setre
Moderatör
aktif yazar
   
Offline
Mesaj Sayısı: 1158
Hâzâ Tezülü
|
 |
« Yanıtla #80 : Haziran 01, 2008, 07:54:17 pm » |
|
Serçenin biri bir bahar günü dalgın dalgın uçuyormuş.Bir anda farketmiş ki, yolun bir metre üstünde uçuyor ve karşıdan damotorsikletli bir adam geliyo.Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar...ama nafile...Serçe "çotaaank" diye kaska çarpıp düşmüş. Motorsikletli koyu birhayvansever oldugundan, hemen atlamış motordan; koşmuş serçenin yanına.Serçe baygın yatıyo.. Kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve.Eskiden kalma bi de kafesi var evde..baygın serçeyi kafesin içine güzelce yerleştirmiş..yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış....Bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamıs..Daha tam seçemiyor ortalığı.. hafif bir bulanıklık var yani...Bi bakmıs ki parmaklık, ekmek, su filan var bulunduğu yerde...Birden dank etmiş kafaya; Serçe:Tuh..... motorcuyu öldürmüşüz ....!!!!

|
Hep ertelediğim zaman,bir türlü varamadığım diyardı...
|
|
|
duha
Moderatör
popüler yazar
   
Offline
Mesaj Sayısı: 5041
ѕησωƒℓαкє
|
 |
« Yanıtla #81 : Haziran 03, 2008, 11:10:03 pm » |
|
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Şimdi Senden Vazmıgeçmeli; Masal olup yola devam mı etmeli??
|
|
|
elzem
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 196
|
 |
« Yanıtla #82 : Haziran 06, 2008, 12:45:31 pm » |
|
Hatırlıyor musun Necla? Yaşlı adam ölüm döşeğinde ecelinin gelmesini beklemektedir,yanında sadece karısı vardır.Adam karısına döner."Hatırlıyor musun Necla?İflas ettiğimde yanımda yine sadece sen vardın!" "Nasıl hatırlamam Niyazi? Zor günlerdi gerçekten!" "Hatırlıyor musun Necla?Bana araba çarpmıştı, yine yanımda sadece seb vardın!" "Evet evet,ucuz atlatmıştın!" "Hatırlıyor musun?Beyin kanaması geçirdiğimde de sen vardın yanımda!" "Geçti canım,hepsi geçti..." "Sen ne uğursuz kadınmışsın be Necla!"
|
Bize Bir Nazar Oldu Cumamız Pazar Oldu Zaten Bize Ne Olduysa Hep Azar Azar Oldu..
|
|
|
mustazaf
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 19
|
 |
« Yanıtla #83 : Haziran 13, 2008, 02:22:30 pm » |
|
Allah razı olsun
|
Zambaklar en ıssız yerlerde açarlar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mum ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallarda durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar
|
|
|
|
Evfacan
|
 |
« Yanıtla #84 : Haziran 14, 2008, 02:53:44 am » |
|
Hasta Fenerli, gerçekten de hasta olur ve ölüm döşeğine düşer. Her zaman maçlara birlikte gittiği fanatik arkadaşları ziyaretine gelirler son defa görelim diyerek... -"Allahın takdiri... Elden birşey gelmez ama son bir istediğin varsa bari onu yerine getirelim.." derler. -"O zaman beni Cimbom'a üye yapın !.." Herkes birbirine bakar : -"Yav sen doğuştan Fenerli değil misin ?.. Ne yapıyorsun sen?!.." Hasta fenerlinin birden yüzü güler : -"Ülen !.. Bir fenerli öleceğine, bir Gassarayli ölsün be!.."
