Bu mektûb, Muhammed Çetrîye yazılmışdır. Sünnete
uymak lâzım olduğunu bildirmekde ve tesavvufu
medh etmekdedir:
İhsân etmiş olduğunuz, latîf mektûbunuzu
okumakla şereflendik. Büyüklerimize olan
îmânınızı ve sevginizi yazıyorsunuz. Bunu
okuyunca, cenâb-ı Hakka hamd eyledim. Allahü
teâlâ, bu yolun [ya’nî tarîkatin] büyüklerinin
bereketi, fâidesi ile, size sonsuz yükselmeler
nasîb eylesin! Bunların yolu, herşeyden
kıymetlidir. Sünnet-i seniyyeye uymakdır “alâ
sâhibihessalâtü vesselâm”. Bu fakîre, bu yol
sâyesinde, çok zemândan beri ilmleri,
ma’rifetleri, hâlleri, makâmları, nisan yağmuru
gibi yağdırdılar. Allahü teâlânın ihsânı ile
yapacaklarını, tam yapdılar. Şimdi, bütün arzûm,
Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem”
unutulmuş sünnetlerinden birini meydâna
çıkarmakdır. Tesavvufun hâlleri ve mevâcîdi
[kendinden geçmek], heyecân ve zevk,
istiyenlerin olsun! Yapılacak, en mühim iş,
bâtını [kalbi, rûhu] büyüklerin sevgisi ile
yaşatıp, zâhiri [hisleri, hareketleri]
sünnetlere uymakla süslemekdir. Fârisî mısra’
tercemesi:
İş budur, bundan başkası hiçdir!
Beş vakt nemâzı, vaktleri girer girmez
kılmalıdır. Yalnız yatsı nemâzını kış aylarında,
gecenin, ilk üçde birine kadar gecikdirmek
müstehabdır. Bu işde, bu fakîrin irâdesi elinde
değildir. Nemâzları, vakt girince kıl kadar
gecikdirmek istemiyorum. İnsanlık îcâbı, âciz
kalındığı zemânlar, tabî’î müstesnâdır.