Dünyâyı Terk etmek, Onu Kötülemek
Dünyayi zem hokkinda inen ayetler ve emsaii pek
çoktur.
Denebilir ki. Kur'an-i Kerim'in ekserisi dünyayi
asagilamak, onu insanlarin gözünden düsürmek ve
ahirete yönelmelerini saglamayi telkin eder.
Hatta peygamberlerin amaci da budur, onlar
insanliga ancak bunun için gönderilmislerdir.
Bu cihet acik oldugu için bu konuda ayet
nakletmeyi yersiz gördük, yalniz bu mesele ile
ilgili olan hadislerin bir kismini nakledecegiz.
Rivayete göre, Peygamber'imiz ((s.a.v.).) bir gün
yolda yürürken bir koyun lesine rastlar,
yanindakilere: "Bu koyun lesine, sahibinin önem
vermedigini kabul eder misiniz?" diye sordu.
Sahabiler O'no «Tabii kabul ederiz, önem
vermedigi için onu çöpe attilar» diye cevap
verdiler. Bunun üzerine Peygamber ((s.a.v.).)'imiz
sahabelere buyurdu ki. «Nefsimi kudreti elinde
tutan Allah (C.C)'a yemin ederim ki. Allah (C.C)
katinda dünya, su koyun lesinin sahibinin
gözünde oldugundan daha degersizdir. Eger Allah
(C.C) katinda dünya bir sivri sinek kanadi kadar
deger tasisaydi, ondan kafirlere bir içim su
bile vermezdi.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
«— Dünya mü'minin zindan ve kafirin cennetidir.»
Peygamber'imiz {(s.a.v.).) buyuruyor ki:
«— Dünya lanete ugramistir. Allah (C.C) rizasi
için olunanlar disinda dünyadaki her sey de
lanete ugrmistir.»
Ebu Musa et-Es'ari'nin bildirdigine göre
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) söyle buyuruyor:
«— Dünyayi seven. ahiretine zarar verir, ahireti
seven dünyasina zarar verir. Buna göre kalici
(baki) olan» geçici (fani) olana tercih ediniz.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
"Dünyaya, gönül vermek, bütün günahlarin basidir."
Sahabelerden Zeyd Ibni Erkam (R A.) buyurur;
«Bir gün, Hz. Ebu Bekr'in (R.A.) yaninda
oturuyordum. Bir ara su isteyince ona bal ile
tatlandirilmis su getirdiler. Serbeti agzina
götürürken bir anda vazgeçerek aglamaya basladi,
onun gözyaslari yanindakileri de aglatti.
Yanindakiler sustu, fakat onun gözyaslari bir,
türlü dinmedi. Bir ara aglamasinin siddeti daha
da artti. Devamli hüngür hungur agladigi için
yanindakiler, neden gözyasi döktügünü ona
sormaya firsat bulamayacaklarini sandilar.
Fakat bir müddet sonra aglamayi kesti ve
gözlerini silince yanindakiler ona: «Ya
RAsulallah (S.A.V)'in halifesi! Seni aglatan
nedir?» diye sordular. O da söyle cevap buyurdu:
«— Bir gün Peygamber (S.A.V)'imiz ile birlikte
idim, O'nu kendinden bir seyi kovarken gördüm,
yaninda baska kimse yoktu. «Ey Allah (C.C)'in
Rasulu! Kendinden uzaklastirmak istedigin
nedir?» diye sordum, bana su cevabi verdi:
«Su dünya gözümün önüne dikildi, ona! «Defol!
uzaklas benden!» dedim, sonra bana dönerek: sen
beni basindan savdin, ama senden sonra gelenler
elimden yakalarini kurtaramayacaklardir, dedi.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
«— Ebedilik yurdunun varligina inandiktan sonra
aldatma yurdunun pesinden kosan kimse, ne kadar
saskindir!»
Rivayet edildigine göre, bir gün Peygamber'imiz
((s.a.v.).):
Bir çöplügün basinda durarak sahabelere: «Gelin
dünyayi görün» diye, seslendi, sonra çöplükten
çürük bir bez parçasi ile kararmis bir kemik
parçasi aldi ve sahabilere söyie dedi:
«— Çöplük dünyayi temsil eder, su paçevra dünya
güzelliklerinin bir gün çürüyüp onun gibi
olacagini gösterir, dünyada gördügüm canli
vücudlar bir gün çürük kemige dönüsecektir.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
«— Dünya tatli bir yesilliktir, Allah (C.C)
yeryüzünü simdi size devretti, ne yapacaginizi
gözlüyor. Dünya israilogullarinin önüne
yayilinca ve üzerindeki hakimiyetleri pekisince
sasirarak süslere, elbiselere, tatli kokulara ve
kadinlara daldilar.
Hz. Isa, onlara «Dünyayi ilah tutmayiniz ki, o
da sizi kölelestirmesin. Hazinelerinizi, onlari
kaybetmeyecek olan Allah (C.C)'in katinda
biriktiriniz. Çünki dünyada biriktirilen
hazinelerin basina bir kaza geleceginden her
zaman endise edilir.
Oysa ki, Allah (C.C)'in katinda hazine sahibi
olanin kazadan korkusu yoktur.
Yine Hz. Isa (AS.):
Ey Havarilerim! Dünyayi sizin için yüzüstü yere
yatirdim, benden sonra bir daha belini
dogrultmasina imkan vermeyiniz. Zira dünyanin
çirkin taraflarindan biri. orada Allah (C.C)'a
karsi gelinmesidir. Yine onun diger bir çirkin
yönü, ona yüz çevirmeden Ahiretin ele
geçirilmesidir.
Ey havarilerim! Dünyayi üzerinde geçilip
gidilecek bir köprü kabul ediniz, onu kalici bir
yurt sayip imar etmeye kalkismayiniz. Biliniz
ki, her günahin kaynagi dünya sevgisidir. Nice
bir anlik azgin arzular sahiplerine uzun acilara
mal olmustur.
Dünyayi önünüzde çökerttim ve siz de sirtina
bindiniz. Sakin orada krallar ile ve kadinlar
ile çatismaya girismeyiniz. Krallar ile dünya
üzerinde çekismeye kalkismayiniz, çünki onlari
dünyalari ile basbasa biraktikça size
dokunmazlar. Kadinlara gelince onlara
tutulmaktan namaz ve oruç sayesinde kaçininiz.
Dünya hem isteyen, hem de istenen bir seydir.
Dünyadaki riziklarini tamamlasinlar diye,
ahireti gaye edinenlerin dünya, peslerinden
kosar. Buna karsilik dünya düskünlerini de
ahiret arar, ölüm gelip de yakalayincaya kadar .
Musa Bin Yesar'in rivayetine göre:
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
«— Ulu Allah (C.C)'in, yarattiklari içinde en
nefret ettigi varlik, dünyadir, yarattigindan
beri onu hiç tarafina bakmamistir.»
Rivayet edildigine göre, bir gün Hz.Süleyman Bin
Davud (A.S.) üzerini gölgeleyen kuslar saginda
ve solunda insanlar ve cinlerden meydana gelmis
maiyyet kitasi arasinda yürürken
Israilogullarindan bir abid ile karsilasir.
israiloglu abid ona der ki: «Ya Süleyman Ibni
Davud; yemin ederim ki Allah (C.C) sana
gerçekten muhtesem bir saltanat bagisladi.»
Hz. Süleyman bunu isitti ve Israiloglu abide su
cevabi verdi: «Mü'minin amel defterine yazilan
bir tesbih Suleyman Ibni Davud'a verilen parlak
saltanattan daha hayirlidir. Cunki Süleyman'a
verilen saltanat geçicidir, ama mü'minin tesbih
sevabi kalicidir.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
«— Servet biriktirme hirsi sizi bastan çikardi.
