Hakem OlayI

Hazret-i Muaviye ile Hazret-i Ali taraftarları arasında, İbni Sebe ve adamlarının kışkırtmaları neticesinde büyük bir savaş çıktı. Her iki taraftan binlerce Müslüman kanı döküldü. Hz. Muaviye, Maide suresinin (Bir insanı öldürmek, bütün insanları öldürmek gibidir, bir insanı ölümden kurtarmak da bütün insanları ölümden kurtarmak gibidir) mealindeki 32. Âyet-i kerimesine uyarak, bu kardeş savaşını durdurmak için, kurmayları ile istişare etti. Neticede, ortaya savaşı durdurmak için önemli bir taktik ortaya çıktı. Mızrakların uçlarına Mushaf yaprakları takılarak havaya kaldırılmasına karar verildi. Hazret-i Alinin askerleri, bu hareketten etkilenince savaş durdu.

Karşılıklı elçi göndererek bir araya geldiler. Hazret-i Ali tarafından Ebu Müsel Eşari, Hazret-i Muaviye tarafından da Amr bin Âs hakem tayin edilip, anlaşma sağlandı. Amr bin As hazretleri, harp hilesi ile iki Müslümanı barıştırmak için yalanı caiz gören hadis-i şerif gereğince, (şu yüzüğü parmağıma taktığım gibi Muaviye’yi halife tayin ettim) dedi. Bu şekilde, binlerce Müslüman kanının akması engellenmiş oldu.

Hazret-i Ömer’in komutanlarından biri, savaşta bir akarsuyun yanında durdu. Bir askere, (atla da bak, çok derin mi) dedi. Asker atlayınca, çıkamadı ve boğulmak üzere iken (Ya Ömer) diye feryat edip öldü.

O savaştan büyük bir zafer ve çok ganimetlerle dönen komutan, bilgi verirken, Hazret-i Ömer, (bunları bırak, suya atlayan askerden haber ver) dedi. O da, (boğuldu) deyince, (keşke bu ganimetlerin hiçbirini getirmeseydin de, o asker boğulmasaydı) buyurdu. Bütün bunlar, İslamiyetin insan hayatına verdiği kıymeti göstermektedir. Marifet insanı öldürmek değil, yaşatmaktır. İşte Amr bin As hazretleri, dahiyane bir buluşla, her iki taraftaki Müslümanları ölümden kurtarmıştır.

geri    idareci    ileri