...bu fikra cok ho$uma gitti nedense :P
|
Yiğit yaralı olur - Yine dağ gibi durur
|
|
|
|
azizistanbul
|
 |
« Yanıtla #85 : Haziran 14, 2008, 07:11:40 pm » |
|
mustehcene yakın fıkra ve ifadeler var sitenin genel karekteristik yapısına uymuyor
|
|
|
|
|
demir
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 166
Mücahid ve Muhacir olalım...
|
 |
« Yanıtla #86 : Haziran 14, 2008, 10:42:31 pm » |
|
|
Çok işte çırak olacağına , bir işte usta ol....
|
|
|
|
afrah
|
 |
« Yanıtla #87 : Haziran 14, 2008, 10:43:33 pm » |
|
|
.....Eger bu yoldan dönmek kader ise, o kader beni bulmadan Emanetini üzerimden al YARAAB....
|
|
|
|
İsra
|
 |
« Yanıtla #88 : Haziran 22, 2008, 03:16:45 am » |
|
Günün birin de hocayla bir köylü karşılaşmış: - Saat kaç? - Topu topu bir saatim var. - Hayır, saat kaça geldi demek istedim. - Doğrusu kösteğiyle, anahtarıyla, tamiriyle doksan akçeye geldi. - Yok canım anlatamadım akşama ne var? - Akşama mı? Taze soğan, beyaz peynir, karpuz var. - Onu sormuyorum, ne zamandayız? - Tam yazın sonundayız. - Allah, Allah. Zaman ne zaman diyorum be adam? - Bunu bilmeyecek ne var, ahir zamandayız.
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapForum Kurallarını Okumak İçin Lütfen Tıklayınız
|
|
|
Mahi
Moderatör
aktif yazar
   
Offline
Mesaj Sayısı: 1001
Men câle nâle
|
 |
« Yanıtla #89 : Haziran 22, 2008, 12:11:59 pm » |
|
Güzeldi İsra  Teşekkürler..
|
Sen bu kapılar dışında başka bir kapının insanı, Bu altın halkalar dışında başka bir halkanın esiri olamazsın!!
|
|
|
elzem
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 196
|
 |
« Yanıtla #90 : Haziran 23, 2008, 10:37:41 pm » |
|
Girenlerden almayacağız dedikse de .... Komedi yazarı Meşhur Molier, yeni yazdığı bir oyunu ilk defa olarak tiyatroda temsil ettireceği zaman,bir ilan neşredip tiyatroya girenlerden para alınmayacağıCnı yazar.O gece tiyatro hınca hınç dolar.Oyun oynayıp bittikten sonra Molier,tiyatronun kapısının içersine oturup her çıkandan para ister,vermeyeni dışarı bırakmaz. " Canım,girenlerden para alınmayacağını ilan etmediniz mi?" derler.Molier şöyle cevap verir: "Evet girenlerden alınmayacaktır dedik,ama çıkanlardan alınmayacağını söylemedik." 
|
Bize Bir Nazar Oldu Cumamız Pazar Oldu Zaten Bize Ne Olduysa Hep Azar Azar Oldu..
|
|
|
demir
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 166
Mücahid ve Muhacir olalım...
|
 |
« Yanıtla #91 : Haziran 25, 2008, 03:56:02 pm » |
|
bir gün fadime ile temel küsmüşler daha sonra bunlar notla anlaşmaya başlamışlar.temel ula fadime beni saat altıbuçukda kaldır diye yazmış.temel uyanmış saat onbuçuk ve yatagın başında bir not temel kalk saat altıbuçuk 
|
Çok işte çırak olacağına , bir işte usta ol....
|
|
|
elzem
aktif okur

Offline
Mesaj Sayısı: 196
|
 |
« Yanıtla #92 : Haziran 26, 2008, 01:21:39 pm » |
|
|
Bize Bir Nazar Oldu Cumamız Pazar Oldu Zaten Bize Ne Olduysa Hep Azar Azar Oldu..
|
|
|
|
ASUDE
|
 |
« Yanıtla #93 : Temmuz 14, 2008, 12:27:37 am » |
|
|
<<<Ya Gel Artık Güldür Benim Yüzümü Yada Bakma SEVİYORUM Der Gibi...>>>
|
|
|
|
Ber-ceste
|
 |
« Yanıtla #94 : Ağustos 13, 2008, 06:03:21 pm » |
|
Sabah Anne, oğlunun odasına girdi ve onu uyandırdı
'Haydi oğlum, uyan artık... Okula geç kalacaksın...' Oğlu, yarı açık gözlerle annesine baktı ve uykulu bir sesle :
'Fakat anne, bugün okula gitmek istemiyorum' dedi. Anne, oğlunun isteğine karşı çıktı.
