Bilesin ki, ulu Allah (C.C) Kur'ân-i Kerimde
giybeti kinamis ve gsybetciyi ölü eti yiyene
benzetmistir. Ulu Allah (C.C) söyie buyuruyor:
"Birbiriniz hakkinda giybette bulunmayin.
Içinizden her hangi biri, ölü bir din
kardesinizin etini yemeyi sever mi? Hic süphesiz
bu igrenç bulacaginiz bir seydir."
"Her müslümanin diger müslümanlara kani, mali ve
irzi haramdir."
Yine Peygamber'imiz ((s.a.v.).) söyle buyuruyor:
"Dedi - kodudan sakininiz, cünki dedi - kodu
zinadan daha agir bir günahtir. Zira zina eden
bir kimse tevbe edince tevbesi Allah (C.C)tarafindan
kabul edilebilir. Fakat dedi - kodusu yapilan
kimse afvetmedikce dedi - koducunun afvedilmesî
mümkün degildir."
Alimler, Laskasini giybet eden kimsenin sapan
kuran bir çocuga benzedigini söylerler. Bu
çocugun saga sola tas atmasi gibi giybetci de
iyi amelini öteye beriye savurur.
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) söyle buyurur:
"Mü'min kardesini lekelemek gayesi ile arkadan
çekistiren kimseyi ulu Allah (C.C)Kiyamet Günü
Cehennem köprüsü üzerinde durdurur, sözünü geri
almadikça yoluna devam etmesine müsâade etmez."
Yine Peygamber'imîz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
"Giybet, müslüman kardesini arkasindan hosuna
gitmayecek sözler ile anmadir."
Demek ki, odamin arkasinda isterse vücûd
eksikliginden, ister soy asâletsizliginden,
ister sözünde ve davranisinda var oldugu ileri
sürülen bir kusurdan, isterse gerek din ve
gerekse dünyasi üe ilgili eksikliklerinden
bahsedilsin, bunlarin hepsi dedi - kodudur.
Hattâ, birinin elbisesinden, paltosundan veya
atindan küçümseyen bir edâ ile arkasindan
konusmak, giybettir.
Öyle ki, selef-i sâlihinden bazi üeri gelenlerin
misal vererek belirttiklerine göre, birinin
arkasindan «Elbisesi uzun veya kisa» diye
konusmak bile dedi - kodudur. Nerede kaldi ki,
onun sahsiyyeti hakkinda rencide edici ifadeler
kullanman!
Bildirildigine göre bir gün bazi konularda bilgi
edinmek üzere Peygamber ((s.a.v.).)'imize kisa
boylu bir kadin gelir. Kadin çikinca Hz. Ayse
(R. Anha) «Allah (C.C) kadina ne kadar kisa boy
vermis» deyince. Peygamber ((s.a.v.).)'imiz ona: «Giybet
ettin Yâ Ayse!» diye ihtar buyururlar.
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) söyle buyurur:
"Aman dedi-kodudan kaçininiz, çünki o, üç âfet
getirir.
1 — Dedi-koducunun duâsi kabul edilmez.
2 — Iyi ameli kabul edilmez.
3 — Kötülükleri birikir.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) koguculugu kinarken
söyle buyurur:
"Kiyamet Günü insanlarin en kötüsü, birine bir
yüzü île, öbürüne baska bir yüzü ile görünen iki
yüzlü kimselerdir, dünyada iki yüzlü olanlarin
Kiyamet Gün; atesten iki dili olacaktir."
Yine Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyurur ki:
"Kogucular (ondan ona söz tasiyanlar) Cennete
giremezler."
Konusan konusamayan bütün canlilarin dili oldugu
halde baligin neden dili yok? Söylendigine göre
meselenin hikmeti sudur: Ulu Allah (C.C) Hz.
Âdem'i (A.S.) yaratip meleklere. O'na secde
etsinler diye emredince Iblis hariç, bütün
melekier O'na secde etmislerdi. Bunun üzrine ulu
Allah (C.C) onu melek kiligindan cikarip.
Cennetten kovmustur.
Cennetten kovulunca yeryüzüne inen Iblis denize
gider ve ilk karsilastigi canli, balik olur.
iblis ona Âdem (A.S)'in yaratildigini haber
verir, arkasindan Hz. Âdem (A.S.)'in kara ve
denizde yasayan her türlü canliyi
avliyabilecegini bildirir, balik de bu haberi
diger canlilarina ulastirir; bunun üzerine ulu
Allah (C.C) baligin dilini kökünden yok eder.
Amr Ibni Dinar'in (rahimehullah) anlattigina
göre Medine'li bir adamin, yine Medine'nin bir
kenar mahallesinde oturan bir kiz kardesi vardi.
