MEVZUU : Uruc, (yükselme) nüzul (iniş) ve diğer
hallerin beyanı..
***
NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu büyük şeyhi
Muhammedi Bakibillah'a yazmıştır.
***
Taleb babında en az duranlardan birinin
arzuhalidir.
İltifat dolu mektubunuzu, Mevlâna Alâaddin
ulaştırdı. Zikredilen mukaddimelerden her
birinin keşfi zımnında; vaktin müsaadesi
nisbetinde karalama yaptım.
Bu yazılan bilgileri tamamlayacak, daha mükemmel
bir şekle getirecek manalar da akla. geldi.
Fakat, bu mektubu getirenin hemen yola çıkması;
onu yazma iırsatı vermedi. İnşaallah, tez
zamanda, onu da emrinize sunacağım.
Şu anda, başka bir risale yolluyorum; bunu
temize çekmişim.
Bu risalede, arkadaşlardan bazılarının arzusunu
yerine getirdim.
Onlar, benden istemişlerdi ki: Bu tarikatta
kendilerin: faydalı olacak nasihatları kendileri
için yazayım; onun manaları ile amel edeler.
Gerçek şu ki: Görülmemiş güzel bîr risale oldu;
bereketi de çok..
Onu yazdıktan sonra malum oldu ki: Resulüllah
S.A. efendimiz mana âleminde; ümmetinin, toplu
halde çokça meşayihi ile hazır olmuştu. Elinde
de bu mübarek risale vardı. Kemal derecesinin
keremi icabı onu öpüyor ve mesayihe göstererek
şöyle buyuruyordu:
— Lâyık olan odur ki, bunda bulunan itikad
işleri tahsil yollu biline..
Bu ilimlerle saadet bulan cemaat ise., nurlu,
mümtaz, aziz varlıklar olarak, Resulüllah S.A.
efendimizin karşısında duruyorlardı.
Hâsılı: Resulüllah S.A. efendimiz, bu rüyanın
yayılması ve açıktan anlatılması için, o
mecliste bu Fakir'e emir verdi. Bir mısra:
Keremli zatlarla olan işte neden güçlük olsun.,
***
Huzurunuzdan ayrıldıktan sonra; içimde, irşad
makamı için pek bağlılık kalmadı. Sebeb: Daha
yükseğe meyil arzusunun varlığı..
İstiyorum ki: Zaviyede bir müddet oturup
kalayım. İnsanlar, arslan ve kaplan misali
görünmekteler..
Uzlet ve inziva azmi, samimi geliyor; ancak,
istihare bu matluba muvafık düşmüyor.
***
Yakınlık derecelerinin sonsuzluğunun da
sonsuzluğuna yükselmek; ne kadar bunun sonu yok
ise de, müyesser oldu. Fakat, o kadar da kolay
olmadı; çünkü haller daima değişmektedir.
— «Zira o, her anda bir başka şandadır.» (55/29)
Mealine gelen âyet-i kerime, bu manada açıktır.
Hülâsa: Allah-ü Taâlâ'nın dilediği nisbette
beni, cümle meşayihin makamlarından geçirdiler.
Bu manada bir şiir şöyledir:
Aldı gülü kerem ehli zatların elleri;
Uzattılar Yüce Zat'a tuttular ileri.
Bu işte, meşayih ruhaniyetinin tavassutunu
saymaya kalksam; iş uzar ve bıktırır.
Hâsılı: Cümleten, asıl olan makamlardan
geçirildim; tıpkı gölge makamlarını geçişim
gibi.. Evvelden de evvel, illetsiz, sonu olmayan
bu inayetleri nasıl anlatayım?. Yazılması mümkün
olmayan, velayet ve kemalât çeşitleri bana
sunuldu.
***
Zilhicce ayında, nüzul (iniş) derecelerinden
kalb makamına indim. İşbu makam: Tekmil ve irşad
makamıdır. Lâkin, bu makamın tamama ermesi,
tekmili için bazı şeyler mutlaka lâzım. Bunları
bulmak da nasıl müyesser olur ki?. Bu iş kolay
değildir..
Murad olma durumunun varlığı ile, menziller kat
edilir. Müridlere Nuh Nebi ömrü verilmiş olsa
dahi, kolayım bilemezler. Gerçek o ki, bu husus:
Murad olanlara mahsustur; müridlere burada yer
yok..
Efrad zatların son yükseldiği makam ise., asıl
olan makamın ilkidir; hepsi bu kadar.. Efrad
zatların bundan öteye geçmeleri yoktur.
— «Bu Allah'ın fazlıdır; onu dilediğine verir.
Ve Allah büyük fazlın sahibidir.» (62/4)
Mealinde gelen âyet-i kerime bu manaya açıktır.
İşte., tekmil ve irşad mertebelerinde durmanın
iç yüzü budur..
Bu arada nurun görünmez yokluğu, ancak şu sebebe
dayanır: Gayb zulmeti nurunun zuhuru.. Bundan
başka bir şeye yorulmaz.
İnsanlar, anlatılanın dışında bazı şeyleri
hayalhanelerinde yoğururlar ki, onlara itibar
etmek doğru değildir.
Bu manada bir şiir:
Ahmaklar ne anlar büyüklerin hallerinden;
Kısa sözle selâmla, sessiz geç önlerinden.
Anlatıldığı gibi olan zanların, zarar ihtimali
çok fazladır. Bu GÖNLÜ KIRIK (İMAM-1 RABBANÎ Hz.
kendisini kasd ediyor.) olanın, hallerine karşı;
onların hayalât nazarlarını kapama emri
yerindedir. Zira o gibi nazarların da,
kendilerine göre bakacak yerleri vardır.
Şu dahi bu manada bir başka şiir:
Eriteni ayıplamayın varlığını;
Hak'ta, sakının çekmeyin dargınlığını.
Yüce Sultan Hakkın gayreti üzerine düşünmek
lâzımdır. Yüce Hakkın dilediği bir işin
noksanlığına kail olup kelâm etmek cidden uygun
değildir. Aslında böyle bir şey, o Yüce Zat'la
çekişmeye girmektir..
***
Az önce anlatılan kalb makamına nüzul; hakikatta
fark (aralıklı) makamına nüzuldür ki, irşad
makamıdır.
Bu yerde görülen fark, nefsin ruhtan, ruhun dahi
nefisten ayırd edilmesinden ibarettir. Ama,
nefsin ruh nuruna girişinden sonra.. Fakat,
özünde birlik olan bir mana için.
Anlatılan giriş olmadan evvel; cem ve farktan
anlaşılan mana bir sekir halinden ileri gelir.
Yüce Hakkı, halktan ayrı ve açılmış görmeyi
sanırlar ki fark makamıdır; bu bir hakikat
değildir. Hattâ, anlatılan ruhu da Hak sanırlar.
Ayrıca, ruhun nefisten ayırd edilişini, farklı
durumunu da. Hakkın müfarakatı sanırlar.
Halbuki, Yüce Hakkın imtiyazlı durumu, halkın
çok çok ötesinde yüce ve mukaddes bir mana
taşır.
Üstte anlatılan kıyas, ekseriyetle sekir
erbabının bilgileridir; işin gerçek yüzü
onlardan kaybolmuştur.
işin aslı, Sübhan Allah'ın katındadır.
**
Cezbe ve sülük erbabının ilimlerini ve bu iki
makamın her birini, tafsilatı ile bir başka
risalede yazdım. Mübarek nazarınız ona değerse
şeref başedecektir inşaallah.