'Okula neden gitmek istemiyormuşsun bakayım?' dedi. 'İki ciddi neden söyle bana...'
Oğlu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanıtladı :
'Okuldaki tüm öğretmenler benden nefret ediyorlar, bir...
Tüm öğrenciler de benden nefret ediyorlar, iki... 'Bu iki ciddi nedenim yeter mi, anne?'
Annesi oğlunun nedenlerini geçerli bulmadi :
'Bunlar okula gitmemen için neden olamaz' dedi. 'Şimdi hemen kalk ve çabuk hazırlan...'
Bu kez oğlu iki ciddi neden göstermesini istedi annesinden :
'Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gösterebilir misin, anne ? ' dedi.
Sabrı tükenme noktasına gelen anne, oğlunun üstündeki yorgani hızla çekti ve oğlunun istediği iki ciddi nedeni açıkladı : ' Birinci ciddi neden, 52 yaşında koskoca adamsın.....
İkinci ciddi neden ise , sen okulun dekanısın...'
kadincakararinca.com
|
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..
|
|
|
duha
Moderatör
popüler yazar
   
Offline
Mesaj Sayısı: 5041
ѕησωƒℓαкє
|
 |
« Yanıtla #95 : Ağustos 13, 2008, 06:14:02 pm » |
|
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Şimdi Senden Vazmıgeçmeli; Masal olup yola devam mı etmeli??
|
|
|
|
ASUDE
|
 |
« Yanıtla #96 : Ağustos 13, 2008, 06:48:00 pm » |
|
|
<<<Ya Gel Artık Güldür Benim Yüzümü Yada Bakma SEVİYORUM Der Gibi...>>>
|
|
|
duha
Moderatör
popüler yazar
   
Offline
Mesaj Sayısı: 5041
ѕησωƒℓαкє
|
 |
« Yanıtla #97 : Ağustos 15, 2008, 06:42:21 pm » |
|
Bu hikaye Trakya’da geçmiş gerçek bir olay; Yaşlı bir amca, eşeğinin üzerinde karayolunda seyretmektedir. Bunu gören trafik polisleri, amcaya takılmak isterler ve durdururlar. Polis: Be amca, necin dakman golani? (Golan: Emniyet kemeri.) Amca: Dakmam be işte! Polis: E bak gordun mu, şimdi ceza keseceyik. Amca: Kes bakalim ne keseceysan da gidecem, acele işim var. Polis: Peki amca, cezayi sana mi yazalim yogsam eşeğe mi? Amca: ??? Polis: Yani cezayi sana yazarsak beş milyon ödeycen, eşeğe üç milyon ödeycen. Amca: Bana kes o zaman. Polis: Neden sana keseyon amca? Amca: Onun sicili temiz ossun, polis yapcez onu !!!!Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Şimdi Senden Vazmıgeçmeli; Masal olup yola devam mı etmeli??
|
|
|
hüsnülhatime
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 58
|
 |
« Yanıtla #98 : Ağustos 15, 2008, 08:03:27 pm » |
|
|
Bak şu çeşmenin haline İçecek tası yok Kırma mü'minin kalbini Yapacak ustası yok
|
|
|
|
afrah
|
 |
« Yanıtla #99 : Ağustos 16, 2008, 12:40:52 am » |
|
|
.....Eger bu yoldan dönmek kader ise, o kader beni bulmadan Emanetini üzerimden al YARAAB....
