"Evet, ben de şaka yaparım, fakat şaka
yaparken bile sadece hakikatı söylerim."
Peygamberimiz (a.s.m)
Peygamberlerden sahabilere, velilerden âlimlere,
padişahlardan paşalara hakikat incileri.
Gülümsemek...
Gülümsemek...
Herkes espri yapar: İyi ya da kötü, doğru veya
yalandan oluşan...
Peki meşhur insanlar espri yaparlar mıydı? Onların
esprileri sadece güldürmek için miydi?
Bu sayfada Peygamberlerin, velilerin, padişahların,
sadrazamların, kısaca yabancısı olmadığınız hatta
birçok hususta kendinize örnek aldığınız insanların
esprilerini bulacaksınız.
Güleceğiniz, ama sadece gülüp geçemeyeceğiniz
esprilere hoşgeldiniz. Eser:
Abdullah ARIDORU
1. HATALARIMI
HATIRLAYINCA
Hz. İbrahim (a.s) cehennemi her hatırlayışında ağlardı.
Hatta, bu esnada kalbinin atışı bile duyulurdu.
Bir gün Cebrail (a.s.) gelip ona:
"Ya İbrahim! Sen hiç dostun azap verdiğini gördün
mü? Sen Allah'ın dostusun. O halde Allah'ın azabı
olan cehennemden korkup ağlaman niyedir?"
diye sordu.
Bunun üzerine Hz. İbrahim (a.s.) cevaben şöyle
buyurdular:
"Ya Cebrail, hatalarımı hatırlayınca, dostluğumu
unutuveriyorum."
***
2. ŞİMDİ
CANIMI AL
Hz. İbrahim (a.s.) ruhunu almaya gelen ölüm meleğine:
"Hiç dostun dostunu öldürdüğünü gördün mü?" diye
sorması üzerine Allah'ü Teala da İbrahim (a.s.)!a:
"Hiç dostun dostuna kavuşmayı kötü gördüğünü
mü duydun mu?" diye vahyetti.
Bunun üzerine Hz. İbrahim (a.s.) ölüm meleğine
şöyle dedi: "Şimdi canımı al."
***
3. AÇLARIN
HALİNİ NASIL ANLAYABİLİRİM?
Hz. Aişe (r.a.) rivayet etmektedir: Mısır'da
kıtlık olduğu yıllarda Hz. Yusuf (a.s.) üç günde bir yemek
yerdi. ona (a.s.): "Bütün zahire ambarları senin
elinin altında olmasına rağmen neden üç günde bir
yemek yiyorsun?" diye sordular.
Hz. Yusuf (a.s.) kendisine sorulan bu soruya
şu soruyla karşılık verdi:
"Benim karnım tok olsa, etraftan zahire almaya
gelen açların halini nasıl anlayabilirim?"
***
4. ACI
SÖZ YEDİRMEYİN DE
Lokman Hekim'e: "Hastamıza ne yedirmemizi tavsiye
edersiniz?" diye sorduklarında,
ondan şu cevabı almışlar: "Aman, acı söz yedirmeyin
de, ne yese olur."
***
5. ACABA
SANDIKTA NE VAR?
Lokman Hekim, ailesine bir sandık bırakarak şöyle
demiş:
"Ben öldükten sonra bu sandığı açmadan satışa
sunun, oradan alacağınız paralar sizindir."
Lokman Hekim vefat edince ailesi onun bu isteği
üzerine sandığı satmış. Sandığı alan şahıs ise
heyecanla "acaba sandıkta ne var" düşüncesiyle
sandığı açınca, üzerinde şöyle yazan bir kemikle
karşılaşmış: "Ayağını sıcak tut, başını
serin; Kendine bir iş bul, düşünme derin..."
***
6. BİLGELİĞİ
KİMDEN ÖĞRENDİN?
