Allah (C.C) beni ve seni dünya ve âhiretin
iyiligine kavustursun. Bilesin ki. büyüklük
taslamak ve kendini begenmislik faziletleri
siler ve alçaklik kazandirir. Nasihat dinlemeyi
ve terbiye edilmeyi engelleyen bir rezalet olmak
için sana kâfidir.
Bu yüzdendir ki, mütefekkirler «Ilim haya ile
büyüktük taslama arasinda barinamaz. Sel yüksek
binalara nasil düsmansa ilim de böbürlenenlere
öyle düsmandir» derler.
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
«— Kalbinde zerre kadar büyüklük duygusu bulunan
kimse, cennete giremez.»
Yine Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
«— Büyüktük taslama niyeti ile elbisesini yerde
sürükleyenin yüzüne Allah (C.C) bakmaz.»
Ehli hikmet derler ki. «Büyüklük duygusu ile
saltanat bir arada devam etmez.»
Ulu Allah (C.C.) kibirle kargasalik çikarmayi
yanyana zikrederek söyle buyurmustur:
«— Bu âhiret yurdudur. Biz onu yeryüzünde
büyüklük taslamak ve kargasalik çikarmak pesinde
kosmayanlara nasib ederiz.»
(Kasas Sûresi - 83)
Yine Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
«— Yeryüzünde bosu bosuna büyüklük taslayanlarin
dikkatlerini âyetlerimden alokoyacagim da onlar
bütün âyetlerimi görseler bile inanmayacaklar.»
(Araf Sûresi - 146)
Ehli hikmetten biri der ki. «Bana karsi büyüklük
taslayan herkesin durumunun tersine döndügü ve
ondakinin bana geçtigini yani benim ona karsi
büyüklenmeye basladigimi gördüm.»
Ibni Avane en çok büyüklük taslayan
kimselerdendi. Rivayete göre bir gün
hizmetçisinden su ister, hizmetçi «peki» der;
bunun üzerine Ibni Avane ancak «hayir»
diyebilecek durumda olanlar «peki» diyebilir,
hizmetçiye çikisir ve tokatlamalarini emrederek
dövdürür; Ibni Avane bir çiftçi çagirarak onunla
konusmus, sözü bitince su istemis, ve onunla
konustugu için igrenerek agzini çalkalamis.
Bu husûsda «falan kimse, kendini öyle yücelere
çikardi ki, düsse paramparça olur» derler.
Meshur dil âlimi Câhiz der ki; «Kureys
kabilesinden büyüklük taslamada meshur olanlar
Beni Mahzum ve Beni Umeyye oymaklari, Araplar
arasinda ise Beni Cafer Bin Küâb. Beni Zeraret
Ibni Adiy oymaklaridir. Pers hükümdarlari (Kisralar)
ise kendilerini ilâh, halki da köle olarak
görürlerdi.»
Kibirliligi ile meshur Beni Abduddar oymagindan
birine. «Halifeyi görmeye niçin gelmiyorsun»
diye sorarlar. «Köprünün, serefimi
çekemeyeceginden korkuyorum» diye böbürlenir.
Haccac Ibni Artat'a «Niçin cemaatle namaz
kilmaya geimiyorsun?» diye sorarlar. «Bakkal
takiminin beni sikistiracagindan çekiniyorum»
diye cevap verir.
Anlatildigina göre. Yemen ileri gelenlerinden
Vali Ibni Hicr Peygamber (S.A.V)'imize gelir,
Peygamber (S.A.V)'imiz de ona bir miktar mirî
arazisi tahsis eder. Muaviye'yi de «ayirdigim
araziyi kendisine göster ve üzerine yaz» diyerek
yanina katar.
Sicak bir günde yola çikarlar. Muaviye Valinin
devesini arkasindan yürüdügü için günesten
bunalir. «Beni devenin arkasina al» diye teklif
eder. Vali «Sen hükümdarin yanina bineceklerden
degilsin» diyerek onu reddeder. Bunun üzerine
Muaviye «Bari ayakkabilarini bana ver» der. Vâil
bu istege de, «Ey Ebû Sufyanoglu, senden
ayakkabilarimi esirgeyecek kadar cimri degilim,
fakat ayakkabilarimi giydiginin. Yemen
kabileleri arasinda yayilmasindan hoslanmam. Sen
devemin gölgesinden yürü, bu seref sana yeter»
diye cevap verir.
Söylendigine göre sözü edilen Vâil, Hz.
Muaviye'nin halifelik devrine yetisir, bir gün
halifeyi ziyaret etmeye varinca Hz. Muaviye onu
koltuk üzerine oturtarak kendisiyle konusur.
Mesrur Ibni Hind, adamin birine «Beni taniyor
musun?» diye sorar, adam «Hayir» diye cevap
verir. Adamin cevabi üzerine «Ben Mesrur Ibni
Hind'im» diye kendini tanitir, adam yine «Seni
tanimiyorum» deyince ona «Ay'i tanimayanlari
Allah (C.C) kahretsin» diye çikisir.
Sâir söyle der:
«Kendini begenmislik kuruntusuna tutulan aptala
deyiniz ki;
Kendini begenmisligin zararini bilsen ona
kalkismazdin.
Kendini begenmislik dini zedeler, akli
zayiflatir.
Serefi düsürür, hey kendine gel!»
Derler ki: «Ancak düskün ruhlular büyüklük
taslar ve alçak gönüllüler mutlaka yüce ruhlu,
kimselerdir.»
Peygamberimiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
"Üç sey mahvedicidir: Boyun egilen pintilik,
isteklerine uyulan nefis ve insanin kendini
begenmesi."
Abdullah Ibni Amr'in rivayet ettigine göre.
Peygamberimiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:
"Hz. Nuh (A.S) ölmek üzere iken iki oglunu
yanina çagirarak onlara su nasihatte bulunur,
«size iki seyi emreder ve iki seyden sakinmanizi
isterim. Allah (C.C)'a ortak kosmaktan ve
büyüklük taslamaktan uzak durunuz. Emrettigim
sey'ere gelince birincisi "Lâ ilâhe illallah'"i
dilinizden düsürmeyin. Cünki göklerde ve yerde
olen her sey terazinin bir kefesine; "Lâ ilâhe
illallah'" cümlesi de öbür kefesine konsa
ikincisi agir basar.
Gökler ile yeryüzü bir araya gelerek bir çember
teskil etse de bu çemberin üzerine "Lâ ilâhe
illallah'" cümleleri konsa, çember üzerine binen
agirligin altinda kirilir. Ikinci olarak da sik
sik «sübhanellâhi velhamdülillâhi» deyiniz.
Çünki bu cümle canli - cansiz her varligin
duasidir ve canlilarin rizki bu duâ
sayesindedir."
Hz. Isâ (A.S.) der ki. «Allah (C.C)'in Kitabi'ni
ögrenen ve zorba olarak ölmeyen kimseye ne
mutlu!»
Anlatildigina göre Abdullah Ibni Selâm (R.A.)
bir gün odun yüklü alarak çarsidan geçiyordu.
«Niye böyle yapiyorsun, senin buna ihtiyacin
yok.» diyenlere «nefsimden kibiri kovmak
istedim» diye cevap verir.
Kurtubî tefsirinde:
«Gizlenmesi gereken zinetleri bilinsin dîye
ayaklarini yere sert basmasinlar» (Nur Sûresi -
31) mealindeki âyet hakkinda denir ki; «kadinlar
bu hareketi böbürlenmek erkeklere gösteris olsun
diye yaparlarsa davranislari haramdir.»
Ayni sekilde erkeklerin de calim satmak gayesi
ile yere sert basmalari da haramdir, cünki
büyüklük taslamak büyük günahlardandir.»