Sadakat İslamî Forum
 
*
Selamün Aleyküm ya, Ziyaretçi. Bi zahmet üyemiz isen giriş yap üyemiz değilsen üyemiz oluver. Kasım 22, 2008, 10:13:07 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9 10   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Faydalı Bilgiler  (Okunma Sayısı 11069 defa)
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #140 : Eylül 27, 2008, 12:38:44 ÖÖ »


İnsan yaşlandıkça vücut su kaybetmeye başlar. Aslında bu da yaşlanmanın nedenidir.
Sağlıklı böbrekler için su şart…

Hayatımızın en büyük ihtiyaçlarından olan su, böbreklerimiz için de önemlidir. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Kantarcı, “Vücuda yeterli miktarda sıvı girmediği zaman böbrek fonksiyonları olumsuz etkilenir” diyor.

Dr. Kantarcı, böbrekler açısından suyun önemini şöyle anlatıyor: İnsan yaşlandıkça vücut su kaybetmeye başlar. Aslında bu da yaşlanmanın nedenidir. Ani gelişen vücuttaki su kayıplarında dolaşan kan miktarının yeterli olabilmesi için vücut önce yavaş yavaş sıvı atışına engel olur. Böbreklerden idrar çıkışı durur.

İdrar miktarı vücut tansiyonunun düşmesine engel olmak için idrarı tutar ki vücutta kan dolaşabilsin. Özellikle yaz dönemlerinde çocuklarda çok sık karşılaşılan ishal vakalarında yeterli sıvı alınmadığı zaman idrar çıkışı durur ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Aynı şekilde yaşlılarda da yaz dönemlerinde rastlanan ishalden dolayı böbrek yetmezliğiyle sık karşılaşıyoruz.

Özellikle bunama sorunu olan yaşlılar su içmeyi unuttukları için böbrek yetmezliği sorunu ortaya çıkabiliyor. Hatta bazen yeterli su almayan yaşlılarda kandaki tuz miktarının aşırı artmasına bağlı birtakım beyinsel rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Vücut suyunun yüzde 1’ ini kaybettiğimizde susuzluk hissi olur; yüzde 10’ ununu kaybettiğimizde ise bilinç kaybı olabilir; hatta kişi hayatını kaybedebilir. Bu nedenle ısının 28 derecenin üzerine çıktığı havalarda, dışarıda uzun süre sıcak ortamda kalan kişilerde ve özellikle çocuk ve yaşlılarda sıvı miktarını artırmak lazım. “

Terleten giysilere dikkat!

Böbrekte sorun yaşanmaması için günde en az bir litre su içilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Kantarcı, bazı durumlarda bu miktarın daha da artacağını söylüyor:

“Sıcak yaz aylarında su gereksinimi 2,5 litreye kadar çıkıyor. Erişkin bir insan günde en az bir litre su tüketmeli, kişinin durumuna göre bu miktar üç litreye kadar çıkabiliyor. Böbrek yetmezliği olanlarda bu miktarı birazcık daha yüksek tutuyoruz. Özellikle spor yapanlarda bu ihtiyaç daha da artar. Spor sırasında daha çok sıvı kaybı olduğu için spordan sonra mutlaka sıvı tüketimi arttırılmalıdır.

Özellikle bilinçsiz olarak yapılan ağır sporlar sonrası ya da sırasında yeterli miktarda su alınmazsa böbrek yetmezliğine rastlanıyor. Bunun dışında spor yaparken kilo vermek için aşırı terleten giysi giyenlerde de şiddetli sıvı kaybı yerine konmazsa böbrek yetmezliği ile karşılaşabiliyoruz.”

Tuz kullanımını kısıtlayalım, sadece proteinli diyetler kaçınalım.

Böbrek yetmezliği ve yüksek tansiyon durumlarında önce kandaki tuz miktarına baktıklarını belirten Dr. Kantarcı, “Bu hastalarda önce kandaki tuz miktarı düşükse tuzlu sıvı veriyoruz veya kanındaki su miktarı çok düşükse sıvı veriyoruz. Yani vücutta ne eksilmişse onu yerine koymaya çalışıyoruz” diyor.

Beslenmenin de böbrek yetmezliğinde çok önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Gülçin Kantarcı, konuyla ilgili şunları söylüyor: "Bazı gıdalarda tuz miktarı çok fazladır. Örneğin dereotunda sodyum miktarı çok yüksektir. Sebzelerin bir kısmında oldukça yüksek tuz vardır, bunlara bir de salça ve tuz eklendiğinde çok yüksek miktarda tuz alınmış olur. Ayrıca zayıflamak isteyen kişilerin yaptığı protein ağırlıklı diyetler de böbrek fonksiyonlarına zarar veriyor. O nedenle bir hekime danışmadan protein ağırlıklı diyet yapılmaması gerekir."

Böbrek yetmezliği olanların dikkat etmesi gerekenler

1 Protein alımı kısıtlanmalı.
2 Özellikle yüksek tansiyon ve kalp yetmezliğinin de böbrek yetmezliğine eşlik ettiği durumlarda tuz içeriği yüksek gıdalardan uzak durulmalı (sodalı içecekler, dereotu gibi sebzeler )
3 Turşu, salça ve salamura gıdalar yenmemeli.
4 Kişide potasyum yüksekse patates, kayısı ve muzdan uzak durulmalı

village
Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #141 : Eylül 28, 2008, 12:10:10 ÖÖ »

Boş bir sayfaya nelerin sizde (olumlu ya da olumsuz) strese yol açtığını madde madde yazınız. En az 5 madde belirleyin.

Her birinin arasında boşluk bırakın.

Her faktöre sizde ne oranda stres oluşturduğunu belirtecek 1 ila 10 arasında bir puan verin. (en çok stres oluşturana 10)

Her faktörün olumlu mu (düğün, terfi, yeni bir iş, yeni doğan bebek vb) olumsuz mu (kabalık, trafiğin yoğun olduğu saatlerde araba kullanmak) olduğunu belirtin.