Ademoglu, «malim, malim» der durur. Oysa ki,
yiyip tükettiginden, giyip eskittiginden ve
sadaka olarak verip geri kalanin: biraktigindan
baska ne malin var ki?!»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyr ki:
«— Dünya yurtsuzlarin yurdudur ve zügürtlerin
servetidir. Dünya için akli olmayanlar, varlik
biriktirir, onun ugruna, cahiller çatismaya
girisir, ondan dolayi anlayissizlar kiskançliga
kapilir, onun pesinden ancak kesin imana sahip
olmayanlar kosar.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
«— Birinci derecede dünyaya önem veren kimsenin,
Allah (C.C)'dan hiç bir sey beklemeye yüzü
olamaz. Ulu Allah (C.C) dört hasleti onun
kalbinden hiç çikarmaz:
1 — Kurtulusu olmayan bir endise,
2 — Hiç bos vakit birakmayan kesintisiz bir
mesguliyet,
3 — Hiç bir zenginlice varamayan fakirlik,
4 — Hedefine varmasi imkansiz bir ihtiras»
Schabilerden Ebu Hureyre (R.A.) buyurur: «Bir
gün Peygamber ((s.a.v.).)'imiz bana: «Ya Ebu
Hureyre! Sana bütün içyüzü ile dünyayi
göstereyim ister misin?» dedi. Ben de «tabii
isterim, ya Rasuleliah» diye cevap verdim.
Bunun üzerine elimden tutarak beni Medine'nin
kuru derelerinden birine götürdü, karsimizda
insan baslari, insan tersi, paçavralar ve kemik
parçalarindan ibaret bir çöp yigini duruyordu.
Bu manzara karsisinda Peygamber ((s.a.v.).)´imiz
soyle buyurdu:
«Ya Ebü Hureyre! Su baslar da sizin gibi
muhteris ve sizin gibi uzak vadeii emeller
pesinden kosan insanlarin baslari idi, simdi
çiplak kemik haline geldiler, daha sonra da
rüzgarda uçusan toza dönüseceklerdir.
Su tersler de onlarin çesit çesit yiyecekleri
idi, nereden kazanmislar ise kazanmislar ve
midelerine indirmislerdi, simdi insanlarin,
yanlarindan tiksinti ile kaçistigi pislikler
haline girdiler.
Su paçavralar onlarin nisan takintilari ve
elbiseleri idi, simdi rüzgarda uçusuyorlar. Su
kemik parçalan da onlarin binek hayvanlarda ait
idi, onlarin sirtinda belde belde dolasirlardi.
Binaenaleyh dünya üzerine aglamak isteyen
aglayabilir.»
önce sessizce dökülmeye baslayan gözyaslanmiz,
gitgide yerini hüngür hüngür aglamaya birakti.
Rivayet olunur ki Allah (C.C) Hz. Adem (A.S.) mi
yeryüzüne indirdigi zaman ona: "Yikilmak üzere
bina yükselt ve ölmek için dogur» buyurmustur."
Davud Ibni Hilal (R.A.) der ki: «Hz. Ibrahim
(A.S)'e indirilen sayfalarda söyle yazar:
«Ey dünya! Sen gözlerine girmek için süslenip
püslendigin iyi kullarimin gözünde ne kadar
önemsizsin! Çünki ben onlarin kalbine sana karsi
nefret ve senden yüz çevirme duygusu koydum.
Yarattigim varliklar içinde nazarimda en
önemsizi sensin, gelismelerin cücedir ve yokluga
varir. Cünki seni yarattigim gün devamli
kalmamana ve yok oluncaya kadar bir elde devamli
bulunmamana
hüküm verdim. Sana sahip olanlarin bütün
cimrilik ve pintiligine ragmen böyledi bu!
Yüreklerinden hosnutluk doyarak kalblelini
baglilik istikameti üzerinde tutarak bana ibadet
edenlere ne mutlu! Onlara müjdeler olsun ki,
yaptiklarina verecegim karsilik, kabirlerini
üzerine dikilip huzuruma gelirlerken önlerinde
yayilan göz kamastirici bir nur, çevrelerini
kusatmis melekler kafilesi olacaktir, ta ki
dilekleri olan rahmetime ulasmalarini
saglayincaya kadar.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
«— Allah (C.C) dünyayi yarattigindan beri O, yer
ile gök arasinda kendi halinde birakilmistir.
Allah (C.C) onun tarafina hiç bakmaz. Kiyamet
Günü, dünya «Ya Rabb'i! Bu gün beni dostlarinin
en küçük rütbelisine ver» der. Ulu Allah (C.C)
«Ey hiçlik» Sus! Sen seni onlara, dünyada layik
görmemistim, simdi hiç layik görür müyüm?»
Rivayete göre. Hz. Adem (A.S.) yasaklanmis
agacin meyvesini yedigi zaman, midesi içindeki
agirligi çikarmak üzere guruldamaga basladi.
Oysa ki yasak meyveye gelinceye kadar hiç bir
cennet yiyecegi midesini böyle bozmamisti, zaten
o agacin meyvesini yemeleri bu yüzden
yasaklanmisti.
Midesi rahatsizlanan Hz.Adem (A.S.) Cennet
içinde dolanmaya basladi. Allah (C.C)
meleklerden birini onun ile konusmaya gönderdi,
gelen melek ona «Ne istiyorsun?» diye sordu. Hz.
Adem (A.S.) melege: «mideme çöken agirligi
bosaltmak istiyorum» diye cevap verdi.
Allah (C.C)'in talimati üzerine melek adem
(A.S.)'e söyie dedi: «midene çöken agirligi
nereye bosaltmak istiyorsun?. Dösegine mi,
yaygilara mi, nehirlere mi yoksa agaçlarin
altlarina mi?! Burada böyle bir sey için uygun
bir yer görüyor musun hiç? Dogru dünyaya in!»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) söyle buyurdu:
Sahabilere: «Kiyamet günü Allah (C.C)'in
huzuruna öyleleri gelecektir ki «Tihame» dagi
kadar amelleri oldugu halde cehenneme atilmalari
emrolunacaktir.»
Dinleyen sahabüer «Ya Rasulallah! Bu kimseler
namaz da kiliyorlar miydi?» diye sordular.
Peygamber'imiz sahabelere söyle cevap verdi:
«Evet, bunlar, namaz kilarlar, oruç tutarlar,
hatta gecenin bir bölümünü de ibadetle
geçirirlerdi. Fakat karsilarina bir dünya
varligi çiktigi zaman üzerine çullanirlardi.»
Peygamber ((s.a.v.).)´imiz bir hutbesinde söyle
buyurdu:
«— Mü'min iki korku arasindadir. Biri geçip
giden ömürdür ki onun hakkinda Allah (C.C)'in ne
yaptigin bilmez, digeri kalan ömürdür ki onun
hakkinda Allah (C.C)'in ne hüküm verecegini
bilmsz.»
«O halde herkes kendinden kendine, dünyasindan
ahiretine, hayatindan ölümüne ve gençliginden
yasliligina azik hazirlamalidir. Zira dünya
sizler için yaratildi, siz ise ahiret için
yaratildiniz.
Nefsimi kudret elinde tutcn Allah (C.C)'a yemin
ederim ki: ölümden sonra suali gerektiren bir
sey yoktur. Dünyadan sonra da ya cennet, ya
cehennemden baska bir diyar yoktur.»
Hz. Isa (A.S.) der ki; «Su ile ates ayni kabda
nasil barinamazsa. dünya sevgisi ile ahiret
sevgisi bir mü'minin kalbinde öyle bagdasmaz.»
Rivayet edildigine göre, Cebrail (AS.) Hz. Nuh'a
(AS.) «Ey peygamberlerin en uzun ömürlüsü,
dünyayi nasil buldun?» diye sorar. Hz. Nuh da: «Karsilikli
iki kapisi olan bir ev gibi, birinden girdim
öbüründen çiktim.» der.
Hz. Isa (A.S)'ya «içinde devamli barinacagin bir
ev tutsana» derler. Hz. Isa (A.S) da: «Bizden
öncekilerin biraktiklari yikintilar yeter bize»
diye cevap verir.
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
«— Dünyadan sakinin, çünki, o Harut ile
Marut'dan daha büyüleyicidir.»
Hasan-ül Basri (R.A.) buyurur: «Peygamber'imiz
((s.a.v.).) bir gün sahabelerin karsisina geçerek
onlara söyle hitap etti:
«— Aranizda Allah (C.C)'in kendisini körlükten
kurtararak görür hale getirmesini isteyen var
mi? Beni dinleyiniz. Dünyaya tutulanlarin ve
dünya ile ilgili uzak vadeli emeller
besleyenleri tutkunluk ve emelleri ölçüsünde
Allah (C.C.) kalblerini kör etmistir.
Buna karsilik dünyada gözü olmayanlara, ondan
fazla bir sey beklemeyenlere Allah (C.C) ders
görmeden ilim ve kilavuzsuz hidayet vermistir.
Beni dinleyiniz! Sizden sonra öyle bir kavim
gelecektir ki, saltanatlari cinayet ve zulümsüz
yürümeyecek, zenginlikleri cimrilik ve
böbürlenmeden hali olmayacaktir. Sevgileri
mutlaka azgin nefsi arzulara dayanacaktir.
Beni iyi dinleyiniz! O günlere kalanlarinizdan
zengin olmak ellerinde iken fakirlige
katlananlar, sevgiye kadir iken nefrete karsi
tahammül edenler söhret ve mevki elde
edebilecekleri halde itilmeye kakilmaya
hosnutluk'a dayananlar ve bütün bunlari sirf
Allah (C.C) rizasi için yapanlara Allah (C.C)
elli siddik sevabi verir.»
Rivayet edildigine göre bir gün Hz. Isa (A.S.)
simsekli, gök gürültülü, sagninak bir yagmura
tutulur, siginacak bir yer arar, uzakta gözüne
bir çadir ilisir, yanina varinca içerde bir
kadinin oturdugunu görür, bu yüzden oraya
siginmak istemez.
Saganak altinda yürümeye devam ederken az sonra
bir dagda bir magaraya rastlar, kapisindan içeri
girmek üzere iken yerde bir arslanin yattigini
görür, eli ile arslanin tüylerini oksayarak
Allah (C.C)'a söyle seslenir:
«— Allah'im! Her canliya bir yuva verdin, tek
bana bir yuva nasip eyiemedin.» Bunun üzerine
ulu Allah (C.C.) vahiy yolu ile O'na söyle
bildirir:
«— Senin yuvan benim rahmetimin karargahidir.
Seni Kiyamet Günü kendi kudretimden yarattigim
yüz huri ile evlendirecegim. Dügününde her bir
yili dünya ömrü kadar uzun olan dört bin yil
ziyafet verecegim. Bir tellala, emir verecegim,
söyle seslenecek: Dünyaya yüz vermeyenler
nerede, dünyadan el - etek cekmis olan Meryem
ogiu Isa'nin (A.S.) dügününe buyurun.
Bu vahiy üzerine Hz. Isa (A.S) söyle der: «Vay,
dünyaya tapanlarin baslarina gelene! Nasil
ölecek, dünyayi ve dünyadaki yarattiklarini
nasil birakacaklar, dünya onlari aldatip durdugu
halce onlar yine de ona hic bir tereddüde
kcpilmadan güveniyorlar.
O aldanmislara yaziklar olsun! Nesil dünya
onlara hoslanmadiktan seyleri göstermis, onlari
sevdiklerinden ayirmls ve korktukiarini
baslarina getirmistir.
Ana hedefi dünya ve isledikleri hep günah
olanlarin vay baslarina gelene! Yarin günahlari
yüzünden nasil rezil olacaklardir.»
Söylendigine göre ulu Allah (C.C) Hz. Musa'ya
(A.S.) söyle vahyetti:
«Ya Musa! Zailimler yurdu (dünya) ile senin isin
ne. Orasi sana göre bir yurt degildir. Ilgini
kes onunla, onu aklindan çikar, o ne kötü bir
yurttur!
Yalniz orada iyi amel isleyenlere göre, o, ne
güzel bir yurttur. Ya Musa, mazlumun hakkini
olasiya kadar, ben zalimin pesini katiyyen
birakmam.»
Rivayet edildigine göre:
Peygamber ((s.a.v.).)'imiz Ebu Ubeyde'yi (R.A.)
Bahreyn'e gönderir, o da seferden mal getirir.
En az Ebu Ubeyde'nin döndügünü duyunca sabah
namazini Peygamberimiz ile birlikte kilmaya
kosarlar. Peygamber'imiz ((s.a.v.).) namazdan sonra
Mescid'den çikarken sahabeler önüne dikilirler.
Onlari böyle gören Peygamber ((s.a.v.).)'imiz
gülümseyerek «Saniyorum ki, Ebu Ubeyde'nin bir
seyler getirdigini duydunuz» der.
Ensar «Evet, ya Rasulallah ((s.a.v.).)» diye cevap
verirler. Bunun üzerine Peygamber ((s.a.v.).)'imiz
onlara söyle buyurur:
«— Sevinin ve mutluluk emellerine kaptirin
kendinizi bakalim! Allah (C.C)'a yemin ederim
ki, sizden yana korkum, fakirlikten degildir.
Tersine dünyanin sizden öncekilere oldugu gibi
sizin de önünüze bolluk yaymasindan korkarim,
geçmis milletler gibi ondan daha yüksek pay
almak yarismasina girisirsinizde onlari helak
ettigi gibi sizi de helak eder.»
Lbu Said-ül Hudri (R.A.) der ki: «Peygamberimiz
((s.a.v.).) söyle buyurdu,
> «Sizden yana en büyük korkum, Allah (C.C)'in
sizin için yerden çikardigi bereketler ile
ilgilidir.» Sahabelier O'na sordu: «Ya
Rasulellah ((s.a.v.).), yer bereketleri nedir?.»
Peygamber ((s.a.v.).)'imiz «her türlü dünya varligi»
diye cevap verdi.
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) bir hadiste.
«Dünya düsüncesi ve sözü ile kalbinizi
oyalamaymiz.» buyuruyor.
Görülüyor ki. Peygamber ((s.a.v.).)'imiz dünyaya,
degil göz koymayi onu anmayi bile yasaklamistir.
Ammar Ibni Said der ki: Hz. Isa (A.S),
havarileri ile birlikte gezide iken bir köye
ugrar, köyün halkini yollara, öteye beriye
serilmis, ölüler olarak bulur. Arkadaslarina:
«Ey havariler cemaati bu köyün halki Allah
(C.C)´in gazabina ugrayarak öimüs olmalidir,
böyle olmasaydi biribirierini gömerlerdi» der.
Havariler ona: «ey Ruhullah biz bunlarin
baslarina gelenleri bilmek isterdik» derler.
Bunun üzerine Hz. Isa (A.S), Allah (C.C)'a
yalvarir Allah (C.C) da ona: «karanlik basinca
onlara seslen, sana cevap verirler» diye
vahyeder.
Aksam olunca Hz.Isa (A.S), bir tümsegin üzerine
çikarak "ey köy halki" diye seslenir, bir ses
ona «buyur ya Ruhullah» diye cevap verir. Hz.
Isa (A.S): «ne durumdasiniz, basinizdan neier
geçti» diye sorar, «aksam tasasiz ve endisesiz
uykuya yattik, sabah olunca cehenneme
yuvarlandik» diye cevap verir.
Hz.Isa (A.S): «Basiniza bu hal neden geldi» diye
sorar. «Dünya'ya tapmamizdan ve Allah (C.C)'in
emrine karsi gelenlere boyun egmemizden dolayi»
diye cevap verir.
Hz.Isa (A.S) «Dünya sevginiz nasildi?» diye
sorar. «Bebegin annesini sevdigi gibi, yüzünü
bize dogru döndügü zaman sevinir, arkasini
döndügü zaman (islerimiz ters gidince) üzülür.
aglardik» diye cevap verir.
Hz.Isa (A.S) «Niye arkadaslarin bana cevap
vermiyor?» diye sorar, gizli ses: «Cünki onlarin
agizlarina atesten gemler vurulmus ve gemlerin
öbür ucu kaba ve sert meleklerin elinde» diye
cevap verir.
Hz.Isa (A.S) «Sen bana nasil cevap
verebiliyorsun?» diye sorar, gizli ses: «cünki
ben onlarin arasindaydim, oma onlardan degildim.
Fakat onlara gazab inince beni de içine aldi,
simdi cehennemin agzina ellerim ile tutunmus
sarkik vaziyette duruyorum, kurtulur muyum,
yoksa içine mi yuvarlanirim, bilmiyorum» der.
Bunun üzerine Hz.Isa (A.S) havarilere der ki: «Aci
tuza batirilmis arpa ekmegi yiyerek kaba
islemeden elbise giymek ve çöplükte yatmak dünya
ve ahiret afiyeti olunca çoktur bile.»
Sahabilerden Enes {R.A) der ki: Peygamberimiz
((s.a.v.).) adila isminde bir devesi vardi, hiç bir
deve onunla yarisamazdi. Fakat bir gün tasrali
bir arap devesi ile geldi, yapilan yaris sonunda
onun devesi Peygamber ((s.a.v.).)'imizin devesini
geçti, bu durum müslümanlara (sahabilere)
dokundu. Durumun farkina varan Peygamber
((s.a.v.).)'imiz bize söyle buyurdu:
«Dünyada Allah (C.C) bir seyi yükseltince bir
gün onu düsürmek O'nun kaçinilmaz hükmüdür.»
Hz. Isa (A.S) söyle der: "Denizin dalgalari
üzerinde kim ev yapabilir? Iste sizin dünyanizda
böyledir, o halde onu yurt edinmeyin."
Hz. Isa (A.S)'ya «Bize Allah (C.C)'in sevgisini
kazandiracak bir ilim ögret» derler. Hz. Isa
(A.S)´da «Dünyadan nefret ediniz ki. Allah (C.C)
sizi sevsin» diye cevap verir.
Ebu Derda der ki, «Peygamber ((s.a.v.).)'imiz bir
gün bize, benim bildiklerimi bilseydiniz, az
güler, çok aglardiniz. Dünya gözünüzde önemini,
kaybeder, ahireti tercih ederdiniz» buyurdu,
sonra Ebu Derda kendisinden sunlari söylemistir:
Simdi de eger siz benim bildiklerimi
bilseydiniz, basinizi alip tepelere çikar,
halinize hungur hüngür aglayarak Allah (C.C)'a
yakarirdiniz. yaniniza yalniz zaruri ihtiyaçlari
alir kimseye emanet etmeksizin ve bir daha
dönmemek karari ile mallarinizi terkedip
giderdiniz.
Fakat uzak vadeli emeller kalbinizden ahiret
fikrini sildi, bütün emeklerinizin hedefi dünya
oldu, bu yüzden hic bir sey bilmeyenler gibi
oldunuz. Bazilariniz basina geleceklerden
korktugu için ic güdülerine körü körüne uyan
hayvanlardan daha kötüdür.
Niye birbirinizi sevmiyorsunuz? Niye
biribirinize dogru yolu tavsiye etmiyorsunuz,
oysa ki, sizler Allah (C.C)'in dininde ortak
olan kardeslersiniz.
Arzularinizin birbirlerinden ayrilmasinin
sebebi, içinizin bozuklugudur, oysa iyilikte
birlesseniz biribirinizi severdiniz.
Size ne oluyor ki, dünya isleri ile ilgili
birbirinize nasihat verdiginiz halde ahiret
konusunda birbirinize nasihat etmiyorsunuz?!
Hatta hic biriniz sevdigi ve destekledigi
kimseye bile ahiret konusunda nasihat vermiyor.
Bu durum, kalblerinizde iman zayifligi oldugunu
gösterir. ahiretin kar ve zararina dünyanin ki
kadar yürekten inansaniz, ahiretin pesinden
kosmayi, dünyaya tercih ederdiniz.
Cünki orasi sizi daha cok ilgilendirir. Eger
«yakin menfaati sevmek kaçinilmaz bir insani
temayüldür» derseniz, biz sizin dünyanin bircok
yakin vadeli menfaatlerinden, uzak vadeli
hedefler ugruna fedakarlik ettiginizi görüyoruz.
Hatta belki de hic bir zaman ulasamayacaginiz
hedefler ugruna kendinizi türlü türlü
sikintilara düsürüyor, degisik çarelere bas
vuruyorsunuz. Ne fena kimselersiniz ki,
içinizdeki imanin tesir derecesinin bilinmesini
saglayacak derecede imaniniza tatbiki hayatta
gerçeklestirmis degilsinz.
Eger Muhammed'in ((s.a.v.).) getirdikleri hakkinda
bir süpheniz varsa bize geliniz, size her seyi
aciklayalim, kalblerinizdeki kuskuyu giderecek
aydinligi size gösterelim. Allah (C.C)'a yemin
ederim ki, siz akildan yana eksik kimseler
degilsiniz ki sizi mazur görelim.
Çünki dünyanizla ilgili konularda egriyi
dogrudan ayirabiliyor ve isleriniz karsisinda
isabetli tavir takinabiliyorsunuz.
Size ne oluyor ki, dünyanin elde ettiginiz ufak
bir kazancina seviniyor ve elden kaçirdiginiz
küçük karlarina üzülüyorsunuz, bu durum yüz
ifadelerinizden belli oldugu gibi sözlü olarak
da açiga çikiyor, hosunuza gitmeyen gelismeleri
«musibet» diye adlandirarak üzüntü sebebi
yapiyorsunuz.
öteyandan çogunuz dininde agir kayiplara
ugradigi halde hic birinizin kili kipirdamiyor,
bu alandaki kayiplarin üzüntüsü hic kimsenin
yüzünde belirmiyor.
— 193 —
Yemin ederim ki, Allah (C.C)'in sizin ile
ilgisini kestigi kanaatindeyim. Neden derseniz,
cünki hepiniz tanidiklarini güleryüz ile
karsilar, hic biriniz dostunu, hos görmeyecegi
sekilde karsilamak istemez. «Ayni muameleyi de
ben ondan görürüm» korkusu ile «insanlar
arasindaki münasebetlerde bu inceligin
farkindasiniz da Allah (C.C) ile olan
münasebetlerinizde ayni hassasiyeti
göstermemenin akibetini bilmekten aciz misiniz.
Isi gücü sahtekarliga döktünüz, meralarinizda
uzak vadeli ihtiraslardan hic biri yesillik
bitmiyor! ölümü inkar etmek üzere saf
tutmussunuz. Allah (C.C)'in beni sizden kurtarip
görmek istedigime (Peygamber (S.A.V)'imize)
kavusturmasini ne kadar istiyorum!
Eger O sag olsaydi, bu gidisinize katiyyen göz
kummazdi.
Eger siz de hayra dönme temayülü varsa, ben size
her seyi duyurdum. Allah (C.C) kattndakini (ahiret
sevabini) isterseniz, ona kolaylikla
kavusursunuz. Gerek kendi hesabima ve gerek
sizin için Allah (C.C)'in yardimini diliyorum.
Hz. Isa (A.S)havarilerine der ki: «Ey havariler
dünyaya gönül verenlerin dünya selameti ugruna
din perisanligini göze aldiklari gibi siz de din
selameti ugruna dünya perisanligini göze atin.»
Nitekim buna dair Abdullah Ibni Mübarek, söyle
buyurur:
«Çoklarini görüyorum ki» gayet zayif bir dini
yeterli görüyorlar.
Oysa dünya hayatinda onlari aza kanaat eder
göremiyorum...
O halde kiratlar dünyalari ugruna dinden nasil
bigane kaldirlarsa.
Sen de din ugrun kirallarin dünyasindan bigane
kal.»
Hz. Isa (A.S) söyle der; «Ey kendi iyiligini
görerek dünya pesinde kosan kimse, bilesin ki,
senin hesabina en hayirli olan dünyayi
terketmektir.»
Peygamberimiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
"Benden sonra öyle bir dünya ile yüzyüze
geleceksiniz ki, ates odunu nasil yakarsa o da
sizin imaninizi öyle yiyecektir."
Allah (C.C) Hz. Musa (A.S)'ya söyle vahyetti:
«Sakin dünya sevgisine meyletme, çünki huzuruma
getirebilecegin en agir günah odur.»
Bir gün Hz. Musa (A.S) yolda yürürken aglayan
bir adama rastlar, biraz sonra ayni yoldan
dönerken adam yine aglar vaziyette bulur,
gördügü manzara karsisinda duygulanan Hz. Musa
(A.S) Allah (C.C)'a «ya Rabb'i, kulun senin
korkudan agliyor» diye yakarir. Allah (C.C)
Musa'ya söyle bildirir:
«Ya Imranoglu Musa, o gördügün adamin aglamaktan
beyni göz yaslan ile birlikte aksa ellerini
kaldirsa da yere düsünceye kadar dua etse yine
onu affettmem, cünki o dünyayi seviyor.»
Hz. Ali (K.V.) buyurur ki: «Su alti meziyeti
nefsinde biraraya getiren kimse cennet için
isteyecek birsey cehennemden de kaçacak bir yer
birakmamis olur.
1 — Allah (C.C)'i taniyip O'nun emirlerine uymak
ve yasaklarindan kaçinmak,
2 — Seytani tcniyip onun arzularina karsi çikmak,
3 — Hakki taniyip ona baglanmak,
4 — Batili taniyip ondan sakinmak.
5 — Dünyay'i taniyip ondan yüz çevirmek
6 — ahireti taniyip ona talib olmak
Hasan-ül Basri (rahimehullah) buyurur ki:
«Allah (C.C) o kullarina rahmet etsin ki,
dünyayi bir emanet bilmisler onu güvendikleri
kimselere teslim ederek mesuliyet yükü
tasimaksizin göçüp gittiler. Dinin hakkinda
seninle yarismaya girisen ile sen de yaris.
Dünya konusunda senin ile yarisa girenin dünyayi
yüzüne firlat.»
Hz. Lokman ogluna verdigi nasihatlerde söyle
der.
«Yavrum, dünya derin bir denizdir, içinde
çoklari bogulmustur. Buna göre ona açilirken
binecegin gemi, Allah (C.C) Korkusu, geminin
yükü, Allah (C.C)'a iman ve yelkeni, Allah
(C.C)'a Tevekkül etmek olsun.
Böylelik ile belki, bogulmaktan kurtulursun,
baska türlü kurtulacagini sanmiyorum.»
Fudayl (R.A.) buyurur ki: «Su ayet beni cok
düsündürdü:
"Biz kullardan hangisinin daha iyi amel
isleyecegini denemek için yeryüzü üzerindeki her
seyi zinet halinde yarattik. Hic süphesiz, biz
onun üzerindeki her seyi kupkuru bir toprak
parçasina da çevirebiliriz."
(Kehf Sure-i Celilesi; 7—8)
Ehl-i hikmetten biri söyle der: «dünyada
karsilastigin her sey ile senden önce biri
karsilasmis ve senden sonra da baskasi
karsilasacaktir. Senin dünyadan nasibin sadece
bir aksam yemegi ile bir günlük gidadir. O halde
bir kac ögün yemek ugruna kendini mahvetme.
Dünyaya karsi oruçlu ve ahiret ile ilgili olarak
iftar etmis davran. Cünki dünyanin sermayesi
hiçlik, kazanci cehennemdir.»
Bir kesise «zamani nasil görüyorsun» diye
sorarlar, kesis söyle cevap verir: "vücudlari
eskitirken, emelleri yeniler. ölümü
yaklastirirken arzulanan hedefleri uzaga kaçirir"
Yine ona, peki dünya halki hakkinda görüsün
nedir?» diye sorarlar, cevabi söyle olur:
«dünya kimin eline geçiyorsa yorgun düser, kim
ona ulasamazsa var gücü ile pesinden kosar.»
Nitekim ayni düsünceyi bir sair söyle ifade
ediyor:
«Yüzünü güldüren bir yasayis için dünyayi öven
kimse.
ömrün hakki için çok geçmeden onu kinayacaktir.
Dünya arkasini dönük tutunca insan özlem
içindedir.
Yüz verdigi zaman da sikintilari artar.»
Ehli hikmetten biri der ki: «üzerinde ben yokken
bu dünya vardi O yok olurken de ben üzerinde
bulunmayacagim. Burada kalmaktan da hosnut
degilim. Çünki hayati pintilik, durusu
bulaniktir. Dünyalilar nimetinin elden
kaçacagindan, ya basa gelecek beklenmedik bir
belasindan veya günü dolacak ömürden devamli
endise içindedirler.»
Baska bir ehli hikmet de söyie der: «Dünyanin en
büyük kusuru, herkese hakkettigini degil, ya
fazlasini, ya eksigini vermesidir.»
Süfyan-üs Sevri (R.A.) buyurur ki: "Dünya
nimetlerini görmüyormusun, sanki Allah (C.C)'in
gazabina ugramislar gibi hep ehil olmayan ellere
düsmüslerdir."
Ebu Sü!eyman-üd Darani (R.A.) buyurur: «Dünyaya
tutkunluk ile talip olan bir kimseye ondan
birsey verilirse daha çogunu ister. ahirete de
ask ile talip olan ondan bir sey verilse daha
çogunu ister. Ne bunun ve ne de öbürünün sonu
yoktur.»
Adamin biri Ebu Hazim'a (R.A.) dedi ki, «Benim
yurdum olmadigi halde dünyayi sevdigim için
halimi begenmiyorum, sana kendimi sikayet
ediyorum» der. Ebü Hazim adama söyle cevap
verir. «Allah (C.C)'in sana dünyadan ayirmis
oldugu pay hakkinda dikkatli ol. onu ona helal
yollardan kazanarak yerinde harca, o zaman dünya
sevgisinin sana hiç bir zarari olmaz.»
Ebu Hazim'in adama böyle cevap vermesinin sebebi
sudur. Çünki eger dünya sevgisinden dolayi onu
kinayacak olsaydi, adami o derece üzebilirdi ki.
adam dünyadan iyice soguyarak ölmeyi
isteyebilirdi.
Yahya Ibni Muaz (R.A.}- buyurur: «Dünya seytanin
ticarethanesidir. Seytanin ticarethanesinden hiç
bir sey çaimayasin. sonra onu aramaya çikarak
seni yakalar.»
Fudayl (R.A.) buyurur ki: «Dünya geçici bir
altindan ve ahiret de kalici boncuktan olsa
bize kalici boncugu geçici altina tercih etmek
gerekirdi.
«Biz geçici boncugu kalici altina tercih
ediyoruz» halimiz ne olacak!
Ebu Hazim (R.A.) der ki: «Aman dünyaya
tutulmayiniz. Çunki bilenlerden, ögrendigime
göre dünyayi gözünde ululastiran kimse, Kiyamet
Günü Allah (C.C)'in huzuruna getirilince ona
«iste bu adam, Allah (C.C)'in önemsiz ilan
ettigini yüce kabul etti» denecektir.
Ibni Mes'ud {R.A.} der ki, «Dünyada bulunan
herkes bir misafir ve mali da emanettir. Misafir
göcücüdür ve emanet de geri verilecektir.»
Su beyit bu gerçegi dile getinyor:
«Mal ve çoluk-çocuk birer emanetten beska bir
sey degildir.
Oysa ki, emanetleri bir gün mutlaka geri vermek
gerekir.»
Hz. Rabia (R.A.) bir gün dostlarini ziyaret
etmege varir, dostlari sözü dünyaya getirerek
onun kötülüklerini dile getirirler. Hz.Rabia
buyurur ki:
«Dünyadan bahsettiginiz yeter, susun. Eger o
kalbinizde yer etmis olmasaydi, ondan bu kadar
çok bahsetmezdiniz.
Söyleyecegim söze kulak verin. Bir seyi çok
seven, onu sik sik anar.»
Ibrahim Ibni Edhem'e (R.A.) «Nasilsin» diye
sordular, asagidaki siirle cevap verdi:
«Yamadik dünyamizi, yirtarak Dinimizden.
Sonunda Din de gitti, dünya da gitti
elimizden...»
Baska bir beyit de söyledir:
«Dünya pesinde kosani söyle görüyorum: ömrü ne
kadar uzun olursa olsun
Dünyanin nimet ve sefasina nerede ulasirsa
ulassin.
Bir dülger gibidir ki, binasini yapar yapisini
yükseltir
Fakat çatisini çatinca kurdugu bina yikiliverir.»
Diger bir beyitde de söyle anlatilir:
«Farzet ki, dünya sana bagis olarak sunuldu
Onun akibeti yokolmak degil midir?
Senin dünyan ancak bir gölge gibidir.
Seni gölgelendirir bir müddet, sonra kayip
geçer.»
Lokman-i Hekim, ogluna der ki:
"Yavrum! ahiretin ugruna dünyani feda et, her
ikisini de kazanirsin. Ama dünyan ugruna
Ahiretini feda etme her ikisini de kaybedersin.»
Mutarrif Ibni Sittiy (R.A.) der ki: «Krallarin
bolluk içinde geçen hayatlarina ve parlak
kiyafetlerine bakma, lakin onlarin çabuk
göçüsüne ve kötü akibetine bak.»
Ibni Abbas (R.A.) buyurur: «Allah (C.C) dünyayi
üçe ayirdi: "Bir parçasi mü´minin, bir parçasi
münafigin ve diger parçasi da kafirindir. Mümin
kendi payina düseni azik yapar, münafik hissesi
ile süslenir, gösteris yapar. Kafir de kendine
düsenden habire yararlanir."
Ehli hikmetten biri der ki, «Dünya bir lestir,
buna göre ondan pay almak isteyenler, köpekler
ile geçinmeye katlanmalidirlar.»
Bu hususta su, beyit söylenmistir:
«Ey dünyayi kendisine es olarak isteyen kisi.
Onu, kendine istemekten çay ki, selamete eresin.
Çünki kendine es olarak talip oldugun gaddar bir
disidir!
Onunla yapacagin evlilik töreni yas törenine pek
yakindir.»
Ebu Derda (Rahimehullah) der ki: «Allah (C.C)
Katin'da dünyanin hor görülmesi sebeblerinden
biri Allah (C.C)'a ancak orada isyan ediimesidir.
Diger bir sebepde Allah (C.C) katinda derecelere
ancak dünyadan yüz çevrilerek ulasilabilmesidir.»
Bir sairin bir beyti söyledir:
«Dünya, basiretli bir kimse inceledigi zaman
karsisina dost elbiseyi giymis bir düsman çikar.»
Diger bir sair de söyle der:
«Ey gecenin ilk saatlerinde memnun bir sekilde
uykuya dalan kisi.
Gelismeler çogunlukla tanyeri agarirken kapiyi
çalar.
Nice bolluk ve saadet devirlerini sona
erdirmistir.
Talih yildizlarinin bazan yararli ve bazan ters
dönmesi.
Dünya olaylarinin akisi nice mülkü yok etmistir.
Ki, o mülk uzun bir dönem fayda ve zarar
saglamistir.
Ey dünyaya yanak yanaga sokulan kisi, o baki
degildir.
Aksamdan sabaha onun hayatindan bir çok
misaririer gelip geçer.
Dünyaya yanak yanaga sokulmaktan vazgeçer misin?
Ta ki, cennette bakireler ile yanak yanaga
gelebilesin.
Eger ebedi cennet bahçelerine konmak istiyorsan.
Sana gereken cehennemden emin olmamaktir.»
Ebu ümamet-ül Bahili (R.A.) der ki: «Hz.
Muhammed'e (S.A.V.) Peygamberlik verildigi
zaman, seytanin yardakçilari iblise gelerek
«Yeni bir peygamber gönderildi, yeni bir ümmet
ortaya çikiyor» diye haber verdiler.
Iblis yardakçilarina «Bu ümmet dünyayi seviyor
mu» diye sorar. Yardakçilari ona «Evet» diye
cevap verirler. Bunun üzerine seytan
yardakçilarina sunlari söyler, «Eger dünyayi
seviyorlarsa putlara tapmamalari benim için
önemü degil. Ben geçe gündüz onlara sokulur ve
ayartma gayretlerimi su üç nokta üzerinde
yoguntastinrim:
1 — Mali haksiz yollardan kazanmak,
2 — Haksiz ve günah yerlerde harcamak,
3 — Hakli yerlere yapilmasi gereken harcamanin
önüne geçmek.
Zaten bütün kötütüklerin kaynagi da bu üç
davranistir.»
Adamin biri Hz. Ali'ye (R.A) «Ya emirel
mü´minin, bize dünyayi anlat» der. Hz. Ali(R.A)
adama su cevabi verir, «Sana dünya hakkinda ne
söyleyeyim? Burada sihhatli olan hastalanir,
güvene kavusan pismanligc düser, yoksul düsen
aciya mahkum olur, zenginlesen türlü
sikintilarla yüzyuze gelir. Helal kazancin da
hesaplasma, haram kazancin da azabi ve süpheli
kazancinin da azar vardir.»
Ayni soru baska bir sefer Hz. Ali'ye (R.A.) yine
sorulur. Hz. Ali «cevabim kisa mi, uzun mu
olmasini istersin?» diye sorar, «kisa olsun»
deince Hz. Ali söyle der: «dünyanin helali
hesap harami azabdir.»
Malik Ibni Dinar (R.A.) buyurur ki: «Dünyadan
korkunuz, yaman bir disi büyücüdür o. aiimlerin
kalblerini bile büyüler.»
Ebu Süleyman-üd Darani (R.A.) buyurur ki: «ahiretin
yerlestigi bir kalbe dünya geldigi zaman ahireti
sikistirip çikarir. Fakat dünyanin yerlestigi
bir kalbe ahiret girdigi zaman onu sikistirmaz.
Cünki ahiret seref ve nezaket sahibidir, ama
dünya alçaktir.»
Bu benzetme dünya ve ahiret zidligi hakkinda
agir bir hükme varmaktadir. Seyyar Ibni Hakem'in
(R.A.) bu mevzudaki hükmünün daha dogru
olacagini umarim. O der ki. «Dünya ile ahiret
bir kalbde biraraya geldigi zaman hangisi baskin
çikarsa öbürü ona bagli olur.»
Malik Ibni Dinar (R.A.) buyurur ki: «Dünya için
ne kadar üzülürsen. ahiret düsüncesi kalbinden o
kadar uzaklasir. Buna karsilik ahiret hesabina
üzüntü duydugun ölçüde dünya derdinden uzak
kalirsin.»
Malik Ibni Dinar'in yukardaki sözleri Hz. Ali
(R.A)'nin su sözünden iktisap edilmistir. O
söyle der;
«Dünya ve ahiret iki kuma gibidirler. Birini
hosnut ettigin kadar digerini kizdirirsin.»
Hasan-ül Basri (rahimehullahu) buyurur: «Allah
(C.C)'a yemin ederim, eski yillarim öyle
insaniar arasinda geçti ki, onlarin gözünde
dünya, üzerinde yürüdükleri topraktan daha az
önemli idi. Dünya batmis mi, dogmus mu, o tarafa
mi yönelmis, yoksa su tarafa mi, hic umurlarinda
degildi.»
Adamin biri Hasan-ül Basri (rahimehullahu)'ye
«söyle bir adam hakkinda ne dersin: Allah (C.C)
adama varlik vermis, o da hem sadaka veriyor ve
hem de yakinlarini kolluyor. Bu servetini bol
harcayarak yasamasi dogru olur mu» diye sorar.
Hasan-ül Basri (rahimehullahu) «Hayir, dogru
olmaz. Bütün dünya onun olsa yine de zaruri
ihtiyaçlarini karsilayacak sekilde hesapli
harcayarak biriken servetini fakirlik günlerine
saklamasi gerekir.» dedi.
Fudayl (R.A.) buyurur ki: «Eger bütün dünya
helal olarak bana bagislansa ve ahirette ondan
dolayi hesaba çekilmeyecegim bana bildirilse
yine de sizden biriniz önüne çikan lesin
elbisesine bulasmasindan nasil tiksinip
kaçinirsa ben de dünyadan öyle tiksinerek
kacinirdim.»
Bildirildigine göre Hz. ömer (R.A.) Sam'a
gelince Ebu Ubeyde (R.A.) kendisini sade bir
iple yularlanan bir devenin sirtinda karsiladi.
Hz. ömer Ubeyde'ye selam verdikten sonra
hatirini sordu. Sonra kaldigi eve vardi.
Ortalikta kilicindan, kalkanindan ve binek
takimindan baska bir sey göremedi. Bunun üzerine
Hz. ömer (R.A.), Ebu Ubeyde (R.A.)'ye «Biraz mal
edinseydin» der.
Ebu Ubeyde (R.A.)'nin cevabi su olur; "Ey emiril
mü´minin bunlar bizi mezara ulastirir."
Süfyan-üs Sevri (rahimehullahu) der ki.
«Dünyadan bedenin için. Ahiretten de kalbin için
al..»
Hasan-ül Basri (rahimehullahu) buyurdu ki;
«Allah (C.C)'a yemin ederim, Israilogullari önce
Allah (C.C)'a kulluk ettikleri halde dünyaya
tutulduklari için sonradan puta tapmaya
yöneldiler.»
Vehb (R.A.) der ki; «Bir kitabda okuduguma göre
dünya akli basinda kimseler için ganimet,
cahiller için gaflet yeridir, oradan ayrilincaya
kadar onu taniyamazlar, ayrildiktan sonra
yeniden oraya dönmek isterler, fakat dönemezler.
Lokman-i Hekim ogluna söyle nasihat eder:
«Yavrum, dünyaya geldigin ilk günden itibaren
her geçirdigin gün ile dünyayi arkada birakiyor
ve ahireti karsiliyorsun. Her gün adim adim
yaklastigin bir ev, adim adim uzaklastigin evden
sana daha yakindir.»
Suayd Ibni Mas'ud (R.A.) der ki: «Dünyadan yana
isleri gelisirken ahiret konusundaki amelleri
günden güne eksildigi halde bu durumdan hosnut
olan birini görürsen, bil ki, bu adam yüzüstü
süründügü halde farkinda olmayan bir aldanmistir.»
Amr Ibni As (R.A.) bir gün hutbede cemaate söyle
seslendi:
«Allah (C.C)'a yemin ederim ki, Peygamber
(S.A.V)´imizin uzak durdugu seylere sizin kadar
düskün baska bir kavim görmüs degilim. Allah
(C.C)'a yemin ederim ki. Peygamber´imiz ((s.a.v.).)
yaninda üç kisi varsa, bir sey almak için gelen,
bir sey vermeye gelenden çok olurdu.»
Bir gün Hasan-ül Basri (rahimehullahu):
«Ey insanlar, hic süphesiz. Allah (C.C)'in va'di
gerçektir. O halde dünya hayati sizi sakin
adatmasin. Ayartici seytan da Allah (C.C)'m
bagislayiciligini ileri sürerek sizi aldatmasin»
(Fatir Suresi - 5) ayetini okuduktan sonra dedi
ki. «Dünya sizi aldatmasin» diye kim buyuruyor?
Dünyayi yaratan ve buna göre onu herkesden daha
iyi anlayan Allah (C.C) buyuruyor. Sakin dünya
mesguliyetlerine kendinizi kaptirmayiniz. Cünki
dünya o kadar oyalayicidir ki, insan kendisine
bir mesguliyet kapisi açsa arkasindan
kendiliginden nerede ise on mesguliyet kapisi
daha açilir.
Zavalli ademoglu, helalinin hesabi ve haraminin
azabi olan bir yurttan hosnut görünüyor. Oysaki,
kazancini helaldan saglasa hesaba çekilecek,
haram yollardan saglasa azaba çarpilacakdir.
Ademog u malini az görür, ama amelini az görmez.
Dinine gelen musibeti umursamaz da dünyasina
gelen musibete üzülür.»
Hasan-ül Basri (R.A.) halife ömer Jbni
Abdülaziz'e (R.A.) bir mektup yazdi, mektub da
söyle diyordu: «Selam üzerine olsun, sanki sen
üzerine ölüm yazilipta ölen son nesnesin.»
ömer Ibni Abdülaziz de ona söyle cevap yazdi.
«Selam üzerine olsun. Sanki sen dünyadasin ama
hiç bir zaman varolmamissin ve sanki sen
ahirettesin ve halen oradasin.»
Fudayl Ibni Iyaz (R.A.) buyurdu ki: «Dünyanin
girisi kolay, fakat çikisi zordur.»
Ehli halden biri der ki: «ölümü gerçek bilen
kimseye sasarim, nasil sevinebilir? Cehennemi
gerçek bilene de sasarim, nasil gülebilir?
Dünyanin insanla nasil degistirdigini görenlere
sasarim, ona nasil güvenebilirler? Kaderi gerçek
bilenlere dahi sasarim, niye hirsla didinirler?»
Bir gün iki yüz yasinda Neçran'li bir ihtiyar
Hz. Muaviye (R.A.)yi ziyaret etmeye gelir. Hz.
Muaviye ona dünyayi nasil buldugunu sorar.
Ihtiyar su cevabi verir, "Afet ve kitlik yillari,
bolluk yillari, gün günü gece geceyi kovaladi
kimi doguyor, kimi ölüyor. Doganlar olmasa insan
soyu tükenecek, ölen de olmasa dünya insanlara
dar gelecek."
Bunun üzerine Hz. Muaviye ihtiyora «Ne dilegin
varsa söyle» der. Ihtiyar Hz. Muaviye'ye der ki.
«Geçen ömrü geri getirebilir, yahut yaklasan
eceli savabilir misin?»
Hz. Muaviye «Bunlara gücüm yetmez» diye cevap
verir. Bunun üzerine ihtiyar Muaviye'ye «O halde
senden hiç bir istegim yok» der.
Davud-el Tai (R.A.) buyurdu: «Ey ademoglu!
Emeline kavustun diye seviniyorsun, ama ona
ölümüne biraz daha yaklasmak pahasina
ulasabildin. Sonra amelini erteledin, sanki o
baskasinin yararina imis.»
Bisr (R.A.) buyurdu ki: «Allah (C.C)'dan dünyayi
isteyen kimse Kiyamet Günü O'nun huzurunda uzun
zaman dikili kalmayi istemis demektir.»
Ebu Hazim (R.A.) buyurdu ki: «Dünyada seni
sevindiren her seye Allah (C.C) seni üzecek bir
sey bitistirmistir.»
Hasan-ül Basri buyurur: «Insanin ruhu dünyadan
üç hasretle ayrilir:
1 — Biriktirdiklerine doymaz.
2 — Arzu ettiklerine kavusamaz,
3 — Varmakta oldugu yere yeterince azik
hazirlayamaz.»
Ehli Ma'rifetten birine «zenginlige kavustun»
derler, o da «zenginlge kavusanlar, ancak dünya
köleliginden azad olunabilenlerdir» diye cevap
verir.
Ebu Süleyman (R.A.) buyurur ki: «Kalbini ahiret
düsüncesi ile mesgul etmeyenler, dünyaya yönelen
azgin arzulara karsi direnemezler.»
Matik Ibni Dinar (R.A.) bir gün söyle dedi:
«Dünya sevgisi üzerine hepimiz uyustuk. Ne
biribirimize iyiligi emrediyor ve ne de
biribirimizi kötülükten alakoyuyoruz. Allah
(C.C) bizi bu durumda oldugumuz gibi birakmaz.
Allah (C.C)'in bize ne azab indirecegini keske
bilseydim!»
Ebu Hazim der ki. «Azicik dünyalik insani bir
cok ahiret emelinden alakor.»
Hasan-ül Basri der ki, «Dünyaya önem vermeyiniz.
Allah'a yemin ederim ki, dünya yalniz ona önem
vermeyenlere yaramistir. Allah (C.C) bir kulun
iyilgini dilerse ona önce bir miktar dünyalik
verir, sonra bir müddet arkasini keser. Verilen
bitince yine verir. Kul dünyaliga önem vermez
olunca o zaman ona bol bol verir.»
Ariflerden biri Allah (C.C)'a söyle dua ederdi.
«Ey senin iznin olmadan yere düsmesin diye gögü
tutan Allah! Dünyayi tut ki, üzerime gelmesin.»
Muhammed Ibni Münkedir (R.A.) buyurdu ki, «Insan
hiç bozmadan bütün günler oruç tutsa, hiç
uyumadan geceleri ibadet ile geçirse, bütün
malini sadaka olarak dagitsa. Allah (C.C)
yolunda cihad etse ve Allah (C.C)'in
haramlarindan kaçinsa, fakat Kiyamet Günü Allah
(C.C)'in huzuruna getirilince onun için «Bu adam
Allah (C.C)'in hor gördügünü gözünde yüceltti ve
Allah (C.C)'in önem verdigini gözünde küçümsedi»
denirse durumu ne olur, biliyor musun? Hangimiz
öyle degiliz ki! Hepimiz isledigi kusur ve
günahlar ile birlikte dünyayi yüce görüyoruz.»
Ebu Hazim (R.A.) buyurdu ki: «Hem dünya ve hem
de ahiret kazanci çetinlesti. ahiret kazancinin
zorlugu sundandir. O konuda yardim edecek kimse
bulamiyorsun. Dünya kazancinin çetinlesmesine
gelince bu konuda nereye el atarsan senden daha
önce konmus bir egri adam görürsün.»
Ebu Hüreyre (R.A.) buyuruyor ki: «Dünya, gök ile
yer arasinda eski bir torba gibi asilidir. Allah
(C.C) onu yarattigi günden onu yok edecegi güne
kadar «Ya Rabb'i Ya Rabbi niye beni hor görüyor,
tarafima bakmiyorsun» diye devamli olarak Allah
(C.C)'a seslenir. Allah (C.C)da ona «sus, ey
hiçlik» diye cevap verir.»
Abdullah Ibni Mübarek (R.A.) buyurdu ki; «Bir
taraftan dünya sevgisi, öbür yandan islenen
günahlar kalbi kusatmislardir, iyilik ona
nereden sizabilsin ki!»
Vehb Ibni Münebbih (R.A.) der ki, «Dünyanin
herhangi bir seyine kalbi sevinen kimse
hikmetten sapmistir. Azgin arzularini ayak
altina alabilen kimse seytani gölgesinden
ayirmis oiur. Ameli, havai arzularina baskin
çikan kimse galiptir.
Bisr'e «Falan adam öldü» derler. O da: «dünyada
biriktirdi, ahirete göçtü, kendine yazik etti»
diye cevap verir. «O sunu sunu yapardi» deyip
adam hesabina bir kac kalem iyilik sayarlar.
Bisr der ki: «dünyalik biriktirme pesinde
kostuguna göre onlarin hiç bir faydasi yok.»
Ariflerden biri der ki: «Dünya bizden nefret
ettigi halde biz onu seviyoruz. Bir de bizi
sevseydi o zaman ne yapardik acaba?»
Ehli hikmetten bir zata, «dünya kimindir» diye
sorarlar. O da: «onun pesinden kosmayanlarindir»
der. «Peki Ahiret kimindir?» diye sorarlar, o da
«ona talip olanlarindir» diye cevap verir.
Yine ehli hikmetten bir zat der ki: «Dünya bir
yikinti yeridir. Onu onaranin kalbi daha köhne
bir harabedir. Cennet bakimli bir evdir. Onu
arayan kalb ise daha alimli bir ma'muredir.»
Cüneyd-ül Bagdadi (R.A.) buyurdu ki: «Imam-i
Safii (R.A.) dünyada hak dili ile konusan
müritlerden idi. Bir mü´min kardesine Allah
(C.C) hakkinda vaaz etti ve onu Allah (C.C)´la
korkutarak sunlari söyledi, «Ey kardesim! Dünya
kaygan bir bataklik ve bir zillet yurdudur.
Gösterisli yapilari yikilisa dogru gider. Onun
sakinleri mezarlik yolcularidir. Düzeni
daginikliga varir. Zenginligi fakirlige cikar.
Oradaki bolluk kitliktir, kitliginda ise bolluk
vardir. Allah (C.C)'dan kork. O'nun sana
ayirdigi rizka razi ol. Geçici yurdundan devamli
yurduna hazirliksiz göçme. Cünki senin hayatin
geçici bir gölge, yikilmaya yüz tutmus bir
duvardir. Amelini cok ve emelini az eyie.»
Ibrahim Ibni Edhem (R.A.) adamin birine: «Rüyada
bir dirhem parayi mi, yoksa uyanik iken eline
geçen bir dinar parayi mi tercih edersin» diye
sorar.
Adam «Tabii, uyanik iken elime geçen dinari
tercih ederim» diye cevap verir. Ibni Edhem
adama der ki: «Dogru söylemedin. Çünki dünyada
elde etmek istedigin her sey, rüyada elde etmek
istedigin sey gibidir. Buna karsilik tercihini
kazanmamis olan ahiret ameli, uyanikken ele
geçecek seyi istememen gibidir.»
Ismail Ibni Ayyas (R.A.) buyurdu ki; «Dostlarimiz
dünyaya disi domuz adini verirler de «bizden
irak ol ey disi domuz» derlerdi. Bundan daha
çirkin bir isim bulsalardi, dünyaya onu
takarlardi.»
Ka'b Ibni Ahbar (R.A.) der ki; «Dünyaya öyle
tutulacaksiniz ki, ona ve halkina köle
olacaksiniz.»
Yahya Ibni Muaz-ür Razi (R.A.) der ki: «Su üç
kimse akillidir:
«1 — Dünya ona yüz çevirmeden önce kendisi ona
yüz çeviren,
2 — Içine girmeden önce mezarini» hazirlayan,
3 — Huzuruna varmadan önce yaradanim
hosnutlugunu kazanan kimse.
"Dünya öyle ugrusuzdur ki, içine dalman surda
dursun, onun özlemi bile seni Allah (C.C)'a
ibadet etmekten alakoyar."
Bekir Ibni Abdulah (R.A.) der ki; «Dünyaya yine
dünya ile karsi koymak isteyenler, saman ile
atesi söndürmeye kalkisanlar gibidirler.»
Bindar (R.A.) der ki; «Dünya düskünlerini dünya
pesine düsmemekten bahsederken gördügüm zaman
bilesin ki; onlar seytanin maskaralari
arasindadir. Dünyaya yönelenleri ihtiras atesi
yakar, kule çevirir.
Ahirete yönelenleri Ahiret aski aritip
yararlanilabilir sikke haline getirir. Allah
(C.C)'a yönelenleri Tevhit atesi yakar, paha
biçilmez bir cevher haline getirir.»
Hz. Ali (K.V.) buyurur ki: «Dünya su alti seyden
ibarettir:
1 — Yiyecekler, 2 — Içecekler. 3 — Giyecekler, 4
— Binekler, 5 — Nikahliklar. 6 — Güzel kokular.
Yiyeceklerin en degerlisi baldir. Halbuki o bir
sinegin yiyecegidir. Içeceklerin en degerlisi
sudur, ama onda iyi kötü herkes müsavidir.
Giyeceklerin en degerlisi ipekdir oda bir böcek
dokumasidir. Bineklerin en degerlisi attir,
onunda sirtinda adam öldürülür. Nikahliliklarin
en degerlisi kadindir. Oda cis yeri içinde
cisyeridir. Kadin en güzel yerini ziynetler
halbuki onun en çirkin yeri arzu edilir. Güzel
kokularin en degerlisi Misk'dir. O ise kandir.»
|
|