Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Mart 22, 2010, 03:16:26 am


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Bitenler hep can acıtır… neden…?  (Okunma Sayısı 1012 defa)
İsra
Moderatör
popüler yazar
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5972



« : Eylül 09, 2008, 01:50:02 am »


Bitenler hep can acıtır… neden…?

…çünkü bitenlerin hep bitmemesi gerekenler olduğu düşünülür de ondan…
Bazen de bitenler sevindirir… neden…?

…çünkü bitenlerin hep hayatımızdan gitmesi gerekenler olduğu düşünülür de ondan…  Halk arasında bilinen bir tabir vardır. “Her bitiş, yeni bir durumun başlangıcıdır” şeklinde.

Psikolojide de böyle bir ilke var sevgili okurlar… her ulaşılmak istenen hedef, aslında başka bir şeyin sonudur. Ve aynı durum farklı bir sürecin başlangıcıdır da…

İlk duyulduğunda biraz karışıkmış gibi geliyor.

Diyelim ki hayatımız boyunca bir takım idealler ve hayaller uğrunda koşturduk durduk. Gece demeden, gündüz demeden çalıştık. Kendimize ulaşılacak bir standart belirledik. Bu standart için, aradan geçmesi gereken zaman sürecini hesapladık. Derken yıllar geçti… günler, aylar su gibi akıp gitti… ve… ve sevindirici sonuç…! “Nihayet oldu…!” işte tam da istediğimiz yerdeyiz…

İnsan organizması ve yaşamın kurulum mantığı çok ilginç. Bir yandan üretiyoruz, uğraşıyoruz, koşturuyoruz, didiniyoruz, yoruluyoruz… ama… ama üretirken aslında başka şeyleri de tüketiyoruz.

Üretirken tüketen bir varlık olmak, kaygan bir zeminde düşmeden ayakta durmaya çalışmak gibi bir durum aslında… çünkü ulaşılması hedeflenen her amacın, bizden alıp götüreceği bir çok şey olabilir. Bu normaldir de.

Okulumuzdan mezun olmayı hedefleriz… aradan yıllar geçer… mezun oluruz… üreten kişi oluruz… ama diğer yandan kendi içimizde tükettiğimiz başka süreçler vardır. Sahip olduğumuz “zaman” gibi…”ömür” gibi…

Koşturup dururuz bir sıkıntıdan kurtulmak için… kurtuluruz da nitekim… bir şeyleri ele geçiririz belki evet… ama neleri tüketerek…?

Son günlerde aldığım bir mail dikkatimi çekmişti. Benzerleri de zaman zaman geliyor doğrusu… herkes bir şeylerin peşinde… herkesin kendisine göre bir yaşam planı var. Kişinin kendi hayatını planlamasından, kendi igi-beklenti ve ihtiyaçlarına göre kurgular geliştirmesinden daha doğal hiçbir şey olamaz bence.

…peki doğal olmayanı ne…? Ya da tüm bunların arasında gözden kaçan…?

BU GÜNÜMÜZ…!



Kimileri geçmişe takılarak, sürekli geçmişten çekip aldıklarını bugüne taşıyarak, kendi elleriyle, kendi hayatlarını yaşanmaz hale getiriyor.
Kimileri de gelecekteki yaşanacaklar uğruna, bugününden vazgeçiyor…

Doğru olanı ne…?

Her ikisini de harmanlayarak, sağlıklı bir biçimde yaşamaya gayret etmek.

…şöyle ki… geçmişte yaşananlar “geçmiştir”. Yani adı üzerinde “geçmişte kalmış”tır. Onları alıp alıp getiren, bugüne yerleştiren bizleriz. Herhangi bir olay, durum, sıkıntı, zorluk, öfke, kızgınlık,…vs. her duygu, yaşandığı zamana aittir. O gün, o günkü ruh hali, o günkü anlama ve algılama süreçleri, o günkü sosyal ve ekonomik koşullar içinde anlamlı ve önemlidir. Yaşanan ve o günkü şartlarla anlamlandırılan bir olayın, bugünümüze taşınması ve bugün de geçmişteki gibi bizi etkilemesi olanaksız görünüyor doğrusu. Fakat bir çok kişi, falanca zamanda yaşadığı olumsuzluğu niçin taptazeymiş gibi hissedebiliyor…?