Her faktörün karşısına sizde oluşturduğu duyguyu yazınız. (sinirlenme, dehşete kapılma, mutluluk, korku, vb)

Bu faktörlerin hayatınızın hangi yönüne etki ettiğini belirleyin (aile yaşantısı, sosyal, iş/meslek)

Her olumsuz faktörün karşısına:

Problemi çözmek sizin elinizde; durumu düzeltmeye gücünüz yetiyorsa “VAR”

Durumu değiştirmeye gücünüz yetmiyorsa; yani kontrol sizin elinizde değilse “YOK” ifadesini yazınız.
Olumsuz stresle baş etmek için öneriler

Karşısında YOK yazan stres faktörlerini, elinizden bir şey gelmediğine göre kafanızdan silip atınız. Bunlar üzerinde enerji sarf etmek ve kafanızı yormak hiçbir işe yaramayacaktır. Örneğin trafikte sürücü koltuğundasınız ve trafik akmıyor.

Zaten bir yoğunluk varken diğer sürücülerin yaptığı uyanıklıklar ve aptallıklar sizi mahvediyor. Bu da sizi strese sokuyor ve eve dönene kadar tüm keyfinizi kaçırıyorsa bu konuda bir şeyler yapmanız gerekiyor demektir. Trafiğin akışını değiştirmek sizin elinizde mi? Tıpkı dünyanın dönüş hızını değiştiremediğiniz gibi trafiğin de kendi doğasının bu olduğunu kabul etmeniz gerekecektir.

Karşısında VAR yazan olumsuz faktörler için ne yapacağınızı belirleyin ve bir eylem planı çıkarın.

mynet
Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #142 : Ekim 01, 2008, 12:12:41 ÖS »

Burun tıkanıklığının uzun süreli olması halinde, başka sağlık sorunlarının da mutlaka bunu izlediği belirtildi.

Uzman Op. Dr. Süreyya Şeneldir, burun tıkanıklığının, hastanın hayat kalitesini bozmakla kalmadığını, zamanında müdahale edilmediği taktirde sağlığını da bozduğunu söyledi. Şeneldir, burun tıkanıklığı olan hastaların şikayetlerini, ``Hasta devamlı ağız solunumu yapmak zorunda kalır. Sık tekrarlayan boğaz enfeksiyonları olur ve müzminleşmiş farenjit gelişir. Horlama ve uyku bozuklukları, sabahları ağız kuruluğu yaşar. Ses kalitesi bozulur ve burundan konuşur. Akciğer ve kalp problemleri varsa bunlar ağırlaşır.Burun tıkanıklığı olan hastalarda, psikolojik sorunlar gelişmesine yatkınlık mevcuttur. Hasta çocuk ise geceleri altını ıslatma problemi ile karşılaşılabilir`` şeklinde açıkladı.

Burun tıkanıklığının pek çok farklı nedeni olduğunu belirten Uzman Op. Dr. Süreyya Şeneldir, bu nedenleri şöyle sıraladı:

``Nedenlerden biri, burun kemiğinde kayma, yani deviasyon olmasıdır. Burnumuzun ortasında bulunan, burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye ayıran kıkırdak bölmeye septum denir. Bu, tıpkı bir çadırın direği gibi burnun direğidir. Söz konusu kıkırdak yapıdaki eğiklikler, burun deliklerindeki hava deliklerini daraltarak nefes almayı engelleyebilir. Burun tıkanıklığının bir diğer nedeni, alt burun etlerinin büyümesidir. Alt burun etleri her insanda var olan, soluduğumuz havayı ısıtan, nemlendiren ve temizleyen burun içi dokulardır. Bu dokular bazen çeşitli sebeplerle aşırı büyüyebilir ve burun kanallarını daraltabilir.Diğer bir nedeni, burun çatısında daralma, yani valv daralması olarak tanımlamaktayız.

Bu, doğuştan olan bir sorundur ve burun, mandalla sıkılmış gibi görünür. Geniz eti büyümesi, çocukluk çağı burun tıkanıklıklarının en önemli sebebidir. Çocuğun büyümesini, gelişmesini olumsuz yönde etkileyebilir. Bazen işitme problemlerine de yol açabilir. Yaygın burun içi polipleri de burun tıkanıklığının nedenlerindendir. Bünyenin yaptığı bir rahatsızlık olan polipler, üzüm tanesi gibi şeffaf ve içi su ile dolu et parçacıklarıdır. Bu sebepler tek tek veya birliktelik göstererek burun tıkanıklığına sebep olur``.

Burun tıkanıklıklarını gidermek için yapılan tedavilerin ilkini burun kemiğinin düzeltilmesi, yani deviasyon ameliyatı olarak açıklayan Uzman Op. Dr. Süreyya Şeneldir, ``Bu, yaklaşık yarım saatlik bir ameliyattır. Zor bir ameliyat değildir. Hastanede gecelemeyi gerektirmez. Ertesi gün rutin günlük hayata dönülebilir`` dedi.

Alt burun etlerinin küçültülmesinin ise bir diğer yöntem olduğunu ifade eden Uzman Op. Dr. Şeneldir, burun etlerinin vücut için faydalı olduklarından tamamen alınmamaları, sadece işlevselliklerini yitirmeyecekleri boyuta getirilmeleri gerektiğini vurguladı. Son zamanlarda bu işlemin gelişen teknoloji yardımıyla daha kolay bir şekilde yapıldığını açıklayan Uzman Op. Dr. Şeneldir, ``Burun etlerinin içerisine ses dalgaları vererek küçültme işlemini gerçekleştiriyoruz. Bu işlemi muayenehane şartlarında bile ağrısız, tamponsuz ve kansız yapıyoruz`` dedi.

