Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Mart 15, 2010, 05:55:39 pm


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Nereye Gidiyorsunuz?  (Okunma Sayısı 515 defa)
Nakkaş
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 255



« : Mart 02, 2008, 06:47:34 pm »


İnsanı en güzel anlatan kelimelerden biridir, «yolcu».

O, ruhlar âleminden, kālû belâdan yola çıktı, hâlâ yürüyor.

Dur-durak bilmeden, coşkun bir ırmak misali akıp gidiyor. Kim bilir hangi güzergâhlardan geçiyor, hangi taşlara başını vuruyor, hangi koylara, kuytulara uğruyor, nerelerden kıvrılarak akıyor? Necip Fazıl, bu yolculuğu ne güzel tasvir eder:

İnsan bu su misâli kıvrım kıvrım akar ya,
Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan hep basamak basamak,
Benimse alın yazım yokuşlarda susamak.

İnsanlığa bir yol gösterici, bir nûrânî kılavuz olarak indirilen Kur’ân-ı Kerîm, insanın yol güzergâhını şu çizgilerle gösterir:

Bir zamanlar insan; hiçbir şey değil iken üzerinden uzun devirler geldi geçti. (İnsan 76/1)

Sonra bir vakit, ruh hâlinde var edildi, ademden çıkıp Âdem oldu, Allâh’ın huzurunda durdu, O’nun Rabliğini ikrar etti. Ulvî âlemlerin varlığına şâhit oldu. (A’raf 7/172) Sonra kendisi gibi milyarlarca ruh ile vazifesini bekleyen askerler gibi bekledi imtihan saatini.

Bir zaman sonra dünya evinin kapısından girdi, ana rahmine misafir oldu: Bir damla atılmış su, bir nutfe idi. Önce rahme yapıştı, asıldı kaldı. Bir çiğnem et parçasına dönüştü. Belli belirsizdi. Hoşa giden bir görünümü yoktu. O ete kemikler giydirildi, kemiklere et sarıldı. Mükemmel ve en güzel bir varlık olarak dünyayı şereflendirdi. En güzel yaratıcı olan Allah, ne yücedir, ne mübarektir. (Mü’minûn 18/12-14)

Bir sesi yerde, bir sesi gökte yere düştü. Ağlıyordu. Hangi ulvî âlemlerden ayrılmış, kopmuş, hangi süflî âlemlere inmişti. İçli içli, yanık yanık ağlıyordu. Annesinin sıcacık göğsünde, ilâhî merhametin nâzenin ikramını yudumlayarak sükûn buldu.

Bu kez başka bir yolculuk başladı.

Kalp çalışıyor, göz kıpırdıyor, el ayak oynuyor, yolcu yoluna devam ediyordu. Bebeklik, emekleme, kekeleme, yürüme, konuşma… Çocukluk, gençlik, olgunluk… Her kademe yolculuğun mühim birer safhasını teşkil ediyordu.

Aklı başına gelince karşısına iki yol çıkacak; iki yoldan birisini seçip onda yürüyecek. Ya kulluğunun şuurunda bir şâkir olacak, Rabbine şükredecek. Veya nankör olup çıkacak. (İnsan 76/3)

Gerçeği görmek için gözler, onu duymak için kulaklar, hakkı konuşmak için dil ikram edilen insan iki caddeden birinde ilerleyecek. Ya sarp yokuşu aşacak veya yokuşun dibinde kalakalacak. (Beled 90/8-20)

Otuz yaşı, kırk yaşı, elli yaşı ve ihtiyarlık başlıyor. Ömrü uzun olanlara erzel-i ömür geliyor. İnsan tekrar başa dönüyor. Âzâlar güç ve kuvvetten düşüyor. Ölüm yaklaşıyor. Yolculuk nereye? (Yasin 36/68)

Ölümle iş bitiyor mu sandınız? Hayır, ölüm sonsuz bir yolculuğun sonu değil başlangıcıdır. Kabir, mahşer, cennet veya cehennem… Hazırlığınız var mı? Bu sebeple Rabbimiz soruyor: “Nereye gidiyorsunuz?” (Tekvir 81/26)

İbn-i Ömer -radıyallâhu anh- şöyle anlatıyor: Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- benim iki omuzumu tuttu ve: “Dünyada sanki bir garip veya bir yolcu gibi ol.” buyurdu. İbn-i Ömer şöyle derdi:

“Akşama ulaştığında sabahı gözetme, sabaha kavuştuğunda da akşamı bekleme. Sağlıklı anlarında hastalık zamanın için, hayatın boyunca da ölümün için tedbir al.” (Buhârî, Rikak, 3)

Filibeli Ahmed Hilmi Efendi insanın bu yolculuğunu ve hayat macerasını ne güzel dile getirir:

Yâ Rab! Hayatta nedir bu lezzet?
Hayata rapteden bu garip kuvvet?
Hayat ki bî-bekā, pür derd ü keder,
Yine emel o; nedir bu hikmet?
Bir an bırakmaz insanı rahat,
Bin türlü âlâm derd-i maîşet.
Çocukluğunda ağlar beşikte,
Feryatla geçer o vakt-i ismet.
Civanlığında bin türlü âmâl,
Şeyhûhetinde bin türlü mihnet.
Vakt-i ecelde mâzi, bir an.
Bir an için mi bunca sefâlet?
Hâtifî bir ses verdi cevâbı,
Dedi: Hayatta bu zevk u kıymet,
Ākiller için seyr-i bedâyi‘,
Câhiller için yemekle şehvet.
Ne mutlu yolcu olduğunun farkında olanlara!
Ne mutlu nereye doğru yol aldığını bilenlere!
Ne mutlu akıllı olup güzellikleri seyredebilenlere!

Ne mutlu yüce Allâh’ın: «Nereye?» sualine: «Sana geliyorum, dönüşüm ancak Sanadır!» cevabını verebilenlere!

Ömer Çelik - Yüzakı Dergisi
Moderatöre Bildir   Logged
Mahi
Moderatör
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1000


Men câle nâle


« Yanıtla #1 : Mart 05, 2008, 12:23:37 am »


Teşekkürler, inşeAllah mevla kendine götürecek yolda hizmetler de bulunmayı ebeda nasip etsin..
Moderatöre Bildir   Logged

Sen bu kapılar dışında başka bir kapının insanı,
                                                                             Bu altın halkalar dışında başka bir halkanın esiri olamazsın!
!
müteallim
Moderatör
popüler yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4734



WWW
« Yanıtla #2 : Mart 05, 2008, 01:26:24 am »


amin.
Moderatöre Bildir   Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Menzilimiz nereye çıkar? İSLAM-GENEL adın_için_yaşamak 2 404 Son Mesaj Ekim 03, 2005, 04:29:15 pm
Gönderen: Mustafax67
nereye gidiyoruz? SERBEST KÜRSÜ duha 6 828 Son Mesaj Ağustos 06, 2007, 11:22:09 am
Gönderen: Ahi
Nereye Ey insan..!! ŞİİR çolak 2 525 Son Mesaj Kasım 20, 2008, 10:45:13 pm
Gönderen: çolak
Pikniğe gideceğim ama nereye, diyorsanız... GEZELİM, GÖRELİM İsra 4 311 Son Mesaj Ağustos 07, 2009, 09:00:07 am
Gönderen: tercüman
nereye kadar VAKT-İ MUHABBET azranur 8 273 Son Mesaj Kasım 05, 2009, 05:09:12 pm
Gönderen: fasulye
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM