JEST VE MİMİKLERİNİZ ETKİLİ OLMALI
Duygu- Jest-Mimik Uyumu Yaklaşımı
İletişimde uyum veya benzeşim son derece önemlidir. Tüm iletim araçlarının aynı
mesajı vermesi gerekir. Yani dilin
söylediği ile kalbin söylediği; ellerin söylediği ile gözlerin ve omuzların
söylediği birbirinin aynı olmalıdır. Bu aynılık
uyum kelimesiyle ifade ediliyor.
Uyumu iki temel bölümde ele alıyoruz. Öncelikle söz duygularla uyumlu olmalıdır.
Kalp dil ile aynı şeyi söylemelidir.
Nefret ettiğiniz kişiye “seni seviyorum.” derseniz kalbinizin söylediği zıt
mesaj dilinizle söylediğinizi gölgeleyecektir.
İkinci olarak söz tutumla, diğer bir deyişle jest ve mimiklerle uyumlu
olmalıdır. Jest ile uyuma bakalım: Bir insana “git
buradan” dediğinizde ellerinizle çağırma işareti yapıyorsanız iki çatışan mesaj
algılanan mesajı karıştırır. “Kocaman
bir balondu” dediğinizde baş ve işaret parmağınızla küçük bir nesneyi tutar gibi
yaparsanız uyumsuzluk
oluşturursunuz. Mimik ile uyuma gelince: Mimik yüz hatlarımızla ilgili bir
disiplindir. “Çok heyecan verici bir
yolculuktu” diyorsunuz ama kaşlarınızı indiriyorsunuz. Uyumsuzluk var. Yüz
hatlarınızı gererek “böyle bir güzellik
görmedim” dediğinizde uyumsuzluk oluşturursunuz. Dolaysıyla tüm bu alanlarda
nasıl bir uyum oluşturacağımızı
bilmemiz ve uygulama yaparak alışkanlığa dönüştürmemiz gerekir.
Unutmayalım: Mesajın etkili iletiminde sözün kendisi nispeten az bir alan işgal
eder. Sözü söyleyenin ne
söylediğinden çok “nasıl davrandığı ve nasıl hissettiği” algılanır. Söz
kulaklardan algılanır, sözün anlamına uygun
davranış ise gözlerle algılanır. Konuşmacının duygularını ifade eden dış
görünüşe yansıyan ayrıntılar hiç bir zaman
kaçırılmaz.
Bir söz konuşmacının kalbinden-iç benliğinden çıkarsa dinleyicinin de kalbinden
algılanır. Kendi mesajına ilgisiz olan
konuşmacıyı dinleyici daha ilgisiz dinler. Tek duyguda yoğunlaşan konuşmacının
monotonluğu sıkıcı olur. Hep
ağlayan, hep gülen, hep öfkeli olan konuşmacıya uzun süre tahammül edilemez.
Hiç bir duyguda yoğunlaşamayan konuşmacının mesajı sönüktür, tekdüzedir, ruhtan
mahrumdur. Stres ve çeşitli
hastalıklar duygu çeşitliliğini yok edebilir. Konuşmacı sağlığını koruyarak her
duyguyu yaşayabilmelidir.
Aşağıdaki alıştırmalar iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde soyut olarak
belli başlı duygular tanımlanarak
geliştirilecektir. Eğer söz söylerken kalbimizden ne hissettiğimiz çok önemliyse
gerçekten hissetmek zorundayız.
Eğer biz sözümüze uygun duyguları derin olarak hissedersek onların dinleyenlerce
hissetmelerine de imkan tanırız.
İkinci bölümde ise söz ve anlama uygun hareketlerin(jest-mimik) geliştirilmesi
üzerinde çalışılacaktır. Çünkü
duygular aynı zamanda tutumlar olarak dışarıya yansır. Sevinen insanı ses
tonundan anlayabileceğiniz gibi gözlerini,
kaşlarının, ellerinin duruşundan, hatta teninin aldığı renkten bile
anlayabilirsiniz. Şu halde hangi jest veya mimiğin ne
anlama geldiğinin bilinmesi ve bunlar üzerinde uzmanlaşılması gerekir.
Duygu Uyumu
Duygular herhangi bir algı organı vasıtasıyla değil doğrudan kalpte yaşanırlar.
Duygularımızı sadece kalbimizde
veya ruhumuzda yaşarız. Ancak her duyguya paralel olarak vücudumuzda çeşitli
hormonlar salgılanır. Örneğin
sevgide oxcytocin, sıkıntıda kortizol hormonu salgılanır. Duygular hormonların
salgılanabilmesi ve algılanabilmesi
ölçüsünde yaşanabilirler. Vücudun bio-kimyasal dengesi bozulduğunda, vücut
çöplüklerle dolduğunda duygu algısı
körelir. Bio-kimyasal yapımız bozuk olmadığı halde duygularımızı net olarak
yaşayamıyorsak o taktirde duygusal
Keskinliğimiz yoktur. Çünkü kişilerin derin olarak yaşamadıkları duygular
gelişmezler.
Vücudun bio-kimyasal yapısının düzene girmesi için yapılabilecek en uygun
çalışma spordur. Spor bozuk dengenin
düzene girmesini sağlar, uygun yemek sistemi ve stresten kaçış dengeyi bozucu
oluşumları engeller. Bio-kimyasal
yapının düzene girmesi sizlerin azim ve disiplininize kalmıştır. Aşağıdaki
çalışmalar duyguların güçlendirilmesi
amacını taşımaktadır:
Aşağıda çeşitli duygular ve bunlara paralel düşünceler verilmiştir. Bu çerçevede
1- Bu düşüncelerin oluşturduğu duyguyu içinizde büyütün. Duyguyu büyütmek için
verilen veya sizin üreteceğiniz
düşünceleri hızlanarak tekrar edin, iç sesleri yükseltin,
2-Duyguyu kalbinizden gözlerinize taşıyın. Gözlerinizde hissedin.
3.Duyguyu zirveye çıkardığınız noktada gözlerinizden fırlatın. Önce ayna
karşısında çalışıyorsunuz. Duygunun
hedefi kesin olarak belli olmalıdır. Kendi gözlerinizden kendi ruhunuzun
derinliğine fırlatıyorsunuz.
4.Bu işlemi somut nesnelere soyut kavramlara ve belli ettiğiniz insan
topluluklarına yönelerek yapın. Amacınız tiyatro
sanatçısı olmak değilse korku, kıskançlık, endişe, üzüntü, alay, gurur,
ümitsizlik gibi olumsuz olan ve vücudunuzda
zararlı salgılar oluşturarak gücünüzü tüketen duygular üzerinde çok
çalışmamalısınız.
ALIŞTIRMA: DUYGU
1. Duygularımızı etkin olarak kullanabilmemiz için önce onları güçlendirmemiz
gerekmektedir. Duygularımız zayıfsa
onları etkin kullanamayız. Bazen biraz öfkeye ve hüzne ihtiyacımız vardır. Ama
ısrarla çalışarak güçlendirmemiz
gereken duygularımız “sevgi, şefkat, heyecan, özgüven ve gıpta” gibi olumlu
duygulardır. Bu duygular aşağıda birer
örnekle canlandırılacaktır. Zira bu duygular hem bizi hem de söz söylediğimiz
kitleyi en çarpıcı şekilde etkileyen
duygulardır. Önce metinleri okuyun ve ardından her duyguda tek tek odaklanarak
benzer kelimeleri kendinize
söyleyin.
Şefkat:
Yöneltilen nesne ve ortam: Savaş sırasında Saraybosna’da bir eve sığındınız.
Ailesinin Sırplar tarafından
öldürüldüğünden habersiz şaşkın iki yaşında bir çocuk görüyorsunuz. Çocuk
karların üzerinde sokakta dolaşarak
annesini arıyor.
İç Konuşmalarınız: “Yavrucuk, zavallıcık, Ne kadar güzel başın var. Gözlerin,
burnun küçücük. Daha da
yürüyemiyor. Bana ne kadar tatlı bakıyor. Aman Allah’ım ayakları da çıplak.
Anneciğin yok. Yavrucuğum üşüyorsun
sen, titriyorsun. Gözlerinden yaşlar akmış, ne kadar da çok ağlamışsın. Seni çok
seviyorum.
Sevgi:
Yöneltilen nesne veya ortam:Karşınızda konuşmanızı dinleyen insanlara hitap
ediyorsunuz.
İç Konuşmalarınız: Bu insanlar kahraman, beni çok sevdikleri için buradalar.
Hepsi iyi niyetli, benden bir şeyler
öğrenmek istiyorlar. Beni sevgiyle alkışlıyorlar. Onlar dostlarım. Hasta olsam
beni ziyarete koşarlar. Ardımdan
konuştuklarında beni hep överler. Onları seviyorum.
Heyecan:
Yöneltilen nesne veya ortam: Üniversite sınavında birinci oldunuz ve TV’de canlı
yayına çıkmak üzeresiniz.
İç Konuşmalarınız: Birinci oldum. Çok heyecanlıyım. 65 milyonun karşısına çıkmak
üzereyim. Evet biraz sonra beni
görecekler. Başardım. Bu benim sırım, şimdi bunu bana soracaklar. Çok
heyecanlıyım. Sıra geldi. Kameralar
üzerimde. Kalbim ağzıma gelecek. Aman şu ışıklar...
Özgüven:
Yöneltilen nesne veya ortam: Avrupa atletizm şampiyonasındasınız. 100 metre koşu
yarışmasını kazanacağınızdan
eminsiniz.
İç Konuşmalarınız: Yıllardır koşuyorum. Şimdiye kadar bu yarışı hep kazandım.
Bütün gücümle ayaktayım. Bu
sefer rekor kıracağım. rakiplerim zayıf. Bunları çok kolay geçerim. İşte işaret
verildi. Yerimden fırladım. Koşuyorum.
En öndeyim. Herkes arkada. Başarıyorum.
Gıpta:
Yöneltilen nesne veya ortam: Çok güçlü bir konuşmacı olan ve binlerce insanın
kendisini dinlediği Anthony
Robbins’in seminerindesiniz.
İç Konuşmalarınız: Robbins orada, kürsüde. Heyecanla konuşuyor. Hepimiz
kulaklarımızı açtık onu dinliyoruz.
Devamlı alkışlıyorlar. Bravo sesleri.. Bu adam milyarlar kazanıyormuş. Burada
gelen herkeste bilet parası olarak 100
milyon vermiş. Hayret. Şu adama bak. Ben de yapabilirim. Aslında onun gibi
olabilirim. Sanki onun gibi ben
konuşuyorum orada. Ben de yapabilirim.
Öfke:
Yöneltilen nesne veya ortam: Katil üvey anne çocuğunu öldürdü.
İç konuşmalarınız: Katil anne... İki yaşındaki üvey kızını kıskandığı için büyük
işkenceler yaptı. Sırtında sigara
söndürdü. Ellerini kızgın demire sürerek yaktı. Çocuk çığlıklar atıyor. Anne
çocuğu tekmeliyor. Anne cadı gibi çirkin.
Çocuğun başına demir bir sopayla vurdu. Çocuğun başından kanlar akıyor. Çocuk
yere düştü, sesi kesildi,
çırpınıyor.
Hüzün:
Yöneltilen nesne veya ortam:Babası trafik kazasında ölen çocuğun annesiyle
yaşadığı fakir hayat.
İç Konuşmalarınız: Genç bir adamdı. Fakirdi belki ama temizdi. Yeni
evlenmişlerdi. Bir anne ve küçük çocuğu.
Fedakar annenin sabrı ve çocuğuna duyduğu sevgi. Fakat bir kış daha geldi.
Isınacak odunları yok. Komşuları
kendilerine yardım etmiyorlar. Evlerinde bir sessizlik var. Soğuktan titreyen
çocuk ve aç ve hüzünlü anne ve utanmaz
siz. Bu güne değin yardım elini uzatmayan siz.
2. Aşağıda çeşitli duyguların cümlelerde kullanılması yeteneğinin geliştirilmesi
amaçlanmıştır. Sözlerin inandırıcılığı
için sözün duygu anlamıyla söze yapılan duygusal vurgu paralel olmalıdır. Söz
ile duygu uyumsuz olduğunda
dinleyici “yapmacıklık” izlenimi edinir ve inandırıcılık kaybolur. Duygular
yöneltildiği kişiye veya ortama göre ifade
değişikliğine uğrayabilirler. Dolaysıyla istenen duyguyu kime ve hangi ortamda
yönelttiğinize de dikkat etmelisiniz.
Örneğin “Sizi seviyorum” cümlesi anneye, babaya, çocuklara veya nişanlıya farklı
söylenir. Aşağadaki çalışmaları sık
sık tekrar ederek yeteneğinizi geliştirin.
Şüpheli : Eh! Belki hava güzelleşir.
Şakacı: Evet, hava güzel ama ördekler için.
Münakaşa: Hava güzel diyorsunuz demek? Pek iyimsersiniz doğrusu.
Kızgın: Hava güzel ama, biz dört duvar arasında kapalıyız.
Şefkat : Hava güzel. Sokağa çıkalım yavrum. Hava alırsan iyileşirsin.
Acılıkla : Hava güzel ama, kederimi arttırmaktan başka işe yaramıyor.
Açığa vurma : Ne yapalım ben bahsi kaybettim: Hava güzelleşti.
Öfkeli : Yazıklar olsun. İşte sen busun!
Kesin inanç : Artık bizi aramaz, bundan eminim!
İtirazla : Kusura bakma ama o kadar da kötü değil.
Bilmeden sormak : Araba devrildi mi?
İyice bilmeden sormak : Araba mı devrildi?
Güvensizlik : Bu adam sözünde duracak mı?
Alay : Tabi canım, bu işleri hep siz başardınız.
Sabırsızlık : Açıl artık kapı, açıl!
Muzafferce : Bakın! Ben demedim mi bunlar uzaylı diye!
Hayranlıkla : Aman, hava ne kadar güzel! Her taraf pırıl, pırıl parlıyor.
İnanç-şüphe : Ona tüm varlığımla inanıyorum. Belki de öyledir ama bunun
varlığını kim ispat
edebilir?
Gurur-tevazu: Bu işin ustası, hem de biricik ustası benim. Ben neyim, hiç ben
onlarla bir tutulabilir
miyim?
Sevgi- nefret : Sizi çok seviyorum. Onun varlığından da, hatıralarından da
nefret ediyorum.
Endişe-kaygısızlık : Of! Şimdi ne olacak, bu benim için büyük bir üzüntü. Pöh!
Bana ne, umurumda bile
değil!...
Saygı-küçümseme : Ona karşı o kadar büyük bir sevgim var ki, Hıh! Ne olacak,
aşağılık yaratık o.
Karşı durmak- Hayır bana hiçbir şey yapamazsın. Ne istersen yap hepsine boyun
eğeceğim.
boyun eğmek :
Cesaret, korku : İster on, ister yirmi kişi olun, göğsüm açık işte bekliyorum.
Eyvah! Eyvah! Görmüyor
musunuz hayatımız tehlikede!
Zevk ve acı duyma : Oh! Ne hoş, mis gibi kokuyor. Ay! Çok acıyor.
Hiddet-tedbirli davranma : Nasıl beni böyle yapayalnız bırakıp gidiyorsunuz ha!
Hemen karar vermemek lâzım;
iyice düşünelim.
Alay, ağırbaşlılık : Söylediklerinizi nasıl anlayabilirim? Bunlar birer deha
eseri! Size yemin ederim ki
söylediklerim ciddidir.
İrade-zayıflık : Gece, gündüz bütün gücümle çalışacağım. Benim savaşma gücüm yok
Hınç-acıma : Şunu bilin ki bu ona çok pahalıya mal olacak. Zavallı adamlar!
Artık onlardan ne
isteyebilirim?
Üzüntü-üzüntünün geçmesi
:
Allah’ım ahammüle demiyorum! Çok şükür! Artık korkacak bir şey kalmadı.
Açık kalplilikiki
yüzlülük :
Düşündüğümü size açıkça söylüyorum. Sizin tarafınızdan beğenilmek için dünyanın
bütün servetini feda ederdim.
Zafer- yenilgi : İsteklerimin son haddini buldum. Her şeyimi kaybettim, şerefimi
de
Hayret-kayıtsızlık : Siz mi? Sahiden, siz misiniz? Pek alâ, zaten böyle olacağı
belli idi.
Kışkırtma-yatıştırma : Ha gayret! Atıl! Bir hamle daha! Hişt, hişt! Kendinize
geliniz, sakin olunuz.
Pişmanlık-taşkınlık : Gece gündüz, kendi kendime soruyorum; bunu nasıl yaptım,
diye. Evet, bunu
yapacağım işte o kadar.
Ümit-ümitsizlik : Evet, herkes bu işte kazanacağımı söylüyor. Artık her şey
bitti, kurtuluş çaresi yok.
Jest-Mimik Uyumu
Sözün taşıdığı duygu anlamı veya içeriği ile davranışlar arasındaki uyum
inandırıcılığın çok önemli bir unsurudur.
Vücudun genel hareketleri-duruşu(postür) mimik kavramıyla, yüzün genel
hareketleri-duruşu-gestür ise mimik
kavramıyla anlatılır. Jest-mimik vücut dilinin konusudur. Ağızdaki dilin
söylediğinin etkisi vücut dilinin özellikle
mimiklerin söylediğinin yanında çok etkisiz kalır. Söz-davranış uyumunu başaran
konuşmacı büyük bir ilgiyle izlenir.
Kişilerin tabii halleri en uyun mimikleri gösterir. Mimik soluk alırken yani söz
söylenmeden önce gelir ve söz mimiğin
anlamının tekrar edilmesi olarak nefes verilirken söylenir. Mimikte yapmacıklık
konuşmayı tamamen lekeler. Yetersiz
Jest ve mimik gülünçlük izlenimi uyandırır; aşırı abartı ise tabiiliği yok eder.
Aşağıdaki alıştırmalarda tabii olmaya
dikkat edilmelidir. Başkalarına aktardığımız mesajların en az %60’ı sadece yüz
hatlarımız ve vücudumuzun genel
görünümünden kaynaklanır. Dinleyiciler için asıl önemli mesaj dilimizin
söylediği değil jest ve mimiklerimizin
söylediğidir.
Anlatım Jest-Mimikleri
1- Eylem belirtme: Tutmak, taşımak, eldeki bir şeyi atmak, fırlatmak. Her hangi
bir çalışma, bir güç harcama, yemek
yemek, yatmak, gidip gelmek.
2 - Yer ve konum belirtme: Bazı defa yalnız gözlerle işaret etmek yeter. Bunun
için göz bebekleri gerçek veya
hayali olan şeye veya kişiye doğru döner. Bu arada baş kalkar, iner, döner.
İşaret parmağı da uzatılabilir. Kol
mesafenin uzunluğuna göre gerilir.
3-Uzaklaşma: Uzanmış ve birbirinden ayrılmış iki kol geniş mesafeyi gösterir.
Kollar, vücuttan git gide ayrılırsa
birbirinden uzaklaşan şeyleri gösterir.
4 - Boyutu belirtme: Pek küçük bir şey için işaret parmağının ucu üzerine aynı
elin baş parmağı ile dokunulur.
Yükseklik-uzunluk için kollar yukarı, en ve genişlik için kollar yana açılır.
Veya avuç içleri birbirine yaklaştırılarak
darlık, uzaklaştırılarak genişlik anlatılır. Gözler elerin yönünde hareket
ettirilir.
5 - Şekil belirtme: Avuç içi yatay ve yere dönük olursa düz olan şeyi anlatır.
Yuvarlak şekil belirtmek için iki el birden
bir yuvarlak çizer. Dolambaçlı, eğri büğrü şeyleri anlatmak için elin
hareketleri eğri büğrü çizgiler çizer.
6 - Sayı belirtme: Tek olarak gösterilen işaret parmağı bir, işaret ve orta
parmağı iki, buna yüzük parmağını da
ekleyerek üç sayısı gösterilir. Açık elin parmaklan diğer elin işaret parmağı
ile kapatılarak da sayı anlatılabilir.
Duygu Jest-Mimikleri
Gözler :
Gözler yan kapalı olursa kötülük ve küçümseme, göz kapaklarını indirerek saygı,
utanma anlatılır. Heyecanda gözler
bir an kapanıp açılır, göz kapaklan aşağı iner, baş hafif sallanır. Vücut
ürperir, titrer, sık soluma yapılır. Gözlerin iri iri
açılması şaşkınlık, hiddet, hayret, dehşet belirtisidir.
Kaşlar :
Kaşlar çatılarak derin düşünceyi, sertliği, sağlam bir iradeyi belirtir.
Kaşların başlangıç kısımlarının yukarı doğru
kalkıp uç kısımlarının aşağı inmesi ıstırap anlatımıdır. Öfkede Kaşlar çatılır,
kaş aralarında derin bir çizgi belirir,
burun delikleri açılır, gözlerde şimşek çakar, dudaklar aralanır, alt dişler üst
dişlerden önce görünür, sık, sert ve derin
soluma yapılır. Derin sevgide kaşlar kalkar, gözler büyür, ağız hafifçe açılır,
dudak kenarları biraz yukarı kıvrılır.
Bütün çizgilerde bir tatlı okşayış, bütün yüzde saf bir parlaklık görülür, sakin
soluma yapılır.
Ağız :
Dudakların yarı açık duruşu hayret ve sevinci, çok açılması şaşkınlığı anlatır.
Dudak kenarlarının aşağıya inmesi
üzüntüyü, Dudakların büzülerek öne doğru uzaması susmayı somurtmayı belirtir.
Alt çenenin biraz öne çıkması gaddarlığı, dişlerin birbirine vurması çılgın bir
hiddeti anlatır.
Baş :
Başın öne doğru duruşu merak ve gaddarlığı, geriye çekilmesi saygısızlık, korku,
yana doğru hafifçe eğilmesi
kayıtsızlık, acıma, öne eğilmesi utanç ve korku belirtir. Başı yukardan aşağı
sallamak doğrulama, önden arkaya
kaldırmak inkâr etme anlamı verir.
Kollar :
Kolların her hangi biri "gel!" veya "git" emri vermek üzere öne doğru hızla
hareket ettirilir. Yer göstermek üzere
gösterilen yere doğru bükülür. Şiddetli hayranlık duygularının belirtilmesinde
Kolların biri veya her ikisi birden yukarı
doğru kaldırılır. Cesaret kırıcı bir durum karşısında ümitsizce yanlara
bırakılır. Bekleyiş ve meydan okuyuşta kollar
önde kavuşturulur.
Eller :
Avuç içi yüreğin üzerine bastırılarak sevgi ve heyecan anlatılır. Avuç içi
göğsün ortasına bastırılırsa inanmak, iman
etmek duygularını belirtir. Avuç içinin dışarı doğru çevrilerek itilmesi
tiksinme, iğrenme belirtir. Bu ara baş da biraz
geriye doğru bükülür. Avuçların birini diğeri üzerinde ovalama neşe, sevinç
belirtisidir.
Parmaklar :
El jestlerinde özellikle işaret parmağı çok önemli bir rol oynar. İşaret parmağı
kol ile beraber öne doğru uzatılırsa
işaret veya kovma anlamı verir. İşaret parmağı bükülerek göğse doğru çekilirse
yaklaşmayı, çağırmayı, yine işaret
parmağı düz olarak ağıza yaklaştırılırsa susturmaya çalışmayı belirtir. Bütün
parmaklar kapatılarak kuvvet ve azim,
yumruk gösterilirse tehdit anlatılır. Parmaklar bükülmüş olarak işaret parmağı
baş parmağa sürtülürse para işareti
yapılmış olur. Eller birleştirilerek parmaklar birbiri içine geçirilirse
yalvarma anlamı verir.
Bacaklar :
Bacakların duruşu da çok önemlidir. Bacaklardan birinin diğerinden ayrılmış
olarak önde durması kuvvet, ataklık ve
şiddetli duyguları anlatır. Ayakların aynı hizada birbirinden ayrı durması
rahatlık, kaygısızlık, meydan okuma veya
durgunluk belirtir. Bacak bacak üstüne atılmış olarak otururken bir bacağın sık
sık sallanması sabırsızlık, sinirlilik
belirtisidir.
Vücût :
Vücûdun büzülmesi, sırtın kamburlaşması, kolların gövdeye yapıştırılması
yılgınlık ve utanma belirtisidir. Bunun aksi
hayranlık, zafer anlatır. İğrenmede vücût geriye doğru, istek, merak, ataklıkta
ileriye doğru gider. Yana veya geriye
doğru uzanarak gururu, saygısızlığı veya fizik yetersizliğini anlatır. Vücudun
öne doğru eğilmesi saygı belirtisidir.
ÖZET
Uyumlu İletişim yeteneği İçin:
1.Duygularınızla sözleriniz arasındaki uyumu sağlayın. Sevinçten
bahsettiğiniz zaman sevinçli, öfkeden bahsettiğiniz
zaman öfkeli, cesaretten bahsettiğiniz zaman cesur olmalısınız. Sözlerinizin
anlamı duygularınızla paralel olmak
zorundadır.
2.Jestlerin (genel vücut organlarının kullanımının) sözlerinizle aynı
mesajları vermesini sağlamalısınız. Eller,
parmaklar, baş, omuzlar, bacaklar verilen mesaja göre değişik pozisyonlar alır.
Her pozisyonun anlamı vardır ve bu
anlamların, sözlerin anlamlarıyla uyumlu olmasının sağlanması gerekir.
3.Mimiklerinizle (yüz, göz, kaşlar, alın kaslarının genel hareketleriyle)
mesajların yapısı arasında büyük bir ilişki
vardır. Mimiklerinizin mesajlarınızla aynı sözleri söylemesini sağlamak
zorundasınız.
ALIŞTIRMA: JEST-MİMİK
1. Aşağıda temel mimiklerinizi etkin kullanabilme yeteneğinizi
geliştirecekiniz. mimikler arasındaki ayrımı fark edin ve
bol bol uygulayın.
a) Boy aynasının karşısında göz kapaklarınızı iyice açıp yavaş yavaş
kapatın, gerin, gevşetin, göz bebeklerinizi
yukarı aşağı sağa, sola çevirin, çok sevinçli ve heyecanlı imişsiniz gibi
gözleriniz parlasın. Yavaşça normale dönün.
b)Kaşlarınızı çatın, iki kaş arasındaki çizgi derinleşsin, kaşlarınızı
yukarı kaldırın, alnınızda kırışıklıklar meydana
gelsin.
c)Burun deliklerinizi açın., yukarıya doğru gerin, serbest bırakın.
d)Dudaklarınızı kaldırıp indirin, birbirinden uzaklaştırıp yaklaştırın,
sıkın, gevşetin; ağzınızı açıp kapayın.
e)Ağzınızı hafif aralayın, iyice açın, çenelerinizi iyice sıkın,
gevşetin.
2.Aşağıdaki temel jestleri etkin kullanabilme yeteneğinizi
geliştireceksiniz. Jestlerinizi uygulayarak anlamlarını
görmeye çalışın.
a) Boy aynasının karşısına geçin. Gövdenizi, başınızı “Evet, hayır,
bilmem, ya öyle mi?” anlamlarına gelecek şekilde
hareket ettirin.
b)Kollarınızı “Sen de kim oluyorsun!, git başımdan, oo hoş geldin, bunu
bir daha yapma!, hepimiz birlikteyiz, elimden
ne gelir” anlamlarına gelecek şekilde hareket ettirin.
c)Ellerinizi “Kenetlenelim, çarpıştılar, yükselme, alçalma, güçlü, dikey,
yatay, yuvarlak” anlamlarına gelecek şekilde
hareket ettirin.
d)Yürüyüşünüzü “Sıkıntılı, kendinden emin, gururlu, sendeleyerek”
gerçekleştirin.
Sözsüz iletişimle jest ve mimiklerinizi bir arada kullanarak aşağıdaki
pantomimleri yapacaksınız.
a)Aşağıdaki durumları pantomimlerle yansıtın.
“Soğuktan titriyorsunuz, şiddetli korkuyorsunuz, heyecan ve sabırsızlıkla
bekliyorsunuz, son derece üzgünsünüz,
ağır hastasınız, öfkeyle bağırıyorsunuz, takdirle seyrediyorsunuz.”
b)Aşağıdaki durumları pantomimlerle anlatın.
“Çocuk ağlıyor, adam kavga ediyor, asker elbiselerini giyiniyor.
Art arda gelen telefonlara bıkmış olarak cevap veriyorsunuz ve hayır diyorsunuz.
Tüm vücudunuz kaşınıyor, soğuktan titriyorsunuz. Çok mutlusunuz.”
| Anasayfaya dön | Konulara dön |
| Sadakat.Net©İslami web hizmetleri | |