Burun çatısının açılması, yani valv cerrahisi yönteminin ise estetik burun cerrahisi ile mümkün olduğunu açıklayan Uzman Op. Dr. Süreyya Şeneldir, bir başka yöntem olan burun içi poliplerinin tedavisinde hem ilaçlar kullanıldığını hem de endoskopik ameliyatlar yapıldığını, geniz etinin alınmasının ise genel anestezi ile hastane şartlarında yapılan kısa bir ameliyat olduğunu belirtti.

iha
Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #143 : Ekim 01, 2008, 11:44:17 ÖS »


Yazın harareti gideren, kışın insanın içini ısıtan ve genellikle Türk insanının tercihi olan siyah çayın kalp hastalarında damar sağlığını koruduğu bilimsel olarak saptandı. Amerikan Kalp Derneği'nin "Circulation Journal" adlı yayın organında yer alan araştırmaya göre; daha önce kalp sağlığında olumlu etkisi belirlenen siyah çayda, siyah üzüm, greyfurt Suyu ve soğandaki flavonoid Maddesinin yüksek oranda bulunduğu kaydedildi.

Flavonoidin, kötü kolesterolün (LDL) yol açtığı oksidasyon durumunu ve damar cidarlarının kalınlaşmasını önlediğini ifade eden uzmanlar, bu etkinin ancak çok miktarda flavonoid özü alınmasıyla kendini gösterdiğine dikkat çekti. Yapılan araştırmada, flavonoid maddesinin damarların iç zarında olumlu etkisi gözlendi.

Damar içi zarı endOtel, tüm kan damarlarının içinde oluşuyor ve kan dolaşımını kontrol ediyor. Bu şekilde vücudun Dakika dakika değişen Oksijen ve kan dolaşım oranı kontrol edilirken, kan damarları egzersiz anında olduğu gibi gerektiğinde genişliyor ve dinlenmeye geçildiğinde normale dönüyor. Damar içi zarının Sağlıklı olması, kan damarı cidarlarında meydana gelen iltihaplanma ve kan pıhtılaşmasını önlüyor. Damar içi zarının sağlıklı olması sayesinde, kalp krizi ve inme riski azalıyor.

Boston Üniversitesi Tıp Merkezi'nde yapılan araştırmada, deneklerin bir kısmına bir süre boyunca belirli miktarda çay, bir kısmına ise Su içirildi. Araştırma sonucunda, siyah çay içen kalp hastalarında damar içi zarı sağlığının düzelme gösterdiği gözlendi.

Ancak siyah çay tüketenlerde yüksek tansiyon olasılığına dikkat çeken uzmanlar, buna çayın içinde bulunan kafeinin neden olduğunu belirtti.

Siyah çay diş çürüklerine ve diğer ağız hastalıklarına yol açan bakterilere karşı da etkili oluyor. ABD'deki Illinois Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, siyah çayın içinde bulunan bileşimlerin ağızda diş çürüklerini ve Asit oluşturan bakterileri önlediğini ve bu bakterilerin üremesini durdurduğunu ortaya koydu.

Siyah çayın etkisiyle, ağızdaki bakterilerin kümelenerek dişlere yapışması önleniyor ve dişlerde oluşan yabancı madde birikimi azalıyor. Daha önce de İsveçli araştırmacılar, siyah çayla ağız çalkalayanların, dişlerin üzerinde oluşan yabancı madde birikimini azalttıklarını belirlemişti

(iha)
Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #144 : Ekim 04, 2008, 12:25:04 ÖÖ »

uykusuzluk;

insanın yaşamını olumsuz etkileyen ,sosyal yaşamdan alıkoyan ,ve çeşitli psikolojik bazı sorunlara bile neden olabilen bazı sorunlara neden olabilir.

 Ender saraç ‘ın bu sorunun giderilmesine yardımcı olacak bazı önerileri var:

- Güneş battıktan sonra çok fazla koyu çay,kahve veya uyarıcı haplar içmeyin.

- Eğer hareketsiz bir gün geçirdiyseniz yemekten 45 dakika sonra 30 dakikalık yürüyüş yapı, hafif egzersizler yapı, ılık bir duş alın, öyle uyuyun.

-Akşam yemeğinden sonra 2-3 fincan Melisa çayı için.

- Veya 2-3 fincan Rezene,Anason ve papatya karışı çay için. Hem ağrı kesici özelliği vardır. Özellikle baş ağrılarında etkilidir. Hem de gaz söktürücüdür.

-Ilık sütün içine 1/2 tatlı kaşığı tatlı badem yağı karıştırıp içerseniz uyku getirir
Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #145 : Ekim 04, 2008, 05:55:28 ÖS »

Her sabah birkaç dakika, vücut cimnastiği yapmak gibi iyi bir alışkanlık kazandınız. Yüz kaslarınızı korumak veya sağlamlaştırmak için seçilen bazı hareket­leri yapmaya alıştınız. Genellikle kendi haline bırakılan, sonra da size ihanet edip intikam alan boynunuzu hiç düşündünüz mü?
İşte, fırsat bulduğunuz her zaman yap­maya çalışacağınız bazı hareketler.

Bazı Basit Hareketler

• Bir iskemlenin üzerinde dik olarak oturun, gevşeyin. Başınızı sağomuzunuza doğru eğin . Tekrar öne getirin. İndirin. Kaldırın. Aynı hareketleri sol tarafa doğru tekrar edin.

• Daha sonra bunun tersi hareketi yapın. Soldan başlayıp başı arkaya doğru çevirin ve sağa doğru getirin. Bu egzersiz baş ve ense rahatsızlıkları ve ağrılarında, omuz rahatsızlıklarında çok etkilidir.

• İki elinizin tersiyle, çenenizi hafifçe geriye doğru iterek boyun ve ense. kaslarınızı büzün.

• Ense kaslarınızı iki elinizle kuvvetîi çekerek başınızı geriye doğru İtin.

• Ağzınızı sonuna kadar açın. Alt çeneyi mümkün olduğunca indirin ve çeneyi mümkün olduğu kadar öne doğru çıkarın. Çenenizi, soldan sağa ve sağdan sola ha­reket ettirin, Bu, aynı zamanda, sarkık ya­naklar İçin de çok iyidir.

• Başınızı omuzlarınız üzerinde, çok fazla öne eğmemeye özen göstererek döndürün. Bu egzersiz kamburluğa da iyi gelir. Bütün bu hareketleri, omuzları dik ve başı yukarıda tutarak yapın.