Kadin hasta idi, adam zaman zaman ziyaretine
giderdi, günün birinde öldü. Kardesi ölüsünü
kefenleyerek götürüp topraga verdi, arkasindan
da evine döndü.
Bu sirada para cüzdaninin yerinde olmadigini
gördü, onu kabre düsürdügünü hatirladi, yakin
bir arkadasini yanina alarak birlikte kabrin
yanina gittiler, topragi kaldirdilar ve para
cüzdanini buldular.
Ölünün erkek kardesi arkadasina: «Sen azicik
öteye git. ben kiz kardesimin ne durumda
olduguna bakayim» dedi. Üzerindeki topragi
kaldirarak lâhdi açti. Bir de ne görsün! Lâhid
tutusmus yaniyor!
Adam hemen annesine vardi. «Bana kiz kcrdesimin
önemli huylarini anlat» dedi. annesi «Senin kiz
kardesin komsularin kapi arkalarinda saklanir,
kulagini kapilarina dayar, içerdeki konusmalari
dinler ve sonra duyduklarini baskalarina tasirdi»
dedi.
Adam o zaman koguculugun kabir azabina neden
oldugunu anladi. Buna göre kabir azabindan
kurtulmak isteyenler, dedi-kodudan ve ona buna
söz tasimaktan kacinmalidirlar.
Hikâye ederler ki: Ebü'l Leys'ül - Buhâri (rahimehullah)
hacca giderken cebine iki dirhem koymus ve
«Mekke yolunda gerek giderken gerek dönerken
biri hakkinda dedi-kodu edersem su iki dirhemi
fakirlere dagitacagim» diye kendi kendine yemin
etmisti.
Ebû'l - Leys, Mekke'ye vardi, hacc görevini
yerine getirip evine döndü, fakat iki dirhem
hâlâ oldugu yerde duruyordu. Verdigi sözü bilen
dostlari ona durumu sordular, cevabi söyle oldu:
«Bir kisi hakkinda dedikodu edecegime yüz kere
zina etmegi tercih ederim.» (Mâzaallah!)
Ebu Hafs'ül Kebir (rahimehullah) buyurur; «Bir
yilin Ramazan Orucunu tutmamayi, bir kisi
hakkimda dedi-kodu etmeye tercih ederim.»
Bir fikih âlimi hakkinda giybet eden kimse.
Kiyamet Günü alninda «Bu adam Allah (C.C)'in
rahmetinden mahrum edilmistir» yazisini
tasiyarak gelir.»
Enes Ibni Mâlik'in (R.A.) rivayet ettigine göre
Peygamber (S.A.V)'imiz söyle buyuruyor:
"Mi'raca çikarildigim gece tirnaklari ile
yüzlerini tirmalayan ve les yiyen bir guruba
rastladim. Cebrail'e «Sunlar kim?» diye sordum,
bana, bunlar dünyada iken baskalarinin ölü etini
yiyenler (onun bunun hakkinda dedi-kodu
edenlerdir) diye cevap verdi.»
Hasan (R.A.) buyurur: «Yemin ederim ki, giybet
Dîne. koparilan bir et parçasinin vücûda verdigi
zarardan daha egir bir zarar getirir.»
Ebu Hureyre (R.A.) buyurur. "Mü'min kardesinizin
gözündeki çöpü görürsünüz de, kendi gozunüzdeki
mertegi görmezsiniz."
Bildirildigine göre, bir gün Selman-i Ferisi
(R.A.) Ebu Bekr (R.A.) ve Ömer (R.A.) ile (Allah
(C.C) onlardan râzi olsun) birlikte sefere
çikmisti. Selman (R.A.) yol erkadaslarina yemek
pisiriyordu. Bir yerde mola verdiler, fakat
Selman (R.A.) yiyecek bir sey hazirlamamisti.
Bunun üzerine. O'nu yaninda yiyecek bir sey var
mi, yok mu baksin ve varsa alsin gelsin diye
Peygamber (S.A.V)'imize gönderdiler. Selman
(R.A.) yiyecek bir sey bulamayarak
arkadaslarinin yanina eli bos dönünce Ebû Bekr
(R.A.) ile Ömer (R.A.) kendi aralarinda onun
için «Selman (R.A.) su almak üzere falan kuyuya
varsa kuyu kurur» dediler.
Bunun üzerine su âyet indi:
"Biribirin izin arkasindan dedikodu yapmayin,
sizden birisi ölü bir din kardesinin etini yemek
ister mi? Hic süphesiz bundan tiksinirsiniz."
