|
Miftahulkuluub
|
 |
« : Mayıs 09, 2004, 06:03:39 ÖS » |
|
Herkes bir hadis yazsın.Ne dersiniz  İnsanlara iyi davranıp onlara zulmetmeyen;onlarla konuştuğunda yalan söylemeyen;onlara söz verdiğinde sözünden caymayan kimse;insaniyeti mükemmel,adaleti müsellem ,dostluğu elzem ve arkasından çekiştirilmesi haram olan kimselerdir.(hadisi şerif)
|
Nefse ağır gelen her şey ruha tatlıdır. Nefse tatlı gelen herşey de ruha acıdır. İmam-ı Rabbani k.s.
|
|
|
|
molla
|
 |
« Yanıtla #1 : Mayıs 09, 2004, 06:20:05 ÖS » |
|
Ebu Ümame radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a biri âbid diğeri alim iki kişiden bahsedilmişti.
"Alimin âbide üstünlüğü, benim, sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir" buyurdu."
Tirmizi, İlim 19, (2686).
|
.
|
|
|
|
mice
|
 |
« Yanıtla #2 : Mayıs 10, 2004, 12:17:47 ÖS » |
|
Ebu Hureyre (r.a),  Resulü (s.a.v) şöyle buyurdu, demiştir: Dile hafif, mizanda ağır,  'a sevgili olan iki kelime (iki cümlecik) vardır. Bunlar: SubhanAllahi ve bi-hamdihi, subhanAllahi'l-azim (  'ı, ona hamd ederek tesbih ederim, büyük  'ı tesbih, ederim)'dir. Buhari, Müslim -------------------------------------------------------------------------------- Hadis-i Şerif'in Açıklaması 1- Manevi mertebenin yükselmesi ve günahların af edilmesi için bu şekilde zikrin sevabı büyüktür. 2- Peygamber (s.a.v)'den gelen bu zikre devam etmek, kişiyi  Teala'ya bağlı kılar, şeytanın vesvesesinden ve gereksiz konuşmadan alıkor
|
Yazıkki yine akşam oldu biz yine yalnız kaldık. Bir kıyısı görünmez denize daldık. Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede  ’ın denizinde  ’tan uzak kaldık.
|
|
|
|
mice
|
 |
« Yanıtla #3 : Mayıs 11, 2004, 08:57:52 ÖÖ » |
|
Ebu Hureyre (r.a)'nin rivayet ettiğine göre, Resulüllah (s.a.v) sabaha çıktığında: İlâhi! Sen'in inayetinle sabaha ulaştık ve yine akşama yetiştik. (Muhyi) isminle hayat bulur, (Mümit) isminle de ölürüz. Öldükten sonra da dirilmemiz Sana aittir. Akşama ulaştığında: İlâhi! Sen'in inayetinle akşama ulaştık. (Muhyi) isminle hayat bulur, (Mümit) isminle de ölürüz. Öldükten sonra da dirilmemiz Sana aittir, diye dua ederdi. Ebu Davud
--------------------------------------------------------------------------------
Hadis-i Şerif'in Açıklaması 1- Kişinin, devamlı Rabbi ile birlikte olması için bu zikre sabah akşam devam etmesi müstehaptır.
|
Yazıkki yine akşam oldu biz yine yalnız kaldık. Bir kıyısı görünmez denize daldık. Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede  ’ın denizinde  ’tan uzak kaldık.
|
|
|
Doğan
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 17
|
 |
« Yanıtla #4 : Mayıs 11, 2004, 02:01:20 ÖS » |
|
Sizin en hayırlılarınız, günahla imtihan edilip de tevbe edenlerinizdir.
(Beyhakî, Şuabu’l-İmân, 5/418)
|
|
|
|
|
hilalugruna
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #5 : Mayıs 12, 2004, 06:05:44 ÖÖ » |
|
Kardesini bir gunahindan dolayi ayip-layan kisi, gunahi islemedikce olmez.
|
|
|
|
|
|
mice
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 12, 2004, 08:18:21 ÖÖ » |
|
Enes (r.a),  Resulü (s.a.v)'nün şöyle buyurduğunu söylemiştir: Sizden biriniz başına gelen herhangi bir zarardan dolayı sakın ölümü temenni etmesin. Mutlaka isteyecekse:  ım! Yaşamak benim için hayırlı ise beni yaşat. Benim için ölmek hayırlı ise beni öldür! desin. Buhari, Müslim
|
Yazıkki yine akşam oldu biz yine yalnız kaldık. Bir kıyısı görünmez denize daldık. Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede  ’ın denizinde  ’tan uzak kaldık.
|
|
|
|
mice
|
 |
« Yanıtla #7 : Mayıs 13, 2004, 10:19:01 ÖÖ » |
|
İbn Abbas (r.ahm)'ın anlattığına göre,  'ın Peygamber (s.a.v)'i sıkıntı esnasında şöyle buyururdu: Azamet ve vakar sahibi  'tan başka İlâh yoktur. Büyük Arş'ın sahibi  'tan başka İlâh yoktur. Göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve kıymetli Arş'ın Rabbi  'tan başka mabud yoktur. Buhari, Müslim -------------------------------------------------------------------------------- Hadis-i Şerif'in Açıklaması 1- Kriz ve zorluk anında, yapılabilecek tüm tedbirler alındıktan sonra çokça dua ve zikirle birlikte  Teala'ya sığınılmalıdır.
|
Yazıkki yine akşam oldu biz yine yalnız kaldık. Bir kıyısı görünmez denize daldık. Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede  ’ın denizinde  ’tan uzak kaldık.
|
|
|
SerkaNReaL
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 34
|
 |
« Yanıtla #8 : Mayıs 13, 2004, 02:25:32 ÖS » |
|
Bir mü'min erkek, bir mü'min kadyna bu?zetmesin. Çünkü onun bir huyunu be?enmezse ba?ka bir huyunu be?enir. (Müslim, 1469)
|
|
|
|
|
|
mice
|
 |
« Yanıtla #9 : Mayıs 14, 2004, 09:24:04 ÖÖ » |
|
Ebu Hureyre (r.a)'den nakledildiğine göre, Resulüllah (s.a.v): Biriniz acele ederek: Ben dua ettim fakat kabul olunmadı demedikçe duası kabul edilir, buyurdu. Buhari, Müslim
|
Yazıkki yine akşam oldu biz yine yalnız kaldık. Bir kıyısı görünmez denize daldık. Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede  ’ın denizinde  ’tan uzak kaldık.
|
|
|
|
mice
|
 |
« Yanıtla #10 : Mayıs 15, 2004, 09:26:13 ÖÖ » |
|
Safiyye (r.ah)'nin Peygamber (s.a.v)'in bazı hanımlarından rivayet ettiğine göre, Resulüllah (s.a.v): Kâhine gidip, ona birşeyler sorup da onu tasdik eden kimsenin kırk gün namazı kabul olmaz, buyurdu. Müslim
|
Yazıkki yine akşam oldu biz yine yalnız kaldık. Bir kıyısı görünmez denize daldık. Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede  ’ın denizinde  ’tan uzak kaldık.
|
|
|
point
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 142
|
 |
« Yanıtla #11 : Mayıs 15, 2004, 05:54:42 ÖS » |
|
“Bana Kur’an ve onunla beraber onun gibisi (sünnet) verildi. Yakında karnı tok, koltuğuna kurulmuş birisi ‘size Kur’an yeter, O’nda neyi helal buluyorsanız onu kabul ediniz’ diyecek. Şunu iyi biliniz ki  Resûlü’nün haram kıldığı da  ’ın (cc) haram kıldığı gibidir.” (Ebu Davud, es-Sünne, 5; Et-Tirmizi, El-İlim, 10; İbni Mace, El Mukaddime, 2)
|
b]Dünyanın câzibedar güzellikleri, mal ve evlât birer fitne, birer imtihandır.Bu imtihanın en başarılı talebeleri de, sabah akşam gönül verdikleri hakîkate, bağlılık ahd u peymanında bulunan, azimli, iradeli, kararlı talihlilerdir.[/b]
|
|
|
point
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 142
|
 |
« Yanıtla #12 : Mayıs 16, 2004, 10:15:33 ÖÖ » |
|
Buhâri, Müslim ve Ebu Davud, Hz. Ömer’den naklediyor: “Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti,  ve Rasûlü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti  ve Rasûlü’ne müteveccih sayılır. Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.”
|
b]Dünyanın câzibedar güzellikleri, mal ve evlât birer fitne, birer imtihandır.Bu imtihanın en başarılı talebeleri de, sabah akşam gönül verdikleri hakîkate, bağlılık ahd u peymanında bulunan, azimli, iradeli, kararlı talihlilerdir.[/b]
|
|
|
mahmud_sami
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 90
|
 |
« Yanıtla #13 : Mayıs 16, 2004, 11:11:40 ÖS » |
|
Hz. Câbir RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Gecede bir saat vardır ki, müslüman bir kimsenin ’tan, dünya veya ahirete müteallik bir hayır talebi, o saate rastlarsa, dilediğini ona mutlaka verir. Bu saat her gecede vardır.”
Müslim, Müsafirin 166, (757).
|
ŞARET OLSA YOL SAPTIRMAZ,BİLGİ OLSA SÖZ SAPTIRMAZ.
|
|
|
mahmud_sami
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 90
|
 |
« Yanıtla #14 : Mayıs 16, 2004, 11:14:01 ÖS » |
|
GIYBET EDENE NASIL MUKABELE EDİLMELİ? Hz. Ebu Hüreyre RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?” “  ve Resûlü daha iyi bilir!” dediler. Bunun üzerine: “Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam: “Ya benim söylediğim anda varsa, (Bu da mı gıybettir?)” dedi. AS: “Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir.” Ebu Davud, Edeb 40, (4874); Tirmizi, Birr 23, (1935); Müslim, Birr 70, (2589).
|
ŞARET OLSA YOL SAPTIRMAZ,BİLGİ OLSA SÖZ SAPTIRMAZ.
|
|
|
mahmud_sami
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 90
|
 |
« Yanıtla #15 : Mayıs 16, 2004, 11:15:13 ÖS » |
|
İHLAS 5796) İbnu Abbas RAümâ anlatıyor: “İki kişi Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm’ın huzurunda murâfaa olundular. Resülullah AS müddeiden (davacıdan) beyyine (delil, şahid) talep etti. Adamın beyyinesi yoktu. Bunun üzerine davalıdan yemin talep etti. O, kendisinden başka ilah bulunmayan  ’a kasem etti. Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm: “Hayır, sen (iddia edileni) yaptın. Velâkin Lailahe illAllah sözündeki ihlas sebebiyle mağfiret olundun” buyurdu.” Ebu Dâvud, Eymân 16, (3275).
|
ŞARET OLSA YOL SAPTIRMAZ,BİLGİ OLSA SÖZ SAPTIRMAZ.
|
|
|
mahmud_sami
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 90
|
 |
« Yanıtla #16 : Mayıs 16, 2004, 11:16:55 ÖS » |
|
KADINA BAKMA 3407) İbnu Abbas RAümâ anlatıyor: “Resülullah AS buyurdular ki: “Sakın bir erkek, yanında mahremi olmadıkça yabancı bir kadınla yalnız kalmasın.” Buhari, Nikâh 111, Cezau’s- Sayd 26, Cihâd 140, 181; Müslim, Hacc 424, (1341). 3408) Hz. Enes RA anlatıyor: “Aklında bir şeyler olan bir kadın vardı. Bir gün Resülullah AS’a: “Ey  ’ın Resulü! Benim sana bir ihtiyacım var!’’ dedi. AS: Ey ümmü fülan, yollardan hangisini dilersen bak da ihtiyacını göreyim” dedi. Kadınla birlikte bir sokağa gitti, kadın da ihtiyacını arzetti.” Müslim, Fedâil 76, (2326); Ebu Dâvud, Edeb 13, (4818, 4819). 3409) Hz. Cerir RA anlatıyor: “Resûlullah AS’a âni bakıştan sordum. Bana: “Nazarını hemen çevir!’’ buyurdu.’’ Müslim, Âdâb 45, (2159); Ebu Dâvud, Nikâh 44, (2159); Tirmizi, Edeb 29, (2777). 3410) Hz. Büreyde RA anlatıyor: “Resûlullah AS Hz. Ali RA’a buyurdular ki: “Ey Ali, bakışına bakış ekleme. Zira ilk bakış sanadır, ama ikinci bakış aleyhinedir.” Tirmizi, Edeb 28, (2778); Ebu Dâvud, Nikâh 44, (2149).
|
ŞARET OLSA YOL SAPTIRMAZ,BİLGİ OLSA SÖZ SAPTIRMAZ.
|
|
|
mahmud_sami
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 90
|
 |
« Yanıtla #17 : Mayıs 16, 2004, 11:17:31 ÖS » |
|
3411) Hz. Enes RA anlatıyor: “Resülullah AS Fâtıma RA’ya, bir köle getirdi. Bunu ona hibe etmişti. Hz. Fâtıma’nın üzerinde (çok uzun olmayan bir elbise vardı, elbiseyi başına çekecek olsa öbür ucu ayaklarına ulaşmıyordu. Elbisesiyle ayaklarını örtecek olsa üst ucu başına yetişmiyordu. Resülullah AS, örtünme hususunda mâruz kaldığı sıkıntıyı görünce: “Bu kıyafette olmanın sana bir mahzuru yok, zira, karşındakiler baban ve kölendir’’ buyurdu.’’ Ebu Dâvud, Libâs 35, (4106). 3412) Ümmü Seleme RA anlatıyor: “Resülullah AS yanımda idi. Evde de bir muhannes vardı. Bu muhannes, Ümmü Seleme’nin kardeşi Abdullah İnu Ebi Ümeyye’ye: “Ey Abdullah, şayet yarın  Tâif’in fethini müyesser kılarsa, ben sana Gaylân’ın kızını göstereceğim. Çünkü o, gelirken dört, giderken sekizdir” der. Bu söz üzerine AS: “Böyleleri bir daha yanınıza girmesin” buyurdu. Bu sözüyle muhannesleri kasdetmişti. Bundan sonra onu, (evlerine girmekten) men ettiler.’’ Buhari Megâzi 56, Nikâh 113, Libâs 62 ; Müslim, Selâm 32, (2180); Muvatta, Vasiyyet 5, (2, 767); Ebu Dâvud, Edeb 61, (4929). 3413) İbnu Abbâs RAümâ anlatıyor: “Resülullah AS erkeklerden kadınlaşanları, kadınlardan da erkekleşenleri lânet etti ve: “Onları evlerinizden çıkarın!” şeklinde ferman buyurdu.” Buhari, Libas 62, Hudüd 33; Ebu Dâvud, Edeb 61, (4930); Tirmizi, Edeb 34, (2785, 2786). 3414) Ümmü Seleme RA anlatıyor: “Ben Resülullah AS’ın yanında idim. Yanında Meymune Bintu’I-Hâris RA da vardı. (Bu esnada) İbnu Ümmi Mektum bize doğru geliyordu. -Bu vak’a, tesettürle emredilmemizden sonra idi- ve yanımıza girdi. Resülullah AS bize: “Ona karşı örtünün!’’ emretti. Biz: “Ey  ’ın resulü! O, âma ve bizi görmeyen (ve varlığımızı tanımayan) bir kimse değil mi?’’ dedik. Bunun üzerine: “Siz de mi körlersiniz, siz onu görmüyor musunuz?” buyurdu.” Ebu Dâvud, Libas 37, (4112); Tirmizi, Edeb 29, (2779).
|
ŞARET OLSA YOL SAPTIRMAZ,BİLGİ OLSA SÖZ SAPTIRMAZ.
|
|
|
mahmud_sami
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 90
|
 |
« Yanıtla #18 : Mayıs 16, 2004, 11:20:28 ÖS » |
|
Sa’d İbnu Ebî Vakkas RA anlatıyor: “İki erkek kardeş vardı. Bunlardan biri öbür kardeşinden kırk gün kadar önce vefat etti. Resülullah ASın yanında bunlardan birincinin faziletleri zikredildi. Bunun üzerine Efendimiz AS:
“Diğeri müslüman değil miydi?” diye sordu.
“Evet, müslümandı ve fena da değildi!” dediler. AS:
“Öldükten sonra, namazının ona ne kazandırdığını biliyor musunuz? Namazın misali, sizden birinin kapısının önünde akan ve her gün içine beş kere girip yıkandığı suyu bol ve tatlı bir nehir gibidir. Bu (nehrin) onun üzerinde kir bıraktığını göremezsiniz. Öyleyse, siz ona namazının neler ulaştırdığını bilemezsiniz.”
Muvatta, Kasru’s-Salât 91, (1,174).
|
ŞARET OLSA YOL SAPTIRMAZ,BİLGİ OLSA SÖZ SAPTIRMAZ.
|
|
|
mahmud_sami
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 90
|
 |
« Yanıtla #19 : Mayıs 16, 2004, 11:21:51 ÖS » |
|
Ebü Ümâme RA anlatıyor: “Resülullah AS ile beraber mescidde idik. O esnada bir adam geldi ve:
“Ey ’ın Resülü, ben bir hadd işledim, bana cezasını ver!” dedi, Resülullah adama cevap vermedi. Adam talebini tekrar etti. AS yine sükut buyurdu. Derken (namaz vakti girdi ve) namaz kılındı. Resülullah AS namazdan çıkınca adam yine peşine düştü, ben de adamı takip ettim. Ona ne cevap vereceğini işitmek istiyordum. Efendimiz adama:
“Evinden çıkınca abdest almış, abdestini de güzel yapmış mıydın?” buyurdu. O:
“Evet ey ’ın Resülü!” dedi. Efendimiz:
“Sonra da bizimle namaz kıldın mı?” diye sordu. Adam:
“Evet ey ’ın Resülü!” deyince, Efendimiz:
“Öyleyse Teâlâ hazretleri haddini -veya günahını demişti- affetti” buyurdu.”
Buhârî, Hudüd 27, Müslim, Tevbe 44, 45, (2764, 2765); Ebü Davud, Hudüd 9, (4381).
|
ŞARET OLSA YOL SAPTIRMAZ,BİLGİ OLSA SÖZ SAPTIRMAZ.
|
|
|
|