• Sonunda uyumak için rahatça yerleşin. Unutmayın ki, her gece ortafam’a 8 saati
yatağınızda geçiriyorsunuz ve kötü bir yat­ma biçimi boynunuzda kırışıklıklar ve çizgiler oluşturur. Uykunuz sırasında, tam anlamıyla düz olması için, boynunuzu iyice yerleştirin ve gerin. Bu hiç de zor değildir ve zamanla sistematik bir hal olacaktır.

kadınlarsitesi.com

Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #146 : Ekim 05, 2008, 10:38:36 ÖS »

Sağlık dergisi Men’s Healt, dünya çapındaki üniversitelerin  bilimsel araştırmalarına dayanarak ilaç almadan daha sağlıklı yaşamanın mümkün olduğunu yazdı. Kafeinden uzak durmayı öğütleyen  uzman önerileri arasında korku filmi  izlemek, şiir ezberlemek, ve  evlenmek de var. İşte hayatı ilaçsız geçirmenin pratik yolları.

1- Öğünlerinizde ızgara bifteğe daha sık yer verin.İçerdiği yağların yüzde 50' si bağışıklık sistemini güçlendirir.

2-Kafein yüksek tansiyon riskini artırıyor.Günde 4 fincan kahve içenlerde kalbe zarar veren homosistin maddesinin oranı, kahve içmeyenlere oranla yüzde 11 artıyor.

3-Korku filmi izleyin.Kalp atışlarını hızlandıran her şey iyidir.

4-Sisli günlerde egzersizi atlamayın,  ama  evde yapın.Oksijen az olduğu için kan pıhtılaşması riski yüksektir.

5-Dumanaltı olmayın. Haftada üç kez 30 dakika sigara dumanına maruz kalanlarda kalp krizi daha sık görülüyor.

6-Yüzün. Yüzme ve tırmanma gibi aktif sporlar ile günde 50 kalori yakmak kalbe iyi geliyor.7-Meditasyon yapın. Günde 20 dakika yoga, depresyon riskini yüzde 25 azaltır. 

ÖFKEYE KUM  KONTROLÜ

1-Kum torbasını yumruklayın. Öfkesini bu şekilde bastıranlar daha az kalp krizine yakalanıyorlar.     

2- Aspirin için. Düzenli kullanımı koroner kalp hastalığı riskini % 28 düşürür.

3- Kahvaltıyı es geçmeyin.Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre,her gün kahvaltı etmek, aşırı kilolu olma riskini yüzde 44 azaltıyor.

4-Merdiven çıkın.Günde 4-5 kat çıkanların yüksek tansiyon riski azalıyor.

5- Yeşil salata öğünlerinizde olsun . Yeşil yapraklı gıdalar kalp hastalıklarına karşı etkili .

6-Daha çok çay için .Amerikan Kalp Birliğine göre günde 2 bardak çay içenlerde kalp krizinden ölme riski yüzde 25 azalıyor.

7-Sosyalleşin Chicago  Üniversitesi’nin araştırmasına göre yalnız insanlar stresle başa çıkamıyor ve kalp krizi riski artıyor.

8-Tuzu azaltın. Amerikan Kalp Birliği’nin 20 yıllık araştırmasına göre kanında sodyum oranı yüksek olanların kalp krizinden ölmeriski yüzde 61dahafazla .                                                                                       

-Domatesi bolca tüketin.İçindeki likopen maddesi damarlarda kolesterol birikmesini engelliyor.

-En iyi dostunuz su olsun.Günde 8 bardak su, kalp  krizi riskini yüzde 60 oranında azaltıyor.

-Greyfurt yiyin.Günde bir tanesi damarların tıkanmasını yüzde 46 oranında önlüyor, kötü kolesterol seviyesini yüzde 10 düşürüyor.

-Şiir ezberleyin.İsviçre de yapılan bir araştırmaya göre günde yarım saat şiir okuyanların stres düzeyleri azalıyor.

-Şeker yerine balı tercih edin. Illinois Üniversitesi balın kalp hastalıklarına karşı etkili maddeler içerdiğini ortaya çıkardı. Şeker ise,kalp hastalıkları riskini  artırıyor

- Gülümseyin,Harvard Üniversitesi bilim adamlarının araştırmasına göre, hayata olumlu bakanların kalp problemi riski yarı yarıya azalıyor.

-Sık ama az yiyin. İngiliz Tıp Dergisi’nde yer alan bir araştırmaya göre ,5-6 öğün yiyenlerin  kolesterol seviyesi % 5 azalıyor.

-Ağırlık çalışın.Harvard Üniversitesi’ nin araştırmasına göre,haftada 30 dakika ağırlık çalışmak, kalp hastalıkları riskini %23 düşürüyor.

intersağlık
Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #147 : Ekim 06, 2008, 11:02:18 ÖS »

Zencefil, hazımsızlık, bulantı, dolaşım bozuklukları, soğuk algınlığı gibi hastalıklara iyi geliyor.
Hazımsızlık
Aşırı yenilen yemeklerden sonra ve özellikle et yemeklerinden sonra alınması uygundur. Sindirim sistemini rahatlatır.

Bulantı
Uçak, araba ve gemi tutmalarında oluşan mide bulantısı ve kusma gibi şikayetlerde seyahatin hemen öncesinde alınması uygundur. Bulantı ile beraber oluşan  baş dönmelerini azaltıcı yönde etkisi vardır.

Dolaşımla ilgili ve kolesterol düşürücü özellikler
Uzun süre ve düzenli kullanılması sonucunda kandaki kolesterol seviyesinin azalması yönünde etkileri olduğu anlaşılmıştır.

Soğuk algınlığı
Isıtıcı özelliğinden dolayı soğuk algınlığı şikayetlerinde vücut ısısını yükselterek vücudu rahatlatır.

Enerji ve güç artırıcı
Vücudun enerji ihtiyacını artırıcı özelliğinin yanısıra  güç artırıcı özelliği vardır.

Zihinsel aktiviteyi artırıcı
İleri yaşlarda görülen unutkanlık, dalgınlık gibi durumların oluşumunu geciktirici yönde etkili olmaktadır. Düzenli kullanıldığında zihinsel aktiviteyi artırdığı gözlenmiştir.