|
|
|
|
ASUDE
|
 |
« Yanıtla #100 : Ağustos 16, 2008, 12:43:30 am » |
|
|
<<<Ya Gel Artık Güldür Benim Yüzümü Yada Bakma SEVİYORUM Der Gibi...>>>
|
|
|
|
enfa
|
 |
« Yanıtla #101 : Ağustos 26, 2008, 08:29:15 pm » |
|
Mahallesindeki kahvede sohbet eden adama arkadaşları 'Senin yaşantına hayranız, eşin ve çocuklarınla çok mutlu bir yaşantın var,karının bir dediğini iki etmiyorsun ,Bu mutluluğun sırrını bize de anlat yoksa pısırık olduğunu düşüneceğiz' derler.> > Adam kısaca anlatayım der: 'Düğünümüz bittikten sonra karım kendi atına ben de kendi atıma bindik,evimize doğru gidiyoruz. Benim bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi. Karım eğildi ve benim atıma 'Bir' dedi. Az sonra atım tekrar aynı şekilde tökezleyince eşim eğilip atıma 'iki' dedi.Bir sure sonra atım tekrar aynı şekilde tökezleyince eşim atından indi ve atıma 'Üç' dedi.Ve çeyizinden çıkardığı tabancası ile atımı alnından vurdu. Ben şoke olmuştum.Eşime hışımla çıkıştım. 'Neden vurdun atı yazık değil mi, manyak mısın sen kadın' diye bağırdım. Karım arkasını döndü ve bana 'Bir' dedi. O gün bu gündür Karımın bir dediğini iki etmedim.
|
Kendimi arıyorum, meşgul çalıyor..!
|
|
|
|
ihvan
|
 |
« Yanıtla #102 : Eylül 19, 2008, 11:29:28 am » |
|
Vesikalık  ) Dursun iş için müracatta bulunmuş. İşe alınması ıçın bazı evraklarla birlikte 8 adet de vesikalık fotoğraf istemişler. Ancak Dursun vesikalık fotoğrafın ne olduğunu bilmiyormuş. Hemen akıl hocası Temel’ ın yanına koşmuş. Durumu anlatmış. Temel: “bildıgım kadarıyla vesikalık fotoğraf belden yukarı çekılen fotograftır. Sen şuraya çukur kaz içıne gir. Ben de fotoğraf makinası getireyim. Fotoğrafını çeker veririz” demiş. Dursun başlamış çukur kazmaya, Temel fotoğraf makinası getirmeye gitmiş. Temel bir de gelmiş ne görsün. Dursun 8 tane çukur kazmış. Temel: “ula Dursun nıye 8 çukur kazdın” demiş. Dursun: “8 vesikalık lazım ya" Temel: “ula ben zaten 8 tane fotoğraf makinası getirmiştim” demiş.
|
|
|
|
|
|
ihvan
|
 |
« Yanıtla #103 : Eylül 23, 2008, 11:27:35 am » |
|
Temel bir dag basinda oturuyormus ve en büyük zevki günlük gazete okumakmis fakat tembelmis ve gazete alabilecegi tek yer oturdugu dagin etegindeki bakkalmis. Bu is icin hep Fadimeyi gönderirmis. Fadime birgün sıkılmıs ve pazartesi günü 7 tane o günün gazetesinden almis. Ve pazartesi günü bir gazete verip digerlerini saklamis.
Ertesi gün Temel gazete isteyince dün aldigi gazetelerden birini ben cikiyorum deyip islerini hallettikten sonra cikarip vermis. Çarsamba günü yine Temel gazete istemis Fadime yine islerini halledip temele gazeteyi vermis. Persembe günü yine Temel gazete istemis Fadime yine vermis.
Aksama dogru Temel Fadimeyi cagirip "Fadime" demis. "Dünyada ne salak insanlar var; dört gündür ayni adam ayni yerdeki agaca arabasini carpiyor"
|
|
|
|
|
|
afrah
|
 |
« Yanıtla #104 : Eylül 23, 2008, 12:16:35 pm » |
|
|
.....Eger bu yoldan dönmek kader ise, o kader beni bulmadan Emanetini üzerimden al YARAAB....
|
|
|
|
enfa
|
 |
« Yanıtla #105 : Ekim 23, 2008, 11:11:27 pm » |
|
İki haftalık evli bir çift…adam bir akşam yalnız başına çıkıp arkadaşları ile eğlenmek ister. karısına der ki;
-canım, ben çıkıyorum…
Karısı sorar,
-nereye gidiyorsun hayatım?
-kahveye gidiyorum arkadaşlarla bir şeyler içeceğiz…
Kadın, aman da aman benim kocacığım çay mı istiyormuş?Diye hemen mutfağa koşar ve istediği çayı kocasının önüne koyar….
