Şalgo’nun Fethİ
Bosna Valisi Yahya Paşanın torunlarından Aslan Bey, Şalgo kalesini kuşatır. Şalgo’nun yolları tutulmuş olarak günlerce bekler. Aslan Bey, taarruzsuz kuşatmaya devam eder. Askerlere dumanlı, sisli havayı bekletir.
Aslan Bey bir sabah uyandığında, binlerce bacadan henüz tütmüş soğuk, nemli bir duman kadar koyu bir sis her tarafı kaplar. Ordugah, sancaklar, tuğlar, çadırlar, ağaçlar, atlar, kısacası hiçbir şey görünmez. Şalgo kalesi sanki ortalıkta yok. İşte bu hava beklenir. Askerleri çağırır.
- Bugün Şalgo’yu alacağız. Ben iki saate kadar geleceğim. Hepiniz hazır olun. Saldırı yapmayın. Ama kale etrafında çok gürültü yapın. Savaş düzeninde Şalgo’ya yanaşın.
Aslan Bey, ormanda günlerdir bekleyen topu, elli mandaya koşup, Şalgo Kalesi önüne getirtir.
Şalgo’da sisin kalkmasıyla birlikte, Osmanlı ordusu muharebe düzeninde beklerken, Aslan Bey gür sesiyle ortaya çıkıp, haykırır: Hey bre Şalgo muhafızları!.. diye bağırarak tehdit dolu bir nutuk çekerek der ki: Bu top ki, İstanbul’u fetheden toptur. Bir kere ateş edeceğim, ikincisine gerek yok. Haydi teslim olun da canınızı kurtarın. Şalgo kalesi, böyle alınır. Şalgo kumandanı İstanbul’u alan topa bakınca iş işten geçer. Teslimine sebep olan elli mandayla gelen top, siyaha boyanmış kocaman bir kütüktür.