Sigara kaynaklı rahatsızlıkları azaltır
Sigaradan kaynaklanan öksürük, boğaz kuruluğu gibi rahatsızlıkları giderir. Balgam söktürücü özelliği vardır.

village
Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #148 : Ekim 09, 2008, 11:05:34 ÖS »

Bazılarımız için ağrı çekmek neredeyse günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Ağrıyla başedebilmek için neler yapmalısınız? İşte size yardımcı olacak mini bir rehber.

Gerginliğe son verin

- Strese girmenize yol açan durumları belirleyin ve onlardan uzak durmaya çalışın. Çünkü stres tek başına bile ağrıyı başlatan nedenlerden biri olabiliyor. İş, ailevi veya sosyal hayatınızla ilgili sorunlarınızı çözmek için gerekirse psikolojik danışmanlık hizmeti de alarak gevşeme tekniklerini öğrenin.

Hareketlerinize dikkat edin

- Bel ve boyun ağrılarından yakınmak istemiyorsanız, günlük yaşantınızda hareketlerinize dikkat etmelisiniz. Örneğin, koltuktan veya yataktan kalkarken ani hareketler yapmayın. Ağır bir eşya kaldırmamaya da dikkat edin. Eşyayı yere çömelerek kaldırın, böylece omurganızın doğal eğriliklerini korumuş olursunuz. Boyunuzu aşan bir yerde duran eşyayı, sandalyenin veya yükselmenizi sağlayan başka bir nesnenin üzerine çıkarak rafın hizasına geldikten sonra alın.

Ayakkabı seçimi...

- Bel, boyun ve eklem ağrılarından şikayetçiyseniz, uzun topuklu veya tam aksine topuksuz ayakkabı giymeyin. Ayakkabınızın topukları normal, ökçeleri ise yumuşak olmalı. Ayakkabı seçimini, ayaklarınızın şiştiği günün geç saatlerinde yaparsanız, en doğru kararı verebilirsiniz.

Masajın gücünden yararlanın...

- Bedeninizi sihirli ellerin gücüne bırakın. Masaj, hem ağrıyı azaltıyor hem de kasları gevşetmeye yarıyor. Uzmanlar, vücudu hırpalamadan yapılan yumuşak kas masajlarından oldukça başarılı sonuçlar alındığını belirtiyorlar.

İşlere ara verin

- Ağrınız başladığında işlerinizi bir kenara bırakın ve istirahat edin. Ancak unutmayın ki bel ağrısından şikayetçi iseniz sert yatakta yatmamalısınız. Sert yataktan kastettiğimiz, üzerine yattığınızda şekli bozulmayan yataklar. Dolayısıyla, bel ağrınız varsa, vücudunuzun şeklini alabilen yatakları tercih etmeniz gerekiyor.

Sıcak soğuk

- Kompres yapın İçine birkaç adet buz koyduğunuz naylon torbayı havluyla sardıktan sonra gergin olan kasların veya ağrıyan bölgenin üzerinde 5 dakika bekletin. Veya, havluyu sıcak suya batırdıktan sonra iyice sıkarak da kompres yapabilirsiniz. Bu yöntemler ağrının algılanma şiddetini azaltıyor. Siz siz olun, cildinize ispirto kompresi yapmayın. Çünkü içinde metil alkol olan ispirto, ciltten hızla emilerek kalıcı körlüğe yo açabiliyor.

Zayıflayın

- Aldığınız her fazla kilonun beliniz ve eklemlerinize ilave bir yük oluşturacağını, bunun da vücudunuzun biyomekaniğini olumsuz yönde etkilediğini unutmayın. Bu nedenle, fazla kilolarınız varsa, beslenme ve diyet uzmanından yardım alın. Uzmanlara göre; sadece 5 kilo vermeniz bile eklem ağrılarının azalmasında etkili oluyor.

Bitki çayları

- Özellikle baş ağrılarınızın giderilmesinde şifalı bitkilerle hazırlanan çaylar da etkili oluyor. Günde 2 fincan melissa veya adaçayı içmek ağırınızı hafifletecektir.

Egzersiz yapın...

- Vücudumuz egzersiz sırasında, doğal ağrı kesiciler olarak bilinen endorfin’ maddesi üretiyor. Siz de ağrılarınızın hafiflemesi için düzenli olarak yürüyüş yapabilir, yüzebilir veya aerobik egzersizleri uygulayabilirsiniz. Eğer ağrılarınız şiddetliyse, sizin için en uygun egzersiz programının belirlenmesi için fizik tedavi uzmanına başvurun.

Yemek saatiniz kaçmasın...

- Özellikle de migreniniz varsa, stresli olduğunuz anlarda ya da yolculuk sırasında öğünlerinizi atlamamaya özen gösterin. Ayrıca ağrınızı tetikleyen besinlerden uzak durun. (Kahve, çay vb)
Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #149 : Ekim 09, 2008, 11:20:53 ÖS »

Ayak baş parmağını etkileyen bunyonun tersine, çekiç parmak herhangi bir ayak parmağında oluşabilir (en sık ikinci parmak). Ayak parmağı kıvrılır ve ağrır. Genel olarak ayak parmağındaki her iki eklem de etkilenerek, parmak pençeye benzer bir görünüm alır. çekiç parmak, küçük ayakkabı giymenin sonucu oluşabilir, ancak kas ve sinir hasarı oluşmuş şeker hastalarında da meydana gelir.
Belirtiler

- Ayak parmağında sıkılmış pençeye benzer görünüm,

- Ayak parmağında ağrı ve hareket zorluğu;

Çekiç parmak ağrılı olabilir ve yürüme ve diğer hareketleri güçleştirebilir.

Tedavi

Doktorunuz ya da bir ortopedist ayak parmağınızı uygun pozisyonda tutmak ve ayak parmağına binen yükü ve ağrıyı azaltmak için ortopedik bir alet verebilir. Ayağınıza tam olarak uyan bir ayakkabı giyin. Bazı vakalarda şekil bozukluğunu düzeltecek bir ameliyat yapılabilir.

Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #150 : Ekim 11, 2008, 11:38:03 ÖÖ »


- Egzersiz ile  kalp kasının gücü artar ve oksijen alımı ile kalbin kan akım hızı ve hacmi    artar,
- Yeterli  oksijen alımında kalp atım hızını ve kan basıncını düşürür,
- Egzersiz sırasında dayanıklılık artar
- Metabolizma hızlanır,
- Vücutta yağ depolanması engellendiği için şişmanlık önlenir,
- Kan şekeri olan glikoz kullanımını arttırarak şeker hastalığının önlenmesi ve kontrolünde yardımcı olur
- İyi  kolestrolün (HDL)  miktarını arttırır,
- Hormonların düzenli ve dengeli salınmasına  yardımcı olur,
- Osteoperoz oluşumunu önler,
- Eklemlerin yapı ve işlevlerini iyileştirir,
- Fizikse güç ve dayanıklılığı arttırır,

Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #151 : Ekim 11, 2008, 07:49:00 ÖS »

Fazla kilolarınızdan kurtulmak ve sağlıklı kilo vermek için besinlerle olan ilişkinizi az çok dengelemeye çalışsanız da, bunun tek başına maalesef yeterli olmadığı artık herkes tarafından bilinen bir gerçek. Zayıflama diyetlerinin en güvenilir destekçisi ise aslında çok da sihirli olmayan bir kelime: EGZERSİZ

İşte yağlarınızı yakmanızı sağlayıp, sağlıklı kilo kaybı için size yardımcı olacak egzersizlerle ilgili öneriler:

UFAK BİR HATIRLATMA!!

Öncelikle ev işlerini, gün içindeki koşuşturmaları ima ederek aslında sürekli hareket halindeyim diyorsanız, bu aktivitelerin kısa zamanda değil, ancak uzun vadede işinize yaradığını öğrenmelisiniz. Yani tamamen hareketsiz (sedanter) bir yaşamdansa az çok hareket etmek hayatınızdaki pozitiflerden biri. Ama yağ egzersiz yaparak enerji harcayıp yağ yakmak anlamına gelmiyor.

Yağlarınızın yakılabilmesi için enerji harcamanızı gerektiren egzersizlere yönelmelisiniz.
 
Seçtiğiniz egzersizlerin özellikle bacak kasları gibi büyük kas gruplarını çalıştıran egzersizler olmasına dikkat etmelisiniz.
 
Çünkü yağlar yavaş yakılır. Vücut, yağlarını yakarken daha fazla oksijene gerek duyar. Daha fazla oksijeni vücudumuza ancak enerji harcaması gerektiren egzersizler yaparak sağlayabiliriz.

Egzersiz yaparken konuşulabilecek, ama şarkı söylenemeyecek kadar hareketli olunmalıdır.

Egzersiz sıklığı haftada en az 3-4 gün 30-60 dakika kadar belirlenmelidir.
 
Mutlaka düzenli yapılmalıdır.
 
Egzersiz sırasında her 15-20 dakikada bir yaklaşık 1 su bardağına yakın su içilmelidir.
 
Egzersiz yaparken burundan nefes alınmalıdır.
 
Zaman zaman farklı egzersizlere geçilmeli, daha önce çalıştırılan kas grupları dinlendirilmelidir.

Diyetisyen Pınar Akkuzu
Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #152 : Ekim 12, 2008, 10:39:39 ÖS »


Hazimsizlik,yorgunluk,kötü nefes kokusu ve reflü... Bu sorunlarin çaresini her zaman ecza dolabinizda mi ariyorsunuz? Bizim baska bir önerimiz var: Sifali bitkiler.

Hazimsizlik

Çare: Melisa

Ne sagliyor: Sifali bitkilerle ugrasan uzmanlar, melisanin hazimsizliga karsi birebir oldugunu söylüyorlar. Ayrica antideprasan özelligi olan bu bitki, kendinizi kisa bir sürede iyi ve daha mutlu hissetmenizi saglayabiliyor. Ayni zamanda, anksiyete ve uyku problemlerini gidermede de etkili olan melisanin hafizayi güçlendirdigi de biliniyor.

Bunu deneyin: Hazimsizliktan yakiniyor ve melisanin olumlu etkilerinden faydalanmak istiyorsaniz, 3–4 çay kasigi kuru melisa yapragiyla demlediginiz çaydan günde 2 fincan için.

Mide bulantisi

Çare: Papatya

Ne sagliyor: Papatya sindirim sistemi üzerinde pek çok olumlu etkiye sahip bir bitki ve mide spazm ve kramplarini da önlüyor. Bu özelligiyle de mide bulantisinin yani sira, siskinlik, hafif gastrit semptomlari ve gaz sikâyetlerini gidermede de etkili olabiliyor. Uzmanlar, papatyanin araba ve gemi yolculuklarinda olusan bulantilari önlemede de etkili olabilecegini belirtiyor.

Bunu deneyin: Marketlerde hazir satilan papatya çaylarini deneyebileceginiz gibi aktarlardan kuru papatya alip kendi çayinizi kendiniz de demleyebilirsiniz. Ayrica büyük bir kapta demlediginiz papatya suyuna batirdiginiz minik bir havluyla karniniza 20 dakika boyunca kompres yapmak da bulantinizi hafifletecektir.

Halsizlik

Çare: Ginseng

Ne sagliyor: Ginseng, özellikle Uzakdogulularin enerji kaynagi olarak kullandiklari ve asla vazgeçemedikleri bitkilerin basinda geliyor. Ayni zamanda hafizayi güçlendiren, anksiyete ve huzursuzlukla da savasan ginsengten bol bol tüketmek, oruç tutanlarin sik sik yasadigi halsizlik ve yorgunluk sorununa karsi ida oldukça yi geliyor.

Bunu deneyin: Ginseng kökünü aktarlardan temin edebilir, bununla çay demleyebilir ya da yemeklerinizin içine rendeleyerek kullanabilirsiniz. (Günde yaklasik 1 – 2 gr.) Ayrica dogal ürünler satan magazalardan aldiginiz ginseng haplarini bir uzmana danisarak kullanabilirsiniz.

Kötü nefes kokusu

Çare: Biberiye

Ne sagliyor: Sindirim sistemini düzenlemek için kullanilan biberiye kötü nefes kokusunu gidermede son derece etkili. Ayrica açlik nedeniyle olusan bas agrilarini gidermek için de biberiye yapraklarini parmaklarinizin arasinda sikabilir elinize gelen yagi, sakaklariniza sürüp hafifçe ovabilirsiniz.

Bunu deneyin: Taze biberiye yapraklarini salata ve et yemeklerinin üzerine lezzet vermek için serpebilirsiniz. Kurumus biberiye yapraklarini ise çay demlemek için kullanabilirsiniz.

Hürriyet

Moderatöre Bildir   Logged
Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #153 : Ekim 14, 2008, 01:20:56 ÖS »

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genetik Anabilim Dalı Başkanlığı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Elif Tuncer, melissa bitkisinin sinirsel kökenli çarpıntılarda, hafif depresyon, sıkıntı ve streslerde rahatlatıcı rol oynadığını, psikolojik rahatsızlıklardan kaynaklanan sıkıntı verici olayların düşüncelerini zihinden uzaklaştırmakta yararlı olduğunu belirtti.

Çayın kasları gevşetici özelliği bulunduğunu dile getiren Tuncer, "Melissa, büyük bir huzur verir. Melisa bitkisi özü, sinir sistemini gevşetici ve uykuyu kolaylaştırıcıdır. Zaman'ın haberine göre uyku getirdiği bilinen yoğurtla bir araya gelince de bütün gece gözünü bile kırpamayanlar için birebirdir." dedi.

Sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklarda, mide spazmında, sinir sistemi ve kalp rahatsızlıklarında tansiyonu düzenleyici olarak ağrı kesici ve rahatlatıcı olarak da kullanılan melissanın zekâyı artırdığı, mide ülserine iyi geldiği, kaynatılarak suyu vücuda sürüldüğünde ter kokusunu kestiği ve beyin damarlarını açtığı bilinirken, hiçbir yan etkisi de bulunmuyor.

Yine, bilim adamlarına göre; sinirsel kökenli çarpıntılarda, hafif depresyon, sıkıntı ve streslerde rahatlatıcı rol oynamakta, psikolojik rahatsızlıklardan kaynaklanan sıkıntı verici olayların düşüncelerini zihinden uzaklaştırmaktadır. Melissa Latince'de 'arı' anlamına gelmektedir. 2000 yıldır Akdeniz ülkelerinde popüler bir arı bitkisidir. 

Melissa Çayı, kurutulmuş yaprakların üzerine kaynamış su döküerek 5-10 dakika demlenmesiyle elde edilir. Bal veya şeker ilave edilerek içilir.

realage
Moderatöre Bildir   Logged
enfa
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1253



« Yanıtla #154 : Ekim 14, 2008, 10:50:36 ÖS »

Binlerce yıldır Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkelerinde, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan bu baharat, soğuk algınlığı, nezle, grip gibi rahatsızlıkları en iyi tedavi eden doğal ürünlerden biri...


 
Soğuk algınlığı, nezle, grip gibi rahatsızlıkları en iyi tedavi eden doğal ürünlerden biri zencefildir.
Binlerce yıldır Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkelerinde, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan bu baharat, aynı zamanda soframızda güzel bir lezzet kaynağıdır. Soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklarda bir çay kaşığı toz zencefil bir tatlı kaşığı bal ile karıştırıp macun yapılarak yenildiği zaman insanın içini ısıtarak bronşlarını açar ve temizler. Balgamı söktürür, öksürüğü keser. Zencefil aynı zamanda doğal bir aspirindir; kanı sulandırır, damarları açar, pıhtılaşmayı önler. İyi bir zihin açıcıdır, hafızayı güçlendirir. Zencefil yeni projeler üretmek isteyen insanların ilacıdır, beyni canlandırır. İlaçların mide ve bağırsaklara yaptığı yan etkiyi yok eder. İyi bir bulantı ilacıdır. Zencefilin doğum sonrasında annenin emzirme döneminde, anne sütünü artırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi vardır.

hurhaber
Moderatöre Bildir   Logged


Kimseye bâkî değildir mülk-ü devlet, sîm-ü zer
Bir harap olmuş gönül tâmir etmektir hüner..
osmanli
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3140



WWW
« Yanıtla #155 : Ekim 15, 2008, 01:31:18 ÖÖ »

insAllah  deneriz. Bilmiyorum ki..
Moderatöre Bildir   Logged

kardesinin yüzüne gülümsemen senin icin sadakadir
iyilik ile emretmen sadakadir:
ay-yüzlüm
yazar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 527



« Yanıtla #156 : Ekim 15, 2008, 06:15:11 ÖÖ »

hepsini okuyamadım ama okuduğum kadarıyla çok güzel bilgileri paylaşmışsınız

elinize emeğinize sağlık RAHMAN razı olsun...
Moderatöre Bildir   Logged

Yürü dünya yürü bu yol dergaha gider.
Bu yol gama,kedere,acıya,aha gider.
Çıkablirsen eyer bu yokuşu zirveye,
Hüzünlenme o zaman sonu felaha gider.
İsra
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3933



« Yanıtla #157 : Ekim 17, 2008, 01:43:03 ÖÖ »

Avokado: A, B, D, E vitaminlerini içerir. Kuru ciltler için idealdir.
Ayçiçeği: Cildi nemlendirme ve besleme özelliği vardır. Nemlendirici ve besleyicidir.
Biberiye: Cildi mikroplardan arındırma özelli vardır. Cildi temizler.
Buğday: A,D,E vitaminleri vardır. Özellikle E vitamini yönünden zengindir.
Gül: Tüm cilt tipleri için uygundur. Cilt temizler ve ferahlatır.
Havuç: Tüm cilt tipi için uygundur. A, B, C, D, E vitamini içerir.
Keten Yağı: Cilde canlılık ve parlaklık verir.
Lavanta: Akne tedavisinde kullanılır. Yağlı ciltler için uygundur.
Limon: Yağlı ciltler için uygundur. Siyah nokta oluşumunu engeller.
Menekşe: Mikrop kırıcıdır. Hassas ciltler dikkat etmelidir.
Mısır: Yağı E vitamini yönünden çok zengindir.
Kayısı: Tüm cilt tipleri için uygundur. Özellikle yüz temizliği için idealdir. Akneleri temizler.
Papatya: Hassas cilt için idealdir. Cildi yumuşatır.
Susam yağı: Cildi besler. E vitamini, protein, mineral ve amino asitler içerir.
Tatlı Badem: Tüm ciltler için uygundur Protein ve mineral zenginidir.
Zeytinyağı: Cildi besler ve nemlendirir...
Moderatöre Bildir   Logged

Tuğra
aktif yazar
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1415



« Yanıtla #158 : Ekim 17, 2008, 09:18:05 ÖÖ »

Teşekkürle isra,bazı bünyelerin doğal yağlara alerjisi olabilir bunlarada dikkat etmek lazım

.........................................................................
İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre, günde 4 fincandan fazla kahve içen kadınların 3'te 2'sinin göğüs kanserine yakalandığı ortaya çıktı.

Fazla kafein tüketen kişilerin ayrıca tedavisi zor tümörlerin oluşumuna neden olduğu belirtilirken, bilim adamları yüksek miktarda kafein tüketiminin göğüs kanserinin oluşumunda daha etkili olduğunu belirtti. Araştırmacılar, kafeinin kanseri nasıl geliştirdiğini bilmediklerini ancak fazla miktarda uyarıcının tümör gelişimine neden olduğuna inandıklarını açıkladı.

İngiltere'de her yıl 45 bin kişi göğüs kanserine yakalanırken, araştırmanın 10 yıl içerisinde göğüs kanseri geçiren 38 bin 432 kişi arasında yapıldığı belirtildi.

Araştırmaya gönüllü olarak katılan 45 yaş üzerindeki kişilere, günde ne kadar kafein tükettiklerini de içeren beslenme detaylarının sorulduğu araştırma sonucunda, günde 4 fincandan fazla kahve içen kişilerin diğerlerine göre kanser riskinin yüzde 68 daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Yüksek miktarda kafein tüketmenin aynı zamanda, küçüklerine göre yüzde 79 daha zor tedavi edilen 2 santimetreden büyük tümörlerin oluşmasına neden olduğu belirtildi. Tokyo Kadın Sağlığı Üniversitesi'ndeki doktorlarla beraber araştırmayı yürüten Harvard Üniversitesi'nden Dr. Ken Ishitani, "Bu buluşlar kafein tüketiminin göğüs kanseri oluşumunu etkilediğinin belirtisi" dedi. Öte yandan, araştırma sonucunda, yüksek dozda kafein tüketiminin diğer kanser türlerini etkilemediği açıklandı.

Daha önce de fazla miktarda kafein tüketmenin kalp ritmini arttırdığı hatta çocuk düşürmeye neden olduğu ortaya çıkmıştı.

Bu yılın başında da yetkililer, okul çağındaki çocukların bir fincan kahvede bulunan kafeinin 9 katı kafein içeren enerji içeceklerine alıştığı böylece baş ve göğüs ağrısı çektikleri konusunda uyarmıştı.

LONDRA (İHA)
Moderatöre Bildir   Logged
enfa
Moderatör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1253



« Yanıtla #159 : Ekim 18, 2008, 09:37:09 ÖS »

Güzel bir cildin sırrının kozmetik ürünlerde değil, yenilen gıdalarda saklı olduğu belirtildi. Uzmanlar, sürekli kozmetik kullanmanın cildi erken yaşlandırdığını belirterek, daimi bir cilt sağlığı için alınan gıdaların çok önemli olduğunu vurguladı.

Cilt hastalıkları uzmanı Didem Yavuz, bugün kadın ve erkek herkesin güzel ve sağlıklı bir cilde sahip olmak istediğini ve bu yönde arayış içinde olduğunu söyledi.

Bu yönde çare olarak öncelikle kozmetik ürünlerin akla geldiğini dile getiren Yavuz, ancak bunun daimi bir cilt güzelliği sağlamadığını, ayrıca kalitesiz kozmetik ürünlerin birçok cilt problemini beraberinde getirdiğini vurguladı.
"Cilt içimizin aynasıdır, ne yer içersek cildimiz bundan etkilenir." diyen Yavuz, öncelikle cilt güzelliği için sigara ve alkolden uzak durulması gerektiğini kaydetti. Bu iki zararlı maddenin ciltte erken yaşlanma, solgunluk, kararma ve kansere sebep olduğunu ifade eden Yavuz, sağlıklı ürünlerden dengeli beslenmenin cildin yaşam kaynağı olduğunu dile getirdi.

Meyve, sebze ve hayvansal gıdaların dengeli olarak tüketilmesinin bedeni zinde tutacağını ve erken yaşlanmayı engelleyerek derinin daha parlak ve canlı görüneceğini anlatan Yavuz, "Hepimiz tanık olmuşuzdur. Kırsal kesimde sağlıklı beslenen ve hiçbir kozmetik ürünleri kullanmayan kadınların ne kadar duru bir güzellik ve temiz bir cilde sahip olduğunu görürüz. Onlara imreniriz. İşte bu sağlıklı ve doğal beslenmeden kaynaklanan bir durumdur. " diye konuştu.

Bütün meyve ve sebzelerin cilt üzerinde olumlu etkileri olduğunu ve mutlaka tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Yavuz, birkaç örneği şöyle sıraladı: "Yazın yaş, kışın kurusu yenebilen kayısı cilde çok büyük fayda verir. Maydonoz, marul, kırmızı şeker pancarı, nohut ve suyu karaciğeri temizler. Karaciğerin iyi çalışması deriye parlaklık ve güzellik verir. Ayrıca mevsim itibariyle tezgâhlara çıkmaya başlayan portakal, mandalina büyük oranda C vitamini içerir. Bu vücudun direncini artırır, zinde görünmeyi sağlar dolayısıyla bu zindelik deriden belli olur."

8sutun
Moderatöre Bildir   Logged


Kimseye bâkî değildir mülk-ü devlet, sîm-ü zer
Bir harap olmuş gönül tâmir etmektir hüner..
Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9 10   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj