Dinimiz ve kölelik

 

Kur'an meali okuyorum. Köle ve cariye geçiyor. Cariye nedir, niye insanlar köle yapılıyordu?

CEVAP

Mealden tefsirden din öğrenmeye kalkmak yanlış olur.

Cariye, kadın köle demektir. Köle de cariye de alınıp satılırdı. Mal gibi idi. Mesela ilk müezzin Bilal-i Habeşi hazretleri de bir köle idi. Köle azat edilince hür insan statüsüne tâbi oluyordu.

 

Köle kadınların hukuki durumu hür kadınlardan farklı idi. Hür kadının her yeri kapalı olurdu. Cariyenin ise kol ve başları, dizden altı açık dursa günah olmazdı. Şarkı söylemeleri de caiz idi.

 

Durumu iyi bilmeyen veya art niyetli bazı kimseler, bak Müslümanlıkta kadınlara şarkı söyletmek caiz idi diyerek müziğe helal diyorlar. Hür kadınlara değil cariyelere şarkı söylemek caiz idi. Açık saçık giyinmek de onlara serbest idi. Hür kadın ile cariye karıştırılmamalıdır.

 

Kölelik sistemini sanki İslamiyet kurmuş gibi, bazıları dinimizi kötülüyorlar. İslamiyet, Yunan ve Roma’da görülen köleliğin kaldırılması için bir çok tedbir bildirmektedir. Hem de kölelere iyi muamele edilmesini emretmektedir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Kölelere iyilik edin.) [Nisa 36]

(Yanlışlıkla bir adam öldürenin, bir köle azat etmesi gerekir.) [Nisa 92]

(Yemin kefareti, on fakiri yedirmek, giydirmek veya bir köle azat etmektir.) [Maide 89]

(Bir mal karşılığı kölelikten kurtulmak isteyenlere yardım edin.) [Nur 33]

(Savaşta alınan esirlere iyilik edin veya fidye alarak bırakın.) [Muhammed 4]

 

Celaleyn tefsirinde, (İyilik edin demek, esirleri karşılıksız olarak serbest bırakın demektir. Fidyeden maksat da, mal ile veya esirleri mübadele etmek suretiyle serbest bırakın demektir) buyuruluyor. Savaşta alınan esirler, fidye ile de serbest bırakılmazsa, canımızı ve malımızı almaya gelen bu düşmanlara, (isterseniz köle olarak kalabilirsiniz) deniyor. Kabul edenler de köle oluyor. Böyle bir düşmanı öldürmeyip, kendi rızası ile köle olarak kullanmak normal değil midir? Şimdi savaşlar gibi köleliğin şekli de değişti. Ülkeleri işgal edilen, kültürleri erozyona uğratılan, yer üstü ve yer altı kaynakları sömürülen milletler yok mu? Bugün dünyada ekmek parası için kölelik yapanlar az mı?

 

İslamiyet, normal insanı köle etmiyor. Vatana, cana, mala ve namusa kasteden düşmanı, esir alınca, o da razı olursa köle kabul ediyordu. Bununla beraber, dinimiz, köleyi azat etmek için çeşitli yollar koymuş ve köle azat etmeyi ibadet olarak bildirmiştir. Mesela Ramazan orucunu veya yeminini bozanın; bunun kefareti olarak, varsa bir köle azat etmesi gerekir. Böyle sebeplerle köle azat edilince, kölelik kendiliğinden kalkmış olur. Dinimizin köleye verdiği hakkı, gayri müslimler kendi halkına tanıyor mu?

 

Zenci cariye olan Ümmi Eymen’in oğlu Üsame bin Zeyd, 18 yaşında iken, bir birliğin komutanı idi.

Babası Zeyd bin Harise de, köle idi. Rum ordusu ile savaşırken İslam ordusunun komutanı idi.

 

Peygamber efendimiz, Zeyd bin Harise’yi azat etti. Ana babası bunu almaya geldiler. Onlarla gitmeye razı olmadı. Ben yine Resulullaha hizmet edeceğim dedi.

 

Dinimizde kölenin hakkı çok mühimdir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Azat edilen kölenin her uzvu için, azat edenin o uzvu Cehennemden azat olur.) [Buhari]

(Kölelere yediğinizden yedirin, güç iş vermeyin ve onları hiç üzmeyin.) [Ebu Davud]

(Kölesine kötü davranan Cennete giremez.) [Tirmizi]

 

(Cennete ilk girecek olanlar; şehitler, efendisine hizmet ve Rabbine ibadet eden köleler ile kalabalık aileye malik olan iffet sahibi fakirlerdir.) [Tirmizi]

(Köle günde 70 hata işlese de affedin!) [Ebu Davud]

 

Bir kimse, suçundan dolayı kölesini döver. Kölesi, Allah aşkına beni bırak demesine rağmen dövmeye devam eder. Peygamber efendimiz, bunu duyunca (Allah aşkına beni bırak dediği halde onu niçin bırakmadın?) buyurur. O kişi, Ya Resulallah, suçumun cezası olarak bu köleyi azat ettim der. (Eğer azat etmeseydin, Cehennem ateşi yüzünü yakıp karartırdı) buyurdu. (İbni Mübarek)

 

Bütün bu misaller; dinimizdeki köleliğin, eski Mısır, Yunan ve Roma’daki gibi bir esaret olmadığını açıkça göstermektedir.