Adam bunun üzerine;
-benim düşünceli karıcığım…çok teşekkür ederim ama kahvede…biliyorsun ince belli bardakta..
Adam daha lafını bitiremeden kadın hemen mutfağa koşar ve ince belli bardaktaki yeni çayı hazırlayıp koşa koşa adama getirir….
-aman da aman ..benim kocacığım çayını ince belli bardakta mı içmek istiyormuş…al bakalım..
Adam artık dudaklarını ısırmaya başlar ve son bir güçle kadına der ki:
-ama benim güzel karım, kahvede biliyorsun hani arkadaş arkadaşa ortamda…yav erkek erkeğe bir muhabbet vardır bilirsin..hani biz kendi aramızda biraz “rahat” konuşuruz….
Aman da aman benim bitanecik kocam erkek erkeğe muhabbet etmek mi istiyormuş diye gülümser kadın ve;
-bana bak oğlum git şu mutfağa ve çayını doldurup zıkkımlan. hiçbir yere gitmiyorsun…anladın mı koçum.
|
Kendimi arıyorum, meşgul çalıyor..!
|
|
|
|
Devri Âlem
|
 |
« Yanıtla #106 : Ekim 27, 2008, 06:30:10 pm » |
|
Dursun, saatlerin geri alinacagini duyunca,evdeki tüm saatleri toplayip Saatci Temel'e gider. - Ula Temel, saatler geri alunacakmis. Bizde evdeki saatleri senden satin aldigimiz için sana getirdik.Bunlari geri alacaksun. Temel kendinden emin bir sekilde: - Oyle yagma yok.Bende duydum ama 1 saat geri alinacakmis. 1 tanesini alirim ama digerlerini almam. 
|
اَلْعِلْمُ يَرْفَع بُيوتًا لاَعِمَادًا لَهَا وَالْجِهلُ يَهْدِم بِيُوتَ اْلعِزَّ وَلْكَرَمِ
|
|
|
suure
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« Yanıtla #107 : Ekim 31, 2008, 10:29:56 am » |
|
yeni evli adam iştençıkınca doğru eve gelir ev darmadağın yemek yok hanım oturmuş televizyon izliyo hiçbirşey umrundadeğil adam hanım ben geldim der hanımdan ses yok adam sinirlenir yemek yokmu kadın evliliğimiz aceleye geldi sana bazı huylarımı anlatamadım benim ayda bir kere hanımlığım tutar hiç bir iş yapmam der adam iyice sinirlenir benimde bir huyumvar haftada bir deliliğim tutar demiş kadının üstüne yürümüş kadın dayak yiyince bey gel senle anlaşalım bundan sonra nesenin deliliğin tutsun nede benim hanımlığım tutsun
|
|
|
|
|
|
Fatihan
|
 |
« Yanıtla #108 : Kasım 06, 2008, 08:40:28 am » |
|
Adam, dekoratörlerin ne iş yaptıklarını bir arkadaşına sorar. O da dilinin döndüğü kadar anlatır:
- Dekoratör sözgelimi, hangi odanın ne şekilde boyanacağını, ne biçim duvar kağıdı ile kaplanacağını söyler. Hangi odaya hangi eşyaların yerleştirileceğini, koltukların nereye konacağını belirtir. Perdeler konusunda fikir verir.
- Desene kaynanam gibi birşey. Böyle meslek mi olur?
