Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm; Ziyaretçi kardeşim. Ailemiz ferdiysen giriş yap. Değilsen Sadakat Ailesine 10 sn de katılabilirsin. Aralık 02, 2008, 02:16:51 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Metinler-İsaguciii  (Okunma Sayısı 1134 defa)
zaman_1453
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 351



« : Ocak 25, 2008, 11:34:12 ÖS »

Mantık

İlm-i Mantık

( هُوَ آلَةٌ قَا نُو نِيَةٌ تَعْصِمُ مُرَاعَاتُهُ الذِّ هْنَ عَنِ الْخَطَاءِ فِ الْفِكْرِ ). İlm-i mantık kânunî bir âletdir ki, kendisine riâyet etmek zihni fikirdeki hatâdan korur.

Delaletin Kısımları

Bil-mutabaka: ( هُوَ مَا يَدُلُّ عَلَى تَمَامِ مَا وُضِعَ لَهُ ). Lafzın  vazolunduğu mananın tamamı üzerine delelet etmesine denir. Mesela insan kelimesi ile hayvan-ı natık kastolunması gibi
Bit-tezammün: ( هُوَ مَا يَدُلُّ عَلَى جُزْءِ مَا وُضِعَ لَهُ ). Lafzın  vazolunduğu mananın bir cüz’ü üzerine delalet emesine denir. Mesela insan kelimesi ile hayvan veya natıktan birisinin kastolunması gibi
Bil-iltizam: ( هُوَ مَا يَدُلُّ عَلَى مَا يُلاَزِمِ مَا وُضِعَ لَهُ فِى الذِّهْنِ ). Lafzın  vazolunduğu mananın zihindeki lazımı üzerine delalet etmesine denir. Mesela insan kelimesi ile ilim kabiliyeti ve kitabet sanatının murad olunması gibi

Lafız

Lafız iki kısımdır; müfret olur, mürekkeb olur.

Müfret: ( هُوَ الَّذِى لاَ يُراَدُ بِا لْجُزْءِ مِنْهُ دَلاَلَةٌ عَلَى جُزْءِ مَعْنَاهُ ). Lafzın cüz’ünün, mananın cüz’ü üzerine delalet etmemesidir.(insan)
Mürekkeb: ( هُوَ الَّذِى يُرَادُ بِا لْجُزْءِ مِنْهُ دَلاَلَةٌ عَلَى جُزْءِ مَعْنَاهُ ). Lafzın cüz’ünün, mananın cüz’ü üzerine delalet etmesidir. (râmil-hicare)

Müfret iki kısımdır; küllî olur, cüz’î olur

Küllî: ( وَهُوَ الَّذِى لاَ يَمْنَعُ نَفْسُ تَصَوُّرِمَفْهُو مِهِ عَنْ وُقُوعِ الشِّرْكَةِ ). Lafzın manasını düşünmek şirket vukuundan men etmeyendir. (insan)
Cüz’î: ( وَهُوَ الَّذِ يَمْنَعُ نَفْسُ تَصَوُّرِ مَفْهُومِهِ عَنْ وُقُوعِ الشِّرْكَةِ ). Lafzın manasını düşünmek şirket vukuundan men edendir. (zeyd)

Küllî iki kısımdır; zatî olur, arazî olur.

Zâtî: ( وَهُو الَّذِى يَدْخُلُ فِى حَقِيقَةِ جُزْ ئِيَّا تِهِ ). Bir şeyin cüzlerinin hakikatine dahil olandır. (insan ve ferese nisbetle hayvan demek gibi). Bu da ya cins, ya nevi, ya da fasıl olur.
Arazî: ( وَهُوَالَّزِى لاَ يَدْخُلُ فِى حَقِيقَةِ جُزْئِيَّاتِهِ ). Bir şeyin cüzlerinin hakikatine dahil olmayandır. (insan için dâhik). Bu da ya araz-ı hâs olur, ya araz-ı âm olur.






