ÜCÜNCÜ BÖLÜM
Allah´in azabindan kurtulmak, O´nun sevap ve
rahmetine nail olarak cennetine girmek
isteyenler, nefislerini dünyaya ait azgin
arzulara kapilmaktan alikoymali, hayatin
sikintisi ve musibetlerine karsi sabirla
katlanmalidirlar.
Nitekim ulu Allah (C.C)
"Allah sabredenleri sever" buyuruyor. "
(Al-i Imran Suresi, 146)
Sabir bir kac türlüdür:
Allah´in emirlerine uymakla sabretmek (sebat).
Allah´in yasaklarindan uzak furmada sabretmek
(direnmek), musibete, bilhassa ilk sok aninin
sarsintisina karsi sabretmek (katlanmak).
Allah´in buyruklarina uymakta (itaatte) sabir
gösterene Allah, Kiyamet günü cennette, her biri
gök arasi kadar olan ücyüz derece verecektir.
Allah´in yasaklarindan uzak durmada sabir
gösterenlere Allah, Kiyamet günü, her biri
yedinci yerle yedinci gök arasi kadar olan
altiyüz derece verecektir.
Allah´dan gelen musibetlere sabirla katlananlara
Allah, Kiyamet günü her biri Ars ile yeryüzü
arasi kadar olan yediyüz derece verecektir.
HIKAYE
Anlatildigina göre Zekeriyya (A.S) bir gün
yahudilerden kacar, onlarda ardina düserler. Iz
sürücüler kendisine yaklasinca kalin dalli bir
agac görür.
"Ey agac yarilda beni icine al" diye yalvarir.
Bu sirada acilan agac Hz.Zekeriyya (A.S),yi
gövdesine aldiktan sonra tekrar kapanir.
Derken iblis ortaya cikar, iz sürücülerini iri
gövdeli agacin yanina getirir, bir testere ile
agaci keserek Hz.Zekeriyya (A.S),nin ölmesini
saglamalarini söyledi. onlarda iblis,in dedigi
gibi yaparlar.
Hz.Zekeriyya (A.S Allah´a degil, agaca sigindigi
icin bu yanlis tutum, helakine yol acar ve
testereyle ikiye bölünür.
Nitekim Peygamber´imizden (S.A.V) gelen bir
rivayette:
Ulu Allah (C.C) söyle buyurur:
"Basina bir bela geldigi zaman bana siginan
kulun, daha o hic bir istekte bulunmadan,
diledigi yerine getirir ve daha yalvarmadan
duasini kabul ederim. buna karsilik basina bir
bela geldigi zaman bana degilde varliklardan
birine siginan kulun yüzüne bütün gökyüzü
kapilarini kitlerim." demistir.
(hikayeye devam edelim) Testerenin disleri
beynine gecince Hz.Zekeriyya (A.S) feryadi
koparir. bunun üzerine kendisine söyle
seslenilir:
"Ey Zekeriyya! Allah sana söyle buyuruyor":
"Niye belaya sabretmiyorsunda "ah" diyorsun.
Eger bu sözleri ikinci sefer tekrar edersen
adini Peygamberler defterinden silerim."
Bu agir ihtar üzerine Hz.Zekeriyya (A.S)
agzindan hic bir feryad ifadesi kacmasin diye
dudaklarini isirir, iki parcaya bicilinceye
kadar sabreder.
Akli basinda olan kimse sikayetci olmaksizin,
basina gelen belaya sabretmeli, dünya ve ahiret
azabindan kurtulmalidir. zira belalarin (Imtahanlarin)
en cetini ile Peygamberler ve veliler karsilasir.
Cüneyt-i Bagdadi (Rahimallahu Aleyh) der ki:
"Bela, ariflerin kandili, müridlerin uyaricisi,
müminlerin silahi ve gafillerin helak olma
sebebidir. Basina bela gelip de hosnutluk ve
sabir göstermedikce hic kimse imanin tadina
varamaz "
Nitekim Peygamber´imiz (S.A.V) buyuruyor ki:
"Bir gece hastalanilip da Allah (C.C)´tan gelen
aciya gönül hosnudlugu ile katlanan kimse,
anasindan dogdugu gibi günahlarindan arinir. O
halde hasta oldugunuz zaman iyilesmeyi temenni
etmeyiniz."
