Padişah II. Mahmut, idam edilen Sait Halet'in mezarının
bulunduğu Galata Mevlevihanesine gelir.
Kendisini karşılayan Mevlevi Şeyhi Kudretullah
Dede'ye Halet'in mezar taşını gösterip:
"Şeyhim, bu Halet için ne buyurursun?" der. On
yıldan fazla bir süre, halkı canından bezdiren bu
şahıs için halk arasında şöyle bir şey söylenirmiş:
"Ne kendi eyledi rahat, ne verdi halka huzur.
Yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubür."
Şeyh Efendi, Padişahım sorusuna engin hoşgörüsüyle
şöyle cevap verir:
"Efendimiz, o da bir Halet idi, geldi geçti."
***
142.
RAHAT BİR UYKU UYUSAM
Rusya'nın istekleri karşısında Padişah II. Mahmut,
Divan şairi Keçecizade İzzet Molla'nın fikrini
öğrenmek ister. Keçecizade, düşüncelerinin yer
aldığı bir tasarıyı Paişaha sunar. Bunun sonucunu
öğrenmek amacıyla da sık sık saraya gidip gelir.
Yine bir gün böyle bir maksatla saraya geldiğinde,
cahil olan Kızlarağası ona şöyle der:
"Molla Efendi, o Rus Çarı'na tacı biz vermedik
mi? Sen niye endişe ediyorsun ki;
padişahımız ondan tacı almasını da bilir."
Adamın bu tavrı karşısında, İzzet Molla, ellerini
havaya kaldırıp şöyle dua eder:
"Allah'ım, şu adamın aklını bir gece olsun bana
versen de, hiç değilse rahat bir uyku uyusam."
***
143.
NEDEN MÜSLÜMAN OLMUYOR?
Şair Keçecizade İzzet Molla'nın evinde yapılan sohbetlerin
birinde Menas Efendi adlı bir gayri müslimin,
İslami bilgilerden pek çoğunu bildiği konuşuluyormuş.
O mekanda bulunan cahil bir adam:
"İyi de bu adam bu kadar bilgili olduğu halde
neden Müslüman olmuyor?" diye sorunca, Keçecizade
İzzet Molla şöyle demiş: "Peki sen bu kadar cahil
olduğun halde neden Hıristiyan olmuyorsun?"
***
144.
BU NE CESARET?
Kaptanıderya Çengeloğlu Tahir Paşa İzmir Valiliği
yaptığı sıralarda bir gün redif askerleri ayaklanıp
konağına saldırmışlar. Paşa, hemen hazırlanıp
ayaklananların arasına dalmış ve:
"Siz Çengeloğlunu öldü mü sanırsınız?" diye bağırmış.
Paşayı arlarında böylesine cesaretli gören
isyancılar hep birden dağılmış ve sözkonusu isyan
böyle bastırılmış. Bu başarısı dolayısıyla kendisini
tebrik etmeye gelenler:
"Bu ne cesaret Paşam," demişler. "Ya isyancılardan
biri çıkıp da tüfeğini size doğrultup ateşleseydi?"
Çengeloğlu Tahir Paşa şöyle cevaplandırmış soruyu:
"Bilmez misiniz? Çengeloğluna vuracak tüfeğin
tetiğini çekmek için on iki manda lazımdır."
***
145.
NEYSE, SİZ GELDİNİZ YA
Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, istanbul'a
gidecek olan Nedimi Şair Nihat Bey'den gelirken
getirmesi için beyaz renkli, çok iyi bir eşek
istemiş. Fakat Nihat Bey eşeği almayı unutmuş. Mısır'a
geldiğinde ise Paşa haklı olarak hemen sormuş:
"Nihat Bey, bizim eşek nerede kaldı?" Şair şaşkınlıkla
şöyle demiş:
"Vallahi unuttum Paşam, şimdi sizi gördüm de
hatırıma geldi."
Paşa, aldığı cevaba memnun olmamış; ama yine
de gülümseyerek şöyle demiş:
"Neyse, siz geldiniz ya, artık lüzumu kalmadı."
***
146.
RAGIP AĞA
Mabeynci Ragıp Ağa, Paşa olarak valiliğe atanmış.
Göreve başlamadan önce büyük adamlara uğrayıp,
onlarla vedalaşmak istemiş. Uğradıkları arasında
emekli olduktan sonra yalısında istirahata çekilen
Sadrazam Koca Hüsrev Paşa da varmış. Hüsrev Paşa,
ziyaretine gelen Ragıp Paşayı:
"Buyurunuz Ragıp Ağa," diye karşılamış. Sohbet
boyunca Ragıp Paşaya, Koca Hüsrev Paşa,
devamlı Ragıp Ağa diye hitap ettiği için
Ragıp Paşa, içinden herhalde Paşaya, Paşa olduğumu
anlatamadım demiş ve Paşa olarak atandığını bir
kez de şöyle anlatmayı denemiş:
"Paşam, Efendimiz, bendenizi huzura çağırıp;
'Sana vezirlik verdim, artık paşa oldun," deyince öyle
sevindim ve öyle şaştım ki anlatamam." Sadrazam
bu kez de şöyle demiş:
"Evet, Ragıp Ağa oğlum. Size vezirliğin verilmesini
işittiğimizde biz de çok şaştık."
***
147.
DOMUZ ETİ YEMEK HARAMDIR
Şeyh Şamil, esir düşmüştü. Önüne getirilen yemeği
büyük bir iştahla yediğini gören Rus Generali,
Şeyh Şamil için; "Beni yemesinden korktum," der.
Bu söz Şeyh Şamil'e iletildiğinde o da Rus
Generaline iletilmek üzere şöyle der:
"Generaliniz boşuna korkuyor, Ona söyleyin, bizim
dinimizde domuz eti yemek haramdır."
***
148.
AVRUPA'YI ALT ÜST EDERLER
Serasker ve Kaptanıderya Süleyman Refet Paşa, Paris
elçiliğinden yurda döndükten birkaç gün sonra
resmi bir törene katılmış. Törende vezirlerden
biri önce askerlere sonra da Paşaya bakıp:
"Acaba bu askerler gibi kaç askerimiz daha olsa
Avrupa'nın altını üstüne getiririz Paşam?" diye sormuş.
Paşa, güümseyerek şu cevabı vermiş:
"Askere lüzum yok ki. Efendilerimizden bir iki
gidip de yönetimi ellerine alsalar Avrupa'yı altüst ederler.
***
149.
SİGORTA ŞİRKETLERİNİN LEVHALARI
Eski Türk evlerinin dış duvarlarına da Ya Hafız
levhaları
(Muhafaza eden Allah (c.c.) anlamında) asılırdı.
İngiliz Büyükelçisi böyle bir levhayı görünce
Keçecizade Fuat Paşaya:
"Bunlar nedir?" diye sormuş.
Fuat Paşa da tam İngiliz anlayacağı bir şekilde
şu cevabı vermiş.
"O gördükleriniz, Osmanlı sigorta şirketlerinin
levhalarıdır."
***
150.
NEYLE YAPILDI?
Keçecizade Fuad Paşa; ileri görüşlü ve yenilikçi
birisiydi. Onun yaptığı bazı işler kimilerince
beğenilmezdi. Bu yüzden hasımları onu sık sık
eleştiri yağmuruna tutarlar, hakkında ileri geri
konuşurlardı. İstanbul sokaklarını bir ara yer
yer kaldırımlarla süslemesi de ayrıca hakkında
dedikoduların çıkmasına neden oldu. Bir gün devletin
ileri gelenlerinen biri ona:
"Bu kaldırımlar neyle yapıldı?" diye sordu.
Fuat Paşa'nın cevabı şöyle oldu:
"Bize atılan taşlardan yapıldı."