Çünkü bilinçaltı onu beslemeye ve büyütmeye devam ediyor. Kişilik yapısı, yetiştirilme şekli, olaylarla baş etme yeteneği gibi bireysel süreçler devreye giriyor. Böylece benzer durumlara, birbirinden farklı tepkiler veren insanlar ortaya çıkıyor.

Geçmiş vardır… ama yaşananlar artık orada kalmıştır. Temel prensip bu olmalı sevgili okurlar… geçmiş kendi kendine atlayıp da şu anımıza gelmez… gelemez… onu olduğu yerden itina ile alıp getiren bizlerin patolojileridir tamamen. Demek ki geçmiş vardır… ama olayın gerçekleştiği yaşam dilimi içinde anlamlı ve önemlidir. Ve geçmiş, geleceğimize ışık tutmak için hafızalarımızda yer almalıdır. Halihazırda yaşadığımız hayatı burnumuzdan getirmek için değil. Sürekli ramazan pilavı gibi ortaya dökmek, olayları parmağımıza dolamak, ruhsal açıdan takıntıları olan insanların yaptığı bir tavırdır. Sağlıklı bünye bu ve benzeri durumlarda, yoluna devam etmeyi sever. Geçmişte olanı bir kenarında bulundurur ama, ondan bilgi almak ve olası benzer sıkıntıları yaşamamak için tecrübelerden istifade etmeyi seçer.

…ve gelecek…

Gelecek ise, adı üzerine inşAllah bir gün “gelecek”… yani henüz ortalıkta yok… zaman ilerledikçe gelecek de bir gün gelecek
Tam da bu nedenle gelecekle ilgili abartılı duygular yaşamak, abartılı planlar yapmak, gelecek için günümüzü zorlayan yatırımlar yapmak, zaman içinde ruh sağlığımızı bozmaya başlıyor.

…derken her iki uç noktada yanlışlık yapan insanların sayısı artıyor. Ve bu kişilerden gelen maillerin sayısında da artışlar olmaya başlıyor.
Kimisi geçmişine takılmış… bir türlü ordan çıkıp da bugüne gelemiyor….
Kimisi de geleceğe takılmış… her şey gelecek için… nefes almasının anlamı bile gelecek olmuş… bugünü yaşayamıyor…

Sonuç…?

Her iki halde bulunan insan da aynı ortak sorunu paylaşıyor… BU GÜNÜ YAŞAYAMAMAK…!

Oysa ki –ilginçtir- geçmişimizden ve geleceğimizden sorumlu değiliz. Geçmişte hatalar yapmış olabiliriz… türlü hatalar… bugün bu yanlışların farkına varmışsak ve benzer sıkıntıları yaşamamaya özen gösteriyorsak, geçmişin bizi rahatsız etmemesi gerekir. Ve geçmiş gelip de öyle arabesk içerikli Türk filmlerinde olduğu gibi yakamıza yapışmaz. Diyelim ki yapıştı… o zaman da “Evet… bir dönem o söylediğiniz hatayı yapmıştım… artık yapmıyorum…” diyerek yolumuza devam etmemiz gerekir.

Bununla birlikte geleceğin bize neler getireceğini de bilemeyiz. Çünkü “gayb”dır. Elimizde küre yok ki başımıza ne geleceğini bilelim. Ortalama doğru olduğuna inandığımız ve aklımızı devrede tutarak, güvendiğimiz insanlardan da destek aldığımız kararlarla yolumuza devam ederiz. İyi ve güzel bir sonuçla karşılaşırsak seviniriz. Olumsuz bir durumla karşılaşırsak da “Hayyy Allah… demek ki seçtiğim yolun böyle de bir getirisi oldu… neyse bunu düzeltmek için ne yapabilirim acaba…?” diye yine yolumuza devam etmeye çalışırız.
Aksi halde “arada derede kalan bir psikoloji”yle hareket etmiş oluruz ki, son derece sinir bozucu bir durumdur.

