YazdIğI mektûbla Nİl nehrİnİn akmasI

Yirmiyedinci Menâkıb: (Şevâhid-ün nübüvve)de beyân olunmuşdur. Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” zemân-ı şerîflerinde, Amr ibni Âs “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerini, Mısr üzerine gönderdi. Mısrı feth etdi. Amr ibni Âsı Mısra hâkim (vâlî) ta’yîn eyledi. Bir kaç aydan sonra, Mısr ehâlisi Amr ibni Âs hazretlerinin huzûruna vardılar. Dediler, bu Nil ırmağının bir âdeti vardır ki, onsuz taşmaz ve suyu kesilir. Amr ibni Âs dedi ki, o âdet nedir. Dediler ki, âdeti odur ki, üzerimizde olan aydan on iki gün geçince, bir kız çocuğu buluruz. Anasını ve babasını mâl ile râzı ederiz. O kızı nefîs elbiseler ile süsleyip, Nil ırmağına bırakırız. Amr ibni Âs “radıyallahü teâlâ anh” bunu işitip, bu bir yaramaz işdir. İslâmda böyle bir iş olmaması lâzımdır. Muhakkak islâm, bütün kötü âdetleri ortadan kaldırmışdır. O târîhden üç ay geçdi. Nil nehrinin suyu artmadı. Ehâlîsi başka yerlere göç etmeğe başladılar. Hazret-i Amr, bu hâli gördü. Emîr-ül-mü’minîn Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerine mektûb yazıp, bildirdi. Hazret-i Ömer mektûbu okudu. Cevâbında yazdı ki, iyi etmişsin. Savâb olmuşdur. Mektûbumun içine bir parça kâğıd koydum. Onu Nil ırmağına bırak. Mektûb Amr’a geldi. O kâğıdda şu satırlar yazılı idi. (Ömer-ibnül Hattâbdan Mısrın Nil nehrine. Önceden akıyor idin. Şimdi akmıyorsun. Vâhid ve Kahhâr olan Allahü teâlâ seni akıtır. Senin akman için Vâhid ve Kahhâr olan Allahü teâlâya düâ ediyorum.) Amr bin Âs o kâğıd parçasını, Nil nehrine bırakdı. Ertesi gün, Nil nehri onaltı arşın yukarı kalkıp, su seviyesi yükseldi. O vaktden sonra, o yaramaz âdetden Mısr ehâlisi kurtuldular. İmâm-ı Müstagfirî “rahimehullahü teâlâ” haber verdi ki, hazret-i Mûsâ “salevâtullahi alâ nebiyyinâ ve aleyh” Âl-i Fir’avnın üzerine beddüâ eyledi. Hak Sübhânehü ve teâlâ Nil ırmağının suyunu kesdi. Halk etrâfa dağılmağa başladılar. Sonra toplanıp, hazret-i Mûsâ aleyhisselâma gelip, tedarrû’ kıldılar. Bizim için düâ eyle, ki Nil geri revân olsun [geri aksın]. Hazret-i Mûsâ aleyhissalâtü vesselâm belki îmâna gelirler diye düâ eyledi. Sabâh oldu. Gördüler ki Nil onaltı zrâ’ yukarı kalkıp, akar. Hak Sübhânehü ve teâlâ o ihsânı, ümmet-i Muhammedden Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerine kerâmet olarak verdi. Var kıyâs eyle ki, ne mertebe sultân imiş.

geri     menakib   ileri

Anasayfaya dön Konulara dön
Sadakat.Net©İslami web hizmetleri