|
'Ene, ene, ene' diyen kaybetti! Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapwww.evlilikmektebi.com
|
|
|
mevsim
Yeni üye
Offline
Mesaj Sayısı: 2
|
 |
« Yanıtla #109 : Kasım 08, 2008, 09:37:07 pm » |
|
adamın biri adağının gerçekleşmesi üzerine kurban kesiyormuş fakat kurban kesmeyi bilmiyormuş. Bunun üzerine en yekın camiye girip müslüman var mı diye sormuş. Yaşlı bir adam kalkıp adamın yanına geelmiş. Adam yaşlı adamdan kurbanı kesmesini istemiş. Yaşlı adam kurbanı biraz kestikten sonra yorulmuş ve adama sen gidip başka bir müslüman bul demiş. Bunun üzerine adam tekrar camiye girip tekrar müslüma yok mu diye dormuş elinde kanlı bıçakla. Cemmaat bunun üzerine hep beraber imama dönmüş. Korkmuş imam da 2rekat namaz kıldık diye hemen müdlüman nı olduk be demiş
|
|
|
|
|
|
Lika
|
 |
« Yanıtla #110 : Kasım 23, 2008, 09:27:10 pm » |
|
Aslan, ormanda dolaşırken kurtla karşılaşır. "Söyle bakalım, bu ormanın kralı kim?" der. Kurt, "Sizsiniz efendim" yanıtını verir. Bir süre sonra aslanın karşısına tilki çıkar. Aslan, pençe atarak aynı soruyu tilkiye de sorar. "Ormanın kralı sizsiniz" yanıtını alır. Derken aslan, file de rastlar. Kükreyerek sorar. "Kim bu ormanın kralı?" diye. Fil, hortumuyla tuttuğu gibi aslanı bir ağaca çarpar. Aslan, acı içinde şöyle der: "Ne kızıyorsun be? Bilmiyorsan, bilmiyorum de!" 
|
Hakkın karşına çıkardığı değişimlere, direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. “düzenim bozulur, hayatım alt üst olur” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmayacağını?? (Tebrizli Şems)
|
|
|
|
Günbatımı
|
 |
« Yanıtla #111 : Kasım 24, 2008, 12:19:53 pm » |
|
|
SEN NE KADAR BİLİRSEN BİL; SENİN BİLDİĞİN, KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR...
|
|
|
|
Günbatımı
|
 |
« Yanıtla #112 : Kasım 24, 2008, 12:29:28 pm » |
|
Şapka satarak geçinen bir adamin yolu bir gün bir ormana düsmüs. Adam biraz yürüdükten sonra sicaktan ve yorgunluktan bunalmis, bir agacin altina oturmus. Sapkalarla dolu sepetini de yere koymus ve uykuya dalmis. Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmis. Birde bakmis ki yanindaki sepet bombos... Sapkalar gitmis. Kafasini kaldirip agaca bakmis,agacin dallarinda bir sürü maymun, her birinin kafasinda adamin sapkalari...Adam baslamis dusunmeye; "Ben simdi ne yapacağım, sapkalari bu maymunlardan nasil geri alacağım" Düsünceli bir sekilde kafasini kasirken bakmis ki, maymunlar da adamin taklidini yapiyor, kafalarini kasiyorlar. Adam ellerini havaya kaldirmis, maymunlar da...derken adam ne yapacagini bulmus, kendi kafasindaki sapkayi çikarip yere atmis, maymunlar da şapkaları çıkartıp aşağı atmışlar... Adam böylece bütün sapkalari geri almis, sepetine koyup yoluna devam etmis.Aradan 50 yil geçmis...Artik adamin bir torunu varmis, o da dedesi gibi sapka saticisi olmus. Günlerden bir gün onun da yolu ayni ormana düsmüs. Hava yine çok sicakmis ve genç adam bir agacin altina oturmus, sapkalarla dolu sepetini yanina koymus ve uykuya dalmis... Bir saat sonra uyanmis, bir de bakmis ki sepetin içinde sapkalar yok... Derken tuhaf sesler duymus, bir de kafasini kaldirmis ki agacin üstünde bir sürü maymun, hepsinin kafasinda birer sapka. Düsünmüs..." Dedem yillar once bana bir hikaye anlatmisti...ne yapacagimi çok iyi biliyorum..." demiş.Adam kafasini kasimaya baslamis, maymunlar da aynisini yapmislar...Adam ellerini havaya kaldirmis, maymunlar da..ve adam gülümseyerek kendi basindaki sapkayi çikarmis yere atmis...O anda agaçtaki maymunlardan biri yere inmis, adamin yere attigi sapkayi kapmis, adama da okkalı bir tokat atmis ve söyle demis:"Sadece senin mi deden var şerefsiz "

|
SEN NE KADAR BİLİRSEN BİL; SENİN BİLDİĞİN, KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR...