Külliyat-ı Hams

Cins: ( وَهُوَكُلِّىٌّ مَقُولٌ عَلَى كَسِيرِينَ مُخْتَلِفِينَ بِا لْحَقَا يِقِ فِى جَوَابِ مَا هُوَ )Ma hüve’nin cevabında hakikatleri muhtelif olan şeyler üzerine cevap vaki olandır. (insan ve feres için hayvan demek gibi)
Nevi: ( وَهُوَ كُلِّىٌَ مَقُولٌ عَلَى كَسِيرِينَ مُخْتَلِفِينَ بِا لْعَدَدِ دُونَ الْحَقِيقَةِ فِى جَوَابِ مَا هُوَ )Ma hüve’nin cevabında hakikatleri değil de adetleri muhtelif olan şeyler üzerine cevap vaki olandır. (zeyd ve amr için insan demek gibi)
Fasıl: ( وَهُوَكُلِّىٌّ مَقُولٌ عَلَى الشَّيْئِ فِى جَوَابِ اَىُّ شَيْئٍ هُوَ فِى ذَاتِهِ )Eyyü şey’in hüve fî zatihi’nin cevabında bir şey üzerine cevap vaki olandır. (insana nisbetle natık gibi) 
Araz-ı hâs: ( وَهُوَ كُلِّيَّةٌ تُقَالُ عَلَى مَا تَحْتَ حَقِيقَةٍ وَاحِدَةٍ فَقَطْ قَوْلاً عَرَ ضِيًّا ). Kavl-i arazi olarak sadece bir hakikatin tahtındaki fertler üzerine cevap vaki olandır. (insan için bil’fiil ve bil’kuvve dâhiklik gibi)
Araz-ı Âm: ( وَهُوَكُلِّىٌّ يُقَالُ عَلَى مَا تَحْتَ حَقَا يِقَ مُخْتَلِفَةٍ قَوْلاً عَرَ ضِيًّا ). Kavl-i arazi olarak bir çok hakikatin tahtındaki fertler üzerine cevap vaki olandır. (insan ve diğer hayvanlar için bilfiil ve bilkuvve müteneffis gibi)

Kavl-i Şârih

Had: ( قَوْلٌ دَالٌّ عَلَى مَا هِيَةِ الشَّيْئِ ). Bir şeyin mahiyeti üzerine delalet eden kavildir. 
Hadd-i tam: ( وَهُوَ الَّذِى يَتَرَكَّبُ عَنْ جِنْسِ الشَّيْئِ وَفَصْلِهِ الْقَرِيبَيْنِ ). Bir şeyin cins-i karib ve fasl-ı karibinden terekküp eden kavildir. (insana nisbetle hayvan-ı natık)
Hadd-i nakıs: ( وَهُوَ الَّذِى يَتَرَكَّبُ عَنْ جِنْسِ الْبَعِيدِ وَ فَصْلِهِ الْقَرِيبِ ). Bir şeyin cins-i baîd ve fasl-ı karibinden terekküp eden kavildir. (insan için cism-i natık)
Resim: ( قَوْلٌ دَالٌّ عَلَى اَثَرِ الشَّيْئِ ). Bir şeyin eseri üzerine delâlet edendir.
Resm-i tam: ( وَهُوَالَّذِى يَتَرَكَّبُ عَنْ جِنْسِ الشَّيْئِ وَخَوَاصِّهِ اللاَّزِمَةِ ). Bir şeyin cins-i karib ve havâss-ı lazimesinden terekküp eden kavildir. (insan için hayvan-ı dâhik)
Resm-i nakıs: ( وَهُوَ الَّذِى يَتَرَكَّبُ عَنْ عَرَضِيَّا تٍ تَخْتَصُّ جُمْلَتُهَا بِحَقِيقَةٍ وَاحِدَةٍ )Tamamı bir hakikate mahsus olan arazlardan terekküp eden kavildir. (insanı tarif ederken “el insanü ennehü mâşin alâ kademeyhi arîz’ul ezfâri bâdi’l beşereti müstekîmü’l kâmeti dahhâkün bi’t tab’i”

Kazıyye

Tarifi: ( قَوْلٌ يَصِحُّ اَنْ يُقَالَ لِقَا ئِلِهِ اِنّهُ صَادِقٌ فِيهِ اَوْ كَا ذِبٌ فِيهِ ). Söyleyen için sözünde sadıktır veya kaziptir diye söylenilmesi sahih olan kavildir. Bu da tarafları itibarıyla iki kısımdır:

1) Hamliyye: ( وَهُوَ مَالاَيَنْحَلُّ طَرَفَاهَا اِلَى مُفْرَدَيْنِ ). Her iki tarafı müfrede ayrılmayandır.
2) Şartiyye: ( وَهُوَ مَايَنْحَلُّ طَرَفَاهَا اِلَى مُفْرَدَيْنِ ). Her iki tarafı müfrede ayrılandır. Bu da ikiye ayrılır:

a) Muttasıla: İki kazıyyeden birinin sıdkı veya kizbi diğerinin sıdkına bağlı olandır. 

- Lüzûmiyye: Tâlinin sıdkı mukaddemin sıdkına bağlı olandır.
- İttifakıyye: Tâlinin sıdkı mukaddemin sıdkına bağlı olmayandır.

b) Munfasıla: İki kazıyyeden birinin sıdkı veya kizbi diğerine bağlı olmayandır.

- Mâniat’ül-cemi vel’hulüv mean: İki şeyin hem cem’inde hem de hulvünde mani olmasıdır.
- Mâniat’ül-cemi fakat: İki şeyin sadece cem’inde mani bir durum olmasıdır.
- Mâniat’ül-hulüv fakat: İki şeyin sadece hulvünde mani bir durum olmasıdır.

Kazıyye nisbet itibarıyla iki kısımdır:

1) Mûcibe (Olumlu)
2) Sâlibe (Olumsuz)

Bunlardan da her bireri üç kısımdır.

1) Mahsusa: Mevzuu şahs-ı muayyen olandır.
2) Mahsûra:Kendisinde edat-ı sûr (kül, bağız) bulunandır.
3) Mühmele: Hem şahs-ı muayyen olmayan, hem de edat-ı sûr bulunmayandır.

Tenakuz

( وَهُوَاخْتِلاَفُ الْقَضِيَّتَيْنِ بِاْلاِيجَابِ وَالسَّلْبِ بِحَيْثُ تَقْتَضِى لِذَاتِهِ اَنْ يَكُونَ اِحْدَاهُمَا صَادِقَةً وَاْلاُخْرَى كَاذِ بَةً ).
İki kazıyyeden birinin sadık diğerinin kazip olmasını vasıtasız olarak iktiza etmesi haysiyetiyle îcab ve selpte iki kazıyyenin ihtilaf etmesidir. Tenakuzun tahakkuku için on yerde mutabakat gerekir: Mevzu, mahmül, zaman, mekan, izafet, kuvvet, fiil, cüz, kül ve şart.

Mûcibe-i külliyyenin nakîzı salibe-i cüz’iyye, salibe-i külliyyenin nakîzı mûcibe-i cüz’iyyedir. Tersi de geçerlidir.

Akis

( وَهُوَ اَنْ يُصَيَّرَالْمَوْضُوعُ مَحْمُولاً وَالْمَحْمُولُ مَوْضُوعًا مَعَ بَقَاءِ اْلاِيجَابِ وَالسَّلْبِ بِحَا لِهِ وَالتَّصْدِيقِ وَالتَّكْذِيبِ بِحَالِهِ ).
Kendi haline olduğu halde tasdik ve tekzip, yine kendi haline olduğu halde îcab ve selbin bekâsı ile beraber mevzuu mahmül, mahmülü de mevzu yapmaktır.

Mûcibe-i külliyyenin aksi mûcibe-i cüz’iyyedir.
Mûcibe-i cüz’iyyenin aksi yine mûcibe-i cüz’iyyedir.
Salibe-i külliyyenin aksi salibe-i külliyyedir.
Salibe-i cüz’iyyenin ise lüzûmen aksi yoktur.