(Hucûrat Sûresi - 12)
Ebu Hureyre'den (R.A.) rivayet edildigine göre.
Peygamber (S.A.V)'imiz söyle buyuruyor:
"Dünyada mü'min kardesinin etini yiyen (onun
hakkinda dedikodu yapan) kimsenin önüne Kiyamet
Günü dedikodusunu yaptigi kardesinin lesi
getirilir ve ona: ye simdi bu lesi dünyada iken
dirisini yemistin» denir. Arkasindan Peygamber
(S.A.V)'imiz su âyeti okudu:
"Sizden birisi, ölü kardesinin etini yemek ister
mi?"
Câbir Ibni Abdullah el-Ensarî (rahimehullah) der
ki, «Peygamber (S.A.V)´imiz zamaninda dedikodu
olunca derhal kokusu duyulurdu, cünki gayet
seyrekti. Fakat simdi dedikodu öyle cogaldi ki.
bütün burunlar koku ile doldu, o yüzden artik
kokusu farkedilmez oldu. Tipki sunun gibi:
Derici atölyesine giren birini düsünün, adam
kokunun agirligi yüzünden orada fazla kalamaz.
Oysa atölyede çalisanlar hic bir rahatsizlik
duymadan orada yerler, içerler, burunlari
alistigi için kokusmus deri kokusunu duymazlar.
Iste dedi-kodunun günümüzdeki durumu da
böyledir.»
Kâ'b (R.A.) der ki: «Bir kitabda okuduguma göre
dedi-kodudan tevbe edenler Cennet'e en arkadan
girerler. Öte yandan dedi koduculukta israr
ederek ölenler de herkesten önce Cehennem'e
girerler.»
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"Gerek birinin arkasindan atip tutanlarin (hümeze)
ve gerekse baskalarina, yüzlerine karsi hakaret
edenlerin (lümeze) her ikisinin de vay haline!"
(Hümeze Süresi - 1)
Bu Ayet-i Kerime, Velid Ibni Mugîre hakkinda
nâzil oldu. Cünki Peygamber'imize ((s.a.v.).) ve
bütün müslümanlara yüzlerine karsi alay ve
hakaret ediyordu.
Bilindigi gibi husûsî bir nüzul sebebine dayanan
Âyet-i Kerimenin hükmü umûmî olabilir.
Peygamber´imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
"Aman dedikodudan kaçininiz, cünki o zinadan
daha agir bir günahtir" Sahabe´ler Peygamber
((s.a.v.).)'imize «Dedi-kodu nasil olur da zinadan
daha agir olabilir» diye sordular.
Peygamberimiz ((s.a.v.).) bu soruya: «Çün-kl insan
zina edip tevbe edince Allah (C.C)tevbesini
kabul eder. fakat hakkinda dedikodu yapilan
kimse bagislamadikça dedikoducunun afvedilmesi
mümkün degildir.»
Dedikodu yapan kimse önce pismanlik duyup tevbe
etmelidir, böylece Allah (C.C) hakkindan
kurtulmus olur. Arkasindan da hakkinda dedikodu
yaptigi kimseden de helâllik almasi gerekir,
eger adam hakkini helâl ederse ancak o zaman kul
hakkindan kurtulmus olabilir.
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
"Müslüman kardesi hakkinda dedikodu yapan
kimsenin Kiyamet günü, ulu Allah (C.C) yüzünü
kiçina çevirir."
Buna göre dedikodu yapan kimsenin yerinden
kalkmadan ve dedikodusu karsi tarafin kulagina
varmadan önce Allah (C.C)'dan onun için
afvedilemelidir. Cünkü dedikoducu, haber karsi
tarafin kulagina varmadan tevbe ettigi takdirde,
ortada sodece Allah (C.C) hakki söz konusu
oldugu için tevbesi kabul edilir. Fakat dedikodu
haberi karsi tarafin kulagina varinca" tevbe
sayesinde dedikodu vebalinin ortadan
kalkabilmesî için, dedikoduya ugrayanin hakkini
helâl etmesi gerekir.
Zina konusunda da hüküm böyledir. Yani evli bir
kadinla zina eden kimse, kadin kocasi olup
biteni duymadan tevbe ettigi takdirde tevbesi
kabul edilebilir, fakat kadinin kocasi durumu
ögrendikten sonra tevbenin kabul edilebilmesi
için, aldatilan kocanin hakkini helâl etmesi
gerekir. Yerine getirilmeyen namaz, oruç, zekât
ve hacc borçlcri, bu borçlar kaza edilmedikçe
tevbe ile ortadan kalkmaz. Dogrusunu Allah
bilir.