|
|
|
|
Günbatımı
|
 |
« Yanıtla #113 : Kasım 24, 2008, 12:33:41 pm » |
|
|
SEN NE KADAR BİLİRSEN BİL; SENİN BİLDİĞİN, KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR...
|
|
|
|
Günbatımı
|
 |
« Yanıtla #114 : Kasım 24, 2008, 12:45:59 pm » |
|
Ben bu fıkrayı her okuyuşumda, ilk kez okumuş gibi gülerim... Hallk DiliZamanın birinde bir medrese varmış. Bu medresede avâm (halk) lisânı ile konuşmak yasakmış, konuşanlara ceza verirlermiş. Bir gün talebeler, hocaları ile birlikte bir mesîre yerine teferrüce (pikniğe) gitmişler. Hoca talebelerden birisinin 'su içtim' dediğini işitmiş. Talebeye kızgın bir şekilde: - Size kaç defâ lisân-ı avâm ile ifâde-i merâm eylemeyeceksünüz dedüm. İmdi şöyle demelüydün; 'Bir kadeh-i lebrîz-i hoş-güvârı nûş ile, teskîn-i âteş-i dil-figâr ve iktisâb-ı ferâh-ı bî-şümâr eyledim.' Talebeyi bir güzel fırçalayan hoca bir daha böyle konuşması durumunda cezasının falaka olacağını da ifade etmiş. Bir müddet sonra hoca, geçmiş mangalın başına. Bu esnada bir kıvılcım sıçramış hocanın kavuğuna. Biraz önce haşlanan talebe görmüş vaziyeti. Koşmuş hocanın yanına telaş içinde, söyleyememiş 'kavuk yanıyor!' diye, başlamış söze havas lisânı ile: - Ey hâce-i bî-misâl ve ey üstâd-ı zî-kemâl bu şâkird-i pür-kelâl size şu vech ile arz-ı hâl eyler ki; bir şerâre-i cevvâl, bî hikmet'il-müteâl, nâr-ı mangaldan pür-tâb ile ser-i âlînizdeki kavuğu iş'âl eylemiştir!.. demiş. Lâkin deyinceye kadar da kavuk yanmıştır. 
|
SEN NE KADAR BİLİRSEN BİL; SENİN BİLDİĞİN, KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR...
|
|
|
|
Fatihan
|
 |
« Yanıtla #115 : Kasım 24, 2008, 12:51:32 pm » |
|
Ben bu fıkrayı her okuyuşumda, ilk kez okumuş gibi gülerim... Hallk DiliZamanın birinde bir medrese varmış. Bu medresede avâm (halk) lisânı ile konuşmak yasakmış, konuşanlara ceza verirlermiş. Bir gün talebeler, hocaları ile birlikte bir mesîre yerine teferrüce (pikniğe) gitmişler. Hoca talebelerden birisinin 'su içtim' dediğini işitmiş. Talebeye kızgın bir şekilde: - Size kaç defâ lisân-ı avâm ile ifâde-i merâm eylemeyeceksünüz dedüm. İmdi şöyle demelüydün; 'Bir kadeh-i lebrîz-i hoş-güvârı nûş ile, teskîn-i âteş-i dil-figâr ve iktisâb-ı ferâh-ı bî-şümâr eyledim.' Talebeyi bir güzel fırçalayan hoca bir daha böyle konuşması durumunda cezasının falaka olacağını da ifade etmiş. Bir müddet sonra hoca, geçmiş mangalın başına. Bu esnada bir kıvılcım sıçramış hocanın kavuğuna. Biraz önce haşlanan talebe görmüş vaziyeti. Koşmuş hocanın yanına telaş içinde, söyleyememiş 'kavuk yanıyor!' diye, başlamış söze havas lisânı ile: - Ey hâce-i bî-misâl ve ey üstâd-ı zî-kemâl bu şâkird-i pür-kelâl size şu vech ile arz-ı hâl eyler ki; bir şerâre-i cevvâl, bî hikmet'il-müteâl, nâr-ı mangaldan pür-tâb ile ser-i âlînizdeki kavuğu iş'âl eylemiştir!.. demiş. Lâkin deyinceye kadar da kavuk yanmıştır.  çok güzeldi teşekkürler.......
|
'Ene, ene, ene' diyen kaybetti! Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapwww.evlilikmektebi.com
|
|
|
|
ihvan
|
 |
« Yanıtla #116 : Kasım 24, 2008, 02:02:49 pm » |
|
|
|
|
|
|
|
Günbatımı
|
 |
« Yanıtla #117 : Aralık 07, 2008, 11:58:30 pm » |
|
Bir arslanla bir öküz, bir akşam bir kaçamak yapmışlar. Muhabbet, yemek, içki derken saat oldukça ilerlemiş. Aslan: _ "Geç oldu, bana müsaade." demiş. Öküz: _ "Ya bırak, ne geçi! Hanımdan mı korkuyorsun yoksa?" demiş. Aslan: _ "Evet korkuyorum. Çünkü beni evde bir sığır değil, dişi bir arslan bekliyor." diye cevap vermiş.
|
SEN NE KADAR BİLİRSEN BİL; SENİN BİLDİĞİN, KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR...
|
|
|
|
Gül_Sultan
|
 |
« Yanıtla #118 : Aralık 09, 2008, 02:04:44 pm » |
|
Ben bu fıkrayı her okuyuşumda, ilk kez okumuş gibi gülerim... Hallk DiliZamanın birinde bir medrese varmış. Bu medresede avâm (halk) lisânı ile konuşmak yasakmış, konuşanlara ceza verirlermiş. Bir gün talebeler, hocaları ile birlikte bir mesîre yerine teferrüce (pikniğe) gitmişler. Hoca talebelerden birisinin 'su içtim' dediğini işitmiş. Talebeye kızgın bir şekilde: - Size kaç defâ lisân-ı avâm ile ifâde-i merâm eylemeyeceksünüz dedüm. İmdi şöyle demelüydün; 'Bir kadeh-i lebrîz-i hoş-güvârı nûş ile, teskîn-i âteş-i dil-figâr ve iktisâb-ı ferâh-ı bî-şümâr eyledim.' Talebeyi bir güzel fırçalayan hoca bir daha böyle konuşması durumunda cezasının falaka olacağını da ifade etmiş. Bir müddet sonra hoca, geçmiş mangalın başına. Bu esnada bir kıvılcım sıçramış hocanın kavuğuna. Biraz önce haşlanan talebe görmüş vaziyeti. Koşmuş hocanın yanına telaş içinde, söyleyememiş 'kavuk yanıyor!' diye, başlamış söze havas lisânı ile: - Ey hâce-i bî-misâl ve ey üstâd-ı zî-kemâl bu şâkird-i pür-kelâl size şu vech ile arz-ı hâl eyler ki; bir şerâre-i cevvâl, bî hikmet'il-müteâl, nâr-ı mangaldan pür-tâb ile ser-i âlînizdeki kavuğu iş'âl eylemiştir!.. demiş. Lâkin deyinceye kadar da kavuk yanmıştır.  
|
İnsanların sevgisini kazanmak aklın yarısı, güzel soru sormak ilmin yarısı, güzel idare etmek geçimin yarısıdır.
Hz. Ömer (r.a.)
|
|
|
meyyit-i müteharrik
okur
Offline
Mesaj Sayısı: 71
|
 |
« Yanıtla #119 : Aralık 09, 2008, 08:43:06 pm » |
|
yavru deve annesine sormuş 'neden bizim hörgücümüz var' annesi;çölde susuzluğa dayanabilelim diye deve;anne niye bizim toynaklarımız bu kadar geniş annesi;çölde yürürken kuma batmayalım diye deve;peki bizim boynumuz neden bu kadar uzun annesi;çölde uzaktaki tehlikeleri görebilelim diye deve;o zaman Allah aşkına söyle bizim hayvanat bahçesinde ne işimiz var ....!
|
MEDENİYET DEDİĞİN AÇMAKSA BEDENİ DESENE HAYVANLAR DAHA MEDENİ MEHMED AKİF
|
|
|
|