Kıyas

( وَهُو َقَوْلٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ اَقْوَالٍ مَتَى سُلِّمَتْ لَزِمَ عَنْهَا لِذَا تِهَا قَوْلٌ آخَرُ ). Kavillerden (suğra ve kübradan) terekküp eden bir kavildir ki, ne zaman o kaviller teslim olunsa (kabul edilse) onların zatı için başka bir kavil (netice) lazım gelir. Kıyas iki kısımdır:

Kıyâs-ı istisnâî: Neticenin aynısı veya nakîzı bilfiil kıyasta mezkür olandır.
Kıyasın birden fazla mukaddimesi arasında tekrar eden kelimeye hadd-i evsat, neticenin mevzuuna haddi esğar, neticenin mahmulüne de hadd-i ekber denir. Kendisinde haddi esğar bulunana suğra, hadd-i ekber bulunana da kübra denir. Suğra ve kübradan meydana gelen hey’ete ise şekil denir.

Şekiller dörttür: Hadd-i evsat suğrada mahmül kübrada mevzu olursa birinci, tersi olursa dördüncü, her ikisinde de mevzu olursa üç, her ikisinde de mahmül olursa ikinci şekildir.

Kıyas-ı iktirânî: Neticenin aynısı veya nakîzı bilfiil kıyasta mezkür olmayandır. Kıyas-ı iktirani iki hamliyyeden, iki muttasıladan, iki munfasıladan, bir hamliyye bir muttasıla, bir hamliyye bir munfasıla ve bir muttasıla ile bir munfasıladan terekküp eder.

Kıyas-ı istisnâî eğer muttasıla ise; mukaddemin aynını istisna, talinin aynını netice verir. Talinin nakîzını istisna ise mukaddemin nakîzını netice verir.

Kıyas-ı istisnâî eğer munfasıla ise; iki cüzden birinin aynını istisna diğerinin nakîzını, iki cüzden birinin nakîzını istisna ise diğerinin aynını netice verir.

Sanâatı Hams

Burhan: ( وَهُوَ قِيَاسٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ مُقَدِّماَتٍ يَقِينِيَّةٍ ِلانْتَاجِ الْيَقِينِ ). İlm-i yakîni elde etmek için yakînî mukaddimelerden terekküp eden kıyastır. Yakîniyyat altıdır: Evveliyyat, müşahedat, mücerrebat, hadsiyyat, mütevatirat, kazaya kıyasatüha meaha’dır.
Cedel: ( وَهُوَ قِيَاسٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ مُقَدِّمَاتٍ مَشْهُورَةٍ ). Meşhur mukaddimelerden terekküp eden kıyastır.
Hitabe: ( وَهُوَ قِياَسٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ مُقَدِّمَاتٍ مَقْبُو لَةٍ عَنْ شَخْصٍ مُعْتَقَدٍ فِيهِ اَوْ مَظْنُونَةٍ ). Kendisine itikat edilen şahsın makbul mukaddimelerinden veya zannolunan mukaddimelerden terekküp eden kıyastır.
Şiir: ( وَهُوَ قِيَاسٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ مُقَدِّمَاتٍ تَنْبَسِطُ مِنْهَا النَّفْسُ اَوْ تَنْقَبِضُ ). Nefsin hoşlandığı veya hoşlanmadığı bir takım mukaddimelerden terekküp eden kıyastır.
Muğâlata: ( وَهُوَ قِيَاسٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ مُقَدِّمَاتٍ كَاذِبَةٍ شَبِيهَةٍ بِالْحَقِّ اَوْ بِاالْمَشْهُورَتِ اَوْ مُقَدِّمَاتٍ وَهْمِيَّتٍ كَاذِبَةٍ ). Hakka veya meşhura benzeyen kazip mukaddimelerden  veya kazip vehmî mukaddimelerden terekküp eden kıyastır.
Moderatöre Bildir   Logged

TUTUK

Gel beri, kurtuluş ordusunun tuğu ol !
Hürriyet mi dileğin, ' ın tutuğu ol !
>>NFK<<
NUR-U HÜDA
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10

Avatar Yok


« Yanıtla #1 : Ocak 28, 2008, 05:05:04 ÖS »

bu kitab tamamıyle mantık üzerine okumanızı tavsiye ederim başlarda zor gelebilir ama sonra zihninizi  çok parlak hissedeceksiniz..(emin olun) ayrıca insandaki bazı yanlış düşüncelerin ölmesinede yardımcı
Moderatöre Bildir   Logged
müteallim
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4563



WWW
« Yanıtla #2 : Ocak 28, 2008, 11:10:58 ÖS »

mantik cok zevkli bir kitap zaman 1453 kardesimden tamamini yazmasini rica ediyorum
Moderatöre Bildir   Logged

kurbaninizi verdinizmi kur´an talebeleri kurbanlarinizi bekliyor.
zaman_1453
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 351



« Yanıtla #3 : Ocak 29, 2008, 08:14:22 ÖS »


عِلْمِ مَنْطِقْ: هُوَ آلَةٌ قَا نُو نِيَةٌ تَعْصِمُ مُرَاعَاتُهُ الذِّ هْنَ عَنِ الْخَطَاءِ فِ الْفِكْرِ
غَا يَه سِي: عِصْمَةُ الذِّ هْنِ عَنِ الْخَطَاءِ فِى الْفِكْرِ
مَوْ ضُو عى:  مَعْلُومَاتِ تَصَوُّ رِ يَّة وَ تَصْدِ يقِيَّة

دَلاَلَة بِا الْمُطَابَقَة: هُوَ مَا يَدُلُّ عَلَى تَمَامِ مَا وُضِعَ لَهُ
 دَلاَلَة بِا الْتََّضَمُّن: هُوَ مَا يَدُلُّ عَلَى جُزْءِ مَا وُضِعَ لَهُ
دَلاَلَة بِا الاِلْتِزَام: هُوَ مَا يَدُلُّ عَلَى مَا يُلاَزِمِ مَا وُضِعَ لَهُ فِى الذِّهْنِ

مُفْرَدْ: هُوَ الَّذِى لاَ يُراَدُ بِا لْجُزْءِ مِنْهُ دَلاَلَةٌ عَلَى جُزْءِ مَعْنَاهُ
مُرَكَّبْ: هُوَ الَّذِى يُرَادُ بِا لْجُزْءِ مِنْهُ دَلاَلَةٌ عَلَى جُزْءِ مَعْنَاهُ
كُلِّى: وَهُوَ الَّذِى لاَ يَمْنَعُ نَفْسُ تَصَوُّرِمَفْهُو مِهِ عَنْ وُقُوعِ الشِّرْكَةِ
جُزْئِ: وَهُوَ الَّذِ يَمْنَعُ نَفْسُ تَصَوُّرِ مَفْهُومِهِ عَنْ وُقُوعِ الشِّرْكَةِ
زَاتِى: وَهُو الَّذِى يَدْخُلُ فِى حَقِيقَةِ جُزْ ئِيَّا تِهِ
عَرَضِى: وَهُوَالَّزِى لاَ يَدْخُلُ فِى حَقِيقَةِ جُزْئِيَّاتِهِ

جِنْس: وَهُوَكُلِّىٌّ مَقُولٌ عَلَى كَسِيرِينَ مُخْتَلِفِينَ بِا لْحَقَا يِقِ فِى جَوَابِ مَا هُوَ
نَوْع: وَهُوَ كُلِّىٌَ مَقُولٌ عَلَى كَسِيرِينَ مُخْتَلِفِينَ بِا لْعَدَدِ دُونَ الْحَقِيقَةِ فِى جَوَابِ مَا هُوَ
فَصْل: وَهُوَكُلِّىٌّ مَقُولٌ عَلَى الشَّيْئِ فِى جَوَابِ اَىُّ شَيْئٍ هُوَ فِى ذَاتِهِ
عَرَضِ خَاص: وَهُوَ كُلِّيَّةٌ تُقَالُ عَلَى مَا تَحْتَ حَقِيقَةٍ وَاحِدَةٍ فَقَطْ قَوْلاً عَرَ ضِيًّا
عَرَضِ عَام: وَهُوَكُلِّىٌّ يُقَالُ عَلَى مَا تَحْتَ حَقَا يِقَ مُخْتَلِفَةٍ قَوْلاً عَرَ ضِيًّا
حَدّ: قَوْلٌ دَالٌّ عَلَى مَا هِيَةِ الشَّيْئِ
حَدّ تَام: وَهُوَ الَّذِى يَتَرَكَّبُ عَنْ جِنْسِ الشَّيْئِ وَفَصْلِهِ الْقَرِيبَيْنِ
حَدّ ناَقِص: وَهُوَ الَّذِى يَتَرَكَّبُ عَنْ جِنْسِ الْبَعِيدِ وَ فَصْلِهِ الْقَرِيبِ

رَسْم: قَوْلٌ دَالٌّ عَلَى اَثَرِ الشَّيْئِ
رَسْم تَام: وَهُوَالَّذِى يَتَرَكَّبُ عَنْ جِنْسِ الشَّيْئِ وَخَوَاصِّهِ اللاَّزِمَةِ
رَسْم نَاقِص: وَهُوَ الَّذِى يَتَرَكَّبُ عَنْ عَرَضِيَّا تٍ تَخْتَصُّ جُمْلَتُهَا بِحَقِيقَةٍ وَاحِدَةٍ

قَضِيَّة: قَوْلٌ يَصِحُّ اَنْ يُقَالَ لِقَا ئِلِهِ اِنّهُ صَادِقٌ فِيهِ اَوْ كَا ذِبٌ فِيهِ
حَمْلِيَّة: وَهُوَ مَالاَيَنْحَلُّ طَرَفَاهَا اِلَى مُفْرَدَيْنِ
شَرْطِيَّة: وَهُوَ مَايَنْحَلُّ طَرَفَاهَا اِلَى مُفْرَدَيْنِ

تَنَاقُض: وَهُوَاخْتِلاَفُ الْقَضِيَّتَيْنِ بِاْلاِيجَابِ وَالسَّلْبِ بِحَيْثُ تَقْتَضِى لِذَاتِهِ اَنْ يَكُونَ اِحْدَاهُمَا صَادِقَةً وَاْلاُخْرَى كَاذِ بَةً
عَكْس: وَهُوَ اَنْ يُصَيَّرَالْمَوْضُوعُ مَحْمُولاً وَالْمَحْمُولُ مَوْضُوعًا مَعَ بَقَاءِ اْلاِيجَابِ وَالسَّلْبِ بِحَا لِهِ وَالتَّصْدِيقِ وَالتَّكْذِيبِ بِحَالِهِ

قِيَاس: وَهُو َقَوْلٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ اَقْوَالٍ مَتَى سُلِّمَتْ لَزِمَ عَنْهَا لِذَا تِهَا قَوْلٌ آخَرُ
بُرْهَان: وَهُوَ قِيَاسٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ مُقَدِّماَتٍ يَقِينِيَّةٍ ِلانْتَاجِ الْيَقِينِ
جَدَل: وَهُوَ قِيَاسٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ مُقَدِّمَاتٍ مَشْهُورَةٍ
خِطَابَ: وَهُوَ قِياَسٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ مُقَدِّمَاتٍ مَقْبُو لَةٍ عَنْ شَخْصٍ مُعْتَقَدٍ فِيهِ اَوْ مَظْنُونَةٍ
شِعْر: وَهُوَ قِيَاسٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ مُقَدِّمَاتٍ تَنْبَسِطُ مِنْهَا النَّفْسُ اَوْ تَنْقَبِضُ
مُغَا لَطَة: وَهُوَ قِيَاسٌ مُؤَلَّفٌ مِنْ مُقَدِّمَاتٍ كَاذِبَةٍ شَبِيهَةٍ بِالْحَقِّ اَوْ بِاالْمَشْهُورَتِ اَوْ مُقَدِّمَاتٍ وَهْمِيَّتٍ كَاذِبَةٍ                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           
Moderatöre Bildir   Logged

TUTUK

Gel beri, kurtuluş ordusunun tuğu ol !
Hürriyet mi dileğin, ' ın tutuğu ol !
>>NFK<<
sekkaki
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 17



« Yanıtla #4 : Şubat 20, 2008, 02:56:59 ÖS »

Peki , neden isaguciii denmiş?
Manası nedir?
Açıklayabilecek varmı?
Moderatöre Bildir   Logged

Emsile evlek evlek
Binâ yağlı börek
Maksûd karış-kuruş
‘İzzî’ de kırıldı kiriş
zaman_1453
araştırmacı
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 351



« Yanıtla #5 : Şubat 22, 2008, 06:36:31 ÖS »

bu aslında is egu ve eci idi ...  Egunun hemzesi sine verildi . Ecinin hemzesi hazif olundu... İsaguci oldu ... İs-ente gu-ene ci-semmeh  manalarınadır. Yani Sen-Ben Şu mekanda ...
Moderatöre Bildir   Logged

TUTUK

Gel beri, kurtuluş ordusunun tuğu ol !
Hürriyet mi dileğin, ' ın tutuğu ol !
>>NFK<<
Mahi
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 645


Men câle nâle


« Yanıtla #6 : Şubat 24, 2008, 04:42:14 ÖS »

İsagucinin musannıfı: Eşşeyh İmamül alleme esiruddin Müfaddal bin Ömer'ül ebheri hazretleridir.
Ömeri Kazveyn dahi söylenilir...

İsaguci ilmi mantıktan bahseder.
Mantığın Tarifi: Aletün kanuniyyetün tağsımü müraetüzihne anil hata-i fil fikri.
Manası:Kendisine riayat zihni fikirdeki hatadan muhafaza eden aleti kanunidir.
Mesela: Alemin hâdis olması gibi.Kendisine riayet yani alemin hadis olmasına riayet zihindeki hatadan alemin kadim olması gibi hatadan muhafaza eden aleti kanuni olmuştur.

İlmi mantık Ahkamı aklıyyeden bahseder. İsalm dinini aklen müdafa etmeye büyük bir silah olmuştur.Bu akli bir ilim olup nakli ilimlerde bunu ile muhafaza olunmuştur.

Mantık sülasi mücerredin 2. babından kıyasa mutabık ismi mekan kıyasa muhalif masdar mimi dir. 2. babdan olduğuna delil Vema yentiku anil heva Ayeti kerimesidir.

İsagucinin Mevzuu:El mağlumatüt-tasavvuriyyetü ve tasdikiyyetü min haysü nefi ha fi isali.
Manası: Neticeye vasıl olmakta menfaatli olması haysiyetinden oldugu halde malumati tasavvuriyye ve malumati tasdikiyyedir.
İsagucinin Gayesi: El-ihtirazü anil hata-i fil fikri.
Manası: Fikirdeki hatadan kaçınmaktır.

İsagucinin Tarifi: Ve hüve lafzun yünaniyyün mürekkebün min selasi kelimatin evvelühü is mağnahü ente vessani egu mağnahü ene vessalisü eci mağnahu seyme eyfi hezel mekani.
Manası: İsaguci 3 kelimeden mürekkeb yunani bir lafızdır.Evvelki is manası ente İkincisi egu manası ene üçüncüsü eci manası sen ben şu mekanda demektir.

İsaguci aslında is egu eci idi egunun hemzedi tahfif için hazfolundu isaguci oldu...

Ebu'l Faruk k.s. Mantıksız ilim mizansız hesaba benzer buyurmuşlarıdr..
Moderatöre Bildir   Logged

Bilmediğini öğretir sana günler! Zamanla gelir sana beklemediğin haberler.
suhup
okur
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 66



« Yanıtla #7 : Şubat 29, 2008, 05:41:10 ÖS »

Teşekkürler...
Moderatöre Bildir   Logged

Kişiye sadakat yakışır görse de ikrah;doğruların yardımcısıdır Hazreti .
sekkaki
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 17



« Yanıtla #8 : Mart 04, 2008, 04:31:44 ÖS »

Resmi tamm'da zikrolunan bu El-insânü ma hüve hayvânün dâhikün Misalini nasıl anlatırız?
Moderatöre Bildir   Logged

Emsile evlek evlek
Binâ yağlı börek
Maksûd karış-kuruş
‘İzzî’ de kırıldı kiriş
NUR-U HÜDA
Yeni üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10

Avatar Yok


« Yanıtla #9 : Mart 07, 2008, 02:10:10 ÖS »

hayvan insanın cinsi karibi,dahik ise faslı karibidir. bu kavl birşey olan insanın cinsi karibi ve faslı karibinden mürekkep olmuştur.ve resmi tamdır.
Moderatöre Bildir   Logged
Mahi
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 645


Men câle nâle


« Yanıtla #10 : Mart 07, 2008, 02:48:05 ÖS »

Haddin tarifi:kavlun dallun ala mahiyetişşey'i.
Manası:birşeyin mahiyeti üzerine delalet eden kavildir.

Haddi tamın tarifi: Vehüvellezi yeterekkebü an cinsişşey'i ve faslihilkaribeyni.
Manası: bir şeyin cinsi karib ve faslı karibinden terekküp eden şeydir.
Misali: el insanü ma hüve hayvanün natıkun
Anlatımı: hayvanun natikun haddi tamdır,haddir çünkü birşey olan insanın cinsi karibi olan hayvan ve faslı karibi olan natıktan terekküp etmiştir,tamdır çünkü zatiyatın tamamı kendisinde mezkür olmuştur.

Haddi nakısın tarifi: vehüvellezi yeterekkebü an cinsil beiidi ve faslihilkaribi.
Manası: birşeyin cinsi beid ve faslı karibinden terekküb eden şeydir.
Misali:el insanü ma hüve cismü natikun.
Anlatımı: cismü natikun haddi nakıstır,haddir çünkü birşey olan insanın mahiyeti üzerine delalet etmiştir,nakıstır çünkü birşey olan insanın cinsi beidi olan cisim ve faslı karibi olan natıktan terekküb etmiştir.

Resmin tarifi: kavlun dallun ala asarişşey'i.

Resmi tamın tarifi:vehüvellezi yeterekkebü an cinsişşey'i ve havassihillazimeti.
Manası:birşeyin cinsi karib ve havassı lazimesinden terekküb eden şeydir.
Misali: elinsanü ma hüve hayvanün dahikun
Anlatımı: hayvanün dahikun resmi tamdır,resimdir çünkü birşey olan insanın eserleri üzerine delalet etmiştir,tamdır çünkü birşey olan insanın cinsi karibi olan hayvan ve havassı lazimesi olan dahikden terekküb etmiştir.

Resmi nakısın tarifi: ve hüvellezi yeterekkebü an araziyyatin tahtassu cümletüha bi hakikatin vahidetin.
Manası: cümlesi bir hakikate mahsus olan arazlardan terekküb eden şeydir.
Misali: insanın tarifinde olan,innehü maşin ala kademeyhi arizül ezfari badil beşerati müstekımülkameti dahhakun bittabhi.
Manası: insan iki ayağı üzerine yürüyücü,tırnakları geniş,cildi tüğsüz,boynu dik, ve tabiatında mübalağa ile gülücüdür.
Anlatımı: bu tarif resmi nakıstır,resimdir çünkü birşey olan imsanın esrleri üzerine delalet etmiştir,nakıstır çünkü cümlesi bir hakikat olan insana mahsus olan arazlardan terekküb etmiştir.

Moderatöre Bildir   Logged

Bilmediğini öğretir sana günler! Zamanla gelir sana beklemediğin haberler.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Neden? SERBEST KÜRSÜ antisiyonist 5 1100 Son Mesaj Aralık 17, 2007, 01:27:31 ÖS
Gönderen: Pırıltı
Metinler > isaguciii METİNLER MÜZAKERELERİ muallim 10 1001 Son Mesaj Temmuz 16, 2005, 08:25:44 ÖS
Gönderen: muallim
Metinler > Emali METİNLER MÜZAKERELERİ « 1 2 3 4 » Padisah 67 4400 Son Mesaj Mart 03, 2008, 10:21:10 ÖS
Gönderen: Mahi
Tevbe CUMA SOHBET, HUTBE VE VAAZ ARŞİVİ müteallim 4 1269 Son Mesaj Şubat 21, 2008, 11:21:40 ÖS
Gönderen: müteallim
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


Sadakat İslami Forumları 2004-2008
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM