi, Eshab-ı kiram düşmanı idi. Bilhassa Resulullahın kayınpederi ile kayınbiraderi ve vahy katibi olan Hz. Muaviye’ye saldırmış, Ömer Nasuhi hocadan gerekli tokadı yiyen bir rafizidir.
Şevkani:
Hindistanlı büyük âlim Abdülhay Lüknevi, (Şevkani, İbni Teymiye gibi ilmi çok, aklı az, hatta ondan daha aşağıdır) diyor. Zeydi mezhebinde bir sapıktır. (Cevab-üs-sail s.69), Süleyman Uludağ da, Şevkani’yi överek onun serbest fikirli bir vehhabi olduğunu söylüyor.
Tarhan Temizer:
Allah akıllı, Allah iyi düşünür diyerek Allahı süper bir insan gibi gösteren bir yazardır.
Yaşar Kaplan:
Mason Efgani’yi övmek için, müslümanların halifesi II. Abdülhamid Han için maskara adam ifadesini kullanmış, "Abdülhamidin Afgani hakkında maskara adam demesinin şer’i bir önemi yoktur. Abdülhamidin söylediği o söz niçin sultanın kendisi için de geçerli olmasın" demiştir.
Yaşar Nuri Öztürk:
Tesettürü inkâr eden İslam Gerçeği isimli kitabın yazarlarından birisidir. Sol bir partiye üye olup, siyasete atılan Yaşar Nuri Öztürk, Kur'anda İslam kitabında diyor ki:
1- Ebrehe'nin ordusunu helak eden siccin taşları, veba mikroplarıdır. (s. 45)
2- Mirac ruhani bir olaydır. (s. 58
3- Ayın ikiye ayrılma mucizesi, fiili değildir. Resulullah, böyle görüntü meydana getirdi. (s. 90)
4- Kur'anda kadere iman diye bir şey yoktur. (s. 93,95)
5- Davud Peygamber günah işlemiştir. Peygamberler günahtan beri değildir. (s. 101)
6- Kur'anı anlamadan okumak hatim sayılmaz. (s. 102)
7- Yolculukta bakımsız mescitlerde namaz kılmamalı, namazları cem etmelidir. (s. 104)
8- Cennette Allah görülmeyecektir. (s. 108)
9- Hazret-i Peygamber, ümmî değildi. (s. 110,334)
10- Cihazdan dinlemekle hatim olur. (s. 117)
11- Ölüler için Kur'an okunmaz. (s. 118-317)
12- Camilerdeki Muhammed v.s.nin ismi yazılı tablolar tevhid inancına ters düşer. (s. 120)
13- Resulullah, tek bir hadisin bile yazılmasına izin vermemiştir. (s. 127)
14- Hazret-i İbrahimin babası putperest idi. (s. 55)
15- Kur'anın hiçbir âyeti nesh edilmemiştir. (s. 157)
16- İslamiyette tenasüh (reenkarnasyon) vardır. (s. 161,249,257,283,312,320)
17- Kur'ana abdestsiz, gusülsüz el sürülür ve okunur. (s. 162,163,288)
18- Hazret-i Musa, günah işlemiştir. Bir kıbtiyi öldürmüştür. (s. 165)
19- Namazda her millet kendi lisanı ile okuyabilir. (s. 295)
20- Allaha ve ahirete inanan ve barışa yönelik hizmetler sergileyen herkes, ister yahudi, ister hıristiyan olsun cennete girecektir. (s. 367,493,511)
21- Namaz kılarken kıbleye yönelme şartı yoktur. (s. 580)
22- Mezhebi dörtte sınırlamak, İslama yapılabilecek en büyük kötülüktür. (s. 399)
23- Oruç kefareti diye bir şey yoktur. (s. 415)
24- Dinden dönen, mürted olan öldürülmez. (s. 424)
25- Müslüman kadın, kitap ehli kâfirlerle evlenebilir. (s. 425)
26- Kadın hayz halinde, namaz kılar, oruç tutar, Kur'an okur, tavaf eder. (s. 429)
27- Şahitlikte iki kadının bir erkeğe eşitliği yanlıştır. (s. 453,452)
28- Kadınlara da cuma namazı farzdır. Cuma namazı iki rekattır, diğerleri bid’attir. (s. 515)
29- Eskiden, köle kadınlardan ayırt edilmesi için, hür kadınlar örtünürdü. Bugün için böyle bir şeye ihtiyaç olmadığı için, kadınların örtünmesi farz değildir. (s. 529, 615)
Yusuf Kandehlevi:
Kandehlevi mezhepsizinin, hadislerle müslümanlık diye yazdığı kitapta, (Hz. Ali Hz. Ömere kızını gönderip , kızıma bak beğenirsen senin karın olsun dedi, Hz. Ömer de kızın eteğini kaldırıp bacaklarına baktı) diye yazılı idi. Bunu 20 sene kadar önce tenkit etmiştim. O zaman bu kitabı basan yayınevi, (Bu Arap âdeti idi) diye itiraz etmişti. Ben de, İslamiyet, yanlış olan Arap âdetlerini kaldırmak için geldi, Kâbe'yi kadın erkek çırıl çıplak tavaf ederlerdi, bu da Arap âdeti idi, kız çocuklarını diri diri gömerlerdi, bu da Arap âdeti idi. Ama İslamiyet geldi bunları kaldırdı. Hz. Ömere böyle iftira yapılması ne kadar çirkindir demiştim.
Prof. Zuhayli de aynı görüşü paylaşarak diyor ki:
Hz. Ömer, Hz. Aliden kızı Ümmü Gülsümü istemişti. Hz. Ali, onu sana göndereyim, şayet razı olursan hanımın olsun” dedi. Hz. Ali kızını Hz. Ömere yolladı. Hz. Ömer kızın eteğini açıp dizine kadar baktı. Ümmü Gülsüm, “Emirül müminin [halife] olmasaydın gözüne bir yumruk yerdin” dedi. Ümmü Gülsüm Hz. Alinin sözünden itibaren, Hz. Ömerin hanımı olmuş, dolayısıyle bakması da helal hale gelmiştir.” (Zuhayli, islam fıkhı ansiklopedisi c.9, s.23)
CEVAP 1- Hz. Ömer nikah etmeden kızın bacağını açıp baktı demek ona büyük bir iftiradır.
2- Hz. Ömerin bu normal hareketi ise, kız ne diye gözüne yumruk yerdin diyor?
3- Halife olunca yumruk atmamak mı gerekir?
4- Hz. Alinin sözünden itibaren, Ümmü Gülsüm şahitsiz nikahsız nasıl karısı oluyor? Bu hangi dinde ve hangi mezhepte vardır? Karısı olduğu için bakması nasıl helal hale gelir? Yani nikahsız nasıl bakması helal olur? Nikahsız karı olur mu?
5- Sonra kızın bacaklarına bakmak niye lazım olsun? Şayet lazımsa güvendiği bir kadına söyler, mesela kızı Hafsa validemize söyler o gider bakardı.
Ne tarafından bakarsanız bakın bu büyük bir iftira, çok çirkin bir olaydır. (Benden sonra Peygamber gelseydi Ömer Peygamber olurdu) (Ben ilmin şehriyim, Ali ise kapısıdır) hadis-i şerifleriyle ilim ve makamları müjdelenen bu yüce din büyüklerimize, ki aynı zamanda birisi Allah Resulünün kayınpederi, diğeri damadı olan bu yüce insanlara iftira etmek bir müslümana yakışmaz. Buna inanmak ve bu gibi iftiraların yer aldığı kitapları yayınlamak da bir müslümana yakışmaz.
Yusuf Kerimoğlu:
(Hüsnü Aktaş), Ehl-i sünnettir. Mezhepsizlerden çekinmeden, diş dolgusunun gusle mani olduğunu söyleyebilen nadir kimselerden biridir.
Zahid-ül Kevseri :
Vehhabiliği red eden Esseyf-üs-sakil kitabı ile Makâlatı çok kıymetlidir.
Zekeriya Beyaz:
Yaşar Nuri gibi, tesettürün farz olduğunu kabul etmez. Tavuktan, horozdan, balıktan kurban olabileceğini de söylemiştir.
Zemahşeri:
Tefsir, fıkıh ve lügat âlimi bir mutezile idi.
|
|
|
|
|
|
muallim_abi
|
 |
« Yanıtla #1 : 11 Kasım 2005, 03:10:24 » |
|
Birkaç not da ben yazayım, gerçi çok yazmak gerek ama.. neyse..
A.Fikri Yavuz:
Ehl-i sünnettir. Mezhepsizliğe karşıdır. İlmihali de kıymetlidir. Ancak bin yıl önce kaplama diş yapıldığını sanmış, tadbib kelimesini kaplama diye yanlış tercüme ederek, kendine inananların cünüp gezmesine sebep olmuştur.
Cevap: Kendine inananların cünüp gezmesine sadece o değil, bu satırları yazan ahmağın mantığına göre Zahidul-Kevseriler, Mustafa Sabri Efendiler, Saidi Nursiler, Süleyman Efendiler ve daha nice ehli sünnet alimleri sebeb olmuştur. Satırı yazanın "hocam dedi, aksi sapıklıktır" mantığıyla ilerlediğine açık vesikadır. Değerlendirmeye kendini "Ulemayı cünüplükle suçlayan biriyim" diye başlasa daha yerinde olurdu. Tedavi maksatlı şeyi, hamura benzetip fasid kıyasını şer-i nas zanneden ahmağa ne demeli.
Ahmed Davudoğlu:
Ezherden mezun olup da, vehhabiliğe ve mezhepsizliğe karşı olan nadide simalardan biridir. Mezhepsizler hakkında, Din tahripçileri isimli eseri vardır.
Cevap: Ayrıca muteber bir ehli sünnet alimidir.
Beykiyef:
Kazanlı Moskof Musa Carullah Beykiyef. İslamın Lutheri denilen ve İslam ile komünizmin arasını bulmaya çalışan, (Fıkıh, kelam, tefsir gibi din kitapları akla uygun değildir. Kur’anın bazı kuralları eskimiştir. Aklı olan dini esaretten kurtulmalı) diyen dinde reformcu bir mezhepsizdir.
Cevap: Mustafa Sabri Efendi'nin hakkında kitabı vardır. Okunmasını tavsiye ederiz.
Mehmet Emre:
Mezhepsizlik ve vehhabilik aleyhinde kitapları vardır.
Cevap: Aynı zamanda icazetli bir ehli sünnet alimidir. Fetvalar kitabını tavsiye ederiz.
Mehmet Şevket Eygi:
Mezhepsizlere ve diğer bid’at fırkalara karşı yazdığı yazılarla meşhur bir zattır.
Cevap: Bedir Yayınevi'nin sahibidir. Buradan ehli sünnete ait terceme eserler alabilirsiniz.
Mehmet Talu:
Ehl-i sünnettir, ancak ibni Teymiye gibi sakal kazımaya haram demektedir.
Cevap: Hernekadar bu hükmü tasvip etmesem de, Mehmet Talu bu fetvayı verirken muteber ehli sünnet alimlerinden nakil yapmaktadır. Sanki İbni Teymiyyeyi baz alıyormuş gibi yorumda bulunmak doğru olmaz.
Mustafa Sabri efendi:
Ehl-i sünnet âlimi idi, mezhepsizliğe karşı eserleri vardır.
Cevap: Büyük ehli sünnet alimidir. Sözü dinde senetdir. Diş dolgusunun gusle engel olmadığını söylemiş, ahmaklara ve fasid kıyascı yobazlara gerekli cevabı vermiştir.
Sadrettin Yüksel:
Mezhepsizliğe karşıdır, Ehl-i sünnettir. Bir ara Humeynici olmuş idi. Oğlu Edip Yüksel için, (Peygamberim diyen Reşat Halife’nin dinine girip mürted oldu) demektedir.
Cevap: Yaşar Nuri aleyhine yazısı mevcuddur. Abdestsiz Kuran'a dokunmanın haram olduğunu vesikaları ile ispat etmiştir. Tabii bu, fıkh kitaplarına itimadı olmayanlara yönelik olmuştur. Yoksa müslüman, fıkh kitabını okuyunca, başka delil sorma lüzumu hissetmez.
Yusuf Kerimoğlu:
(Hüsnü Aktaş), Ehl-i sünnettir. Mezhepsizlerden çekinmeden, diş dolgusunun gusle mani olduğunu söyleyebilen nadir kimselerden biridir.
Cevap: Mustafa Sabri Efendi, Zahidul Kevseri, Saidi Nursi ve Süleyman Efendi gibi büyüklere mezhepsiz diyen tecdidi iman eylemeli. Nadir ahmak insanların safında bulunan tebrik edilmez.
Zahid-ül Kevseri :
Vehhabiliği red eden Esseyf-üs-sakil kitabı ile Makâlatı çok kıymetlidir.
Cevap: Mezhepsiz ilan edilmişti, şimdi yine kıymetlendi. Neyse, daha birçok eseri ve cevabı kıymetlidir. Ancak işine geleni alır bazı yobazlar.
Zemahşeri:
Tefsir, fıkıh ve lügat âlimi bir mutezile idi.
Cevap: Tevbe ettiği söylenmektedir. Ayrıca Ruhulbeyan'ın 1. cildinin ilk sahifelerinde konu işlenmiştir.
|
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk.. nemsavi@hotmail.com / incemeseleler.com
|
|
|
|
Fatihan
|
 |
« Yanıtla #2 : 09 Haziran 2009, 07:29:01 » |
|
Mevdudî
Son kırk yıl içinde, ülkemizdeki İslâmî uyanış hareketine Pakistanlı Mevdudî kadar etkisi olmuş bir kimse yoktur. Kitapları dilimize tercüme edilmiş, fikir ve görüşleri desteklenmiş, ideolojisi ve doktrini benimsenmiş, reçetesi Türkiye'yi kurtaracak plan ve program olarak genç nesillere takdim edilmiştir.
Gençliğimde merhum Mevdudî'nin taraftarı ve hayranı idim. Hakkındaki tenkitleri öğrendikten sonra vaz geçtim. Aşırı hareket etmiyorum, "merhum" diyorum.
Mevdudî, klasik ve geleneksel mânada bir İslâm âlimi miydi? Bence değildi. Onun ağır basan tarafı Müslüman bir politikacı oluşuydu. Aktivist bir şahsiyetti. Bir parti lideriydi.
Pakistan'ın resmî ismi "Pakistan İslâm Cumhuriyeti"dir. Pakistan, kuruluş tarihinden bu yana hiçbir zaman gerçek mânada bir İslâm devleti olamamıştır. Bir İslâm devleti değildi ama anayasasında Şeriat'a aykırı kanun çıkartılamayacağı yazılıydı.
İşte Mevdudî böyle bir ülkede siyasî bir parti kurmuş ve uzun yıllar boyunca süren bütün gayret ve çabalarına rağmen başarılı olamamıştır. Partisi serbest seçimlerde çoğunluğun oyunu alamamış ve iktidara geçememiştir.
Mevdudî, başta kendi ülkesi Pakistan olmak üzere Ehl-i Sünnet uleması tarafından tenkit edilmiştir.
Mevdudî "Kur'ân'da Dört terim" adlı kitabında, üçüncü hicrî yüzyıldan sonra Müslümanların Kitabullah'ın dört ana terimi olan "Rab, İlah, Din, İbadet" konusunda doğru yoldan çıktıklarını iddia etmiştir. Onun bu haksız ve ağır iddiasına karşı çağımızın büyük Ehl-i Sünnet alimi Hindistanlı Ebu'l-Hasen en-Nedvî "İslâm'ın Siyasî Yorumu" (Bedir Yayınevi, 0212/519 36 18) adını taşıyan bir reddiye kaleme almış, Mevdudî'yi çürütmüştür.
Mevdudî hakkında Türkiye Müslümanlarının, doğru cevabını bulmak hususunda derin derin düşünmeleri gereken soru şudur:
Mevdudî'nin kendi vatanı Pakistan'da, bunca olumlu şartlara ve bol imkanlara rağmen başarılı olmayan ideolojisi, çare ve çözümleri, reçetesi Türkiye'de başarılı olabilir miydi?
Bence olamazdı. Zaten durum ortadadır.
Keşke, Türkiye'nin yakın tarihindeki İslâmî uyanış hareketi Mevdudî gibi bir aktivistin rengine boyanacağına, mesela Şeyh/İmam Şâmil'in 19'uncu asır Kafkasya'sındaki "Müridizm Hareketi"ne paralel bir meşrebte olsaydı.
Mevdudî'nin Ehl-i Sünnetten ayrıldığı birkaç noktayı arz edeyim.
İslâm'ı Anlamak kitabından imanın şartlarını beşe indiriyor, "Kadere iman" akidesini ve şartını zikr etmiyor.
Öncelikle bir din olan İslâm'ı, siyasî bir sistem olarak görüyor ve gösteriyor. Evet, İslâm'da din ve dünya ayrımı yoktur ama İslâm öncelikle dindir.
Ashab-ı kiramın bazısını ağır şekilde tenkit ediyor...
Tefhimü'l-Kur'ân'da şefaat meselesinde Vehhabîleri ve Selefîleri geçen bir aşırılığa sapmıştır.
Ülkemizde hayli Mevdudî hayranı bulunmaktadır. Onların, hayran oldukları ve doktrinini benimsedikleri zata yöneltilen tenkitleri bilmelerinde hayır ve yarar vardır.
Kim bilir, belki de, Mevdudî'nin başarısızlığında, Ehl-i Sünnete aykırı aşırı ve şazz fikir, yorum ve görüşleri rol oynamıştır.
Mehmet Şevket Eygi
|
|
|
|
|
ihvan
|
 |
« Yanıtla #3 : 09 Haziran 2009, 10:03:49 » |
|
DAĞDEVİREN KARDEŞİM BU yazıyı yayınlarken.ayrım yaparak verseydiniz daha güzel omazmıydı.kafaları karıştıran bir sıralamayla yazılmış.
|
|
|
|
|
Ne_Farkeder
Yeni üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 18
|
 |
« Yanıtla #4 : 11 Eylül 2009, 14:30:20 » |
|
Paylasim icin Tesekkurler
|
|
|
|
|
|
33.yıldız
|
 |
« Yanıtla #5 : 17 Eylül 2009, 03:18:46 » |
|
Gençliğimde Cemalüddin Afganî'yi beğenirdim. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeyken, Ankara'daki Afganistan elçiliğine mektup yazmış, Afganî hakkında kitap istemiştim. Onlar da, eksik olmasınlar Afganistan'dan birkaç kitap getirtmişler, bendenize hediye etmişlerdi.
Sonra Afganî hakkında malumatım çoğaldı, bende tereddütler başladı. Bir müddet sonra da onu terk ettim. Artık yıllardan beri Afganî'ye karşıyım.
Onun bütün ansiklopedilerde yer alan ünlü bir şahsiyet olduğunu biliyorum ama kesinlikle onu bir İslâm önderi, bir uyanış lideri olarak kabul etmiyorum.
Taqiyye yaparak Şiîliğini gizleyip kendisini Sünnî olarak göstermesini doğru bulmuyorum.Sünnîler Müslüman değil mi? Din kardeşi değil mi? Onları kandırmak elbette doğru olmaz.
İran'ın Esedabad şehrine mensup olduğu halde yine taqiyye yaparak kendisini Afgan gibi göstermiştir. Bu da bir aldatma değil midir? Müslüman, Müslümanları aldatır mı?
Kaynaklar onun Mısır'da, "Kainat'ın Yüce Mimarına" inanan İngiliz mason locasına girdiğini ve sonra buradan atıldığını bildiriyor. Sebep: Hiç inancı olmaması imiş!..
İslâm dünyasının bugünkü kaosunda, kargaşa ve anarşisinde Afganî'nin büyük miktarda tuzu biberi vardır.Klasik geleneksel Ehl-i Sünnet Müslümanlığına karşı, ictihadın yaygın hale gelmesini, herkesi ictihad yapması tezini ortaya atmıştır.
Afganî, Sultan Abdülaziz zamanında İstanbul'a gelmiş, Darülfünun'da (Üniversitenin eski adı) bir konferans vermişti. Peygamberliği, çalışarak elde edilebilecek bir sanat olarak gösterdiği için de Osmanlı ulemâsının haklı ve yakıcı yıldırımlarını üzerine çekmişti. Osmanlı Devlet-i Aliyyesinin Şeyhülislâm'ı Hasan Fehmi efendi onu tekfir etmişti. Dersiam vekili Halil Fevzi efendi ise Afganî'ye karşı "es-Süyûfü'l-Kavati" isminde bir reddiye yazarak yanlış fikir, görüş ve iddialarını çürütmüştü. Bu konferans, Darülfünun'un kapatılma sebeplerinden biri olmuştur.
Afganî'nin İslâm düşmanı Ernest Renan'a reddiye yazdığı söylenir durur. Reddiye yazmamıştır, adeta onu doğrulamşıtır.
Kahire'de kaldığı yıllarda bir Müslüman mahallesinde oturmamış, Yahudi mahallesinde oturmuştur.
Uyanık ve şefkatli padişah İkinci Sultan Abdülhamid Hân hazretleri Afganî'nin menfi bir şahsiyet olduğunu anlamış ve kendisine Teşvikiye'de bir konak vermiş, orada ev hapsinde (ama altın kafes içinde) yaşatarak mazarratına, fitne ve fesadına sed çekmiştir.
Bugün elimizde, Afganî'yi mahkum etmeye yetecek miktarda kitap, ilmî makale, belge, sağlam bilgi bulunmaktadır. Bunların sentezinin yapılması, ortaya ciddî, âdil, tutarlı bir dosya konması gerekmektedir. Afganî hakkında kesin gerçekler şunlardır:
1. Sünnî değildir, Şiî kökenlidir.Şiîliği de sosyolojik Şiîliktir.
2. Afgan değildir, İranlıdır.
3. Ateist olduğuna dair iddialar, karineler, büyük şüpheler vardır.
4. Ehl-i Sünneti ve Cemaati temellerinden dinamitleyen fikirler, tezler, görüşler ortaya atmıştır.
5. Yeterli ilmi, ehliyeti, icazeti olmayanların ictihad yapmalarını, ictihadın yaygın hale gelmesini teşvik etmiştir.
6. İslâm dünyasında terörizmi, siyasî cinayetleri teşvik etmiştir. Nasirüddin Şah'ı Afganî'nin bir hayranı ve müridi katl etmiştir.
7. İngiliz ajanı Blunt ile işbirliği yaparak meşrû Halife Sultan Abdülhamid'i tahtından indirme planları yapmıştır.
Bütün Ehl-i Sünnet ulemâsı, fukahası ona karşıdır.
Büyük fakih, büyük alim Yusuf İsmail en-Nebhanî onu yermiştir.
Keşif ve keramet sahibi mürşid-i kâmiller onun bozuk ve zararlı taraflarını Müslümanlara bildirmişlerdir.
Afganî'nin içyüzü hakkında derli toplu bilgi edinmek isteyenler... "Ehl-i Sünneti Müdafaa ve Bid'atleri Tenkit,C. 1" adlı kitaptaki makaleyi okumalıdır. (Bedir Yayınevi, 466 sayfa. 5 TL. Telefon: 0212/519 36 18)
Afganî'nin menfi bir şahsiyet olduğuna dair Ehl-i Sünnet camiasında tevâtür derecesinde bir ittifak bulunmaktadır.
Ülkemizde bazı reformcu, kendilerine göre müctehid, yeni bir İslâm türetmeye çalışan; biraz mutezile, biraz Şiî yenilikçiler Afganî'yi göklere çıkartmakta, onu büyük mürşid ve rehber ilan etmektedir. Ona yöneltilen tenkitler için "Afganî'yi tenkit edenler onun taharet bezi olamazlar" denildiğini hatırlıyoruz.
Bendeniz sövülsün sayılsın demiyorum. İlmin, sağduyunun, Ehl-i Sünnet İslâmlığının, sahih vesikaların, doğru bilgilerin ışığında Afganî'nin içyüzü açıklansın diyorum.
Afganî efsanesi yıkılmalıdır.
Bu yıkım işi yapılırken haksızlık, adaletsizlik yapılmamalıdır.
Afganî, İslâm dünyasına bir ıslahçı, bir kurtuluş önderi, bir inkılâpçı olarak takdim edilmemelidir.
Bu konuda Müslüman fikir ve kalem erbabı, taharet bezi edebiyatıyla değil, çok ciddî, daha çok sâkin, çok seviyeli ve ilmî seviyede tartışmalıdır.
Onun, Allah'a inanan masonlar tarafından locadan atılması bile aslında yeterli bir delildir.
Gariptir ki, Mısırlı Masonların locadan kaydını sildikleri Afganî için Türk Masonları övgü dolu bir makale yayınlamışlardır.
Bir insanı mahkûm etmek için dosyasını bütünüyle ele almak gerekir. İşte bu yapılmıyor. Afganî hayranları, Afganî taraftarları bir tür avukatlık yapıyor, aleyhindeki iddiaları meskutün anh geçiyor.
Lütfen Afganî'yi âdil bir şekilde ele alalım, inceleyelim...O zaman gerçekler gün gibi ortaya çıkacaktır.
Ehliyetleri olmadığı halde bâtıl ictihadlar yapanlar onu çok seviyor, çok destekliyormuş. Bu çok tabiîdir.
Sünnîlerin bu zatı sevmeleri, desteklemeleri mümkün değildir. Yeterli bilgisi ve sezgisi olanlar ne demek istediğimi iyi anlar.
Afganî, Ehl-i Sünnet Müslümanlarına imam, önder, rehber, kılavuz olacak temiz bir şahsiyet değildir.
Bid'atçiler ve Masonlar onu çok seviyor ve tutuyormuş.Bu bizi bağlamaz.
Şevket Eygi
|
Ortak paydamız, İbrahimi dinler değil! EHLİ SÜNNET, EHLİ SÜNNET...
|
|
|
|
Lika
|
 |
« Yanıtla #6 : 26 Aralık 2009, 14:37:38 » |
|
Allah razı olsun bu listenin çok iyi incelenmesi lazım.
|
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında, Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş; Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim
|
|
|
Karesizade
Yeni üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 13
|
 |
« Yanıtla #7 : 10 Mayıs 2010, 01:01:36 » |
|
Sayın " Dagdeviren" Kardeşim ,"Ömer Nasuhi Bilmen:Ehl-i sünnettir. Eserlerinde bazı hatalar olmakla beraber genelde kıymetlidir. " diyorsunuz. Merhum Ömer Nasuhi Bilmen'nin eserlerinde ehl-i sünnet itikadına aykırı neler var ? " ESERLERİNDE BAZI HATALAR OLMAKLA BERABER" diyorsunuz. Bu hatalar nelerdir ? Bunu mutlaka söylemeniz lazım. Böyle yazıp boşlukta bırakmak olmaz.Kime güvenecegiz. Merhumun " BÜYÜK İSLAM İLMİHALİ" her zaman müracaat ettiğimiz bir eser. Bizi tereddütte bıraktınız.
Bu hususta yazıyı yazan "DAGDEVİREN" kardeşimiz veya site yetkilileri mutlaka bir açıklama getirmeli.
|
" Hoşunuza gitmediği halde hakkınızda hayırlı olan ve sevdiğiniz halde hakkınızda şer olan nice şeyler vardır.Siz bunları bilmezsiniz,Allah bilir." BAKARA.2/216
|
|
|
Karesizade
Yeni üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 13
|
 |
« Yanıtla #8 : 10 Mayıs 2010, 01:12:32 » |
|
Mezhepsizleri yazarken MUSTAFA İSLAMOGLU unutulmuş.Bu hususta başlıbaşına bir ekoldür.Abdestsiz olarak Kur'an-ı Kerim okunabilecegine fetva vermesi meşhurdur. Sayın ALİ EREN hocanında bu hususta tatmin edici cevapları olmuştur.
Zehirli.Org İle MURATYAZİCİ.BLOGSPOT.COM ve Zehirliok.COM sitelerinden bu hususta istifade etmek mümkün
|
" Hoşunuza gitmediği halde hakkınızda hayırlı olan ve sevdiğiniz halde hakkınızda şer olan nice şeyler vardır.Siz bunları bilmezsiniz,Allah bilir." BAKARA.2/216
|
|
|
Karesizade
Yeni üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 13
|
 |
« Yanıtla #9 : 10 Mayıs 2010, 01:21:03 » |
|
Hilal TV.nin vazgeçilmez hatibi MUSTAFA İSLAMOGLU'nun abdest konusundaki çıkarmış oldugu fitnesine ALİ EREN Hocanın vermiş oldugu cevabı mutlaka okuyunuz. " http://www.zehirli.org/konu/m.islamoglu-nun-abdest-konusundaki-fitnesi.html"
|
" Hoşunuza gitmediği halde hakkınızda hayırlı olan ve sevdiğiniz halde hakkınızda şer olan nice şeyler vardır.Siz bunları bilmezsiniz,Allah bilir." BAKARA.2/216
|
|
|
|
Günbatımı
|
 |
« Yanıtla #10 : 10 Mayıs 2010, 12:03:30 » |
|
Teşekkürler paylaşımlar için, bu liste göz önünde bulundurulmalı...
|
Dilin hıfz eyle, gıybet etme ey yâr, Ve yıkma bir gönül bir sözle zinhâr, Sen etme sırr-ı nâsı nâsa izhâr, GÜLEÇ YÜZLÜ, GÜZEL SÖZLÜ OL EY CÂN!
|
|
|
Kut
Yeni üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 17
|
 |
« Yanıtla #11 : 09 Haziran 2010, 14:22:14 » |
|
Yazılanlardan bazı isimlerin tevbe ettiği bilinmektedir Aşırıya gitmeyelim.Allah cc ye emanet olunuz.
|
Gussadan Mahlas dilersen Ey GÖNÜL Adını Divan-ı AŞK'a Yazdır...
|
|
|
|
Lika
|
 |
« Yanıtla #12 : 23 Temmuz 2010, 17:48:41 » |
|
Sayın Kut, tevbe eden isimleri belirtir misiniz?
|
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında, Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş; Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim
|
|
|
|
osmanlı
|
 |
« Yanıtla #13 : 24 Temmuz 2010, 14:04:03 » |
|
Malatyalı Çekmegilin maddesini şahsen şahid olduğum bazı hususlar ile zengişletireyim, - Peygamber Efendimize Haşa ve sümme haşa postacı diyecek kadar ...biridir. O Kuranı getirdi ve işi bitti, postacı mektuba karışırmı derdi. - Ezan ve Dini metinler Türkçe okunursa daha iyi anlaşılır diyerek, İsmet İnönü gibi düşünürdü. - Rasyonalistir. Yani akılcı. Kuran akılla çözülür diyerek, Eski alimleri red ederdi. Hatta özelde hakaretler ederdi. - Siz Ayeti Celile veya Hadisi Şerifler ile cevap verdiğinde sıkışınca işi laubaliliğe döker cıvıklaşırdı. Hatta dalga geçerdi söylediklerinizle, Patlıcanla kabakla ilgili hadiste var diyip aşağılaşırdı. - Ölenin arkasından okunmaz derdi. Arkasından da okunmadı. Zavallı. - Sünneti pek kabul etmezdi. Sünnet namazlarını kılmazdı. Tesbihat çekmezdi. - Günah işleyene direk kafir derdi. Hatta bir Ramazan, namaz kılmayanın orucu olmaz dedi ve kendinen inanan birçok arkadaşım malesef bey namaz oldukları için oruçta tutmadılar. Sene 1984 Bir seferinde de kandi akrabası olan bir gencin altın takdığını görünce bre kafir neden altın takıyorsun dedi. Böyle fevri misalleri çoktur.
|
Müslüman banknot gibidir. Işığa tutarsanız, Abdulhamid Han silüeti görünmezse sahtedir.
|
|
|
|
osmanlı
|
 |
« Yanıtla #14 : 24 Temmuz 2010, 14:15:49 » |
|
Seyyid kutup maddesine eklemeler;
Seyyid kutupun İlamda sosyal adalet isimli eserinin Kahire 1984 orjinal baskısının 167. sahifesi, 3 paragrafında mealen şöyle der, " Cahiliye döneminde kadınların gayri meşru ilişkileri, İslam ile ellerinden alınmıştır. Fransız ihtilali bu hakkı geri vermiştir." Yani afv buyrun fahişelik bir hakktı kadından alındı ve geri verildi.
Ayrıca Hz. Osman Efendimiz hakkında yazdığı küçük bir risale vardır. Söylemek istemiyorum. Baştan sona hakaret doludur. Ama ne hikmetse bu kitabı Türkiyede yayınlanmamıştır.
Hz. Aişe Anamıza atılan iftirayada tarafgirdir. Nede olsa fahişeliği hakk gören alçaktan bu beklenir.
|
Müslüman banknot gibidir. Işığa tutarsanız, Abdulhamid Han silüeti görünmezse sahtedir.
|
|
|
azizk
Yeni üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 14
|
 |
« Yanıtla #15 : 18 Şubat 2011, 09:13:04 » |
|
Hasan el-Benna ehli sünnettir. ''Hasan el- Benna hakkında verilen bilgi hatalıdır Hasan el Benna irşad ve tebliğ hizmetlerine devam ederken ihvan-ı müslimini kurmuş ve asrın Mısır firavunu Kral Farukun zulmüne rağmen islamı tebliğ ve müdafaa etmiştir İhvan-ı müslimin el Bennanın vefatı ile el Benna çizgisinden uzaklaşmış,daha sonraları silahlı ve siyasi bir hüviyet kazanmıştır Bahsedilen ve fitne diye nitelendirilen Hama katlima gibi olaylar Seyyid Kuttub vesilesi ile olmuş,ve bu kişininde vefat etmeden önce tevbe ettiği hakkında kuvvetli rivayetler mevcuttur Ne Seyyid Kuttub zamanında ne de sonrasında Mustafa Meşhur zamanında ihvan-ı müslimin el Benna çizgisinde değildi ''[/b]
[Seyyid Kutup meselesini Cübbeli Ahmet hocamıza danıştık ve tamamen olmasada kısmen hatalı olduğumuzu anladık
Hocamızın söylediklerini direkt aktaralım inşaAllah>>> ''Seyyid Kutup ehli sünnet değil demiyoruz biz, Seyyid Kutup alim değildi, bazı cihadlarda bulunmuştu, mücadelelerde bulunmuştur, çileler çekmiştir ama alim olmadığından roman vari fizilalil kuran roman vari bir kitaptır Yani şimdi kalkıp ebabil kuşlarını bilmem mikrop dersen, yok efendim kendine göre milletin anlamayacağı yerlerde mantıksal yorumlar getirirsen bu tefsir olmaz, roman olur A biz ona şimdi ehli sünnet dışı demedik ama yanlış görüşleri var, çünkü ilmi yok Hemde öyle bir yanlış ki mesela Şeriat devleti olmayan devlet dairelerinde memur olanların hepsi kafirdir Al bakalım başına belayı böyle şey olur mu ya!! bugün bu kadar bu efendim müslüman insan memuriyettedir, maaş alır, onu bırak imamlar, polisi askeri bırak imamlar, yani ondan sorarsan bunun arkasında namazda kılınmaz, cumada olmaz Bu ne rezilliktir dini ortadan kaldırmaktır bu Adam inanan bir müslüman bu niye kafir olsun ya!! Yani böyle yanlış şeyleri var Yani o bakımdan biz insanları uyarıyoruz biz Seyyid kutup sapıktır demiyoruz, ilmi yetersizliği ve tasavvuf karşıtlığı var Buna bir izah getiriyoruz, Tasavvuf karşıtlığı nedendir, Onun kardeşi var Muhammed Kutup beyan ediyor: 'O zaman Mısır'daki tarikatlar hep hurafeye dönmüş, islamdan çıkmış Onları görerek değerlendirme yapmış' falan O ortam için mantıklı karşılanabilir ''
Mehmet Talu hocaefendi için 'İbn-i Teymiye gibi' yakıştırması çok yanlış olmuş..zaten hanefi mezhebinde erkeğin sakalını usturayla/jiletle kazıması haramdır..ancak mevcut sistemde memurlar sakalını kesmek zorunda bırakıldıkları da ayrı bir gerçektir..ne olursa olsun en azından hüküm bilinmelidir..Bu hükmü İbni Teymiyye de söylemiş diye onun izinden gitmiş gibi bir izlenim yanlış olur...
Ömer Nasuhi Bilmen Hocaefendi için 'Eserlerinde bazı hatalar olmakla beraber' ibaresi kesinlikle yanlıştır..Eserlerinin tamamı ehl-i sünnet itkadına uygun olup tüm eserleri çok kıymetlidir..
|
'Bid'at ehline saygı göstermek, İslam'ın yıkılmasına yardım etmek olur. Bu ise, amelin boşa gitmesine sebep olur.' (İmam-ı Rabbani ks)
|
|
|
azizk
Yeni üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 14
|
 |
« Yanıtla #16 : 18 Şubat 2011, 09:15:00 » |
|
Afgan İslam Önderi Değildir
Cemalüddin Afganî kimdir, nedir, ne değildir?.. Ünlü bir şahsiyet midir? Evet ünlüdür. 19'uncu asrın ikinci yarısından bugüne kadar İslam dünyasında tesiri olmuş mudur? Olmuştur.
Bir çığır açmış mıdır? Açmıştır.
Ansiklopedilerde bu zat hakkında maddeler bulunmalı mıdır? Bulunmalıdır.
Açtığı çığır ilmî bakımdan incelenmeli midir? İncelenmelidir.
Bu zat Ehl-i Sünnet Müslümanlığı açısından olumlu ve hayırlı bir kimse midir? Kesinlikle değildir.
O, Müslümanlara hayırlı bir önder ve rehber midir? Kesinlikle değildir.
Niçin bu kadar sert ve kesin konuşuyorsun?
Çünkü o azılı ve en aşırı tarafından bir Farmasondur.
Şiî olduğu halde kendisini Sünnî göstererek, İranlı olduğu halde Afgan gibi göstererek Müslümanları aldatmıştır. Şiî olmak suç değildir ama şiîliğini gizleyip yalancıktan sünnî görünmek suçtur, ayıptır.
Şiîlere karışmam ama ben bir Sünnî Müslüman olarak bu olumsuz ve hayırsız kişiyi din önderi, din rehberi olarak asla kabul edemem.
Bugün İslam dünyasında ne kadar olumsuz, hayırsız, zararlı gelişme varsa Afganî'nin attığı ve ektiği zehirli tohumların mahsulüdür.
Ben sünnî bir Müslüman olarak Emîrülmü'minîn ve Hakan-ı Osmaniyan Abdülhamid-i Sânî hazretlerini velinimet bilirim. Afganî, Blunt adlı İngiliz ajanıyla işbirliği yaparak onu tahtından indirmek istemişti. Kendisini elbette sevmem ve tutmam.
Afganî'nin has talebelerinden biri, İran Şahı Nâsüriddini öldürmüştür. Ben böyle terörleri ve teröristleri sevmem.
Afganî cahillerin, ehliyetsizlerin, icazetsizlerin, liyakatsizlerin, velhasıl önüne gelenin ictihad yapması çığırını açmıştır. Bu ise İslam dünyasında dinî kaosa, anarşiye, fitne ve fesada sebebiyet vermiştir. Böyle bir kimseyi nasıl sevebilirim?
Bazı aykırı ilahiyatçılar Afganîyi göklere çıkartıyor, onu imam, mürşid, rehber olarak gösteriyor. Bu göstermeleri, bu konudaki propagandaları tamamen bâtıldır, bir aldatmacadır.
Sünnî Müslümanların böyle karışık, bulaşık, taqiyyeci, bulanık bir Farmasondan uzak durmaları gerekir.
Afganînin İskenderiye Mason locasından ateist olduğu için atıldığı rivayet edilmektedir.
Şüpheli taraflarından biri: Kahirede Yahudi mahallesinde ev tutup ikamet etmiştir.
Birtakım Müslüman aydınlar, bu Afganîyi imam, mürşid, rehber kabul eden bir ilahiyatçının müridi olmuşlardır. Bu duruma ne kadar üzülsek azdır. Oldukça ilim, irfan, kültür, sahibi olan kimseler nasıl olur da böyle akim ve sakim bir meslek ve mezhebe intisab edebilirler?
Ehl-i Sünnetin ne kusuru, eksiği var ki, bir Farmasonu baş tacı ediyorlar?
Afganî şazz bir şahsiyettir. Bunca ulemayı, fukahayı, meşayihi, mürşid-i kamilleri bırakıp onun peşinden gitmek reva-i hak mıdır? Böyle bir gidiş alim, fazıl, ârif, ziyalı Müslümanlara yakışır mı?
Afganîyi kutuplaştıran ilahiyatçılar üstadları gibi taqiyye yapmasınlar, mertçe ortaya çıksınlar ve demagoji yapmadan tartışsınlar. Barika-i hakikat müsademe-i efkârdan doğarmış.
Afganîciler eteklerindeki taşları döksünler, haklı mı haksız mı oldukları açığa çıksın. Niçin çekiniyorlar?
Bir de şu mugalataları bıraksınlar:
-Biz ilahiyatçıyız, sen değilsin, fazla konuşma!..
Ey Hocaların Hocası geçinen Afganîci ilahiyatçılar! Bu zatın Mason olduğunu nice kitap yazıyor, elde nice belge ve sahih bilgi var. Bunu söylemek için ilahiyatçı mı olmak gerekir? Afganînin mason olduğunu mühendis de, doktor da, hukukçu da söyleyip yazabilir.
Bendeniz gençliğimde, Ankara SiyasalBilgiler fakültesinde öğrenci iken Afganî muhibbiydim. Oryantalistlerin kitaplarını okuya okuya bu zatın hayranı olmuştum. Hattâ Ankaradaki Afgan sefaretine mektup yazarak Cemalüddin konusunda kitap istemiştim. Onlar da Afganistan'dan Farsça, Peştuca, Arapça kitaplar getirtip hediye etmişlerdi.
Daha sonra Ehl-i Sünnet ulemâ ve fukahasının, Müslüman veya gayr-i müslim tarihçilerin ve araştırıcıların Afganî'yi red, cerh, tekzib, ibtal eden kitaplarını okudum ve ona cephe aldım.
Müslümanları kurtaracak yol:
Selef-i Sâlihînin,
Eimme-i müctehidînin,
İcazetli ulemâ ve fukahanın,
İmamı Rabbanî, Halid-i Bağdadî, Şeyh Zeynî Dahlan, Yusuf İsmail en-Nebhanî, Şeyhülislâm Mustafa Sabri, Zahid el-Kevserî gibi Ehl-i Sünnet büyüklerinin...
Yolu ve meşrebidir.
Farmasondan İslam büyüğü, din önderi, imam, mürşid olmaz.
Milli Gazete Mehmet Şevket Eygi 28 Haziran 2010
|
'Bid'at ehline saygı göstermek, İslam'ın yıkılmasına yardım etmek olur. Bu ise, amelin boşa gitmesine sebep olur.' (İmam-ı Rabbani ks)
|
|
|
azizk
Yeni üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 14
|
 |
« Yanıtla #17 : 18 Şubat 2011, 09:20:50 » |
|
Birkaç not da ben yazayım, gerçi çok yazmak gerek ama.. neyse..
A.Fikri Yavuz:
Ehl-i sünnettir. Mezhepsizliğe karşıdır. İlmihali de kıymetlidir. Ancak bin yıl önce kaplama diş yapıldığını sanmış, tadbib kelimesini kaplama diye yanlış tercüme ederek, kendine inananların cünüp gezmesine sebep olmuştur.
Cevap: Kendine inananların cünüp gezmesine sadece o değil, bu satırları yazan ahmağın mantığına göre Zahidul-Kevseriler, Mustafa Sabri Efendiler, Saidi Nursiler, Süleyman Efendiler ve daha nice ehli sünnet alimleri sebeb olmuştur. Satırı yazanın "hocam dedi, aksi sapıklıktır" mantığıyla ilerlediğine açık vesikadır. Değerlendirmeye kendini "Ulemayı cünüplükle suçlayan biriyim" diye başlasa daha yerinde olurdu. Tedavi maksatlı şeyi, hamura benzetip fasid kıyasını şer-i nas zanneden ahmağa ne demeli.
Zahid-ül Kevseri :
Vehhabiliği red eden Esseyf-üs-sakil kitabı ile Makâlatı çok kıymetlidir.
Cevap: Mezhepsiz ilan edilmişti, şimdi yine kıymetlendi. Neyse, daha birçok eseri ve cevabı kıymetlidir. Ancak işine geleni alır bazı yobazlar.
Zemahşeri:
Tefsir, fıkıh ve lügat âlimi bir mutezile idi.
Cevap: Tevbe ettiği söylenmektedir. Ayrıca Ruhulbeyan'ın 1. cildinin ilk sahifelerinde konu işlenmiştir.
Bu kişiler hakkındaki yorumlarınızda kaynaklarla delil gösterebilr misiniz? Hayrettin KARAMAN Kişi sadece 'la ilahe illAllah' derse ve Muhammeden Resulullah demesede cennete girer gibi Diyalog hakkındaki görüşlerini beyan edene kadar ehl-i sünnet idi Mustafa İSLAMOĞLU Hayızlı kadınlar namaz kılabilir, kadere inanmaya lüzum yoktur diyebilecek kadar ehl-i bid'at tır Süleyman ATEŞ Ehl-i bid'at tır Yahudi-hristiyanların da bugünkü inanışlarıyla cennete girebileceğini söylemiştir. Gibi isimleri eklemekte yanlış olmaz...
|
'Bid'at ehline saygı göstermek, İslam'ın yıkılmasına yardım etmek olur. Bu ise, amelin boşa gitmesine sebep olur.' (İmam-ı Rabbani ks)
|
|
|
Mücteba
Eskinin zâbit namzeti, yeninin mühendîsûn namzeti.
Moderatör
popüler yazar
   
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 3309
"Bizim ortak dilimiz letaiflerimizdir."
|
 |
« Yanıtla #18 : 11 Ağustos 2011, 00:10:18 » |
|
Hayrettin KARAMAN
Kişi sadece 'la ilahe illAllah' derse ve Muhammeden Resulullah demesede cennete girer gibi Diyalog hakkındaki görüşlerini beyan edene kadar ehl-i sünnet idi
Peygamberimiz ‘Yahudi mutlaka Müslüman olsun’ demiyor
“.... Müslümanların çoğu ‘Peygamberin, bütün din sakinlerini İslam’a çağırdığına inanırlar. Ben diyorum ki, İslam uleması içinde, Kur’an-ı Kerim’e bakarak Peygamberimizin beklentisinin bundan ibaret olmadığını inananlar da var. Peygamberimiz ‘Yahudi mutlaka Müslüman olsun!’ demiyor. Diyor ki, ‘Yahudiler ve Hıristiyanlar tek Allah’a inansınlar, ahiret inansınlar ve kendi kitaplarında da bulunan iyiliklere göre yaşasınlar (yani bizim amel-i Salih dediğimiz şeyler); beni de sahtekarlıkla, yalancılıkla itham etmesinler. Getirdiğim kitabı da şuradan buradan çalıntı olduğunu söylemesinler. Dolayısıyla ‘Bu takdirde onlar da cennete giderler’ demiş oluyor. ...”
(Prof. Dr. Hayreddin Karaman/ Ömer Faruk Harman/ Faruk Tuncer, Polemik Değil Diyalog, Sayfa 34/41)
"Cilbab emri bağlayıcı olmaktan çıkacaktır"
“… Bu tarihi olgu cilbab adı verilen dış giysinin (…) şu anda tarihi şartlar değişip; ya toplumda cariye kalmadığından (ki bugün böyledir) yahutta ayırım sağlayacak başka bir alamet bulunduğundan (…) cilbab emri bağlayıcı olmaktan çıkacaktır.”
(Prof. Dr. Hayreddin Karaman, İslam'ın Işığında Günün Meseleleri, III, 297/308)
Ehli Kitab Cennete girecek
“… Kur’an’ın cennete gireceklerini bildirdiği Yahudi ve Hıristiyanlar ile cehenneme gideceklerini bildirdiği arasında fark vardır. Allah’a şirk koşmadan Allah’ın bildirdiği dinlere göre yaşayan ehl-i kitap cennete girecekler (…) Nitekim Müslümanlar da böyledir.
(Eğitim Bilim, Sayı: 34. Temmuz 2001)
Kurban kesmek yerine parası tasadduk edilebilir
“Kurban üstüne mezhepler ittifak edememiş, kimi sünnet demiş. Öyleyse Kurban kesmek yerine parası tasadduk edilebilir. Ayrıca kurbanın derisi problemi de biter…”
(Yeni Şafak, 8 Eylül 2000)
Sakal ve Misvakın modası geçti !!!
“Sakal ve misvak adet sünnetidir, bir kültürdür… Modası geçti. Öbürü de daha güzel temizlik yapan fırçalar çıktığından önemsizdir. İsteyen yine de kullanabilir”. (Yeni Şafak, 23.04.2010) HAYRETTİN KARAMAN REFORMİST Mİ? - sagduyuhaber http://www.sagduyuhaber.com/haberdetay.asp?ID=316 İslama göre kadın-erkek aynı safta namaz kılar, Hanefi Mezhebine göre kılamaz!!!
“Söze İslam’a göre diye başlarsanız, İslam’a göre kadınların erkeklerle aynı safta durup namaz kılması mümkündür ve caizdir. Yani bütün mezheplerin alternatifi olarak. Ama mezhebe göre diye başlarsanız, mesela Hanefi mezhebine göre kadın-erkek aynı safta namaz kılamaz” (Marmara FM’deki bir konuşmasında)
Sahabe Karşıtlığı
“Peygamberimiz (s.a.) “Sövmeyin” diyor, ben de sövmüyorum, Peygamberimiz “onları seven benim sebebimle (beni sevdikleri için severler, onlardan nefret edenler de benden nefret ettikleri için böyle yaparlar” buyuruyor. Ben bu hadise de dayanarak “Peygamberimiz’in göz bebeklerini inciten adamı ve adamları sevmiyorum; çünkü hadis Peygamberimize olan sevgiyi öne alıyor ve ashabın da bu sebeple sevilmesini istiyor. Bir kişi Peygamberimizin üzerlerine titrediği aile fertlerini üzer, onlara hakaret eder, tehdit eder, sonunda meşru halifeye isyan eder ve kılıç çekerse “yine de onu sevin” demiyor, hadis bu manaya gelmiyor…”http://www.hayrettinkaraman.net/makale/0684.htm Müziğe Cevazı ve Rasulullah’a İftirası !!!
"Peygamberimizin zamanında mescidde ve başka yerlerde kadınlar, erkeklerin yanında konuşurlardı. O (s.a.) hicret ederken kadınlar ve çocuklar musikî eşliğinde karşılama yapmışlardı. Bayram günlerinde Hz. Peygamber’in evinde ve onun yanında genç kızlar, Hz. Aişe’ye sesli ve tefli müzik dinletmişlerdi. Kadının sesinin ve musikînin haram olduğuna dair sahih ve kesin bir delil (dinî açıklama) yoktur. Kadın olsun erkek olsun müzik icra ettiğinde bunu dinleyenler kendilerine bakmalıdırlar; kötü, olumsuz bir etkilenme bulunmadıkça dinlemelerinde sakınca yoktur."http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00211.htm
|
|
|
|
|
tarihman
|
 |
« Yanıtla #19 : 15 Ekim 2011, 10:27:06 » |
|
Yusuf Kerimoğlu için, "mezhepsizlerden çekinmeden diş dolgusunun gusle mani olduğunu söylemesi..." meselesini tam anlayamadım. Bu meselede "Muhtasar İlmihal" isimli eserde yazılanlar malumdur. Diş dolgusu gusle mani değildir. Yusuf Kerimoğlu, farklı düşündüğü için övülmüştür. Mustafa Sabri Efendi'nin "Bir Istivaya Cevab" isimli makalesi zannedersem daha önce bu forumda da yayımlanmıştı. Dolayısıyla İlk yazıdaki isimlerin tedkik edilmesi lazım diye düşünüyorum.
|
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)
|
|
|
|
tarihman
|
 |
« Yanıtla #20 : 15 Ekim 2011, 10:37:24 » |
|
Zemahşeri'nin de Mutezile'den olduğu belirtilmiştir. Bu da tedkike muhtaçtır. Çünkü "Bina" kitabının musannıfı olarak bilinmektedir. Ehl-i sünnet dışı bir musannıfın eserinin okutulacağını zannetmem.
|
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)
|
|
|
|