|
ŞEYTANIN FUNDAYA HASEDİ |
|
Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın! Bütün melekler toptan secde ettiler. Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve hakikati inkar edenlerden oldu. (Allah): "Ey İblis!" dedi, "Kendi ellerimle yarattığım şu (varlığın önünde) secde etmekten seni alıkoyan nedir? (Başka bir yaratık önünde boyun eğmeyecek kadar) kibirli misin, yoksa [yalnız] kendisini üstün görenlerden misin? [İblis]: `Ben ondan daha üstünüm!" diye cevap verdi., "Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın" dedi. Allah: Çık oradan [cennetten]! Sen artık gözden düşmüş/kovulmuş birisin dedi. (Sad: 38; 71-77;) Şeytan Rabbinin Âdem’e secde etme emrine gururlanıp karşı çıktığında aslında her şeyini yitirmiştir. Bu noktada o her şeyden yoksundur. Varlıklar zenginliklerini Rablerinin emrine uymakla kazanırlar. Varoluşun bizzat kendisi Onun emriyle oluşan bir durumdur. Şeytan varoluşunun özündeki bu gerçekliğe karşı çıkmıştır ve bu karşı çıkışında ısrar etmiştir. Şeytanın varoluşu Rabbinin emri ile gerçekleşir. Şeytanın kendi adına bizatihi bir varoluşu yoktur. Kendi başına şeylerin varoluşu yoksa, hangi şeyin daha hayırlı, daha üstün olacağının ölçüsü de o şeyleri yaratan Yaratıcının olmalıdır. Şeytan bu halinin gerektirdiği Onun emrine (insanın daha üstün-hayırlı yaratıldığı hale) uyma gerekliliğine karşı çıkmış ve bu karşı çıkışında ısrar etmiştir. Bu ısrarı önemlidir. Bu ısrar onu Rabbinin rahmetinden mahrum etmiştir Nisa: 4; 118: Allah şeytanı rahmetinden mahrum etti. ... Rabbini yitiren şeytan o noktada herşeyini yitirmiştir. Şeytan yokluk içinde kıvranmaktadır. Şeytanın sahip olduğu hiçbir şeyi kalmamıştır. Bu yokluk onun içini kemirmektedir. İçinde hissettiği artık hiçbir şey yoktur. Şeytan için bu ciddi bir durumdur ve mutlak bir yoksulluktur. Şeytanın içi hasedle dolmaya başlar. Herşeyini yitirmenin hasedidir bu. İçi içini yemektedir. O varolan herşeye artık düşmandır. Varlığa düşmandır. Rabbinin rahmetinin tecelli ettiği her duruma düşmandır ve bu her duruma hased duymaktadır. Hased duygusuyla rahmetin tecelli ettiği her durumu yok etmek, ortadan kaldırmak, kirletmek, bozmak için yanıp tutuşmaktadır. İçin için yanmaktadır şeytan. Artık hayır, rahmet, güzellik, şefkat gibi durumları bozmak istemektedir. Bu onun bunlardan mahrum kalması ile ilgilidir. Bunlardan mahrum kalması ise Rabbine isyanındaki ısrarlı tavrıdır ve tevbeye yanaşmamasıdır. Şeytan bir yandan Rabbin rahmetinden mahrum bırakacak ısrarcılığını sürdürürken Cennette iki insan tam aksi bir yaşama buyur edilmiştir. Adem (as) ve Havva (as) Cennette sonsuz rahmetin sonsuz çeşidine mazhardır. Yokluktan kurtulup varedilmenin getirdiği heyecan kalplerini doldurmuştur. Bu heyecana Mutlak bir Rabbi tanıma fırsatı eklenince Âdem (as) ve Havva (as) için varoluş sonsuz bir mutluluk kaynağı olmuştur. Rablerini bulmuşlar ve herşeye kavuşmuşlardır. Bu durum şeytan için kabul edilemez bir durumdur. Âdem (as) ve Havva (as) nın rahmetle sarmalanmış hayatları onun için bir işkence kaynağıdır. Bir yandan da sanki onlar kim oluyorlardır ki. Kendisinin ateşten Âdemin topraktan yaratılmasını kendisinin üstün olduğunun gerekçesi sayan şeytan kendinden aşağı saydığı bir varlığın cennette Rahmet Sahibinin zenginliğinde yaşamasını çekemez. Şeytanın hased acısı daha da artar. Sonsuz rahmete mazhar olan Âdem (as) ve Havva (as) bir de buna ebediyyen sahip olacaktırlar. Kendisi için ise cehennemde sonsuz mahrumiyet vardır. Bu durum şeytan için temel bir acı kaynağıdır. Bu durum şeytan için ciddi bir hasedin de kaynağıdır. Hased şeytanın içini yakmaktadır. Âdem (as) ile Havva (as) nın Cennette sonsuza dek kalmasını çekemez şeytan. Bunu kendine yediremez. Kendisinin elinde olmayan, kendisine verilmeyen bir nimeti, bir varoluş biçimini insanın da elinden çekip almak, yok etmek, bozmak ister. Nisa: 4; 118... O [şeytan] "Senin kullarından kendi istediğimi mutlaka alacağım" dedi İçindeki hasedin yok edici, bozucu etkisini ilkin Âdem (as) ve Havva (as) üzerinde dener. Âdem (as) ve Havva (as) Cennette her şeye sahiptir. Her şeyden yararlanabilirler. Yalnızca bir ağacın (sonsuzluk ağacı) meyvesinden yemelerini yasaklamıştır Rableri. İşte şeytan tam bunu kullanır. İçi içini yemektedir. İçi büyük bir arzuyla onları sonsuz rahmetten mahrum bırakmak isteğiyle doludur. Bütün dikkatlerini tek mahrum bırakıldıkları ağaca yöneltir. Sanki o ağaçsız Cennet Cennet değildir. Sanki o ağacın meyvesinden tadamıyorlarsa Cennet eksiktir. Ağaçtan yediklerinde sonsuz olarak birer melek olarak cennette kalacaklarını söyler. A’raf: 7; 20:...Şeytan : "Rabbinizin sizi bu ağaçtan uzak tutması, yalnızca siz ikiniz melekler (gibi) olmayasınız ya da sonsuza kadar yaşamayasınız diyedir" dedi. Sonsuz rahmetten tek bir ağacı eksiltin. Geriye yine sonsuz rahmet kalır. Şeytan ise bunun tersini gösterir onlara. Tek bir ağaçtan mahrumiyeti sonsuz mahrumiyetmiş gibi gösterir. Hırsa kapılan Âdem (as) ve Havva (as) ağacın meyvesinden yerler. Şeytan bundan memnundur. Hasedden çatlayan şeytan amacına ulaşmıştır. Âdem (as) ve Havva (as) Cennetten çıkarılır. Âdem (as) ve Havva (as) şeytanın kendisi gibi rahmetten mahrumdur. Şeytan gülümser. Şeytan ilk tecrübesinde başarılıdır. Hased duyduğu iki insanın hayatlarıyla oynamıştır. Artık kendine bir yol edinmiştir. Âdem (as) ve Havva (as) da belirginleşen şeytanın hased hissi tüm insanlara yönelik bir eyleme bürünür. O hiç bir insanın rahmete, şefkate, hayra, güzelliğe, iyiliğe mazhar olmasını istemez. Şeytan hiç bir insanın Yaratıcısı ile ilişkisinin iyi olmasını istemez. Çünkü kendisi bilerek ve kasten, gururundan Yaratıcı ile ilişkisini koparmıştır. Bunda da inat etmiş, geri dönmemiştir. İçindeki hased benim Yaratıcı ile ilişkim bozuksa başkalarının Yaratıcı ile ilişkileri de kötü olmalıdır dedirtir ona. Adeta her insanı Yaratıcıdan kıskanır. Yaratıcı tarafından insanların sevilmesini, nimetlere sahip kılınmasını istemez. Sonsuzluktan mahrum şeytan sonsuzluğa çağrılan insana sonsuzluğun verilmesine bozulur, hased duyar ve bunun gerçekleşmemesi için çaba harcar. İnsanların Yaratıcıyı sevmelerini istemez. Yaratıcının insana sunduklarına, insanların şükran duymasına, teşekkür etmesine hased duyar. O artık bütün iyi şeylerin düşmanıdır. İçindeki hased bütün iyi şeyleri yıkmak, bozmak ister. Bütün iyi şeyler de insanın Yaratıcısı ile bağlantısından ve ilişkisinden doğar. O da kendine insanların Yaratıcı ile bağlarını kopartmayı kendine iş edinir. İnsanlık tarihindeki şeytanın hasedden kıvranır bu tutumu Funda’da da kendini gösterir. Fundanın Dr.Maviye sık sık dile getirdiği bir gerçeklik vardır. Funda hayatında her şeyin yolunda gittiğini düşünür. Şükretmek için çok neden vardır. Kalbi ve dili tam şükretmeye varacakken şeytan hasedinden içi yanar. Şükür insanın varoluş gerekçesidir ve Rabbinin ona sunduklarından memnuniyettir. Şeytan insanın memnuniyet duymasını istemez. İnsanın memnuniyet duymasından rahatsız olur. Memnuniyet içsel bir huzuru doğuracaktır. Bu ise şeytanın asla sahip olmadığı ciddi bir zenginliktir. Funda her haline tam şükredecekken onun elinden şükrünü almak ister. "Ama" dedirtir. Hayatında her şey yolunda görünüyor ama bak evli değilsin. Evlilikten mahrumiyeti Fundanın hayatının merkezi haline getirmek ister. O yoksa hayatından memnun olmasını gerektirecek bir durum yoktur. İşte bu yüzden şeytan Funda ile bu noktada çok uğraşır. Zihnini hayattaki çok önemsediği evlilik mahrumiyetine odaklaştırır. Ve sonra Funda’ya yoğun hased besleyen şeytan Funda’nın da hased duymasını arzular. Şeytan Funda’ya hased duyar. Funda da şeytandan etkilenir ve başkalarına hased duyar. Kendini yıkmak üzere kurgulayan şeytan Funda’nın kalbinin huzurunu yıkmak için kalbine sık sık hased duyguları üfler. Funda kendisinin sahip olmadığına-olmadıklarına başka insanların sahip olmasından büyük rahatsızlık duyar. Bu duygu ona hayatta verilen nimetleri, ona yapılan ikramları görmezlikten gelmesine yol açar. Yaratıcısından bağını koparmasına, hatta Ona bir nevi evliliği kısmet etmedi diye bir çeşit isyan yaşamasına da yol açar. Evli değildir ama her an sonsuz rahmet tarafından sarmalanmaktadır Funda. Aynen Âdem (as) ve Havva (as) gibi; tek bir ağaçtan yoksun bırakılmışlardır-onların iyiliği için. Bu doğrudur. Ama sonsuz rahmetten mahrum değildirler. Şeytan tek bir ağacı sonsuz rahmetle denk tutulmasını ister. Funda’nın Ay’la tanışması aklını başına getirir. Ay Yaratıcı’sının Funda’ya bir armağanıdır. Yaşadığı evren birden genişler. Zihninin içine gömülmüş olan Funda kendinin dışına çıkar. Kendi yaşamına bir de Ay’dan bakmaya çalışır. Gökte ay vardır. Gökteki ay Rabbinin bir nimetidir. Gökteki ayın tebessüm edişi Rahmetin tebessüm edişidir. Sonsuz Rahmet her varlığa nüfuz etmektedir. Ay’dan her insan aynı anda yararlanabilir. Her insan Ay benimdir diye söyleyebilir. Bu Fundaya bir şeye sahip olma duygusu yaşaması için ona illa da yalnızca kendisinin sahip olması gerekli olduğu düşüncesinden uzaklaştırır. Funda’nın hased duygusu ilk burada zayıflamaya başlar. Şeytan hased duygusu içinde yanmaktadır. Şeytan kendi cehennemine bir odun daha atmıştır. Çünkü Funda gökteki ayın Rabbini tekrar hatırlamıştır. İnsanın Rabbini her buluşu şeytanın hased ateşini daha da ateşlendirir. Şeytan en çok insanlar Rablerine yakınlaştıklarında öfkelenir. Funda kendi şeytanını daha da öfkelendirir. Gördüğü rüyadan sonra yaşamın geçiciliğini iyiden iyiye farkeden Funda; kendi elinde olmayıp başkalarının elinde olan nimetlerin de geçiciliğini farkeder. Hiç bir şey hiç bir insanın elinde bu dünya da sonsuza dek durmaz. Bu nesnelere, durumlara sonsuz ilginin önünü keser. Nesnelere, durumlara, yaşantılara sonsuz ilginin kesilmesi hasedin önünü iyice keser. Fundanın anneannesi haklıdır. Hased insanın sahip olmadığı bir şeyden dolayı buna sahip olan kişiye karşı hissettiği bir duyguysa; insanın hased etmesine gerek yoktur. Çünkü her insan isterse her an herşeye sahip olduğunu anlayabilir. İnsanın Rabbi varsa her şeyi vardır.
|
| Anasayfaya dön | Konulara dön |
| Sadakat.Net©İslami web hizmetleri | |