ENDERUN
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 16
|
 |
« : Temmuz 04, 2004, 10:44:52 ÖÖ » |
|
Selamünaleyküm. Yunus Emrede İnsan
İnsan’ın hakiki mizacını ne “zaman” mefhumunun belirsizliğinde,nede kendini acze düşüren “teknolojinin” basiretsiz cazibesinde bulmak mümkündür.İnsan yaratıldığı andan itibaren “eşref-i mahlukat”tır ve “en güzel surette” yaratılandır. Onu zamanın ve mekanın belirsizlikleri içinde ruhani vasıflardan sıyırarak;nefsani his ve temayüllere çekmek hiçbir fayda sağlamayacağı gibi,yaratılış maksadının uzağında,görünüşte ihtişamlı fakat içi boş bir balon olma durumuna sürükleyecektir.
Yunus Ermenin her mısraı,Allah nazarında,ya kul olarak kendini yahutta insanı ele almaktadır.O nun ‘ben’ dediği yerde her yerde insan vardır.Hitap ettiği insanda daima olmasını arzuladığı ‘meleki’ vasıflara haiz insandır.
“Yaradılanı hoşgör/Yaradandan ötürü” mısraı,kesretten tevhide doğru yükselişin grafiğini sunarken; -insan,münasebetini de “Yaratıcı-kul” ahengi bakımından görüşe sunar. “Yaratılan” elbetteki sadece insan değildir.Bütün hayvanlar ve bitkiler,bütün kainat,sezdiğimiz veya sezemediğimiz bütün mevcudat yaratılan olarak “Yaratandan ötürü,hoş gör” ülmelidir.Yani,yaratılana sevgi yaratılanı hoş görüş,onları Yaratan’ın birer tecellisidir.Bunun içindirki Yunus Emre bir başka mısraında şöyle demektedir: “Bir karıncaya bile ulu nazarım vardır”.İşte bu nazar ,Allahu Tealanın kudretinin,Yunus Emrede tecellisinin bir tezahürüdür.
Yunus Emre : “Göz odurki Hakk’ı göre/Gündüz gören göz göz değil” derken bu tecellinin sırrına temas etmekte;gönül gözünün açık olmasını mühim olanın bu olduğunu belirtiyor.Gözün insan beyninin (veya beynin) bir uzantısı olduğu biyolojik bir vakıadır.Beyin aklın sembolüdür.O halde akılla neyi halledebiliriz?Fakat,akıl olmadanda neyi halledebiliriz?Yinede gönül gözü (ki buna basiret deniyor) olmadan aklın sıhhatli bir şekilde kullanılması mümkün dewğildir. Yunus Emre insanı tariften ziyade,onun nasıl olması gerektiğini bazen kendi nefsine,bazen bir başkasına hitap ederek anlatır. “cümle yaratılmışa bir göz ile bakmayan/halka müderris ise hakikatte asidür” mısraları da bütün mevcudatı gönül gözüyle görmek değimlidir?
Yunus Emre,ilim-insan-Halık’ı “gönü” lde birleştirmektedir. “ilim ilim bilmekdür/ilim kendün bilmekdür/sen kendini bilmezsin/bu nice okumaktır” ve; “okumaktan ma’ni ne/ kişi hakkı bilmekdür/çün okudun bilmezsün/yanice okumakdur.” İnsan ilk önce kendini tanımalı; ne için yaratıldığını bilmelidir.Hakiki ilim budur.Zira kendini tanıyan insan Rabbını tanır.Kendini tanıyamayan Rabbını tanıyabilirmi? Nasıl ve niçin yarataıldığının şuurunda ve idrakinde olmayanların kulluk vazifelerini hakkıyla yapmaları mümkünmüdür?Okumaktan maksat kişinin Hakk’ı bilmesi ve tanımasıdırBUnun içindirki Yunus bir başka beytinde şöyle der; “Yunus Emre dir hoca gerekse var bin hacca /hepsinden eyüce bir gönüle girmektir” demekki en mühim meselelerden biride gönül meselesidir.Hatta, “Düriş kazan yi yidür bir gönül ele gtür/Yüz kabeden yiğrektür bir gönüle ziyareti.” Bütün mesele ‘gönül’ de düğümlenmektedir.İnsani meselelerde “gönül”, Rabbe ulaşmada “gönül” esastır.Yunus Emrede insan,halka yar,Hakk’a kul olmasını bilen insandır.Bu insanın pırıl pırıl bir gönlü,gönlünde alev alev yanan bir sevgisi vardır.Dolayısı ile Yunus Emre insanda,yani insan gönlünde en büyük meziyet olarak “sevgiyi” görür.Sevgisiz ne ilim olur,ne iyi bir kul olunur; nede çevresine hoş görü ile bakılır. Halık-insan, insan-mahlukat ve insan-insan münasebetleri sevgi olmayınca arızalanır.Haliyle ferden kuvvetli olan cemiyetlerde kuvvetli olur.Bunun içindirki Yunus şöyle diyor; “gelin tanışuk olalım işün kolayın tutalım/sevelüm sevilelüm dünya kimseye kalmaz.” Fani insanın,bu dünyada elde edeceği şey,ahrete hazırlıktan başka ne olmalıdır?Herşey gelip geçici değimli?Yunus insani kıymetleri kendinde görerek şu tavsiyeyi yapıyor; “ben gelmedüm da’vi içün benim işüm sevi içün/dostun evi gönüllerdir gönüller yapmağa geldüm.” Dostun, yani Yradanın evidir gönüller.İnsan önce Onun evini yapmalıdır.İnsanın davası bu olmalıdır.
Yunus Emre kendi hayatının bir bölümünü tasvir ettiği bir şiirinin sonunda şu tavsiyede bulunuyor ve adeta,insanın kendini tanıması için kendine mahsus bir ikazda bulunuyor; “Eğer var ise amelin geyin olur senin sinin/eğer yoğısa amelin oddan şarab içti gönül/Yunus anlayıver halin,şuna uğraşıyor yolun/burada elin erer iken hayr işlere düşgil gönül.”
Yunusun insanı ümitlidir,yunusun insanı ızdıraplıdır,fakat ümidinden dolayı muzdarip değildir.Yunusun insanı hoş görülüdür,Yaratılanı Yaratandan ötürü sever Yunusun insanı ve yunus insanı hoş görülüdür,Hakkı Hakk için sever,Hakk’ı bütün mahlukat için sever.Yunusun insanı bütün sır hazinelerini gönlüne sığdırma gayreti içndedir.Yunusta insan,varlıkların özüdür.Yunusta insan, hakiki ifadesini ilahi rehberimiz Kur’an-ı Kerimde bulan varlıkların en şereflisi ve en güzel şekilde yaratılan insandır.
Öyleyse bizler neden yunusça bir gönülle yarataılanı Yaratandan ötürü sevmeyelim?Hakkı hak için ve yine Hakkı tüm mahlukat için sevmeyelim ve bu bağlamda neden varlıkların en şereflisi olan bizler en güzel biziçmde yaratılan bizler daha çok sevmeyelim?Sevmek bize ne kaybettirir?
Haydi dostlar yunusça bir gönülle bakalım çevremize ve gönül mimarları olma noktasında atalım adımları,Hakkı önce kendi gönüllerimizde hakim kılalım ve yine bu hakimiyeti gönüllerden yeryüzüne yayalım.
Yunusça bir gönülle selamlıyorum siz kardeşlerimi.01.06.2004 / ENDERUNSelam ve dua ile, Fi emanillah.
|