Kul
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 106
|
 |
« : Şubat 12, 2009, 06:53:13 pm » |
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapBurda bir kardesimiz uzun uzun biseyler yazmis, ben okudum. Biraz kafam karismis oldu. Sorularim o konuda yazilidir. Bana bu yönde yardim etmek istiyenler, ilmi ile veya tavsiyeleri ile, lütfen susmasin 
|
|
|
|
|
|
Günbatımı
|
 |
« Yanıtla #1 : Şubat 12, 2009, 07:48:25 pm » |
|
Kardeşim, o yazıya benzer bir kitap geçmişti elime... O kitabı okumaya başlayınca önceleri "evet, kesinlikle doğru" diye yorumlar yaparken, birden ülkenin ne askeri kaldı kafir olmayan, ne imamı...
Resmen askerlik, polislik, camilerde imamlık, hatta normal kamu kuruluşlarındaki devlet memurluğunu bile dinsizlik ilan ediyordu. Böyle yönetilen bir ülkede yaşamayıp, şeriatle yönetilen ülkelere göç edilmesi gibi şeyler yazıyordu.
Tamam, verilen linkteki yazılar doğrudur. Peki bizler ne yapmalıyız? Oy kullanmasak... Çözüm değil! Sonuçta başa birileri gelecek.
Askerden mi kaçalım, ayaklanma mı çıkaralım? Eee, bu ne demek? "İç karışıklık!"
O zaman da dış düşmanlara fırsat vermiş olacağız... Belki şu an beğenmediğimiz bu günlerimizi bile mumla arayacağız...
Yapmayın; minarelerimizden 5 vakit ezan sesleri (hoparlörle de olsa) yükseliyor. Dileyen evinde dinini istediği gibi uygulayıp, çoluk çocuğuna da benimsetebiliyor. Yayın-kitap vs. yakılmıyor, yok edilmiyor. Artık birçok işyeri, çalışanların namazına müdahale etmiyor. Birçok alış-veriş merkezi ya da benzeri yerlerde mescidler bulunuyor.
Evet, tam tersi olumsuzluklar da mevcut... Napalım, içinde bulunduğumuz durumda dinimizi en iyi nasıl muhafaza eder, en doğru şekilde uygularız, bir yolunu bulacağız. Bu zamanın Müslümanları'nın sınavı da budur belki...
Bence çözüm; demokrasiyi bir din değil, bir oyun gibi düşünelim ve oyunu kurallarına göre oynayalım. Gereken yerde birlik olup sesimizi duyuralım. İtiraz edilecek şeylerde vs...
Oturduğumuz yerden (kahvehanelerde, hanımların gün toplantılarında) bıdı bıdı edeceğimize, yazılı dilekçelerle, protestolarla tavrımızı belli edelim. Madem demokraside kilit çoğunlukmuş, birlik olalım ve demokrasinin kurallarına göre çıkış arayalım...
Naçizane...
|
SEN NE KADAR BİLİRSEN BİL; SENİN BİLDİĞİN, KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR...
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #2 : Şubat 13, 2009, 11:23:59 am » |
|
s.a.
aslinda bu zamanda demokrasi icersinde yasayan müslümanlar icin bir firsat diye düsünüyorum.bu düsüncem size ters gelebilir.
ruhul-beyan tefsirinde imami bursevi hazretleri artik osmanlilardan sonra islam devleti gelmeyecegini acik acik yazdikdan sonra dünya üzerine mehdiyi-ali rasülün hizmet devleti hakim olacaktir ifadesini kullanmistir.
dolayisiile en azindan demokrasi ile idare edilen devletlerde din ve vicdan hürriyyeti vardir onun semsiyesi altinda islami hizmetlerimizi rahatlikla yapabiliyoruz.
ya kominist memleketlerdeki gibi oda olmasa ne yapacaksiniz.gördüm türki cumhuriyeterinin yetmis seksen yillik halini.
gelelim oy verme isine sen oy verip istedigin kisleri oraya tasimazsan o makami birileri dolduracaktir öyle müslümanin bir tane oyu bosa gitmemeli son ferdine kadar oyunu kullanmali amma bilincli kullanip uyanik olmalidir. eger kimse bulamamis ise ehveni ser hangisi ise onu secmeli en azindan islama zarari azaltmalidir.
sahsen bizler icersinde oldugumuz memleket itibari ile o memleketin demokrasisinden yararlanarak islami hizmetlerimizi kedersiz korkusuz en güzel sekilde yapmaya calisan kardeslerimizi görüyoruz.
gerci bu sözlerin yeri burasi degil belki amma en azindan kalbiniz müsterih olsun diye cevap vermek lüzumunu his ettik.
mevlam düsmana firsat vermesin islami hizmetlerimize zeval vermesin.
müteallim.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
Fatihan
|
 |
« Yanıtla #3 : Şubat 13, 2009, 11:26:23 am » |
|
ruhul-beyan tefsirinde imami bursevi hazretleri artik osmanlilardan sonra islam devleti gelmeyecegini acik acik yazdikdan sonra dünya üzerine mehdiyi-ali rasülün hizmet devleti hakim olacaktir ifadesini kullanmistir.
Önemli bir malumat hocam, teşekkür ediyoruz.
|
'Ene, ene, ene' diyen kaybetti! Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapwww.evlilikmektebi.com
|
|
|
Kul
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 106
|
 |
« Yanıtla #4 : Şubat 13, 2009, 07:11:26 pm » |
|
Allah razi olsun kardeslerim. Bende demokrasiyi aslinda müteallim abinin dedigi gibi müslümanlar icin firsat görüyordum. Yani din hürriyeti ile istedigimiz hizmetleri yapabiliyoruz. Bazi sikintilar olsada okadar önemli degil. Hic bisey yapamayada bilirdik. Bundan önce iste bir kisiyle konusuyorduk. Böyle bir mesele acildi. Burdada böyle bir mesele görünce sorim dedim. O kisiyle konusurken bana demokrasi nedir, laiklik nedir diye sorular sormaya basladi. Öyle cevapsiz kala kaldim. "günbatimi" kardesimizin dedigi gibi ona buna kafir diyordu. Ben ne dicemi sasirmistim. Dedigim seyler bazilari, "müslümana kafir demek dinden cikarir, sen nerden bilcen onun kalbini" gibi sözlerdi. Ama bu sözlere onun cevabi hazirdi. "Ben insanlarin kalbini okuyamam, ama söylediklerine itibar ederim" gibi cevaplar. "Müslümanlar dobra dobra olmali, sert olmali, seriati kurmamiz lazim, faiz yemek haram, almanyada bile" Faizin faiz olabilmesi icin bazi sartlarin olmasi gerektigini bile bilmiyor, neyse lafi uzatmak istemiyorum. Bir sorum daha var. (Bu Mesele hakkinda daha yardim etmek istiyenen varsa, cekinmesin  ) Bir müslüman baskalarina karsi (mesela: müslümanlara veya gayri-müslimlere) dobra dobra olmasi mi gerek yoksa nasil olmasi gerek? O konustugum kisinin demek istedigi sey neydi "dobra dobra olmak gerekir" derken? Simdiden yardim edenlerden Allah razi olsun.
|
|
|
|
|
|
Günbatımı
|
 |
« Yanıtla #5 : Şubat 13, 2009, 08:07:14 pm » |
|
ruhul-beyan tefsirinde imami bursevi hazretleri artik osmanlilardan sonra islam devleti gelmeyecegini acik acik yazdikdan sonra dünya üzerine mehdiyi-ali rasülün hizmet devleti hakim olacaktir ifadesini kullanmistir.
Bunu ilk kez duydum. Bilgi verdiğiniz için Allah c.c. razı olsun. Fakat "Dünya üzerinde mehdiyi-ali rasülün hizmet devleti hakim olacaktır" sözünü açıklayabilir misiniz acaba?..
|
SEN NE KADAR BİLİRSEN BİL; SENİN BİLDİĞİN, KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR...
|
|
|
afka
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 107
|
 |
« Yanıtla #6 : Şubat 13, 2009, 08:53:55 pm » |
|
Gideceğimiz,arzuladığımız yere gitmek için haydutlardan korunma adına bir araç
|
Sünnet, "Asrı Saadeti" çağa taşımaktır
|
|
|
kuruhüyük
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 45
|
 |
« Yanıtla #7 : Şubat 14, 2009, 12:02:41 am » |
|
Selamlar..arkadaşlar! yukarıda serdedilen görüşler muvacehesinde,demokrasinin fayda,zarar,getirisi ile algılan mış,daha önceki formda bir arkadaşın mana ve işlevi hakkında detaylı bir tahlili işlenmiş idi,bir mesele hakkında muhtasar bir görüş belirliyebilmek,o meselenın başlangıç ve netice verilerini değerlendirebilmeye bağlıdır,şimdi bu ucubenin! başlangıcı kadim yunan muşriklerinin devri zülümatlarının ibtidasında olduğu ispatlıdır,zamanımıza gelincede kimlerin! uhdesinde hayat bulduğuda ispatlıdır,bu mezbelei ucubenin bir cihan şumul inanç sistemimizin[İSLAM] her ne şekilde olursa olsun yanında seslendirilmesinin,bir inanana,şaki, damgasının vurulmasına yeteceği algılamak zor olmasa gerektir..kuruhüyük
|
|
|
|
|
Kul
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 106
|
 |
« Yanıtla #8 : Şubat 14, 2009, 12:18:17 am » |
|
bir sorum daha vardi, lütfen sizin yazilariniz arasinda ucusup gitmesin =)
|
|
|
|
|
Kul
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 106
|
 |
« Yanıtla #9 : Şubat 17, 2009, 05:46:27 pm » |
|
yine tekrarliyim sorumu.
Bir müslüman baskalarina karsi (mesela: müslümanlara veya gayri-müslimlere) dobra dobra olmasi mi gerek yoksa nasil olmasi gerek?
O konustugum kisinin demek istedigi sey neydi "dobra dobra olmak gerekir" derken?
|
|
|
|
|
|
Günbatımı
|
 |
« Yanıtla #10 : Şubat 17, 2009, 06:22:50 pm » |
|
Kul kardeşim, ben şahsen sorunu tam olarak anlayamadım.
"Dobra dobra olmak" her aklından geçeni ya da her doğru bildiğini söylemek anlamında mı? Ya da bir kusur, yanlış gördüğün zaman hemen atlayıp onu dile getirmek mi? Bu birçok şekilde anlaşılabilir...
Ya da; sana islami bir soru sorulduğunda, menfaat veya sana getireceği zorlukları düşünmeden açıkça ve dürüstlükle, bildiğin şeylerin cevabını vermek mi?
|
SEN NE KADAR BİLİRSEN BİL; SENİN BİLDİĞİN, KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR...
|
|
|
|
müteallim
|
 |
« Yanıtla #11 : Şubat 18, 2009, 01:53:23 am » |
|
Allah razi olsun kardeslerim. (Bu Mesele hakkinda daha yardim etmek istiyenen varsa, cekinmesin  ) Bir müslüman baskalarina karsi (mesela: müslümanlara veya gayri-müslimlere) dobra dobra olmasi mi gerek yoksa nasil olmasi gerek? O konustugum kisinin demek istedigi sey neydi "dobra dobra olmak gerekir" derken? Simdiden yardim edenlerden Allah razi olsun. zamaninin siyasetini bilmeyen dinine hizmet edemez.tabiiki bu siyaset simdikilerin yalanci politikasi degil. bu hususu en güzel ifade eden hadise yahudilerle bir anlasmada kagidin basina Allahin rasülü muhammed diye yazilmistida bunu istamadiler rasülüllah efendimizden silmesini istediler Allah rasülüde silinmesini emir edince hazreti ömer niyye siliyorsunuz ey Allahin rasülü deyince silmekle rasüllük gidecekmi gibi ifade kullanmasi olmustur iste bu siyasettir.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
Kul
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 106
|
 |
« Yanıtla #12 : Şubat 19, 2009, 02:21:33 am » |
|
"Dobra dobra olmak" her aklından geçeni ya da her doğru bildiğini söylemek anlamında mı? Ya da bir kusur, yanlış gördüğün zaman hemen atlayıp onu dile getirmek mi? Bu birçok şekilde anlaşılabilir...
Ya da; sana islami bir soru sorulduğunda, menfaat veya sana getireceği zorlukları düşünmeden açıkça ve dürüstlükle, bildiğin şeylerin cevabını vermek mi?
Evet senin ifade ettigin manalarda sormustum, bende karsimdaki kisinin ne demek istedigini tam anlayamadigim icin, biraz kapali oldu. Sen daha iyi acmis oldun.  @müteallim Tsk ederim, misalin yardim edici. 
|
|
|
|
|
|
racül
|
 |
« Yanıtla #13 : Şubat 19, 2009, 03:31:17 am » |
|
"Dobra dobra" kelimesi kulaga hos geliyor. Erkekce bir cagrisim yapiyor.
Acaba her yerde öyle mi?
....... Mesela:
Hanim:
Beni nasil buluyorsun?
cevap: 140 kilo. (dobra dobra bir cevap)
..
Arkadas: Adam bana resmen kel diyo ya.. Ya kardesim baksana su ön taraftaki saclarima. Bunalima soktu beni, kafam karisti ya. Ben kel miyim? Kafamin önündeki saci aynada göremeyecek kadar kör müyüm ben ya? Baksana su saca ya? Söyle arkadasim ben kel miyim?
Arkadasi: Ön tarafa bakacagina biraz da arka tarafa bak. Cift ayna bul, kafanin tam tepesindeki ormanin orta yerindeki volkanik göl manzarasi veren kelligini gör. Kelsin tabii. Olum 40'ini devirdin kendini hala genc saymayi birak. Bak yüzünde de kirisiklar artti (bu da dobra dobra)
..
Mahallenin delisi meydanda bagiriyor, elindeki sisenin muhteviyati saga sola dökülüyor, sallana sallana, yürüyor. Bu dünyanin dibii delik uleyynn. Elimdeki sise bile durdugu yerde azalior. Her sey yamuk bu dünyada. Var mu'lan öyle degil diyen ha?
Ögretmen bey isaret parmagini havaya kaldirip ona dogru sesleniyor: - Hayir Deli Cevat Bey, dünyani dibi delik olmayip kutuplardan hafif basik olmakla birlikte, yuvarlaktir. Bugüne kadarki bilimsel arastirmalar henüz sizin söz ettiginiz anlamda bir delik ortaya koyamamistir. (dobralik bu iste)
..
Sözlesmeli Cami imami Cemalettin Efendiyi hanimi bakkala don lastigi ve catal igne almaya göndermistir. O sirada olur ya, sokakta tanklar yürümektedir. Askerler grub grub insanlari toparlayip götürmektedir. Tanklarin üzerinde bazi genc subaylar tutuklananlara dogru seslenirler: - Bu halk sizin gibi irticacilari istemiyor. Halk bugüne kadar sizin irticai eylemlerinize karsi sabirla bekledi, akillanmadiniz. Ve toplum bizi göreve cagirdi. Bu ülke irtica istemiyor..
Sözlesmeli cami imami Cemalettin Efendi, tanklarin toplarinin uclarina dogru elindeki catal igneyi zülfikar coskusuyla sallayarak, "Halk asil sizi istemiyor. Seriat gelecek dertler bitecek. Kahr olsun laikliiiikkk" diye kahramanca haykirmaya basladi. (Dobralik degil mi?)
|
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben. Theodor Heuss ehemaliger Bundespräsident
|
|
|
|
racül
|
 |
« Yanıtla #14 : Şubat 19, 2009, 03:43:47 am » |
|
Yukariya yazdigim lüzumsuz mesajimdan sonra,
bir önemli hatirayi kayd edeyim istedim:
Gecende,
Seyh Sait'in akrabalarindan biriyle tanistim. Biraz deseledim, söyle bir sey söyledi_
Seyh Sait, hadisatin dini mübini Islama zarar verecek sekilde gelistigini düsünür ve isleri düzeltmek icin kendine bagli kitleleri, bozulan isleri düzeltmek icin ayaklanmaya cagirir.
Dünyanin bir kenarindaki bir Seyh Sait, dönmüs bir burcu geriye ceviremeyeceginden, takdiri ilahiyi tersine döndüremeyeceginden, pek bir basari kayd edemez tabii ki..
Koca Türkiyeyi düzeltmek bir yana..
Isyana kalkmadan önce, iyi kötü bir düzen icindeyken, kendisine bagli, kendi halinde dervis, siradan müslüman olarak görmeye alistigi adamlarinin bir coklarinin,
isyan sebebiyle olusan anarsi ortaminda,
birer zorba, birer suc aleti haline geldiklerini görür.
(Imami Gazali hazretlerinin "en kötü idare, anarsiden evladir" sözünü hatirlamis olmali ki-racül)
Nizami alem icin ayaklanip, nizamsizliga yol actigini fark eder.
Ve pisman olarak teslim olur..
Idam edilecegini bile bile..
Seyh Sait, medreselerde yetismis, dini ilimlere vakif birisiydi..
Bugünküler,
Seyh Sait'in elif cüzü okurken hocalarindan duydugu dini hikayeler kadarlik bile dini malumat, idrak ve suura sahip olamadiklarindan,
anarsiye cagirmayi
dobralik olarak pazarlamaya kalkiyorlar...
............
Taha Akyolun
Haricilik ve Sia diye muazzam bir kitabi var. Basucu kitabi..
Haricilik ile ilgili bölümü döne döne okumali..
Hatta siilik ile ilgili bölümü de döne döne okumali..
Bugünkü islami hareket diye kendini pazarlayan bu "dobra"ci gürûh ikisinin akordu bozuk bir sentezi...
|
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben. Theodor Heuss ehemaliger Bundespräsident
|
|
|
|