Ortalama gelen sorular şöyleydi sevgili okurlar… “…geçmişte falanca gibi bir zorluğum oldu… aslında olaylar düzeldi ama ben hala aradan 10 yıl geçmesine rağmen unutamadım….”
Veya… “…bütün gücümle gelecek için çalışıyorum ama yine de mutlu olamıyorum…”

Geçmişte yaşayıp da, aşağıdaki marketten aldığı bir külah dondurmanın keyfini çıkaramamak ne kadar büyük bir yanlışsa; kendisini, daha ne olacağı belli bile olmayan geleceğine kilitleyip, karnının acıktığının dahi farkında olmadan aç acına deliler gibi çalışıp, bir çikolatayla “Ohhh be işte hayat bu…” diyememek de bir o kadar yanlışlıktır...

Sevgiyle kalın… bugününüz için bir şeyler yapmayı unutmayın…

Mehtap Kayaoğlu
Moderatöre Bildir   Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Forum Kurallarını Okumak İçin Lütfen Tıklayınız
ikra42
okur
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 89

Avatar Yok


« Yanıtla #1 : Eylül 09, 2008, 01:32:10 pm »


Geçmişte yaşayıp da, aşağıdaki marketten aldığı bir külah dondurmanın keyfini çıkaramamak ne kadar büyük bir yanlışsa; kendisini, daha ne olacağı belli bile olmayan geleceğine kilitleyip, karnının acıktığının dahi farkında olmadan aç acına deliler gibi çalışıp, bir çikolatayla “Ohhh be işte hayat bu…” diyememek de bir o kadar yanlışlıktır...

çok teşekkürler isra..hepimizin sorunu bu zaten...ya geçmişte yaşıyoruz yada gelecekte...
Moderatöre Bildir   Logged
ihvan
popüler yazar
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1706



« Yanıtla #2 : Eylül 09, 2008, 02:21:00 pm »


günümüz içinmi bişeyler yapalım.Allah c.c için mi ben ikincisini tercih ederim.
Moderatöre Bildir   Logged
Lika
Moderatör
popüler yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3257



WWW
« Yanıtla #3 : Eylül 10, 2008, 03:36:47 am »



..

Hak şerleri hayr eyler

Zannetme ki gayr eyler

Ârif anı seyreyler

Mevlâ görelim neyler

Neylerse güzel eyler


Sen Hakka tevekkül kıl

Tefviz et ve rahat bul

Sabreyle ve râzı ol

Mevlâ görelim neyler

Neylerse güzel eyler
Moderatöre Bildir   Logged

"Aramakla bulunmaz, lakin bulanlar arayanlardır"
adilcevaz
aktif okur
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 243


susukunlugum asaletimdendir.


« Yanıtla #4 : Eylül 10, 2008, 07:05:46 am »


hepinizde çok güzel şeyler yazmışsınız kardeşlerim.tşkkrlr..
Moderatöre Bildir   Logged

Bütün dünyayı verseler gamım bitmez nedendir bu
Taa ezelde gam turabıyla yoğrulmuş bendendir bu
Terk etme insafı makamı imtihandır bu
Gelen gider giden gelmez iki kapılı handır bu!
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Evliyânın kerâmeti… MANEVİYAT DÜNYAMIZ ankebut-57 0 486 Son Mesaj Kasım 03, 2007, 12:58:54 am
Gönderen: ankebut-57
Arzuhâlim Sanadır, Sahibim… EDEBİYAT kenz 0 557 Son Mesaj Kasım 30, 2007, 12:29:54 am
Gönderen: kenz
Sana “Nasılsın?” diye sormayacağım…Çünkü… EDEBİYAT İsra 4 1609 Son Mesaj Aralık 15, 2008, 03:35:13 pm
Gönderen: istikamet şehadet
Bugün Sevgililer Günü…! SERBEST KÜRSÜ demir 2 395 Son Mesaj Haziran 26, 2008, 01:15:57 pm
Gönderen: demir
Hasta ilacını kullanmadıkça… İSLAM-GENEL Tuğra 0 304 Son Mesaj Ekim 10, 2008, 12:23:30 am
Gönderen: Tuğra
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM