Kendini tanı: Bu kişinin hayattan ne beklediğini, nelerden hoşlanıp, hoşlanmadığını yeteneklerinin ne olduğunu bilmesidir. Düşünün ki, kendimizi tanımadan ve bizi sıktığını bildiğimiz halde hoşumuza gitmeyen işleri yaparak ne kadar mutlu olabiliriz.
Kendine güven: “Ben yapamam, ben başaramam, ben konuşamam vb” birçok söz, kendimize güvensizliğimizin en açık ispatıdır. Daha denemeden sarf edilen bu sözler, baştan mağlubiyetimizi kabul etmekten başka bir şey değildir. Üstelik kaybedilen fırsatların, boşa geçen yılların telafisi de yoktur. Bir şeyler başarabileceğinize inanın. Başarılı kişilerden sizin en büyük eksiliğiniz, olsa olsa tembelliğiniz ya da cesaretsizliğinizdir.
Aşırılıklardan kaçın: Vücudunuza, ruhsal sağlığınıza, kesenize zarar verebilecek aşırılıklardan, müsrifliklerden uzak durun. Bugün güzel gibi görünen, geçici bazı zevklerin bedelini daha sonra gerek madden, gerekse manen çok ciddi olarak ödeyebiliriz. Kazancınızın, zamanınızın, sağlığınızın kıymetini bilin. Haddi aşanlardan olmayın.
En büyük lütuf iyilik yapma gücüdür: İşlerden başınızı kaldıramadığınız, nakite sıkıştığınız günleri ya da x dersinden anlayamadığınız konuları şöyle bir düşünün. İşte o anda size yardımcı olacak bir dost eli uzansa, ne iyi olur öyle değil mi? Kısacası fakir, yaşlı kim olursa olsun bir ihtiyaç sahibine yardımcı olmak size ne hissettirir? Cevabı ortada, iç huzuru. Bilin ki olumlu duygular kişiye pozitif enerji verir, bir daha yapma isteği uyandırır. Sonuç olarak; Ne dersiniz, acaba bizler mutluluğu ayaklarımızın altındaki kır çiçeklerini ezip, ulaşılmaz bahçelerde mi arıyoruz?
Herkese sağlıklı ve mutlu günler...