Dahhak der ki: "her kirk gecede bir basina ya
bir bela ya bir keder veya bir musibet gelmeyen
kimsenin hesabina, Allah (C.C) katinda hic bir
hayir yazilmaz"
Muaz Ibni Cebal (R.A) der ki:
"Allah bir kulun basina bir hastalik verince sol
yanindaki melege "Cek ondan kalemi", sag
yanindaki melege de "bu kulumun hesabina
yapageldigi amellerin en iyilerini yaz" diye
talimat verir.
Peygamber´imiz (S.A.V) söyle buyuruyor:
"Bir kul hastalaninca Allah ona iki melek
göndererek:
"Bakin bakalim, kulum ne diyor" diye talimat
verir. Eger hasta "Elhamdülillah" derse bu sözü
melekler tarafindan Allah´a ulastirilir - O,
zaten bilirya! - O zaman Allah buyurur ki:
"Bu kulumun eger canini alirsam onu kesinlikle
cennet,e yerlestirecegim ve eger ona sifa
verirsem etini daha semiz etlerle, kanini daha
yarayisli bir kanla degistirecegim gibi
günahlarinida muhakkak silecegim."
HIKAYE
Israilogullari arasinda bir fasik vardi,
fasikliktan bir türlü vazgecmiyordu, günün
birinde beldesinin halki ondan iyice bikti,
koyuldugu o kötü yoldan onu vazgectirmekten
ümitler kesilince ondan kurtulmak icin Allah´a
yalvardilar.
Allah (C.C) Hz.Musa,ya (A.S) vahyetti ki:
"Israilogullari arasinda bir delikanli var, onu
beldelerinden sür ki, onun kötülügü yüzünden
üzerlerine ates yagmasin"
Hz.Musa,da (A.S) o beldeye vararak delikanliyi
sürdü. Delikanli beldesinden cikarak bir köye
sigindi. Bunun üzerine Allah´dan o köyden de onu
kovma emrini alan Hz.Musa (A.S), delikanliyi
yeni yurdundanda cikardi.
Ikinci sefer sürgüne cikan delikanli bu defa
insansiz, bitkisiz, vahsi hayvansiz ve kus ucmaz
bir magaraya sigindi. Bu ipissiz magarada yanliz
kendisi ile basbasa kalan delikanli cok gecmeden
hastalandi, yaninda bakacak kimsesi yoktu.
Topragin üstüne yigildi, basinida yere koydu. Bu
acikli durumda dudaklarindan söyle mirildandi:
Annem basucumda olsaydi, halime aci ve zilletime
aglardi. Babam yanimda olsa yardimima kosar,
basimin caresine bakardi. Karim burada olsa
ayriligimizin acisina aglardi....Cocuklar
yanimda olsalar, cenazemin arkasindan gözyaslari
döker ve "Allah´imiz! Garip, zavalli, günahkar,
beldesinden yabanci bir köye sürülmüs orada da
barindirilmiyacak issiz bir magarada da dünyadan
ayrilarak ümitsiz bir ahiret yolculuguna cikmak
üzere olan babamizi sen af eyle" diye dua
ederlerdi.
"Allah´im! Beni ana - babamdan, evladimdan,
karimdan ayri düsürdün, fakat rahmetinden mahrum
etme. Onlarin acisi ile kalbimi yaktin, fakazt
günahima karsilik beni atesinde yakma."
Delikanlinin bu acikli yalvarmalari üzerine
Allah, delikanliya anasi ve karisi kiliginda
birer huri, cocuklarinin kiligina girmis genc
melekler ve babasi kiliginda da bir melek
gönderdi. Gelen huri ve melekler yanbasina
oturarak üzerine agladilar. Delikanli da "Iste
ana - babam, karim ce cocuklarim, sonunda bana
gelmisler" diyerek ölcüsüz bir sevince boguldu,
gönlü feraha kavusarak günahtan arinmis ve affa
ugramis bir halde Allah´in rahmetine kavustu.
Bunun üzerine Allah (C.C) Hz.Musa (A.S),ya
bildirdi ki: "Filan yerdeki falan kuytu magaraya
git, orada velilerimden bir veli öldü, yanina
var, ona karsi yapilacak görevleri
bizzatyürüterek ölüsünü defnet"
Allah´in bu talimatina uyan Hz.Musa (A.S) kuytu
magaraya varinca Allah´in emri ile önce kendi
beldesinden ve sonra sürgün olarak yasadigi
köyden kovdugu delikanlinin ölüsü ile karsi
karsiya oldugunu ve cenazesinin cevresini
melekler ile hurilerin tuttugunu görür.
O zaman Hz.Musa (A.S) Allah´a:
"Allah´im Bu ölü, senin emrin uyarinca
beldesinden ve sürgün yerinden kovdugum
delikanli degilmi" diye sorar. Ulu Allah Hz.Musa
(A.S),ya cevap verir:
"Evet ya Musa, fakat sonra ben onu rahmetimin
semsiyesi altina alarak affettim. Cünkü toprak
üzerinde uzanmis, yatarken bana yakardi.
Memleket, ana-baba, es ve cocuk hasretine
katlandi. Ona son nefesinde gurbetteki acikli
durumunun elemine katilsinlar diye son nefesinda
anasi ve esi kiliginda birer huri, babasi ve
cocuklari kiliginda melekler gönderdim.
"Bilirsin ki bir garip öldügü zaman yer ve gök
ehlinin hepsi onun icin yas tutarlar. Ben
merhametlilerin en merhametlisi iken ona nasil
acimazdim"
Garip bir kimse komaya girdigi zaman Allah (C.C)
meleklerine buyurur ki:
"Ey meleklerim! Bu adam gariptir, yolcudur,
coluk-cocugundan, esinden ana-babasindan ayri
düstü. Ölünce arkasindan aglayacak, yasini
tutacak bir kimse yoktur"
Arkasindan Allah (C.C), meleklerin birini babasi
kiliginda, bir baskasini cocugu kiligina, bir
digeri yakin akrabasindan birisi kiligina koyar.
bunlar son nefesinde yanina varirlar. Garip
hasta gözlerini acar, ana-babasini, esini görür,
yüregi rahatlar. ruhunu huzur ve sevinc icinde
teslim eder. Daha sonra cenazesi yola
cikarildigi zaman, melekler onu ugurlar ve
mezari basinda Kiyamet gününe kadar dua ederler.
Iste ulu Allah´in (C.C) "Allah´in kullarina
karsi lütuf sahibidir" ayet-i celilesinin
tecellilerinden birisi de budur.
Ibni Ata (Rahimehullahu Aleyh) der ki:
"Kulun gercek mümin olup olmadigi bela ve
ferahlikla karsilastigi anlarda belli olur.
Ferahlik günlerinde sükredip bela günlerinde
sizlanan kimse, (kulluk ve müminlik iddiasinda)
yalancidir.
"Eger bir kimse bütün insanlarin ve cinlerin
bilgisini nefsinde toplamis olsada üzerine dogru
bela rüzgari estigi zaman basina gelenlerden
ötürü aciktan aciga sikayet ederse, ilminin ve
amelinin ona hicbir faydasi yoktur"
Nitekim bir Hadis-i Kudsi´de söyle buyurulur:
"Benim takdirime razi olmayanlar ve benim
verdigime sükretmeyenler benden baska bir Rabb
arasinlar"
Vehb Ibni Munebbih (Rahimehullahu Aleyh)´in
anlattigina göre Peygamberlerden biri elli iyl
Allah´a (C.C) ibadet etmis. Allah (C.C) da ona:
"seni affettim" diye bildirmis. Peygamber de bu
bildiriye karsi: "Allah´im, (C.C)hic bir günah
islemedim ki neyimi affediyorsun" demis.
Bunun üzerine Allah (C.C) boyun damarlarindan
birine hizla atmasini emretmis. Peygamber o gece
uyuyamamis. Gün agardigi zaman sabah melegi
yanina gelince boyun damarinin hizli atisindan
ötürü cektigi rahatsizliktan ona yakinmis. O
zaman melek ona söyle demis.
"Allah´in (C.C)sana diyor ki elli senelik
ibadetin sevabi boyun damarindan sikayet etmenin
günahini bile karsilayamaz".
Anasayfaya dön
Konulara dön
Sadakat.Net©İslami web hizmetleri