Lokman Hekim'e: "Bilgeliği kimden öğrendin?" diye
sorduklarında ondan şu cevabı almışlar:
"Körlerden öğrendim. Çünkü onlar elindeki değnekle
tam araştırmadan adım atmazlar.
Bacakları yerin sağlam olduğundan emin olduktan
sonra adım atarlar...
Bundan dolayı ben de bir şey yapacağım zaman
düşünür, faydalı ise konuşur, yararlı ise yaparım...
Faydasız ise bırakmayı ve susmayı tercih ederim."
***
7. AŞIKLARIN
SÖZÜ
Hüdhüd kuşu dişisini yanına çağırdığında dişisi nazlanıp
onun davetini kabul etmez.
Bunun üzerine Hüdhüd kuşu: "Ben senin için
dünyayı Hz. Süleyman'ın (a.s.) tahtı da dahil alt üst
edebilecekken niçin beni reddediyorsun?" der.
Süleyman (a.s.) Hüdhüd'ün bu sözünü duyunca
onu yanına çağırıp: "Sen kimsin ki böyle
yapacaksın? Ne cesaretle böyle konuştun?" diye sorar.
Hüdhüd, Hz. Süleyman'a (a.s.) şu cevabı verir:
"Ey Allah'ın Peygamberi! Aşıkların sözü ciddiye
alınmaz ki."
***
8. TUTUN,
İŞTE HIRSIZ BUDUR
Adamın biri Hz. Süleyman'a (a.s.) gelerek, kazlarının
çalındığını ve bunu komşularının yaptığını
iddia etmiş. Hz. Süleyman (a.s.) hemen halkı
mescide toplamış ve:
"İçinizde biri hem komşusunun kazlarını çalıyor,
hem de çaldığı kazların tüyleri kafasında olduğu
halde utanmadan mescide geliyor," demiş.
Hırsız bu sözleri duyar duymaz eliyle başını
sıvazlamaya başlamış. Onun bu halini gören
Hz. Süleyman (a.s.) şöyle buyurmuş: "Tutun,
işte hırsız budur."
***
9. NASIL
DUA EDERİM?
Bilindiği gibi Hz. Eyyüb (a.s.) sabır ve metaneti
ile dillere destan olmuştu. Bir rivayete göre o meşhur
hastalığını on sekiz sene çekmişti. Hiçbir zaman
isyan etmeyen Hz. Eyyüb'e (a.s.) hanımı bir gün şöyle
sordu:
"Bu hastalığın bitmesi, çektiğin dertlerin gitmesi
için Cenab-ı Hakka dua etsen olmaz mı?"
Hz. Eyyüb (a.s.), hanımına şu cevabı verir:
"Benim bolluk ve refah içinde yaşadığım müddet
80 yıldır. Çekmiş olduğum darlık ve sıkıntılı zaman
ise daha bu süreye ulaşmamıştır. Bu durumda ben
Allah'tan utanırım. Ona (c.c.) bu halin üzerimden
gitmesi için nasıl dua ederim ki..."
***
10. BU
ÇENGELLER NEDİR?
Rivayete göre, İblis'in elinde farklı çengeller olduğu
halde, Zekeriyya'ya göründü.
İblis'i o halde gören Hz. Zekeriyya (a.s.) ona
şöyle sordu:
"Bu çengeller nedir?" İblis'in cevabı şu oldu:
"Ben Ademoğlu'nu bunlarla yakalar ve bunlarla
aldatırım."
Hz. Zekeriyya (a.s.): "Bana da bir çengel
vurabilir misin?" diye sorunca, İblis:
"Evet, karnını iyice doldurduğun zaman, namaz
ile zikirden sana ağırlık veririz."
Hz. Zekeriyya (a.s.) bu cevabı alır almaz şöyle
buyurdular:
"O halde ben de asla karnımı tam doldurmayacağım."
Bunun üzerine İblis söylediğine pişman oldu
ve dedi ki:
"Ben de bir daha hiç fikir vermeyeceğim."
|