01. Bölüm - 02. Bölüm - 03. Bölüm - 04. Bölüm - 05. Bölüm - 06. Bölüm - 07. Bölüm
08. Bölüm - 09. Bölüm - 10. Bölüm - 11. Bölüm - 12. Bölüm - 13. Bölüm - 14. Bölüm
15. Bölüm - 16. Bölüm

141. HALET  İÇİN  NE  BUYURURSUN? Padişah II. Mahmut, idam edilen Sait Halet'in mezarının bulunduğu Galata Mevlevihanesine gelir.
Kendisini karşılayan Mevlevi Şeyhi Kudretullah Dede'ye Halet'in mezar taşını gösterip:
"Şeyhim, bu Halet için ne buyurursun?" der. On yıldan fazla bir süre, halkı canından bezdiren bu 
şahıs için halk arasında şöyle bir şey söylenirmiş:
"Ne kendi eyledi rahat, ne verdi halka huzur.
Yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubür."
Şeyh Efendi, Padişahım sorusuna engin hoşgörüsüyle şöyle cevap verir:
"Efendimiz, o da bir Halet idi, geldi geçti." ***
142. RAHAT  BİR  UYKU  UYUSAM
Rusya'nın istekleri karşısında Padişah II. Mahmut, Divan şairi Keçecizade İzzet Molla'nın fikrini 
öğrenmek ister. Keçecizade, düşüncelerinin yer aldığı bir tasarıyı Paişaha sunar. Bunun sonucunu 
öğrenmek amacıyla da sık sık saraya gidip gelir. Yine bir gün böyle bir maksatla saraya geldiğinde,
cahil olan Kızlarağası ona şöyle der:
"Molla Efendi, o Rus Çarı'na tacı biz vermedik mi? Sen niye endişe ediyorsun ki; 
padişahımız ondan tacı almasını da bilir."
Adamın bu tavrı karşısında, İzzet Molla, ellerini havaya kaldırıp şöyle dua eder:
"Allah'ım, şu adamın aklını bir gece olsun bana versen de, hiç değilse rahat bir uyku uyusam." ***
143. NEDEN  MÜSLÜMAN  OLMUYOR?
Şair Keçecizade İzzet Molla'nın evinde yapılan sohbetlerin birinde Menas Efendi adlı bir gayri müslimin,
İslami bilgilerden pek çoğunu bildiği konuşuluyormuş. O mekanda bulunan cahil bir adam:
"İyi de bu adam bu kadar bilgili olduğu halde neden Müslüman olmuyor?" diye sorunca, Keçecizade
İzzet Molla şöyle demiş: "Peki sen bu kadar cahil olduğun halde neden Hıristiyan olmuyorsun?" ***
144. BU  NE  CESARET?
Kaptanıderya Çengeloğlu Tahir Paşa İzmir Valiliği yaptığı sıralarda bir gün redif askerleri ayaklanıp 
konağına saldırmışlar. Paşa, hemen hazırlanıp ayaklananların arasına dalmış ve:
"Siz Çengeloğlunu öldü mü sanırsınız?" diye bağırmış. Paşayı arlarında böylesine cesaretli gören
isyancılar hep birden dağılmış ve sözkonusu isyan böyle bastırılmış. Bu başarısı dolayısıyla kendisini
tebrik etmeye gelenler:
"Bu ne cesaret Paşam," demişler. "Ya isyancılardan biri çıkıp da tüfeğini size doğrultup ateşleseydi?"
Çengeloğlu Tahir Paşa şöyle cevaplandırmış soruyu:
"Bilmez misiniz? Çengeloğluna vuracak tüfeğin tetiğini çekmek için on iki manda lazımdır." ***
145. NEYSE, SİZ  GELDİNİZ  YA
Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, istanbul'a gidecek olan Nedimi Şair Nihat Bey'den gelirken
getirmesi için beyaz renkli, çok iyi bir eşek istemiş. Fakat Nihat Bey eşeği almayı unutmuş. Mısır'a
geldiğinde ise Paşa haklı olarak hemen sormuş:
"Nihat Bey, bizim eşek nerede kaldı?" Şair şaşkınlıkla şöyle demiş:
"Vallahi unuttum Paşam, şimdi sizi gördüm de hatırıma geldi."
Paşa, aldığı cevaba memnun olmamış; ama yine de gülümseyerek şöyle demiş:
"Neyse, siz geldiniz ya, artık lüzumu kalmadı." ***
146. RAGIP  AĞA 
Mabeynci Ragıp Ağa, Paşa olarak valiliğe atanmış. Göreve başlamadan önce büyük adamlara uğrayıp,
onlarla vedalaşmak istemiş. Uğradıkları arasında emekli olduktan sonra yalısında istirahata çekilen 
Sadrazam Koca Hüsrev Paşa da varmış. Hüsrev Paşa, ziyaretine gelen Ragıp Paşayı:
"Buyurunuz Ragıp Ağa," diye karşılamış. Sohbet boyunca Ragıp Paşaya, Koca Hüsrev Paşa,
devamlı Ragıp Ağa diye hitap ettiği için Ragıp Paşa, içinden herhalde Paşaya, Paşa olduğumu 
anlatamadım demiş ve Paşa olarak atandığını bir kez de şöyle anlatmayı denemiş:
"Paşam, Efendimiz, bendenizi huzura çağırıp; 'Sana vezirlik verdim, artık paşa oldun," deyince öyle
sevindim ve öyle şaştım ki anlatamam." Sadrazam bu kez de şöyle demiş:
"Evet, Ragıp Ağa oğlum. Size vezirliğin verilmesini işittiğimizde biz de çok şaştık." ***
147. DOMUZ  ETİ  YEMEK  HARAMDIR
Şeyh Şamil, esir düşmüştü. Önüne getirilen yemeği büyük bir iştahla yediğini gören Rus Generali,
Şeyh Şamil için; "Beni yemesinden korktum," der. Bu söz Şeyh Şamil'e iletildiğinde o da Rus
Generaline iletilmek üzere şöyle der:
"Generaliniz boşuna korkuyor, Ona söyleyin, bizim dinimizde domuz eti yemek haramdır." ***
148. AVRUPA'YI  ALT  ÜST  EDERLER
Serasker ve Kaptanıderya Süleyman Refet Paşa, Paris elçiliğinden yurda döndükten birkaç gün sonra
resmi bir törene katılmış. Törende vezirlerden biri önce askerlere sonra da Paşaya bakıp:
"Acaba bu askerler gibi kaç askerimiz daha olsa Avrupa'nın altını üstüne getiririz Paşam?" diye sormuş.
Paşa, güümseyerek şu cevabı vermiş:
"Askere lüzum yok ki. Efendilerimizden bir iki gidip de yönetimi ellerine alsalar Avrupa'yı altüst ederler. ***
149. SİGORTA  ŞİRKETLERİNİN  LEVHALARI
Eski Türk evlerinin dış duvarlarına da Ya Hafız levhaları (Muhafaza eden Allah (c.c.) anlamında) asılırdı.
İngiliz Büyükelçisi böyle bir levhayı görünce Keçecizade Fuat Paşaya:
"Bunlar nedir?" diye sormuş.
Fuat Paşa da tam İngiliz anlayacağı bir şekilde şu cevabı vermiş.
"O gördükleriniz, Osmanlı sigorta şirketlerinin levhalarıdır." ***
150. NEYLE  YAPILDI?
Keçecizade Fuad Paşa; ileri görüşlü ve yenilikçi birisiydi. Onun yaptığı bazı işler kimilerince
beğenilmezdi. Bu yüzden hasımları onu sık sık eleştiri yağmuruna tutarlar, hakkında ileri geri
konuşurlardı. İstanbul sokaklarını bir ara yer yer kaldırımlarla süslemesi de ayrıca hakkında
dedikoduların çıkmasına neden oldu. Bir gün devletin ileri gelenlerinen biri ona:
"Bu kaldırımlar neyle yapıldı?" diye sordu.
Fuat Paşa'nın cevabı şöyle oldu:
"Bize atılan taşlardan yapıldı."
Anasayfaya dön Konulara dön
Sadakat.Net©İslami web hizmetleri
Anasayfaya dön Konulara dön
Sadakat.Net©İslami web hizmetleri
Anasayfaya dön Konulara dön
Sadakat.Net©İslami web hizmetleri